Etiket: HAMİLELİK

  • Hamilelik Döneminde Beslenmeye Dikkat

    Diyetisyen Yasemin Batmaca, hamilelik döneminde beslenmeye dikkat çekti.

    İrene Diet & Wellness Uzman Diyetisyenlerinden Yasemin Batmaca, anne ve bebeğin ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için, tüm besin gruplarından her öğünde yeterli ve dengeli miktarlarda tüketilmesi gerektiğini belirterek, “Gelişen bir bebeğin vücut hücrelerinin çoğu proteinlerden yapıldığı için, tüm besin grupları gibi proteinlere dikkat edilmelidir. (Yumurta, et, hindi, tavuk, balık, süt, peynir, yoğurt, kuru baklagiller ve ceviz/fındık/badem gibi kuruyemişlerde bulunur.) Bebeğin ve annenin sağlığı, bebeğin zihinsel ve bedensel gelişimi için gerekli olan folik asit, kuru fasülye, mercimek, ceviz, ıspanak ve buğday zengin kaynaklarıdır. B12 vitamini: Bilişsel fonksiyonlarda görev alan B12 vitamini için süt, peynir, balık zengin kaynaklardır. A Vitamini: Havuç, kayısı, yumurta ve ıspanak zengin kaynaklarıdır. D ve C Vitaminleri çok önemlidir. Demir: Kan yapımında görev alan demirden zengin kaynaklar, yumurta, pekmez, tahin, ıspanak, kuru kayısı, kuru üzüm, kuru baklagillerdir. Kalsiyum: Kemik gelişimi için önemli olan kalsiyum, süt ve ürünlerinde zengindir. Çinko: Bebekte büyüme yetersizlikleri, ölü doğumlar ve doğumsal anomaliler görülebilir. Peynir, badem, ceviz, buğday ve bulgurda zengin olarak bulunur. İyot: Yetersizlikleri düşük ve ölü doğumlara neden olabilen iyot, balık ve deniz ürünlerinde, tavukta, beyaz peynirde, kuru baklagiller, yumurta ve sütte zengin olarak bulunur. Bahsettiğimiz mineraller de mutlaka yeterli miktarlarda alınmalıdır. Tüm bu vitamin ve minerallerde eksiklik söz konusu ise doktorunuz gözetiminde dışarıdan ek olarak verilmelidir. Omega 3 ve omega 6 yağ asitlerinin dengeli alımı, bebek gelişimi için çok önemlidir. (Özellikle, somon, uskumru gibi yağlı balıklar, zeytinyağı, ceviz, yeşil yapraklı sebzeler gibi besinler) beslenmede mutlaka yer almalıdır. Her gün tüm besin gruplarından yeterli miktarlarda tüketilmelidir. Alkol, sigara ve uyuşturucu maddeler kesinlikle kullanılmamalıdır. Kafein aşırı tüketilmemeli, kafein içeren çay, kahve yerine süt, ayran, şekersiz komposto, taze meyve suyu gibi besinler tüketilmelidir. Ayrıca yeşil çay da tüketilmek isteniyorsa kafeinsiz olarak tercih edilmelidir. Hamilelikte sıklıkla yaşanılan, kabızlık problemini önlemek için posa içeren besin tüketimine, yeterli su içmeye ve doktorunuzun izin verdiği ölçüde egzersiz yapmaya dikkat edilmelidir. Yeterli sıvı tüketimine dikkat edilmeli, hamilelikte oluşabilecek olan ödemi azaltmak için mutlaka yeterli su tüketilmelidir. Herhangi bir ilaç, vitamin veya mineral kullanılmadan önce kesinlikle doktora danışılmalıdır. Kilo alımı düzenli bir şekilde kontrol edilmelidir çünkü eksik veya fazla kilo alımının sakıncalı olabileceği unutulmamalıdır” şeklinde konuştu.

  • Hamilelik Sonrası Karın Germe İle Vücudunuzu Rahatlatın

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlgi Güler, hamilelik sonrasında vücudun rahatlaması için karın germe operasyonu önerisinde bulundu.

    Karın germenin karın ve bel bölgesindeki yağların fazlalık olan cilt ile birlikte alınması işlemi olduğunu kaydeden Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlgi Güler, “Ameliyatta gevşemiş olan karın ön duvarı kasları onarılır. Doğum yapmış ve/veya aşırı kilo alıp vermiş karın ön duvarı zayıflamış kişilerde uygulanabilir. Karın bölgesinde deri ve yağ fazlalığı sadece öne doğru eğilir pozisyonda belirginleşiyorsa mini karın germe yeterli olabilir. Karnın sarkıklığı ile kıyafet seçiminde zorlanan, öne ağırlık nedeniyle bel ve sırt ağrıları olan, sürtünme ile çeşitli deri bozuklukları olan hastalara karın germe uygulanabilir. Bireyin gerçekçi beklentiler içinde olması en önemli faktördür. Ayrıntılı medikal öykünüz alınır. Alerjiniz ve ilaç kullanımınız sorgulanır. Ek hastalığınız varsa kontrol altına alınmış olmalıdır. Fizik muayeneniz yapılır. Fotoğraflarınız çekilir. Anestezi hazırlıklarına başlanır” diye konuştu.

    Ameliyat öncesinde kan dolaşımını azalttığı ve yara iyileşmesini bozduğu için sigaranın bırakılması gerektiğini belirten Dr. Güler, “Kanamayı artırabilecek aspirin, antiinflamatuar ilaçlar gibi medikal tedavilerin kontrol altında bırakılması ve kullanılmaması gerekir” dedi.

    KARIN GERME NASIL YAPILIR?

    Dr. Güler, “Abdominoplasti genel anestezi altında ameliyathane şartlarında yapılır ve ortalama 3 saat kadar sürer. Abdominoplastide kesi bikini çizgisi içinde kalacak şekilde planlanır. Karın ön duvar kaslarındaki zayıflama onarıldıktan sonra (plikasyon) deri aşağı doğru gerilerek fazla cilt ve yağ dokusu çıkarılır, göbek deliğinin yeni yeri planlanır ve yeni göbek deliği oluşturulur. Kesiler deri altında kalan eriyebilen dikişlerle kapatılır. Mini abdominoplastide kesi daha kısadır, yine fazla deri ve yağ dokusu çıkarılır, kas onarımına gerek olmayabilir. Tam karın germe ameliyatı sonrası vücut hatlarının belirgin olması için ameliyat liposakşın (yağ emme) ile beraber uygulanabilir. Kombine ameliyatlarda önce liposakşın uygulanarak bel bölgesindeki fazlalık yağlar da alınır. Ameliyat sırasında hastaya emboli koruyucu çorap giydirilir, idrar sondası takılır. Ameliyat sonrası kesi hattına biriken kanların dışarı alınmasını sağlayan direnler konulur. Karın korsesi takılarak ameliyat bitirilir. Karın germe sonrası dönem 1-3 gün sonra drenler çekilerek taburcu edilirsiniz. Ameliyat sonrası dönemde ağrı kesicilerle giderilebilen ağrılar olabilir. 2-4 hafta sonra işe dönebilirsiniz, 3. haftadan sonra ameliyatın vücutta neden olduğu değişiklik fark edilmeye başlanır. Ortalama 4 hafta korse kullanılması önerilir. 2 ay kadar ağır kaldırmadan ve ağır sporlardan kaçınmanız önemlidir” şeklinde konuştu.

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. İlgi Güler, karın germe risklerini de şöyle açıkladı:

    “Ameliyatın nadir olmakla beraber en korkulan riski akciğer embolisidir. Aşırı obez, sigara kullanan, diabeti olan ileri yaş hastalarda bu risk artar. Ameliyat sırasında kullanılan varis çorapları, ameliyat sonrası dönemde hastanın mümkün olduğunca erken ayağa kalkıp yürümesi bu riski oldukça azaltır. Yara iyileşme bozuklukları, enfeksiyon ve ameliyat bölgesinde sıvı birikimi diğer komplikasyonlar arasında sayılabilir. Karın germe ameliyatında karın kasları kesilmediğinden (hatta güçlendirilir) ameliyat sonrası ileriki dönemlerde hastanın gebe kalmasında hiçbir sakınca söz konusu değildir.”

  • Hamilelik Psikolojik Riskleri Artırıyor

    Psikolog Nurdan Gündoğdu, hamileliğin anne adaylarını doğum sonrasına kadar uzanan süreçte, çeşitli psikolojik rahatsızlıklara açık hale getirdiğini söyledi.

    Medilife Beylikdüzü Hastanesi Psikoloji Bölümü’nden Klinik Psikolog Nurdan Gündoğdu, hamilelerde depresyon, kaygı ve travma sonrası stres bozukluğu gibi psikolojik problemlerin ortaya çıkabileceği uyarısında bulunarak, her 10 anne adayından birinde bu rahatsızlıkların belirlendiğini belirtti.

    Gündoğdu, “Hamilelik, sadece kadında yol açtığı fiziksel değişimle değil, duygusal ve psikolojik yansımalarıyla da, anne adayları için, yeni bir sürecin başlangıcını oluşturuyor” dedi.

    Anne adayının, doğum öncesi ve sonrası, psikolojik rahatsızlıklara yakalanma riskinin oldukça yüksek olduğuna dikkat çeken, Klinik Psikolog Nurdan Gündoğdu “Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı araştırmaya göre, hamile kadınların yüzde 10’nun psikolojik rahatsızlıklara yakalandığı tespit edilmiştir. Bu oran, ülkemizin de içinde bulunduğu, gelişmişlik düzeyi artan ülkelerde daha da fazladır” dedi.

    Hamile kadınların en çok yakalandığı psikolojik hastalıklardan birinin, depresyon olduğunu anlatan Klinik Psikolog Nurdan Gündoğdu, “Doğum öncesi ve sonrası annenin depresyona girme riski artmaktadır. Bakım veren anne depresyon sebebiyle kendine ve bebeğine bakamaz hale gelebilir. Bu anneyi olumsuz yönde etkileyebileceği gibi, bebeği gelişimsel açıdan da olumsuz etkileyecektir. Bebeğin ihtiyaçlarının karşılanamaması ya da aksaklığa uğratılması, bebeğin ilerleyen hayatında insan ilişkilerinde zorluk yaşamasına neden olabilir, bebek kişilik bozukluğu geliştirebilir, depresyona girme riskini artırabilir” uyarısında bulunuyor.

    Bu dönemin anne için de son derece zor bir süreç olduğunu, hatta depresyondaki annenin intihar etme riskinin bile artabileceğini ifade eden Nurdan Gündoğdu, “Ayrıca diğer aile üyeleri de ( eş ve diğer çocuklar, anneanne, babaanne, dede gibi) bu durumdan etkilenecektir. Bakım veremeyen annenin ihtiyacına aile üyelerin desteği gerekebilir. Sosyal desteği kuvvetli olmayan anne, bu durumdan daha çok etkilenebilmektedir. Baba, annenin psikolojik durumundan etkilenebilmekte ve bu durum onun iş hayatında ve özel yaşantısında sorunlar yaşamasına sebep olabilmektedir” şeklinde konuştu.

    Hamilelikte bir diğer ruhsal problemin, annenin kaygı seviyesinin doğum öncesi ve sonrasında yükselmesi olduğuna işaret eden Klinik Psikolog Nurdan Gündoğdu, bu durumun tüm aile için hayatı kabusa dönüştürebileceğine vurgu yapıyor ve bu aşırı kaygı halini şöyle anlatıyor:

    “Anne bebeğinin sağlığı hakkında endişeye kapılabilir, bebeğe zarar verilebileceği korkusu yaşayabilir. Örneğin, bebeğe mikrop bulaşabileceğini, hasta olabileceğini, üşütebileceği konusunda normalden fazla düşünmeye başlayabilir. Bebeğe hastalık bulaştırabileceği ya da zarar verebileceği düşüncesiyle bebeğe dokunamaz ya da başkalarına dokundurtmayabilir. Sürekli bunları düşünerek hayatı olumsuz yönde etkilenebilir. Bebeğe yeteri kadar iyi bakım veremediği, yetersiz bir anne olduğu hissine kapılarak kendini suçlayabilir.”

    “ÇOCUKLUĞUN KÖTÜ İZLERİ GEBELİKTE SU YÜZÜNE ÇIKIYOR”

    Hamileliğin anne adayında çocukluktaki kötü izleri de su yüzüne çıkarabileceğini kaydeden Klinik Psikolog Nurdan Gündoğdu, “Şayet anne çocukluk döneminde cinsel istismara uğradıysa, psikolojik ve fiziksel şiddete maruz kaldıysa, hamileliği süresi ve sonrası, annede Travma Sonrası Stres Bozukluğu yaşama riski de artacaktır. Bu durumda yaşadığı kötü tecrübeler gözünde canlanabilir. Anne adayı, kendi geçirdiği çocukluk dönemini hatırlayacaktır ve çocuğa da olumsuz şekilde davranabilir” uyarısında bulunuyor.

    Annenin ruhsal sağlığının, hamilelik dönemi ve sonrasında, fiziksel sağlığı kadar önemli ve ciddiye alınması gereken bir konu olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Nurdan Gündoğdu, “Anne ve anne adayı, psikolojik tedavi ve terapi ile normal sağlığına kavuşabilmektedir. Daha mutlu anneler gülümseyen bebekler ve sağlıklı bir nesil devamı için, lütfen bebek bekleyen çiftler ve yeni bebeği olanlar, bu dönemde yardım almaktan çekinmesinler ve gecikmesinler” diye konuştu.

  • Hamilelik Döneminde Saçlara Dikkat

    Normalde saçlarımızın yüzde 85-95’i uzama, yüzde 5-15’inin ise dinlenme aşamasında olduğunu belirten uzmanlar, dinlenme aşamasının sonunda saçların genellikle yıkama ve tarama sırasında döküldüğünü, daha sonra yeni saç telleri bunların yerini aldığını kaydetti.

    Este Sense Medikal Estetik Merkezi Kurucusu Türkan Sezer, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, “Hamilelik sırasında yükselen östrojen seviyeleri nedeniyle uzama aşamasının süresi uzarken dinlenme aşamasında olanlarınki kısalır; dolayısıyla da dökülen saç sayısında bir azalma meydana gelir. Yani gebelikte hiç sahip olmadığınız kadar güçlü ve parlak saçlara sahip olabilirsiniz. Ancak, doğum sonrası östrojen seviyesinin aniden düşmesi sonucu birçok saç teli hızla dinlenme aşamasına geçip dökülmeye başlar. Bu dökülme zamanla azalarak doğumdan sonra 6-12 ay içinde eski haline döner. Doğum sonrası saç dökülmesi kalıcı bir saç dökülmesi değildir ve bu durumda herhangi bir tedavi uygulanması gerekmez” dedi.

    EMZİREN ANNELERE ANNE BAKIMI

    Anneliğin şüphesiz dünya üzerindeki en kutsal duygu olduğunu ifade eden Sezer, “Hamilelik ve emzirme sürecinde bebeğinin sağlığını ilk sırada tutan anneler, bu dönemde bebeğine zarar verme endişe ile hiçbir kişisel bakım sürecine girmeden geçiriyor. Gelişen teknoloji uygulamalar ile anne adayları ve emziren anneler artık kişisel bakımları ve güzellikleri için çeşitli yöntemleri uygulayabiliyor” diye konuştu.

    Türkan Sezer, anneler ve anne adayları için uygulanan yöntem hakkında şu bilgileri verdi;

    “Hamilelik ve doğum sonrası süreçte yaşan fiziksel ve hormonal değişimler bazı anne adaylarında beklenmedik olumsuz cilt sorunlarına neden olabiliyor. Bizler kliniğimizde geliştirdiğimiz ‘anne bakımı’ ile bu sorunların tedavisini yapıyoruz. Hiçbir risk ve yan etkisi olmayan bu bakım sonucunda anneler ve adaylarda mutlu oluyor.

    Anne bakımı nano-teknolojik ürünlerin kullanılarak yapıldığı özel bir bakımdır. Kana karışmadığı gibi cilt tarafından emilmesi bebek için her hangi bir tehlike oluşturmaz. Yapılan bakım sonucunda güzelleşen cilt ile lahusalık dönemini daha mutlu atlattığını söyleyen hastalarım oldukça fazla.”

  • Hamilelik Döneminde Kabızlık Sorununa Dikkat

    Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci, hamilelik döneminde kabızlık sorununa dikkat çekerek, “Kabızlık sorunu kötü bir hamilelik geçirmemize ve yaşam kalitemizin düşmesine neden olur” dedi.

    Hamilelik döneminde, hormon değişiklikleri, bebeğin bulunduğu alan, annenin aldığı ilaçlar, beslenme tarzı ve fiziksel aktivite durumunun kabızlığı tetikleyen nedenler arasında olduğunu belirten Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci, “Gebelik süresince kullanılan demir ilaçları, hareketsiz yaşam tarzı, lif tüketimi azlığı, annenin psikolojik olarak strese girmesi, kahve, kola, muz gibi besinlerin sıklıkla tüketilmesi ve öğün atlanması anneler için bu dönemde ciddi sindirim sorunları oluşturabilir. Kabızlık sorunu özellikle hamile bayanlarda su içimiyle de alakalıdır. Gebelik döneminde günde ortalama 2 ltye yakın su tüketimi önerilmektedir. Yeterli su tüketmeyen annelerde kabızlık sıklıkla karşılaşılan bir sorundur. Bu sorunla baş etmek için başlıca çözüm yollarından biri günlük su ihtiyacını karşılayabilmektir. Yeterli su ihtiyacını karşılayamadığını düşünen anne adayları, meyve suyu, meyve ya da sıvı gıdalarla ( çorba, cacık, komposto gibi ) bu açığı kapatabilirler.” diye konuştu.

    Lifli gıda tüketiminin hamilelik döneminde büyük önem taşıdığını kaydeden Uzman Diyetisyen Nilay Keçeci, şöyle konuştu:

    “Anne adaylarının, haftada en az 2 defa, kuru baklagiller yemeği ya da sebze yemeği tüketmeleri gerekmektedir. Her türlü çiğ sebze ve meyve, esmer ekmekler ve esmer ürünlerden yapılmış yiyecekler yeterli oranda lif tüketimi sağlayacaktır. Bu dönemde faydalanabileceğimiz, hem lif hem de B vitamini kompleksi yüksek olan yulaf, bağırsak hareketlerini rahatlatır ve annelerin daha rahat boşaltım yapmalarına yardımcı olur. Yulafın belirli oranlarda yoğurt ve meyve ile karıştırılarak tüketilmesi hem anneler için uygun bir ara öğün olacak hem de bağırsak hareketlerini rahatlatacaktır. Günde belirli aralıklarla egzersiz yapmak kabızlık sorunu için birebirdir. Anne adaylarının haftada en az 3 defa, 30 dakika ve üzeri hafif tempolu yürüyüşü ya da hafif egzersiz hareketleri gebelik boyunca hem kabızlık sorununu hem de fazla kilo alımlarını engeller. Gebelik dönemi boyunca hareketsiz olan anne adaylarında kabızlık sorunu daha fazla izlenmektedir. Bu dönem boyunca hem beslenme hem de hareketine dikkat eden ancak kronik olarak bu problemle karşılaşan anneler için bir uzmana danışmaları ve uzman desteğinde tedavi uygulanması önemlidir.”