Etiket: Ham

  • Manisa’da fabrikanın ham maddelerinin bulunduğu alanda yangın

    Manisa’da fabrikanın ham maddelerinin bulunduğu alanda yangın

    Manisa Muradiye Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren bir fabrikanın ham maddelerinin bulunduğu alanın dış bölümünde çıkan yangın kısmen kontrol altına alındı.

    Yangın, akşam saatlerinde Muradiye Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren bir beton fabrikasının ham maddelerinin bulunduğu alanda çıktı. Fabrikanın dış bölümünde bulunan plastik atıkların toplandığı alanda çıkan yangına ilk müdahale fabrika çalışanları tarafından yapılırken, Manisa Büyükşehir Belediyesine bağlı itfaiye ekibi olay yerine sevk edildi. Yangının plastik atıkların bulunduğu bölümde çıkması nedeniyle ekipler tarafından güçlükle müdahale edildi. 12 itfaiye aracı ve 20’ye yakın personelin müdahale ettiği yangın yaklaşık 45 dakikada kısmen kontrol altına alındı. Ekipler tarafından yangının kontrol altına alınarak tamamen söndürülmesi amacıyla çalışmalar devam ediyor.

  • Prof. Dr. Boyacıoğlu:”Balı ham haliyle tüketin”

    İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümünden Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, piyasadaki ballar üzerinde üniversitede yaptıkları analizler sonucunda, bala uygulanan işlemlerin etiketlerde belirtilmediğini ve tüketicilerin doğru bilgilendirilmediğini ifade etti. Boyacıoğlu, balın besin değeri ve faydası için pastörize ve filtre edilmemiş ham halini tüketilmesinin önemli olduğunu duyurdu.

    Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu balı, arıların bitki nektarları ve salgılardan ürettiği, kendine özgü maddeler ile birleştirerek değişikliğe uğrattığı, su içeriğini düşürdüğü ve petekte depolayarak olgunlaştırdığı doğal ve değerli bir besin olarak tanımladı.

    Balın bileşiminde proteinler, enzimler, vitamin, mineraller ve antioksidan özellik taşıyan fenolik flavonoid bileşenlerinin yer aldığını dile getiren Prof.Dr. Boyacıoğlu, balın içeriğinde ise B1, B2, B3, B5, B6, C vitamini ile sodyum, kalsiyum, potasyum, magnezyum, fosfor, çinko, bakır, demir gibi minerallerin yer aldığını belirtti.

    Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu, balın içerisindeki bu değerli bileşenlerin korunması için balın pastörize ve polenleri tutacak derecede filtre edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.

    “Tüketiciye doğru bilgi verilmiyor”

    Prof.Dr. Boyacıoğlu şöyle devam etti: “Pastörizasyon, 65-76 derece aralığında uygulanan ısıtma işlemidir. Süt, meyve suyu gibi ürünlere uygulanmaktadır. Pastörizasyon işlemi ballarda kristalizasyon yani şekerlenmeyi önlemek için yapılmaktadır. Bu işlem ile ballar raflarda daha uzun süre şeffaf berrak bir şekilde kalmaktadır. Ticari amaçla uygulanan bu işlem, balın içerisindeki enzimlerin, proteinlerin, vitaminlerin ve antioksidan maddelerin zarar görmesine neden olur, dolayısıyla besin değerini azaltır. Bal binlerce yıldır; yara ve yanıkların tedavisinde, cilt rahatsızlıklarında ve mide hastalıklarında da kullanılmaktadır. Fakat balın besin değerinden ve faydalarından bahsedebilmemiz için balın pastörize ve filtre edilmemiş ham halini tüketmeliyiz.”

    “Pastörize bal olduğu etiketlerde belirtilmiyor”

    Pastörize edilen ballarda bu işlemin etikette belirtilmesi gerektiğini işaret eden Prof.Dr. Boyacıoğlu, “Fakat şu anda raflarda gördüğümüz pek çok üründe bu ifade belirtilmiyor. Bu durum tüketicinin konu hakkında eksik bilgilendirilmesine yol açıyor. Türk Gıda Kodeksi Bal Tebliği’ne göre 45 derecenin üzerine ısıtılan balların fırıncılık balı olarak adlandırılır, bu balların sadece fırıncılık ürünlerinde kullanılabilir ve rafta satışa sunulmaması gerekir. Fakat raflarda satılan birçok ürünün pastörize ve aşırı filtre edilmiş olmasına rağmen etiketlerde bu belirtilmiyor ve tüketiciye bu şekilde ulaşıyor.”diye konuştu.

    “Piyasada satılan balların analizi üzücü”

    Prof.Dr. Boyacıoğlu, piyasada satılan balları İstanbul Teknik Üniversitesi laboratuvarlarında analiz ettiklerini belirterek, “ Balda özellikle invertaz enzimi yüksek sıcaklığa karşı hassastır. Dolayısıyla balın invertaz aktivitesinden, pastörize edilip edilmediği anlaşılmaktadır. Piyasadan topladığımız toplam 36 adet bal örneğinin 29’unda invertaz değeri, 45 derecenin üzerine ısıtılmamış ham ballarda literatüre göre olması gereken minimum değerin (80 U/kg) altında çıkmıştır. Pastörize ve filtre edilmemiş ham bal örneklerinde ise bu değer 130 – 310 (U/kg) arasında değişmektedir. Bu sonucun da bize gösterdiği üzere, balın içerisindeki enzimlerin ve değerli besin öğelerinin korunması için pastörize edilmemiş olması önemlidir.”ifadelerine yer verdi.

    “Ham balın besin değeri daha yüksek”

    Ham balın kovandan alındığı hali ile tüketime sunulan doğal bal olduğunun altını çizen Prof.Dr. Boyacıoğlu, “Pastörize ve filtre edilmemiştir. Pastörizasyon balın içerisinde doğal olarak bulunan enzimler, vitaminler ve antioksidan özelliğe sahip bazı fenolik ve flavonoid yapıdaki faydalı bileşenlerin azalmasına neden olurken; filtrasyon da balın içerisinde doğal olarak bulunan polenlerin azalmasına neden olur. Ham bal, pastörize edilmediğinden ve filtre edilmediğinden besin içeriği tüm doğallık ve saflığıyla korunmaktadır. Buradaki filtrasyon, polenleri tutacak derecede yapılan ince filtrasyondur. Kaba bir filtrasyon, balın içerisindeki arı kanadı gibi yabancı maddelerin uzaklaştırılması için tabii ki gereklidir. Fakat ince filtrasyonda, balın içerisindeki polenler de kaybolmaktadır. Bu da tercih edilen bir durum değil, fakat ne yazık ki piyasadaki ballarda bu işlem uygulanmaktadır.”dedi.

    “Balık kristalleşmesi doğal bir olaydır”

    Kış mevsiminde baldaki kristalleşme olayına da açıklık getiren Prof.Dr. Boyacıoğlu, “Ham balda bu işlem uygulanmadığı için doğal olarak kristalleşme görülebilir. Balın kristalleşmesi tamamen doğal bir olaydır. Kristalleşmiş balın tüketilmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Bu kimyasal bir bozulma belirtisi değil, fiziksel bir değişimdir. Bal kristal halde de doğrudan tüketilebilir. Üstelik ham bal içerisindeki değerli bileşenler korunduğundan yüksek antioksidan ve anti-bakteriyel aktivite de göstermektedir.”

  • 2 milyon liralık ham pamuk son anda kurtarıldı

    Denizli’nin Sarayköy ilçesinde bir pamuk fabrikasında çıkan yangın, maddi değeri 2 milyon lira değerinde olduğu iddia edilen ham pamuğun bulunduğu alana uluşmadan itfaiye ekipleri tarafından son anda söndürüldü.

    Edinilen bilgiye göre, Denizli’nin Sarayköy ilçesi Sığma Mahallesi’nde bulunan Ömer Güneğri’ye ait pamuk işleme fabrikasında henüz belirlenemeyen bir nedenden dolayı yangın çıktı. Yangın kısa süre içerisinde büyüdü. Fabrikada çalışan işçilerin yangını haber vermesiyle olay yerine çok sayıda itfaiye ekibi gönderildi. İtfaiye ekiplerinin erken müdahalesi sonucu alevler, maddi değeri 2 milyon lira olduğu öne sürülen ham pamuğun olduğu bölüme uluşmadan söndürüldü.

    Yangına, Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı’na bağlı 10 yangın söndürme aracı ve 30 personel ile müdahale edildiği bildirildi.

    Yangının çıkış nedeniyle ilgili araştırma başlatıldı.

  • Şanlıurfa’da ham petrol yüklü tır devrildi, faciadan dönüldü

    Şanlıurfa’da içerisinde ham petrol yüklü deponun bulunduğu tırın devrilmesi sonucu yol kenarına dökülen tonlarca yakıt gölet oluşturdu.

    Edinilen bilgiye göre kaza, Suruç – Şanlıurfa yolunun Kızılburç kırsal mahallesi mevkisinde meydana geldi. Sürücüsü belirlenemeyen, içerisinde ham petrol yüklü deponun bulunduğu 35 NLB 53 plakalı tırın devrilmesi sonucu yol kenarına tonlarca yakıt döküldü. Dökülen tonlarca ham petrol yol kenarında gölet oluşturdu. Polis güvenlik önlemi alırken, yaralı tır sürücüsünün ise yoldan geçen başka bir sürücü tarafından hastaneye kaldırıldığı iddia edildi.

    Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Türkiye’de ilk defa üretildi: ‘Ham madde olarak seramik kullanılan 3 boyutlu yazıcı’

    Eskişehir’de bulunan bir tasarım atölyesinde Türkiye’de ilk defa ham madde olarak kilin kullanıldığı 3 boyutlu yazıcı üretildi.

    Endüstriyel işletmelerin ya da büyük ölçekli üretim yapan fabrikaların maliyetlerinin önemli ölçülerde azaltılmasının önünü açan 3 boyutlu yazıcılar, daha kaliteli ve dayanıklı ürünler elde edilmesini sağlıyor. Hammadde olarak genellikle bakır, bronz, seramik, ahşap, bambu hatta sıvı reçinenin kullanıldığı yazıcılarda son dönemlerde farklı ürünler de değerlendiriliyor. Bu kapsamda yola çıkan baba ve oğul, Türkiye’de ilk defa Eskişehir’de plastik yerine kil kullanılan yazıcı tasarlandı. Türkiye’de daha önce yapılmamış olan bu 3 boyutlu yazıcı ile çizilen objeler kil ile üretilirken baba Cenk ve oğul Ulaş Tigin, ilerleyen dönemlerde ürünlerini geliştirmek istiyor.

    “En son tasarladığımız model Türkiye’de bir ilk”

    Eskişehir’de Tripedia Tasarım Atölyesinin işletmeciliğini yapan Makine Mühendisi baba Cenk Tigin tasarladıkları modelin Türkiye’de bir ilk olduğunu ifade ederek, “Biz normalde plastikle çalışan 3 boyutlu yazıcıları hem tasarlıyoruz hem üretiyoruz. En son tasarladığımız model Türkiye’de bir ilk. Plastik yerine kilden üretim yapıyor ve ham madde olarak kil kullanılıyor. Bizim zaten 3 yıllık bir tecrübemiz var. Anadolu Üniversitesi’nden gelen bir istek üzerine beraber çalıştık. Daha önce kullandıkları bizimkinin üçte biri ebatlarında baskı yapabilen bir makineydi. Büyük bir makine yapıp yapamayacağımızı sordular. Biz de araştırdık, inceledik 2 aylık bir tasarım sürecinden sonra Türkiye’de ki ilk kil makinesini tasarladık ve üretmeyi başardık. Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi daha çok kendi tasarımlarını üretmek için kullanıyor. Biz şu anda makineyi denemek için internetten indirdiğimiz ve ya kendi tasarladığımız objeleri çizdik ve makinede üretmeyi başardık. Bundan sonrasında Anadolu Üniversitesi kendi tasarımlarını bu makine ile üretecek. Boyut olarak 400 milimetre çapında ve 700 milimetre boyunda döküm yapabiliyor. Biz şu anda bunu daha çok atölye, ev ve ya okullarda kullanılabilecek şekilde masaüstü modelini tasarlıyoruz. Eylül ayının sonuna doğru da onu üretmeyi planlıyoruz” dedi.

    “Farklı malzemeler üzerinde ilerlemeyi planlıyoruz”

    Anadolu Üniversitesi Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Endüstriyel Tasarım Bölümü mezunu Ulaş Tigin ise daha farklı malzemeler ile üretim yapmak istediklerini ifade ederek, “Makinenin tasarımını henüz bitirdik. İlk siparişimizi de bu hafta içerisinde teslimat yapacağız. Gelecekle ilgili durumları henüz bilemiyorum ama yurt dışında da çok nadir bir teknoloji. Özellikle seramikle çalışan 3 boyutlu yazıcılar. Gelecekte bunu değerlendireceğiz. Biz burada farklı bir teknoloji çalıştık. Normalde çalıştığımız teknoloji plastik malzemeyi eriterek, üst üste bindiren bir sistem. Biz burada direk sıvı materyalleri basınçlı bir tüpün içerinden kafa kısmına aktararak baskı sağlıyoruz. bu farklı teknoloji bize plastik dışındaki malzemeleri kullanma imkanı sunuyor. Sıvı olarak kullanabildiğimiz farklı polimerler, farklı kil gibi malzemeleri kullanıyoruz. Bu konuda malzemeyi de detaylandırıp farklı malzemeler üzerinde ilerlemeyi planlıyoruz. Biz bundan 5 sene önce evimizin garajında başladık. Yaklaşık 1.5 senelik bir çalışmanın ardından beraber bir şirket kurup bunu profesyonel hayata dökmeye karar verdik. Son üç senedir de profesyonel olarak bu işi yapıyoruz” şeklinde konuştu.