Etiket: Haklarının

  • İletişim Bilimleri Fakültesi’nde telif haklarının önemine dikkat çekildi

    Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi ve Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği (RATEM) ortaklığında “Radyo Televizyon Yayıncılığı ve Telif” başlıklı konferans ile İletişim Fikirleri Yarışması “Aklıma Bir Fikir Geldi” sergisinin açılışı yapıldı.

    İletişim Bilimleri Fakültesi Frig Salonu’nda düzenlenen konferans kapsamında Radyo Televizyon Yayıncılığı ve Telifi hakkında farkındalık adına katılımcılar bilgilendirildi. Konferansın öncesinde ise İletişim Fikirleri Yarışması sonucunda ortaya çıkan çalışmaların yer aldığı “Aklıma Bir Fikir Geldi” sergisinin açılışı, İletişim Bilimleri Fakültesi Sergi Salonu’nda gerçekleştirildi.

    “Telif hakkı konusunda farkındalık oluşturmak istiyoruz”

    Konferansın açılışında konuşan Radyo Televizyon Yayıncıları Meslek Birliği Başkanı Yusuf Gürsoy, “Telif hakları konusunun bizim için olduğu kadar Türkiye için de önemli olduğunu düşünüyorum. RATEM’e gelecek olursak, özel bir kanunla kurulmuş bir meslek örgütüyüz. Daha geniş çerçevede ele almak gerekirse telif hakları örgütü olduğumuzu söyleyebiliriz. ‘Radyo Televizyon Yayıncılığı ve Telifi’ hakkında bir farkındalık oluşturmak istiyoruz. Üniversiteleri de merkezimize almamızın nedeni bundan dolayı” şeklinde konuştu.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı Uzmanı Ahmet Yener Koçak ise “Telif hakkı nedir? Telif Hakları Genel Müdürlüğü Ne İş Yapar?” gibi bilgileri paylaştığı konuşmasında, “Telif hakkı kişinin fikri emeğiyle meydana getirdiği ürünler ve eserler üzerinde hukuken sağlanan haklardır. Telif koruması elde edebilmek için öncelikle bir eser elde edilmesi gereklidir. Telif Hakları Genel Müdürlüğü de telif haklarının korunması için stratejiler üretmekte ve bu konuda mevzuatlar üretmektedir” dedi.

    Avukat Barış Günaydın,konu hakkında “Konumuz telif ama ben burada sizlerle biraz da fikri mülkiyet kavramını paylaşmak istiyorum. Maddi anlamda malınıza el konulması nasıl canınızı yakıyorsa; maddi olmayan, sizin bir üretiminiz sonucu ortaya çıkan eserin başkası tarafından kullanılması da aynı şekilde canınızı yakabilir” ifadelerini kullandı ve ardından telif hakkının hukuki boyutu hakkında dinleyenlere bilgiler verdi.

    Konferans soru-cevap kısmının ardından sona erdi.

  • Başkan Akın; “Türk kadını haklarının farkında olmalı”

    MHP’li Germencik Belediye Başkanı Ümmet Akın, 5 Aralık Kadınlara Seçme ve Seçilme Hakkı verilişinin 82. yılında bir kutlama mesajı yayımladı.

    Başkan Ümmet Akın, “Türk kadını, Türklerin tarih sahnesine çıktığı andan itibaren eşit haklara sahiptir. Kadınlarımız üretimde olduğu kadar savaş ve siyaset konularında da etkindir. Ulusal Kurtuluş Savaşında da kadınlarımız erkeğiyle birlikte yan yana, omuz omuza mücadele etmiştir. Bunu çok iyi bilen Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk modern dünyada kadın ve erkeğin tüm alanlarda eşit haklara sahip olması gerektiğine inanmaktadır. Atatürk ‘Ey Türk kadını sen yerlerde sürünmeye değil, omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın’ diyerek, 5 Aralık 1934’te Kadınlara Milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkı verilmesini sağlayan yasa ile çağdaşı birçok ülkeden önce Türk kadınının ülke siyasetinde etkin rol alma hakkını elde etmesini sağlamıştır. Türk kadının bir birey olarak kabul edilmesini sağlayan en önemli adımlardan biri olan Kadınlarımıza Seçme ve Seçilme Hakkı’nın verilmesinin 82. Yıldönümünde sadece parlamentoda değil, hayatın tüm alanlarında kadınlarımıza ve erkeklerimize eşit koşullarda hak tanınması dileğiyle tüm kadınlarımızın Seçme ve Seçilme Hakkı’nı kazandıkları bu özel gününü kutlarım.” dedi.

  • Tepebaşı’nda ‘Türkiye’de Kadın Haklarının Gelişimi’ Söyleşisi

    Tepebaşı Belediyesi, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü nedeniyle “Türkiye’de kadın haklarının gelişimi” konulu bir söyleşi düzenledi.

    Özdilek Sanat Merkezi’ndeki söyleşide konuşan Anadolu Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Güneş, kadın sorununun bir insanlık, demokrasi ve özgürlük sorunu olduğunu belirtti. İnsanlığın uygarlaşmasına paralel, bazı toplumlarda nispeten çözümler üretildiğini, bazılarında da sorunun derinleştiğini anlatan Güneş, tek tanrılı dinlere bakıldığında bütün olumsuzlukların kaynağı olarak kadının görüldüğünü, Rönesans ve aydınlanmalar dönemi başladığında da, sorunun bu olmadığının anlaşıldığını kaydetti. Cumhuriyet’in ilk yıllarında Türkiye’deki kadının durumuna ilişkin konuşan Güneş, din unsuru ve ideolojinin olumsuz yansımalarının olduğunu belirterek, “Türk kadınının milli mücadelede önemli bir yeri vardır. 2. Meşrutiyet’le birlikte kurulan cemiyetlerde ve düzenlenen mitinglerde konuşmacı olarak görmekteyiz. Savaş başladığında da eline silahı alıp cephede savaşmıştır” dedi.

    Anadolu Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Kemal Yakut da, Osmanlı’da kadın hareketleri üzerinde durarak, “Osmanlı’da kadının adı yoktu” dedi. Tanzimatçı reformistlerin toplumun kurtulabilmesi için aileden ve kadından başlanması gerektiğini savunduklarını, ancak kadını yeniden kodlayarak, onları “iyi bir anne, iyi bir eş” olarak görmenin ötesine taşıyamadıklarını vurguladı. Yakut, “Osmanlı’da kadın hareketi 19. yüzyılın 2. yarısında başlıyor. 19. Yüzyılın son çeyreğinde bazı aydınlar İslâm ve kadın teması üzerinde sıklıkla durmuştur. Bunlardan biri olan Şemsettin Sami, kadınların durumunun eczacılık, öğretmenlik, ticaret gibi mesleklerde daha fazla başarılı olabileceklerini öne sürmüştür. Bazı gazete kadrolarında ve yardım derneklerinde kadınların varlığını görüyoruz 23 Temmuz 1908, kadın hakları tarihinde tam bir milattır. Hürriyet, eşitlik, adalet, kardeşlik temel ilkeleriyle hareket edilmiştir. Bu dönem ayrıca 1. Cumhuriyetçi feminist dönem olarak nitelendirilmekte. Bu hareketin sonucunda Kadınlar Halk Fırkası kurulması girişimi başlatılmıştır” dedi.

    Eskişehir Barosu avukatlarından Pınar Çelik Arpacı da, mahkeme kararlarının tanınmadığı bir ortamda, kadın haklarının tanınmasının güç göründüğünü savunarak, kadına yönelik şiddetin bir insan hakları ihlali olduğunu belirtti. Arpacı, “Kadın bedeninin erkekler tarafından tartışıldığı bir ortamdayız. Hala kürtaj tartışılıyor. Ki, kazanılmış bir haktır. Tarih ilerliyor ama, bizde bir ileri, iki geri gidiyor” dedi. Arpacı, kadına yönelik şiddet uygulamasında; fiziksel şiddet, psikolojik şiddet, cinsel şiddet ve ekonomik şiddetten bahsedilebileceğini, bunların içinde psikolojik şiddetin ön plana çıktığını belirtti ve bu olumsuzluklarla baş etmek için susmamak ve örgütlü hareket etmenin gereğini vurguladı.

    Söyleşiyi yöneten Anadolu Üniversitesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. İncilay Cangöz de, 8 Mart’ın ortaya çıkışındaki tarihsel süreç üzerinde durarak, sanayi devrimi ile birlikte artan emek sömürüsüne karşı kadın dokuma işçilerinin ABD’de verdiği mücadelenin ve bu işçilerden 129’unun katledilmesinin 8 Mart’ı ortaya çıkardığını söyledi.

    Söyleşide konuşmacılara teşekkür eden Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç da, “Kadın haklarını bir güne sığdırmak doğru değil. Kadın elinin değdiği her iş güzel oluyor” şeklinde konuştu.

  • Başkan Ersoy “İnsan Hakları Bilincinin Ve İnsan Haklarının Tam Olarak Benimsenerek, Uygulanması İçin Gerekli Sorumluluk Duygusunun Toplumda Ve Bütün İnsanlarda Bulunması Büyük Önem Taşımaktadır.”

    Balıkesir’in Havran ilçesi Belediye Başkanı Emin Ersoy, 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı.

    Başkan Ersoy, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nca kabulünün 66’ncı yıl dönümü nedeniyle yayınladığı mesajda, “İnsan hakları bilincinin ve insan haklarının tam olarak benimsenerek, uygulanması için gerekli sorumluluk duygusunun toplumda ve bütün insanlarda bulunması büyük önem taşımaktadır. İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, tüm dünya devletleri tarafından ortak değerler olarak kabul edilen insan hakları ilkelerini yansıtmaktadır. İnsan hakları; insan onuruna yaraşır bir hayat sürmek için gerekli olan ve Hz. Mevlana’nın söylediği “Ne olursan ol, gel!” düsturuyla dini, dili, ırkı, rengi ne olursa olsun kısıtlama kabul etmeyen, sırf insan olmaktan kaynaklanan haklar bütünüdür. Yüce kitabımız da insanın yaratılmışların en şereflisi olduğunu beyan eder. Bu yönüyle insan hakları tüm insanların yaratılıştan itibaren sahip olması ve korunması gereken evrensel değerlerdir. Yani bu değerler insanlığın ortak faydasıdır. Bu duygu ve düşüncelerle insan hak ve özgürlüklerinin herkes için tüm yönleriyle korunup hayata geçirildiği bir dünyaya ulaşılması temennisiyle 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nü kutlarım” ifadelerini kullandı.

  • Tüketici Haklarının Nasıl Korunabileceği Sorusu Cevap Buldu

    KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Adalet Meslek Yüksekokulu tarafından düzenlenen 1. Tüketici Hakları Sempozyumu’nda “Tüketici haklarının nasıl korunabileceği” sorusu cevap buldu.

    Konya Ticaret Odasındaki programa, üniversitenin Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk’ün yanı sıra AK Parti Konya Milletvekili Hüsnüye Erdoğan’da katıldı.

    İki oturumla gerçekleştirilen sempozyumun oturum başkanlıklarını KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyeleri Prof. Dr. Ramazan Yıldırım ile Prof. Dr. İbrahim Dülger yaptı. Programın içeriğini “tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlar, tüketiciler tarafından düzenlenen kıymetli evrakın geçerliliği, elektrik faturalarındaki kayıp kaçak bedelinin hukuki bakımdan değerlendirilmesi, tüketici mahkemelerinin uygulamaları, tüketici mahkemelerinde sık karşılaşılan sorunlar ve tüketici hakem heyetlerinin çalışmaları ve uygulamaları” gibi konular oluşturdu. Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Turan Şahin, KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Aytekin Çelik, KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yavuz, I. Tüketici Mahkemesi Hakimi Ali Rıza Tarhan ve Konya Ticaret İl Müdürü Haşmet Yılmaz yirmişer dakikalık bölümlerle konuyla ilgili deneyimlerini aktardı. Oturumun son bölümünde ise soru – cevap kısmına geçildi.

    “AHİLER MÜŞTERİ İLİŞKİLERİNE SON DERECE ÖNEM VERİRLER”

    Sempozyumun önemine vurgu yapan KTO Karatay Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Öztürk, “Konya, tüketici hakları konusunda derin bir kültür ve tarihe sahiptir. Tüketici haklarının sistematik olarak uygulandığı dünya üzerindeki ilk şehir Konya’dır. 13. yüzyılda bu topraklarda hayat bulan ve Anadolu’ya yayılan Ahilik sisteminde ilk ve temel şart; esnaf, sanatkar ve tüccarımızın kalite ve standardı gözeterek ticaret yapmasıdır. Ahiler müşteri ilişkilerine son derece önem verirlerdi. Ticarette ‘müşteri velinimetimizdir’ ilkesinin yerleşmesine vesile olan Ahi kültürüyle yetişmiş esnaf ve sanatkarlarımızdır. Bu söz bugün bile birçok işyerinde asılı olarak durmaktadır. Böylesine insanı ön plana alan bir anlayışa sahip olan Ahilik sistemi o dönemde Anadolu’nun dünyanın ticaret merkezi olmasına da büyük bir katkı sağlamıştır” dedi.

    “ADALETLİ BİREYLER YETİŞTİRMELİYİZ”

    KTO Karatay Üniversitesi tarafından düzenlenen 1. Tüketici Hakları Sempozyumuna katılan

    Konya Milletvekili Hüsnüye Erdoğan, adaletli bireyler yetiştirmeliyiz diyerek hukukun önemine dikkat çekti. Erdoğan, “Bizler adaleti hukuk üstünlüğü olarak görüyoruz. Yargıya sadece adaletin tesisini sağlayan ve temel hakları sağlayan bir unsur olarak bakmıyoruz. Hukukun olduğu bir ortamda sorunların ortadan kalkacağına olan inancımız devletimizin ilerlemesinde ki en önemli kılavuzumuz olmaktadır” diye konuştu.

    “YAPILAN HER SÖZLEŞME HAKSIZ ŞARTLARA BİR ÖRNEK TEŞKİL EDEBİLİR”

    Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Turan Şahin, Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar ile ilgili sunumda yapılan her sözleşmenin haksız şartlara bir örnek teşkil ettiğini vurguladı. Bir eylemin haksız bir şart sayılması için 3 ana unsuru taşıması gerektiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Şahin, öğrencilerin yurtlar ve barınma evleri ile yapmış oldukları bir kısım sözleşmelerin haksız şartlara yol açtığını belirtti.

    Tüketiciler tarafından düzenlenen kıymetli evrakın geçerliliği konusuna değinen KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Aytekin Çelik, kıymetli evrakın en önemli unsurlarından birinin senet ile hak arasındaki bağlılık olduğunu dile getirdi.

    Elektrik faturalarındaki kayıp kaçak bedelinin hukuki bakımdan değerlendirilmesi konusunda bilgi veren KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yavuz, “Elektrik piyasasının ne olduğunu anlamak, kayıp kaçak bedelinin ne olduğunu anlamak demektir’’ sözü ile sektörel yaşam ve hukuk kurallarının iç içe olduğu bilgisini sempozyuma katılan öğrenciler ile paylaştı.

    1.Tüketici Hakları Sempozyumu 1. oturumu öğrencilerin sorularının cevap bulması ile sona ererken 2. oturum KTO Karatay Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Dülger açılış konuşması ile başladı.

    “KONUT ALIMLARINDA EKSPERTİZ ÜCRETİ İADE EDİLEBİLİR”

    I. Tüketici Mahkemesi Hakimi Ali Rıza Tarhan sempozyuma katılanlar ile deneyimlerini paylaştı. Türkiye’deki konut alımlarına dikkat çekti. Ali Rıza Tarhan konut alımlarında banka ekspertizi kendi personeline yaptırmışsa ekspertiz ücreti kanunen iade edilebildiğini belirterek bu konuda herkesin kanuni hakkını kullanması gerektiğinin altını çizdi.

    Sempozyumun son konuşmacısı olan Konya Ticaret İl Müdürü Haşmet Yılmaz Tüketici Hakem Heyetleri’nin kuruluş amaçları ile ilgili bilgi verdi. Tüketici Hakem Heyetinin kuruluş amacı tüketicinin hak arama yollarını kolaylaştırmaktır diyerek sunumuna son verdi.