Etiket: Hakkını

  • Bakan Kılıç: “Gençliğe güveniyorsanız hakkını teslim edersiniz”

    Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, seçilme yaşının 18’e indirilmesine yönelik eleştirilere ilişkin, “Milletinize güvenmiyorsanız, bu haktan mahrum tutmaya çalışırsınız. Güveniyorsanız hakkını teslim edersiniz” dedi.

    Gençlik ve Spor Bakanı Akif Çağatay Kılıç, AK Parti Gençlik Kolları Aydın İl Teşkilatının ikincisini düzenlediği “Genç Kürsü” programına konuk oldu. Bakan Kılıç’a eşi Eda Kılıç, AK Parti Aydın Milletvekili Mehmet Erdem, İl Başkanı Ömer Özmen, Kadın Kolları İl Başkanı Seda Sarıbaş ve Gençlik Kolları İl Başkanı Enes Yıldız eşlik etti.

    16 Nisan’a kadar hep birlikte çalışacaklarını belirten milletvekili Mehmet Erdem, “Biz hep beraber buradayız. Geçlerimiz, kadınlarımız, yöneticilerimiz ve milletvekillerimiz hep beraber Aydın’da çalışacağız. Hep beraber çalışarak ‘Evet’leri Türkiye ortalamasının üzerine çıkarmak için mücadele edeceğiz” dedi.

    Referandumda oylanacak olan maddelerden bir tanesinin seçilme yaşının 18’e indirilmesi olduğuna işaret eden Bakan Kılıç ise, başka siyasi partilere mensup gençlerin buna destek vermemesine anlam veremediğini söyledi. Meclis’te herkesin 18-21 yaşında olacağı yönünde bir kaidenin olmadığını kaydeden Kılıç, “Biz bu yaş grubu temsilcilerinin Mecliste olması gerektiğini söylüyoruz. Bazıları ‘Daha eğitimini tamamlamadı, bu nasıl olacak. Tecrübesi yeter mi?’ diyor. 20-21 yaşında CEO yapıp koskoca şirketlerin bütçesini emanet ediyorsun. Halka açık şirketler var, onların ortakları da de bu grubun içerisine giriyor. O oluyor da ülkenin geleceği için en önemli kararların alınacağı yer de mi olamayacak? Asıl orada olması lazım. Çünkü biz genç bir nüfusa sahibiz, Avrupa’nın en genç nüfusu bizde. Karşılaştırdıkları birçok ülkede seçilme yaşı zaten 18 ama bizdeki genç nüfus onlarda yok. Onlar da bize gıptayla bakıyor. ‘Bu Türkiye ne kadar genç bir nüfusa sahip’ diyorlar. Bunu konuşmazlar, çünkü işlerine gelmiyor. Biz kararımızı kendimiz veririz. Kararda müdür de millette” şeklinde konuştu.

    “Gençlerin hakkını teslim edin”

    15 Temmuz gecesi darbecilere karşı en önde kadın ve gençlerin yürüdüğüne dikkat çeken Bakan Kılıç, şunları kaydetti:

    “15 Temmuz gecesi Şehitler Köprüsü’nde tankın önünde duran genç bayanı hatırlayın. Külliyenin önünde, Mecliste, Genel Kurmayda gençlerin göğüslerini nasıl siper ettiklerini hatırlayın. TRT’ye girildiği zaman ilk gidenler gençler oldu. Bunu yapabilecek gençler var da, bunu yapabiliyorlar da, ülkelerinin geleceklerine sahip çıkabiliyorlar da seçilme hakkın olmayacak öylemi? Milletinize güvenmiyorsanız, bu haktan mahrum tutmaya çalışırsınız. Güveniyorsanız hakkını teslim edersiniz. Bu kadar basit.”

    Konuşmasının ardından salondaki gençlerden referanduma kadar çok çalışacaklarının sözünü alan Bakan Kılıç’ın salondan ayrılışı sırasında fotoğraf çektirmek isteyen gençler yoğun izdihama neden oldu. Bakan Kılıç, programın ardından Ankara’ya dönmek üzere kentten ayrıldı.

  • Bakan Zeybekci: “Türkiye demokrasiyi, insan hakkını hiç kimseden öğrenecek değildir”

    Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli’de Hocalı katliamının 25. yıldönümü nedeniyle düzenlenen anma programına katıldı.

    Hocalı katliamının 25. yıldönümü nedeniyle Denizli Büyükşehir Belediyesi, Azerbaycan Karabağ Parkı’nda bir anma programı düzenledi. Programa; Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Denizli Valisi Ahmet Altıparmak, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, İl Jandarma Komutanı Cengiz Yıldız, İl Emniyet Müdürü Mevlüt Demir, Pamukkale Belediye Başkanı Hüseyin Gürlesin, Merkezefendi Belediye Başkanı Muhammet Subaşıoğlu, Bakü Üniversitesi’nden Prof. Dr. Adalet Tahirzade, Doç. Seyfettin Altaylı, siyasi parti temsilcileri ve öğrenciler katıldı.

    Program, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan’ın Hocalı katliamı anıtına çelenk bırakmasıyla başladı. Şehitler için saygı duruşunun ardından Azerbaycan Milli Marşı ile İstiklal Marşı okundu.

    Ardından açılış konuşmasını yapan Başkan Zolan, “Nasıl Bosna’daki dram gözler önüne serildi. Hocalı’da da aylarca yaşanan vahşeti tüm dünya seyretti. Bir gece oraya giderek, çoluk çocuk demeden, genç yaşlı demeden, öldürmekten ziyade gözleri oyularak, cesetler paramparça edilerek, bir vahşeti bir katliamı yaşattılar. Bunları unutmamamız gerekiyor. Biz Azerbaycan ile kardeşiz. İki devletiz ama kardeşiz” dedi.

    Azerbaycan ile Türkiye’nin iki devlet olmanın ötesinde bir hukuklarının olduğunu belirten Vali Ahmet Altıparmak ise, “Azerbaycan denildiğinde iki devlet deniliyor ama bana göre iki devlet bile değil. Çünkü birinin sıkıntısı diğerinin gücü aynı zamanda diğerini otomatik olarak etkiliyor. Dolayısıyla biz bunu şimdi yaşamadık, 18.yüzyıldan itibaren yaşadık. Zira o döneme baktığınız zaman, Seyit Onbaşı önderliğinde Rus işgaline karşı, Erzurum’da birebir savaşıyorlar. Yine her zaman olduğu gibi yine Ermeni ve Rus’un tuzaklarına gelerek katlediliyorlar. Bunun gibi daha çok olay var” diye konuştu.

    “Türkiye, Azerbaycan’a yan bakana sessiz kalmayacaktır”

    Tarih boyunca milyonlarca şehidin olduğunu belirten Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci, Türkiye ile Azerbaycan’ın tüm güzellikleriyle aynı olduğunu ifade etti. Zeybekci, “Son dönemde dost ve müttefik görünen birçok ülke, ‘soykırım’ safsatasıyla Türkiye bazı şartlara uygun hale getirilmişti. Biz bu toprakları kanlarımızla aldık. Biz bu toprakları derken de her iki devleti kastediyorum. Her kimin bir talebi varsa, gözü alabiliyorsa, buyursun gelsin. Ama yiğitçe gelsin. Sınırlar konulmuş aramıza, iki ayrı devlet haline gelmişiz. Halbuki baktığımız zaman da birbirimizin tıpatıp aynısıyız. Her şeyimizle aynıyız, güzelliklerimizle aynıyız. Bundan sonra herkes bilsin ki, her kim Azerbaycan’a yan baktı, Türkiye o kadar da sessiz kalmayacaktır. Hiç kimse bunu da unutmasın” ifadelerini kullandı.

    “İnsanlık ikiyüzlü olmamalı”

    Müslümanlara karşı ne zaman bir katliam işlense insanlığın sessiz kaldığını belirten Zeybekci, “İnsanlık çift yüzlü olmamalı, iki yüzlü, üç yüzlü, dört-beş yüzlü olmamalıdır. İnsanlık, Srebrenitsa’da, Bosna’da on binlerce Müslüman katledilirken seyredip de, ondan sonra başka yerlerde özgürlük, demokrasi ve insan hakları havarisi haline gelmemelidir. İnsanlık, yüz küsur tane kadın, 80 tane çocuğuyla, 600 tane masum insan katledilirken seyredip de ondan sonra metanet, sakinlik veya başka şeylerin çağrısında bulunmamalı. İnsanlık ve insan hakları ikiyüzlü olmamalıdır” dedi.

    “Türkiye demokrasiyi, insan hakkını hiç kimseden öğrenecek değildir”

    Dünyanın birçok yerinde Türkiye’yi sıkıştırmak için kıvranan devletlerin olduğunu belirten Zeybekci, “Görüyoruz, dünyanın her yerine gittiğimizde kıvranıyor, bir yerlerinden bir şeyler çıkarmaya çalışıyor. Hukukun üstünlüğü de, insan hakları da, demokrasiden ve demokrasi ilkelerinden ayrılmamak da eyvallah. Türkiye’nin kimseden demokrasiyi, insan hakları, hukukun üstünlüğünü öğrenecek yeri yoktur. Ama sizin bu konuda hassasiyetiniz varsa eğer, Avrupa’daki dostlarımızın 15 Temmuz’da milyonlarca insanımızın o muhteşem zaferine karşı Türkiye’ye yürümüş olması gerekiyordu. İki gün sonra, üç gün sonra; ’ama’, ’fakat’, ’lakin’lerle destek verip de, bugün Türkiye’ye kimsenin başka şeyler söylemeye hakkı yoktur. Türkiye haklı bir mücadele veriyor. Devlete ve millete kastedenlere karşı hukuk çerçevesinde mücadelesine devam edecektir” diye konuştu.

    Program yapılan konuşmaların ardından sona erdi.

  • FETÖ’cüler kul hakkını anlatıp, çalıntı sınav sorularını vermiş

    Adana’da Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında gözaltına alınan 35 emniyet mensubu adliyeye sevk edildi. Bazı komiserlerin ifadelerinde komiserlik sınavına girmeden önce katıldıkları sohbette kul hakkı ve Hz. Ömer’in adaletinden bahsedildiğini, daha sonra ise verilen soru ve cevapların kimseye söylenmemesi için Kur’an-ı Kerim’e el bastırıldığını söylediği öğrenildi.

    Adana Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, 9 Ocak günü FETÖ/PDY’nin polis ayağına yönelik şafak vakti operasyon düzenledi. Yapılan operasyonlarda aralarında eski Adana Emniyet Müdürlüğü İstihbarat Şube Müdürü Reşat D.’nin de bulunduğu 34 kişi gözaltına alındı. Zanlılar 19 gündür emniyette sorgulandı.

    “Önce kul hakkını anlattılar sonra çalıntı soruları verdiler”

    Emniyette yapılan sorgulamada ise bazı komiserler, ifadelerinde FETÖ’nün nasıl faaliyet yürüttüğünü anlattı. Komiserlerin ifadelerine göre 2009 yılından sonra yapılan komiserlik sınavları öncesi komiser adaylarının sınavdan bir gün önce dini sohbete çağrıldığı, burada önce bir imamın kul hakkı, Hz. Ömer’in adaleti konularında vaaz verdiği, daha sonra da komiser adaylarına ya kitapçık olarak ya da slayt eşliğinde duvara yansıtılarak sınav soru ve cevaplarının verildiği, daha sonra da Kur’an-ı Kerim getirilerek her adayın tek tek el basıp “Soruları ve cevapları aldığımı kimseye söylemeyeceğim” diyerek yemin ettirdiklerini anlattığı öğrenildi.

    “Gözaltına alınan 34 kişinin 33’ünde Bylock var”

    Ayrıca, gözaltına alınan 35 kişinin 33’ünde FETÖ’nün şifreli iletişim ağı olan Bylock’un çıktığı öğrenildi. Adana Emniyet Müdürlüğü eski Asayiş Şube Müdürü Cihat Ş., eski istihbarat şube müdürü Reşat D.’nin de telefonunda Bylock çıktığını ancak zanlıların kendi telefonlarında Bylock çıkmasına rağmen inkar ettikleri öğrenildi.

    Ayrıca Reşat D.’nin 15 Temmuz darbe girişiminde istihbarat şube müdürü olduğu, bu dönemde müdürlere “telefonunda Bylock çıkan herkes FETÖ’cüdür” dediği ancak kendi telefonundan Bylock çıkınca “Ben istihbaratçıyım saf mıyım, neden kendi telefonuma bu programı kurayım. Başkasının telefonuna kurar oradan görüşürüm, benim telefona nasıl yüklendiğini bilmiyorum” dediği belirtildi.

    “Dini sohbet etmek için Bylock kurduk”

    Bazı müdür, komiser ve polis memurlarının ise Bylock kurduğunu kabul ettiğini ancak dini sohbet için bu uygulamayı kurduğunu söylediği ileri sürüldü. Ancak polisin, “Neden hem şifreli hem de herkesin kuramadığı bir uygulama kurdun, şifresiz çok basit kurulan uygulamalar var” diye soru yönettiğinde ise zanlıların bunu hiç düşünmediklerini, bir arkadaşı tarafından kurulduğunu söylediği öğrenildi.

    Zanlılar bugün sorgularının ardından önce sağlık kontrolünden geçirilmek üzere adli tıp birimine getirildi. Daha sonra geniş güvenlik önlemleri altında adliyeye götürüldü.

  • (ÖZEL) “UMUT” adının hakkını verdi, meme kanserinde ilki gerçekleştirdi

    Boğaziçili Biyomedikal Mühendisi Umut Ağyüz, meme kanseri tanısında Türkiye’de bir ilke imza attı. Ortak genetik mirasa sahip Türk ve Ortadoğu toplumu baz alınarak, meme kanseri riskinin genetik faktörlerini belirleyen DNA tarama testi yaptı. Genç mühendisin geliştirdiği kit ile meme kanseri riskli kişi, doktor yönlendirmesiyle DNA testi yaptırabilecek. Kişiye özel rapor hazırlanacak, risk yüzde 40 oranında düşürülecek. Çalışma Türkiye’de 2017 yılında başlayacak.

    Boğaziçi Üniversitesi’nden mezun olduktan sonra ODTÜ’de yüksek lisans yapan Umut Ağyüz adının hakkını vererek meme kanseri riski taşıyanlara umut oldu. Umut’un 2 yıllık çalışması sonucunda, meme kanseri görülme oranı yüzde 40’a düşecek. Uzmanlara göre son 10 yılda Türkiye’de 15 binden fazla meme kanseri vakası görülüyor. Test sayesinde ise en doğru sonuca ulaşılması düşük maliyetle gerçekleşecek.

    Türkiye’ de her 8 kadından birinde meme kanseri görülüyor. Her 5 kadından birinin ise meme kanserli bir akrabası bulunmakta. Meme kanseri şüphesi taşıdığını düşünen kişi, doktorunun yönlendirmesi ile DNA testine başvuru yapabilecek. İki yıllık çalışmanın sonucunda söz konusu istatistiklerde özellikle yüzde 40 oranında riski azaltacağını belirten Biyomedikal Mühendisi Umut Ağyüz şu sözlerle anlattı: “Doktorunuz DNA testi ile risk faktörü belirlenmesi isterse o zaman bize başvururlar ve bize gönderilen örnek üzerinden kişinin DNA’sını deşifre ederiz kişiye özel bir rapor sunarız. Doktoru hangi noktada DNA hataları olduğunu ve o genlerin ne işe yaradıklarını gördükten sonra tahmini olarak bu çıkabilecek olasılıkları eleyebilmek için öncesinden kişiyi uyarır. Kişi bu uyarıları dikkate alarak yaşarsa meme kanseri görülme oranı yüzde 40’a kadar iner. Meme kanseri oluşumunu 1. Evrede yakalarsanız meme dokunuzun yüzde 98’ini kurtarabilirsiniz.”

    Bin TL’lik maliyete karşı üretilen testin ücreti 100 TL

    Amerika’da ve Avrupa’da toplumların genetik yapılarına uygun testler yapılmakta. Bu noktada Türkiye’de ise 2017 yılında faaliyete geçilecek. Türk toplumuna en doğru sonucu en düşük maliyetle sunmak amaçlanıyor. Mühendis Ağyüz; “Türkiye’de ilk defa meme kanseri riskini genetik yapıya bakarak belirleyen Türk toplumuna spesifik olarak dizayn edilmiş bir DNA tarama testi yaptık. Meme kanseri için özel. Diğer testlerden farkı hem kan örneklerinin yurt dışına gönderilmesinin önüne geçilmesi hem maliyetini 10’da 1 düzeyinde düşürdük. Zaman içerisinde hasta sayısının Türk popülasyonunda düşmesini ve SGK’nın, Sağlık Bakanlığının, devletin bu yönde maliyetlerini zaman içerisinde düşürmesini bekliyoruz. Kit düşük ücretle Türk toplumu ile buluşacak. Avrupa’da kitin kullanıcıya ulaşmasının minimum maliyet bin TL fakat Türkiye’de 100-200 TL ile piyasaya olacak” dedi.

    Uzmanlardan tam not aldı

    İç Hastalıkları ve Medikal Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Canfeza Sezgin çalışma neticesinde hastaların daha uzun yaşayabileceğini ve kansere yakalanma oranlarının düşeceğini belirtti. Prof. Dr. Sezgin kişiye özel raporlama aşamasını şu sözleler anlattı; “ Türk halkına özgü gen profillemesin de değerlendirilmesi ile kişide kanser riskinin artığını saptadığımız zaman beslenme, egzersiz, iş değişiklilerinin planlamasını yaparak kanserin gelişmesini engelleyebiliriz. Bu çalışma bize hastaların daha uzun yaşamasını ve kansere yakalanmamasını sağlayabilir. Avrupa da meme kanserinin görülme sıklığı Türkiye ile aynı oranda olmasında rağmen ölüm oranında bizde daha yüksek olduğu saptandı. Türk hastalarına daha geç tanı konuyor. Bunun için Türk halkına özgü gen profillerinin yaptırmalarında fayda vardır ”diye konuştu.

    Tıbbi Genetik ve Çocuk Nörolojisi Uzmanı Prof. Dr. Adnan Yüksel bütün hastalıkların genetik olduğunu,23 bin genin olduğunu ve genlerden sadece 6 bin tanesinin DNA’sının incelenebildiğini belirtti. Prof. Dr. Yüksel; “Erken teşhis ederekten yani meme kanserine uyarladığınızda yüzde 10 genetik kanser olarak karşımıza çıkıyor. Bir kanser genetik bir değişiklikle yıllar sonucu ortaya çıkıyor. Farklılıkları bularaktan önceden tararsak ve tanıya gidersek toplumun riskini çok azaltmış oluruz. Ölüm yaşını uzatmış olacağız. Erken tanı sistemiyle takibi kolay olacak ve yayılmadan engellemiş olacağız ”dedi.

  • Bilinçli tüketici hakkını aldı

    Manisa’da arızalanan cep telefonunu yetkili servise gönderen ancak ‘kullanıcı hatası’ denilerek kendisinden para talep edilen tüketici, hakkını sonuna kadar arayarak telefonun fatura bedelini geri aldı.

    Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde aldığı cep telefonunu kısa bir süre sonra arızalanması nedeniyle yetkili servise gönderen Zekeriya Karabulut, yetkili servisin ‘kullanıcı hatası’ diyerek 210 TL ücret talep etmesi üzerine Tüketici Hakem Heyetine başvurdu. Yaptığı başvurunun yaklaşık 10 aylık bir sürecin ardından lehine sonuçlanmasıyla telefonun fatura bedeli olan 696 TL’yi firmadan geri alan Zekeriya Karabulut, tüketicilerin haklarını sonuna kadar araması çağrısında bulundu.

    Kendisine ayıplı bir cep telefonu satıldığı gerekçesiyle Şehzadeler Kaymakamlığı İlçe Tüketici Hakem Heyetine başvuruda bulunan Zekeriya Karabulut tüketicilerin haklarının yasalarla koruma altına alındığını söyledi.

    “‘Kullanıcı hatası’ diyerek para talep ettiler”

    Üç çocuk babası 42 yaşındaki Zekeriya Karabulut bilinçli bir tüketici olarak hakkını sonuna kadar aradığını belirterek, “21 Eylül 2015 tarihinde satın aldığım cep telefonunu kısa bir süre kullandıktan sonra arıza yaptı. Ürünü yetkili servise gönderdim ancak yetkili servis tarafından ‘kullanıcı hatası’ olduğu gerekçesi ile benden 210 TL ücret talep edildi. Telefonu tanıtma ve kullanma kılavuzunda yer alan hususlara uygun olarak kullandığım halde servis tarafından onarım ücreti talep edilmesi üzerine; fatura bedeli olan 696 Türk Lirası ücretin iade edilmesi talebi ile Şehzadeler Kaymakamlığı İlçe Tüketici Hakem Heyeti’ne başvuruda bulundum. Heyet tarafından yapılan incelemeler sonrasında 22 Temmuz 2016 tarihinde lehime bir Hakem Heyeti Kararı çıktı. Üstelik firma, on beş günlük yasal sürede itiraz etmediği için ürünün fatura bedelini geri alma hakkım kesinleşti. Akabinde 696 Türk Lirası ücretin iadesi firma tarafından gerçekleştirildi. Burada değinmek istediğim esas konu, iadesini aldığım parasal değerin azlığı ya da çokluğundan ziyade tüketici olarak haklarımızın yasa ile korunduğunun mesajını verip, yasalar çerçevesinde haklarımızı aramaya teşvik etmek.” dedi.

    “Toplum olarak yasal haklarımızı bilmiyoruz”

    Tüketicilerin haklarının yasalarla koruma altına alındığını belirten Karabulut, “Toplum olarak yasal haklarımızı birçoğumuz bilmemekteyiz ya da bir kısmımız ayıplı mal alımlarında satıcıya ayıp olur düşüncesi ile hakkımızı aramamaktayız. Oysaki 28 Mayıs 2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun biz tüketicilere birçok hak tanımıştır. Bilinçli tüketici olarak seçimlik haklarımızı ve bu haklarımızı hangi hallerde kullanabileceğimizi belirtmenin faydalı olacağını düşünmekteyim. Şöyle ki; 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun 11’inci maddesinde seçimlik haklarımız açıkça belirtilmiştir. Malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici, satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, aşırı bir masraf gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme ve imkan varsa, satılanın ayıpsız bir misli ile değiştirilmesini isteme gibi seçimlik haklarından birini kullanabilir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Tüketici seçimlik haklarını, malın ayıplı olması durumunda ilk altı ay içerisinde, malın garanti süresi içerisinde tekrar arızalanması halinde, tamirinin mümkün olmadığının anlaşılması hallerinde ve tamiri için gereken azami sürenin aşılması durumunda kullanabilir.” şeklinde konuştu.

    Karabulut ayrıca tüketiciyi koruma adına çıkarılan kanundan dolayı kendilerine bu olanakları sağlayan Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürlüğüne, Manisa Valiliği-Ticaret İl Müdürlüğü İl Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığına, Şehzadeler Kaymakamlığı İlçe Tüketici Hakem Heyeti Başkanlığına teşekkür etti.