Etiket: Hakkı

  • Ekoavrasya Başkanı Hikmet Eren: ‘Türkiye Cumhuriyeti Hakkı Olanı Yapmıştır’

    Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği (EkoAvrasya) Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren, Türk Hava Sahasını ihlal eden ve defalarca uyarılmalarına rağmen ihlalden vazgeçmeyen Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait bir adet SU-24 tipi savaş jetinin Türk Hava Kuvvetlerine ait iki adet F-16 savaş jeti tarafından düşürülmesi hadisesine ilişkin olarak, ’’Olayın yaşanmasının müsebbibi Türkiye Cumhuriyeti değildir. Türkiye Cumhuriyeti hakkı olanı yapmıştır’’ dedi.

    24 Kasım 2015 tarihinde Hatay’ın Yayladağı bölgesinde Türk Hava Sahasını ihlal eden Rusya Hava Kuvvetleri’ne ait SU-24 tipi savaş jetinin Türk Hava Kuvvetlerine ait iki adet F-16 savaş jeti tarafından düşürülmesi ile ilgili olarak Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği (Eko Avrasya) Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren, önemli değerlendirmelerde bulundu.

    ’’TÜRKİYE CUMHURİYETİ HAKKI OLANI YAPMIŞTIR’’

    Rusya askeri jetlerinin Ekim 2015 başından beri Türkiye sınırını defalarca ihlal etmiş olduğunu özellikle 03-15 Ekim 2015 tarihleri arasında Rusya tarafının 9 kez uyarıldığını ifade eden Hikmet Eren, ’’İster insani, ister bölgesel gelişmeler, isterse de Türkiye-Rusya ilişkileri açısından üzücü olan bu olayın yaşanmasının müsebbibi Türkiye Cumhuriyeti değildir. Türkiye Cumhuriyeti hakkı olanı yapmıştır. En hassas noktadaki sınırlarını en hassas dönemde koruma iradesini sergilemiştir. Hatırlanacağı üzere 26 Temmuz 2012 tarihinde bir Türk F-4 uçağının Suriye tarafından düşürülmesinin ardından Türkiye angajman kurallarını ilan etmiş, sınır ihlali yapan askeri uçaklara karşı benzeri müdahalede bulunacağını vurgulamıştı. Buna rağmen Rus askeri jetleri sınır ihlallerine devam etmiştir’’ dedi.

    Rusya’nın Suriye’de Türkmenlerin yaşadıkları bölgeleri yoğun olarak bombalamaya devam etmesine ve özellikle bu bombalamalar sırasında Türkiye’nin sınırlarını ihlal etmesine Türkiye’nin asla müsamaha göstermeyeceğini belirten Hikmet Eren, ’’Rus askeri jetlerinin sınırlarımızı ihlal etmesi bu sonucun ortaya çıkmasına neden olmuştur. Türk Silahlı Kuvvetlerinin ülkemizin sınırlarının korunması noktasındaki hassasiyetinden daha doğal bir şey olamaz’’ dedi.

    “KRİZ DİYALOGLA ÇÖZÜLEBİLİR”

    Türkiye Cumhuriyetinin kardeş cumhuriyetlere, dost ve akraba topluluklara karşı sorumlulukları olan bir devlet olduğunu da ifade eden Hikmet Eren, ’’Olay sonrasında gerek Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın, gerekse Sayın Başbakanımız Ahmet Davutoğlu’nun açıklamaları olayın bir zorunluluk çerçevesinde cereyan ettiğini göstermektedir. Türkiye Cumhuriyeti hiç kuşkusuz Suriye Türkmenlerine, kardeş cumhuriyetlere, dost ve akraba topluluklara gerekli dikkati her zaman göstermeye çalışmıştır ve bundan sonra da gösterecektir’’ diye konuştu.

    Geniş anlamda Avrasya`da istikrarın, barışın ve işbirliği ortamının sağlanması için özellikle Türkiye ile Rusya arasında diyalogun ve işbirliğinin sürdürülmesinin yararlı olacağına inandığını ifadelendiren Hikmet Eren, ’’Çok iyi yetişmiş diplomatlarımız var. Mevcut krizi en uygun şekilde yönetip, Türk-Rus ilişkilerinin tekrar normale dönmesini sağlayacaklarına inanıyorum. Bu süreçte Rus basını da provokasyonlara asla yer vermemeli ve Rus kamuoyu nezdinde çok hassas davranmalıdır’’ dedi.

  • Hakkı Çelikel: “İkinci Yarıda Play-off Oynayacağız”

    PTT 1. Lig takımlarından Yeni Malatyaspor’un yönetim kurulundan “Transferde hatamız olmuş olabilir” itirafı geldi.

    Kulübün basın sözcüsü Hakkı Çelikel yaptığı açıklamada, sezon başında transfer komitesinin yürüttüğü transfer çalışmalarında kulüp olarak bazı eksiklerinin olduğunu söyledi. İkinci yarı için transfer sözü de veren Çelikel, sezon başı belirlenen hedef çıtasını yükselterek, “Hedefimiz Play-off” dedi.

    Çelikel, ilk yarının geride kalan 11 haftalık bölümünde istedikleri sonuçları alamadıklarını vurgulayarak, “Puan tablosunda istediğimiz yerde değiliz. Ligin ilk yarısında bazı hatalarımızı bize pahalıya mal oldu. Ama ikinci yarıda bunların önlemini aldık. İkinci yarıda güzel transferler ile lige başlayacağız. Benim şahsi düşüncem ikinci yarıdaki transferlerle ikinci yarıda Play-off oynayacağız” diye konuştu.

  • Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, 156 Dairelik Rezidans Temelini Attı

    Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali, 156 dairelik Al-Yousifi Rezidans temelini attı.

    Yıldırım İlçesi Yunus Emre Mahallesinde inşa edilen 12 bin 800 metrekare alana 156 daire ve 3 bin metrekare alana ticarethane yapılması planlanan Al-Yousifi Rezidans projesinin temelini Yıldırım Belediye Başkanı İsmail Hakkı Edebali tarafından atıldı. Edebali, kalkınmanın en temel sektörlerinden bir tanesi inşaat sektörü olduğunu söyledi. Başkan Edebali, “Söz Konusu Yıldırım olunca inşaat sektörü bizim için daha önemli. Çünkü Yıldırım ilçemizin fiziki dönüşümü inşaat sektörünün aracılığı ile olacak. Onun için bizde bulunduğumuz her ortamda hem kamu kurumlarımızın, hem Çevre Şehircilik Bakanlığımızın kaynaklarını Yıldırım ilçemize aktarmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

    Yıldırım Belediyesi olarak fiziki alanlar oluşturmaya çalıştıklarını ifade eden Edebali, “Kent meydanları, kültür merkezleri, büyük spor kompleksleri ve bölgesel tematik parklar yapacağız ki sektörü hem hareketlendirsin hem dönüşümü daha kolaylaştırsın. Ama kentsel dönüşümü ağırlıklı yapacak olan sektör özel sektördür. İnşaat sektörü içinde 3 bin 600 iş kalemi bulunduran sektör bunun içinde taşımacısı, seramikçisi, parkecisi, elektrikçisi ve daha birçok sektör istifade edecektir. Yıldırım ilçesi olarak inşaat sektörüne herkesten daha fazla ihtiyacımız var. Marmara bölgemiz 1. Derece deprem bölgesi olması dolayısı ile biz inşaat sektörünü her anlamda destekliyoruz. Bu projemizin de Yıldırım’a hayırlı uğurlu olmasını temenni ediyorum. Ayrıca yabancı sermaye iştirakiyle yapılan bu proje ile buradan konut alacak dış ülke vatandaşlarının Türkiye’ye sermaye getirecek olmaları büyük bir başarıdır” dedi.

  • Hanefi Bostan: “Memur Ve Emeklinin Yüzde 1.8Lik Hakkı Gasp Edildi”

    Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, “Sosyal yardımlarla birlikte hesap edildiğinde en düşük dereceli memur maaşının 2 bin 200 TL; ortalama memur maaşının 2 bin 620 TL dolayında olduğu düşünüldüğünde, yüzde 1.8’lik gasp en düşük memur maaşında aylık 40 TL; ortalama memur maaşında ise aylık 47 TL’ye denk gelmektedir” dedi.

    Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, yazılı bir açıklama yaptı. Hanefi Bostan yaptığı yazılı açıklamada, “2016 ve 2017 yıllarında kamu görevlilerine ve emeklilerine verilecek zam ve tazminatlara ilişkin toplu sözleşme görüşmeleri Ağustos ayında anlaşmayla sonuçlanmıştı. Toplu görüşmelerde hükümet, 2016 yılı için ilk teklif olarak yüzde 4+4 zam önerisinde bulunmuş, daha sonra bu teklifini yüzde 6+5 olarak revize etmişti. Yapılan anlaşmaya göre 2016 yılında kamu görevlilerinin kümülatif olarak yüzde 11.3 maaş zammı alması öngörülmüştü” dedi.

    “2015 yılı toplu sözleşme metninin detaylı incelenmesi sonucunda kamu görevlilerinin bu konuda da aldatıldığı ortaya çıktı” diyen Bostan, şunları kaydetti:

    “Buna göre 2013 toplu sözleşmesinde 2015 yılının ikinci yarısı için memurlara verilmesi kararlaştırılmış olan enflasyon farkının yüzde 1.8’i; 2015 toplu sözleşmesinin 8. maddesi ile adeta çalındı ve 2016 yılı zammı gibi gösterildi. Öyle ki, 2013 yılında imzalanan toplu sözleşmeye göre 2015’de memurlara yüzde 3+3 zam verildi. Yine aynı sözleşmedeki maddeye göre 2015 yılı enflasyonunun, aynı dönemde memurlara verilen yüzde 3+3 zammın kümülatif toplamı olan yüzde 6.1’i geçmesi durumunda memurlara enflasyon farkı verileceği hükme bağlandı. Ancak ne hikmetse, 2015 yılı toplu sözleşmesinin kapsamında olmamasına rağmen Memur-Sen ve hükümet, yeni bir kararla, memurlara ve emeklilere enflasyon farkı verilmesi için; ilk altı aylık zam oranı olan yüzde 3, ilk altı ay için ortaya çıkan yüzde 1.76 enflasyon farkı ödemesi ve ikinci altı ay için verilen yüzde 3 maaş zammının kümülatif toplamı olan yüzde 7.9 oranının baz alınması üzerinde anlaştı.”

    Hanefi Bostan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “2013 toplu sözleşmesine göre, 2015 yılında enflasyonun yüzde 7.9 çıkması durumunda memurlara yüzde 1.8 oranında enflasyon farkı verilmesi gerekirken yeni imzalanan toplu sözleşmeye göre verilmeyecek. Örneğin 2015’de yıllık enflasyonun yüzde 9 çıkması durumunda 2013 toplu sözleşmesine göre yüzde 2.9 enflasyon farkı alması gereken bir memur, 2015 toplu sözleşmesine göre ancak yüzde 1.1 enflasyon farkı alabilecek. Böylelikle memurlar her şart altında yüzde 1.8 zarar etmiş olacaktır. Hükümdeki art niyet, 2016 ve 2017 yılları için öngörülen enflasyon farkı uygulamasında da açıkça görülüyor. 2016 ve 2017 yıllarında- eğer Memur-Sen ileride bu hakkı da gasp etmezse- kamu görevlileri, altışar aylık dönemde gerçekleşen enflasyonun, aynı dönemde verilen zammı aşması halinde enflasyon farkı alabilecekler. Buradan da görüldüğü üzere bu yılki toplu sözleşmede, enflasyon farkı için 2015 yılına özel bir uygulama getirilmiş ve kamu görevlilerinin yüzde 1.8’lik enflasyon farkı hakkı, sanki 2016 yılında hükümetin verdiği, Memur-Sen’in kazandığı ek bir zam gibi gösterilmiştir. Buna göre hükümetin yüzde 4+4’lük ilk zam teklifinin üzerine memurun zaten daha önce belirlenmiş enflasyon zammı eklendiğinde hiç pazarlık yapılmasına gerek kalmadan 2016 yılı için yüzde 6+4’lük bir orana ulaşılıyor. Öyle ise hükümetin ilk teklifine yalnızca yüzde 1.2’lik bir artış yapılarak sözde tarihi toplu sözleşme imzalanmış ve memurun hakkı bir kere daha gasp edilmiş bulunulmaktadır.”

    “Etik dışı davranış asla kabul edilemez” diyen Hanefi Bostan, “Sosyal yardımlarla birlikte hesap edildiğinde en düşük dereceli memur maaşının 2 bin 200 TL; ortalama memur maaşının 2 bin 620 TL dolayında olduğu düşünüldüğünde, yüzde 1.8’lik gasp en düşük memur maaşında aylık 40 TL; ortalama memur maaşında ise aylık 47 TL’ye denk gelmektedir. Toplu sözleşmede kapsam dışına çıkarak toplu sözleşmeye geriye dönük maddeler ekleyip, memurların haklarının gasp edilmesi ve buradan kaçırılan paranın sanki yeni bir zammış gibi gösterilerek kamuoyunun ve kamu görevlilerimizin aldatılması, ahlak dışı bir davranıştır.  Bu etik dışı davranış asla kabul edilemez. 4688 sayılı Kanunun 28. maddesi, toplu sözleşmelerin gelecek 2 yıl için yapılacağını hükme bağlıyor. Yani 2013 yılında yapılan toplu sözleşme 2014 ve 2015 yıllarını içeriyordu ve bu yıllar hakkında karar verildi. 2015 toplu sözleşmesi ise 2016 ve 2017 yıllarını kapsamak zorunda. Dolayısıyla 2015 toplu sözleşmesiyle geriye dönük olarak memurların haklarını gasp edecek bir değişikliğe imza atmak kabul edilemez. Memur-Sen, öncelikli olarak 2013 yılında imza altına aldığı bu maddenin 2015 yılında hem de memurların aleyhine olacak şekilde neden değiştirilmesine göz yumduğunu açıklamak zorundadır. Bununla birlikte yine Memur-Sen’in yetkili olması durumunda, bu toplu sözleşmede memurlar lehine alınmış kararları bir başka toplu sözleşme ile iptal etmeyeceğinden nasıl emin olacağız? 2016 ve 2017 yıllarına ilişkin enflasyon farkı ödemesi hükümlerine baktığımızda, yalnızca 2015 yılı için istisnai bir düzenleme getirilerek kamu görevlilerinin yüzde 1.8’lik enflasyon farkı hakkının çalındığı açıkça görülüyor” ifadelerini kullandı.

    Hanefi Bostan, “Dolayısıyla kanuna ve hukuka aykırı bir şekilde kamu görevlilerimiz adına imzalanmış bir toplu sözleşme ile müktesep hak haline gelmiş olan bir konunun, toplu sözleşme uygulanmakta iken değiştirilerek memur ve emeklilerimizin zarara uğratılma gerekçesi, Maliye Bakanlığı yetkilileri tarafından da açıklanmak zorundadır. Kaldı ki, bu garabet düzeltilmediği takdirde, 2017 yılına ilişkin enflasyon farkı hesabının ya da bir başka hükmün de bir sonraki toplu sözleşmede değiştirilmeyeceğinden kimse emin olamayacaktır. Bu bakımdan Sayın Başbakan’ı göreve davet ediyor, bu yanlışlığı bir an önce düzeltmesini talep ediyoruz. Başbakan, derhal memur ve emeklilerimizin maaşının yüzde 1.8’inin gasp edilmesine yol açan bu hükmün eski haline getirileceğini, 2015 yılında enflasyonun yüzde 7.9 değil yüzde 6.1’in üzerinde çıkması halinde kamu görevlilerine enflasyon farkı ödeneceğini ilan etmelidir. Bu hüküm düzeltilmezse Maliye Bakanlığı, vatandaşını aldatan ve zarara uğratmak için kalem oyunları yapan bir bakanlık, Sayın Ahmet Davutoğlu da memur ve emeklilerinin hukuken kazanılmış haklarının, hukuksuz bir şekilde elinden alınarak, fakru zaruret içinde yaşamasına göz yuman bir Başbakan olarak anılacaktır. Bu garabete imza atan Memur-Sen’in rengini ve ne olduğunu ise zaten herkes bilmektedir” dedi.