Etiket: Hak-iş

  • Hak-İş Genel Başkanı Arslan’dan Çaykur ve şeker fabrikaları açıklaması

    Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Çaykur’u geleceğe taşımak istediklerini belirterek, “Çaykur’u rekabet edebilir bir dünya şirketi haline getirmek zorundayız. Bunu yapamazsak Çaykur’u batırırsak bugüne kadar şirketlerin başına gelen oranın da başına gelir” dedi.

    Hizmet İş Sendikası Çorum Şubesi 1. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. Tek liste ile seçimlere gidilen kongrede Mustafa Köroğlu, Hizmet İş Sendikası Çorum Şube Başkanlığı’na tekrar seçilerek güven tazeledi. Genel kurulda bir konuşma yapan Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, Çaykur ve Şeker Fabrikaları’nın özelleştirme sürecine ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Çaykur ile konfederasyona bağlı Öz Gıda-İş Sendikası arasında gerçekleştirilen protokole ilişkin açıklamalarda bulunan Arslan, “Çaykur’da geçtiğimiz hafta bir düzenleme yaptık ve orada örgütlenmeye başladık. Toplu sözleşmelerinde kampanya dönemlerinde işçiler 45 gün, 2 ay ve 120 gün çalışır yazmışlar. Biz başladığımızda çay işçileri 150 günden aşağı olmamak üzere bu işi çözerseniz teşekkür ederiz dediler. Bu kararname ile 9 ay 29 güne kadar geçici işçilere çalışma imkanı getirdik. Çaykur’daki kampanya süresi belli. Çaykur’u geleceğe taşımamız gerekiyor. Rekabet edebilir bir dünya şirketi haline getirmek zorundayız. Bunu yapamazsak Çaykur’u batırırsak bugüne kadar şirketlerin başına gelen oranın da başına gelir. Her zaman Recep Tayyip Erdoğan gibi birisi olmayabilir. O yüzden biz Çaykur’un geleceğini de düşünerek ciddi bir çalışma yaptık. Ve 9 ay 29 güne kadar çalışma imkanını getirirken bir şey daha getirdik. Çaykur’da 5 ay 29 güne kadar herkes çalışamıyordu. Yeni bir düzenlemeyle en az 6 ay çalışacaklar. Sonrada 9 ay 29 gün ihtiyacı olanlar çalıştırılacaklar” dedi.

    “İstemezük muhalefet anlayışı Çaykur gibi kurumları yok etti”

    Çaykur’la bazı siyasilerin açıklamalarını da sert bir dille eleştiren Arslan, “Bir siyasi partinin yetkilisi dün Çaykur’a yönelik açıklama yapıyor. Bizden hesap sorulmasını istiyor. Sendika buna nasıl razı olur. Çaykur’da bu düzenlemeye nasıl imza atılır. Bu muhalefet anlayışıdır ki Çaykur gibi kurumları maalesef yok etti. Sadece istemezük. Nasıl yapmamız lazım. Çaykur’u hem geleceğe taşıyacağız. Hem ayakta tutacağız. Hem de çalışanları memnun edeceğiz. Önerin ne? Önerim 12 ay çalıştırmak. 12 ay çalışılacak alt yapıyı oluşturalım bizimde hedefimiz o. Kamparya dışında da arkadaşlarımızın çalışabileceği bir model ortaya koyduk. Şuanda Çaykur’da 6 ay çalışılabilecek bir alt yapıyı kurduk. Çaykur’u gelecekte 12 ay boyunca işçilere iş verecek bir noktaya taşırsak elbette işçilerimizin 12 ay çalışmalarını sağlayacağız. Bugün ki Çaykur’la 12 ay çalışmayı dayatırsanız. Çaykur’u yok edersiniz. Tablo ortada. O yüzden bu muhalefet anlayışını maalesef hem bir kısım siyasetçilerde hem de bir kısım sendikalarda görüyoruz. En kolay bu arkadaşlar istemezük. Karşı çıkmak. Yok ettirmeyiz. Kapattırmayız. Sattırmayız. En kolayı bu. Böyle der çekilirsiniz” ifadelerini kullandı.

    Hak-İş’in itiraz ederken çözüm yolunu da ortaya koyduğunu vurgulayan Arslan, “Kardemir kapatılma kararı alınmıştı. 1 liraya satılmak istendi sembolik olarak. Kardemir’i kapatma kararı aldı hükümet. Tarihi bir tesisle beraber Karabük’te yok edilecekti. Hak-İş bir inisiyatif geliştirdi. Kapatılmasın. Biz alalım. Yöre halkı, esnaf, işçiler olur mu? O kadar büyük eleştiriler aldık ki. İnanılmaz eleştireler aldık. Oldu. Mücadele ettik bugün Kardemir’in bacası tütüyor. Ray demiri de üreterek. Limanı da gerçekleştirerek Türkiye’nin en önemli inlerce istihdam sağlayan, milyonlarca vergi veren bir tesisi ayakta tuttuk. Eğer deseydik ki ideolojik olarak biz fabrikayı kapattırmayacağız. Fabrika kapanacaktı arkadaşlarımız da başka yerlere gidecekti. Biz sorumluluk aldık. Özelleştirmeye itiraz ediyoruz. Özelleştirmeye körü körüne değil çözümde getiriyoruz. Özelleştirmeye istemezük diyenlerin hepsi kaybetti. Biz mücadele ettik. İsdemir’de de aynı oldu. İsdemir’i ayağa kaldırmakta büyük bir başarı elde ettik. Seydişehir’in bacasının tütmüse için Hak-İş orada da bacasının tütmesini sağladı. Bize inanmayanlar fabrikayı terk ettiler, bizde çalışmak istiyoruz referans olun dediler” diye konuştu.

    Bugün kamuda da bir takı özelleştirme tartışmalarının yaşandığını anlatan Arslan, “Et Balık Kurumu’nun tıpkı bugün Şeker Fabrikaları gibi kapatılma kararı verildi. Bize nasıl kapatılacağını, ne şekilde yapılacağı ile ilgili bizden razı olmamız istendi. Hak-İş sadece itiraz etmedi, çözüm de ortaya koydu. Et Balık Kurumu’nun hayvancılığı, çiftçiliği, bölgesel kalkınmayı ilgilendiren bölümü var. Kombinaları satmayın, satacaksanız biz alalım dedik. Bir konsorsiyum oluşturuldu. Prensip olarak anlaşıldı. Son anda birisi düğmeye bastı iptal edildi. Ankara Et Balık Kurumu’nun bugün yerinde Türkiye’nin alışveriş merkezlerinden birisi yükseliyor. Zaman zaman bir kışım köşelerden Hak-İş’e salvolar geliyor. Hak-İş niye sessiz diye. Hak-İş hiçbir zaman sessiz kalmadı. Sadece itiraz etmek, biz buna karşıyız diyerek süreci atlatamazsınız. Çözüm bulacaksınız. Çözüm üretiyor musunuz?” diye kordu.

    “Bugün Şeker Fabrikaları için oradaki insanlar, yönetenler, sendikalar hangi çözümü getirdi, sonra bize gelip sizde destekleyin denildi”

    Şeker Fabrikaları’nın özelleştirme sürece hakkında açıklamalarda bulunan Arslan, “Bugün Şeker Fabrikaları için oradaki insanlar, yönetenler, sendikalar hangi çözümü getirdi. Hangi çözümü bizimle gelip sizde destekleyin denildi. Sadece imza kampanyası yapacaksınız. İmza kampanyasındaki imzaları da gidip Türk-İş’e teslim edeceksiniz. Türk-İş’te ağıt yakılacak. Sonra meydana çıkacaksınız. Buna karşıyız. Dolaysıyla Hak İş bunları yapmaz. Bir şeyi itiraz ediyorsak çözümünü de buluruz. Eğer bulamazsak birilerinin istediğini yaparsınız” şeklinde açıklamalarda bulundu.

    “Çaykur’da 6 ay çalışmanın planlanan yerde 12 ay isterseniz o zaman Çaykur’un geleceğine ihanet edersiniz”

    Hak-İş olarak her alanda stratejik, toplumun önemli kesimini ilgilendiren herhangi bir kurumun bir kısım gerekçelerle kapatılması, satılması gündeme geldiğinde kendilerine düşen görevin buna yönelik somut, ayakları yere basan çözümleri bulup bununla mücadele etmek olduğunun altını çizen Arslan, “Biz çözüm odaklı konfederasyonuz. Sadece istemezük talep ederiz dersek kaybediyoruz. Çaykur’da da bu zihniyetteki siyasi anlayışa Çaykur teslim edilirse geçmişte Fiskobirlik’i, Çukobirlik’i kaybettiğimiz gibi bilin ki Çaykur’u da kaybederiz. Çaykur bir şehri değil bölgenin kurumu. Giresun’dan başlayarak Artvin’e kadar olan bölgenin önemli bir kuruluşu. Çaykur’da 6 ay çalışmanın planlanan yerde 12 ay isterseniz o zaman Çaykur’un geleceğine ihanet edersiniz. Sadece istemezük diyerek, sadece sokaklarda idielojik şarkı söyleyerek sorunların çözülmediğini sağır sultan bile duydu. Bunların yerine aklımızı, vicdanımızı, tecrübemizi işin içine katarak çözüm odaklı bir sendikacılığı hayata geçirmemiz lazım. Kavga ederek değil”

    Taşeron işçilerle ilgili düzenlemenin tarihi bir düzenleme olduğunu anlatan Arslan, konuşmasında şunları kaydetti: “Çok fazla anlatılmıyor, ifade edilmiyor. Dünyadaki trendlere baktığımızda, küresel güçlerin gelişmekte olan ülkelere dayattıkları özelleştirme taşeronlaştırma tüm kamu kaynaklarını özel sektöre devretme baskılarına maruz kalan bir ülke olarak, Türkiye’deki bir sendikacı olarak bu düzenlemenin ne kadar büyük olduğunu ifade etmek istiyorum. Hakkı da teslim etmek zorundayız. Taşeron düzenleme ve getirilen düzenlemenin içeriğine baktığınızda yerel yönetimlerinde ve kamu kurumlarında işçi teminin de taşeron uygulamasının yasaklanmış olması biz bunu küresel ölçekte Türkiye’nin küresel güçlere ve küresel sermayeye meydan okuması olarak görüyoruz. Bu düzenlemeden hemen sonra uluslararası kuruluşlardan tebrik mesajları geldi. Geçtiğimiz hafta İngiltere İşçi Partisi’nden bir yetkili geldi. İngiliz sendikacılara bu uygulamayı anlatmamızı istedi. Çok büyük bir değişim. Kadrolu işçi sayımız 170 bin. Biz bunun 5 katını kamuya ve yerel yönetimlere kadroya aldık. Dünyada ezberleri bozan küresel dünyaya meydan okuyan büyük fotoğrafı bu. Eksiklikleri var. Dışarıda kalan çalışanlarımız var. Onlar içinde gereken çalışmayı yapacağız” dedi.

    Kongreye, AK Parti Çorum milletvekili ve Hak-İş Onursal Başkanı Salim Uslu, AK Parti Çorum milletvekili Lütfiye İlksen Ceritoğlu, Hak-İş’e bağlı sendikaların genel başkanları ve sendika üyeleri katıldı.

  • Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Arslan: “Hem kamuda hem yerel yönetimlerde artık taşeron devri sona erdi”

    Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, hem kamuda hem yerel yönetimlerde artık taşeron işçi devrinin sona erdiğini belirterek, “Bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çalışma hayatımızda alınmış en önemli karar ve gerçekten büyük bir reformdur” dedi.

    Hak-İş Sendikası Çorum Şubesi tarafından düzenlenen İstişare ve Değerlendirme Toplantısı’na katılan Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, Resmi Gazete’de yayımlanan KHK’da yer alan taşeron düzenlemesi ile ilgili açıklamalarda bulundu. Arslan, taşeron işçilerini 10 yıl önce Hak-İş ve bağlı sendikalarla henüz taşeron konusunda hiçbir düzenleme yapılmadığı dönemde “Türkiye’de bu ülkenin kunta, kinteleri olan, ücretli köleleri gibi muamele gören taşeron işçiliğine karşı birlikte mücadele etmeye” davet ettiklerini hatırlattı. O mücadeleyi bugün zirveye çıkarmanın onurunu ve gururunu yaşadıklarını dile getiren Arslan, 24 Ocak 2014’te Ankara’da 81 ilden 6 bin taşeron işçinin katıldığı bir programla taşeron işçilerin sendikalarda örgütlenmesi konusunda bütün Türkiye’de bir kampanya başlattıklarına dikkat çekti. O kampanyanın 6 ay içerisinde sonuç verdiğini ifade eden Arslan, “O gün başbakanımız, bugün cumhurbaşkanımız olan Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla 2014 yılı Temmuz ayında Meclisin tatile gitmesi gereken bir dönemde AK Parti hükümeti taşeron işçilerle tarihi ilk adımını attı. İlk kez taşeron işçilere toplu sözleşme hakkının sağlandığı, sendikalaşmanın önünün açıldığı, başta kıdem tazminatı olmak üzere izin hakkı gibi bütün temel haklarının kamu tarafından, devlet tarafından güvence altına alındığı ve fiyat farkı düzenlemesinin getirildiği bir taşeron mevzuatı o gün Meclisten çıkarıldı. Türkiye taşeron sisteminde en temel ve en önde atılan adım 2014 yılında çıkartılan yasadır. Bugün biz kadro meselesini çözmüşsek, bugün taşeron işçilerini Türkiye kamuoyuna taşımışsak 2014 yılındaki düzenleme tarihi bir düzenleme olarak önümüzde duruyor” diye konuştu.

    O düzenleme ile yeni bir dönemin başladığını anlatan Arslan, “O düzenleme ile biz artık binlerce toplu sözleşmeyi kamu kurumlarında gerçekleştirmeye başladık. Binlerce toplu sözleşme ile arkadaşlarımıza yeni mütevazi küçük ama önemli adımların atılmasını başlattık. Sayın Cumhurbaşkanımızın son hükümet değişikliği ile yeni oluşturulan Bakanlar Kurulu ile beraber bu meselenin hükümet programında olmamasına rağmen, 65. Hükümet’in programında taşeron düzenlemesi ile ilgili bir düzenleme olmamasına rağmen Cumhurbaşkanımızın talimatıyla Başbakanımız, bakanlarımız ve ilgililerin çalışmasıyla yeni bir dönem başladı. Dün sabah itibariyle taşeron işçilerle ilgili mesele KHK ile sonuçlandırıldı. Burada bu kadar kısa zaman içerisinde Türkiye Cumhuriyeti’nin çalışma hayatında tarihi bir dönem yaşıyoruz. Birincisi küreselleşmenin bize dayattığı, içimizi acıtan kamunun küçültülmesi, devletin küçültülmesi, kamu hizmetlerinin özelleştirilmesi gibi uluslararası sermaye çevrelerinin bize dayattığı tüm dayatmalara rağmen Türkiye’de milli ve yerli bir ses çıktı. Tüm bu dayatmalara rağmen kamu hizmetlerini kamu işçileriyle yapacağız dedi. Bu sözü söyleyen milletin adamı Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Bu sadece ülkemiz için değil bölgemiz ve bütün insanlık için tarihi bir adımdır”

    Bütün dünyadaki trendler, demokratik ve gelişmiş ülkelerdeki trendlerin kamu hizmetlerini taşeron ve benzeri sistemlerle devam ettirdiğine işaret eden Arslan, “Türkiye’nin yaptığı iş dünyadaki bütün ezberleri bozan bir iş. İlk defa hem yerel yönetimlerde hem de bizzat bakanlıklarda ve kamunun alanında artık taşeron sisteminden vazgeçiliyor. Mevzuatımıza 1933 yılında giren, aradan geçen 80 yılın ardından ilk defa devletimiz, hükümetimiz tarafından reddediliyor. Artık kamuda taşeron sisteminden geçen bir Türkiye var. Bu aslında sadece bu ülke için değil bölgemiz ve bütün insanlık için tarihi bir adımdır. Artık kamu hizmetlerinin kamu çalışanları, kamu işçileri eliyle yapılmak istenmesi ve bu kararlılık küresel güçlere karşı bir meydan okumadır. Sadece sizler kadro almıyorsunuz, bundan sonraki kamu hizmetleri sizden sonra gelecek kamu işçileri eliyle yürütülecek. Tarihi adımın önemi buradan başlıyor. Burada arkadaşlarımıza verilen kadrolar sadece size verilen kadrolar değil, sizden sonra da kamu çalışanları kamu işçileri eliyle kamu hizmetleriyle yürütülecek. O yüzden Cumhurbaşkanımız, Başbakanımız ve bakanımızın açıkladığı olay sadece 300 bin, 500 bin, 1 milyon insanı ilgilendirmiyor, Türkiye Cumhuriyeti’nin kamu hizmetlerini, geleceğini ilgilendiren tarihi bir adım. Bu adım her türlü takdirin, teşekkürün üzerindedir. Kamu hizmetlerinin kamu işçilerinin eliyle yapılması hem maliyetleri düşürecektir hem hizmetlerin kalitesini artıracaktır. Bunun gerçek olduğunu biz matematik hesapları da değil, her türlü hesabı yapmaya hazırız ve bunu kamuoyuyla paylaştık. Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki kararlığı Türkiye’deki yeni bir dönemin başlangıcının habercisi olmuştur. Bütün engellemelere rağmen, taşeron lobisinin baskılarına rağmen, içeriden ve dışarıdan buna karşı çıkanlara rağmen milletin adamının iradesi bütün bu engelleri ortadan kaldırmıştır. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla bu süreç tamamlandı. Tarihi bir adım daha atıyoruz. Özel İdarelerde ve yerel yönetimlerde bütün taşeron arkadaşlarımızın bundan sonra belediyelerimizin şirketlerinde çalışmasına yönelik alınan karar da ikinci bir tarihi karardır. Belediyelerimiz bundan sonra taşeron firmalarla mücadelesini sona erdirmiştir. Biz bütün belediyelerimizdeki taşeron şirketlerinde çalışan arkadaşlarımız, belediye şirketlerinde belediye işçileri olarak görevlerine devam edecektir. Hem kamuda hem yerel yönetimlerde artık taşeron devri sona ermiştir. Bu Türkiye Cumhuriyeti tarihinde çalışma hayatında alınmış en önemli karar ve büyük bir reformdur. Bu reformun ne anlama geldiği belki kamuoyunda yeteri kadar anlaşılmayabilir. Ama ben bir sendikacı olarak yaşadığımız tecrübeler, sıkıntılar ve bugüne kadar süreçte gelinen nokta gurur verici. Bu yeni dönemin milletimiz, çalışanlarımız ve tüm ülkemiz için hayırlar getirmesini diliyorum. Biz bu tarihi mücadeledeki başarımızla ne kadar övünürsek, bu başarıya destek veren, bunu KHK ile de hayata geçiren Cumhurbaşkanımıza, Başbakanımıza, bakanımıza, Bakanlar Kuruluna teşekkür ediyorum. Hem 4-C’li, hem geçici mevsimlik işçiler, hem yerel yönetimlerde çalışan mevsimlik işçiler, hem kamuda çalışan işçilerle ilgili tarihi adımlar bizim için önemli. Bu düzenlemenin eksiklikleri mutlaka var. Bunların düzeltilmesi için bir süreç bekliyor. KİT’lerdeki arkadaşların kadro alamaması gibi bazı sorunlar var. Ama büyük fotoğrafı gözden kaçırmayalım. Türkiye’nin en büyük reformuna imza atıldı. Bu düzenlenin önemini küçümsemeden diğer sorunların çözümü için çalışmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

    Taşeron konusunda birçok soru olduğunu vurgulayan Arslan, sözlerine şeyle devam etti:

    “Bu sorular gündemimizde. Dünden beri KHK’nın bütün kararlarını teknik olarak inceliyoruz. Teknik bazı kavramlar var. Yarın bir basın toplantısı yapacağız. Sonrasında hukukçularımızla değerlendirme yapacağız. Önümüzdeki süreçte eksik kalan alanlar, talepleri karşılanmayan arkadaşlarımızı ve bir kısım noktalarda unutulmuş düzenlemeleri onları da gündeme getireceğiz. Cumhurbaşkanımız ve bu işin mimarlarına dua etmemiz lazım. Bizi mutlu ettiler. Onurlandırdılar. Sorunlarımıza duyarsız kalmadılar. Bugün tarihi bir karara imza attılar. Bizde bundan sonra daha önce yaptığımız gibi gece gündüz çalışarak bize verilen emaneti en iyi şekilde yapmaya çalışacağız. Kamu çalışanları olarak yerel yönetimler ve kamu çalışanları olarak hayırlı bir iş yapıyoruz. 80 milyon insanımıza hizmet ediyoruz. Hem hayırlı bir iş yapıyoruz sevap kazanıyoruz hem de ailemizin rızkını kazanıyoruz. Bundan sonra bizlere daha büyük bir sorumluluk düşüyor. Artık bize emanet edilen işimizi daha büyük bir heyecan, motivasyon ve çabayla yapmaya çalışacağız. Ne diyorlardı ’Eğer bu işçilere kadro verirseniz çalıştıramazsınız, taşeron işçiler kadro alırsa çalışmazlar, biz onları çalıştıramayız’ diyen anlayışa inat daha çok çalışacağız. Bize verilen emanetin hakkını vereceğiz. Alın terimizi akıtacağız. Kamu hizmetlerini her yerde en iyi şekilde yapacağız. Verimliliği ve kamu hizmetlerinin kalitesini artıracağız. Bize bunu söyleyenlerin hepsi mahcup olacak.”

    Toplantıya AK Parti Çorum Milletvekilleri Salim Uslu ve Ahmet Sami Ceylan, Belediye Başkanı Muzaffer Külcü, AK Parti Çorum İl Başkanı Mehmet Karadağ, MHP İl Başkanı Mehmet Akif Aras, Hak-İş İl Çorum İl Başkanı Mustafa Köroğlu ile taşeron işçiler katıldı.

  • Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan:

    Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, 16 Nisan’ın çok büyük bir öneme sahip olduğunu ifade ederek, “Bu referanduma giderken, bazı sıkıntıları olan, kızgınlıkla, kırgınlıkla ve küskünlükle ‘ben oyumu hayır olarak kullanacağım’ diyen bazı kardeşlerimiz var. Ben o kardeşlerime sesleniyorum; arkadaşlar, bu bir genel seçim veya bir yerel seçim değil, bu bir siyasi olay da değil, bu Türkiye’nin yüzyılını ilgilendiren tarihi bir karar. O yüzden kırgınlıklarımızı, küskünlüklerimizi bu tarihi kararda bir kenara bırakmalıyız. Krizler içinde boğuşmak istemiyorsak ‘evet’ demeliyiz” dedi.

    Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan “Anayasa Değişikliğine Tam Destek, Geleceğimiz İçin Evet” kampanyası kapsamında Malatya’da Hak-İş üyeleri ve vatandaşlarla bir araya gelerek referandumda neden ‘evet’ denilmesi gerektiğini anlattı.

    Şehit Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda düzenlenen programa; AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Öznur Çalık, Battalgazi Belediye Başkanı Selahattin Gürkan, Hak-İş Malatya İl Başkanı Bünyamin Geleri, konfederasyona bağlı sendika temsilcileri, şube müdürleri, üyeler ve çok sayıda vatandaş katıldı.

    Programda konuşan Arslan, konfederasyonun kuruluşundan bu yana sivil, katılımcı, demokratik, özgürlükçü, toplumun geniş kesimlerinin içinde yer aldığı ve geniş bir mutabakata dayalı bir anayasa taleplerini sürdürdüklerini belirterek, “1980 darbesinden ve onun getirdiği engellerden en çok etkilenen ve birçok hakları elinden alınan sendikalardan biri olarak, biz çok mücadeleler verdik ama ne yazık ki siyasette bir uzlaşma sağlayamadığımız için yeni anayasaya ulaşamadık. Bu zamana kadar kısmi anayasa değişikliklerinin hepsine ‘evet’ dedik. Bu anayasa değişikliğine de ’evet’ derken, yeni ve daha kapsamlı anayasa talebimizden vazgeçmiş değiliz, bu konudaki kararlılığımızı devam ettireceğiz” diye konuştu.

    “Bu değişikliğe ‘evet’ dememiz için kimse bizi yönlendirmedi”

    Arslan, anayasa değişikliğine kendi kararları ile ‘evet’ dediklerini dile getirerek “Bu anayasa değişikliği için kimse bizden bir talepte bulunmadı. Kimse bizi yönlendirmedi. Biz bu değişiklik meclisten geçtikten sonra Yönetim Kurulu olarak bu konuyu enine boyuna konuştuk ve tartıştık, ’bu anayasa bizim için ne anlam ifade ediyor’, bunu istişare ettik. Daha sonra Başkanlar Kurulumuzu topladık. Çıkan sonuç güçlü bir ‘evet’ oldu. Hak-İş’in tarihinde ilk defa konfederasyona bağlı 22 sendikanın tümü de oy birliği ile bir anayasa değişikliğine ‘evet’ yönünde karar verdi. Hak-İş’in 500 bine yakın üyesi var ve Türkiye’nin en büyük sivil toplum kuruluşlarından bir tanesi. Biz milli ve yerli bir sendikacılık duruşunun her zaman öncülüğünü yaptık. Anayasa değişikliği gibi bir meselede kayıtsız kalamazdık, tarafsız kalamazdık çünkü bu tam da bizi ilgilendiren bir konu. Bu ülkemizin beka sorunu, darbecilerin ruhunu yansıtan bu kokuşmuş anayasayı artık değiştirmemiz, hatta mümkünse tümden kaldırıp çöpe atmamız lazım” ifadelerini kullandı.

    Arslan mevcut sistemin krizler, kısır döngüler ve darbeler meydana getirdiğini vurgulayarak, “Biz 1960 darbesini ve Başbakan’ın asılması gibi bir acı tecrübe yaşadık. Bütün siyasi ve ekonomik krizler, darbeler, yönetime müdahaleler hepsi bu ülkede gerçekten emeği ile geçinen işçileri, emekçileri, çalışanları topyekun mağdur etmiştir. Millet olarak hepimiz çok mağdur edildik ama en büyük faturayı çalışanlar ödedi. O yüzden bugünkü anayasa değişikliğinin bize yönelik getirdiği istikrar aslında bizim için en temel kazanım olarak karşımızda. Çünkü istikrarsızlıktan dolayı kaybedilmiş yıllarımız var. O yüzden istikrar için, kriz olmaması için, siyasi iktidara bir daha müdahale olmaması için bu anayasa değişikliğine sonuna kadar ‘evet’ diyoruz. Biz artık ülkemizin krizler yaşamasını istemiyoruz. Bu ülke artık bir daha kriz kaldıramaz. Bu iki başlılıkla bu ülke yürütülemez. 7 Haziran’dan sonra Kılıçdaroğlu’nun Başbakan, Erdoğan’ın da Cumhurbaşkanı olduğunu düşünün, inanın her günümüz krizle geçerdi. Biz bu krizlerle yaşamak zorunda mıyız Allah aşkına? Eğer bu sistem yürümüyorsa yeni bir sisteme geçeceksin arkadaş, bu, bu kadar basit. Rejim falan değişmiyor, sistem değişiyor. Ama maalesef bizim en büyük şanssızlığımız muhalefetin sadece ‘hayır’ demesi. Keşke önümüze bir anayasa değişikliği önerisini getirselerdi. Ama maalesef muhalefet hep algıları yönetmeye çalışıyor ve Türkiye’nin bu sistemle devam etmesini istiyorlar. Bizim gönlümüz buna razı olamaz. Biz bu sistemin devamını, bu ülkenin geleceğine yönelik en büyük engel olarak görüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

    Arslan, 16 Nisan’ın çok büyük bir öneme sahip olduğunu ifade ederek, “Bir kesim var, daha önce AK Parti’ye ya da MHP’ye oy vermiş ama bu seçimlere gelirken sorunları çözülememiş, bazı sıkıntıları olan ve bazı beklentileri karşılanmış, kızgınlıkla, kırgınlıkla ve küskünlükle ‘ben oyumu hayır olarak kullanacağım’ diyor. Ben o kardeşlerime sesleniyorum; arkadaşlar bu bir genel seçim değil, bu bir yerel seçim de değil, bu bir siyasi olay da değil, bu Türkiye’nin yüzyılını ilgilendiren tarihi bir karar. O yüzden kırgınlıklarımızı, küskünlüklerimizi bu tarihi kararda bir kenara bırakmalıyız” şeklinde konuştu.

  • Hak-İş Genel Başkanı Arslan: “Ülkemizin geleceği için ve millet iradesinin gereğinin yapılması için ’evet’ diyoruz”

    Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Ülkemizin geleceği için ve millet iradesinin gereğinin yapılması için ’evet’ diyoruz. Ben ülkemin krizler yaşamasını istemiyorum. Bu anayasa değişikliğine ’evet’ derken de özellikle 2007’den sonra Cumhurbaşkanını halkın seçtiği hükümetin gücünün daha da hakimleştiğini görüyoruz. Bu tıkanıklıkları gidermek için anayasa değişikliğine ’evet’ denilmesi konusunda kararlıyız” dedi.

    Hak-İş Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan “Anayasa değişikliğine tam destek, geleceğimiz için evet” kampanyası kapsamında Ankara Atatürk Kapalı Spor Salonunda Hak-İş üyeleri ve vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek, Hak-İş Genel Sekreteri Osman Yıldız, AK Parti Ankara İl Başkanı Mustafa Nedim Yamalı ve AHİD Genel Başkanı Hilmi Yaman’ın yanı sıra çok sayıda vatandaş katıldı. Spor salonunda büyük bir coşku yaşandı.

    Arslan, Hak-İş olarak sadece bu referandumda değil 1982 Anayasası’nın millete zorla dayatıldığı dönemde nasıl bir anayasa istediklerini, o günkü şartları zorlayarak bir sempozyum düzenlemek istediklerini ama darbecilerin, cuntacıların tayin ettiği sıkıyönetim komutanlığının bu toplantıya izin vermediğini ifade etti. Arslan, “Anayasaya ’hayır’ demek, anayasa konusunda konuşmak, anayasayla ilgili yorum yapmak veya yazı yazmak suçtu” ifadelerini kullandı.

    Konfederasyonun kuruluşundan bu yana sivil, demokratik, katılımcı, çoğulcu ve milletin temelinin mutabakatını sağlayan bir anayasa taleplerini sürdürdüklerini kaydeden Arslan, şöyle konuştu:

    “1987 yılında siyasi yasakların kalkması konusunda yine ‘evet’ diyerek yeni bir yol haritası oluşturmuştuk. 2007 yılındaki anayasa değişikliği referandumunda da yine ‘evet’ diyerek Türkiye’nin önünün açılması konusunda Hak-İş katkı yapmıştır. Özellikle 12 Eylül referandumunda darbelerin karanlığından demokrasinin aydınlığına ‘evet’ diyerek yeni bir başlangıç yapmıştır. Anayasa değişikliğine tam destek, geleceğimiz için evet derken bu tarihsel yürüyüşümüzün herkes tarafından bilinmesini istiyorum. Konfederasyonumuzun kuruluşundan bu yana sivil, demokratik, katılımcı, çoğulcu ve milletin temelinin mutabakatını sağlayan bir anayasa talebimizi hep sürdürdük ve bundan sonra da sürdürmeye devam edeceğiz. Anayasa değişikliğine ’evet’ derken, yeni anayasa talebimizden vazgeçmiş değiliz, bu konudaki kararlılığımızı devam ettireceğiz.”

    “Keşke muhalefet teklif getirseydi”

    “Bir tarafta Ak Parti ve MHP’nin sunduğu Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ve bir tarafta da ana muhalefetin önümüze koyacağı yeni bir öneriyi bekledik” diyen Arslan, bu iki öneriyi birlikte tartışabilmeyi istediğini ama bundan mahrum bırakıldıklarını ifade etti. AK Parti ve MHP’nin ortaklaşa önerdiği anayasa değişikliğinin dışında muhalefetin bir öneri getirmediğini kaydeden Arslan, “Sadece şunu istiyorlar ’buna razı olun, krizleriyle, darbeleriyle ve sorunlarıyla mevcut sisteme razı olun’ diyorlar. Biz bu sisteme razı olursak geleceğimizi kaybetme riski var. Eğer parlamenter sistemin sorunlarını çözecek, parlamenter sistemi adam gibi işletecek, darbeleri ve krizleri önleyecek bir model getirselerdi bunu da tartışacaktık. Parlamenter sistemi dünyadaki gibi hayata geçiremedik. Yaşadığımız 67 yıl ülkemizdeki bir çok sorunu önümüze koydu ve bundan ders almamız gerekiyor” diye konuştu.

    “Deniz Baykal milletten özür dilesin”

    “Sayın Deniz Baykal bugün utanmadan, sıkılmadan milletin önüne geçip anayasaya ’hayır’ demeyenleri suçluyor. Aslında siz 2007 yılında milleti bu hale sokarak kendi geleceğinize kurşun sıktınız” diyen Arslan, Deniz Baykal’dan yüreklice, adam gibi çıkıp milletten özür dilemesini, “2007 de yanlış yaptık özür diliyoruz” demesini istedi.

    Hak-İş neden ’evet’ diyor?

    Bu sistemin ya Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi olarak değişeceğini ya da milletin krizlere razı olacağını ifade eden Arslan, “Ben ülkemin krizler yaşamasını istemiyorum. Bu anayasa değişikliğine ’evet’ derken de özellikle 2007’den sonra Cumhurbaşkanını halkın seçtiği hükümetin gücünün daha da hakimleştiğini görüyoruz. Bu tıkanıklıkları gidermek için anayasa değişikliğine ’evet’ denilmesi konusunda kararlıyız. Ayrıca siyasi krizin neden olduğu ekonomik krizlerin en büyük faturası çalışanlara çıktı. Başbakana anayasa fırlatılması Türkiye’nin 160 milyar dolarına mal olmuştur ve bu ekonomik krizde 450 bin kişi işini ve iş yerini kaybetmiştir. Kaybeden yine biz olduk faturasını biz ödedik. O zaman bize fatura ödetenlere karşı bizim bir şey yapmamız gerekmiyor mu, susmamız mı gerekiyor, Hak-İş’e saldırıyorlar, neden meydanlardasınız diyorlar, işte bu yüzden ’evet’ diyoruz. Ülkemizin geleceği için ’evet’ diyoruz, millet iradesinin gereğinin yapılması için ’evet’ diyoruz” şeklinde konuştu.

    “15 Temmuz’a rağmen dimdik ayaktayız ama bu istikrarın devamı için sandıktan ’evet’ çıkması şart” diyen Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek ise, 16 Nisan’da milletin sağduyusuna ve basiretine güvendiğini dile getirdi.

  • Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan:

    Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, “İyi bir iş sözleşmesinin kriteri evine yemek götürebilmektir” dedi.

    Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve İSU Genel Müdürlüğü arasında gerçekleştirilen toplu iş sözleşmesi imza törenine katıldı. Antikkapı Restaurant’ta düzenlenen imza törenine Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan’ın yanı sıra Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Tahir Büyükakın, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Doğan Erol ve Hizmet- İş Şube Başkanı İdris Ersoy katılım gösterdi.

    Programda konuşan Hak İşçi Sendikaları Konfederasyonu Genel Başkanı Mahmut Arslan, “Toplu iş sözleşmeleri beklentilerle, imkanlar arasındaki bir uzlaşmadır. Beklentilerimiz Kocaeli’de yaşamanın bir kısım riskleri ve zorluklarının yanında bu imkanları çoğaltırsak, verilen ücretleri arttırırsak ve dengeyi belli bir noktada yakalayabilirsek iyi bir toplu iş sözleşmesi olarak görüyoruz” dedi.

    “İyi bir iş sözleşmesinin kriteri evine yemek götürebilmektir”

    İyi bir iş sözleşmesinin evine yemek götürmekle olduğunu dile getiren Başkan Arslan, “İyi bir toplu iş sözleşmesinin ilk kriteri yüksek ücret değildir. İyi bir sözleşmenin kriteri bizim için işimizin, aşımızın devam etmesi, iş barışının sağlanması ve bunun gününde ödenmesidir. Çok şükür uzun bir zamandır bu sıkıntıları büyük ölçüde unuttuk. O günler geri kaldı. Çalışan arkadaşlarımızın maaşları gününde ödeniyor. Varsa sorunlar çözülüyor. Kavgaların, gerginliklerin olmadığı bir dönemi yaşıyoruz” dedi.

    “Çalışma hayatının sistematiği değişiyor”

    Yalova’da işçilerle arasında geçen bir diyaloğu paylaşan Başkan Arslan, “Yalova’da işçilerimizle buluştuğumuzda ’ücretlerde artış ve sosyal haklarda gelişme istiyoruz’ diye bir soru geldi. Haklı bir soru. Türkiye değişiyor. Çalışma hayatının sistematiği değişiyor. Çalışanların statüleri değişiyor. Dolayısıyla 10 sene öncesindeki büyükşehir yok karşımızda. Hem çalışanları itibariyle hem çalışanların profili itibariyle yeni bir anlayışı bize zorunlu kılıyor. Peki yeni anlayış nedir? Bütün bu dengeleri gözetmek zorundasınız. Hem taşeron işçilerle ilgili atılan adımları ileriye taşımak zorundayız hem de kadrolu arkadaşlarımızı bu denge içerisinde gözeteceğiz” diye konuştu.

    “Hiçbir çalışanımızın emeğini enflasyona yedirmedik”

    Son olarak söz alan Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, “Bu tür sözleşmelerde önemli. Yaptığımız sözleşmelerde inanıyoruz ki hiçbir zaman çalışanımızı, alın teri döken emekçilerimizi enflasyona yedirmedik. HAK-İŞ Genel Başkanımızın da söylediği gibi, hem Türkiye’de hem de Dünya’da bir denge var. Daha iyi ücretler vermek isteyebiliriz, verilebilir ama herkese aynı ücreti veremiyorsunuz. O imkanımız yok. Bu süreç ülkedeki dengelerle de ilgili” açıklamasını yaptı.

    Protokol konuşmalarının ardından toplu iş sözleşmeleri için imzalar atıldı. 3 yıl yürürlükte olacak toplu iş sözleşmesinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nde çalışan 998, İSU Genel Müdürlüğü’nde çalışan 854 işçi olmak üzere toplam bin 852 işçiye, 1. yıl yüzde 10, 2 ve 3. yıllarında ise enflasyon +1 puan zam yapıldı.