Etiket: Haftası

  • Muş’ta Organ Bağışı Haftası

    Muş İl Sağlık Müdürlüğü, 3-9 Kasım Organ Bağışı Haftası dolayısıyla ‘Organ Bağışı’ konferansı düzenledi.

    Muş Devlet Hastanesi Konferans Salonu’nda düzenlenen programa Vali Yardımcısı Ali Sakar, İl Sağlık Müdür Vekili Dr. İbrahim Evsan, İl Defterdarı Mustafa Yumuşak, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Şeyhmus Yentür, Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. Mustafa Abanoz, Muş Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği Tıbbi Hizmetler Başkanı Genel Cerrahi Uzmanı Dr. Kenan Bayraktar, İl Gençlik Hizmetleri ve Spor Müdürü Ali Kartal, Muş Devlet Hastanesi Başhekimi Op. Dr. Murat Kılıç, İl Müftüsü Alettin Bozkurt, Muş Devlet Hastanesi çalışanları ve çok sayıda sağlıkçı ile davetli katıldı. Konferansın açılış konuşmasını yapan İl Sağlık Müdür Vekili Dr. İbrahim Evsan, organ bağışının önemli olduğunu anlamak için öncelikle organ naklinin önemine değinmek gerektiğini söyledi. Organ bağışına dikkat çeken Dr. Evsan, “Organ nakli tedavisi mümkün olmayan hastalıklar nedeniyle görev yapamayacak derecede hasar gören organların yerine canlı veya ölüden alınan organın konularak hastanın tedavi edilmesi işlemidir. Tedavisi sadece organ ve doku nakliyle mümkün olan hastalıklar, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizin de en önemli sağlık sorunlarının başında yer alıyor. Bu bilinçle, ülkemizde organ nakli çalışmalarının verimliliğini artırmak amacıyla 2000’li yılların başlarında Bakanlığımız koordinasyonu ve denetiminde Ulusal Organ ve Doku Nakli Koordinasyon Sistemi kurulmuştur. Bakanlığımız, o tarihten bugüne kadar organ ve doku nakli hizmetleri konusundaki çalışmalarını aynı istek ve heyecanla sürdürmektedir” dedi.

    Türkiye’de organ ve doku nakli bekleyen hasta sayısının her geçen gün arttığının altını çizen Dr. Evsan, “Yine ülkemizde yaklaşık 60 bin böbrek hastası bulunmakta ve hastalar için diyaliz bir tedavi şekli olmaktadır. Ancak kalp ve karaciğer hastalarının diyaliz gibi yardımcı tedavi olanakları olmadığından nakil bekleyen bu durumdaki hastalar, uygun organ bulunamaması nedeniyle hayatlarını kısa süre içinde kaybetmektedirler. Bunun en büyük nedeni ülkemizde organ bağışlarının henüz istenilen seviyeye ulaşamamış olmasıdır. Bu nedenle organ bağışının yaygınlaştırılması ve halkımızın bu anlamda bilinçlendirilmesi zaruret haline gelmiştir. Özellikle organ bağışı konusunda ilimizde yapılan çalışmaların yeterli seviyede olmadığı aşikârdır. Bu nedenle müdürlüğümüz ve bağlı kuruluşlarımızın bu anlamdaki çalışmalarını yeterli duruma getirmek ve organ bağışını ilimiz adına tatmin edici seviyelere taşımak için her türlü fedakâr çalışmaların bıkmadan usanmadan yapılacağı konusundaki umudumu taşıyacağımı belirterek hepinize saygılarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

    Dr. Evsan’dan sonra kürsüye çıkan Vali Yardımcısı Ali Saka da, organ bağışının önemine değinerek, devletin yaptığı hizmetlerden bahsetti.

    Ardından karaciğer nakli ile yeniden yaşama dönen Faysal Şeker, 4 gün organsız makineye bağlı yaşadığını belirterek, bu süreçte yaşadıklarını paylaştı. Kendisine organ bağışının yapılacağını hayal bile etmediğini ifade eden Şeker, “Bana organ verileceğini hayal bile edemezdim” diye konuştu.

    Yapılan konuşmalardan sonra Diyanet İşleri Başkanlığı ve Sağlık Bakanlığı’nın çalışmaları hakkında açıklama yapan İl Müftüsü Alettin Bozkurt ise, organ bağışı ile ilgili dini bilgiler vermesiyle program son buldu.

  • Organ Bağışı Haftası

    Bozüyük Belediye Başkanı Fatih Bakıcı, Organ Bağışı Haftası dolayısıyla bir mesaj yayınladı.

    Mesajında, hem bilim adamlarının hem de din adamlarının organ bağışının tıbbi ya da dini açıdan bir sakıncasının olmadığını dile getirdiklerini belirten Başkan Bakıcı “Organ bağışı bu dünyaya bırakabileceğimiz en değerli miras, ardında bir şeyler bırakabilme, insanlık adına da bir şeyler yapabilme duygusunun doruk noktasıdır. Yapacağımız organ bağışları ile başka insanlara ikinci bir yaşam şansı verebilecek olmanın huzurunu yaşayabilmek için tüm halkımıza organ bağışında bulunmaları konusunda çağrıda bulunuyor, tedavi için organ ve doku nakli bekleyen tüm hastalarımıza acil şifalar diliyorum” dedi.

  • ’’Organ Bağışı Haftası”

    Bilecik İl Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yıldız, 3-9 Kasım tarihleri arasında kutlanan ’’Organ Bağışı Haftası” münasebetiyle yayınladığı mesajında, “Tedavisinin sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar, tüm dünyanın olduğu gibi, ülkemizin de önemli sağlık sorunlarından biridir” dedi.

    İl Müdürü Yıldız, organ bağışı ve naklinin yaygınlaştırılması ve bu bilincin yeterince gelişmesini sağlamak amacıyla Sağlık Bakanlığı tarafından her yıl 3-9 Kasım tarihleri arasında ’’Organ Bağışı Haftası’’ düzenlendiğini çeşitli etkinlikler gerçekleştirildiğini belirtti. Yıldız, “Organ ve doku nakli hizmetlerinin geliştirilmesinde en önemli husus organ ve doku bağışının temini, bu bağışın artırılması için kamuoyunda bu konudaki bilgi eksikliğinin giderilmesi, organ bağışı bilincinin geliştirilmesi ve halkın organ ve doku bağışı konusunda teşvik edilmesi gereklidir. Bu konuda bütün eğitim kurumlarına, basına ve sivil toplum kuruluşlarına önemli görevler düşmektedir. Tedavisinin sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar, tüm dünyanın olduğu gibi, ülkemizin de önemli sağlık sorunlarından biridir. Böbrek yetmezliği sebebi ile organ bekleyen hastalarımızın diyaliz gibi bir tedavi seçeneği olmasına rağmen, Kalp ve Karaciğer nakli bekleyen hastalarımızın tek yaşam şansı ne yazık ki organ naklidir” dedi.

    “KAMU VE ÖZEL DİYALİZ MERKEZLERİNDE 159 DİYALİZ HASTASI HEMODİYALİZ TEDAVİSİ GÖRMEKTEDİR”

    Yıldız, Bilecik’te bulunan kamu ve özel diyaliz merkezlerinde 159 diyaliz hastası hemodiyaliz tedavisi görmekte olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti;

    “Ülkemizde organ bağışı ve nakli sayılarının yetersizliği son dönem organ yetmezliği nedeniyle tedavi görmekte olan birçok hastanın organ beklerken hayatını kaybetmesine neden olmaktadır. Hastaların yaşam süresi ve kalitesinde, ülke ekonomisi ve iş gücünde ağır kayıplara yol açan söz konusu organ yetmezlikleri önemli bir sorun olarak gündemdeki yerini korumakta olup, organ bağışı ve nakli sayılarının artırılması öncelikli hedeflerimizdendir. Ülkemizde organ nakli ile ilgili en önemli sorun organ bağışı sayısındaki yetersizliktir. Bu sorunun temelinde, ailelerin sosyal, kültürel ve psikolojik nedenlerle gösterdiği direnç ve organ bağışının öneminin tam olarak anlaşılamamış olması yatmaktadır.18 yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü organ bağış senedini iki tanık huzurunda doldurup imzalayarak bağışlayabilir. Sağlıklı her organ bağışlanabilir. Ülkemizde kalp, böbrek, akciğer, karaciğer, pankreas gibi organlar; kalp kapağı, gözün kornea tabakası, deri ve kemik iliği gibi dokular başarıyla nakledilebilmektedirler. Kişinin organ bağışından vazgeçmesi halinde organ bağış kartını taşımaktan vazgeçmesi ve bu kararı ailesine bildirmesi yeterli olmaktadır. Sağlık Bakanlığımızca 2013 yılında Türkiye Organ ve Doku Bağışı Bilgi Sisteminin oluşturulmasıyla organ bağışı kabul ve kayıt işlemleri daha sistemli hale getirilmiştir. Bu güne kadar ilimizde 397 kişi organ bağışında bulunmuştur. İlimiz tüm sağlık kurum ve kuruluşlarında yetkilendirilmiş görevli personel bağış işlemlerini sisteme kayıt etmek suretiyle kabul etmektedir. Bu kapsamda yaşam umudunu kaybetmekte olan binlerce hastamız için yeni umut pencereleri açmak üzere tüm halkımızı organ bağışı konusunda duyarlı olmaya davet ediyoruz.”

  • 3-8 Kasım Organ Bağış Haftası

    Malatya İl Sağlık Müdürlüğü tarafından, 3-8 Kasım Organ Bağış Haftası münasebetiyle, organ bağışına dikkat çekmek amacıyla Sağlık Müdürlüğü önünde stant açıldı.

    Konuyla ilgili bir açıklama yapan İl Sağlık Müdürü Dr. Nail Umay “Organ ve Doku Bağışı; Kişi hayatta iken, serbest iradesi ile tıbben yaşamı sona erdikten sonra doku ve organların başka hastaların tedavisi için kullanılmasına izin vermesidir” dedi.

    Umay açıklamasında “Tedavisi mümkün olmayan hastalıklar nedeniyle görev yapamayacak derecede hasar gören ve hatta bedene zararlı hale gelen bir organın yerine, canlı veya ölüden alınan sağlam organın konularak hastanın tedavi edilmesine organ nakli denilir. Tedavisi sadece organ ve doku nakli ile mümkün olan hastalıklar, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de önemli sağlık sorunlarından biridir. Organ ve doku nakli bekleyen hastaların sayısı her geçen gün artmaktadır. En son verilere göre Organ Nakli bekleyen hasta sayısı 28.268 olarak belirlenmiştir. Kalp ve karaciğer nakli bekleyen hastalar, uygun organ bulunamadığı takdirde yaşamlarını kısa bir süre içinde kaybetmektedir. Bugün ülkemizde 65.000’ e yakın kronik böbrek yetmezliği hastası diyaliz cihazlarına bağlı olarak bir gün böbrek nakli olabilmek umuduyla yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Nakil bekleyen hastaların bazıları ise tedavi olabilmek umuduyla yurt dışında çareler aramaktadır. Organ bağışında bulunan kişinin organlarının hangi durumda ve nasıl alınacağı 2238 sayılı “Organ ve Doku Alınması, Saklanması ve Nakli Hakkında Kanun”da açıkça belirtmektedir” ifadelerine yer verdi.

    2238 sayılı yasaya göre on sekiz yaşından büyük ve akli dengesi yerinde olan herkes organlarının tamamını veya bir bölümünü bağışlayabileceğini belirten Umay “Organ nakli yapılacak hastalar öncelikle kan grubu ve doku grubu uyumuna, yaş, boy, kilo gibi kriterlere ayrıca tıbbi aciliyet durumuna göre belirlenir. Cins, ırk, din, zengin-fakir ayrımı yapılmaz. Organ bağışının dini yönden sakıncası yoktur. Büyük dinlerin çoğu organ bağışını onaylamakta ve desteklemektedir. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, 06.03.1980 tarih ve 396/13 sayılı kararı ile organ naklinin caiz olduğunu açıklamıştır” şeklinde konuştu.

    Malatya’da organ bağışları için başvuruların; İl Sağlık Müdürlüğünde, Hastanelerde, Emniyet Müdürlüklerinde(ehliyet alımı sırasında), Organ nakli yapan merkezlerde, Organ nakli ile ilgilenen Vakıf, Dernek vb. kuruluşlarda yapılabileceğini söyleyen Umay “Organ bağışında bulunabilmek için; organ bağışı kartını iki tanık huzurunda doldurup imzalamak yeterlidir. Organ bağışı yapanların, bu durumdan ailelerini de haberdar etmeleri daha sonra çıkabilecek problemleri önlemek açısından yararlı olacaktır. Organ bağışında bulunan kişilerin organ bağış kartını daima yanında taşıması organ bağışı işleminin karışıklık ve gecikme olmaksızın yerine getirilmesini sağlayacaktır. Kişi organ bağışından vazgeçtiği anda organ bağış kartını taşımaktan vazgeçmeli ve bu kararını ailesine bildirmelidir. Vatandaşlarımızı “03-08 Kasım Organ Bağış Haftası” etkinlikleri çerçevesinde organ bağışında bulunmak için İlimizdeki sağlık kuruluşlarına başvurmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

  • Türkiye İnovasyon Haftası Adana’da Başladı

    Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, AK Parti Hükümeti’nin göreve başlayarak ilk 100 gün reformlarını gerçekleştirmelerini dört gözle beklediklerini söyledi.

    Türkiye İhracatçılar Birliği’nin (TİM) organize ettiği Türkiye İnovasyon Haftası, Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Akdeniz İhracatçılar Birliği Koordinatör Başkanı Bülent Aymen, Adana Valisi Mustafa Büyük, Finlandiya Büyükelçisi Nina Vaskunlahti ve pek çok önemli konuşmacının katılımıyla Sheraton Adana Hotel’de başladı.

    Etkinliğin açış konuşmasını yapan TİM Başkanı Mehmet Büyükekşi, Türkiye olarak takipçi bir ekonomi değil, küresel ekonomide liderlik için rekabet eden bir ekonomiyi hedeflediklerini belirterek, “Bunlara doğru doğru bir şekilde gitmenin yolu da üretim ve ihracatı artırmaktan ama artırırken sadece sayısal olarak değil, tam tersi katma değeri artırarak inovasyon kültürünü oluşturup üretimi artırmak gerekiyor. Gelişmiş ülkelere bakıldığında başarılarının altında hep inovatif girişimlerin yattığını görüyoruz. Bu noktada inovasyon sürekliliğini sağlamak, inovasyon kültürünü yaymak kadar önemli” dedi.

    Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı ise yeni teknolojilerin, hizmetler ile sanayi sektörü arasındaki sanayileri silmek üzere olduğunu söyledi. Önüne geçilemez etkileri olan 3 ana trendin olduğunu kaydeden Sabancı, bunların şehirleşme ve iklim değişikliği, kadınların her alanda artan katılımı ve dijitalleşme olduğunu ifade etti. İş dünyası olarak bunlara ayak uydurmaya ve fırsata çevirmeye çalıştıklarını anlatan Sabancı, iklim değişikliğine ilişkin “Ne yazık ki iklim değişikliğinden dolayı kızaracak ülkelerin arasında biz de olacağız. Bu konuyu fırsata çevirebiliriz” diye konuştu.

    “TÜRKİYE SIRALAMALARDA İYİYE GİDİYOR”

    “Büyük şirketlerin yaratıcı inovatif şirketleri bünyelerine katarak büyüdüğüne” dikkat çeken Güler Sabancı, bunun son günlerin en önemli trendi olduğunu ifade etti. Şirketlerin inovasyon alanına geçtiğimiz yıla oranla yüzde 60 daha fazla yatırım yaptıklarını söyleyen Sabancı, şöyle devam etti:

    “İnovasyon, global ölçekte ekonomik kalkınmanın yegane itici gücü. Biz bu tablonun neresindeyiz? Büyük bir çabayla inovasyonu daha çok öğrenmeye çalışıyoruz. Her yıl dünya fikriyatlar örgütü küresel inovasyon endeksi açıklanıyor. Eylül’de ülkelerin 2015 inovasyon notları belli oldu. Türkiye 141 ülke arasında 58. sırada yer alıyor. Dünyanın en inovatif ülkeleri olarak büyük ülkeler listedeler. Rapordan dikkat çeken bir sonuç şu. Gelişmekte olan ülkelere kanun yapıcılar sağlam bir inovasyon ortamına zemin hazırlayarak büyümeyi hızlandırıyorlar. Oyun sahasını onlar oluşturuyor. Bilgisayar yazılım harcamalarını gayri safi milli hasıla oranında ülkemiz dünyada 8. sırada. İyi bir sıralama. Yatırımcıların korunmasında 13. sırada yer alıyoruz. İyiye doğru gidiyoruz çeşitli yerlerde. İş dünyası tarafından finansmanı sağlanan AR-GE bakımından 21. sırada yer alıyoruz. Patent başvuruların gayri safiye oranında 13. sıradayız. Hiç fena değil bunlar. Marka başvurularında ise 141 ülke arasında 5. gözüküyor. Demek ki odaklanıp çalışırsak başarıyoruz. Kat edecek çok yolumuz var fakat yeniliğe açılımda büyük potansiyel olduğu gözüküyor.”

    “ÜNİVERSİTE VE SANAYİ BİRLİKTELİĞİ GEREK”

    AR-GE’ye yönelik inovasyon anlayışının Türkiye’ye yerleşmeye başladığını ve hızla ilerlediğini vurgulayan Güler Sabancı, inovasyon alanında en önemli rolün, temel araştırmadan uygulamaya geçişte üniversite ve sanayi birlikteliğinden geçtiğini anlattı. Şirketlerde inovasyon kültürünün oluşturulması için öncelikle liderlerin bunu isteyip, teşvik etmesi gerektiğinden söz eden Güler Sabancı, kendi şirketlerinden örnekler verdi ve yeni fikirlerin yeşereceği ortamları oluşturmak için sürekli çalıştıklarını söyledi. Dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yer almak için kaliteli inovasyon ve ekosistemin geliştirilmesi gerektiğini aktaran Sabancı bunun da inovasyon kültürünün DNA’ya işlemesiyle mümkün olacağını sözlerine ekledi.

    “KESİNTİSİZ DEVAM ETMESİNİ BEKLİYORUZ”

    Milletvekili genel seçimleri sonuçlarının da Türkiye’ye hayırlı olmasını dileyen Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı, şöyle konuştu:

    “Seçmen AK Parti’ye tek başına hükümet etme ve birlik ve beraberliği yeniden tesis etme görevi verdi. Bir an önce süreci geride bırakıp hükümetin göreve başlamasını 4 gözle bekliyoruz. Bu dönemde birlik ve beraber çalışmayı kaybedecek vaktimiz yok. İlk 100 günde yeni bir plan ve program yapılıyor. İlk 100 günde yapılacak reformları 4 gözle bekliyoruz. Son yıllarda girişimciliğe, yeniliğe, araştırmaya destek veren bir ortam yaratılmaya çalışıldı. Araştırma altyapısında çok yol alındı. Sabancı Üniversitesi’nden biliyorum ancak yeni dönemde de desteklerin kesintisiz ve planlı devam etmesini bekliyoruz. İnovasyon bir kültür meselesidir. Her kültür de gelişebilmek için ideal ortama ihtiyaç duyar.”

    Yenilikçi çalışmaların ihracatla buluşması, inovasyon kültürünün yaygınlaştırılması amacıyla bu yıl 4. kez düzenlenen Türkiye İnovasyon Haftası etkinlikleri devam ediyor. Bu kapsamda Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin de katılımıyla bugün saat 16.00’da 2014 yılı ihracat rakamlarına göre en fazla ihracat yapan firmalara ödül verilecek.