Etiket: Haberleşme

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İlk haberleşme uydumuzu 2022’de uzaya gönderiyoruz”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: “İlk haberleşme uydumuzu 2022’de uzaya gönderiyoruz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ”İlk haberleşme uydumuzu 2022’de uzaya gönderiyoruz. Alternatif maliyetleri onlarca milyon dolar olan alternatif projeleri bir süredir ülkemizde yürütecek kapasiteye zaten ulaşmıştık. Kendi milli siber güvenlik teknolojilerimizi geliştirmek suretiyle güçlü ve caydırıcı bir altyapı oluşturuyoruz. Mavi vatandan siber uzaya kadar her sahada egemenlik haklarımıza sahip çıkacağız” dedi.

    Kabine Toplantısı sonrası açıklamalarda bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Gazi Mustafa Kemal’in 27 Aralık’ta Ankara’ya gelmesinin ardından istiklal mücadelesinin yeni bir safhaya geçtiğini kaydederek, ”İstiklal Harbi’ni bizzat yöneterek gazi sıfatı alan Büyük Millet Meclisi bu vasfını 15 Temmuz’da bir kez daha tescil ettirerek tarihe geçmiştir. Dün 84. vefat yıl dönümünde rahmetle andığımız Mehmet Akif Ersoy’un 12 Mart 1920’de mecliste gözyaşları içinde okunarak kabul edilen İstiklal Marşı bir asır önce verdiğimiz mücadelenin ruhunu yansıtıyordu. TBMM’nin kabulünün 100’üncü yılı vesilesiyle 2021’i İstiklal Marşı yılı olarak ilan etti. Bu ülkenin bir vatandaşı, bu milletin bir ferdi olmanın en başta gelen şartlarından biri İstiklal Marşı’nın 10 kıtasındaki tüm mesajları kalbimize kazımaktır” dedi.

    “Evlatlarımızdan beklentimiz, korkma diye başlayan ve istiklal diye biten bu marşı lafzı ve ruhuyla içine sindirmeleridir” diyen Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

    ”Çünkü bu marşın her satırı bize önümüze çıkan zorluklar karşısında nasıl davranmamızı gerektiğini anlatan mesajlarla bezelidir. İstiklal Marşımız bir asır önce millet olarak hürriyetimizi kazanmak, vatanımızı işgalden kurtarmak, kendimize yeni bir gelecek inşa etmek için vardığımız milli mutabakatın ifadesiydi. Bugün de aynı mutabakatla hedeflerimize doğru yürüyoruz. Türk milletinin binlerce yıllık devlet ve medeniyet davasını 10 kıtada yüreklere nakşeden İstiklal Marşımızı unuttuğumuz gün ayağımıza esaret prangası, boynumuza zillet zinciri vurulmuş demektir. İstiklal Marşımızda bayrağımızın, ezanımızın, özgürlüğümüzün timsali olarak yüceltilmesi, geçen asrın çeyreğinde verdiğimiz milyonlarca şehidimizin mücadelesinden ilhamladır. Bayrağı bez parçası, ezanı hoparlör gürültüsü, toprağı taş ve kum yığını, vatanı anlamsız bir saplantı, şehadeti sıradan bir ölüm olarak görenlerin İstiklal Marşı’nın manasını kavrayabilmesi elbette mümkün değildir. Biz, Asım’ın nesli dedikçe içlerini sıkıntı basanların, biz ’tek millet, tek vatan, tek bayrak’ dedikçe yüzlerini buruşturanların, biz büyük ve güçlü Türkiye dedikçe kulaklarını kapatanların İstiklal Marşı’na sahip çıkması elbette mümkün değildir. Çünkü mandacıların, özellikle dünden gelen bu mandacıların bugünkü temsilcilerinin dış güçlerin borazanlığından terör örgütlerinin hamiliğine kadar envaı çeşit ihanetin peşinde koşmaları, İstiklal Marşımıza daha sıkı sahip çıkmamız gerektiğini gösteriyor. Hamdolsun İstiklal Marşımızdaki her lafzı, her mesajı bedeninin ve ruhunun her zerresiyle özümseyen gençlerimiz var. Hamdolsun bayrak ve ezan hassasiyetini yeri geldiğinde canı pahasına koruyan evlatlarımız var. Hamdolsun medeniyetine, tarihine, kültürüne, değerlerine sıkı sıkıya bağlı bir nesil var. Ardı ardına yüzüncü yılını idrak ettiğimiz her tarihi hadise bize sahip olduğumuz ülke ve mensubu olduğumuz milleti bir kez daha hatırlatıyor. İnşallah 2023‘te ülkemizi dünyanın en büyük 10 devleti arasına sokarak ecdada layık ve bizden sonraki nesillere örnek bir başarıyı hep birlikte ortaya koyacağız.”

    “Kimi zaman açık, kimi zaman gizli siber saldırılara maruz kaldığımız için stratejimizi yerli ve milli bir anlayışla şekillendirdik”

    Bugünkü kabine toplantısında ulusal siber güvenlik stratejisi ve eylem planının da görüşüldüğünü kaydeden Erdoğan, ”Dijitalleşmenin ayrılmaz bir parçası haline gelen siber güvenlik tüm dünyada üzerinde hassasiyetle durulan konuların başında geliyor. Güvenlikten sağlığa, eğitimden evimizde kullandığımız aletlere kadar her alanda hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline dönüşen dijitalleşme ile birlikte siber tehditlerde büyük artış yaşanıyor. Öyle ki ülkelerin fiziki sınırlarının korunmasıyla dijital altyapılarının ve verilerinin korunması aynı derecede önem kazanmıştır. Esasen savunma sanayi projelerimizin temel bileşenleri arasında dijital sistemler ilk sıralarda yer alıyor. Aynı şekilde günlük hayatımızı kolaylaştıran teknolojilerin hemen hemen tamamı dijital altyapılarla çalışıyor. Devletler vatandaşlarının can ve mal güvenliği yanında dijital bilgilerini ve aldıkları hizmetleri de korumak mecburiyetindedir. Yaklaşık 7 yıl önce kurduğumuz Ulusal Siber Olaylara Müdahale Merkezi ile bu doğrultuda ilk adımı atmıştık. Güncel ihtiyaçları ve tehditleri dikkate alarak ülkemizin siber güvenlik politikalarını kapsamlı ve bütüncül anlayışla özellikle yeni bir strateji oluşturma konusunda adımı attık. Son dönemde diğer alanlarla birlikte dijital altyapılar, siber güvenlik konularında kimi zaman açık, kimi zaman gizli siber saldırılara maruz kaldığımız için stratejimizi yerli ve milli bir anlayışla şekillendirdik” diye konuştu.

    “İlk haberleşme uydumuzu 2022’de uzaya gönderiyoruz”

    Dijitalleşmeyle birlikte siber tehditlerde de artışlar yaşandığına dikkat çeken Erdoğan, ”Esasen savunma sanayi projelerimizin temel bileşenleri arasında dijital sistemler ilk sıralarda yer alıyor. Devletler vatandaşlarının can ve mal güvenliği yanında dijital bilgilerini ve aldıkları hizmetleri de korumak mecburiyetindedir. İlk haberleşme uydumuzu 2022’de uzaya gönderiyoruz. Alternatif maliyetleri onlarca milyon dolar olan alternatif projeleri bir süredir ülkemizde yürütecek kapasiteye zaten ulaşmıştık. Bu çalışmaları daha da ileriye taşıyoruz. Kendi milli siber güvenlik teknolojilerimizi geliştirmek suretiyle güçlü ve caydırıcı bir alt yapı oluşturuyoruz. Mavi Vatan’dan siber uzaya kadar her sahada egemenlik haklarımıza, sahip çıkacağız. Bu amaçla Cumhurbaşkanlığı dijital dönüşüm ofisimizle , Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığımız öncülüğünde ilgili tarafların katılımıyla uzunca bir süredir yürüttüğümüz çalışmalarda sona gelinmiştir. İlk aşaması 2020- 2023 dönemini kapsayan bu planda belirlenen faaliyetleri hayata geçirerek ülkemizin dijital alt yapılarını siber saldırılara karşı inşallah güvenli hale getireceğiz. Bununla kalmayacak Türkiye’nin bu alanda kendi ürünleri ev firmalarıyla uluslararası düzeyde söz sahibi olmasını da sağlayacağız. Ulusal siber güvenlik stratejisi ve eylem planımızın ülkemize hayırlı olmasını diliyorum” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye olarak biz de bu amaçla çeşitli yerlerde toprak kiralamaya başladık”

    Salgın döneminde üzerinde en çok konuşulan konulardan birinin gıda üretimi ev temini olduğunun altını çizen Erdoğan, yaşanan kuralığın bu tartışmayı daha anlamlı ve önemli hale getirdiğini söyledi. Erdoğan, tahminlerin dünyanın 2050 yılında 10 milyarlık bir nüfusun gıda ihtiyacını karşılamak zorunda kalacağını gösterdiğini bildirdi. Bu durumun refah artışı ve lojistik imkanların etkisiyle bugünkünden yüzde 60 daha fazla gıda üretimi yapılmasına ihtiyaç duyulacağı anlamına geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bugünkü anlayışla bir asır arasında çok daha büyük farklar ortaya çıkacağı açıktır. Bugün 140 ülke başka yerlerde toprak kiralamak suretiyle kendini geleceğe hazırlamanın gayreti içindedir. Şimdiden kiralanan toprak miktarı ülkemizin yüzölçümünün üç katına ulaşmıştır. Bu konuda en cazip yer bakir ve bereketli Afrika topraklardır. Toprak kiralamada amaç bugünün ihtiyaçlarını karşılamak değil yarım asır, bir asır sonrasının taleplerine hazırlık yapmaktır. Türkiye olarak biz de bu amaçla çeşitli yerlerde toprak kiralamaya başladık. Böyle bir vizyonu, böyle bir derdi olmayanlar ülkemizin neden Nijer’de, Sudan’da toprak kiraladığını, başka yerlerde benzer arayışta olduğunu anlayamıyor. Sadece anlamamakla kalmıyor, bir de çıkıp bize ithamlar yöneltiyorlar. Dünyanın hiçbir yerinde hükümetlerin böyle ithamlara maruz kaldığını göremezsiniz. Çünkü oralarda ülkenin ve milletin üzerine ikbal hesabı yapan bir siyasi muhalefet anlayışı yoktur. Maalesef bu yıkıcı ve çapsız zihniyet yaptığımız barajlardan yollara, hastanelerden enerji santrallerine kadar her konuda karşımıza çıkıyor. Çiftçilerimizi, üreticimizi, insanımızı bize karşı kışkırtmak için tamamı yalan, tamamı yanlış, tamamı çarpıtma olan söylemlerle gündem oluşturmaya çalışan bu zihniyeti biz çok iyi tanıyoruz. Bu zihniyete cevap vermek bizim için zul olmakla birlikte milletimize olan sorumluluğumuz gereği hakikatleri tekrar tekrar anlatmak mecburiyetindeyiz. Biz bu cahillerle dost değiliz, cahilliklerini ifşa edene kadar cahillerle muhatap olmaya katlanacağız” açıklamasında bulundu.

    “Türkiye 18 yılda tarımsal milli gelirini 37 milyar liradan 278 milyar liraya yükselterek Avrupa’da ilk sıraya yükseldi”

    Türkiye’nin tarım alanında önemli bir yol kat ettiğini bildiren Erdoğan, “Türkiye’nin tarımda nerden nereye geldiğini anlatmadan önce soframızda eksikliğini hissetmediğimiz, ekmeğimizi, aşımızı üreten eli nasırlı, anlı terli, yüreği imanlı, yüreği tertemiz çiftçilerimize şükranlarımı şahsım, milletim adına sunuyorum. Üreticilerimize hakkını teslim etmek, emeklerinin karşılığını vermek için 18 yıldır çalışıyoruz. Türkiye’nin Avrupa’dan Asya’ya uzanan toprakları kendi imkanlarını karşılayacak bir imkan sağlıyor. Son dönemde yaptığımız altyapı sayesinde ülkemiz önemli bir ihracatçı konumuna gelmiştir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin geçtiğimiz 18 yılda tarımsal milli gelirini 37 milyar liradan 278 milyar liraya yükselterek Avrupa’da ilk sıraya yükseldiğini bildirdi. Geçtiğimiz yıl 197 farklı ülkeye tarımsal ürün ihraç ederek, 18 milyar gelir elde edildiğini açıklayan Erdoğan, ”Un ihracatında dünyada 1’inci, makarna ihracatında 2’nci sıradayız. Çiftçimize verdiğimiz destekleri bu dönemde 12 kat arttırarak, bitkisel üretimimizi 124 milyon tonla cumhuriyet tarihinin en yüksek seviyesine çıkardık. Tarımsal üretimdeki artış kendi kendine gelişmedi. Bunun için destekler yanında çok büyük sulama projelerini hayata geçirdik. Biz son 18 yılda sulama amaçlı 600 baraj, 423 gölet, bin 457 sulama tesisi yaparak milletimizin hizmetine sunduk” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan konuşmasının devamında şunları söyledi:

    “Toprak nedir, çiftçi ne iş yapar, üretim nasıl yapılır, bilmeyenler, ağızlarını her açtıklarında saman ihracatından bahsedenler aslında cahilliklerinden bahsediyorlar. Saman ihracatımız 84,5 bin ton, geliri de 14 milyon dolardır. İthalat dedikleri saman bin 953 tondur. Söyledikleri sadece yalan, iftira ile belki günü kurtarmak mümkündür ama bu tarzın ne çiftçiye ne de ülkemize bir faydası vardır.”

  • Haberleşme altyapısına 3 ayda 3,5 milyar lira yatırım

    Haberleşme altyapısına 3 ayda 3,5 milyar lira yatırım

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, “İşletmecilerin yatırımları özellikle fiber altyapıların yaygınlaştırılması, mobil ve sabit hizmetlerde çekirdek şebekeye yapılan yatırımlar, mobil hizmetlerde radyo şebekesine yapılan yatırımlar, afet ve acil durumlar ve pandemi nedeni ile artan trafiğe istinaden yapılan kapasite artırım yatırımlarından oluştu” dedi.

    Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından hazırlanan “Türkiye Elektronik Haberleşme Sektörü 2020 Yılı İlk Üç Aylık Pazar Verileri Raporu”na ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Korona virüs salgını dolayısıyla tüm dünyanın önemli oranda etkilendiğini kaydeden Bakan Karaismailoğlu, haberleşme sektörünün bu dönemden güçlenerek çıktığını belirtti.

    Salgın döneminde birçok iş yerinin çalışmalarına ara vermesi, uzaktan çalışmaya geçilmesi ve okulların kapanması gibi nedenlerle insanların gününün büyük çoğunluğunu evlerinde geçirdiğine dikkat çeken Bakan Karaismailoğlu, “Bu durum, hem genişbant internet hem de ses hizmetlerine olan talebi artırdı. Kurum olarak sektör çalışanlarının sağlığının korunması, çalışma şartlarına ilişkin kısıtlamalar olsa dahi elektronik haberleşme ve posta hizmetlerinin kesintisiz bir biçimde aksamadan sürdürülebilmesi için gerekli tedbirleri alarak sektör temsilcileri ile sürekli iletişim içinde olduk. Bunun sonuçlarını da aldık ve bu dönemde dünyada haberleşme altyapısı en iyi ülkeler arasında yer aldık” ifadelerini kullandı.

    “Yatırımlar geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 66 arttı”

    2020 yılının ilk çeyreğinin sonunda elektronik haberleşme sektöründe faaliyet gösteren işletmeci sayısının 456, bu işletmecilere verilen yetkilendirme sayısının ise 823’ü bulduğunu söyleyen Bakan Karaismailoğlu, 2020 yılı birinci çeyreğinde haberleşme sektöründe yapılan yatırım tutarının yaklaşık 3,5 milyar lira olduğunu aktararak, Türk Telekom ve mobil işletmecilerin toplam yatırım miktarının yaklaşık 2,6 milyar lira olduğunu ve diğer işletmeciler tarafından aynı dönemde 878 milyon lira yatırım gerçekleştiğini bildirdi.

    “Bu yılın aynı döneminde ise geçtiğimiz yıla göre yatırım tutarında yüzde 66’nın üzerinde artış sağlandı”

    2019 yılında işletmecilerin tamamı tarafından yapılan yatırım tutarının 2.1 milyar lira olduğunu vurgulayan Bakan Karaismailoğlu, şunları kaydetti:

    “2019 yılı birinci çeyreğinde Türk Telekom ve mobil şebeke işletmecilerinin toplam yatırım miktarı yaklaşık 1.65 milyar lira, diğer işletmeciler tarafından yapılan yatırım ise yaklaşık 461.3 milyon lira olmuştu. Yani, geçtiğimiz yıl işletmecilerin tamamı tarafından yapılan yatırım tutarı 2.1 milyar lira olmuştu. Bu yılın aynı döneminde ise geçtiğimiz yıla göre yatırım tutarında yüzde 66’nın üzerinde artış sağlandı. İşletmecilerin bu yatırımları özellikle fiber altyapıların yaygınlaştırılması, mobil ve sabit hizmetlerde çekirdek şebekeye yapılan yatırımlar, mobil hizmetlerde radyo şebekesine yapılan yatırımlar, afet ve acil durumlar ve pandemi nedeni ile artan trafiğe istinaden yapılan kapasite artırım yatırımlarından oluştu. Söz konusu teknolojilere yapılan yatırımların, gerek doğrudan getirileri gerekse diğer sektörler üzerindeki verimlilik gibi dolaylı katkılarıyla tüm ekonomi üzerinde önemli etkileri olmakta.”

    “Sektör gelirleri 2,2 milyar lira arttı”

    Bakan Karaismailoğlu, 2020 yılı birinci üç aylık dönemde haberleşme sektöründe faaliyet gösteren firmaların toplam gelirinin 17.6 milyar lirayı bulduğunu duyurdu. Bu çerçevede Türk Telekom ve mobil şebeke işletmecilerinin net satış gelirlerinin toplamının 13.3 milyar lirayı bulduğunu, diğer işletmecilerin aynı dönemdeki net satış gelirlerinin toplamının ise yaklaşık 4,3 milyar lira olduğunu kaydeden Bakan Karaismailoğlu, “Sektörde faaliyet gösteren işletmecilerimizin 2019 yılının ilk çeyreğinde net satış gelirleri ise yaklaşık 15,4 milyar liraydı. Yani geçtiğimiz yılın aynı dönemine göre sektör gelirleri 2,2 milyar TL artmış durumda. Geçen yılın ilk üç aylık dönemde Türk Telekom ve mobil şebeke işletmecilerinin net satış gelirleri toplamı yaklaşık 11,7 milyar lira olarak gerçekleşmişti. Diğer işletmecilerin aynı dönemdeki net satış gelirleri toplamı ise yaklaşık 3,7 milyar lira olmuştu” ifadelerini kullandı.

    “Yatırımların artmasını amaçlıyoruz”

    Bu alandaki en önemli noktanın firmaların Ar-Ge ve yenileme yatırımlarına büyük önem vermesi olduğunun altını çizen Bakan Karaismailoğlu, söz konusu yatırımların artarak sürmesi için hükümet olarak bilişim sektöründe yatırımın ve yatırımcının önünü açacak düzenlemeleri bir bir yaptıklarını anlatarak, “Bunun sonuçlarını da yatırımlarda yaşanan artıştan görüyoruz. Ancak bu yatırım tutarının özellikle yerli yazılım ve donanım başta olmak üzere çok daha artmasını amaçlıyoruz” açıklamasında bulundu.

  • Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan yemin etti

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan yemin etti.

    TBMM’de yemin töreni devam ediyor. Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Ahmet Arslan yemin etti. (SUÖ-DK-Y)

  • 5G yeni nesil haberleşme teknolojileri için imzalar atıldı

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Dünya dijital dönüşüm pazarı 100 trilyon dolar önümüzdeki 10 yılda ve Türkiye olarak biz bu pazardan 1 trilyon dolar pay almayı hedefliyoruz. Bütün programımızı, yol haritamızı buna göre şekillendirdik” dedi.

    Türkiye, yerli malı 5G baz istasyonu ve telekomünikasyon sistemleri geliştirmek üzere kolları sıvadı. OSTİM bünyesinde 2017 yılında kurulan Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) firmaları yerli malı baz istasyonu ve tüm telekomünikasyon sistemlerini geliştirmek amacı ile çalışmalara başladı. Telekomünikasyon sektöründe Ar-Ge faaliyetlerinde bulunan 17 HTK üyesi firma uçtan uca yabancı ürüne gerek kalmayacak şekilde tüm iletişim sistemlerini yerli ürün olarak piyasaya çıkarmak üzere güçlerini HTK bünyesinde birleştirdi. TÜBİTAK’ın da desteği ile proje çalışmaları başladı.

    5G yeni nesil haberleşme teknolojileri imza törenine katılan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Burada güzel bir tablo var. Burada kullanıcılar, üreticiler, devlet desteği var. Savunma sanayinde son 15 yılda gösterdiğimiz performansı niye diğer sivil sektörde gösteremiyoruz hep bunu soruyoruz. Savunma sanayinde müşteri, kullanıcı belli. Müşteri baştan belli olunca buradaki projeler başarılı oluyor. Uzun zamandır eleştirdiğimiz bir konuda Türkiye’de biz sahipli Ar-Ge yapamıyoruz. Sahipli Ar-Ge kavramını Türkiye’ye getirin, sahipli Ar-Ge yapalım diye hep söyledik. Bugünkü manzara sahipli Ar-Ge’dir, sahipli araştırma geliştirmedir. Kimdir sahibi? Kullanıcılar” ifadelerini kullandı.

    “Dijital dönüşümü ülkemizin geleceğine yön verecek en önemli enstrümanlardan biri olarak görüyoruz”

    Bugün atılacak olan imzaların dijital Türkiye hedefinin çok önemli bir halkasını oluşturduğuna dikkat çeken Özlü, “Dijitalleşme sırtımızı dönmemizin mümkün olmadığı, dünyanın geleceğini yakından ilgilendiren bir süreçtir. Dijitalleşmenin ürünü olan nesnelerin interneti, sensör teknolojileri, akıllı otomasyon teknolojileri, robotik veri analitiği, yapay zeka gibi yeni teknolojiler artık hayatımızda ciddi bir biçimde rol oynamaya başladılar. Hükümet ve bakanlık olarak bu sürecin çok çok farkındayız. Dijital dönüşümü ülkemizin geleceğine yön verecek en önemli enstrümanlardan biri olarak görüyoruz. Şimdiden hedeflerimizi koyuyoruz. Projelerimizi üretiyor ve dijital dünyaya hazırlanıyoruz. Seçim beyannamemizde de yer aldığı gibi tecrübeli bir kadroyla dünyadaki eğilimleri oluşan fırsatları yeniden şekillendirme ilişkilerini dikkatle analiz ederek tek bir yol haritası ortaya koyuyoruz” şeklinde konuştu.

    “Türkiye olarak biz bu pazardan 1 trilyon dolar pay almayı hedefliyoruz”

    Bakan Özlü, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bazen tehdit olarak ifade edilen hususlar vardır. Aslında Türkiye’nin bunları fırsat olarak görmesi lazım. Dijitalleşmeyi veya endüstrideki teknolojideki baş döndürücü değişmeyi bir tehdit değil, fırsata dönüştüreceğiz. Bu bakımdan yol haritamızla tüm sektörlerde dijital dönüşümü sağlamış kamuda ve özel sektörde kurumsal kaliteyi arttırmış bir Türkiye hedefliyoruz. Dijital Türkiye ile rekabet gücü yüksek dünyada adından her alanda söz ettiren bir ülke konumuna gelmeyi başaracağız. Dünya Ekonomik Forumu tarafından yapılan hesaplamalara göre önümüzdeki 10 yılda dünyadaki dijital dönüşüm pazarının 100 trilyon dolar olacağı hesaplanıyor. Bu rakam gerçekten afaki bir rakam değil. Dünya hızla bu yönde ilerliyor. Bizim çalışmamızda hazırladığımız Türkiye’nin sanayi devrimi, Türkiye’nin dijital dönüşümü, dijital Türkiye çalışmamızda biz bu 100 trilyon dolardan yaklaşık 1 trilyon dolar pay almayı hedefliyoruz. Dünya dijital dönüşüm pazarı 100 trilyon dolar önümüzdeki 10 yılda ve Türkiye olarak biz bu pazardan 1 trilyon dolar pay almayı hedefliyoruz. Bütün programımızı, yol haritamızı buna göre şekillendirdik. Son 1,5 yılda hummalı bir çalışma yaptık ve Türkiye’nin Türk sanayinin dijital dönüşümü, Türkiye’nin kendi sanayi devrimi yol haritasını 6 bileşenden oluşturduk. Bugünkü 5G yeni nesil imza töreni pazar payımızı arttıracak olan önemli bir hamle olarak düşünüyoruz.”

    7 milyar liralık bir yerlileşmeden bahsedildiğini kaydeden Özlü, Türkiye’nin en büyük sorunlarından birisinin cari açık sorunu olduğunu ifade etti. Türkiye’nin yüzde 7.4 büyüdüğüne değinen Özlü, “Ama bakıyoruz cari açıkta büyüyor. Dolayısıyla cari açığı azaltmanın, yok etmenin tek yolu teknoloji üretmekten geçiyor. Ne zamanki Türkiye teknoloji üretir, Türkiye’nin dış ticaret açığı kalmaz, Türkiye’nin cari açığı kalmaz. Biz teknoloji üretmeye odaklanıyoruz” dedi.

    TÜBİTAK kaynaklarına 2019 yılı için 253 milyon TL ayrıldığını söyleyen Özlü, “Önümüzdeki dönemde hem TÜBİTAK kaynaklarını arttıracağız. TÜBİTAK kaynaklarının artışına paralel bir şekilde 5G teknolojilerine vereceğimiz desteğin miktarını da arttıracağız. Önümüzdeki dönemde daha büyük kaynaklarla daha büyük bütçelerle çalışacağız” açıklamasında bulundu.

    Türkiye’nin tek açığının teknoloji açığı olduğunu vurgulayan Özlü, “Teknoloji açığını kapatmak için hükümet olarak canla başla çalışacağız” şeklinde konuştu.

    “7 milyar TL’lik bir alım söz konusu olacak”

    Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) Başkanı Ömer Fatih Sayan ise şöyle konuştu:

    “Bugüne kadar sadece pazar olarak anılan haberleşme şebekelerinde artık bizde varız bizde üreticiyiz ve bundan sonra ürettiğimiz ürünleri hem kullanacağız hem de yurt dışına ihraç edeceğiz demenin imzalarının atıldığı bir gün. Uçta uca yerli ve milli 5G haberleşme şebekesi projesinde önemli bir adım bizim için. Kamu gerekli gördüğü bazı projelerin altına girerek kaldıraç etkisi yapmasının en güzel örneği olacak diye düşünüyoruz. Biz haberleşme şebekelerinde yüzde 30-40-45 gibi artan oranlarda yerlilik ve milliliği zorunlu kıldık 4.5G imtiyazımızla. Yüzde 45’ini yerli olması gereken bir pozisyon doğurdu. Şu an itibariyle en az 7 milyar TL’lik bir alım söz konusu olacak. Bu 7 milyar TL’lik alımda, yüzde 45’i 7 milyara denk geliyor. Bunu burada buraya üye ve buraya bundan sonra katılacak firmalarca sağlanmasının önü açılacak.”

    Konuşmaların ardından Bakan Özlü, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal, BTK Başkanı Sayan, OSTİM Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Aydın ve Haberleşme Teknolojileri Kümelenmesi (HTK) Yönetim Kurulu Başkanı Veli Murat Çelik, Turkcell, Türk Telekom, Vodafone temsilcileri 5G yeni nesil haberleşme teknolojileri için imzaları attı.

    Geliştirilecek 5G sistemler tamamen yerli ürün olarak piyasaya çıkartılacak

    Yaklaşık 253 milyon TL yatırım ile geliştirilecek 5G sistemler tamamen yerli ürün olarak piyasaya çıkartılacak. Projeye Turkcell, Türk Telekom ve Vodafone da destek veriyor. Önümüzdeki yıllarda kademeli olarak yerli sistemler önce ülkemizde kullanılmaya başlanacak, daha sonra ihracatı yapılacak. Proje sayesinde hem cari açık azaltılacak hem de katma değeri yüksek 5G haberleşme teknoloji ürünleri ihracatı yapılmaya başlanacak. Ayrıca tamamen yerli altyapı ve bilgi güvenliği sistemleri sayesinde ulusal iletişim bilgi güvenliği korunmuş olacak. Projeyle tüm dünya ile aynı zamanda 2020 yılında 5G teknolojilerini öncelikle Türkiye’de devreye almak amaçlanıyor.