Etiket: Güvenli

  • Teleferik dünyanın en güvenli ulaşımı

    Bursa Teleferik A.Ş, basında çıkan haberlerle ilgili açıklama yaptı.

    Geçtiğimiz günlerde Uludağ’da bir otelin telesiyejinin arızalanması sonucu vatandaşların mahsur kaldığını bu durumun Teleferik’te vatandaşların mahsur kaldığı gibi gözüktüğünü bununda kendilerini mağdur ettiğini belirten Bursa Teleferik A.Ş Yönetim Kurulu Başkanı İlker Cumbul, “Medyada son günlerde çıkan bazı haberler oldu. Telesiyejde mahsur kalan vatandaşlar teleferikte mahsur kalmış gibi gözüktü. Biz Teleferik A.Ş olarak 7 mühendis 30 teknisyenle son sürat çalışmaya devam etmektedir. Tahmin ediyorum 30 saniyeyi geçmeyen duraksamalar olmaktadır. Onun dışında tesislerimiz gayet güzel çalışmaktadır. Çeşitli kayak merkezlerinde 40 yıllık telesiyejlerle çalışılıp gerekli önlemler alınmamaktadır. Telesiyejde olan problemler teleferikte olmuş gibi gösterilmiş. Bu dünyanın en uzun teleferik hattı. Hala Uludağ’a en güvenli çıkış aracı teleferiktir” dedi.

  • “Şehir içi seyahat daha hızlı, rahat ve güvenli olacak”

    Dünyada Uber modeli olarak bilinen ulaşım şebekesi mobil uygulamasının Türkiye versiyonu YOLO hizmete sunulacak. Lüks segment araçlar ile şehir içi VIP taşımacılık hizmeti verecek YOLO, Türk İş Dünyası Paneli’nde Çolakoğlu Grup Yönetim Kurulu Üyesi Haydar Çolakoğlu tarafından anlatılacak.

    ’Ulaşımda En Pratik Yol O’ sloganı ile yola çıkan ve diğer rakiplerine nazaran çok farklı iş modeli ve kazanç vaat eden bir mobil uygulama olan YOLO uzun süren Ar-Ge çalışmaları sonucunda ortaya çıktı. Uygulama, dünyadaki benzerlerinden farklı kılan en önemli özelliği hukuksal altyapısının sağlamlığı ve farklı kazanç modellerinin olması ile birlikte hem kullanıcılara, hem de iş ortaklarına sağladığı yeni nesil bir iş modeli ile kısa sürede yola çıkıyor.

    “Başlangıç noktamız şehir içi ulaşımın hızlı ve güvenli olması”

    Ulaşımdaki zorlukları keyif ve konfor ile çok uygun koşullarda sunmayı hedefleyen ekip adına konuşan YOLO Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Çolakoğlu şunları söyledi:

    “Günümüzde temel ihtiyaçlarımızdan biri olan şehir içi konforlu seyahatin hızlı, güvenli ve ucuz olarak sağlanabilmesi başlangıç noktamızdı. Bununla birlikte, kayıt dışı kalan birçok seyahatin kayıt altına alınarak vergilendirilmesi, sektörde hukuksal altyapının sağlamlaştırılması yeni düzende yeni normallere alışan bizler için çok önemli. İşlerimize teknolojiyi en verimli şekilde entegre etmek hem kullanıcılarımıza hem de iş ortaklarımıza yüksek kazanç sağlayacaktır.”

    “Yüzde yüz yerli yapım”

    “YOLO yüzde yüz yerli yapım bir uygulamadır. Amaçlarımızdan birisi de bu iş modelini hızlı bir şekilde ülke dışında da kullanılan bir marka yapmaktır. Kendi kurucularımızın sağladıkları desteklerin yanında, henüz başlangıç aşamasında iken Los Angeles merkezli bir yatırım şirketinden 16 milyon dolar değerleme ile bir kısım yatırım aldık. Başlangıç gününde 300’ün üzerinde araç ile hizmet verecek olan YOLO ile kullanıcılar, tek tuş ile araç çağırabilecek, ulaşım ücretlerini kredi kartları ile ödeyebilecekler. Araçta unuttukları herhangi bir eşyanın güvende olduğunu bilecekler. Yılsonu hedefimizde bini aşkın araçla hizmet vermek var. Bu uygulamaların yanı sıra yolcularımızı çok özel kampanyalardan da faydalandıracağız. Farklılıklarımız, ilk günden bu ayrıcalıklar ile görülecek. Kasım ayında açılan beta sürümü ile İstanbul`un bazı seçkin mekanlarında yapılacak test sürüşleri ile hizmete başlayacak olan uygulama üzerinden özellikle tanıtım günlerimizde kayıt yaptıran yolcularımıza 15 Aralık-4 Ocak tarihleri arasında ücretsiz ulaşım hakları, çeşitli promosyonlar sağlayacağız.”

  • En güvenli yatırım altın ve gayrimenkul

    Bursa’da yapılan emlak zirvesine katılan Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu, yatırımcılar açısından altın ve gayrimenkul yatırımının kısa ve uzun vadede en güvenli liman olduğunu söyledi.

    Dünya üzerinde gerçekleşen sermaye akışının, Türkiye’nin lokomotif sektörlerinin başında gelen “emlak” sektörüne nasıl etki edeceğinin ele alındığı “Bursa Emlak ve Gayrimenkul Zirvesi” Crowne Plaza Hotel’de gerçekleşti.

    İş dünyası temsilcilerinin büyük ilgi gösterdiği organizasyona Nilüfer Belediye Başkan Yardımcısı Adil Kayaoğlu, İnşaat Mühendisleri Odası Bursa Şube Başkanı Mehmet Albayrak ve BESOB Başkan Vekili Fahrettin Bilgit olmak üzere çok sayıda bürokrat ile sivil toplum kuruluşu temsilcisi katlırken zirvenin gündem oturumundaki konuşmacıları ise İstanbul Emlak Müşavirleri Odası Başkanı Nizameddin Aşa, Bursa Emlak Müşavirleri Odası Başkanı Erdal Çelebi, İzmir Emlak Müşavirleri Odası Başkanı Mesut Güleroğlu ve Kocaeli Emlakçılar Derneği Başkanı Alpay Hacıoğlu katıldı. Bursalıların büyük ilgi gösterdiği organizasyonun açılış konuşmasını yapan EmlakSayfasi.com.tr Kurucusu Utku Çalışkan, emlak ve gayrimenkul sektörünün gelişmesiyle beraber tüm sektörlerin doğrudan etkilendiğini ve bu kapsamda hazırlanan “Emlak Zirvesi” programının önemli bir amaca yönelik olduğunu söyledi.

    “Avrupa ekonomisi iflas etti gözler Türkiye’nin üzerinde”

    Emlak Zirvesi’ne konuşmacı olarak katılan İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ramazan Kurtoğlu, “Yeni dünya düzeninde para ve gayrimenkul ilişkisi” hakkında önemli açıklamalarda bulundu, Avrupa ekonomisinin iflas ettiğini ve gözlerin Türkiye’de olduğunu dile getiren Kurtoğlu; “Türkiye, geçmişten bugüne kadar topraklarında söz sahibi olmuş yegane bir ülkedir. Ancak yıllardır bizi asıl amacımızdan uzaklaştırmak için ellerinden geleni yaptılar. Terör gibi bir belayı başımıza musallat ederek hem ekonomik hem de sosyolojik olarak bizleri uyutmaya çalıştılar. Ama artık o devir geride kalıyor. Türkiye yeni bir döneme adım attı ve bundan sonrası da hiçbir zaman eskisi gibi olmayacak. Millet olarak birlik olup başta ekonomimize sahip çıkmalıyız. Çünkü Türkiye hem güçlü bir ülke hem de genç bir nüfusa sahip. İşte bu özellikler Avrupa’nın pek işine gelmiyor” dedi.

    “Yatırımda altın ve gayrimenkul dışında güvenli bir liman yoktur”

    Bir yıla kadar olan harcamaların yatırım olmadığını, minimum beş yıl ve üzeri harcamaların yatırım kapsamına girdiğini söyleyen Kurtoğlu, yatırım yapacakların öncelikli hedefinin “altın ve gayrimenkul” olması gerektiğini söyledi. Döviz ve Borsa gibi kavramların ciddi bir uzmanlık gerektirdiğini ve bunun yanı sıra ciddi riskler taşıdığını dile getiren Kurtoğlu, altın ve gayrimenkul gibi yatırım araçlarının hiçbir zaman değer kaybı yaşamadığını ve gelir artışı bakımından da dünyadaki en güvenli liman olduğunu söyledi.

    “İstanbul’un Kuzeyi yeni yatırımların gözdesi olacak”

    2016 yılının İstanbul emlak piyasası için durağan bir yıl olduğunu söyleyen İstanbul Emlakçılar Odası Başkanı Nizameddin Aşa, 2017 yılı ile birlikte ciddi bir hareketlenme ve piyasalarda yükselme beklediklerini söyledi. Aşa,”İstanbul hem ülkemizin hem de dünyanın en gözde kentlerinin başında geliyor. Bu yüzden İstanbul her zaman değerini korumuş ve hatta sürekli artış göstermiştir. İstanbul’un tüm bölgeleri neredeyse aynı değeri taşır duruma gelmesine rağmen kentin kuzeyine olan talep her geçen gün artıyor. Özellikle konut üreticilerinin E5’in deniz kısmı yerine kuzey bölge olarak adlandırdığımız yolun diğer üst bölümünü seçmesi bunu gösteriyor” dedi.

    “Yabancı yatırımcıların rotası İzmir’e yöneldi”

    Emlak Zirvesi’nde İzmir’deki emlak sektörü hakkında önemli açıklamalarda bulunan İzmir Emlak Müşavirleri Odası Başkanı Mesut Güleroğlu, yabancı yatırımcılar açısından İzmir’in ayrı bir önem taşıdığını ve son yıllarda özellikle konut yatırımı için İzmir’in tercih edildiğini söyledi. Güleroğlu,”Kentimize ilgi gösteren yatırımcıların birçoğu yabancı ve İzmir’de yaşamayı seçen kişiler. Özellikle tatil bölgelerine olan yakınlığımız nedeniyle ciddi bir talep artışı yaşıyoruz. Kent merkezinin yanı sıra Dikili, Foça, Aliağa ve Çeşme civarındaki emlak değerleri de hızla artış gösteriyor ve yatırımcıların rotası da bu bölgelere kaymaya devam ediyor. Bu kapsamda İzmir’e yatırım yapanların hemen hemen tamamı kazançlı çıkmıştır” dedi.

    “Bursa’nın taşı toprağı altından değerli oldu”

    Zirvenin çözüm ortağı olan Bursa Emlak Müşavirleri Odası Başkanı Erdal Çelebi, özellikle ulaşım alanında yapılan yatırımlar nedeniyle Bursa’nın yeni bir döneme girdiğini söyledi. Çelebi; “Bursa, Marmara’nın İstanbul’dan sonraki en çok dikkat çeken kenti olarak öne çıkıyor. Yapılan yatırımlar ve Bursa’nın merkezi konumu da bunu destekliyor. Kentin tamamı hem doğu hem de batı eksenli bir büyüme yaşıyor. Yabancı yatırımcılar olduğu gibi yerli yatırımcılar içinde Bursa gerçekten kazançlı bir şehir. Öyle ki proje yapmak birçok inşaat firması arazi bulmakta zorlanıyor. Bu yüzden Bursa’nın taşı toprağı altından daha değerli duruma geldi. Özellikle yeni yapılacak Teknosab projesi ile kentin tamamında yeni bir emlak değerlemesi yaşanacaktır” dedi.

    “Osmangazi Köprüsü Kocaeli’ye büyük değer kattı”

    Osmangazi Körfez Geçiş Köprüsü ile birlikte Kocaeli’nde yeni bir dönem başladığını söyleyen Kocaeli Emlakçılar Derneği Başkanı Alpay Hacıoğlu, özellikle sanayi yatırımlarının Kocaeli için büyük kazanım olduğunu söyledi. Hacıoğlu,”İstanbul’a yakın olmamız nedeniyle kentimizdeki emlak değerleri de sürekli artış gösteriyor. Özellikle yeni yatırımcıların birçoğu İstanbul’dan geliyor ve bölgemizde arsa ya da arazi yatırımı yapıyor” dedi.

  • Prof. Dr. Şengül: “Aşıyla korunma, tedavi etmekten daha kolay ve güvenli”

    Medical Park Antalya Hastane Kompleksi İmmünoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Şengül, kış mevsiminin kapıya dayandığı son günlerde sağlıkla ilgili tedbirlerin bir an önce alınması gerektiğini söyledi. Prof. Dr. Şengül, “Aşıyla korunma her insanın hakkıdır. Aşılama sadece çocuklara yönelik bir işlem gibi düşünülmemelidir. Unutulmaması gereken şey; korunma, tedavi etmekten daha kolay, ucuz ve güvenlidir” dedi.

    Kış mevsiminin kendini hissettirdiğini ve hastalıkların da ortaya çıkmaya başladığını belirten Medical Park Antalya Hastane Kompleksi İmmünoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Ali Şengül, “Bu günlerde çoğu kişi soğuk algınlığı ve nezle nedeniyle keyifsiz. Bu yıl nasıl bir grip salgınıyla karşı karşıya kalacağız bilmiyoruz. Grip sonrası artan zatürre ve diğer hastalıkları da unutmamak gerekli” şeklinde konuştu.

    “Aşı olduktan sonra gribe yakalanmazsınız”

    Özellikle Kasım-Mayıs ayları arasında ortaya çıkan grip enfeksiyonlarından korunabilmek için, her yıl aşı olmak gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Şengül, “Bu aşının koruyuculuğu, o yıl dolaşımda olacağı düşünülen grip virüsleriyle sınırlıdır. Aşılama ancak aşı içeriğinde bulunan virüslere karşı korunma sağlar. ‘Aşı olduktan sonra gribe yakalandım’ sözünü siz de duymuşsunuzdur. Bu sözü söyleyenlerin çoğunluğu grip dışındaki çeşitli soğuk algınlığı ve nezle virüsleriyle hastalandıklarından habersizdir. Grip aşısının etkisizliğinden bahsederek, istemeden de olsa başkalarının etkilenmesi ve aşılanmamasına, bunun sonucunda da hastalanmalarına sebep olma sorumluluğuyla karşı karşıya kalmaktadır” dedi.

    “Zatürre için bir kez aşı olmak yıllarca korunmaya yetmektedir”

    Kış mevsiminde insanların kapalı alanlarda daha yoğun bulunması sebebiyle gerek grip gerekse de doğrudan doğruya birçok insanı hasta ederek zatürre veya menenjite yol açan başka hastalık etkenlerinin de olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Şengül, “Zatürreye yol açan pnömokok adını verdiğimiz bakteriler ve menenjite yol açan meningokok adlı bakteriler, bağışıklık sistemi zayıf olan yaşlı ve kronik hastalıkları olan kişilerde ciddi rahatsızlıklara ve sakatlık ya da ölümlere yol açabilmektedir. Bu hastalıklardan korunmak için her yıl aşı olmak gerekmemektedir. Son yıllarda geliştirilen uzun süre korunmayı sağlayan aşılar sayesinde, bir kez aşı olmak yıllarca korunmaya yetmektedir” diye konuştu.

    “Aşıyla korunma her insanın hakkıdır”

    Özellikle yüksek riskli kişiler olarak adlandırılan bireylerin ve onlarla yakın temasta olan kişilerin aşılanmasının hayati öneme sahip olduğunu sözlerine ekleyen Prof. Dr. Şengül şöyle devam etti: “Tüm 65 yaş üstü bireyler, tüm sağlık çalışanları, kronik hastalığı olan kimseler, bağışıklığı baskılanacak ya da baskılanmış olanlar (Organ nakli hazırlığı yapılan hastalar gibi), huzur evi ya da bakım evi gibi yerlerde yaşayan ya da çalışanlar yüksek riskli grupta yer almaktadır. Sonuç olarak, aşıyla korunma her insanın hakkıdır. Aşılama sadece çocuklara yönelik bir işlem gibi düşünülmemelidir. Unutulmaması gereken şey; korunmanın, tedavi etmekten daha kolay, daha ucuz ve daha güvenli olduğudur.”

  • Evde güvenli gıda önlemleri

    Diyetisyen Özge Akar Özyaman, sağlıklı ve güvenli gıda konusunda sadece çiftçiler ve dağıtıcı firmaların değil, tüketicilerin de özen göstermesi gerekenler olduğunu söyledi

    Dünya Gıda Günü kapsamında açıklama yapan Medical Park Tarsus Hastanesi Beslenme ve Diyetetik Uzmanı Diyetisyen Özge Akar Özyaman, güvenli ve sağlıklı gıda konusunda çiftçiler ve dağıtıcı kuruluşların yanı sıra tüketicinin de üzerine düşen noktalar olduğunu söyledi. Gıdaların özellikle seçimi, temizlenmesi ve pişirilmesi sırasında bazı konulara dikkat edilmesi gerektiğini belirten Özyaman, böylece hem sağlığa zarar verici olumsuzlukların engellenebileceğini, hem de gıdaların besin değerlerinin korunabileceğini kaydetti.

    Diyetisyen Özge Akar Özyaman sağlıklı ve güvenli gıda için şu önerilerde bulundu:

    “Fazla miktarda katkı maddesi içeren besinlerden kaçınılmalı. Saflaştırılmamış, zenginleştirilmiş tahıl ürünleri seçilmeli, mümkün olduğunca yağ içeriği az olan besinler tercih edilmeli.

    Kırmızı et yerine tavuk veya balık seçilmeli. Daha az tuz içeren besinler tüketilmeli, hazır meyve suları, gazoz, kolalı içecekler yerine taze sıkılmış meyve suları, ayran, limonata tercih edilmeli.

    Sağlam, zedelenmemiş, bozuk-küflü-çürük olmayan gıdalar seçilmeli. Alınacak etler, taze ve yağsız olmalı, üzerinde kontrol damgası bulunmalı.

    Meyve ve sebzeler mevsimlik ve taze olmalı, içinde çamur, toz, yabancı ot olmamalı. Kuru baklagiller; o yılın mahsulü olmalı, içinde yabancı madde olmamalı. Patates alırken; yarık-çatlak-çok kirli-çok küçük-yeşillenmiş-çimlenmiş olmayanlar seçilmeli.

    Meyve ve sebzeler; parçalanmadan bol suda yıkanmalı ama uzun süre su içinde bırakılmamalı. Aksi halde, bir kısım mineraller ve suda eriyen vitaminler suya geçer ve ziyan olur. Parçalanmış sebze ve meyvelerde bu kayıp daha çok olur.

    Çiğ tavuk hazırlarken kullanılan bıçak ve kesme tahtası, pişmiş tavuk için kullanılmamalı. Sebzeler; mümkün mertebe çok küçük parçalanmamalı.

    Sebze ve meyveler çiğ yenilmelidir. Meyve ve sebzelerin mümkün olduğu kadar kabukları soyulmamalıdır. Çünkü faydalı maddelerin çoğu kabuğa yakın kısımlarda bulunur.

    Pişirilecek donmuş et, balık veya tavuk buzdolabında önceden tamamen çözülmeli. Süt ve yoğurt aydınlık yerde bekletilirse vitamin B2, B6 ve folik asit değerleri azalır.

    Tatlılarda; şeker yerine pekmez kullanılması besleyici değerini artırır. Kuru fasulye, nohut, mercimek gibi besinler iyi pişirilirse sindirim kolaylaşır, protein değeri artar.

    Salatalara; sirke eklenir ve bekletilirse A ve C vitamin değeri azalır. Sebzeler; doğrandıktan sonra bekletilirse, haşlama ve pişirme suları atılırsa vitamin ve mineralleri azalır. Meyveler; kesildikten veya suyu sıkıldıktan sonra bekletilirse C vitamin azalır.

    Süt; kabardıktan sonra karıştırılarak 4-5 dakika kaynatılıp hemen soğutulur. Cam kavanozda buzdolabında 1-2 gün saklanabilir. Yağ; yakıldıktan sonra yemeğe konursa sağlığa zararlı duruma gelir. Yoğurdun suyu atılırsa, torbada süzülürse vitamin değeri azalır.

    Besinlerin pişirilmesinde ve saklanmasında ise iyi kalite cam, oksitlenmeyen çelik veya toprak kaplar kullanılmalıdır. Paslanmaz çelik kaplarda pişirme son derece küçük ısıda olur. Yemeğin ısısını kaybetmesi söz konusu olmaz ve yemek lezzetli olur. Yemek, kısa sürede pişer ve besin değeri de korunmuş olur.”