Etiket: Güvenilir

  • Macron: “Afrika’da güvenilir olmak için aşı temin etmeliyiz”

    Macron: “Afrika’da güvenilir olmak için aşı temin etmeliyiz”

    Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, ABD ve Avrupa Birliği’nin (AB), Afrika ülkelerine aşı temin etmesinin Batı’nın ciddiye alınmasını ve güvenilir olmasını sağlayacağını, aksi takdirde “Batı’nın gücünün” kağıt üzerinde kalacağını ifade etti.

    İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın liderliğinde video konferans yöntemiyle gerçekleştirilen G7 Liderler Zirvesi’nde Almanya, ABD, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya, Kanada ve Avrupa Birliği (AB) liderleri bir araya geldi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, video konferans yoluyla katıldığı konferansta, ABD ve AB’nin ortak geleceği olduğunu ve beraber çalışması gerektiğini vurguladı. Macron, “Tekrar beraber çalışmak isteyen AB ve ABD, iklim, demokrasileri ve özellikle ifade özgürlüğünü koruma konusunda verimli çok taraflı çalışmalar yapacak” dedi.

    “Afrika’ya aşı temin edersek güvenilir oluruz”

    AB ve ABD’nin Afrika’ya aşı temin etmeleri gerektiğini ifade eden Macron, “Afrika kıtasında 6.5 milyon sağlık personeli var, Afrika’ya destek için 13 milyon aşı tedarik etmemiz gerekiyor. Bu miktar, bizim aşı siparişimizin sadece yüzde 0.43’ünü oluşturuyor” ifadelerini kullandı.

    Afrika’ya aşı temin etmenin önemli olduğunu söyleyen Macron, “Afrika’ya aşı tedarik edersek, Batı ülkeleri olarak güvenilirliğimiz artar ve Batı’nın Afrika’da varlığı olur, değer görür” dedi. Macron ayrıca, aşıların mümkün olan en kısa sürede Afrika’ya gönderilmesi gerektiğini de söyleyerek, “Bizim aşıları göndermemiz 6 ay veya 1 yılı bulursa, Afrika ülkelerinin talebine Rusya ve Çin cevap verebilir. Afrika’nın aşıyı, Rusya ve Çin gibi başka ülkelerden alması durumunda ABD ve AB’nin, Batı’nın gücü sadece kağıt üzerinde kalır” dedi.

    “Avrupa’da barış için Rusya’yı ne alttan almalı ne de fazla talepkar olmalıyız”

    NATO’nun güvenlik ajandasının yenilenmesi gerektiğini vurgulayan Macron, “Ortak güvenlik ajandasının yenilenmesi için Rusya ile diyalogumuzda ne alttan almalı ne de fazla talepkar olmalıyız. Rusya ile kurulacak bu tür bir diyalog, Avrupa’da barış içinde yaşamanın anahtarı” dedi.

    Konuşmasında bölgesel sorunları çözmenin önemine dikkat çeken Macron, “Sahel’den Irak’a kadar terörle mücadele ediyoruz. Suriye, Karabağ, Doğu Akdeniz konularında tüm müttefiklerimize saygı duyarak, birlikte nasıl uyumlu bir şekilde çalışacağımıza bakmalıyız. İran da burada önemli bir konumda” ifadelerini kullandı.

  • Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “İstiyoruz ki, ülkemizi bizden sonra emin ve güvenilir ellere teslim edelim”

    Diyanet İşleri Başkanı Erbaş: “İstiyoruz ki, ülkemizi bizden sonra emin ve güvenilir ellere teslim edelim”

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, “Bizler istiyoruz ki; bu güzel ülkemizi bizden sonra emin ve güvenilir ellere teslim edelim. İstiyoruz ki; bu güzel ülkede güzel insanlar yetişsin ve güzel işler yapsınlar” dedi.

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Türkiye Diyanet Vakfı 29 Mayıs Eğitim Kurumları’nda görev yapan öğretmen ve yöneticilere hitap etti. 29 Mayıs Eğitim Kurumlarının çevrim içi olarak düzenlenen Öğretmen Akademisi Hizmet İçi Eğitim Programının kapanış konuşmasını yapan Diyanet İşleri Başkanı Erbaş, İslâm’ın gençlere büyük değer verdiğini ifade ederek, “Kur’an-ı Kerim’in bizlere, ömürlerini tevhit mücadelesi ile geçiren erdemli, ahlaki meziyetlerle donanımlı gençlerden bahsettiğini hepimiz biliyoruz. Hz. İbrahim, Hz. Yusuf, Hz. İsmail, Ashab-ı Kehf Kur’ân-ı Kerim’in örnek gösterdiği gençlerdendir. Peygamber Efendimizin çevresinde sorumluluk ve yetki verdiği insanların büyük çoğunluğunun da gençlerden oluştuğunu hepimiz biliyoruz” diye konuştu.

    Erbaş, gencin bedeni ve ruhu dinç, kalbi yardıma ve paylaşıma açık insan demek olduğunu belirterek, gencin bu dinamikliği ve canlılığının onu verimli kılan en önemli özelliği olduğunu söyledi. İletişim alanındaki teknolojik gelişmelerin gençlerin hayatındaki etkisine işaret eden Başkan Erbaş, “Geçtiğimiz yüzyılın ortalarına kadar gençlerin şahsiyetleri, kimlikleri aile, okul ve çevre odağında oluşurken günümüzde bu unsurlara dijital dünya dediğimiz bir başka güç daha dahil olmuştur. Bu yeni gücün, gençlerin kimliklerinin oluşumunda hızla ilk sırayı aldığını da hepimiz müşahede ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “Allah’ın “oku” emri, vahyi idrak etmek, hakikatle buluşmaktır”

    Erbaş, Kur’an-ı Kerim’in, “Seni yaratan Rabbinin adıyla oku” emriyle başladığını hatırlatarak, “Allah’ın ’oku’ emri şüphesiz ki bu sıradan bir oku emri değildir. Bu aynı zamanda varlığı okumaktır. Kainat kitabını okumaktır. Vahyi idrak etmektir. Hakikatle buluşmaktır. ’Oku’ emri ilahisinin nesnesine sınır çizilmemiştir. Dolayısıyla Allah’ın adıyla yani kendinin, gayesinin farkında olmak şartıyla okunan her şey insanı hakikate ve huzura ulaştırmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “Rabbini bilen örnek gençler yetiştirmeliyiz”

    Ülkelerin kendi ihtiyaçları, insan özellikleri, kültürleri hatta dini değerlerine göre bir eğitim modeli geliştirdiği değerlendirmesinde bulunan Başkan Erbaş, şöyle devam etti:

    “Toplumsal hayatta birbirlerine saygılı, zihni ve fikri savrulmalar karşısında acze düşmeyen, değerler alanında inancını ve ifade hürriyetini merkeze alan bir bakış açısına sahip gençler yetiştirmeliyiz. İnandığı değerleri, tutarlı ve anlamlı bir bütün içinde ifade edebilecek potansiyele sahip gençler yetiştirmeliyiz. Yaşanabilir, sürdürülebilir bir dünyayı dert edinen, bu uğurda kendini sorumlu hisseden gençler yetiştirmeliyiz. Milli ve manevi değerlerle yoğrulmuş, iyi derecede bir veya birkaç yabancı dil bilen, yaşadığı çevreye olumlu katkı sağlayan, kendini ve Rabbini bilen, örnek gençler yetiştirmeliyiz.

    Şüphesiz bu değerlere uygun gençler yetiştirmenin aile, arkadaş, okul ve öğretmenler gibi birçok paydaşı var. Sadece bir kesime bunu yüklemek bira haksızlık olur. Öğretmenlerden al bu öğrenciyi istediğimiz doğrultuda yetiştir deriz, ama desteklememiz lazım. Ailemizle, çevreyle desteklememiz lazım. Sosyal çevre, medya, sosyal platformlar gibi gençleri etkileyen faktörler var. Bu faktörlerin faydalı yönleriyle gençlerimizi buluşturmamız, zararlarından onları korumamız lazım.”

    “Allah’ın rızasını hedeflemeyen hiçbir davranış, bizi doğruya götürmeyecektir”

    Başkan Erbaş, 29 Mayıs Eğitim Kurumları olarak eğitim hayatında güçlü bir şekilde yer almayı hedeflediklerini dile getirerek, “Bizler istiyoruz ki; bu güzel ülkemizi bizden sonra emin ve güvenilir ellere teslim edelim. İstiyoruz ki; bu güzel ülkede güzel insanlar yetişsin ve güzel işler yapsınlar. Yaşadıkları çevreye olumlu katkı sağlasınlar, barışçı, sağduyulu, örnek insan olarak yetişsinler istiyoruz” şeklinde konuştu.

    Başarılı olmanın tek başına yeterli olmayacağının altını çizen Erbaş, “Allah’ın rızasını hedeflemeyen hiçbir davranış, bizi doğruya götürmeyecektir. Hayatta en büyük arzumuz Rabbimizin rızasını kazanmak olmalıdır. Nitekim Tevbe Suresi’nde, ’Allah’ın rızası her şeyden büyüktür’ buyuruyor Rabbimiz” ifadelerini kullandı.

    “Dünyanın, yaratılanı seven ve bu sevgiyi öğretecek insanlara ihtiyacı var” diyen Başkan Erbaş, “Sevgi, önce Allah’ı sevmekle başlar, anne – babayı, aileyi, öğretmeni, çevreyi ve tüm yaratılanları sevmekle etkisini gösterir. Sevgi, saygıyla birleştiği zaman toplumda pozitif bir enerji oluşur. Ve bu enerji dalga, dalga tüm topluma yayılır” diye konuştu.

    “Öğretmen saygın olduğunda öğretmenin anlattıkları da saygın ve değerli olur”

    Öğretmenlerin öğrenciler üzerindeki örnekliğinin önemine vurgu yapan Başkan Erbaş, “Eğitim yolculuğunda, şüphesiz en önemli paydaş sizlersiniz. Sizlerin örnek oluşu, gençlerimize, çocuklarımıza sevgiyle, şefkat ve sabırla yaklaşımınız, ardından saygıyı doğuracaktır. Öğretmen saygın olduğunda öğretmenin anlattıkları da saygın ve değerli olur. Günümüzde değerlerin yaşatılması, kimlikleştirilmesi için yapacağınız tüm çabalar, projeler, destekler, hem bu dünyada karşılık bulacak hem de ahirette karşınıza sevap olarak Rabbimiz tarafından ikram edilecektir” dedi.

  • Bakan Koca: “Çin’den gelecek aşının Türk insanında etkili ve güvenilir olduğundan eminiz”

    Bakan Koca: “Çin’den gelecek aşının Türk insanında etkili ve güvenilir olduğundan eminiz”

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Çin’den gelecek aşının pazarı pazartesiye bağlayan gece yola çıkacağını belirterek, “Artık aşının Türk insanında etkili ve güvenilir olduğundan eminiz” dedi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısı basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Korona virüsle ilgili verileri paylaşan Koca, “Tarih bu yılları hastalığa adını veren 2019’dan başlayarak, büyük salgın yılları olarak anacaktır. Bugüne kadar Almanya’da her 1 milyon nüfus başına 325 kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Sürü bağışıklığını uygulamaya çalışan İsveç’te 789, en çok vaka ve vefat sayısına ulaşan ABD’de 984, virüste mutasyon görüldüğü iddiasıyla gündeme gelen İngiltere’de 994 kişi öldü. Türkiye’de ise milyon nüfus başına vefat sayımız 216’ya ulaştı. Günlük vaka sayıları dünyada nisan ayındaki ilk pik döneminde 80 binlerdeydi. Şu an ise neredeyse 9 kat artışla 700 binlere ulaştı. Bununla birlikte nisan ortasındaki ilk pik döneminde 8 bin 500 civarındaki günlük vefat sayılarının şu an yüzde 70 artışla 14 binlere ulaştığını üzüntüyle görüyoruz” diye konuştu.

    “İstanbul’da vaka sayılarında önemli düşüş sağlandı”

    Türkiye’nin ekim ayının ikinci yarısından itibaren hızlı bir vaka artışı gösterdiği bilgisini veren Bakan Koca, “Birçok ilimizde yüzde 100’leri aşan artışlar oldu. Hastanelerimiz, yoğun bakımlarımız yükü kaldırmada zorlanmaya başladı. İl ziyaretleri ile yerinde değerlendirme, HES kodunun tüm kamu kurumlarında, ulaşımda ve konaklama tesislerinde kullanımının yaygınlaştırılması, toplu etkinliklerin ertelenmesi, düğün, nişan gibi törenlere kısıtlama getirilmesi, kademeli mesai uygulaması çeşitli iş yerlerinin çalışma saatleri ve hizmet sunum şeklinin sınırlandırılması, kalabalık meydan ve sokaklar için getirilen kısıtlama ve kontroller, açıkta sigara içme yasağı, okulların tekrar uzaktan eğitime geçmesi, hafta içi geceleri ve hafta sonu dışarı çıkma yasağı gibi yaygın tedbirler hayata geçirildi. Sıkı tedbirlerin uygulanması sayesinde günlük vaka sayımızda Gaziantep’te yüzde 66, Tekirdağ, Bursa ve İzmir’de yüzde 60, Ankara ve Samsun’da yüzde 55, Trabzon ve Adana’da yüzde 50, Diyarbakır ve Hatay’da yüzde 48, Kayseri ve Kocaeli’nde yüzde 45, Şanlıurfa’da yüzde 40, Antalya’da yüzde 30 ve Mersin’de yüzde 30’a varan düşüşler sağlandı. İstanbul’da vaka sayılarında önemli düşüş sağlanırken, poliklinik başvurularında yüzde 50, hastane yatışlarına ve yoğun bakım doluluk oranlarına ise yüzde 25 olarak yansıdı” şeklinde konuştu.

    “Türkiye salgının başından beri tedbirleri en erken alan ülkelerin başında gelmektedir”

    İngiltere’nin virüsün mutasyonuyla ilgili açıklamada bulunduğunu kaydeden Sağlık Bakanı Koca, şu ifadelere yer verdi:

    “Bilinmelidir ki bu mutasyon eylül ayından beridir mevcut. Korona virüs zaten damlacık enfeksiyonu ile bulaşan bir hastalıktır ve yayılma hızı çok yüksektir. Mutasyonun yayılma hızını arttırması çarpan etkisi yapabilir. Ancak mutasyon ve varyasyonlar, düzenli olarak taranmaktadır. Ülkemizde Halk Sağlığı Laboratuvarlarımız bu işi düzenli olarak yapmakta ve gelişmeleri Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirmektedir. Anlaşılan o ki İngiltere’deki kontrolsüz vaka artışının nedeni araştırılırken, eylül ayından beri var olan mutasyon ilgililerin dikkatini çekmiştir. Türkiye salgının başından beri tüm gelişmeleri dikkate alarak hastalığı önemseyerek tedbirleri en erken alan ülkelerin başında gelmektedir. Bu sayede virüsün Türkiye’ye girişini 3 ay geciktirdik. Mutasyonlar konusunda da düzenli incelemelerimiz hep devam etti. Virüs daha hızlı bulaşsa da tedbirler yine en etkili silahımız. Ayrıca DSÖ de bu durumun aşı çalışmalarını olumsuz etkilemeyeceğini açıkladı.”

    “İnaktif aşının ülkemizdeki Faz-3 klinik çalışması başarıyla sürmektedir”

    Türkiye’de adenovirüs temelli iki aşı adayının insan deneyleri safhasına ulaştığının bilgisini veren Koca, “Benzer şekilde virüs benzeri parçacıklar temelli bir aşımız da insan deneyleri safhasındadır. En çok merak edilen konulardan biri de aşının ne zaman geleceği zannediyorum. Başından beri Türkiye’de klinik çalışması olan kendi inşamızda etkisi olduğunu bildiğimiz bir aşıyı kullanmak istediğimizi beyan ettik. Tercih ettiğimiz aşının da klinik deneylerini bekleyip ona göre harekete geçmek için uğraş verdik. İnaktif aşının ülkemizdeki Faz-3 klinik çalışması başarıyla sürmektedir. Vaka sayılarının yüksek olduğu günlerde çalışmada çok hızla ilerlemekteydi. Aşılanan gönüllülerin ister gerçek aşıyla, ister plasebo aşıyla aşılansın hastalığa yakalanıp yakalanmayacağı izlenmektedir. Bu durumda ülkede çok vaka varken çalışma daha hızlı ilerlemektedir” dedi.

    “Aşılarımız bir aksilik olmazsa, pazarı pazartesiye bağlayan gece yola çıkıyor”

    Aşının Türkiye’ye Pazar’ı pazartesiye bağlandığı gece yola çıkacağının müjdesini veren Koca, “Bilim Kurulu’nun değerlendirmeleriyle aşının ülkemizde kullanılması konusunda kendi insanımızda gösterdiği etkiden emin olduk. Artık aşının Türk insanında etkili ve güvenilir olduğunda eminiz. Çin makamları da Türkiye’ye gönderilecek aşı dozları için onay işlemlerini tamamladı. Üreticinin depolarında hazır olarak bizden gelecek haberleri bekleyen aşılarımız bir aksilik olmazsa, pazarı pazartesiye bağlayan gece yola çıkıyor” açıklamasında bulundu.

    “En sık görülen yan etkiler yorgunluk yüzde 4,7, baş ağrısı yüzde 3,9 ve aşının yapıldığı bölgede ağrı yüzde 1,9”

    Aşı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Serhat Ünal ise, “Çin Sinovac tarafından üretilen inaktif aşı, çalışmaları 14 Eylül’de ülkemizde başlatıldı. Dün yapılan değerlendirilmeye göre 23 Aralık 2020 itibariyle 24 merkezde 9 bin 150 gönüllü taranmış, bunlardan 7 bin 371’i gönüllü çalışmaya alınmıştır. 4 bin 759 gönüllü aşı kolunda yüzde 64’ünü yapıyor, 2 bin 612’si de plasebo kolunda yüzde 35’ini yapıyor. Bine yakın sayıda sağlık personeli bire bir randomize edilmek üzere çalışıldı. 18 Kasım’dan itibaren de sağlık personelinden başlamamızın nedeni güvenlik datasını iyi takip edebilmekti. İlk 900’dan fazla çalışmaya alınan kişinin güvenlik datası incelenip güvenliğine karar verildikten sonra ikinci kısımda vatandaşlarımıza yapmaya başladık. O da 18 Kasım tarihidir. Birincisinde bir aşı bir plasebo yapılırken, ikincisinde aşıya ulaşımı arttırmak amacıyla iki aşı bir plasebo şeklinde yapıldı. O nedenle iki kolda yüzde 64, yüzde 35 şeklinde bir fark var. Tamamı değerlendirildiğinde bu çalışma kapsamında 7 bin 371 gönüllüye 10 bin 828 doz şu anda uygulanmış durumda. 752 aşı yapılmış kişide sadece 3 hastalık oluşurken, 570 plasebo yapılmış kolda 26 hastalık meydana geldi. Bunun özel istatistiki yöntemlerle hesaplanması var. DSÖ güven aralığı diye gördüğünüz, yüzde 95 güven aralığı bu tür çalışmalarda kullanılan standart bir yöntemdir. Alt sınırı yüzde 71 üst sınırı yüzde 97 olmak üzere, yani bu çalışmayı yüzlerce binlerce kez tekrar etseniz, en kötü ihtimalle yüzde 71 etkinlik ki DSÖ bunun yüzde 50 olmasını yeterli görüyor. Üst sınırda da en iyi ihtimalle yüzde 97 oranla başarılı bulacağını gösteriyor. Bu güvenlik aralığı içinde toplam aşı etkinliği yüzde 91,25 olarak hesaplanmıştır. Önümüzdeki günlerde daha da artacaktır.

    İkinci değerlendirdiğimiz aşı güvenilirliği analizleri 2 bin 964 kişi verisiyle yapıldı. En sık görülen yan etkiler yorgunluk yüzde 4,7, baş ağrısı yüzde 3,9 ve aşının yapıldığı bölgede ağrı yüzde 1,9. İkinci aşıda bunlar biraz daha şiddetlenebilir. İkinci aşıda aynı etkiler yorgunluk yüzde 2,5, baş ağrısı 2,3 çok daha düşük ki iki bulgu da plasebo kolunda da gözlenen, deneklerin hissettiği duygular ve lokal aşı bölgesinde ağrı da yüzde 0,5 olarak tespit edilmiştir. Aşıla ilgili bir tana ciddi diyebileceğimiz yan etki, bir arkadaşımızda hafif alerjik reaksiyon meydana geldi. O da anında tedavi edildi. Güvenlik datası açısından güvenli görünüyor aşımız ve etkinlik açısından da yüzde 91,2.”

    “Aşının koruyuculuğu yüzde 91.25”

    Aşının koruyuculuğu yüzde 91.25 olduğunu belirten Koca şu ifadelere yer verdi:

    “Bu sonuçlar bu aşıyla ilgili dünya açıklanan ilk veriler. Dolayısıyla dünya hatta Çin muhtemelen devlet olarak bu datalarımızı kullanacak. Aşının koruyuculuğu yüzde 91,25 oranında. Bu erken dönem ve bu giderek artacak. Çünkü biz normalde 40 enfekte olan kişi olduğunda açıklamayı düşündüğümüz bir durumdu. Şu an 29 kişi söz konusu, o nedenle 40 kişi enfekte olduğu döneme kadar bu çalışma devam ediyor olacak. Ve giderek bu oranın daha da yukarı doğru çıkacağını söyleyebiliriz. Aşı yapılan bütün gönüllüler, kimisine plaseba, kimisine aşı yapılmış oldu. Yapılan kişilerde 29 kişide enfeksiyon görülmüş oldu. 29 kişinin 26’sı aşı yapılmayandı. 3 kişi aşı yapılandı. Bu 3 kişi de sağlık çalışanıydı. Yani riskli gruptu. Dünyada riskli gurubu bu çalışmaların içine alan diğer aşıların da olmadığını bilelim. Bu riskli olmasına rağmen 3 kişinin PCR’si pozitif, ateş ve solunum problemi, akciğer tutumumu olmayan çok hafif geçiren bir tablo olduğunu biliyoruz. Özetle o 3 kişinin çok hafif geçirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.”

  • AK Parti Sözcüsü Çelik: “Türkiye emin ve güvenilir bir devlettir”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, “Bu konuda hassasız. Türkiye emin ve güvenilir bir devlettir. Kimsenin can güvenliği tehdit edilemez. Bir gazetecinin kaybolması Türkiye’nin üzerinde hassasiyetle duracağı bir konudur” dedi.

    AK Parti 27. İstişare ve Değerlendirme Toplantısını takip eden gazetecilerin çadırını ziyaret eden AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik, toplantı kapsamında yapılan sunumlara ilişkin bilgi verdi.

    “En temel bilgelerden haberdar olmaması ile karşı karşıyayız”

    İstişare kampına ilişkin bilgi veren Ömer Çelik, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yarınki konuşmasında önemli şeylere değineceğini söyledi. BM’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının önemli kısmının Filistin ve Kudüs olduğunu söyleyen Çelik, “Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmasında Cumhurbaşkanımızın Kudüs meselesini gündeme almadığını söyledi. Ana muhalefet parti genel başkanının en temel bilgelerden haberdar olmaması ile karşı karşıyayız. Burada ürkütücü olan şudur, ikinci konumda olan bir parti önemlidir ama maalesef bu kadar temel bir konuda bile bu derece hata yapmaları diğer konularda nasıl çalışıyorlar diye ürkütücü bir tablo ortaya çıkartıyor” diye konuştu.

    Toplantıda yapılan sunumları anlatan ve belediye başkanı adaylarının nasıl belirleneceği konusunda Mehmet Özhaseki’nin sunumuna ilişkin bilgi veren Çelik, “Siyasi performans ile siyasi referans alanını birlikte değerlendiriyoruz. Aday adaylarının birbirlerini yıpratması gibi konulara müsamaha etmiyoruz” şeklinde konuştu.

    Toplantıda, Mahir Ünal’ın şimdiye kadar yaptığı kampanyalara ilişkin bilgi verdiğini söyleyen Çelik, “AK Parti’nin kampanya hafızası konusunda sunum gerçekleştirildi” ifadelerini kullanırken, Naci Bostancı’nın ise Meclis çalışmaları hakkında milletvekillerine bilgi verdiğini kaydetti.

    Öğleden sonra Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun güvenlik ve dış politika konularında sunum yaptığını söyleyen Çelik, bu oturumu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bizzat kendisinin yönettiğini belirtti. Çelik, “Cumhurbaşkanımız teknoloji bağımlılığından tütün bağımlılığına kadar kurumların ortak çalışma yapması konusunda talimatlar verdi. Milli Eğitim, Sağlık ve İçişleri Bakanlığı tarafından bu konuda ciddi çalışmalar yapılacak” ifadelerini kullandı.

    Çelik, kampın Kızılcahamam’da yapılmasına ilişkin ise, “FETÖ unsurlarına bağılı unsurlar tarafından bu tesis yönetiliyordu, malum olaylardan sonra Afyon’a gitmiştik. Ama Afyon’u da terk etmiş değiliz” dedi.

    Ekonomi konusunda bir firmadan danışmanlık hizmetine ilişkin bilgi alınması konusunda gelen eleştirilerin sorulması üzerine Çelik, “Cumhurbaşkanımız ilgili kurumlarımızın daha çok yerli kurumlarımızdan danışmanlık hizmetlerini alması gerektiği prensip kararını açıkladı. Burada farklı hassasiyetlerle danışmanlık gerçekleştirilirken, çeşitli spekülasyonlar oluyor. Kendisinin genel hassasiyeti bunlar Türkiye’de yapılabiliyorsa proje geliştirme konusunda kendi firmalarımızla bunun yapılmasın doğru olacağını, bundan sonra da kurumların bu hassasiyeti gözeterek ilerlemesi konusunda bir talimatı oldu. Bundan öncesinde herhangi bir kurumun siyasetçi adına karar verdiği bir durum söz konusu değil. Ayrıca tek bir kurumdan görüş alınmıyor. Sadece belli bir kurumun ismi öne çıkartıldı. En uygunları arasında bir sentez oluşturuluyor” diye konuştu.

    “Bir araya gelme ile ilgili sıkıntı olması söz konusu değil”

    Cumhur İttifakına ilişkin soruları da cevaplayan Çelik, “Cumhurbaşkanımız Cumhur İttifakına verdiği önemin altını çizdi. Kendilerinin Macaristan seyahati olacak, bu arada heyetlerin görüşmesi gerçekleşecektir, ondan sonra da bir araya gelebilirler. Bir araya gelme ile ilgili sıkıntı olması söz konusu değil. Takvimlerin uygunluğuna göre gündeme gelir” şeklinde konuştu.

    Adaylık başvurularının ne zaman başlayacağı konusunda konuşan Çelik, “Takvim çalışıldı, MYK’ya sunulmayı bekliyor. Orada karar verilecek” ifadelerini kullandı.

    “Tam bir tablo ortaya çıkmadan kimseyi suçlamıyoruz”

    Kayıp Suudi gazeteci ile ilgili bilgi veren Çelik, “Bu konuda hassasız. Türkiye emin ve güvenilir bir devlettir. Kimsenin can güvenliği tehdit edilemez. Bir gazetecinin kaybolması Türkiye’nin üzerinde hassasiyetle duracağı bir konudur. Güvenlik birimleri ilk andan itibaren gerekli araştırmayı yapıyorlar. Tam bir tablo ortaya çıkmadan kimseyi suçlamıyoruz. Bu konularda açıklama yapılmaması hassasiyet gösterilmediği ya da gündemde olmadığı anlamına gelmez. Bu kayıp gazetecinin durumunun ne olduğu, sorumlusunun kim olduğu ortaya çıkartılacaktır” açıklamasında bulundu.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun detaylı bir sunum yaptığının altını çizen Çelik, bu sunumun büyük ilgi gördüğünü söyleyerek, “Sunumun şöyle bir boyutu vardı, bazı ülkelerle sorunlar yaşıyoruz, buralarda Türkiye ana muhalefet tarafından suçlanıyor. Dışişleri Bakanımız ayrıntılı şekilde bu ülkelerle yaşananların arkasında ne olduğunu söyledi” dedi.

    “Olayın her tarafını görmek durumundayız”

    Af konusunda da açıklamalarda bulunan Ömer Çelik, “Af meselesi ile ilgili arkadaşlarımız çalışmalarını sürdürüyor. Cumhurbaşkanımızın hassasiyeti ilkesel bir hassasiyettir. Bahsettiği konu kişilerle ilgili suçlarla ilgili bir girişimde sıcak bakılamayacağı konusu Cumhurbaşkanımız tarafından ortaya konulmuş ilkesel bir yaklaşımdır. Arkadaşlarımızın telefonlarına af bekleyenlerden mesajlar geliyor ama ondan daha fazla mağdurlardan mesajlar geliyor. Olayın her tarafını görmek durumundayız” diye konuştu.

  • Elazığ’ın ’Güvenilir Gıda Projesi’ 81 ilde uygulanacak

    Bordo Beyaz Bayrak Güvenilir Gıda Projesinin Türkiye genelinde gıda sektöründe uygulanmış ilk proje olduğunu belirten Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Turan Karahan, “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ilgili genel müdürlüklere, Elazığ’da uygulanan projenin 81 ilde uygulanması talimatını verdi” dedi.

    Elazığ’da İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü tarafından başlatılan “Bordo Beyaz Bayrak Güvenilir Gıda Projesi” kapsamında bir restorana “ Güvenilir Gıda Sertifikası” verildi. Sertifika töreninde konuşan İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Turan Karahan projenin Türkiye genelinde uygulanacağını belirtti.

    Projenin sağlıklı biçimde uygulanması adına gece gündüz çalıştıklarını dile getiren Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Turan Karahan, “Bordo Beyaz Bayrak Güvenilir Gıda Sertifikası uygulaması Elazığ’da yaklaşık 350 işletmeyi ilgilendiren bir projedir. Yaklaşık 20 gün önce Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın başkanlığında yapmış olduğumuz toplantıda bu projeyi bakanımıza arz ettik. Bakanımız ilgili genel müdürlüklere, Elazığ ilinde uygulanan ve başarılı sonuçlar elde edilen projenin 81 ilde uygulanması talimatını verdi. Bakanımızın talimatları çerçevesinde Elazığ’da uygulanan bu projeyi Türkiye’nin 81 ilinde örnek proje olarak uygulamış olacağız” diye konuştu.

    Sertifikaya hak kazanan restoranın toplantı salonunda düzenlenen ödül törenine, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Turan Karahan, Lokantacılar Esnaf Odası Başkanı Süleyman Ulaş, Gıda ve Yem Şube Müdürü Cemal Çetinkaya, kurum müdürleri ve davetliler katıldı.