Etiket: Güveni

  • Karagöz: “Mondelez International’ın Türkiye’ye güveni tam”

    Kent markasının bünyesinde bulunduğu Mondelez International Türkiye’nin Genel Müdürü İhsan Karagöz, “Türkiye, iç pazara olduğu kadar ihracata da odaklanan önemli bir üretim üssümüz” derken, yatırım yapmaya ve büyümeye devam edecekleri mesajını verdi.

    Kent’in de bünyesinde yer aldığı Mondelez International Türkiye, hediyelik-ikramlık sektörünü değerlendirmek ve markanın 50’nci yılını kutlamak üzere İstanbul’da basın mensuplarıyla bir araya geldi. Şirketin Türkiye operasyonlarından sorumlu Genel Müdürü İhsan Karagöz, “Türkiye, iç pazara olduğu kadar ihracata da odaklanan önemli bir üretim üssümüz” derken, yatırım yapmaya ve büyümeye devam edecekleri mesajını verdi.

    “Türkiye’ye güven tam”

    Dünyanın lider bisküvi, çikolata ve şeker şirketlerinden olan şirketin 165’i aşkın ülkede varlık gösterdiğini ve 90 bini aşkın çalışana sahip olduğunu belirten İhsan Karagöz, Türkiye’nin de şirket açısından önemli bir üretim ve ihracat üssü olduğunu söyledi. Karagöz, “Türkiye, dünyada, hızlı büyümesiyle ön plana çıkan önemli 7-8 ülke arasında yer alıyor. Bizim de Türkiye’ye ve ülkenin potansiyeline güvenimiz tam. Bu nedenle de Mondelez International Türkiye, iç pazara olduğu kadar ihracata da odaklanan önemli bir üretim üssüdür. Dolayısıyla Türkiye’ye yatırım yapmaya ve büyümeye devam edeceğiz” diye konuştu.

    “İki bayramda, bir yıllık satışa eşit ciro yapılıyor”

    Türkiye’deki sakız, şekerleme, çikolata ve bisküvi kategorilerinin toplam pazar büyüklüğünün 7 milyar TL düzeyinde olduğunu söyleyen İhsan Karagöz, sektör hakkında şu bilgileri verdi: “Mondelez International, Türkiye’de günlük şeker pazarının üçte birine sahip. Ramazan ve Kurban bayramlarında, bir yıl boyunca satılan şeker kadar hediyelik ve ikramlık şeker satışı gerçekleşiyor ve Kent markası, ‘Bayram Şekeri’ olarak isimlendirilen bu kategorinin de açık ara lideri. Bayram döneminde 10 bin satış noktasında iki hafta süreyle 6 bin ekstra satış elemanı istihdam ediliyor”.

  • Oyuncu Levent Can’ın muhasebecileri “Güveni kötüye kullanma” suçundan yargılanıyor

    Oyuncu Levent Can’dan vergi borcu adı altında aldıkları parayı muhasebe işlemleri için kullanmayarak üzerlerine aldıkları iddia edilen muhasebecilerin, “Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan 7 yıla kadar hapis istemiyle yargılandıkları davanın görülmesine başlandı.

    Oyuncu Levent Can’dan vergi borcu adı altında faiziyle birlikte aldıkları 170 bin TL değerinde parayı üzerlerine geçirdikleri iddia edilen muhasebecilerin, “güveni kötüye kullanma” suçundan 1 yıldan 7 yıla kadar hapis istemiyle yargılandıkları davanın ilk duruşması görüldü.

    İstanbul Anadolu 53’üncü Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada şikayetçi Levent Can ile avukatı hazır bulunurken, sanıklar Arif Taylan Şahin ve Cemal Koray Şahin duruşmaya katılmadı.

    Duruşmada söz alan Levent Can, sanıkların muhasebecisi olduğunu ve uzun yıllar beraber çalıştıklarını belirterek, “Kendilerinden şimdiye kadar şüphe duymadım, zaman zaman benden vergi ödemesi adı altından istedikleri paraları gönderdim, 3 yıl boyunca her ay devam etti. Ancak bana vergi dairesinden borcum olduğuna dair kağıt gelince şüphelendim. Yaptığım araştırma neticesinde şahısların vergi dairesinde stopaj olarak benim adıma biriken paralardan vergi borcunu mahsup ettiğini, benim bankadan gönderdiğim paraları ise kendi hesaplarına geçirdiklerini öğrendim. Faizi ile birlikte 170 bin TL’ye yakın zararım vardır. Zararımın karşılanmasını talep ediyorum, sanıkların cezalandırılmasını istiyorum” dedi.

    Sanıklardan Arif Taylan Şahin için zorla getirilme kararı veren ve sanık Cemal Koray Şahin hakkında yakalama kararı çıkaran mahkeme heyeti duruşmayı erteledi.

    Duruşma sonrası açıklama yapan Levent Can, Bağkur ve SSK borçlarını yapılandırdığını belirterek, “Bu yapılandırmalar ödensin diye her ay düzenli olarak para yatırıyordum hesabına. Ancak daha sonra anlaşıldı ki bu paraların hiçbirisini nakden vergi dairesine yatırmamış, hepsini cebine atmış” şeklinde konuştu.

    İddianameden

    İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, müştekinin muhasebe işlemlerini yürüttükleri, şüphelilerin müştekiden 2013, 2014, 2015 yıllarında ödenmesi gereken KDV, vergi, Bağkur prim, Bağkur yapılandırma, spotaj ücreti ve benzer isim altında çeşitli ödemeler için fazla miktarda para istedikleri, müştekinin şüphelilerin hesabına istedikleri paraları yatırdığı ancak şüphelilerin müştekinin yaptığı ödeme toplamından 105 bin TL’nin ilgili yerlere yatırılmayarak şüphelilerin üzerinde kaldığı anlatılmıştı.

    İddianamede sanıkların, “hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma” suçundan 1 yıldan 7 yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılmaları talep edilmişti.

  • Bakan Tüfenkci: “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile istikrar ve güveni kalıcı hale getireceğiz”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile istikrar ve güveni kalıcı hale getireceklerini söyledi.

    Malatya Büyükşehir Belediyesi meydanında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı toplu açılış töreninde konuşan Bakan Bülent Tüfenkci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Malatya’ya gelmesinden dolayı büyük mutluluk duyduklarını belirterek, Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti hükümetlerinin Türkiye’yi her alanda 3-4 kat büyüttüğünü ifade etti. Büyük değişimleri büyük liderlerin yaptığını aktaran Bakan Tüfenkci, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da Türkiye’de sessiz devrim yaptığını belirtti. Malatya’nın kendi kaderini AK Parti’nin kaderiyle eşitlediğini kaydeden Tüfenkci, “Malatya, Türkiye’nin omurga illerinden biridir. Malatya her zaman sağduyudan yana oldu, Malatya her zaman haklıdan ve mazlumdan yana oldu. 2016 yılında ülkemiz her yönde tehditlerle karşı karşıya kalmasına rağmen şükürler olsun ki Cumhurbaşkanımızın önderliğinde almış olduğumuz kararlar ile 2017’ye güçlü bir şekilde başladık” diye konuştu.

    Ticaretin istikrar ve güven üzerine kurulu olduğunu dile getiren Bakan Tüfenkci, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile istikrar ve güveni kalıcı hale getireceklerini kaydetti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde AK Parti olarak ilk günden beri Türkiye için çalıştıklarını vurgulayan Bakan Tüfenkci, her zaman Hakk’ın ve halkın rızasını gözettiklerini söyledi.

    “Malatya tabi ki evet diyecek’”

    15 Temmuz hain darbe girişimine karşı Malatya’nın dimdik durarak alçaklara geçit vermediğini hatırlatan Bakan Tüfenkci, “28 Şubatlara, 15 Temmuzlara geçit vermeyen Malatya tabi ki ülkemizin istikrar ve geleceği için cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine ‘evet’ diyecektir. Bunun için Malatya olarak gece gündüz demeden çalışmaya, en yüksek oy oranını Malatya’dan çıkarmaya söz veriyoruz. Bütün Türkiye’ye haykırıyoruz; Malatya olarak biz istikrardan yana, huzurdan ve güvenden yana olduk. Biz, milli birlik ve beraberlikten yana olduk, bunun için de her zaman cumhurbaşkanlığı sistemine ‘evet’ diyoruz” şeklinde konuştu.

  • Prof. Dr. Alkin para kurmaylarını uyardı: “Vatandaşın ulusal paraya güveni yok, dolar alıyor”

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli’nin “Tahminle döviz almayın” uyarısının önemli olduğunu, Canikli’nin vatandaşlara ‘Dalgalanmalar esnasında yüksek seviyelerde döviz satın alıp sonra da zarar etmeyin. Dalgalanmalar spekülatörlerin iştahını açan bir durumdur, spekülatörlerin oyununa gelmeyin’ demek istediğini söyledi.

    “Döviz kurlarının seyrini belirleyecek unsurlar konusunda kafa karışıklığı olduğu ortada” diyen Prof. Dr. Alkin “İnsanların genel motivasyonu Türkiye’de yatırım ve borç kapatma amaçlı. Türkiye’de bir insan döviz almak istiyorsa iki nedeni vardır. Bunlardan bir tanesi döviz ileride daha da yükselecek şimdiden alayım; ikincisi de ileride daha da yükselecekse borcu ödeyemem şimdiden alayım. Bu düşüncenin hem iyi hem de kötü tarafı var. İyi olan tarafı şu; insanların hala borcuna sadık kaldıklarını görüyoruz. Kötü olan ise ulusal paraya olan güven hiçbir zaman oluşmamış. Yani ulusal paraya olan güven oluşmuş olsaydı insanlar kendi parası yerine Amerikan Doları’nı tercih etmezdi. Altına yatırım yapmak da Dolar’a yatırım yapmaktır aslında. Altının gramını belirleyen yine Dolar’dır, Dolar yükseldi mi altın da yükselir” dedi.

    “Amerikan Başkanlık seçimleri piyasalarda kısa vadeli dalgalanmaya yol açar”

    Dolarda manipülasyonun çok zor olduğunun altını çizen Alkin, sözlerine şöyle devam etti:

    “Dolar, dünyanın her yerinde kullanılan bir araç olduğu için bir ülkede Doları yükseltmek veya alçaltmak kolay değil ama Sayın Nurettin Bey şunu demek istiyor: ’Yüksek seviyelerden alıp sonra sermayenizi eritmeyin’. Uyarı önemli bir uyarı ama gelgelelim şu unsurda öne çıkıyor demek ki; Türk insanı bütün olumsuzluklara rağmen borcunu ödemek için gayret içerisinde. Olumsuz unsur da ulusal paraya güven yok. Ulusal paraya güvenin oluşabilmesi içinde Merkez Bankası’nın piyasayı ve insanları aydınlatıcı bazı cümleler sarf etmesi gerekiyor. Söyledikleri her sözün mutlaka gerçekleşmesi lazım. Eğer Ankara’dan, para otoritesinden, ekonomik kurmaylardan açıklanan sözler gerçekte de elle tutulur hale gelirse vatandaşın güveni artar, ulusal paradan kaçış durur. Sayın Canikli’nin açıklamasını bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Döviz kurlarının inmesi veya çıkması Hillary Clinton veya Donald Trump’ın başkan olmasına değil, FED’in faizleri önümüzdeki dönem ne şiddette artıracağına bağlı. Ayrıca bu şiddete bağlı olarak ülkelerinin büyüme hızlarının nasıl etkileneceğine de bağlı. Bugün Clinton ya da Trump’ın başkan seçilmesinin piyasalarda çok kısa vadeli bir dalgalanmaya yol açacağını tahmin ediyorum.”

  • Hastanın hekime güveni 20 yıl sonra Muş’ta buluşturdu

    20 yıl Önce Erzurum Numune Hastanesinde damar tıkanıklığı nedeniyle ameliyat olan hasta kadın, başka bir damar tıkanıklığı yaşamasının ardından 20 yıl aradan sonra aynı doktoruna Muş’ta ulaşarak ameliyat oldu.

    Muş İli Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Op. Dr. Mustafa Abanoz, 20 yıl önce Erzurum Numune Hastanesinde ameliyatını yaptığı hastası Ayten Özrtürk’ü 20 yıl aradan sonra yeniden Muş’ta ameliyat etti.

    İstanbul’da yaşayan Ayten Öztürk isimli hasta, İstanbul’da ameliyatının gerçekleştirilemediğini ve bu sebepten dolayı 20 yıl önce kendisini ameliyat eden doktoruna ulaşmak için araştırma yaptığını söyledi.

    Uzun bir araştırma yaparak Muş İli Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği görevini sürdüren Op. Dr. Mustafa Abanoz’a ulaşan Öztürk, Abanoz’un kendisini Muş Devlet Hastanesine davet etmesinin ardından Muş’a gelerek başarılı bir şekilde ameliyatını gerçekleştirdi.

    Ameliyatın ardından açıklamalarda bulunan hasta Ayten Öztürk, 20 yıl önce Erzurum’da Mustafa Abanoz tarafından ameliyat edildiğini söyledi.

    15 yıl önce İstanbul’a yerleştiğini belirten Öztürk, “Ayağımda çok sorunlar, ağrılar oldu. İstanbul’da doktorlara gittim köpük tedavisi oldum. İki ay önce kapalı ameliyat yaptılar ve başaramadılar. Ben bu ameliyatın olmadığını söyledim onlarda ‘açık bir ameliyat’ önerdiler. Biraz dinlenmemin ardından yaptığımız araştırmalar sonucunda Mustafa hocaya ulaştık oda ‘hemen hastamı alın buraya getirin’ dedi. Biz de İstanbul’dan Muş’a geldik. Şimdi durumum çok iyi ameliyatım başarılı geçti çok şükür iyiyim. Mustafa hocayla daha önceden diyaloğumuz vardı konuşuyorduk bir ara görüşmemiz kesildi daha sonra da işte nerede olduğunu araştırdık Muş’ta olduğunu öğrendik ve kendisiyle görüşüp buraya geldik. Kendisine çok teşekkür ederim çok başarılı bir doktor. Benim haricimde başka hastalarımızda vardı onun sayesinde iyileşip sağlıklarına kavuştular. Yine bizim hastalarımız var Mustafa hocanın yanına gelecekler. Gerçekten Muş Devlet Hastanesinin tüm personelleri hastalarla yakından ilgileniyorlar” dedi.

    Ameliyatı gerçekleştiren Op. Dr. Mustafa Abanoz ise hastayı 20 yıl önce ameliyat ettiklerini, hasta damar hastalıkları nedeniyle yeniden rahatsızlanarak Muş’a geldiğini söyledi.

    Hastanın, kendisiyle irtibata geçerek Muş’ta ameliyat olmak istediğini belirten Ababoz, “Hastamız İstanbul’da gerekli müdahalenin yapılamadığını belirterek, bize başvurmak istediğini söyledi. Biz de hastanın Muş’a gelmesi halinde gereken tedaviyi yapacağımızı Muş Devlet Hastanesinde hastaların gönül rahatlığı ile tedavi olabilecekleri ekipmanın, hekimlerin ve anjiyografi, açık kalp ameliyatı ünitesi, renkli doopler gibi ünitelerin olduğunu belirttik. İstanbul’dan gelen hastamızın ameliyatını yaptık. Allah’a şükür çok güzel geçti ve hasta bir kaç gün içerisinde yürüyerek taburcu olacak. Hastanın hekimine güvenmesi çok önemli. Bu nedenle biz de bütün sağlık tesislerimizde kaliteli sağlık hizmet vererek hastalarımızın güvenini kazanmaya çalışıyoruz“ şeklinde konuştu.