Etiket: Gürer

  • Gürer: “Tarım politikaları değişmeli”

    Gürer: “Tarım politikaları değişmeli”

    Bandırma Lokantacılar Esnaf Odası Başkanı Hamit Levent Gürer, sebze, meyve ve kuru gıdalara gelen zamlarla ilgili açıklamalarda bulundu

    Bandırma Lokantacılar Esnaf Odası Başkanı Hamit Levent Gürer yaptığı açıklamada, Türkiye’de acilen tarım üretim programı yapılması gerektiğinin altını çizerek, “Fiyatların artacağı belliydi. Acilen tarım programı ve üretim programı yapılması gerekiyor. Hükümetimiz yavaş yavaş bu işlerin üzerine gidiyor, ama bu pansuman ve aspirin tedavisi gibi oluyor. Açıklanan rakamlara göre Türkiye’nin nüfusu 82 milyon oldu. Türk toplumu devamlı tüketirken, dünyada küresel bir iklim değişikliği de devam ediyor. Bu iklim değişikliğinin yansımaları otomatikman gıda ve tarım politikalarının üzerinde büyük baskı yapıyor” dedi.

    Dünya nüfusu ve Türkiye nüfusu arttıkça tüketimin de arttığını söyleyen Gürer, “Tüketim artınca gıda yetmemeye başlıyor. Dünyada gıda maddelerinin yetmemesinin sebebi, tarım politikalarından daha çok maliyet politikalarının yüksek olmasıdır. Çok uluslu şirketlerin her şeye el attığı gibi tarıma da el atmasıdır. Türkiye’nin en büyük hatası üretim planlamasının olmamasıdır. Bunun vebalini Türk toplumu olarak çekiyoruz. Bunda geçmişten gelen tarım politikalarının hatalarını da unutmamak gerekir. Dünyanın en büyük buğday üreticileri olan Amerika ve Rusya’da fiyat süspansiyonu var. Biz ne yaptık? Pahalı üretiyoruz diye ithal ettik. Susurluk pancarı Türkiye’nin en sayılı şeker pancarıydı. Çiftçi ben 1 TL’ye veriyorum diyor, tezgaha bakıyorlar 2 TL. Bu nasıl oluyor? Bunu önleyecek olan devlettir. Devlet hiçbir zaman elini ayağını çekmeyecek, devamlı kontrolcü, müdahaleci olacak, yeri geldi mi denetleyici olacaktır. Dışa bağımlılığı kaldırıp, üretime destek verip kendimiz üretmeliyiz” dedi.

  • CHP’li Gürer: “Niğde’de 100 bin kişinin sağlığı risk altında”

    CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Niğde’nin Bor ilçesinde Akkaya Barajı’ndan gelen köpük nedeniyle 100 bine yakın insanın sağlığının risk altında olduğunu söyledi.

    CHP Milletvekili Gürer, Bor ilçesine giderek, oluşan köpükler ile ilgili incelemelerde bulundu. Akkaya barajının 10 yılda ciddi anlamda kirlendiğini belirten Gürer, “1970 yıllarda Niğde ile Bor arasına yapılan Akkaya barajı sulama amaçlı yapılmış bir barajdı. Bu barajda son 10 yılda ciddi anlamda bir kirlenme oluştu. Kirlenmenin nedeni bu barajı besleyen farklı kaynakların kuruması nedeniyle sadece Niğde’deki atıkların attığı bir yapıya dönüşmesinden kaynaklanıyor. Niğde Belediyesinin arıtması dönem dönem çalıştı dönem dönem çalışmadı. Çalışmadığı gibi yeterli değildi. Fiziksel, biyolojik, kimyasal arıtma ünitelerine sahip olmaması sorunun her geçen gün artmasına neden oldu. 2009 yılında bugüne gelen bütün bakanlarımız bölgeye geldiklerinde Niğde’deki bu sorunu çözecekleri sözünü verdiler. Arıtma tesisi yapacaklarını belirttiler. Hatta bir bakanımız dedi ki : ‘‘Ya Niğdeliler siz bu kadar çevre felaketinin içinde nasıl yaşıyorsunuz. Ankara’ya niye yürümediniz” diye sordu. Aradan geçen 10 yılda yapıldığı söylenen çalışmalar gerçekleşmediği gibi tekrardan Çevre ve Şehircilik Bakanı bir arıtma tesisi daha söyledi. Ama bu olayı aşamayı aştı. Niğde’nin Bor ilçesindeki bağlar bahçeler bu sularla sulanıyor. Köpükle yapılan analizlerde de söylendiği gibi ne olduğu konusundaki malumatı halk yeterli bulmuyor’’ dedi.

    “Arıtma tesisi de yeterli değil”

    Yetkililerin soruna derhal çözüm bulmaları gerektiğini belirten ve Milletvekili Gürer, arıtma tesisinin de artık sorunu çözmeyeceğine dikkat çekti. Milletvekili Gürer, “Barajın içindeki dip çamuru alındı ama tümü alınmadı. Tekrar o çamur yerine geldiği için atıklar tekrar barajın dibinde yosun oluşturuyor. Bunun zehirli atık üreten yiyen tüketen arıtan bir yapıda değil de çoğaltan bir kimliği olduğu söyleniyor. Bu zehirli yosunların da alınması ve Niğde’nin Fesleğen’in, Koyunlu’nun Bor’un arıtmaları bu suyla buluşmadan atıklarının aşağıya ovaya alınıp orada kullanılacak kimyasal biyolojik fiziksel bir düzenleme ile temizlenmesi gerekiyor. Yoksa 100 bin insan risk altında” ifadelerini kullandı.

  • AK Parti’li Gürer: “Biz terörist cenazesinin Söke’ye gömülmesine karşıyız”

    Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’u öldüren suikastçı Mevlüt Mert Altıntaş’ın cenazesi Aydın’ın Söke ilçesinde tartışmaya neden olurken, AK Parti İlçe Başkanı Fatih Gürer, suikastçının cenazesinin Söke’ye gömülmesine karşı olduklarını belirtti.

    Rus Büyükelçi Andrey Karlov’u silahla öldüren polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş’ın Ankara’da morgda tutulan cenazesiyle ilgili olarak ailesinin henüz bir girişimde bulunmadığı öğrenildi. Cenazenin alınması durumunda nereye defnedileceği konusu, ailesinin yaşadığı Söke’de tartışmalara yol açtı.

    AK Parti Söke İlçe Başkanı Av. Fatih Gürer, yaptığı açıklamada Altıntaş’ın cenazesinin Söke’ye defnedilmesini istemediklerini söyledi. Gürer, “Bu olay Türküye ve dünya gündemine oturdu. FETÖ terör örgütüne mensup olduğu kuvvetli bir şekilde saptanan terörist tarafından Rusya Büyükelçisine saldırı düzenlendi. Tabii ki biz Söke’mizin adının bu şekilde anılmasını istemiyoruz. Bu yöndeki rahatsızlıklar kamuoyunda da dile getirildi. Biz bu FETÖ terör örgütü mensubunun cenazesinin Söke’de gömülmesine kesinlikle karşıyız. Bu yönde bir talebin olup olmadığını bilmiyoruz ancak cenazenin Söke’de gömülmesi durumunda karşı çıkacağımızı, tüm kamuoyuna bunu hissettireceğimizi dile getiriyoruz. Görüştüğümüz STK’larda bizimle aynı fikirde. Sökelilerin bu cenazeyi kabul etmeyeceğini biliyoruz, kamuoyu da aynı fikirde” diye konuştu.

  • Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer: ’’Ülkemizde en az 700 bin değişik derecede sedef hastası olduğunu söyleyebiliriz’’

    Psoriasis Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, ’’Yapılan çalışmalarda dünyada yüzde 1-2 olduğu değerlendiriliyor. Toplumda yaşayan her 100 kişiden 1’i sedef hastası. Ülkemiz açısından değerlendirecek olursak en az 700 bin değişik derecede sedef hastası olduğunu söyleyebiliriz’’ dedi.

    Dünyada yaklaşık 125 milyon insan sedef hastalığıyla mücadele ediyor .Hastalık son dört yılda iki kat arttı.Sedef hastalığı hakkında yanlış bilinenler, hastaların sosyal hayatını olumsuz etkiliyor. 29 Ekim Dünya Sedef Günü nedeni ile Psoriasis Derneği tarafından 25 Ekim’de Shangri-La Bosphorus İstanbul Otel’ de düzenlenen basın toplantısında hasta gözünden sedef hastalığı değerlendirilirken, konuşmacı hekimler tarafından güncel tedavi yöntemleri hakkında bilgiler verilirdi. Toplumda yanlış algı nedeni ile hasta ve hasta yakınlarının yaşadıkları sosyolojik ve psikolojik sorunlar gündeme getirildi, özellikle sedef hastalığının bulaşıcı olmadığına dikkat çekildi.

    Toplantıya Psoriasis Derneği Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, Celal Bayar Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Serap Öztürkcan, Karadeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Savaş Yaylı, Türkiye Sedef Hastaları Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Yıldırım, çok sayıda doktor ve davetli katıldı.

    Sedef hastalığı deride kızartı ve kepek ile seyreden, yalnız deride olmayıp bütün organizmayı ilgilendiren ve yaşam boyu devam eden problem bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Mehmet Ali Gürer, ’’Son yıllarda da sıklığı giderek artıyor. Yapılan çalışmalarda dünyada yüzde 1-2 olduğu değerlendiriliyor. Toplumda yaşayan her 100 kişiden 1’i sedef hastası. Ülkemiz açısından değerlendirecek olursak en az 700 bin değişik derecede sedef hastası olduğunu söyleyebiliriz’’ dedi.

    ’’Sedef asla bulaşıcı değil’’

    Bu hastalık genetik yatkınlığı olan hastalıktır diyen Prof. Dr. Gürer, ’’Annesinde ya da babasında sedef hastalığı olan kişilerde sedef hastalığı görülme riski daha yüksek. İlla olacak diye bir kural yok. Araya bir takım tetikleyiciler giriyor. Bu tetikleyiciler bu problemli hastalığın başlamasına neden oluyor. En önemli tetikleyici stres. Bunun yanında bazı ilaçlar ve enfeksiyonlar tetikleyici faktörler olarak karşımıza çıkıyor. Asla bulaşıcı bir hastalık değil. Hastanın yalnızca kendisine ait bir hastalık.Toplumda bulaşıcı olma ihtimali kanısı, hastaların damgalanmasına yol açıyor. Psiko-sosyal problemler, özgüven azalması, kendini çekici bulmama ve intihar eğilimi gibi problemlere yol açıyor’’ şeklinde konuştu.

    ’’Hastalar şarlatanların oyununa gelmesinler’’

    Alternatif tıpa konusuna şiddetle karşı çıkan Prof. Dr. Gürer , ’’Sedef hastalığı dermatoloji uzmanları tarafından tedavi edilmelidir. Asla alternatif tıp yöntemleri tercih edilmemelidir. Biz ona ’Şarlatan’ diyoruz. Şarlatanların oyununa gelmesinler. Bunu fırsat bilenleri oyununa gelmesinler. Dermatoloji uzmanlarına başvurup, gerçek uygun tedaviyi elde etsinler’’ diye konuştu.

    ’’Doğru adreste ve dermatoloji uzmanları ile tedavi’’

    Toplantıda bulunan ve sedefin tedavisi hakkında bilgi veren Doç. Dr. Savaş Yaylı, ’’Sedef, tüm dünyada yüzde 2 civarında görülen bir hastalık. Düzgün adreslerde, dermatoloji uzmanlarının ellerinde tedavi ile kontrol altında giden bir hastalık. Psoriasis Derneği ve Türk dermatologları olarak önemli hedefimiz; Sedef hastalığının kontrol altında tutulabilen ve tedavi edilebilen bir hastalık olduğunu vurgulamaktır. Topikal dediğimiz sedef döküntüler üzerinde kullandığımız kremler bu hastalığın başlangıç tedavisidir. Sadece bunla yeterli kalmayıp, özellikle daha yaygın olan döküntüleri olan hastalarda sistemik ilaçlar dediğimiz tabletler, cilt altına yapılan enjeksiyonlar ve serum şeklindeki ilaçlarla çok rahatlıkla hastalığı kontrol altında tutabiliyoruz. Sedef, uzun sürmüş, yalnızca krem ve melhemler üzerinden yürüyen tedaviler ile yetersiz bir tedavi sunabiliyor. Hastalarımız bundan önemli oranda mutsuz. Doğru adreste, dermatoloji uzmanların eliyle tedavilerini iyi bir şekilde yönetebilirler. Bunun için özellikle sedef hastalığı poliklinikleri olan, üniversite hastanelerimizin cilt hastalıkları ve dermatoloji bölümlerini takip etmeleri gerekiyor’’ dedi.

    ’’ Sedef sadece deri hastalığı değil’’

    Sedef hastalığının sadece deri ile sınırlı olmayan sistemik bir hastalık olduğunun altını çizen Prof. Dr. Serap Öztürkcan, ’’Sedef hastalığı kişileri psikolojik, sosyal ve fiziksel anlamda etkileyen, yaşam kalitesini çok bozan hastalık. Artık deri ile sınırlı değil sistemik bir hastalık olduğunu biliyoruz. Bu nedenle hastalarımıza bu bulgularla yaklaşmamız ve sadece deriyi değil, birlikte eşlik eden sistemik hastalıkları da tedavi etmemiz gerekiyor. Sedef hastalığı ile birlikte eklem tutulumu, bağırsak hastalıkları, psikiyatrik hastalıklar, kalp hastalıkları, tansiyon, obezite gibi şikayetler çok sıkla oluyor. Hastaların bu yönde araştırılması, tedavileri planlanırken de multidisipliner çalışmamız gerekiyor. Psikolojik sorunlar oldukça fazla. Hastaların yüzde 80’inde depresyon gözüküyor. Bu hastaların sosyal ilişkileri kısıtlı, toplum tarafından damgalanmış, bulaşıcı olduğu düşünülen hastalar. Halbuki böyle bir durum söz konusu değil. Hastalar psikolojik yönde destek olmak, yaşam kalitelerinin yüksek şekilde yaşamlarını sağmak gerekiyor. Bunun için elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz’’ ifadelerini kullandı.

    Sedef hastası ve Türkiye Sedef Hastaları Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Yıldırım, yaşadığı sorunları şöyle dile getirdi: ’’40 yıldır sedefle yaşıyorum. Sedef hastalığı ile ilgili bir çok sorunlar yaşıyoruz. Sosyal hayat, beslenmede ve aile yaşantımızda sıkıntılar yaşıyoruz. İş kaybı, eş kaybı gibi durumlar yaşıyoruz. Toplum bu hastalığı yanlış biliyor. Sedef kötü bir hastalık değil, hastalığın kötü bir görünümü var. Bulaşıcı bir hastalık değil, toplum bunu bilmiyor. Kamu önünde bu konu doktor, hasta ve devlet tarafında tartışılma ve anlatılmalı. Eğitim merkezleri olmalı.’’

  • Chp Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer;

    CHP Niğde Milletvekili ve KİT Komisyon Üyesi Ömer Fethi Gürer, Niğde merkeze bağlı Hasaköy, Kömürcü, Tırhan, Alayköy ve beldelerini ziyaret etti.

    Milletvekili Gürer, belde ve köy ziyaretlerinde patates üreticilerin sorunlarını dinleyerek sorularını yanıtladı.

    Çiftçilerle görüşen ve üretici mağdriyetlerinin tarım politikalarının eksikliğinden olduğunu belirten Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde uygulanan yanlış tarım politikaları sonucu toprağından gübresine ürününden pazarlamasına sıkıntılar oluştu. Dünde Planlı kalkınma dedikçe ’plan mı pilav mı’ diyen kafalar bugün yaşadığımız sonuçları hazırladı. Tarımda ciddi bir düzenleme süreci yaşanması ihtiyaçtır. Sulama suyundan toprak ıslahına sıkıntılar var. Çiftçi ilacı, gübresi, sulama suyu bedeli, akaryakıtı ve diğer girdiler yükseliyor ürün ise maliyeti karşılayamaz bir değer ile satılmak zorunda kalınıyor.Tarımda yeni bir tarımsal üretim tarzı, yeni bir kırsal kalkınma anlayışı yaşama geçmesi gerekiyor.CHP olarak her sorununda çiftçi ve üreticimizin yanındayız. Köy ve çiftçi varsa bir ülkenin kalkınması gelişir. Üreten ürettiğinden kazanamıyor, tüketen ise pahalı ürün almak zorunda kalıyor. Üreticinin nihai üründen elde edilen kardan hak ettiği payı alabilmelidir. Tüketici de sağlıklı ürünlere uygun şartlarda erişebilmesi için düzenleme yapılmalıdır. Üretimde, işlemede ve pazarlamada tekelleşmenin önüne geçecek, adil rekabet koşullarını sağlanmalıdır. Tarımda politikaların A’dan Z’ye ele alınması ve gözden geçirilmesi şarttır. Kitap bilgisi, veri istatistikleri yaşamın içinde gerçeklerle örtüşür noktaya taşınmalıdır.” dedi.

    Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, 15 Temmuz darbe girişimi ile ortaya çıkan gerçekleri de CHP olarak yıllardır dile getirdiklerini ve milli bayramların dahi bir ayrışma yaratacak düzenlemelere uğradığını ifade etti. Gürer Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde yapılanları ve ülke için o dönemdeki muazzam büyük başarıyı herkesin yeniden okuması, öğrenmesi gerektiğini de belirten Gürer’in ziyaretlerine Çiftlik İlçe Başkanı Turgay Yıldız da katıldı.