Etiket: Güneydoğu’da

  • Furkan Derneği’nden Güneydoğu’da 2 Konferans

    Konferanslar zincirine Güneydoğu ile devam eden Furkan Derneği, Şanlıurfa ve Adıyaman ile konferanslar zincirine iki yeni halka daha ekledi.

    Şehitlik Çamlık Düğün Salonunda gerçekleştirilen “Hakka Davet Vazifesi” konulu konferansa, Şanlıurfa halkı yoğun ilgi gösterdi. Adıyaman Hisar Düğün Salonunda gerçekleştirilen “Mü’minlerin İmtihanları” konulu konferansta ise yoğun katılım sebebiyle birçok kişi konferansı ayakta izlemek zorunda kaldı.

    Her iki konferansa da konuşmacı olarak Furkan Vakfının kurucu lideri Alparslan Kuytul Hocaefendi katıldı. Programlarda Kur’an tilaveti, şiir dinletisi, konuya özel hazırlanan sinevizyon gösterimleri yer aldı. Ayrıca Grup Furkan da ezgi ve marşlarıyla salondaki coşkuyu arttırdı.

    Alparslan Kuytul Hocaefendi, konferans bölümünde tekbirler, sloganlar ve açılan pankartlarla karşılandı. Dinleyiciler, İslam davasını ve Alparslan Kuytul Hocaefendi’yi terk etmeyeceklerini dile getirdiler.

    Şanlıurfa’da gerçekleştirilen “Hakka Davet Vazifesi” konulu konferanslarında Muhterem Alparslan Kuytul Hocaefendi şu konulara değindi:

    “Tarih boyunca kavimlerin doğru yolu bulması için Allah (c.c), vahyin ışığında insanlara rehberlik etmesi için peygamberler göndermiştir. Bu peygamberler insanları hakka davet etmiş, insanlara kula kulluktan vazgeçip Allah’a kulluk etmelerini öğütlemiştir.

    Davetçiler evvela tevhid üzere durmalıdırlar. Tevhid, davetin başarıya ulaşması insanların hayatlarını değiştirmesi için olmazsa olmazdır. Nitekim tüm peygamberler de farklı toplumlara farklı zamanlarda gelmelerine rağmen hep aynı sözü söylemiş, ilk olarak insanları şirkten uzaklaştırıp tevhide davet etmişlerdir.

    Hak ile batılı açık bir şekilde ortaya koymak davetin şartlarındandır. Peygamberler Allah dışındaki tüm ilahlara ‘Le’ diyerek söze başlamışlardır. İnsanlar hakikatin ne olduğunu gördükleri gibi bâtılın da ne olduğunu görmelidirler. Aksi takdirde hak ile batıl birbirinden ayrılamaz.

    Hakka davet edecek kimseler Allahtan başkasından korkmamalı, hakikatleri açık bir şekilde konuşmalıdırlar. Bir takım kaygılar güderek hakikatleri söylemekten çekinmemelidirler. Dünyaya hükmediyor olsalar da bâtıl ideolojilerin bâtıllığını ortaya koymalıdırlar”.

    Adıyaman’da gerçekleştirilen “Mü’minlerin İmtihanları” konulu konferanslarında ise Alparslan Kuytul Hocaefendi şu konulara değindi:

    “Allah (c.c) insanı yeryüzünde halifesi olarak yaratmış, ona ilim vermiştir. Şeytanı insanla imtihan eden Allah (c.c) insanı da şeytanla imtihan etmiştir. İnsanlığın ilk imtihanı Hz. Adem’in cennette yasak meyveyi yemesi olmuştur.

    Allah (c.c) insanlar içerisinde Habilleri de yaratmış, Kabilleri de yaratmıştır. İnsanlık tarihi boyunca Salihler ve zalimler mücadele etmişlerdir. Salihler ise bu süreçte birçok imtihana tabi olmuşlardır.

    Bu büyük dünya imtihanın içerisinde de irili ufaklı birçok imtihan daha yer almaktadır. Eğer insan muhatap olduğu imtihanın sebeplerini ve hikmetlerini anlamazsa imtihanı kaybeder. Çünkü kişinin imtihan anında sergileyeceği tavır, imtihanın hikmetini anlamasıyla doğru olabilir.

    Kur’an cehennemliklerin (imtihanı kaybedenler) Allah’a (c.c) yalvaracaklarını ve pişmanlık içerisinde “bizi yeniden döndür de salih ameller işleyelim” diyeceklerini aktarmaktadır. Ancak onlara izin verilmeyecektir. Devamında ise Kur’an, cennetliklerin (imtihanı kazananlar) sevinç içerisinde amel defterlerini göstereceklerini aktarmaktadır.

    Allah (c.c) sadece kişileri değil, toplumları da imtihanlara sokar. Toplumsal olarak işlenen günahlara toplumsal olarak cezalar verilir. Keza toplumsal olarak rahmet de verilmektedir”.

    Konferansların ardından halktan gelen sorulara cevap verildi. Soru-cevapların ardından konferanslar sona erdi.

  • Doğu Ve Güneydoğu’da Bir İlk

    Dünyada ölümlere sebep olan hastalıklar sırasında 3., Türkiye’de ise 4. sırada olan Kronik Obstrüktif Akciğer Hastalığı (KOAH), Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezinde artık endoskopik yöntemle tedavi ediliyor.

    KOİL denilen ve KOAH hastalarını bıçak altına yatmaktan kurtararak daha sağlıklı nefes almalarını sağlayan bu yöntem Güneydoğu ve Doğu Anadolu Bölgesi’nde sadece Turgut Özal Tıp Merkezinde uygulanıyor. Dünyada yaklaşık 3 yıldır, Türkiye’de ise son zamanlarda uygulanmaya başlanan yöntemle, genel anestezi yapılarak akciğere yerleştirilen coiller (teller) yardımıyla hastaların akciğerlerinde oksijenlenme oranı arttırılıp, hastaların daha rahat nefes almaları sağlanıyor.

    Malatya İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları uzmanı Doç. Dr. Gazi Gülbaş, Göğüs Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Muhammet Reha Çelik ve Doç. Dr. Hakkı Ulutaş gibi uzman doktorların başında olduğu ekip tarafından ilk kez yapılan uygulama KOAH hastalarına umut olurken, tedavi sonrasında hastalar çok kısa sürede taburcu olabiliyor.

    KOİL yöntemiyle ilgili bilgi veren Turgut Özal Tıp Merkezi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Gazi Gülbaş, bu yöntem sayesinde hastaların çok kısa sürede sağlığına kavuştuğunu ifade ederek KOAH hastalarının işlem sonrasında günlük aktivitelerini bile yapabilecek hale geldiklerini söyledi.

    KOAH hastalığının ölümcül bir hastalık olduğunu ve öneminin giderek arttığını dile getiren Gülbaş, “KOAH özellikle 40 yaşından sonra ortaya çıkıyor. KOAH hastalarının en önemli şikayeti nefes darlığı. Nefes darlığı sebebiyle hastalar gündelik işlerini tamamlayamıyorlar. Sigaranın etkisiyle özellikle akciğerin üst kısmında havalanma artışına sebep oluyor. Akciğer göğüs kafesinin içine sığmayacak şekilde hatta göğüs kafesini genişletecek düzeyde büyüyor. Daha önceden bu hastalığa yönelik yapılan cerrahi yöntemler ve akciğerin hacmini azaltıcı ameliyatların yerine artık endoskopik yöntemler uygulanmaya başlandı. Bu endoskopik yöntemle ameliyatları kısa sürede ve hastaya ek hastalık getirmeden yapıyoruz. Coill dediğimiz sarmal yöntem ile anestezi altında, göğüs cerrahisinden arkadaşlarımız ile birlikte bu işlemi yapıyoruz. Bu işlem hastalara çok iyi bir yaşam kalitesi sağlıyor. Oksijenden ayrı kalamayacak hastalar bu yöntem sayesinde hayatın içerisinde yer alıyorlar, günlük aktivitelerini sıkıntı yaşmadan hallediyorlar” diye konuştu.

    Ameliyatı yapan uzmanlar arasında yer alan Göğüs Cerrahisi uzmanı Doç Dr. Muhammet Reha Çelik ise geçmişte KOAH hastalığının çeşitli yöntemler ile tedavi edilmeye çalışıldığını ancak başarı oranının çok düşük olduğunu vurgulayarak, “Şimdi kullandığımız bu yöntem ise hem hastaların hastanede kalış süresini hem toplumsal hayata dönüş süresini düzenlemeye yarıyor ve hastalar çok kısa sürede kendi işlerini görecek hale geliyorlar. Bunun ötesinde hastalara cerrahi bir yük bindirmemiş oluyoruz. Her ne kadar genel anestezi altında yapılıyor olsa da hastaların dışarıya açık bir yaraları olmuyor. Endoskopik yöntemler çok daha pratik uygulanabiliyor fakat bizi burada ilgilendiren en önemli konu hastanın konforunun sağlanması. Bu yöntem sayesinde hastalarımız çok iyi bir yaşam kalitesine kavuşuyor ve kısa sürede toparlanabiliyor” şeklinde konuştu.

  • İstanbul’da Artan ET Fiyatları Güneydoğu’da İse 5-7 TL Düştü

    İstanbul’da et fiyatları altınla yarışırken, Güneydoğu’da ise et fiyatlarında düşüş yaşanıyor.

    Bir önceki yıla göre fiyatı yüzde 80 oranında artan et fiyatları, İstanbul’un lüks semtlerinde ise altınla yarışır hale gelmeye başladı. Batı illerinde artan et fiyatları, Güneydoğu’da ise 5-7 TL arasında düşüş yaşanıyor. Özellikle Adıyaman’da son dönemlerde ithal etin piyasaya girmesi ile bölgedeki düşen et fiyatları, vatandaşların da yüzünü güldürdü. Adıyaman’da karkas et fiyatları 26 TL’den, 24 TL’ye inerken kıyma 32 TL’den 27’ye, kuşbaşı 37 TL’den 32’ye, Sucuk 35 TL’den, 25’e, kavurma 45 TL’den 40’a, kemikli et 30 TL’den 25’e, pirzola 37 TL’den 32’ye, tavuk 7,5 TL’den 5 TL’ye çekildi.

    “FİYATLAR DAHA DA DÜŞECEK”

    Düşen et fiyatları ile kasap ve besicilerin satışlarında artışlar gözlenmeye başladığını belirten Kasaplar Odası Adıyaman Şube Başkanı Nuri Anaç, önümüzdeki süreçte et fiyatlarının daha da düşmesini beklediklerini kaydetti. Düşen fiyatlardan vatandaşların ve satıcıların memnun olduğunu kaydeden Anaç, “Seçimlerin bitmesi ve ithal etin gelmesiyle beraber et fiyatlarında düşüşler yaşandı. Düşen fiyatlarla beraber, vatandaşlarımız eskisine oranla daha rahat et alabilmekte. İthal etin daha çok gelmesi ve besicilere devlet tarafından verilecek destekleme ücretlerinin artmasıyla beraber et fiyatlarında daha çok düşüşler yaşanacaktır” dedi.

    Anaç, belirlenen ve kamuoyuna açıklanan fiyatlar dışında satılan et ücretlerinin de denetlenmesini istedi.

    KEBAPÇILAR DİRENİYOR

    Et ihtiyacının bir bölümünü İstanbul gibi batı illerinden karşılanan Gaziantep’te ise bazı kebap ve dönerciler, yüksek fiyatlara rağmen zam yapmamak için direniyor. bazı kebap ve dönerciler ise etin daha ucuz olduğu Güneydoğu bölgesindeki besicilerden et ihtiyacını karşılıyor. Etteki fiyat artışı ile birlikte kebap ve döner ücretlerini arttırmak istemeyen esnaf, özellikle Adıyaman ve Şanlıurfa gibi çevre illerin yanı sıra Gaziantep’in kırsalındaki besicilerden de et temini yapıyor.

    Et fiyatlarının artması endişesiyle Şanlıurfa’dan et getirdiğini belirten kebapçı Hasan Kuşku, “Fiyatlar yüksek geldiği içinde kebaba yansıtmak zorunda kalıyoruz. Fiyatlara da yansıdığı zaman müşteri sayımız eksiliyor. Şanlıurfa ile Gaziantep arasında et fiyatlarında 3, 4 TL fiyat farkı var. Gaziantep’te et fiyatları 30-40 TL arasında değişiyor. Şanlıurfa’da ise 27, 28 TL arasında değişiyor. Şu anda yoğunlukta kebap satışlarımıza var. Mesela bir ay önce tavuk şiş 4 TL, kebap 6 TL’ydi, şu anda ise tavuk şiş 5 TL, kebap 7 TL’den müşterilerimize sunuyoruz” diye konuştu. Aldıkları etin yükselmesi durumunda mecburen zam yapmak zorunda kalan kebapçı Nuri Dahan ise “Çalışanlarımız var. yevmiyeci insanlar var. Ete zam geldiği zaman otomatik olarak her şeye yansıyor. Yani bir tavuk şişin 7 TL olduğu yerde 4 TL olsa, herkes et yer iş kesimde rahatlıkla et yer” ifadelerini kullandı.