Etiket: Gündemine

  • Milletvekili Aydemir Aşkale’yi TBMM gündemine taşıdı

    Milletvekili Aydemir Aşkale’yi TBMM gündemine taşıdı

    AK Parti Erzurum Milletvekili İbrahim Aydemir, TBMM’de düzenlediği basın toplantısında Erzurum’un Kış Spor ve Turizminde uluslararası bir marka haline geldiğine işaret ederek, Winter Universiade 2011 kapsamında gerçekleştirilen devasa yatırımları paylaştı. Milletvekili Aydemir, diğer alanlarda olduğu gibi turizm odağında da Erzurum’da kaydedilen yatırımlar için Dadaşlar olarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a minnettar olduklarını belirtti.

    Aşkale Gündemi

    Her daim sahada olduklarını, milletten aldıkları mesajları kamuoyu ile paylaştıklarını belirten Milletvekili Aydemir, geçtiğimiz hafta gerçekleştirdiği Aşkale saha çalışması sonuçlarını paylaşarak, İlçenin Kış, doğa ve tarih turizmi kaydındaki önemine işaret etti.

    1 Milyarlık Kış Turizmi Yatırımları

    Erzurum’un Türkiye’de kış turizminin merkezi olduğu, AK Parti dönemiyle birlikte çok neşvünema bulan bir halin yatırımlarla ifade edildiğini kaydeden Milletvekili Aydemir, Erzurum’da gerçekleştirilen Winter Universiade 2011’i hatırlatarak, ‘2011 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız 1 milyar TL’ye yakın yatırım yaptı Erzurum’a. Bu yatırımlarla birlikte Erzurum kış turizm ve sporları alanında zirvelerde yer alan bir konuma geldi. ‘ dedi.

    Palandöken, Konaklı Ve Kandilli

    Türkiye’de Kış Turizmi ve Sporu denildiğinde zihinlere gelen iki adresin Palandöken ve Konaklı olduğunu, kış turizmi denildiğinde Türkiye’de akla gelen, bunu çağrıştıran iki müstesna marka adresi ifade ettiklerini aktaran Milletvekili Aydemir, ‘Ancak yetmez. Erzurum’da Kış Turizmi alanında yalnız Palandöken ve Konaklı’yla ifadesi, ilimizin potansiyelini yeterince tarif etmez. Bizim Aşkale ilçemiz var, Erzurum’un Batıya açılan kapısı. Özel değerleri barındıran nadide bir ilçe. Devletine bağlı, sadık ve muhabbet besleyen, devletin her halini sahiplenen ve kucaklayan insanlarımız, dadaş kıvamlı insanlarımızdır.’ ifadeleriyle Aşkale’nin değerlerini gündeme taşıdı.

    ‘Türkiye Aşkale’deydi’

    Geçilen haftada Aşkale’de gerçekleştirilen ulusal bazlı Kayaklı Koşu yarışlarına değinen Milletvekili Aydemir, Aşkale Kandilli’nin kış sporları alanındaki önemine değinerek, ‘Kandilli’de kış turizmine yönelik yatırımlarımız var. Özellikle biatlon yarışmaları orada yapılıyor. Geçtiğimiz hafta, Ülkemizin tüm illerinden insanlarımız burada yapılan yarışmalar için Kandilli’ye geldiler. Gençlerimiz geldiler; Hakkari’den, Diyarbakır’dan Antalya’dan, İzmir’den, Bolu’dan, Kastamonu’dan, Muş’tan, Van’dan.. Her taraftan kardeşlerimizle buraya gittik. Biatlon etkinliklerini ve yarışmaları takip ettik. Ve Tek Millet kavramını orada adeta remzettik.’ dedi.

    Aşkale’nin Marka Değerleri

    Aşkale’nin kış Turizm ve Sporları alanında bir odak noktası olduğunu, turizmde marka ilçe vasfını taşıdığını vurgulayan Milletvekili Aydemir, Kültür ve Turizm Bakanlığının bu ilçeye yönelik çalışmalar yürüttüğünü, Aşkale’nin fiziki ve beşeri değerleriyle ülke çapında bir değerler adresi olduğunu aktardı.

    Milletvekili Aydemir, basın toplantısında Erzurum’un Kış Turizminde bir destinasyon olduğunu aktararak, Kandilli’de konuşlandırılan kış turizm ve spor tesislerinin önemine değindi, Biatlon alanındaki etkinlikleri kayda geçti.

  • Eğitim Bir-Sen Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu gündemine aldı

    Eğitim Bir-Sen Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu gündemine aldı

    Memur-Sen ve Eğitim-Bir-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, öğretmenlerin yetiştirilmeden, emekliliğe kadar olan meslek hayatındaki eksikliklerin Öğretmenlik Meslek Kanunu’nu ile giderileceğini belirtti.

    Genel Başkan Ali Yalçın, Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun olmamasını hukuki bir boşluk ve mesleki açıdan yoksunluk olarak gördüğünü söyledi. Yalçın, geleceğin sağlam temellerde kurulmasında en büyük rolü oynayan öğretmenlere gereken hassasiyetin verilmesi gerektiğini vurguladı.

    “İnsanın, özünü keşfetmeye, kişiliğini inşa etmeye yönelik en büyük eylemi eğitimdir”

    Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun gerekliliğinin altını çizen Yalçın, “İnsanın, özünü keşfetmeye, kişiliğini inşa etmeye yönelik en büyük eylemi eğitimdir. Eğitimi, eğitim-eğitilen çerçevesinde, insanların birbirleriyle ilişkisinden, iletişiminden ve etkileşiminden beslenen akli süreçlerin hâkim olduğu ve ahlaki sonuçların hedeflendiği faaliyetler bütünü olarak kabul ediyoruz. Eğitimi, tam da bu yüzden hem bilim hem de hizmet noktasında vazgeçilemez, ertelenemez, yok sayılamaz, devre dışı bırakılamaz, alternatifi oluşturulamaz konumda görüyoruz.

    Eğitimde geriye düşenin ahlakta, adalette, merhamette, bilimde öne çıkması, teknolojide önde olması, ekonomik ve diplomatik düzlemde fark oluşturması mümkün olmaz. Öğretmenlik, insanlığın en kadim ve önemli mesleklerinden biridir. Öğretmen, çocuklarımızın şuur sermayesini artırma, bilgi haznesini büyütme, idrak zeminini güçlendirme, hikmeti keşfetme, hakikate ulaşma konusunda beşerin insanlaşması ve bireyin uzmanlaşması yolculuğunda hem rehber hem de rol modeldir. Bu vasıf, öğretmenlik mesleğinin tarih boyunca önemli ve değerli kabul edilmesinin de başlıca sebebidir. Eğitimde örnek gösterilen ülkelerde olduğu gibi, öğretmenliğin kamu sistemi içerisinde tanımlanmış eğitim-öğretim hizmetleri sınıfından müstakil bir meslek kanununa kavuşturulması hususu artık daha fazla ötelenmemelidir. Mesleğin hak ettiği şekilde tanımlanması, sosyal zeminde öğretmenlerin itibarının, haklarının korunması ve artırılması, yönetmeliklerle, genelgelerle oluşan görev, yetki, ehliyet, liyakat noktasındaki dağınıklığın giderilmesi için meslek kanununun ivedilikle yürürlüğe konulması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

    “Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun olmaması; hukuki açıdan boşluk, mesleki açıdan ise yoksunluktur”

    “Ülkemizde resmî ve özel eğitim kurumlarında fiilen görev yapan 1 milyon 200 bin öğretmen var iken, öğretmenin yetiştirilmesinden emekliliğine kadar öğretmenlik mesleğini bütün olarak ele alan bir Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun olmaması; hukuki açıdan boşluk, mesleki açıdan ise yoksunluktur” diyen Yalçın şunları kaydetti:

    “Kanun, hedefler ve gerçekler bağlamında uluslararası standartlara uygun bir kariyer mesleği niteliğini taşımalı; öğretmenin etkinliğini artıracak, itibarını yükseltecek hükümler içermelidir. Meslek kanununun yapılması için gereken talep de yazılması için gereken birikim de var. Bundan sonra bir tek şeye ihtiyaç var. O da kanunun çıkarılmasını hızlandıracak irade. Bizler Türkiye’nin bütün illerinden hep birlikte o iradeyi harekete geçirmek için sesleniyoruz: Meslek kanunumuzu istiyoruz, daha fazla beklemek istemiyoruz. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun çıkarılması hedefine, 11. Kalkınma Planı’nda da Millî Eğitim Bakanlığı’nın 2023 Eğitim Vizyonu’nda da yer verilmesi, hem talebemizi doğruluyor hem de tepkimizi haklı kılıyor. Meslek kanununun çıkarılması noktasında niyet ve kararlılığın kamuoyuna deklare edilmesinin üzerinden iki yıl geçmesine rağmen, bugüne kadar kamuoyuna net, açık ve kesin bir içerik paylaşımı yapılmış değildir. Millî Eğitim Bakanlığı’nca yürütülen çalışma, hazırlanan taslak, öngörülmüş bir tasarım mutlaka başta yetkili sendika olmak üzere, paydaşlarla iş birliği içinde ele alınarak olgunlaştırılmalıdır.”

    “Biz, meslek kanununda, öğretmenlerin özlük haklarının uluslararası standartlar çerçevesinde tanımlanmasını ve geliştirilmesini istiyoruz”

    Önerdikleri meslek kanununun öğretmenlerin statüsünü arttıracağını söyleyen Yalçın, “Eğitim çalışanlarının en güçlü sesi, genel yetkili sendikası olarak, gerek akademik yayınlar gerek raporlar gerekse alan ve teşkilat taramalarıyla Öğretmenlik Meslek Kanunu noktasında gündemin oluşmasını sağladık. Birçok konuda olduğu gibi bu konuda da gündemi belirledik. Nelere ihtiyaç duyulduğu, meslek kanununun hangi nitelikte olması gerektiği hususlarını 2018 yılında hazırladığımız ’Öğretmenlik Meslek Kanunu İhtiyaç ve Öneriler’ başlıklı raporla kamuoyuna açıkladık. ‘Öğretmenlik Meslek Kanunu, öğretmene destek kanunu olmalı’ üst başlığıyla kamuoyunun dikkatini çekmeyi, içeriğe ve olması gerekenlere ilişkin farkındalık oluşturmayı hedefledik. Yaptığımız çalışmaların, araştırmaların, yayınlarımızın ve hazırladığımız raporların ürettiği birikimi esas alarak ‘nasıl bir meslek kanunu olmalı, meslek kanununda neler olmalı’ sorularına verilecek cevaplarımızı netleştirdik. Tespitlerimizi ve tekliflerimizi burada bir bütün olarak ifade edecek değiliz, başat konu başlıklarına yönelik teklif ve talepleri ifade etmekle yetineceğiz. Öncelikle resmî veya özel öğretim kurumu ayrımı yapmaksızın bütün öğretmenleri kapsayacak, öğretmenlik mesleğinin bütün boyutlarını ele alacak bir yasal düzenlemeye duyulan ihtiyaç konusunda geniş bir toplumsal mutabakatın varlığı herkesçe kabul edilmelidir. Bu mutabakatın faydalı bir sonuç doğurması, meslek kanununun ‘öğretmenlerin statüsünü, toplumsal itibarını yükseltebilecek, haklarda kazanç sağlayacak, çalışma şartlarını iyileştirecek, şiddeti de önleyecek’ türden bir içerikle uygulamaya konulmasıyla mümkündür. Öğretmenlik Meslek Kanunu’nun eğitimin niteliğinin artmasına doğrudan ya da dolaylı olarak katkı sağlayacak pek çok düzenlemeye yasal dayanak oluşturma potansiyeli bulunmaktadır. Biz, meslek kanununda, öğretmenlerin özlük haklarının uluslararası standartlar çerçevesinde tanımlanmasını ve geliştirilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Türkiye’nin gündemine oturan olayın yaşandığı ilçedeki işçiler konuştu

    Türkiye’nin gündemine oturan olayın yaşandığı ilçedeki işçiler konuştu

    Sakarya’nın Kocaali ilçesinde Kürt kökenli mevsimlik tarım işçilerinin darp edildiği iddialarını bölgede çalışan diğer mevsimlik işçiler yalanlayarak, propaganda yapıldığını söylediler. Yaklaşık 10 senedir geldikleri ilçede çok sıcak karşılandıklarını belirten işçiler, çalıştıkları yerde bulunan vatandaşlar ile adeta bir aile gibi çalıştıklarını dile getirdiler.

    Kocaali ilçesi Köyyeri Mahalles’nde 4 Eylül tarihinde mevsimlik tarım işçileri, iddiaya göre işveren ve köylüler ile aralarında çıkan tartışmanın ardından minibüsle şehirden ayrıldı. Bazı sosyal medya platformları ve haber sitelerinde olay, ‘Kürt kökenli işçilere saldırı’ iddiaları ile gündeme geldi. Bölgede çalışan diğer mevsimlik tarım işçileri, olayın Türk-Kürt meselesi olmadığını, tarafların kendi aralarında yaşanan bir sıkıntıdan dolayı kavga ettiğini söylediler.

    Tarafların kendileri arasında bir sıkıntıdan dolayı kavga ettiklerini belirten Kürt kökenli mevsimlik tarım işçisi 25 yaşındaki Seyfettin Bağlayan, yaşanan olayın çok üzücü olduğunu ifade ederek, bölgedeki yerli halkla aile gibi olduklarını vurguladı. 10 senedir geldikleri yerden memnun olduklarını dile getiren Bağlayan, “Mardin Derik’ten geldik, işçiyiz burada. Yaşanan olayı bizde duyduk ve çok üzüldük ama olayın aslı öyle değil, Türk-Kürt aynı. Biz buraya geldik ve herkesten razıyız, 10 seneden beri buradayım. İşçiyiz ve gidip geliyoruz, herkes ekmeğinin peşinde. Herkesten razıyız, öyle bir şey kesinlikle olmadı ve çok yanlış. Çok şükür işimiz var, fındık topluyoruz. 10 seneden beri buradayız ve böyle bir olay olmadı. Biz bir aileyiz, herkesi tanıyoruz ve onlar da bizi tanıyor. Kimse yanlış bilmesin. Hepimiz biriz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Hepimiz tekiz, bir sıkıntımız yok çok şükür” dedi.

    “Hepimiz aynıyız, hepimiz Müslümanız”

    59 yaşındaki Sıdıka Bağlayan, “Ben buradan razıyım. Patron iyi ve ağabeyimiz, babamız, kardeşimiz gibi. Biz bir aile olarak çalışıyoruz. 10 seneden beri biz buraya geliyoruz. Böyle bir sıkıntı olmadı ve biz böyle bir sıkıntı duymadık. Hepimiz aynıyız, hepimiz Müslümanız” diye konuştu.

    “Biz burada memnunuz, aramızda yabancılık olmadı”

    27 yaşındaki mevsimlik tarım işçisi Nazım Bağlayan, “Biz buraya çalışmak için geldik, 2 hafta oldu. Biz muhtarımız ve mahalleliden çok razıyız. İki tarafta aynı, biz sadece buraya çalışmak için geldik. Biz burada memnunuz, aramızda yabancılık olmadı. Aile gibi görüyoruz biz onları, biz onlardan, onlar da bizlerden razı” şeklinde konuştu.

    “Türk-Kürt ayrımı hiç olmadı bizde”

    Aynı kaptan yemek yiyip su içtiklerini aktaran Köyyeri Mahallesi sakinlerinden Azem Uygun, “Yıllardan beri işçiler gelip gidiyor ve kardeş gibi yaşıyoruz. Aynı kaptan, aynı tastan yemek yiyip, su içiyoruz. Hiçbir sorunumuz yok. Kendi aralarında yaşanan bir sorundan dolayı kavga etmişler, daha sonrasında herkes yoluna gitmiş ama farklı bir şeyler ortaya çıkmış. Normalde hiçbir sıkıntı yok, bazen ağabey ve kardeşte kendi aralarında kavga ediyor ama barışabiliyorlar. Türk-Kürt kardeşlik konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Kocaali Köyyeri Mahallemizde yaşanan ve yanlış şekilde lanse edilen olay yok, kendi aralarında çıkan kavgadan dolayı kendileri tartışmışlar, yani bir sıkıntımız yok. Türk-Kürt ayrımı hiç olmadı bizde” şeklinde konuştu.

    “Kardeş gibi geçinip gidiyoruz”

    Köyyeri Mahallesi’nde ikamet eden ve yaklaşık 35 tarım işçisi çalıştıran 41 yaşındaki Mehmet Doğan ise, olayın bazı yerlerde yanlış yönlere çekildiğini söyleyerek, “Mal sahibi ile işçiler arasında olmaması gereken bir olay, kimse istemez ama bunu yanlış yönlere çekmek isteyenler var sosyal medyada. Benim kendimin 30-35 tane işçim var. Hep beraber kardeş gibi geçinip gidiyoruz. Bunu başka mecralara çekmenin anlamı yok. Sakarya’yı kötülüyorlar ama Sakarya öyle kötü bir yer değil yani. Buraya gelen kişiler bizim işçimiz değil, yani bizim misafirimiz, kendi kardeşimiz gibi onlar. Bizim evimize, biz ise onların evine giderek çay içebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Kılıçdaroğlu, Erol’un, Elazığ’da “İYİ Parti’yi destekleyelim” önerisini gündemine aldı

    CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, Elazığ’da İYİ Parti adayını destekleyelim önerisinde bulunduğu partisinin genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nunda gündemine aldığı öğrenildi. .

    CHP Parti Meclisi, ittifak görüşmelerinde masada olan illerin adaylarını ilan etmeyerek son anda listeden çıkardığı, İttifak görüşmelerinde CHP’nin İYİ Parti’yi ilk olarak Elazığ’da desteklemesinin gündeme geldiği ileri sürüldü. CHP’nin iddialı olmadığı Elazığ’da, İYİ Parti, TSO Eski Başkanı Ali Şekerdağ’ı aday olarak gösterdi.Bunun üzerine CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol’da, İYİ Parti’yi Elazığ’da desteklemek için Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na öneride bulundu.

    CHP’li Erol’un Kılıçdaroğlu’na,” Partimiz yıllardır yerel seçimlerde Elazığ’da arzu ettiği oyu alamıyor. Mevcut tabloda da Elazığ’da aday çıkarsak bile il belediyesini almamız kolay görünmüyor. Madem ittifak görüşmesi yapıyoruz o zaman Elazığ’dan aday çıkarmayalım ve İYİ Parti’nin adayını destekleyelim. Bizim vereceğimiz destekle İYİ Parti Elazığ il belediyesini kazanabilir. Böyle bir adım aynı zamanda İYİ Parti ile yapılan görüşmeler için jest olur. İYİ Parti’de de bizim iddialı olduğumuz yerlerde aday çıkarmayarak bizim adayları destekler. Eğer bu şekilde bir ittifak gerçekleşirse Türkiye’de birçok ildeki tablo değişir ve yerelde iktidar değişiklinin önü açılır. Eğer siyasette ezber bozmak istiyorsak bu adımı atalım”şeklinde önerisini sunduğu ileri sürüldü.

    Kılıçdaroğlu’nun da Erol’un Elazığ konusundaki jest önerisinin önümüzdeki günlerde buluşacağı İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le görüşmesinde gündeme getirmesi beklendiği öğrenildi.

  • CHP’li Çakırözer Kırım’daki hak ihlallerini NATO gündemine taşıdı

    Kanada’nın Halifax şehrinde düzenlenen NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) toplantılarına katılan CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Rusya’nın işgal ettiği Kırım’da yaşanan hak ihlallerini NATO gündemine taşıdı.

    Dünyadaki en büyük Kırım Tatar diasporasının Eskişehir’de yaşadığını aktaran Çakırözer, Rusya’ya caydırıcı yaptırımlarının gerekli olduğunu vurgulayarak, hem ittifak hem de üye ülkelerin bu konuda kararlılık göstermesini istedi. TBMM NATO Parlamenter Asamblesi Türk Grubu Üyesi CHP’li Çakırözer Rusya’nın Kırım’daki insan hakları ihlallerinin insanlık suçlarına dönüştüğünü belirterek, “Kırım’da yaşanan ihlaller hala devam ediyor. Sosyal ekonomik ve kültürel alanda Rusya Kırım’daki soydaşlarımıza büyük baskı ve yasaklamalar uyguluyor. Hemen hemen her hafta Kırım Tatarlarına ait camilere, okullara, eğitim merkezlerine, kültür merkezlerine, insanların konutlarına, evlerine, işyerlerine baskınlar yapılıyor, insanlar gözaltına alınıyor ya da tutuklanıyor” dedi

    Eskişehir acıların şahidi

    Çakırözer, toplantıya dünyadaki en büyük Kırım Tatar diasporasının yaşadığı Eskişehir’den katıldığını belirterek, “Eskişehir ve Eskişehirliler Kırım Tatarlarının çektiği acıların şahididir. Soydaşlarımız Kırım’da yaşanan hak ihlallerinden çok rahatsız. Bu ihlallerin bir an önce sonlandırılmasını sağlamalıyız” dedi.

    Yaptırımlarda kararlı olmalıyız

    Rusya’nın işgaline NATO’nun ve üye ülkelerin karşı çıktığını anımsatan Çakırözer, “Ama alınan yaptırım kararlarına kimse uymuyor. Kırım konusunda NATO caydırıcılığını ortaya koymalıdır” dedi

    Üç gün süren NATO-PA toplantıları sonrasında Rusya’nın bölgedeki genişleme politikalarına karşı ittifakın hazırlık seviyesini yükseltmesi gerekliliği vurgulandı.