Etiket: Gündeme

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın gündeme getirdiği 15 Temmuz Gazisi yaşadıklarını anlattı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Muhtarlar Toplantısı’nda gündeme getirdiği 15 Temmuz Gazisi Kadir Bolattürk, “Cumhurbaşkanıma telefon üzerinden ulaştım. 6 aydan bu yana mağdur olduğumu bütün evraklarımın tam olduğunu ilettim. Bu işlemin bir an önce sonuçlanacağına inanıyorum” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan bugün 35. kez muhtarlarla buluştuğu toplantıda yaptığı konuşmada ’15 Temmuz gazisinin evraklarıyla ilgilenmediği’ iddia edilen bir kaymakama tepki göstermişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Buradan sesleniyorum, ey kaymakam sen kendini ne sanıyorsun, sen orada kalıcı mısın? O gazi kendini bu vatan için feda etti. Sen bu makamda varsan gazi sayesinde varsın, haddini bileceksin. Haddini bilmediğin zaman haddini bildirirler. İçişleri Bakanımızı aradım öyle sanıyorum ki gereğini yapacaklar” diyerek tepki gösterdiği kaymakamın Bahçelievler Kaymakamı Mehmet Ali Özyiğit olduğu ortaya çıkarken, evraklarıyla ilgilenilmeyen darbe girişiminde yaralanan Kadir Bolattürk, yaşadıklarını İHA muhabirine anlattı.

    “Bu işlemin bir an önce sonuçlanacağına inanıyorum”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın muhtarla olan oturumunda Kaymakam Bey’e kızdığını ve gereğinin yapılacağını duyurduğunu aktaran Bolattürk,“Cumhurbaşkanıma telefon üzerinden ulaştım. Daha sonra İçişleri Bakanımızı Süleyman Soylu beni arayarak durum hakkında bilgi vermemi istedi. Bende Sayın Bakanımıza gerekli bilgileri verdim. 6 aydan bu yana mağdur olduğumu bütün evraklarımın tam olduğunu ilettim. Gereğinin yapılacağını Sayın Cumhurbaşkanımızın da konuyu takip ettiğini iletti. Bu hususta Sayın reisi Cumhurum Recep Tayyip Erdoğan, İçişleri Bakanımız Süleyman Soylu’ya canı gönülden teşekkür ediyorum. Bu işlemin bir an önce sonuçlanacağına inanıyorum” dedi.

    “Cumhurbaşkanımızın seslenmesiyle canımızı vermeye çıktık”

    Cumhurbaşkanı’ndan böyle bir çıkış bekleyip beklenmediği sorulan 15 Temmuz Gazisi, “Sayın Cumhurbaşkanım gazilere önem veriyor. Cumhurbaşkanımızın seslenmesiyle biz ölüme çıktık. Düşünmeden canımızı vermeye çıktık. Şuan yine dese yine canımızı vermeye çıkarız. Allah razı olsun devletimizden” dedi.

    Bolattürk, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendilerine Cumhurbaşkanlığı Külliyesindeki kabulünde verdiği kalemi de bir nişan gibi yanından ayırmadığını sözlerine ekledi.

  • Milletvekili Abdulkadir Yüksel gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu

    Ak Parti Gaziantep Milletvekili Abdulkadir Yüksel, gündeme ilişkin açıklamalarda bulunarak, “Yeni güvenlik perspektifi hukuk ve demokrasiyi odaklı olacak” dedi.

    TBMM Genel Kurulunda AK Parti Grubu adına İçişleri Bakanlığı Bütçesi üzerinde bir konuşma yapan AK Parti Yerel Yönetimler Başkan Yardımcısı ve TBMM İçişleri Komisyonu Üyesi, Gaziantep Milletvekili Abdulkadir Yüksel, Bu çoğrafyanın iç ve dış kaynaklı birçok tehditle karşı karşıya olduğunu söyledi. Özgürlük ve kalkınmanın önündeki en büyük engelin Terör olduğu belirten Yüksel, “İnanç birliğimiz ve bin yıllık kardeşliğimiz oynanan bu oyunlara fırsat vermeyecektir” dedi.

    Günümüzün en büyük sorunlarının başında mülteci sorunu geldiğini ifade eden Yüksel, “Bugün, başta vekaletini yürütmekten onur duyduğum Gaziantep olmak üzere, Şanlıurfa, Kilis, Hatay ve bütün illerimizde, milletimiz Suriyeli kardeşlerimize evlerini ve gönüllerini açarak ensarlık yapmaktadırlar” şeklinde konuştu.

    “Yeni güvenlik perspektifi hukuk ve demokrasiyi odaklı olacak”

    İçiçleri Bakanlığının güvenlik başta olmak üzere nüfustan mahalli idarelere, illerin idaresinden göç politikalarına, doğumdan ölüme kadar hayatın her safhasında hizmet verdiğini belirten Gaziantep Milletvekili Abdulkadir Yüksel, “Devletlerin birinci öncelliği kamu düzenini ve güvenliğini sağlamaktır. Türkiye bu dönemde küresel güvenlik anlayışını sorgulayarak kendine ait yeni bir güvenlik anlayışını uygulamaya koymuştur. Yeni güvenlik perspektifi hukuk ve demokrasiyi hâkim kılmak üzerine odaklanmıştır” ifadelerini kullandı.

    “Özgürlüklerin ve kalkınmanın önündeki en büyük engel terördür”

    Türkiye’nin farklı kültürlerin bir arada yaşayabildiği bir medeniyet havzasının tam ortasında yer aldığını hatırlatan Yüksel, Bu geniş coğrafya yeni ve zor bir dönemden geçiyor. Bu dönem maalesef terörün ve kitlesel göçün yoğun olarak yaşandığı bir dönemdir. Coğrafyamız tarih boyunca olduğu gibi bugün de iç ve dış kaynaklı birçok tehditle karşı karşıyadır. Birlik ve beraberliğimize kasteden terör tehdidi ve yoğun göç dalgası ülkemizi ve tüm dünyayı etkilemektedir. Terör, özgürlüklerin ve kalkınmanın önündeki en büyük engeldir. İnanç birliğimiz ve bin yıllık kardeşliğimiz oynanan bu oyunlara fırsat vermeyecektir” ifadelerine yer verdi.

    “Terör hiçbir zaman bir hak arama yöntemi değildir”

    Terör bir insanlık suçu olduğunu belirten Yüksel, “Terör hiçbir zaman bir hak arama yöntemi değildir, olamaz. Terör ve mülteci konusundaki öngörümüzün haklılığı bugün net bir şekilde ortadadır. Terör bir insanlık suçudur, terör hiçbir zaman bir hak arama yöntemi değildir, olamaz. Terörün dini, dili, ırkı ve mezhebi yoktur, olamaz. “Senin teröristin kötü, benim teröristim iyidir.” anlayışı asla kabul edilemez. Bütün dünya, insanlık, terörizmi lanetlemeli ve teröre karşı ortak mücadele ortaya koymalıdır” şeklinde konuştu.

    “Gaziantep, Şanlıurfa, Kilis Ve Hatay Suriyelilere ensarlık yapıyor”

    Günümüzün en büyük sorunlarının başında bütün dünyayı tehdit eden mülteci sorunu olduğunu ifade eden Abdulkadir Yüksel, “Milletimiz, tarih boyunca mazlumların umudu ve sığınağı olarak mazlumlara kucak açmıştır. Bugün, başta vekâletini yürütmekten onur duyduğum Gaziantep olmak üzere, Şanlıurfa, Kilis, Hatay ve bütün illerimizde, milletimiz Suriyeli kardeşlerimize evlerini ve gönüllerini açarak ensarlık yapmaktadırlar” dedi.

    “Türkiye’nin sınır dışı harekatı doğrudan iç güvenliğimizle ilgilidir”

    Fırat Kalkanı Operasyonu ile ilgili de konuşan Yüksel, “Suriye ve Irak’ta yaşanan terörden kaçan mültecilerin oluşturduğu ve oluşturacağı göç dalgasına karşı, sınır ötesinde güvenlik koridoru oluşturma tezimizin haklılığı, doğruluğu, Fırat Kalkanı Operasyonu’yla açık bir şekilde görülmüştür. Türkiye’nin sınır dışı harekatı doğrudan iç güvenliğimizle ilgilidir. Ülkemize yönelik tehditleri kendi dışımızda karşılamaya yöneliktir. Bu operasyonlarla sınır illerimiz daha güvenli hâle gelmiş, göç dalgası da kısmen durdurulmuştur. Buradaki kararlı duruşumuz, güvenli bölgenin tesisini sağlayacaktır” diye konuştu.

    “Terörü ve şiddeti ülkemizin gündeminden tamamen çıkaracağız”

    Yüksel, “Ak Parti iktidarı olarak amacımız, terörü bütün yönleri ve sonuçlarıyla ortadan kaldırmaktır. Güvenliği öncelerken, konunun ekonomik ve sosyal boyutuna da büyük önem veriyoruz. Bölgelerimiz arasındaki kalkınma ve sosyal gelişmişlik farklılıklarını ortadan kaldırmak için, on dört yıldır kararlılıkla çalışıyoruz. Bu dönemde aldığımız güvenlik tedbirleriyle demokratik siyaset ağını genişleteceğiz, terörizmin istismar alanlarını yok edeceğiz. Terörü ve şiddeti ülkemizin gündeminden tamamen çıkaracağız” ifadelerini kullandı.

    “15 Temmuz gecesi yapılmak istenen darbe girişimi bir imha planıydı”

    15 Temmuz darbe girişiminin bir imha planı olduğunu söyleyen Abdulkadir Yüksel, “Demokrasimize ve millî iradeye yapılan hain saldırıyı 15 Temmuz gecesi hep birlikte yaşadık. Bu bir imha planıydı. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın liderliğinde, Gazi Meclisimiz ve aziz milletimiz yıkım planına fırsat vermemiştir. Bu süreçte bayrağı ve vatanı için canını veren bütün şehitlerimize rahmet, gazilerimize şükran sunuyorum” diye konuştu.

  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Şener’den gündeme ilişkin açıklamalar

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener, Diyarbakır’daki bombalı saldırıyla ilgili terörün amacının Türkiye’deki insanları dehşete düşürerek umutsuz ve mutsuz etmek olduğunu söyledi.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener, Gaziantep’te Şahinbey İlçe Belediyesi tarafından düzenlenen ‘Türkiye de Yönetim Sistemi Sorunu ve Yeni Anayasa Talebi’ konulu seminerde sunum yaptı. Diyarbakır’da gerçekleşen saldırıyı kınayan Şener, Diyarbakır’daki bombalı saldırıyla ilgili terörün amacının Türkiye’deki insanları dehşete düşürerek umutsuz ve mutsuz etmek olduğunu söyledi.

    “Başkanlık sistemi rejim değişikliği değil”

    Başkanlık sisteminin rejim değişikliği olduğu algılamasının oluşturulmak istendiğini belirten Başdanışman Şener, “Başkanlık sistemi kesinlikle bir rejim değişikliği değildir. Başkanlık sistemi bir hükümet modelidir. Bu sisteme karşı çıkanların bir algısıdır” dedi.

    “Sınır meselemiz Lozan’da çözülmedi”

    Sınır meselelerinin Lozan’da çözülmediğini belirten Şener, “Yaklaşık bin 200 kilometre sınırımız olan Suriye ve Irak’ta komşularımızla olan sınır meselesi de aslında Lozan’da çözülmüş değildir. Musul, Kerkük, Erbil, Hatay misak-ı milli sınırları içindedir. İkinci dünya savaşından sonra bu bölgedeki imkanları sömürmek adına devletlerin başında sürekli sorunların olması gerekiyordu. Siz kendi meselelerinizle uğraşacaksınız ki bu meselelere ilgi duymayacaksınız. Biz bugünkü sınırlarımız içinde huzurlu mutlu ve zengin olarak yaşamak istiyoruz. Buralardaki yeni sömürge operasyonlarına sessiz kalamayız” şeklinde konuştu.

    “Başkanlık sisteminin an büyük avantajı denetime açık olmasıdır”

    Bugünkü parlamenter sistemde denetimin zor olduğunu vurgulayan Şener, “Bugünkü hükümet ciddi biçimde denetlemeye izin vermeyebilir. Çoğunluk bende diyerek denetlettirmeyebilir. Halbuki bu denetim yolunun açık tutulması gerekir. Ama parlamenter hükümette bu mümkün görülmüyor. Başkanlık sisteminin en büyük avantajı denetime açık olmasıdır” ifadelerine yer verdi.

    “Bizim bağışıklık sistemimizi dış devletlerin istihbaratları bozuyor”

    Oynanan oyunların siyasi olarak Türkiye’nin bağışıklık sistemini bozduğunu ifade eden Şener, “Bizim bağışıklık sistemimizi siyasal olarak bozan şey pek çok devletin istihbaratının bu topraklarda üzerinde oynanan oyunlardır. 15 Temmuz darbe girişimi de bunlardan biridir. Türkiye’yi bölgedeki terör örgütleri uluslararası bir işgaline hazır hale getirecek bir hale getirmektir. Çünkü bu bir darbe değil, yönetimi ele geçirme değil, bir işgal girişimiydi” diye konuştu.

    Konferansın ardından, Şahinbey Belediye Başkanı Mehmet Tahmazoğlu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı İhsan Şener’e hediye takdim etti.

  • Bakan Özlü’den gündeme ilişkin çarpıcı açıklamalar

    ÇORUM (İHA) – Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, son günlerde ikinci darbe girişimiyle ilgili söylemlerin gündeme gelmeye başladığını belirterek, “15 Temmuz’dan hiç mi ders almadınız? Geleceğiniz varsa göreceğiniz de var. Vız gelirsiniz tırıs gidersiniz. Elinizden geleni ardınıza koymayın” dedi.

    Çeşitli ziyaretler ve incelemelerde bulunmak üzere Çorum’a gelen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, AK Parti Çorum İl Başkanlığı tarafından düzenlenen “Siyaset Akademisi”ne katıldı. Burada bir konuşma yapan Bakan Özlü, FETÖ ve PKK, yeni anayasa ve başkanlık sistemi ile ilgili açıklamalarda bulunurken ana muhalefet partisi CHP’yi eleştirdi.

    Milletin AK Parti’den çok şey beklediğini dile getiren Bakan Özlü, milletin büyük, güçlü ve lider bir Türkiye’nin özlemini duyduğunu, özlemini duyduğu böyle bir Türkiye’ye doğru da her geçen gün biraz daha yaklaştığını gördüğünü söyledi. Bu nedenle milletin AK Parti’ye olan teveccühünü hiç kaybetmediğini belirten Özlü, 15 Temmuz gecesi, üzerinde uzun uzun düşünülmesi gereken bir gece olduğuna dikkat çekti.

    Milletin o gece ortaya koyduğu refleksi ve bu refleksin nedenlerinin çok iyi tahlil edilmesi çağrısında bulunan Bakan Özlü, “İnsanlar o gece neden sokaklara akın ettiler? İnsanlar, neden o gece canlarını hiçe saydılar? Bence bunun cevabı şudur: İnsanlar, o gece, bu ülkeyle ilgili hayallerinin saldırı altında olduğunu hissettiler. Türkiye’nin yürüyüşünün yavaşlayacağını, duracağını ve belki de gerileyeceğini sezdiler. Darbe girişimi başarılı olsaydı, bu ülkenin yeniden kabuğuna çekileceğini, silik ve iddiasız bir ülke haline geleceğini anladılar. Türkiye’nin yeniden başka devletler tarafından, milli irade dışındaki yapılar tarafından hizaya çekilmesine rıza göstermediler.15 Temmuz gecesinde, 14 yıllık kazanımlarımızı heba etmek istediler. Ancak milletimizin gönlü, o kazanımların heba edilmesine razı olmadı. İnsanlarımız, kendi canları pahasına, ülkemizi, devletimizi, demokrasimizi, ekonomimizi korudular, kolladılar. O gece ortaya konan kahramanlık destanlarını burada tekrar anlatmayacağım. Ancak 15 Temmuz gecesinin ve sonrasındaki demokrasi nöbetlerinin hepimizin sorumluluğunu artırdığını ifade etmek istiyorum. Hepimiz, milletimize karşı borçlandık. Bu nedenle, artık çok daha fazla çalışmak zorundayız. Artık çok daha doğru işler yapmak durumundayız. Bu zorlu süreçte hepimiz çok dikkatli adımlar atmalıyız” dedi.

    “FETÖ ile mücadele konusunda herkes aynı hassasiyeti göstermeli”

    FETÖ ile mücadele konusunda herkesin aynı hassasiyet göstermesini isteyen Bakan Özlü, “Çocuğumuz, kardeşimiz, anne babamız, kuzenimiz, yeğenimiz, dayımız veya halamız, eşimiz veya dostumuz bunlardan olabilir. Ancak unutmayalım ki, vatanın hakkı, diğer tüm hakların üstündedir. Bu yapıya mensup bir kişinin dahi yakasını kurtarmasını istemiyoruz. Ancak aynı şekilde, bu yapıya mensup olmayan bir kişinin de herhangi bir haksızlığa kurban gitmesini istemiyoruz. Bu mücadelede çok büyük bir titizlik gösteriyoruz. Varsa hataları telafi etmek için mekanizmaları kuruyoruz. Ancak bugünlerde, özellikle ana muhalefet tarafında, bir mağduriyet edebiyatı başlayıverdi. Bilirsiniz, ‘hem suçlu hem güçlü’ diye bir sözümüz vardı. FETÖ’nün durumu biraz buna benziyor. Bütün pis işleri yapacaklar, bütün alçaklıkları yapacaklar, bütün haksız ve hukuksuz eylemlere imza atacaklar. 1 dolar için ruhlarını satacaklar. Devletin gücünü devletin ve milletin aleyhinde kullanacaklar…

    Yabancı istihbarat servislerinin dümenine girecekler, terör örgütleriyle ortak olacaklar. Yetmeyecek, üstüne darbeye kalkışıp 240 vatan evladını şehit edecekler, 2 binden fazla kardeşimizi yaralayacaklar. Sonra devlet bunun hesabını sorunca, vay efendim mağduruz” ifadelerini kullandı.

    “FETÖ’nün mağdur edebiyatını anlayabiliriz de neden CHP bunu destekliyor”

    FETÖ’nün mağdur edebiyatını anlayabildiklerini ancak CHP’nin neden bunu desteklediğini soran Bakan Özlü, “CHP, darbeden sonra milletin yanında durmayı başardı. Ancak öyle zannediyorum ki, yeniden kodlarına dönmeye başladı. Veya eski ortaklıkların gereğini yapmaya başladı. O yüzden de milletin mağduriyetini değil, FETÖ’nün mağduriyetini diline dolamaya başladı” diye konuştu.

    Darbe girişiminden sonra

    PKK’nın devreye girdiğine işaret eden Bakan Özlü, “Darbe girişiminden sonra, PKK devreye girdi. Bunların vardiya usulü çalıştıkları iyice anlaşıldı. Devletimiz, FETÖ ile mücadele ederken, bir yandan da PKK’ya karşı tarihin en kapsamlı operasyonlarını sürdürüyor. Yetmiyor, sınır ötesinde, DAEŞ’e karşı bir operasyonu başarıyla yürütüyor. Bu süreçte şehitlerimiz, gazilerimiz oldu. Allah’tan tüm şehitlerimize rahmet, gazilerimize de acil şifalar diliyorum. İnşallah, onların emanetine sahip çıkacağız. İnşallah, Türkiye’yi hak ettiği seviyeye çıkaracağız. Millet olarak, birbirimize daha fazla sarılacağız, daha fazla güveneceğiz” dedi.

    “15 Temmuz ve sonrasında Batı ikili davrandı

    15 Temmuz darbe sürecinden sonra Batı’nın iki yüzlü davrandığını dile getiren Bakan Özlü, “15 Temmuz ve sonrasında, Batı dünyasının ne kadar ikiyüzlü bir tavır sergilediklerini gördünüz. İkircikli oynadılar, adeta darbenin sonucunu beklediler.Net bir tavır gösteremediler. Darbe girişimini açıkça kınamaları ancak bir ay sonra mümkün olabildi. ABD, bütün delillere rağmen, FETÖ elebaşını ısrarla koruyor. Aynı şekilde, güya DAEŞ ile mücadele ediyor diye, PKK ile hiçbir farkı olmayan YPG’yi açıkça destekliyor. Batı dünyasından böyle tavırlar görmeye artık alıştık. Önemli olan, bizim doğrularımız. Önemli olan bizim ilkelerimiz ve yaptıklarımız. Onlar ne yaparlarsa yapsınlar, hangi yanlışa düşerlerse düşsünler, Türkiye doğruları yapmaya, doğruları savunmaya devam edecek. Çok şükür, Recep Tayyip Erdoğan gibi bir liderimiz var. Binali Yıldırım gibi bir başbakanımız var. AK Parti gibi bir siyasi kadromuz var. Sizler gibi bir teşkilatımız var. 15 Temmuz gecesinde kahramanlığını ispat etmiş bir milletimiz var. Bizim hiçbir şeyden korkmamıza gerek yok. Şimdi ikinci darbe girişimi falan gibi şeyleri konuşuyorlar. Tahmin ediyorum, böyle tehditlerle bizi ve milletimizi sindireceklerini, korkutacaklarını zannediyorlar. Yahu siz, 15 Temmuz’dan hiç mi ders almadınız? Tekrar bir girişimde bulanacaklarına hiç ihtimal vermiyorum. Ama şayet geleceğiniz varsa göreceğiniz de var. Vız gelirsiniz tırıs gidersiniz. Elinizden geleni ardınıza koymayın. Bu milletin yürüyüşünü durduramayacaksınız. Türkiye’nin yükselişine engel olamayacaksınız” şeklinde konuştu.

    “Gündemimiz yeni Anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi”

    Öncelikli gündemlerinin anayasa değişikliği ve başkanlık sistemi olduğunu anlatan Özlü, şunları kaydetti:

    “En öncelikli gündem maddemizin de anayasa değişimi ve başkanlık sistemi olduğunu düşünüyorum. AK Parti olarak, Türkiye’ye en uygun yönetim modelinin başkanlık sistemi olduğunu iddia ediyoruz. Son günlerde, bu tartışma yeniden başladı. İnşallah bu konuda, daha somut adımların atılacağı bir dönemin eşiğindeyiz. Darbe anayasasıyla ve mevcut sistemle yolumuza devam edemeyiz. Etsek bile, ağır aksak ederiz, yavaş ilerleriz. Daha demokratik ve daha iyi işleyen bir sistem oluşturabilirsek, hızımıza hız katarız. Her anlamıyla, evrensel standartlara daha rahat ulaşırız. Ben, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı olarak görev yapıyorum. Bilimin de, sanayinin de, teknolojinin de en öncelikli şartı, açık, şeffaf, demokratik, güvenilir ve özgür bir ortamdır. Demokrasi güçlü olmazsa bilim olmaz. Sistem şeffaf olmazsa, yatırımlar yeterince artmaz. Özgürlüklerin genişlemediği bir ortamda, girişimcilik ve yenilikçilik gelişmez. Başkanlık sistemi tartışmasına böyle yaklaşmak lazım. İnsanları değil sistemi konuşmamız lazım. Ne yazık ki muhalefet bu hataya düşüyor. Onlar aslında Başkanlık sistemine değil, Recep Tayyip Erdoğan’a karşı çıkıyor. Ülkenin geleceğini değil, kendi dar manevra alanlarını korumayı düşünüyorlar. Meseleye akıllı ve sağduyuyla yaklaşmamız lazım. Her sistemin artıları ve eksileri vardır. Mühim olan artıları maksimum, eksileri ise minimum düzeyde olan bir sistem inşa edebilmektir. Bunun yolu da, sistemi ve işleyişi, akılla, bilgiyle, mantıkla, soğukkanlılıkla tartışmaktan geçer. Bunu yapabilirsek, 79 milyonun her biri için daha iyi bir Türkiye inşa edebiliriz. Bunu başarmak, yani yeni bir anayasayı yapmak ve daha iyi bir sistemi hayata geçirmek, hepimizin omuzlarında tarihi bir vazife olarak duruyor. AK Parti, bu vazifeyi yerine getirmek için her şeyi yapmaya hazırdır. Muhalefetin de meseleye bu anlayışla yaklaşacağını umut ediyorum.”

  • ’İkna odaları’ ile gündeme gelen eski dekan sessizliğini bozdu

    2011 yılında adı ’ikna odaları’ ile gündeme gelen İnönü Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Göknur Aktay, aradan geçen 5 yılın sonunda sessizliğini bozdu. Kendisine komplo kurulduğunu savunan Aktay, sorumluların açıklanmasını istedi.

    İnönü Üniversitesi Eczacılık Fakültesi eski dekanı Prof.Dr. Göknur Aktay, 5 yıl sonra sessizliğini bozdu ve kameralar karşısına çıktı. Bir restoranda düzenlediği basın toplantısında Aktay, kendisine o dönem komplo kurulduğunu iddia etti. 2011 yılında kendisi hakkında bir gazetede çıkan ‘İkna odaları’ kurarak başörtülü öğrencilere eziyet ettiği haberi sonrası Rektör Prof. Dr. Çelik’in konuyla ilgili inceleme başlattığını belirten Aktay, ancak bugüne kadar herhangi bir açıklama yapmaması nedeniyle bu toplantıyı düzenlediğini söyledi. Prof. Dr. Aktay, “Ülkemiz de başörtüsünün serbest bırakılması ile ilgili geçiş sürecinde dönemin YÖK başkanının başörtülü öğrencilerle ilgili olarak tutanak tutulması ancak derse girmelerinin engellenmemesi ve işlem yapılması yönündeki talimatları gereği, Rektör Prof. Dr. Çelik’in talimatları gereği başörtülü öğrencilere tutanak tutulmakta ancak işlem yapılmaktaydı. Dekan olarak görev yaptığım Eczacılık Fakültesinde de o dönemde öğrencilere sadece tutanak tutulup hiçbir zaman ikna odaları gibi bir uygulama yapılmamıştır. Aksine tutanak için Dekanlık makamına gelen öğrencilerine tutanaklarda ilgili olarak endişelenmemelerini, ailelerinin kendilerinden üstün başarılar beklediklerini çok ama çok çalışmalarını, bu tutanaklarla ilgili olarak onların saçlarının bir teline bile zarar gelmesine izin vermeyeceğimi söylemişimdir” diye konuştu.

    Başörtülü öğrencilerle ilgili tutanak tutulması nedeniyle öğrencilerin duyduğu endişeleri Rektör Çelik’e ilettiğini kaydeden Aktay, ancak Çelik’in tutanak tutulmasına devam edilmesini istediği aksi takdirde tutanak tutulmadığı için sorumlu tutulacağını kendisine söylediğini ileri sürdü.

    Kendisi hakkında çıkan haberlerin ardından Rektör Çelik’in soruşturma tamamlanana kadar hiçbir basın ve STK ile görüşmesini istemediğini ifade eden Aktay, yapılan incelemede Rektör Çelik’in kendisine kurulan komployu kendisine ve eşine açıkladığını iddia etti. İnceleme komisyonunda yer alan rektör yardımcılarının mesleki saygınlık ve akademik itibarının zedelenmesine karşı duyarsız kaldıklarını ifade eden Aktay, bu komplonun tüm yükünü omuzlarına atıldığını ve yargısız infaza terk edildiğini savundu. Akademik ve sosyal yaşam ortamında sürekli olarak karşılarına çıkan bu iftira nedeniyle hala mağduriyetler yaşadıklarını öne süren Aktay, “Eczacılık Fakültesinde ‘ikna odaları’ kurduğum ve başörtülü öğrencilerime eziyet ettiğim bilgisi tamamen gerçek dışıdır. Şahsıma yönelik bir itibarsızlaştırma amacı taşımaktadır. Hakkımda başlatılan inceleme kasıtlı olarak eksik ve yanlı yapıldığından bundan cesaret bulanlar tarafından uygulanan psikolojik yıldırmalarla 5 yıldır yoğun olarak maruz kalmaktayım. Sayın Rektörün şahsıma yapılan komplo ve haksızlıktan bildiği halde açıklamaması, inceleme sırasında gerçek sorumluları koruyup kollaması insanlara sığmadığı gibi kul hakkına da girmektedir. Her iki dünyada da hesap verilmesi gereken konular arasındadır” ifadelerine yer verdi.

    Görevi sona eren Rektör Çelik’e seslenen Prof. Dr. Aktay, hakkındaki komploda tanıkların halen ifadelerinin alınmadığını ileri sürerek bazı sorular sordu. Aktay açıklamasının sonunda ise İnönü Üniversitesi’nde başlatılan FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkili unsurların kamu kurumlarından temizlenmesi amacıyla yürütülen çalışmalar kapsamında dile getirdiği eksiklerin de dikkate alınarak yeniden çok yönlü olarak araştırılması gerektiğini söyledi.