Etiket: Gündeme

  • Tutdere, Adıyaman’ın sorunlarını mecliste gündeme getirdi

    CHP Adıyaman Milletvekili Av. Abdurrahman Tutdere Adıyaman’ın irili ufaklı tüm sorunlarını gündeme taşıyarak, bu sorunların çözümü noktasında gerekli girişimlerde bulunuyor.

    TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu’nda, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve bağlı kuruluşların bütçelerinin görüşmeleri sırasında söz alarak uçak seferleri, Kahta-Adıyaman-Gölbaşı ve Kahramanmaraş Hızlı Tren Ağı Projesi, Gerger ilçesindeki yol sorunu, Adıyaman-Çelikhan yolu ile cep telefonuyla iletişimin sağlanamadığı köylerin sorunlarının ne zaman çözüleceğini sordu.

    Tutdere, Bütçe görüşmelerin akabinde bir basın bülteni yayımlayarak toplantının içeriğine ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Tutdere, “Haftanın her günü gerçekleştirilen Ankara-Adıyaman uçak seferleri son günlerde haftada beş güne düşürülmüştür. Artan yolcu sayısına rağmen seferlerin beş güne düşürülmüş olması başta Adıyaman halkı olmak üzere seyahat etmek isteyen tüm vatandaşlarımızı mağdur edecektir.

    Bütçe taslağında Kahta-Adıyaman Gölbaşı ve Kahramanmaraş hızlı tren ağının proje hazırlama aşamasında olduğu ifade edilmektedir. Adıyaman’ın bu hızlı tren meselesi yıllardan beri hem siyasetçiler tarafından hem de mülki yetkililer tarafından defalarca dile getirildi. Ancak bugüne kadar herhangi bir ilerleme sağlanmadı. Bütün Adıyaman kamuoyunun bu projenin tamamlanması konusunda Bakanlığınızın belirlemiş olduğu bir takvim olup olmadığını merakla beklenirken, proje aşaması bittikten sonra çalışmalara ne zaman başlanılacak?

    Türkiye’nin değişik bölgelerindeki duble yolların gelmiş olduğu aşamalar anlatılıyor. Biz Adıyaman olarak duble yol konusunda ve diğer yollar konusunda yeterince nasiplenemediğimizi düşünüyoruz. Özellikle Gerger ilçemizi Adıyaman iline ve çevresine bağlayan yollar konusunda çok ciddi sıkıntılar var. Bu yollar daha önceki teknoloji ve imkanlarla yapıldığı için artık ihtiyacı ve talepleri karşılayamamaktadır. Gerger bir ilçe olarak gerçekten ilçe statüsünde bir yola sahip değildir. Gerger yolunun bir an evvel gerekli standartlara kavuşturulması ve ilçe yoluna yakışır şekilde yapılması gerekmektedir. Görüşmeler esnasında Gerger halkı adına bu yolların bir an evvel yapılmasını ilgili bakanlıktan talep ettik.

    Bunun dışında yine Adıyaman-Çelikhan yolumuz var. Malatya-Çelikhan kısmı tamamlandı ama Çelikhan-Adıyaman bağlantı yolu yapılmadı. Çok keskin virajlarıyla ve onlarca ölümlü trafik kazasıyla nam salmış bir yol. Bu Çelikhan-Adıyaman yoluyla ilgili de Adıyaman kamuoyunun, ilçe halkının ve çevredeki bütün yerleşim birimlerinin beklentisi bulunmaktadır. Bu yol da günümüz Türkiye’sine yakışmayan bir yol olup talepleri karşılayamamaktadır. Bu konuda Adıyaman’ımız ve yurttaşlarımız ciddi sıkıntı çekmektedirler. Bu iki yola Bakanlığın bir an evvel el atması gerektiğini dile getirdik” dedi.

    Tutdere, Adıyaman’ımızda GSM operatörleriyle ilgili özellikle telefon iletişimine ilişkin ciddi sıkıntılar yaşandığını belirterek, şehir merkezine 6-7 km mesafede olan Durukaynak ve Ahmethoca köyleri merkez olmak üzere o bölgede yığılı bulunan 7-8 tane köy ve çok yoğun nüfuslu bu köyler şehir merkezine çok yakın olmalarına rağmen cep telefonuyla iletişim sağlanamamaktadır.

  • CHP’li Özel’den gündeme ilişkin açıklamalar

    CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel, gündemde yer alan CHP’nin İş Bankasındaki hisseleri, Rahip Brunson’un serbest bırakılması ve hastanelerde hayati önem taşıyan vakalar dışında ameliyat yapılmaması hakkında açıklamalarda bulundu.

    CHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Özgür Özel memleketi Manisa’da gündeme dair açıklamalarda bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın CHP’nin İş Bankasındaki hisseleri için ‘Kanun çıkaracağız’ sözlerini değerlendiren Özel, “Cumhuriyetin kurucu değerleriyle, kurucu kadrolarıyla kavgasını sürdüren Recep Tayyip Erdoğan en son olarak İş Bankasını yani Atatürk’ün biz özel banka olarak Türkiye Cumhuriyetine en büyük hediyesi olan İş Bankasını hedef almış durumda. Bu hedef alma ilk değil, her darbe döneminde, her otoriter rejimde bunlar olur hatta 1953’te ilk kez İş Bankası hisseleri kamulaştırıldı ama 1963’te Anayasa Mahkemesi dedi ki; ‘Hiçbir kanuni düzenleme vasiyetin üstüne geçemez. Vasiyet özel hukuk alanıdır ve bu alanda kanun düzenlemesi yapılamaz.’ 1980’de partimiz kapatıldı, partinin bütün mallarına el konuldu, İş Bankası hisselerine de el konuldu. Daha sonra Yargıtay’da dava açıldı. 1983-1984 Yargıtay kararını verdi ve dedi ki; ‘Bu hisseler Cumhuriyet Halk Partisinindir. Bu hisselere kamu el koyamaz’ dedi. Şimdi geldiğimiz noktada Recep Tayyip Erdoğan diyor ki, ‘Kanun çıkaracağız’ biz onun çıkaracağı bu kanunu anayasaya, yasalara, akla, vicdana aykırı olduğunu, ahlaka aykırı olduğunu biliyoruz. Siyasi rekabeti artık rakibinin malına, mülküne çökme noktasına getiren, rakibine maddi bir getirisi olmayan ama Atatürk’ün bir emaneti olarak, bir itibar olarak bırakılmış olan bir varlığa da saldırıyor. Bu kabul edilebilir bir yaklaşım değil. Biz buna direniriz, mecliste direniriz, meydanda direniriz, hukuk alanında direniriz ve en sonunda Recep Tayyip Erdoğan’ı bir kez daha bütün darbeciler gibi kamunun önünde, tarihin önünde mahkum ederiz. Bütün darbecilerin yanındaki yerini alır ve Kenan Evren ile birlikte saldırdı, başaramadı, haksız çıktı noktasına bir kez daha gelir” dedi.

    “Bunlarla yola çıkanlar bunların kazığını bir kez daha yedi”

    Rahip Brunson’un serbest bırakılmasıyla ilgili olarak da değerlendirmelerde bulunan Özel, “Rahip Brunson olayı Türkiye için utanç verici bir hal almıştır. İlk mesele ortaya çıktığında ‘Yok öyle şey ver papazı, al papazı’ dediğinde Recep Tayyip Erdoğan bu şu demek, Türkiye’deki bütün yargı bana bağlı demek. Bunu söyledikten sonra sen tutup da ‘Türkiye’de yargı bağımsız’ diyemezsin, dersen de sana hiç kimse inanmaz. Bugün Türkiye’de herkes şunu söylüyor; ‘Gördünüz mü; Tayyip Erdoğan diyor ki yargının bağımsız olduğunun ispatıdır bu diyor. Cumhurbaşkanı bunu söylüyor ama Türkiye’de herkes şunu söylüyor; ‘Gördünüz mü Amerika istedi rahibi verdik. Cep telefonlarını kıranlar pişman olmuş, ‘Telefonu haybeye kırdık, Amerika ile aramız haybeye bozuldu’ diyor. Yani bunlarla yola çıkanlar bunların kazığını bir kez daha yediler. İşin kötüsü bizimkiler bir yandan diye dursun ‘Türkiye’de yargı bağımsızdır’, Brunson, eşi, ailesi, Donald Trump, Türkiye’deki bağımsız yargıya değil, dönüp dönüp Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyor. Bu da esas meselenin ne olduğunu gösteriyor” ifadelerini kullandı.

    Acil ameliyatlar dışında ameliyat yapılmaması

    Birçok hastanede dövizdeki yükseliş nedeniyle acil dışında ameliyatların yapılmaması yönünde yazı yayımlandığını ancak bunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından yalandığını belirten Özel, şunları söyledi:

    “Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan diyor ki; ‘Türkiye’de hastanelerde doların yüksekliğinden, dövizin yüksekliğinden dolayı ameliyatların durma noktasına geldiği yalandır’ diyor ve Cumhuriyet Halk Partisini de genel başkanımızı da yalancılıkla suçluyor. Gazi Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. Ahmet Demircan’ı ben atamadım yayımladığı yazıda diyor ki; ‘Hayati önemi olanlar dışında ameliyat yapamayız’ peki buna yalan diyor ya bu tek örnek de değil. Kendi memleketimizde Celal Bayar Üniversitesinde de aynı yazı. Malzeme alımlarında sorun var, hayati önemi olanlar dışında ameliyat yapamayız’ diyor bunu kim diyor Celal Bayar Üniversite Hastanesinin başhekimi Emin Kurt. Karadeniz Teknik Üniversitesinde de başhekim Halil Kavgacı aynı yazıyı yazmış. Yani bir tane Kayseri’den, bir tane Karadeniz’den bir tane Ege’den her taraftan aynısı var. Peki bunlar üniversite hastaneleri. Ordu Sağlık Müdürlüğünden de aynı yazı var. Sağlık Müdürünü kim atıyor? Altında imzası var, Tuğçe Mutlu Başhekim vekili olarak. Ordu Devlet Hastanesinde diyor ki, kullanılan malzemeler temin edilemediği için hayati önem dışındaki vakalar dışında ameliyat yapılamaz. Bunların hepsi ortada. Bunlar mı yalan, senin söylediklerin mi yalan? Bunları Recep Tayyip Erdoğan’a teker teker gösterelim. Ondan sonra vatandaş da kimin yalan söylediğini kimin doğru söylediğini görsün.”

  • MHP’den Ermeni soykırım iddialarını yeniden gündeme getiren kitaba tepki

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Gaziantep İl Başkanı Muzaffer Çelik, Ümit Kurt adlı yazarın Antep 1915 Soykırım ve Failler isimli kitabına tepki göstererek, “Kitapta kentimizin şanlı tarihini kasıtlı karalama ve iftira atma çalışmaları tespit etmiş bulunmaktayız” dedi.

    MHP İl Başkanı Muzaffer Çelik, yazarın kitabında soykırım iddiaları ile Gaziantep’in şanlı tarihine kasıtlı olarak leke sürmeye çalıştığını öne sürerek, “21 Eylül 2018 tarihinde yayınlanan Ümit Kurt adlı yazarın ‘Antep 1915’ adlı kitabında Gaziantepimizin şanlı tarihini kasıtlı ve bilinçli olarak karalama ve iftira atma çalışmaları tespit etmiş bulunmaktayız. Burada sözde yazarın belli ki, bir yerlerden talimat almak suretiyle veya kendisini gündeme taşıma amacı ile bu işe giriştiğini düşünmekteyiz. Çünkü milli mücadelesi ve insanlığı dünya medeniyet tarihine örnek olmuş bir şehrin ve halkının bu çirkin ithamlarla suçlanması kesinlikle iyi niyetli olarak ifade edilemez. Türk milleti ve kadim Türk şehri Gaziantep şerefli tarihi boyunca bugünlerde kendisine sığınan halka kucak açtığı gibi her zaman mazlumun yanında yer almış ve korumuştur” dedi.

    Türk araştırmacı ve akademisyenlere davet

    Çelik, Gazi şehrin şanını zedelemeye çalışan kitaba destek verenlerin de vicdanlarının sesini dinlemesi gerektiğini ifade etti. Türk araştırmacı ve akademisyenlere de soykırım iddialarını araştırmaları için çağrıda bulanan Çelik, “Şehrimizi bu kitap vesilesi ile lekelemek isteyen karanlık odaklar kendilerindeki suçları başkalarına mal etme çabası içerisindedirler. Söz konusu kitabın ‘teşekkür’ kısmında sözde yazara destekle katkılar sunan kurum, kuruluş ve kişiler bu art niyetli iftira çalışmasına destek oldukları için kendilerini öz eleştiriye çekmeleri ve vicdanlarını dinlemelidirler. Zira onları tarih ve o dönemlerde zulme uğramış Müslüman Türk halkı vicdanında yargılayacaktır. Tarih alanında uzmanlaşmış ve kendisini ispatlamış milli benliği sağlam Türk araştırmacılarını ve akademisyenlerini bu konuda göreve davet ediyorum. Mesleki bilgileri ve sorumluluklarını Türk milletinin ve Gazi şehrimizin geleceği için ortaya koymaları gerekmektedir. Ayrıca bu yazarın da bilinçli olarak bir şehri ve halkını karaladığından dolayı suç işlediğini düşünmekteyim. Bu konu hakkında yıllar önce yayınlanan kitapları ile gerçekleri milletimize aktarma hizmetini yerine getiren saygıdeğer Necdet Sevinç ve Mitat Enç beyleri de rahmetle yad etmek sureti ile kıymetlerini tekrar anlamamız gerektiğini hatırlatmayı borç bilirim” diye konuştu.

  • “Stokla gündeme gelen yumurtada zam öngörülmüyor”

    Yumurta fiyatlarında maliyetlerin artışına bağlı zam geleceği söylentilerinin gerçeğini yansıtmadığını belirten YUM-BİR Halkla İlişkilerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Derya Pala, yumurta fiyatlarında yakın zamanda zam beklentisi olmadığını da açıkladı.

    Geçtiğimiz günlerde yumurta üreticileri tarafından yumurta stoklarının azaldığı, maliyetlerin arttığı ve böyle giderse yumurta fiyatlarına ciddi oranda zam geleceğinin söylenmesinin ardından, yumurta fiyatlarında artış olup olmayacağı merak konusu oldu. Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Yumurta Üreticileri Merkez Birliği (YUM-BİR) Halkla İlişkilerden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Derya Pala, son günlerde yumurta fiyatlarına artış yapılacağı söylentilerinin gerçeği yansıtmadığını ifade ederek, fiyatlardaki değişkenliklerin mevsimsel olduğuna ve yakın zamanda zam beklentisi olmadığını açıkladı.

    “Arz fazlasından daha fazlasını üretiyoruz”

    Yumurtaya zam yapmak ya da fiyatını düşürmenin maliyet artışıyla değil arz talep dengesiyle ilişkili olduğuna dikkat çeken Pala, “Yumurta fiyatını belirlemek elimizde olan bir durum değildir, yumurtanın fiyatını belirleyen şey arz talep dengesidir. Yumurta üretim süreci kolayca durdurabilecek ya da artırılabilecek bir süreç değildir. Arz açığı ya da arz fazlası olduğunda onu kısa sürede dengeleyip fiyata yansıtmak mümkün değil. Biz şu anda arz fazlasından daha fazlasını üretiyoruz. Aynı tarım ürününde olduğu gibi yumurtada da zaman zaman arz fazlası olur onun için fiyat düşer, fiyat düştüğünde zarar eden üretici bir süre sonra üretimi düşürür, üretim düştüğü için fiyat yükselir ve tekrar kar etmeye çalışır. Özetle dalgalı bir gidişat vardır. Son 10-12 yıldır yumurtayı ihraç da ettiğimiz için ihracat pazarlarımıza göndererek, arz fazlasını yurt içinden çıkarmaya bakıyoruz. Böylelikle içerde fiyatı dengelemeye çalışıyoruz” dedi.

    “Maliyet artışı yumurta fiyatlarına yansımayacak”

    Mevsim itibariyle Eylül’den itibaren talebin artığını, hem ihracat pazarı hem Türkiye’de arzı da bu oranda arttırmanın mümkün olmadığını dile getiren Pala, “Hatta 1. aydan 7. aya kadar olduğu dönemde üretici maliyet altında sattığı için üretimde azalmalar oldu. Üreticilerde azalma olunca 7. aydan itibaren fiyatlarda artış oldu. 7. aydan itibaren artış oldu ama ne yazık ki 9. aydan itibaren de maliyetlerde çok ciddi artış odu. Üreticinin karlılık oranı 9. aydan itibaren çok düştü ve şu an zarar eden rakamlar değil, maliyet kalemlerinin yükselişini tahmin edeceğimiz için önümüzdeki dönemlere dönük üretim artması söz konusu değil. Hiçbir üreticinin üretimi artırmayı planladığını sanmıyorum. Çünkü yumurta yem tonu 1300 liradan kademeli olarak 1850 TL’ye yükseldi. Dolayısıyla maliyet artışını yumurta fiyatlarına yansıtma şansımız yok. Bu sadece üreticinin karlılığını olumsuz yönde etkiliyor. Üreticinin maliyet artışını karşılayabilmesi adına, ‘maliyetler artı diye yumurta fiyatını artıyoruz’ diyemeyiz. Bunu maliyete bağlı konuşamayız. Dolayısıyla fiyatlarda afaki bir artış ya da düşüş beklemiyorum. Maliyetler artsa da dahi bunlar fiyata yansımayacaktır” ifadelerini kullandı.

    Şu anda üretimde artış olduğunu da sözlerine ekleyen Pala, TÜİK rakamlarına göre de aylık yüzde 1 ve 2 oranında artış görüldüğünü de vurguladı.

  • 28 Şubat ve FETÖ mağdurları, MHP’nin gündeme getirdiği aftan yararlanmak istiyor

    20 yılı aşkın süredir çocukları cezaevinde olan 28 Şubat ve FETÖ yargısı mağduru mahkumların aileleri, yıllardır cezaevinde yatan çocuklarının af tasarısı kapsamına alınmasını istiyor.

    28 Şubat ve FETÖ yargısı mağduru mahkumların aileleri çocuklarına düzmece suçlamalarla hapis cezası verildiğini belirterek, adaletin tecelli edeceği günü beklediklerini ifade etti. Çıkacak bir ceza indiriminden en başta 28 Şubat ve FETÖ yargısı mağdurlarının faydalanması gerektiğini belirten aileler,MHP tarafından TBMM gündemine getirilen af tasarısından yararlanmak istediklerini söyledi. Oğlu Nuri Arslan’ın 19 yıldır hapishanede olduğunu ve FETÖ’cü hakim ve savcılar tarafından müebbet hapis cezasına çarptırıldığını iddia eden Baba Murat Arslan, “Ben oğlumun ne bir suçunu ne de bir hatasını görmemişim. Sadece camiye Kur’an-ı Kerim dersi vermeye gidiyordu. Camide namazını kılıyordu. Benim oğluma ceza veren hakim ve savcılar şuanda cezaevindedir. Af tasarısına bizim çocuklarımızı da eklesinler. Benim oğlumun Kur’an-ı Kerim okumaktan başka hiç bir suçu yoktur. Ama sırf bundan dolayı benim oğlum 20 yıldır cezaevinde” dedi.

    17 yıldır cezaevinde bulunan Melek Sain’in oğlu İbrahim Sain ise babasını yargılayanların tamamının cezaevinde bulunduğunu belirterek, “Benim babamın tek suçu camide kuran dersi vermekti. Sürekli camiye gidip geliyordu. Suç delili olarak bu gösterildi. Babamı yargılayanların hepsi şuan cezaevinde af tasarısında siyasi tutukluların içinde olmaması bizi üzdü” şeklinde konuştu. 19 yıldır cezaevinde bulunan Nuri Arslan’ın oğlu Sadık Arslan da, babasının suçsuz olduğunu, 45 bayramı babasız geçirdiklerini belirterek, yeni af yasası kapsamına 28 Şubat mağdurlarının da alınmasını istedi.

    Mağdur ailelerin ziyaret ettiği Hüdapar Gaziantep İl Başkanı Mehmet Nakşi Erat ise nerede bir mağdur varsa onların yanında olduklarını belirterek, 28 Şubat ve FETÖ mağduru insanlarında af kapsamına alınması gerektiğini vurguladı.