Etiket: Gündeme

  • Fuhuş yapıldığı iddialarıyla gündeme gelen eski hastane binasında sancı sürüyor

    Fuhuş yapıldığı iddialarıyla gündeme gelen eski hastane binasında sancı sürüyor

    Isparta Devlet Hastanesinin Şehir Hastanesi binasına taşınmasından sonra yaklaşık 2,5 yıldan bu yana atıl durumda olan ve fuhuş için otel olarak kullanıldığı iddiasıyla gündeme gelen binanın geçtiğimiz günlerde temizlendikten sonra kapatılmasına rağmen halen bölgedeki madde bağımlılarının mekanı olduğu iddia edildi. Geçtiğimiz günlerde temizlenerek kapıları kapatılan, kırık camlar ise içerideki dolapların dayanmasıyla kapatılmaya çalışılan bina ile ilgili gerekli önlemlerin tam anlamıyla alınmaması mahalle sakinlerini tedirgin ediyor.

    Kentte ilk olarak Doğancı Mahallesi Muhtarı tarafından gündeme getirilen atıl vaziyetteki taş binanın fuhuş başta olmak üzere her türlü kötü alışkanlığın mekanı haline gelmesiyle ilgili çıkan haberler sonrasında İl Sağlık Müdürlüğünün binada başlattığı temizleme çalışması tamamlandı. Çalışmaların tamamlanması sonrasında, 22 Aralık 2019’da binanın temiz ve boş bir şekilde 9 Aralık’ta resmi tahsisi yapılan Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesine (ISUBÜ) devredildiği belirtildi.

    Temizlendi ama durum değişmedi

    Eski hastanenin taşınmasından sonra atıl kalan taş bina, fuhuş başta olmak üzere her türlü kötü alışkanlığın mekanı haline geldi. Madde bağımlılarına mesken olan binanın en üst katının ise yatak odası olarak dizayn edildiği ortaya çıktı. Söz konusu taş bina çıkan haberler sonrasında İl Sağlık Müdürlüğü ekiplerince temizlendi. Binadan çıkan atıklar ve çöpler bina bahçesinde yakılarak imha edildi. Temizlik çalışmaları tamamlanan binada açık vaziyetteki mahzen girişinin de kilitlendiği belirtildi.

    Temizleme ve önlem çalışmalarının üzerinden yaklaşık 1 hafta geçmesine rağmen söz konusu binadaki kırık camların onarılmadığı ve dileyen herkesin kolaylıkla giriş çıkış yapabileceği gözlendi. Gelinen son süreçte, mahalle sakinlerinin daha önce muhtara ilettiği tedirginliklerinin halen devam ettiği ve taş binanın halen madde bağımlılarına mekan olduğu iddia edildi.

  • CHP’nin “iş istedi kolu kırıldı” diyerek gündeme taşıdığı çocuğun kolunun kırık olmadığı anlaşıldı

    CHP’nin “iş istedi kolu kırıldı” diyerek gündeme taşıdığı çocuğun kolunun kırık olmadığı anlaşıldı

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, partisinin grup toplantısında gündeme taşıdığı, iş istemeye giden çocuğun darp edildiği yönündeki açıklamanın gerçeği yansıtmadığı ortaya çıktı.

    Bir ulusal gazetenin “Belediyeden iş istedi kolu kırıldı” başlıklı haberini 26 Kasım tarihinde CHP’nin grup toplantısında gündeme taşıyan Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kolu kırılan” diyerek bahsettiği Emirhan Zengin adlı gencin kolunun kırık olmadığı anlaşıldı. 28 Kasım tarihinde Erzurum’da bir kafeteryada kamera kayıtlarına yansıyan görüntülerde, söz konusu gencin kollarında herhangi bir alçının olmadığı, eli ve kollarını da rahatlıkla kullandığı tespit edildi. Kamera kayıtlarında arkadaşlarıyla birlikte bir kafeteryaya gelen Emirhan Zengin’in çevresindeki tanıdıklarıyla kollarını da kullanarak şakalaştığı da görüldü. Uzmanlar, “Kolu kırık olan bir gencin tedavisi en asgari bir ay sürmektedir. Alçıdan çıkarılan kolun hareket kabiliyeti son derece kısıtlıdır. Kırık bir kolun tedavisi toplam 3 ayı kapsamaktadır” diye görüş belirtti.

  • MHP’li Fendoğlu, TÖTM’nin alacağını gündeme getirdi

    MHP Milletvekili Mehmet Celal Fendoğlu, TBMM oturumunda söz alarak İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi’nin Sağlık Bakanlığı’ndan alacağını gündeme getirdi.

    Meclis görüşmeleri sırasında söz alan MHP’li Fendoğlu, Malatya’da bulunan Turgut Özal Tıp Merkezi’nde tedavi gören Suriye vatandaşlarının giderlerinin bakanlık tarafından geç ödendiğini dile getirerek “Malatya Turgut Özal Tıp Merkezimiz 286’sı yoğun bakım olmak üzere bin 200 yatak kapasitesiyle bölgeye hizmet veren bir kurumdur. Bu kurumda tedavi edilen Suriyeli hastaların tedavi masraflarından dolayı Sağlık Bakanlığından yaklaşık 25 milyon TL alacağı vardır. Bu miktarın bir an önce ödenmesi, hizmetin devamı açısından büyük önem arz etmektedir” dedi.

    Fendoğlu ayrıca, Malatya’da ihalesi bir kaç kez iptal edilen ve bir belirsizliğe dönüşen Battalgazi Devlet Hastanesi’nin de yapımının ne durumda olduğunu sorarak, “Malatya ilimizde ihalesi iptal olan Battalgazi Devlet Hastanemizin ihalesinin ne zaman yapılacağı ve hastanenin ne kadar sürede bitirileceği belli midir” diye sordu.

  • (Özel) Kastamonu Pastırması mı?, Kayseri Pastırması mı? derken şimdi de Hindi Pastırması gündeme geldi

    Kastamonu Pastırması mı yoksa Kayseri Pastırması mı? Tartışmalarının devam ettiği günlerde Kahramanmaraş’tan da Hindi Etinden yapılan Hindi Pastırması gündeme geldi. Kastamonulu Pastırma ustaları, pastırmanın kökeninin kırmızı et olduğunu ve kırmızı et olmadan pastırmanın olamayacağını savundu.

    Kahramanmaraş’ta ikamet eden Mustafa Uludağ isimli vatandaşın et fiyatlarının yüksek olmasından dolayı hindi etinden pastırma yapması meşhur Kastamonu Pastırması ustalarının dikkatini çekti. Kastamonu’da 5 kuşaktan bu yana pastırma üretimi ve ticareti ile uğraşan Ali Korkoroğlu, gerçek pastırmanın kırmızı etten üretilebileceğini ifade etti. Pastırmacı Ali Korkoroğlu, kırmızı etin protein açısından daha zengin olduğunu belirtti.

    Orta Asya’da yaşayan Türklerin savaş dönemlerinde tükettikleri kuru et olarak bilinen ve zamanla sarımsak, çemen ve tuz karışımından elde edilen pastırma, gündemdeki yerini korumaya devam ediyor. Kastamonu Pastırma mı yoksa Kayseri Pastırması mı? ile ilgili yaşanan tartışmaların bir yenisine de Hindi Pastırması eklendi.

    Kahramanmaraş’ın Onikişubat ilçesi Necip Fazıl Mahallesi’nde ikamet eden Mustafa Uludağ (57), eşi Aysel Uludağ ile birlikte pastırma fiyatlarının yüksek olması nedeniyle yaptıkları Hindi Pastırmasına Kastamonulu Pastırma Ustası Ali Korkoroğlu’ndan cevap geldi.

    108 yıldan bu yana pastırma üretimi ve ticareti ile uğraştıklarını ifade eden Pastırma Ustası Ali Korkoroğlu, Kastamonu Pastırmasının doğallığını kaybetmeden üretildiğini ifade etti.

    Korkoroğlu, “1910’lardan beri ben 4’üncü kuşak, oğluma devrettik 5’inci kuşak. Yaklaşık 100 seneden fazla bu işle iştigal ediyorum. Kastamonu Pastırmasının en büyük özelliği; tamamen etin doğallığını bozmadan etin kendi öz suyunu içinde tutarak kaybetmeden rüzgarla bir ayda kurutarak yapılıyor olması.Bir aylık süre içerisinde kuruyarak etin kendi öz doğal tadını müşterilerimize sunuyoruz. En büyük farkımız Kastamonu havasının kuru ve nemsiz olmasından dolayı pastırmalarımız çok güzel kızıyor. Ve pastırma kendi doğallığını kaybetmeden satışa sunabiliyoruz. En büyük özelliğimiz bu” dedi.

    “Makine ile kesilirse kesmemiz her halükarda sert olur”

    Kastamonu Pastırmasının elle kesildiğini ifade eden Ali Korkoroğlu, “Kastamonu Pastırmasının elle kesilmesi en büyük yöntem. Makine ile kesilirse her halükarda sert olur. Sert olmasının sebebi, suyu pres ile dışarı atmadığımız için etin suyunun içinde muhafaza ettiğimiz için makinede kestiğimiz zaman o pastırma kesinlikle sert olur. Türkiye’de satılan diğer pastırmalarla mukayese edersek onlar pastırmanın suyunu presle dışarı atıyorlar ve fırınlarda kurutarak bir haftalık bilemediniz 10 günlük bir süre zarfında satışa sunuyorlar. Biz bunun aksi yönünde hareket ediyoruz. Etin suyunu muhafaza ediyoruz. Presle falan dışarı atmıyoruz. Kendi kokusunu muhafaza ediyor. Fırınlarda kurutmuyoruz. Açık havada kurutuyoruz. Bu da bir aya tekabül ediyor. Taşköprü sarımsağımız olmazsa olmazımız. Türkiye’de ki vilayetler içerisinde ki bilinen bir gerçek Taşköprü Sarımsağı bizim çemenimizin en büyük aroması” şeklinde konuştu.

    “Pastırmanın kökeni kırmızı ettir”

    Pastırmanın kökeninin kırmızı et olduğunu ve kırmızı et olmadan pastırma yapılamayacağını savunan Ali Korkoroğlu, hindi etinin kırmızı etin yerini tutmayacağını belirterek, “Hindi eti kırmızı etten yapılan pastırmanın yerini asla tutmaz. Çünkü hindi eti, tavuk eti bunlar beyaz et cinsinden. Pastırmanın kökeni kırmızı ettir. Bu değişmez. Kırmızı et olmadan pastırma olmaz. Oradaki arkadaşımız kendince değişik bir sunum yapmış öyle kabul ediyorum ben hindi etinden pastırma olacağını düşünmek bile istemiyorum olmaz. Hindi etinden olsa olsa sucuk olur. Bizim pastırmanın dayanma ömrü 6 aydır. Hindi etinin pastırması ancak 1 aydır. Beyaz et olduğu için bir aylık bir zamana tekabül eder. Lezzet olmaz. Kırmızı et her zaman tercih edilen bir ürün. Yani protein açısından çok fazla” ifadelerini kullandı.

    Hindi etinden pastırma olmayacağını söyleyen Dilek İğdirli ise, “Her şeyin güzelinin, doğalının olması gerekir. Pastırma kırmızı etten olur. Ama doğal şekillerde olur her zaman kendi sisteminde kendi orijinaline göre yapılır. Beyaz etten pastırma olmaz. Kırmızı etten olur. Tadına baktığınız zamanda aradaki farkı anlarsınız. Beyaz etten yapılan pastırmanın pek uzun süreli ve sağlıklı olacağını tahmin etmiyorum. Pastırma doğal yollardan kırmızı etten olur. Tabii usuller ile olur. Buda çok uzun süre dayanır. Tahminim sonbaharda yapılan bir pastırma ilkbahara kadar kendini ve doğallığını muhafaza eder”

  • Milletvekili Tutdere’den TBMM’de tütün yasasını gündeme getirdi

    Tarım ve Orman Bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında, geçtiğimiz yıl çok tartışılan tütün yasası CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, mevcut tütün yasasının üreticilerin bin bir zahmetle yetiştirdikleri tütünü kaçak statüsüne soktuğunu belirtti.

    CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, Tarım ve Orman Bakanlığının bütçe görüşmeleri sırasında mevcut tütün yasasının vatandaşı bir çıkmaza sürüklediğini dile getirerek yasanın üreticiler lehine olacak şekilde değişmesi gerektiğine değindi.

    Geçtiğimiz yıl meclis gündemine 23 maddelik torba yasa içinde gelen sarmalık kıyılmış tütün hakkındaki yasal düzenleme, itirazlara rağmen meclisten geçmiş, üreticilerden gelen tepkiler nedeniyle de öngörülen hapis cezasının uygulanması 1 yıl ertelenmişti.

    Tutdere, Tarım ve Orman Bakanlığı bütçesinde söz alarak, tek başına içilebilir vasfına sahip tütün kooperatiflerinin üretecekleri mamullere uygulanacak vergi indirimi veya verginin makul seviyeye çekilmesi için Maliye Bakanlığı ile ortak bir çalışma içinde olup olmadıklarını da sordu.

    Tütün için verdiği mücadelelerle sık sık kamuoyunda da gündeme gelen Tutdere, geçen yıl meclisten geçen tütün yasasının üreticiyi mağdur edeceğini vurgulayarak, “Çiftçinin alın teri olan ürünlerine kaçak muamelesi yapılıyor ve duman operasyonlarıyla milli gelir bir şekilde yakılıyor. Bu düzenlemeye göre, Tarım Bakanlığımızın ülkenin yerli ve milli ürününe getirdiği cezayı düşündüğümüzde tarım politikasının çöktüğünü görüyoruz. Sigara kartellerinin çıkarları doğrultusunda çıkarılan bu yasa değişmeli.

    Torba yasa teklifi içinde gelen tütün kanununun bir maddesi üreticilerin neredeyse tamamını şüpheli konuma sokuyor. Maddeye göre tütün üst kurulundan yetki belgesi almadan tütün satmak, ticaretini yapmak, bulundurmak, nakletmek, üç yıldan altı yıla kadar hapisle cezalandırılıyor. Adıyaman tütün üretimi konusunda Türkiye’nin önde gelen illerinden biri.

    Türkiye’nin tütün konusunu tartıştığı 2002 yılında açılan Tütün ve Alkol Piyasası Denetleme Kurulu, 2017’de KHK ile kapatılmış Tütün ve Tütün Mamulleri Daire Başkanlığı, Tarım ve Ormancılık Bakanlığına bağlanmıştı. Kaçakçılık Kanunu’na eklenen maddenin 2 Temmuz 2019 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte üreticiler şüpheli sıfatıyla adliyelerde olacak” diye konuştu.