Etiket: Gündeme

  • Başkan Atıcı, Muğlalı zeytincilerin sorun ve taleplerini gündeme getirdi

    Başkan Atıcı, Muğlalı zeytincilerin sorun ve taleplerini gündeme getirdi

    Milas Ziraat Odası Başkanı İsmail Atıcı, Muğlalı zeytin üreticilerinin yaşadığı sıkıntıları ve talepleri telekonferans ile gerçekleştirdiği görüşmede, ilgili Bakanlıklara iletilmek üzere Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar’a iletti.

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, zeytin üreticilerinin, iklim şartlarının etkisiyle yaşanan kalite kayıpları ve alım fiyatı beklentisi başta olmak üzere sorun ve talepleri hakkında ilgili Bakanlıklara iletilmek üzere Aydın, Balıkesir, Bursa, Hatay, İzmir, Manisa, Mersin, Muğla illerindeki Ziraat Odası Başkanlarından bilgi aldı. Görüşmeye katılan, Akhisar, Altınözü, Bandırma, Edremit, Efeler, Erdek, Milas, Mudanya, Mut Ziraat Odalarının Başkanları, bölgelerindeki sorun ve talepleri detaylı olarak anlatarak Bayraktar’a bilgi verdi. Muğlalı çiftçilerin sevgi ve saygılarını ileterek konuşmasına başlayan Milas Ziraat Odası Başkanı İsmail Atıcı, Muğla’yı temsilen katıldığı görüşmede, il genelinde zeytinciliğin önemli bir geçim kaynağı olduğunu ifade etti.

    “Hasat dönemindeki ithalat mağdur ediyor”

    Muğla’da Milas’ın zeytinciliğin merkezi olduğunu söyleyen Başkan Atıcı, çiftçilerin hasat dönemindeki ithalat ile mağdur olduğunu dile getirdi. Başkan Atıcı, “İlçemizde 9 milyon kayıtlı, 3 milyon da kayıtsız olmak üzere 12 milyon zeytin ağacı varlığı var. Tabi bizim yöredeki zeytinler memecik türü zeytin ağaçları ve yağ kalitesi ulusal, uluslar arası platformlarda biliniyor ve rağbet görüyor. Komşu ilimiz Aydın ili de bu konuda benzerlik taşıyor. Bizim memecik zeytinimiz yağ karakteristik özelliği taşıyor. Milas zeytinyağına coğrafi işaret alındı. Avrupa Birliği’nden de coğrafi işaret alınacak şuan askı süreci devam ediyor. Ayrıca yağlı zeytinimizin de coğrafi işareti var. Geçtiğimiz yıl var yılıydı. Ancak hasat döneminde ithalat yapılması çiftçimizin belini kırdı. Zeytin fiyatları bu dönemde birden bire aşağılara indi. Maliyetin bile kurtarılamaması çiftçimizi mağdur etti. Bu yıla gelince sıcaklık, kuraklık gibi olumsuz iklim koşulları sebebiyle zeytin rekoltemiz yüzde 15-20 civarına düştü. Rekoltemiz çok düşük” dedi.

    Zeytinde kotanın kaldırılması ve biyoteknik mücadele önerisi”

    Zeytincilikte üretim ve pazar alanında yaşanan sorunları tespitler halinde TZOB Genel Başkanı Bayraktar’a ileten ve çözüm önerileri sunan Başkan Atıcı, zeytinde kota, zeytinciliği tehdit eden zararlılar, hasatta ulaşım problemi ve zeytinyağında tağşiş konusunda şunları aktardı: “Bizim en büyük sıkıntılarımızdan birisi de kota. Geçtiğimiz yıl dekar başına dane zeytinde 80 kilogram olarak belirlenen desteklemeler, bizim bölgede sorunlar oluşturdu. Şöyle bizim yöremizde 80 kilogramın üzerine verim alınan yerler var. Bu çiftçilerimiz mağduriyet yaşadı. Bu kriterin tekrar gözden geçirilmesini talep ediyoruz. Sahada rekolte tespiti yapılarak kotanın kaldırılmasını istiyoruz. Hastalıklar konusu da çok önemli. Zeytin sineği ciddi zararlar veriyor. Zeytin sineği ile ilaçlı müdahale yapılıyor ancak bizim önerimiz; biyoteknik mücadeleye geçilmesidir. Bu konuda Bakanlığımızın özel sektörü teşvik ederek tuzak konusunda seri üretime geçilmeli ve çiftçilerimize bu tuzaklar uygun koşullarda temin edilmelidir. Birçok zeytinlik alana asılacak olan tuzaklar, zeytinde verim ve kalite için önemli. Halkalı leke ile mücadele konusunda da Bakanlığımızın bir kriter belirlenmesinin zeytin üreten çiftçilerimizin yararına olacaktır. Odamız bu konuda farkındalık yaratmaya, eğitim çalışmaları düzenlemeye devam ediyor. Bölgemizde hasadın yapılabilmesi için zeytinliklerde yaşanan ulaşım sıkıntısının destekle çözülmesi gerekiyor. Tağşiş konusu da çok önemli. Zeytinyağındaki tağşiş, hile, öncelikle halkımızın sağlığını tehlikeye sokuyor hem de zeytincilik yapan çiftçilerimizin imajı zedeleniyor. Bu konuda da ciddi tedbirler alınmalı, denetimler yapılmalı ve caydırıcı cezalar işleme konulmalıdır.”

  • SP Van İl Başkanı ‘imar planını’ gündeme taşıdı

    SP Van İl Başkanı ‘imar planını’ gündeme taşıdı

    Saadet Partisi (SP) Van İl Başkanı Özay İlhan, Van’ın başlıca sorunları arasında yer alan imar planı konusunda açıklamalarda bulundu.

    SP İl Başkanlığında düzenlenen basın açıklamasında konuşan SP Van İl Başkanı Özay İlhan, bu haftaki gündemlerinin kentin kronik problemlerinden biri olan imar planı olduğunu söyledi. 2011 yılında meydana gelen depremler sonrasında ele alınan imar planın günümüzde de bir sonuca kavuşturulmadığını söyleyen İlhan, “2014 yılı Nisan ayı itibarıyla Van Belediyesi, Van Büyükşehir Belediyesi ismini aldı. Fakat bir türlü tamamlanmayan bir imar planı yarım yamalak bırakılan birçok proje nedeniyle Van Büyükşehir Belediyesi ismini Van Büyükşehir Belediyesi kimliğine dönüştüremedi” dedi.

    SP Van İl Başkanlığı olarak imar konusunda tespit ettikleri başlıca eksiklikleri sıralayan İlhan, “İmar planları siyaseten veya farklı şekilde araya konan kişilerce gücü olanların istediği şekilde planlarında değişiklikler yaptırarak inşaatlarını yaptığını, birçok vatandaşın da adamı olmadığı için inşaatını yapamadığı ya da yanındaki bina 7 katken, diğer vatandaş 3 ya da 5 kat yapmak durumunda kalarak mağdur olduğu görülmektedir. İmar planlaması yapılırken, Çevre Şehircilik Bakanlığının belirlediği DOP (Düzenleme Ortaklık Payı) oranı yüzde 45 olarak belirlenmiştir. Fakat belediyelerin DOP oranını imar planını yaparken yüzde 25-30 oranına çekme yetkisi mevcuttur, yetki kullanılmadığı için ciddi bir mağduriyet oluşturmaktadır. Van coğrafi konumu itibarıyla bir çekim merkezi konumundadır. Her yıl çevre illerden ciddi göç almaktadır ve bu da şehrin merkez mahalleler dışında çevre mahallelerinde de çok ciddi inşaat yapılmasına neden olmaktadır ve bu inşaatların önemli bir kısmında ruhsatsız olarak yapılmakta ve ileride şu an yoğun yerleşim olmayan mahallelerde de çok ciddi bir problemle karşılaşılmasına sebep olacaktır. İlimizin önemli imar problemlerinden biri de revize imar planı yapılırken yaşanmaktadır. Revize imar planı 3 ayda yapılması gerekirken belediyenin hantal davranması neticesinde iki yıl gibi bir sürede yapılması da ciddi mağduriyetler yaşanmasına sebep olmaktadır. Yeni yapılacak binalarda otopark zorunludur fakat Büyükşehir Belediyesinin çıkardığı otopark harcı uygulamasıyla harcı yatıran otopark olmaksızın binayı yapmakta ve bu da şehrin mevcut otopark sorununu daha da içinden çıkılmaz hale getirmektedir. Van Büyükşehir Belediyesi İmar Daire Başkanlığı ve İlçe İmar İşleri Müdürlüklerinde ciddi anlamda liyakatli personel eksiği söz konusudur. Van Büyükşehir Belediyesi İmar İşleri Daire Başkanlığının İpekyolu, Tuşba, Edremit imar işleri müdürlüklerinin nitelikli ve yeterli sayıda personelle alt yapısını güçlendirmelidir. Van Büyükşehir Belediyesi İmar Dairesi Başkanlığının koordinesinde ilçe imar işleri müdürlükleriyle birlikte masa başında değil, sahaya inerek hiçbir vatandaşımızı mağdur etmeden, adil bir imar planlaması yapmaya ve gerekli adımı atmaya davet ediyoruz” diye konuştu.

  • Destici’den gündeme ilişkin değerlendirmeler

    Destici’den gündeme ilişkin değerlendirmeler

    Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Mustafa Destici, “Joe Bidon’a karşı hiç aman vermeden iktidar ve muhalefet ile karşı durmamız gerekiyor. Hadi oradan dememiz gerekiyor. Sen kimsin Türkiye’ye ayar vermek kim dememiz gerekiyor” dedi.

    BBP Genel Başkanı Destici, haftalık basın toplantısında gündeme dair açıklamalar yaptı. Joe Bidon’un özür dilemesi gerektiğini söyleyen Destici, “Joe Bidon’u kınıyorum ve bu hadsizliğinden dolayı Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve milletinden özür dilemeye ve sözlerini düzeltmeye davet ediyorum. Herkes artık şunu bilmelidir ki Türkiye ne 60’ların, ne 70’lerin, ne 80’lerin ne de 90’ların Türkiye’sidir. Türkiye kendi ayakları üzerinde durabilen, kendi sistemini milletinin verdiği oyla, Anayasa değişikliğiyle oluşturmuş, halkının milli iradesiyle seçtiği cumhurbaşkanı ve hükümeti ile yoluna devam etmektedir. Batıyı emperyalistleri ve siyonistleri de çıldırtan budur. Önceki sistemde diledikleri zaman Türkiye’ye müdahale edebiliyorlardı. Artık bu müdahale etme dönemi geride kaldı. Türkiye artık kendi yoluna kararlı bir şekilde devam edecektir, kendi yönetimini de kendi cumhurbaşkanını da kendi hükümetini de kendi halkının seçtiği oylarla belirleyecektir. ABD’nin başkan adayı olan ve seçilme ihtimali de bulunan bir kişi açıkça Türkiye’nin yönetimine müdahale edeceğini ilan etmiştir. Darbe yolu ile başaramadıklarını Türkiye’deki bir takım muhalefet partileri ile işbirliği yaparak başaracaklarını ve bunun için çaba göstereceklerini hep söylediler. Özellikle Cumhur İttifakı’nın karşısında bulunan muhalefet partilerine düşen topyekün Joe Bidon’a, ABD’ye dönüp ’Allah sizi kahretsin. Bizim sizden bir beklentimiz yok. Biz kendi irademizle muhalefetimizi sürdürüyoruz. Sizin desteğinize de ihtiyacımız yok, sizi kınıyoruz sizi lanetliyoruz’ demeleri gerekiyor. Bunu demek yerine hükümete dönüp bunu neden sekiz ay sonra gündeme getiriyorsunuz lafı gerçekten çok gülünç ve bunu söyleyenler tarafından acı verici bir durumdur. Topyekün Joe Bidon’a karşı hiç aman vermeden iktidar ve muhalefet ile karşı durmamız gerekiyor. Hadi oradan dememiz gerekiyor. Sen kimsin Türkiye’ye ayar vermek kim dememiz gerekiyor. Sen kimsin Türkiye’de iktidarı değiştirmek kim dememiz gerekiyor. Sen kimsin, Türkiye’nin oyları ile iki kez seçilmiş cumhurbaşkanını hedef almak kim dememiz gerekiyor. Bunu hep birlikte söylememiz gerekiyor. Bu konu üzerinden siyasi partilerimizin birbirine girmesini doğru bulmadığımı ve yadırgadığımı ifade ediyor ve biran önce buna son verilmesini, bu dış müdahale heveslisine karşı ortak tepki vermemiz gerektiğini ifade ediyorum. Türkiye artık eski Türkiye değildir. Türkiye’de cumhurbaşkanını da, hükümeti de TBMM’yi de büyük Türk milleti verdiği oylarla belirler. Bunun dışında hiç kimsenin gücü bunları değiştirmeye yetmez” değerlendirmesini yaptı.

    Korona virüse karşı alınan önlemlerin virüsü ortadan kaldırabilecek güçte olduğunu belirten Destici, ”Salgının ülkemizde tekrar yükselmeye başladığını görüyoruz. Normalleşme süreci ile ilgili vatandaşlarımızda artık virüs bitti gibi bir yanlış anlayış meydana geldi. Bazı vatandaşlarımız sanki hiçbir şey yokmuş gibi ne sosyal mesafe gözeterek, ne maske takarak ne de hijyen kurallarına tam uymadan bir yaşam sürdürmeye başladı ve bunun acı faturası ile karşı karşıyayız. Biran önce normalleşelim istiyorsak belli bir süre kurallara uyma zorunluluğumuz var. Mesele büyük, virüs büyük ve mücadeleyi de ancak hep birlikte yaparsak kazanırız” ifadelerini kullandı.

    Terörle mücadelede güvenlik güçlerinin yanında olduklarını söyleyen Destici, “Terörle mücadelemiz ülke olarak devam ediyor. Hem Türk Silahlı Kuvvetlerimiz hem İçişleri Bakanlığımız, polisimiz, jandarmamız omuz omuza bu mücadeleyi sürdürüyor. Bu mücadelede onlara başarılar diliyorum. Bingöl’de Yıldırım 6 Karacehennem Operasyonu başladı. Ben kendilerine Yüce Rabbim’den başarılar diliyorum. İnşallah ülkemizden terörün kökünü kazıyana kadar mücadelelerinde her daim yanlarında olduğumuzu hem bedenen hem dualarımızla buradan belirtmek istiyorum. Terörle mücadele sadece yurt içinde değil, ülke sınırları dışında da Suriye ve Irak’ın kuzeyi başta olmak üzere devam ediyor. Bu mücadelede de Türkiye sonuna kadar gidecektir. Bundan da kimsenin şüphesi olmasın” diye konuştu.

    Libya ile yapılan anlaşmaların batı devletlerini rahatsız ettiğini dile getiren Destici, “Libya’da da müzakeremiz devam ediyor. Türkiye’nin Libya’nın meşru ulusal mutabakat hükümeti ile yaptığı anlaşmalar başta Fransa olmak üzere pek çok emperyalist gücü ve kuklalarını rahatsız etmiş durumda. Eğer Türkiye müdahale etmeseydi Libya bugün çok büyük bir iç savaş daha yaşıyor, belki de yüzbinlerce insanını kaybediyordu. Baktığınız zaman burada Türkiye’ye karşı yeni ittifaklar kuruluyor. Fransa bir taraftan Güney Kıbrıs Rum Kesimi ile anlaşmalar yaparken, diğer taraftan da Yunanistan ile bir takım anlaşmalar yapıyor. Bu anlaşmaların hiçbirinin uluslararası zeminde yeri yoktur. Bunlar meşru anlaşmalar değildir. Bu gayrimeşru anlaşmaları Türkiye tanımayacaktır” dedi.

    Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki çabalarının boş olduğunu vurgulayan Destici, “Doğu Akdeniz’de küçücük kaya parçacıkları marifeti ile bizi kara sınırlarımıza hapsetme rüyası gören Yunanistan, Güney Kıbrıs Rum Kesimi ve Fransa başta olmak üzere bütün dünya şunu bilsin ki mavi vatanımızdan asla vazgeçmeyiz ve burada bizi kimsenin çıkarmasına da müsaade etmeyiz. Yunanistan’ın özellikle Batı Trakya’da yaşayan soydaşlarımız üzerinden Türkiye’ye gözdağı verme çabaları da beyhudedir. Ne Batı Trakya’da ne başka bir noktada soydaşlarımıza dokunanın yanacağını herkesin bilmesi lazım. Kim dokunursa yakarız” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin esas gündemine dönmesinin önemini vurgulayan Destici, “Televizyonlarda bakıyorum daha seçime üç sene varken seçim konuşuluyor. Demokrasi ile yönetilen ülkelerde seçime üç sene kala seçim konuşulur mu? Daha bu köprünün altından çok sular akar. Bunlar bana göre boş gündemler, halbuki Türkiye’nin daha önemli meseleleri var. Türkiye’nin ekonomisi neredeyse hiç konuşulmuyor, eğitim yüzde bir konuşuluyor. Terörle mücadele, dış politikadaki gelişmeler. Vatandaşın diğer beklentileri. Bütün bunlar konuşulmuyor. Bizim tavsiyemiz Türkiye gerçek gündemine dönsün ve onlar konuşulsun” ifadelerini kullandı.

    İstanbul Sözleşmesi’ne de değinen Destici, “Türkiye geçmiş dönemde bir yanlış yapıp Türkiye’nin aile, inanç, kültür, medeniyet yapısına uymayan İstanbul Sözleşmesi’ni herkesin önünde koşa koşa imzalamıştır. Türkiye bugün bunun bedellerini ödüyor. Bizim biran önce bu sözleşmeden çıkmamız ve kadına şiddeti tam manası ile durduracak hem eğitim hem hukiki hem de ahlaki zemini hazırlamamız lazım. Bizim medeniyetimiz buna yeter. Yeter ki biz özümüze dönelim ve çareyi özümüzde arayalım” diyerek sözlerini noktaladı.

    Basın toplantısında Doğu Türkistan’dan gelen anneler de yer aldı.

  • Milletvekili Tutdere, Adıyaman’daki intihar vakalarını gündeme getirdi

    Milletvekili Tutdere, Adıyaman’daki intihar vakalarını gündeme getirdi

    TBMM Katip Üyesi ve CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, Adıyaman’da yaşanan intihar olaylarına ilişkin verileri açıklayarak değerlendirmelerde bulundu.

    TBMM Katip Üyesi ve CHP Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere, Adıyaman’da yaşanan intihar olaylarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Kentte son zamanlarda meydana gelen intihar olayları ile ilgili değerlendirmelerde bulunan Tutdere, çeşitli uyarılar yaptı. İntihar vakalarının ve intihar girişimlerinin arttığını ve bu durumun kaygı verici olduğunu belirten Tutdere, “Adıyaman’da resmi kayıtlara geçen intihar sayıları hala dikkat çekici bir oranda seyrediyor. TÜİK hesaplamasına göre sadece 2019 yılında 22 vaka kayıtlara geçmiştir. TÜİK’in rakamları intihar sonucunda ölümleri baz alıyor fakat intihar girişimlerini kayıt altına almıyor. Girişimleri basına yansıyabildiği kadarıyla öğrenebiliyoruz. Dolayısıyla intihar girişimi ve ölüm sonucu bir bütün olarak değerlendirilmeli, bölgede bu yönde bir araştırma yapılmalıdır. Adıyaman Sağlık Müdürlüğü ile Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğünün intihar ve cinnet vakalarıyla ilgili çalışmaları olduğu belirtilse de bu çalışmaların akıbetini henüz bilmiyoruz. 2015-2019 yılları arasında Adıyaman’da toplam 98 yurttaşımız intihar ederek yaşamına son vermiştir. Bu yurttaşlarımızın 71’i erkek, 27’si ise kadın. İntihar sebeplerine gelince geçim zorluğu, aile geçimsizliği, hastalıklar, ekonomik sorunlar ve gelecek kaygısı başı çekiyor. Bu sebepler ve intiharlar yurttaşlarımızın yaşadıkları mağduriyetleri ve karşı karşıya kaldıkları zorlukları gözler önüne sermektedir. Kayıtlara geçen şekliyle kaybettiğimiz yurttaşlarımızın sayısı bu şekilde. Ancak bir de kayıtlara geçmeyen intihara kalkışan yurttaşlarımız var. Son 6 ayda Adıyaman’da ortalama 85 intihar vakası yaşandığı tespit edilmiştir. Bu tablo ilimizdeki işsizliğin, ekonomik sorunların ve geçim zorluğunun boyutlarını açıkça göstermektedir. Başta Adıyaman olmak üzere, Türkiye’nin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yaşanan intihar ve cinnet vakalarını araştırmak üzere bir meclis araştırma komisyonu kurulması için daha önce vermiş olduğumuz önerge ile Güneydoğu Anadolu Bölgesinin intihar vakaları konusunda Marmara, Ege ve Akdeniz’den sonra dördüncü sıraya yerleştiğini, bölgelerin nüfus ve yüz ölçümü oranı dikkate alındığında bu oranın yüksekliğinin dikkat çekici olduğunu söylemiştik. Ancak iktidarın ve ittifak ortağının her zamanki tutumu nedeniyle bu önergemiz henüz karşılık bulamadı. Yaşanan intihar vakaları bu konunun önemini bir kez daha gözler önüne sermiştir. TÜİK’in rakamlarının yalnızca intihar sonucunda yaşanan ölümleri baz alıyor olması, fotoğrafın tamamını görmemizi engelliyor. İntihar girişimi ve ölüm sonucu bir bütün olarak değerlendirilmeli, bölgede bu yönde bir araştırma yapılmalıdır. Çevremizde ve basında neredeyse her gün bir intihar ya da cinnet vakasıyla karşılaşırken, bu sorunu görmezden gelerek çözemeyiz. Toplumumuzu derinden sarsan, insanların mücadele azminin azaldığının kanıtı olan intihar vakalarının önlenebilmesi için öncelikle intihar nedenlerinin tespiti yapılmak zorundadır” diye konuştu.

  • Milletvekili Erbaş, Domaniç’teki sel felaketini mecliste gündeme taşıdı

    Milletvekili Erbaş, Domaniç’teki sel felaketini mecliste gündeme taşıdı

    Milleyetçi Haraket Partisi (MHP) Kütahya Milletvekili Ahmet Erbaş, TBMM’de söz aldığı konuşmasında, Domaniç’teki sel felaketini mecliste gündeme getirdi.

    Erbaş konuşmasında, “Geçen ay don olayı yaşayan Kütahyalı çiftçilerimiz, bu kez de sel felaketiyle karşı karşıya kalmıştır. Süratli bir şekilde ilgili bakanlıkların tüm birimleri devreye girmeli, acil eylem planı belirlenmeli, tüm emekleri sular altında kalan çiftçilerimizin yaraları bir an evvel sarılmalıdır” dedi.

    Erbaş, “Kütahya Domaniç ilçemizde dolu yağışı sonrası meydana gelen sel felaketinde tarım arazileri çok ciddi şekilde zarar görmüştür. Domaniç Devlet Hastanesine giden karayolunda çökmeler meydana gelmiştir.Herhangi bir can kaybımızın yaşanmaması en büyük tesellimizdir. Çiftçilerimiz ve belediyemiz yaşanan felaketten dolayı zor durumda kalmış olup çözüm noktasında devletimizin yardım eğilimini beklemektedir.Geçen ay don olayı yaşayan Kütahyalı çiftçilerimiz, bu kez de sel felaketiyle karşı karşıya kalmıştır. Süratli bir şekilde ilgili bakanlıkların tüm birimleri devreye girmeli, acil eylem planı belirlenmeli, tüm emekleri sular altında kalan çiftçilerimizin ve Domaniç belediyemizin yaraları bir an evvel sarılmalıdır” diye konuştu.