Etiket: GÜNCEL

  • FETÖ’cülerin güncel kurban bağış listesi ele geçirildi

    Bursa’da aralarında doktor ve öğretmenlerin de bulunduğu 11 FETÖ şüphelisi adliyeye sevk edildi. Evlerde yapılan aramalarda, içinde güncel kurban bağış listelerinin de yer aldığı çok sayıda örgütsel doküman ve 1 dolar ele geçirildi.

    Bursa merkezli 3 ilde, FETÖ/PDY terör örgütüne yönelik operasyonda, aralarında doktor ve öğretmenlerin de bulunduğu 12 kişi gözaltına alınmıştı.

    Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Şube ekipleri tarafından örgütün öğretmen ve doktor yapılanmasına yönelik Bursa, İzmir ve Afyonkarahisar’da eş zamanlı operasyon düzenlenerek 11 kişi gözaltına alındı. Evlerde yapılan aramalarda, içinde güncel kurban bağış listelerinin de yer aldığı çok sayıda örgütsel doküman ve 1 dolar ele geçirildi. Örgütün doktor yapılanmasının içinde yer alan ve kendini gizleyen 1 şüphelinin de örgüt ile ilişkisi deşifre edildi. Şüpheli doktorun halen kamu hastanesinde çalıştığı, örgütün yapılanmasında üst yönetici konumunda olduğu ve ’Bylock’ görüşmelerini bir başka örgüt üyesi üzerinden yaptığı tespit edildi. Zanlıların tamamının ’Bylock’ programını kullandıkları ve bazılarının da FETÖ elebaşının talimatıyla Bank Asya’ya para yatırdığı belirlendi.

    2’si kadın 11 şüpheli emniyetteki işlemlerinin tamamlanmasının ardından adliyeye sevk edildi.

  • Gözaltı morluklarında güncel tedavi yöntemleri

    Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, çeşitli nedenlerle oluşan ve kişinin yorgun hatta hasta bir görünümde olmasına neden olan gözaltı morluklarının güncel tedavi yöntemleriyle giderilebildiğini söyledi.

    Cildin yaşlanma sürecinde ilk yıpranan bölgelerden birinin gözaltı bölgesi olduğuna dikkat çeken Dr. Jale Yüksek, bu bölgedeki yıpranmaların daha yorgun ve yaşlı bir yüz ifadesi oluşturduğunu belirtti.

    Göz çevresinde yaşanan başka cilt sorunlarının da dış görünümdeki iyilik haline olumsuz etki ettiğini hatırlatan Dermatolog Jale Yüksek, “Göz altında mor, koyu renkli cilt rengi, kişilerin sosyal yaşantısını olumsuz etkilemektedir. Göz altı morluğu bazen altta yatan bir hastalığın habercisi olup kişinin genel sağlığına dikkat etmesi gerektiğini gösterir. Kansızlık veya alerji rahatsızlıklarının bir belirtisi de olabilir. Bu rahatsızlıklar tedavi edildiğinde morluk durumu oldukça azalır. Bazen de kişinin alışkanlıkları ve düzensiz yaşam tarzından kaynaklanır göz altı morluğu. Bu durumda ise kişinin sigara ve alkol kullanma alışkanlığını, uzun süre bilgisayarda vakit geçirme süresini ve düzensiz uyku alışkanlığını iyileştirmesi morluğun azalmasında etkili olacaktır.”

    Gözaltı morluğunun nedenleri

    Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, gözaltı morluğunun diğer nedenleri hakkında da şu bilgileri paylaştı: “Ailesel (kalıtımsal) nedenler. Güneş maruziyeti sonucu derinin en önemli katmanı olan dermis katmanının incelmesi. Cildin yıpranması ve yaşlanma sürecine neden olan serbest radikallere maruz kalması ve bunun sonucunda cildin hücre sayısında azalma olması. Hücrelerin bölünme yeteneklerini kaybederek kendini yenileme kabiliyetlerinin düşmesi.”

    Gözaltı morluğu olan kişilerin genellikle toplumun kendilerine önyargılı davranmalarından rahatsızlık duyduğunu ve tedavi için başvurduğunu ifade eden Yüksek, “Toplumda bu kişilerin madde bağımlısı oldukları, ağır bir hastalık geçirdikleri veya ciddi uyku sorunları yaşayan yorgun bireyler olarak algılandıkları görülmektedir” diye konuştu.

    Göz altı morluğunun tedavi yöntemleri

    Dr. Yüksek, gözaltı morluklarının tedavi yöntemlerine ilişkin verdiği bilgiler çerçevesinde bu bölgede kullanılabilen C, E ve özellikle K vitamini içeren kremlerin günde 2 kez uygulanabildiğini belirtti.

    Kremlerin antioksidan özellikleri sayesinde gözaltı morluğunda azalma sağlayabildiğini bildiren Dermatoloji uzmanı Yüksek, “Biorevitilizasyon” yönteminin de etkili olabildiğini kaydetti.

    Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, cildin yeniden yapılandırılması anlamına gelen Biorevitilizasyon tedavisinde serbest radikallerle savaşan antioksidanların, vitaminlerin (özellikle B vitaminleri), hyaluronik asit ve amino asitler içeren hazır kokteyllerin kullanıldığını açıkladı.

    Dr. Yüksek açıklamasını şöyle sürdürdü:

    “Küçük iğneler yardımıyla göz etrafına 10 dakika gibi kısa sürede uygulanabilen bu tedavi kokteyli, haftada 1 kez olmak üzere 4 seans uygulandığında göz altı morluğunda belirgin azalma sağlayabilmektedir. Biorevitilizasyon cildin yeniden yapılandırılması gereken dermis tabakasına etki eder. Dermisin incelmesini önler, cildin yapıtaşı olan kolajen maddesinin sentezlenmesini sağlar. Cildin elastikiyet kazanımında önemli rol oynar. Göz altındaki morluğu azaltmakla birlikte, göz etrafında parlaklık, kırışıklık giderme etkisi sayesinde göz etrafında ipeksi bir cilt elde edilebilir. Göz kenarında bazen yoğun yapılan botox işlemi nedeniyle veya ailesel nedenlerle gelişen göz altı torbalanmasında da olumlu iyileşme sağlayabilmektedir.”

    PRP tedavisi gözaltı morluğunun iyileşmesinde de etkili oluyor

    Tedavi seçeneklerinden birinin de PRP olduğunu belirten Jale Yüksek, açık adıyla Platelet Rich Plazma tedavisinin göz altı morluğunun azaltılması ve göz etrafının gençleştirilmesinde estetik uygulamalar içinde etkili olan en doğal uygulamalardan biri olduğuna işaret etti.

    Dermatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, PRP tedavisinde kişinin kendisinden alınan kanın zengin büyüme faktörleri içeren en doğal plazmaya dönüştürülmesi ile uygulandığını hatırlatarak, bu sayede cildin bozulmuş yapısının tıpkı ciltte oluşan bir yaranın iyileşme süreci gibi iyileşmeye başladığını ifade etti.

    Yaklaşık 30 dakika içerisinde gerçekleştirilen bu tedavinin 2-3 haftada bir toplam 3 tedavi kürü şeklinde uygulanarak göz altı morluğunda, torbalanmasında ve kırışıklıklılarında etkili düzelme sağladığını da kaydeden Dr. Yüksek diğer tedavi yöntemlerine ilişkin şunları söyledi:

    “Göz altı morluğunda çeşitli lazer sistemleri kullanılabilmektedir. Bunlardan biri Q switch NdYag lazerlerdir. Bu lazer sistemi ile gerçekleştirilen karbon peeling uygulaması ile cildin hemen altındaki dermiste renk hücreleri parçalanır ve kolajen maddesinin sentezlenmesi sağlanır. Böylece göz altı morarması azalarak daha parıltılı ve genç görünümlü göz çevresi elde edilir. 20 dakika içerisinde yapılan uygulama haftada bir şeklinde 4 tedavi kürü ile başarıyı yakalar. Diğer bir lazer tedavisi ise fraksiyonel karbondioksit lazer sistemidir. Cildin üst tabakası ile birlikte soyularak yeniden sağlıklı bir cilt yapılandırması başlatır. Ayda bir yapılan tedavi 3 seans şeklinde gerçekleştirilmektedir.”

    Işık dolgusu ile gözaltı morluğu tedavisi

    Dermatoloji Uzmanı Dr. Jale Yüksek, ışıltı dolgusu adı verilen Hyaluronik asit dolgusunun özellikle göz altı cildinde incelme ve göz altı yağ dokusunda kayıp sonucu gelişen göz altı morluğu tedavisinde etkili bir şekilde kullanılabildiğini belirtti.

    Küçük dokunuşlarla, kısa sürede gerçekleştirilen ve kişiyi sosyal yaşantısından koparmayan etkili tedavi yöntemleri sayesinde göz altı morluğu sorunu yaşayan herkeste yüz güldürücü sonuçlar almanın mümkün olduğunu vurgulayan Dr.Jale Yüksek, “Bu tedavi yöntemlerini mutlaka uzman doktorun muayene ve tedavi önerilerinin ardından yaptırmalısınız” dedi.

  • ESOGÜ’de 4. Okul Öncesi Eğitimde Güncel Konular Konferansı düzenlendi

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Eğitim Fakültesi Dekanlığı ile Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün birlikte düzenlediği “4. Okul Öncesi Eğitimde Güncel Konular Konferansı”, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Berrin Akman ve Ankara Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Çağlayan Dinçer’in konuşmacı olarak katılımlarıyla ESOGÜ Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleşti.

    Okul öncesi öğretmenleri ve öğretmen adaylarının yoğun ilgi gösterdiği etkinliğin açılışında konuşan ESOGÜ Valide Malhatun Uygulama ve Araştırma Anaokulu Koordinatörü ve Eğitim Fakültesi Okul Öncesi Eğitim Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Neslihan Bay, Eskişehir İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile yürüttükleri işbirliğinden duydukları memnuniyeti ifade ederek kendilerine teşekkür etti. Ülkemizin çok zorlu bir süreçten geçtiğini belirten Yrd. Doç. Dr. Neslihan Bay, okul öncesi eğitimcileri olarak bu süreçte taşıdıkları sorumluluğun bilincinde olduklarını belirterek, fikri, vicdanı ve irfanı hür, milli ve manevi değerlerle donanmış, ruhu vatan sevgisiyle dolu bireyler yetiştirmek için her şeyi yapmaya hazır olduklarını ifade etti. İdealleri, amaçları ve yürekleriyle dördüncü kez bu konferansa katıldıkları için tüm okul öncesi öğretmenleri ve öğretmen adaylarına teşekkür eden Yrd. Doç. Dr. Neslihan Bay, katılımları için Prof. Dr. Berrin Akman ve Prof. Dr. Çağlayan Dinçer’e de teşekkür ederek verimli bir konferans geçirilmesini diledi.

    Açılışın ardından konuşmacılardan Prof. Dr. Berrin Akman “Erken Çocukluk Döneminde Fen ve Matematik” konulu, Prof. Dr. Çağlayan Dinçer ise “Etkili Sınıf Yönetimi İçin Önemli İpuçları” konulu sunumlarını gerçekleştirdi.

  • Bandırma Devlet Hastanesi’nden Güncel Çalışmalarda Öncü Adımlar Atıldı

    Bandırma Devlet Hastanesi’nde Sağlık Bakanlığı, Sosyal Güvenlik Kurumu ve uzmanlık derneklerinin katılımıyla Avrupa çapında yürütülen Hırvatistan, Almanya, İspanya ve Türkiye’nin dahil olduğu “Herkes İçin Yeterli Beslenme [Optimal Nutritional Care For All, (ONCA)]” projesi ile hastalıklarla ilişkili yetersiz beslenme riskinin ortaya konulması ve riskli hastaların tedaviye yönlendirilmesi hedefleniyor.

    ONCA Projesi Türkiye’de Kamu Hastaneleri Kurumu olarak, aralarında Bandırma Devlet Hastanesinin de olduğu 33 hastane ile projeye destek vermektedir. Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu ONCA Temsilcisi Cerrahi Onkoloji Uzmanı ve Klinik Nutrisyon Ünitesi Sorumlusu Doç. Dr. Mutlu Doğanay, proje ile ilgili çalışanları ve yapılan çalışmaları yerinde değerlendirmek, proje hakkında ayrıntılı bilgi vermek üzere Bandırma Devlet Hastanesini ziyaret etti. Doç. Dr. Mutlu Doğanay yaptığı sunumda “Herkes için Yeterli Beslenme projesinde” hedeflerinin, Türkiye’de hastaneye yatırılan tüm hastaların yatış aşamasında beslenme durumlarının taramadan geçirilmesi, hastalıkla ilişkili yetersiz beslenme riski olanların saptanması ve durumu riskli olanların uygun tedaviye yönlendirilmesi olduğunu söyledi. Türkiye çapında öncelikle pilot olarak seçilen kamu hastanelerinde bu projeyi başlattıklarını ve daha sonra da bunun tüm hastanelere yaygınlaştırılmasının planlandığını açıkladı. Ancak yaptıkları ziyarette Bandırma Devlet Hastanesinin ilk etapta proje kapsamında olmamasına rağmen kendi gayret ve çalışmaları ile 2015 yılında Nütrisyon Destek Ekibini kurup, yatan hastaların beslenme ihtiyaçları değerlendirilerek, destek beslenme tedavisi ihtiyacı olan hastalarımıza gerekli tedavileri uygulamaya başladıkları ve gayet de başarılı bir şekilde yürüttüklerini gördüğünü ifade ederek, yaptıkları katkılardan dolayı Hastane Başhekimi Uz.Dr.Muzaffer Şenveli’ye ve nütrisyon ekibine övgülerde bulundu.

    Hastane Başhekimi Uz.Dr.Muzaffer Şenveli, ’’Hastanemiz nütrisyon ekibinin başarılı çalışmaları sonucu, Bandırma Devlet Hastanesi pilot hastanelerden biri olarak seçilmiştir. ONCA projesi Avrupa çapında bir proje olup 2014 yılında başlatılan, Avrupa’da hastalıklarla ilişkili yetersiz beslenme riskini ortaya koymayı ve riskli hastaları tedaviye yönlendirmeyi hedefleyen çok paydaşlı bir girişimdir. Kampanyanın nihai hedefi Türkiye’de hastaneye yatırılan tüm hastaların yatış aşamasında beslenme durumlarının taramadan geçirilmesi, hastalıkla ilişkili yetersiz beslenme riski olanların saptanması ve durumu riskli olanların uygun tedaviye yönlendirilmesidir’’ dedi.

  • Koltuk Altı Kararmasının Güncel Tedavileri

    Yaz mevsiminin yaklaştığı bu günlerde özellikle kadınların yaşadığı önemli sorunlardan biri de koltuk altı ve diğer kıvrım bölgelerinde görülen renk koyulaşması hakkında bilgi veren Dermatolog Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, özellikle koltuk altı gibi kıvrım bölgelerindeki koyulaşmaların deriye rengini veren melanin adlı maddenin miktarının artması sonucu ortaya çıktığını söyledi.

    Uzman Dermatolog Yrd.Doç.Dr.Jale, Koltuk Altında ve kıvrım bölgelerinde görülen renk koyuluğunun sebeplerinin esmer tenli kişilerde daha sık karşılaşılan bu sorunun yaz aylarında kadınların askılı veya kolsuz kıyafet giyememesine, kasıktaki koyulaşmaların ise bikini kullanımını engellediğini belirtti. Dr.Jale Yüksek ; “Koltuk altı ve kıvrım bölgelerinde görülen koyu renk değişiklikleri sıklıkla basit nedenler sonucu gelişir. Bazen de özellikle dirençli bir durum söz konusu ise bazı hastalıkların da habercisi olabilir. Kıvrım bölgelerindeki koyulaşmada en önemli neden sürtünmedir. Koltuk altı ve genital bölgenin kıllarını ağda veya jiletle düzenli aralıklarla almak o bölgedeki derinin travmaya doğal yanıtı olarak renk koyulaşma tepkisi verir. Bu bölgedeki kıllardan geçici epilasyon yöntemleri (jilet, ağda, epilasyon cihazları) ile değil de kalıcı epilasyon yöntemleri olan lazer epilasyon veya iğneli epilasyonla tamamen yok edilmesi tekrarlayan travmadan deriyi kurtaracağı için derinin rengi giderek açılır. Yaz aylarında yoğun güneş almayan dolayısıyla bronzlaşmayan bir bölge olduğu için koltuk altına lazer epilasyon işlemine kişi ilkabahar ve yaz mevsimlerinde de rahatlıkla devam edebilir”dedi.

    Aşırı terleme cildin rengini koyulaştırabildiğini belirten Yüksel, koltuk altı kararmasında diğer sık görülen nedenlerden biri de bu bölgenin aşırı terlemesi olarak öne çıktığını belirterek, şunları söyledi: “Aşırı terleyen kişi sık sık deodorant, roll on kullanınca bu ürünlerin içeriğindeki alkol nedeniyle deride oluşan tahriş, renkte koyulaşma yapıyor. Bu durumda en iyi çözüm bu bölgeye deodorant veya roll-on kullanımını sonlandırmaktır. Bu yapılamıyorsa tahriş özelliği düşük olan organik ürünlerin tercih edilmesi yerinde olacaktır.”

    Koltuk altı terlemesi bu bölgede nemli ortam oluşturarak bakteri ve mantar gibi enfeksiyonlara zemin hazırladığını bildiren Yüksel, bu enfeksiyonların da koltuk altında renk koyulaşmasına neden olduğunu belittti.

    Dr.Jale Yüksek, bu durumla ilgili önerilerini şöyle sıraladı: “Enfeksiyonların tedavi edilmesi ve enfeksiyon tekrarının yaşanmaması için de koltuk altının kuru tutulması gerekir. Bu noktada teri emmeyen sentetik ve dar kıyafetlerin giyilmemesi, pamuklu, bol ve rahat kıyafet tercihi yerinde olacaktır. Günümüzde koltuk altı terlemesi tedavisinde sık tercih edilen yöntem kolaltı botox uygulamasıdır. Bahar döneminde yapılan kolatı botox uygulaması yaklaşık 15-20 dakikada gerçekleştirilip tüm yaz boyunca kişinin koltuk altının kuru kalmasını sağlar.”

    Koltuk altı bölgesinin kararmasında kullanılan tedavi yöntemleri arasında leke açıcı kremler ve kimyasal peeling uygulamaları olduğunu bildiren Dermatolog Yrd. Doç. Dr. Jale Yüksek, bu konuda da şu açıklamayı yaptı :“Koltuk altı kararması kadınlarda kozmetik kaygıya neden olduğu için genellikle bazı bitkisel kürlerle koyuluk açılmaya çalışılır. Bitkisel kürler arasında patates, salatalık, limon, zerdeçal, bal, yoğurt, yumurta yağı, gül suyu, portakal, karbona,süt, sirke, nohut unu , hindistan cevizi yağı yer almaktadır. Durum dirençli ise doktora başvurulması gerekir. Leke açıcı kremlerin içeriklerinde retinoik asit, üre, alfa hidroksiasitler (AHA), salisilik asit, yüzde 2 ve yüzde 4 hidrokinon sıklıkla yer almaktadır. Diğer bir geleneksel tedavi ise kimyasal peelingdir. Kimyasal peeling özel solüsyonlarla gerçekleştirilir. Kol altı bölgesinde deri kalınlaşması da varsa derinin incelmesini de sağlar.”

    Bir başka tedavi yöntemi ise lazer ile renk açma uygulamaları hakkında da bilgi veren Dr. Yüksel, bu kapsamda uygulanan lazerlerden biri fraksiyonel karbondioksit (CO2) lazerler olduğunu bildirdi. Jale Yüksel, “Lazer sistemi ile lazer ışığı derideki melanin maddesi tarafından emilir ve melanin maddesinde ısı etkisi ile tahribat oluşur. Böylece ciltteki koyu renk açılır. İşlem tek seans uygulanabileceği gibi lekenin durumuna göre 20 günde bir veya ayda bir olmak üzere birkaç seans uygulanabilir. Uygulama 15-20 dakika gibi kısa sürede rahatlıkla uygulanır. Genellikle anesteziye ihtiyaç duyulmaz, uygulama deride hafif bir yanma hissi oluşturur, bundan rahatsız olan kişilerde anestezi kremi ve buz uygulaması yapılarak kişide anında bir rahatlama sağlanır. İşlemden sonra bir gün bölgeye su temasından kaçınılır bepanten tarzı epitelizan kremler birkaç gün uygulanır. Kişi sosyal yaşantısına hemen geri dönebilir. İşlemden sonra herhangi bir istirahat gerekmez. Uygulamadan kısa süre sonra leke açılmaya başlayarak, pürüzsüz canlı renkte bir cilt görüntüsü oluşur. Sağlığa zarar vermeyen güvenli bir tedavi yöntemidir.”

    Renk açma lazer uygulamaları arasında diğer bir güncel yöntem de, Q switch NdYag lazer sistemi ile gerçekleştirilen karbon peeling uygulaması olarak belirten Uzman Dermatolog Yrd.Doç.Dr.Jale Yüksek, bu tedaviye ilişkin ise şu bilgileri verdi;“ İşlemde bölgeye karbon losyon sürülür, losyon kuruduktan sonra özel lazer ışığı uygulaması yapılır. Herhangi bir ağrı hissi oluşmadan 15-20 dakikada işlem bitirilir. Karbon peeling 10 günde bir yapılan 6 seanslık uygulamalarla ciltteki lekenin açılması ve cildin gençleşmesini sağlar. Yaz aylarında bile rahat, kolay uygulanan yeni bir renk açma lazer uygulamasıdır. Bir ay gibi kısa sürede koltuk altı kararmasında başarılı sonuçla sosyal yaşamdan kopmadan yaza hazırlanmak karbon peeling ile mümkündür.”