Etiket: GÜNCEL

  • Prof. Dr. Ortaylı’dan “Türk Dünyası ve Türkoloji Çalışmalarının Güncel Meseleleri” konferansı

    Ünlü tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı, Ahmet Yesevi Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsünün davetlisi olarak “Türk Dünyası ve Türkoloji Çalışmalarının Güncel Meseleleri” başlıklı bir konferans verdi.

    Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Devlet Üniversitesine bağlı Avrasya Araştırma Enstitüsü; Yunus Emre Enstitüsü ve Türkiye Cumhuriyeti Almatı Başkonsolosluğu’nun da destekleriyle, ünlü Türk tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı tarafından verilen “Türk Dünyası ve Türkoloji Çalışmalarının Güncel Meseleleri” başlıklı konferansı düzenledi.

    Konferansın ilk açılış konuşmasını Avrasya Araştırma Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Vakur Sümer yaptı. Sümer, konuşmasında konferansın düzenlenmesinde emeği ve desteği olan paydaşlara teşekkür etti. Türk tarihinin başladığı topraklarda bulunduklarını aktaran Sümer, Türkler’in buradan başlayan hareketinin batıya doğru gittikçe büyüyerek, Dünya tarihinin seyrini değiştiren bir niteliğe büründüğünü aktardı. Bu çerçevede, Prof. İlber Ortaylı’nın Almatı ziyaretinin ve vereceği konferansın çok anlamlı olduğunu dile getirdi.

    İkinci konuşmayı Türkiye Cumhuriyeti Almatı Başkonsolosu Sayın Rıza Kağan Yılmaz yaptı. Rıza Kağan Yılmaz konuşmasında konferansı düzenleyen Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi Avrasya Araştırma Enstitüsü’ne ve destekleyen tüm kurumlara teşekkür etti. Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Kazakistan’ın eski başkenti Almatı’ya gelmesinden ötürü teşekkürlerini sunarak, gelecekte Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın Kazakistan’ı daha fazla ziyaret etmesini diledi.

    Prof. Dr. İlber Ortaylı “Türk Dünyası ve Türkoloji Çalışmalarının Güncel Meseleleri” başlıklı konuşmasında eski Türkler’in ve bugünkü Türk dünyasının durumunu anlatarak, Rusya’yı istila edenlerin içinde Moğollar’ın çok az olduğunu ifade etti ve Moğollar’ın yanında daha çok Kıpçak Türkleri’nin olduğunu belirtti.

    Bugünlerde “Tatar” ismini taşıyanların kendi ismini beğenmediklerini vurgulayarak, kendilerini Bulgar olduklarını iddia ettiklerini açıkladı. Bir diğer yanlış ifadenin, Moğol ve Türkler aynı kökten oldukları ifadesi olduğunu belirterek, bu iki toplumun kökünün aynı olmadığının altını çizdi. Moğollar’ın ve Türkler’in sadece aynı akraba gruptan olduklarını açıkladı. Ortaylı, Türkler’in İslamiyet’ten önceki geleneklerini anlatarak Moğollar ile aralarındaki farklardan bahsetti.

    Konuşmasının devamında Antik Çağ döneminden bugünlerdeki Türk dünyasına kadar olan dönemi anlatan İlber Ortaylı, asırlar içinde çok değişimler yaşandığını vurguladı. Özellikle Türk ırklarının farklı coğrafyalarda bulunmasına ve konuşulan dillerin birbirlerinden uzaklaşmasına rağmen, kökünde bu dillerin çok yakın olduğunu açıklayarak, bu toplulukların en fazla on gün içinde birbirlerini anlayacak hale gelebildiklerini söyledi.

    Bugünkü Türkoloji’nin sorunları üzerinde konuşmasına devam eden Ortaylı, herkesin kendi dilini bağımsız bir dil görmekte özgür olduğunu belirtti. Örneğin, İsveç, Norveç, Danimarka gibi ülkelerin, kendilerini birbirinden ayrı ülkeler olarak görse bile, aynı dilde konuştuklarını ifade etti. Bunun gibi eğilimlerin çok olduğunu açıklayarak, filoloji bakımından Hollandaca ve Almanca dillerinin bile esasen aynı lehçe durumunda olduklarının altını çizdi. Bugünkü Türk dünyasının en büyük sorunlarından birisinin, kendi dillerimizin kullanılması ve konuşulması konusu olduğuna vurgu yaparak kendi çocuklarımıza kendi ana dilimizi gerekli kadar öğretemediğimizi belirtti.

    İlber Ortaylı, Türk dillerinde konuşan ülkelerin yabancı dil öğrenmelerinin çok kolay ve hızlı olduğunu açıklayarak, son zamanlarda esas olarak Türk gençlerinin kendi dillerinde ve konuşma tarzlarında problemler oluşmaya başladığını söyledi. Bu sorunların çoğunun telaffuz sorunları olduğuna işaret ederek, Avrupa ve Amerika’nın etkilerini bu durumun en önemli nedeni olarak gösterdi.

    Arapçayı ve Müslümanlığı Araplar’dan öğrenmediğimizi, esasen Farslar’ın bize İslam’ı öğrettiğini anlatan Ortaylı, 10. yüzyıldan 18. yüzyıla kadar bazı Türkler’in Müslüman olmadıklarını açıkladı. O dönemlere kadar kimi boyların konuştukları dilde 70’ten fazla “domuz” kelimesi olduğunu belirtti. Prof. Ortaylı, Türkler için Müslümanlığın çok önemli olduğunu anlattı ve İslamiyet’in dikkatle değerlendirildikten sonra Türkler tarafından kabul edildiğini belirtti.

    Prof. Ortaylı’nın sunumunu takiben, soru-cevap kısmına geçildi. Dinleyiciler, çeşitli konularda sorular sorarak görüş alışverişinde bulundular.

    Konferansın sonunda Prof. İlber Ortaylı’ya, günün anısına sertifika ve hediye takdimi yapıldı. (BC –

  • Konya’da aile hekimliğinde güncel sorunlar semineri

    Konya’da, aile hekimliğinde güncel sorunlar ve malpraktis konulu seminer düzenlendi.

    Seminerin açılış konuşmasını yapan Konya Aile Hekimliği Etkinlik Derneği (KONAHED) Başkanı Dr. M. Sadrettin Özerdem, derneklerinin hem idarenin hem de sağlık çalışanlarının işlerini kolaylaştırmak ve çözüme katkı sunması amacıyla kurulduğunu söyledi. Dr. Özerdem, “Ülkemiz çıkarlarının her zaman en üste tutarak, çalışanlarının sorunlarını idareye aktarımı ve çözüm önerileriyle katkı sunmalarını amaçlayan bir meslek örgütü kurmaya karar verdik” dedi.

    İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Koç, seminerde aktif olan sorunların konuşulacağını ifade ederek, “Konuşulmadan anlaşılmaz, iletişim olmadan başarı olmaz. Sivil toplum kuruluşları vazgeçilmez bir yapıdır aslında. Sahadaki her türlü sorunların aktarılması açısından güzel bir yöntemdir” dedi.

    1. Adli Tıp İhtisas Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Üzün ise, seminerde hasta hekim arası sözleşme, malpraktis, komplikasayon ile ayrımı, bilirkişilik, malpraktis nedenleri ve malpraktis örnekleri hakkında bilgilendirmede bulundu.

    Sağlık Bakanlığı Halk Sağlığı Genel Müdürü Dr. Hüseyin İlter de, Konya’da olmaktan mutluluk duyduğunu ifade ederek, ”Aile hekimliğinde yeni dönem planlamaları konuşmak istiyorum. Birkaç başlığa ayırdım. 2 temel başlığımız var. Bir mevcuttaki sıkıntılarımızı çözmeye yönelik akut düzenlemelerimiz neler, ikincisi ileriye dönük yapısal olarak aile hekimliğinde ne üzerine tartışıyoruz onları sizinle paylaşacağım” ifadelerini kullandı.

    Seminer daha sonra soru-cevap şeklinde devam etti.

  • ESOGÜ’de ’Duchenne Musküler Distrofisi Güncel Bilgiler ve Farkındalık’ konferansı

    Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde (ESOGÜ) “Duchenne Musküler Distrofisi Güncel Bilgiler ve Farkındalık” konulu konferans düzenlendi.

    Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı ile Nöromusküler Hastalıklar Araştırma Derneği’nin birlikte düzenlediği “Duchenne Musküler Distrofisi Güncel Bilgiler ve Farkındalık” konulu konferans ESOGÜ’de bulunan

    Prof. Dr. Necla Özdemir Konferans Salonu’nda gerçekleşti.

    “Kaslarda erimeye yol açan ciddi seyirli genetik bir hastalıktır”

    Düzenlenen konferansta konuşma yapan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı Çocuk Nörolojisi Bilim Dalı Öğretim Üyeleri Doç. Dr. Coşkun Yarar ve Doç. Dr. Kürşat Bora Çarman’ın konuyla ilgili açıklamalarda bulundular.

    Yapılan açıklamada Duchenne Musküler Distrofisi’nin çocukluk yaşlardan başlayan bir genetik hastalık olduğunu ifade eden konuşmacılar, “Duchenne Musküler Distrofisi çocukluk çağında başlayan, fiziksel işlevlerde sürekli azalmanın görüldüğü, kaslarda erimeye yol açan ciddi seyirli genetik bir hastalıktır. X kromozomu üzerinde bulunan distrofin genindeki mutasyonlardan kaynaklanmaktadır. Duchenne Musküler Distrofisi genellikle erkek çocukları etkilemektedir. Kız çocukları taşıyıcı olabilmekte ve daha hafif hastalık belirtileri gösterebilmektedir. Annesi mutasyonlu gene sahip bir erkek çocuğun bu hastalığı kalıtımla alma ihtimali yüzde 50’dir. Hastaların yaklaşık % 30’unda ise spontan mutasyon vardır, yani aile öyküsü bulunmamaktadır. Yenidoğan 3.500 erkek bebekten birinin bu hastalığa maruz kaldığı bildirilmektedir. Bu bebekler doğduklarında genellikle normaldir ve hareketin çok erken gelişim basamaklarına erişirler. İlk belirtiler genellikle 2,5-5 yaşları arasında belirgin hale gelir. Bu sıralarda etkilenen erkek çocukları sık sık düşer, oyun oynarken arkadaşlarına ayak uydurmakta zorluk çeker ve koşarken, zıplarken anormallikler gösterir. Hastalık ilerledikçe bacak, kalça ve omuz kaslarında belirgin ilerleyici güçsüzlük ve kas erimesi ortaya çıkar. Hastalığın ilerleyişi ile ilişkili diğer belirtiler reflekslerin kaybı, yalpalayarak yürüme, oturur veya yatar pozisyondan kalkarken ya da merdiven çıkarken zorluk ile kalp ve solunum kaslarında hasarı içermektedir. Ayrıca bazı çocuklarda zihinsel ve davranışsal etkilenmeler görülebilir. Solunum ve kalp yetmezliğine bağlı hastalar erken yaşlarda kaybedilebilmektedir” şeklinde konuştular.

    “Ailelerin çocuklarında belirtileri erken fark etmeleri ve hekime başvurmaları oldukça önemlidir”

    Duchenne Musküler Distrofisinin erken tanısı ile bazı komplikasyonların önlenebildiğini ve yaşam kalitesini düzelebileceğini ifade eden konuşmacılar sözlerine şu şekilde devam etti:

    “Yapılan çalışmalarda Duchenne Musküler Distrofisi belirtilerinin başlangıcı ile kesin tanı arasında yaklaşık 2.5 yıllık bir gecikme olduğu ve tanının ortalama 4.9 yaşında doğrulandığı bildirilmektedir. Ailelerin çocuklarında yukarıda ifade ettiğimiz belirtileri erken fark etmeleri ve hekime başvurmaları oldukça önemlidir. Başvurulan hekimin çocuğu değerlendirmesi ve kreatin kinaz testinin yüksekliğinin saptanması tanıda ilk aşamaları oluşturmaktadır. Daha sonra hastanın bir Çocuk Nörolojisi uzmanına yönlendirilmesi, ayrıntılı değerlendirilmesinin yapılması, genetik testler ve gerekirse kas biyopsisi ile tanıya ulaşılması hedeflenir. Duchenne Musküler Distrofisi tanısı alan hastalara yaklaşım farklı bölümlerin işbirliği ile olmalıdır. Zira bu hastalık birçok sistemi birlikte etkilemektedir. İlaç tedavileri, fizik tedavi ve rehabilitasyon yaklaşımları, ortopedik, solunum ve kalp sorunlarına yaklaşım, çocuğun ve ailenin psikolojik yönden desteklenmesi gibi yaklaşımlar birçok birimin birlikte hareket etmesini gerektirmektedir. Biz bu toplantı ile öncelikle bu hastalarla karşılaşacak olan genç hekim arkadaşlarımıza Duchenne Musküler Distrofisi ile ilgili bilgileri tekrar hatırlatmayı ve bu konuda bir farkındalık oluşturmayı hedefledik. Böylece hastalarımızın erken tanı almalarıyla, oluşabilecek komplikasyon risklerini azaltmayı ve yaşam kalitelerini yükseltmeyi diliyoruz. Bu toplantılar bir proje kapsamında farklı merkezlerin katılımıyla tüm ülkemizde yapılmaktadır.”

  • “Nano Dünyada Güncel Gelişmeler” konuşuldu

    Nano Dünyada Güncel Gelişmeler Buluşması Anadolu Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü’nde gerçekleştirildi.

    Abdullah Gül Üniversitesi Malzeme Bilimleri ve Nanoteknoloji Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hakan Usta’nın konuşmacı olarak katıldığı toplantıya Fen Fakültesi’nden birçok öğrenci ve öğretim üyesi katılım gösterdi. Doç. Dr. Hakan Usta ziyaret kapsamında; mühendislik uygulamalarına yönelik gelişen proje görüşmelerinin yanı sıra “Moleküler Mühendislik Yaklaşımları ile Optoelektronik Uygulamalar için Yüksek Performanslı Fonksiyonel Malzeme Geliştirilmesi” başlıklı sunumunu katılımcılar ile paylaştı.

    2014 BAGEP Genç Bilim İnsanı Ödülü ve malzeme bilimleri ile nanoteknoloji alanında 2015 TÜBA-GEBİP Üstün Başarılı Genç Bilim İnsanı

    Ödülüne sahip olan Doç. Dr. Hakan Usta, optoelektronik aygıtlar üzerine yaptığı çalışmalar ile biliniyor. Bu konu ile ilgili olarak Fen Fakültesi Fizik ve Kimya Bölümü öğrencileri ve öğretim elemanları ile fikir alışverişinde bulunan Doç. Dr. Usta, aynı zamanda son dönemde kendi çalışma grubu tarafından geliştirilen ve Nature Materials, Advanced Materials ve JACS gibi dergilerde yayımlanmış çalışmaları hakkında da bilgiler verdi. Üzerine çalışmalar yürütülen organik bazlı elektronik aygıt teknolojilerinin ticarileştirilebilmesi için birçok yüksek performanslı yeni yarıiletken ve farklı özelliklerde plastik malzemeler geliştirdiklerini kaydeden Doç. Dr. Hakan Usta, bu malzemelerin bazılarının günümüzde bu alandaki sayılı yarıiletkenler arasında kabul edildiğini ifade etti.

    Doç. Dr. Usta’nın, Fen Fakültesi laboratuvarlarında ileriye yönelik projeler açısından inceleme yapmasının ardından buluşma sona erdi.

  • Balıkesir’de ’Ebeler İçin Güncel Yaklaşımlarla Doğum Eylemi’ sempozyumu düzenlendi

    Balıkesir’de “Ebeler İçin Güncel Yaklaşımlarla Doğum Eylemi” konulu sempozyumda konuşan Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreteri Servet Kocaöz, Balıkesir yaşlandığı, doğum sayısı azaldığına dikkat çekti.

    Balıkesir Kamu Hastaneleri Genel Sekreterliği tarafından Öğretmenevi’nde düzenlenen sempozyuma, Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi öğretim görevlileri konuşmacı olarak katıldı. Konuşmacılar, doğum eylemi bakımında güncel gelişmeler ve kanıta dayalı uygulamalar hakkında katılımcılara önemli bilgiler aktardılar.

    Op. Dr. Servet Kocaöz, sempozyumdaki açılış konuşmasında, Balıkesir’in hızla yaşlandığını, ilimizin yaşlanmasında doğum sayılarının azalmasının, nüfus büyüme hızının düşmesinin etkili olduğuna değindi. Bu durumun değişmesine katkıda bulunmak için mutlaka sezaryen ile doğumların gerçek endikasyonlarla yaptırılmasına, gerekmedikçe sezaryen yaptırılmamasına dikkat edilmesi ve doğurganlık çağındaki kadınların normal doğumla en az dört çocuk doğurması nüfusumuzun azalmaması için şart olduğunu vurguladı. Sezaryen ile doğumların azalabilmesi için ebelik hizmetlerini güçlendirmenin önemli olduğunu vurgulayan Kocaöz, “Ebelerimiz sağlıklı normal doğumların gerçekleştirilmesinde en önemli rolü oynuyorlar ve biz sizlerin desteği ile şu anda sezaryen oranımızı Dünya Sağlık Örgütü’nün hedefinin de altına indirdik. Bu büyük başarıda çok büyük emeğiniz ve desteğiniz var. Emekleriniz, güzel hizmetleriniz için sizlerin şahsında tüm ebelerimize teşekkür ederim.” dedi.

    Kocaöz, ayrıca bu sempozyumun ilimizde çok kısa bir sürede hazırlanarak gerçekleşmesini sağlayan Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Zübeyde Hanım Sağlık Yüksekokulu Öğr. Gör. Doç. Dr. Semra Kocaöz’e ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi Gülhane Hemşirelik Yüksekokulu Öğr. Gör. Doç. Dr. Gülden Güvenç’e desteklerinden dolayı teşekkür etti.

    Tüm gün boyunca devam eden sempozyum sonunda katılımcılara sertifikaları, KHB Genel Sekreteri Op.Dr. Servet Kocaöz, İL Sağlık Müdürü Dr. Yasin Yılmaz ve Halk Sağlığı Müdürü Uz. Dr. Refik Budak tarafından verildi.