Etiket: Güldürüyor

  • İhracatlık domates yüzleri güldürüyor

    Sıfır rakımından 1600 rakımına kadar domates yetiştirilen Mersin’in Erdemli ilçesinde güz sezonu hasadı başladı. İlk olarak 900-1600 rakımları arasında açıkta ve serada çıkan güz domatesi, 1 lira 40 kuruşa kadar alıcı buldu. İhracatlık olarak yetiştirilen ve çakır olarak toplanan domates, sezon başında çiftçilerin yüzünü güldürüyor.

    Erdemli Ziraat Odası Başkanı Rasim Şahin, çiftçinin iç ve dış piyasa taleplerini karşılayacak kaliteli ürün yetiştirdiğini söyledi. Ürün kalitesine güvendiklerini belirten Şahin, “2016 güz dönemi domates hasadımız başlamıştır. Cefakar ve fedakar çiftçilerimizin emekleri ile kaliteli domatesler yetiştirilmiştir. Suudi Arabistan, Romanya, Bulgaristan ve İsrail’e şuanda ihracat yapılmaktadır. Ürün kalitemize güvenerek daha çok ihracatçı bekliyoruz. Çiftçilerimizin emekleri boşa gitmeyecektir. Rusya ile anlaşma olursa, Avrupa Birliği ülkeleri ile ihracat gerçekleşirse talepleri karşılayacak şekilde üretim yapılmaktadır” dedi.

    Talebin yoğunlaşmasıyla fiyatların biraz daha artmasının beklendiğini ifade eden Şahin, “Sezonun ilk başladığı 900-1600 rakımları arasında 9 bin 800 dönüm araziden yaklaşık olarak 100 bin-120 bin ton civarında ürün beklentimiz vardır. İnşallah çiftçimizin kazancı bol ve bereketli olur. İhracatçılar memleketimize daha çok gelir. Fiyatlarımız 1 lira 20 kuruş ile 1 lira 40 kuruş aralığındadır. Taleple birlikte fiyatın da artacağından umutluyuz” diye konuştu.

    Küstülü Mahallesi’nde güzlük domates yetiştiren çiftçilerden Sultan Yıldırım da, “8 dönüm seramız var. 80 ton domates topladık. Kaliteden ve verimden çok memnunuz. Sezon iyi gidiyor şuan” dedi.

    Erdemli Ziraat Odası Meclis Başkanı ve aynı zamanda çiftçi olan Ahmet Çalışkaner de, “Domates ihracatımız başlamıştır. İhracatın gerçekleşmesinden çiftçimiz memnun. Şimdilik gittiği yerler arasında Suudi Arabistan, İsrail, Hollanda var. Yakın bir zamanda da Rus pazarıyla buluşacak. Çiftçilerimiz gayet memnundur” şeklinde konuştu.

    Sıfır rakımından 1600 rakıma kadar farklı zaman aralıklarında dört mevsim domates yetiştirilen ilçede toplam üretim rekoltesi yıllara göre 400 bin ton ile 700 bin ton arasında değişiyor.

  • Derya Över: “Kurban Bayramı yurt dışı tur fırsatları yüzleri güldürüyor”

    Cafe Tur Ürün ve Satış Müdürü Derya Över, Kurban Bayramı tatilinin 9 güne uzatılmasıyla birlikte, tatilcilerin yurt dışı seyahatlerinde rezervasyon yoğunluğu oluşturduklarını belirtti.

    Dünyanın 150 ülkesinden 350’nin üzerinde bölgeye yurt dışı turu düzenleyen Cafe Tur’un Ürün ve Satış Müdürü Derya Över, yılın son uzun resmi tatili olması nedeniyle Kurban Bayramı yurt dışı turlarına yoğun ilginin olduğunu belirtti. Över, Kurban Bayramı tatili için en çok tercih edilen ve ekonomik olan destinasyonlar hakkında da detay verdi. Thassos, Budva ve Halkidiki’nin yılın en popüler tatil destinasyonları olduğunu belirten Över: “Thassos, Budva ve Halkidiki muhteşem plajları, turkuaz denizi ve hareketli gece hayatı ile öne çıkan tatil cennetleri. Diğer alternatiflere göre ekonomik olması sebebiyle denizseverler tarafından ilgi görüyor. Üç destinasyon da Kurban Bayramı’nda tercihini deniz tatilinden yana kullanacakları memnun edecektir” dedi.

    “Çoklu turlarla bir çok şehri keşfedin”

    Kurban Bayramı’nda çoklu turlarla birden çok şehri cazip fiyat seçenekleriyle keşfedebileceklerini ifade eden Över:”Kurban Bayramı süresince özellikle balkanları keşfetmek isteyen seyahatseveler için Bulgaristan Romanya Transilvanya Turu, Baştan Sona Büyük Balkanlar Turu ve Yunanistan Makedonya Bulgaristan Turu öne çıkan fırsatlar arasında yer alıyor” diye konuştu.

    “Paris her zaman doğru tercih”

    Paris’in her zaman ilk tercih olduğunu kaydeden Över:” Paris turu her mevsimde akla gelen seçeneklerden biri. Eiffel Kulesi’nin muhteşem manzarasından şehri izleyebilir, Champs-Élysées’de (Şanzelize Caddesi) birbirinden şık ve güzel kafe ya da restaurantlarda bir şeyler yiyebilir, içebilirsiniz. Paris Kurban Bayramı’nda da yurt dışı tatili düşünenlerin ilk tercihleri arasında olacaktır” ifadelerini kullandı.

    “Ortaçağ’ı tekrar yaşamak: Prag”

    Eski bir tarihe ev sahipliği yapması ve mimarisini günümüze kadar koruyarak Ortaçağ atmosferini yakından hissetmek isteyecekler için Prag Turunun Kurban Bayramı’nda iyi bir alternatif oluşturduğunu belirten Över:” Bilinen bir çok müze, katedral, kilise, kale ve tarihi meydanlarını keşfederek, Ortaçağ havasını modern dünyada yaşamanızı sağlayacak oldukça iyi bir alternatif. Bununla birlikte kısaca bir not düşmekte fayda var. Cafe Tur, seyahatte tarih bazlı sorunları çözerken aynı zamanda, otel ve uçak seçeneklerine dilediğiniz gibi müdahale edebilmenizi sağlıyor. Tur içerisinde sunulan oteli ya da havayolunu beğenmezseniz, değiştirme imkanına sahipsiniz. Alacağınız hizmetin kalitesi için seçeceğiniz tur operatörüne mutlaka dikkat etmeniz gerekmekte. Aksi halde karşılaşmak istemediğiniz sürprizlerle karşılaşmak durumunda kalabilirsiniz” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber) Kiraz Üreticisini Güldürüyor

    Mersin’in Erdemli ilçesinde hasadına başlanan turfanda kiraz, üreticinin yüzünü güldürüyor. Sezonundan çok önce olgunlaşan kirazın kilosu, cinsi ve özelliğine göre kilosu 6 ila 10 lira arasında değişiyor.

    İlçeye bağlı 750 rakımlı Esenpınar’da üreticiler imece usulüyle kiraz hasadına başladı. Yaz aylarının vazgeçilmez meyvesi kiraz mayıs ayı başında verimiyle üreticiyi mutlu etti, albenisiyle göz okşadı.

    Bu yılki verimden memnun olduklarını söyleyen üretici Mustafa Yıldız, “Bu yıl kirazlarımız çok iyi, verim yüksek, kaliteli de. Geçen yıllara göre 20 gün erken olgunlaştı. Fiyatların çok fazla düşmeyeceğini tahmin ediyoruz. Çin’e ihracatla ilgili bir anlaşma yapıldığı söyleniyor. Verim iyi, mahsul tutumu iyi Allah sonunu hayır getirsin” dedi.

    Hasada yardım eden vatandaşlardan Şükran Gürsoy da, “Mevsimin ilk turfanda kirazı çıktı. İmece usulü topluyoruz. Fiyatlar şu an için üreticinin yüzünü güldürüyor. İnşallah böyle devam eder” dedi.

    İmeceye katılıp kiraz toplayan üniversite öğrencisi ise, “Yöremizde kiraz hasadı başladı. Toplamaya yardım için geldim. Hem kiraz topluyoruz, topladığımız kirazlardan da yiyoruz. Tadı da oldukça lezzetli” şeklinde konuştu.

    İlçede toplanan ilk kirazların İstanbul ve Ankara’ya sevk edileceği ve iç piyasada değerlendirileceği öğrenildi.

    VİTAMİN VE MİNERAL DEPOSU

    Çıkması heyecanla beklenen meyvelerin başında gelen kiraz, antioksidan bakımından zenginliği ile tüketilmesi gereken meyveler sıralamasında ilk sıralarda yerini alıyor. C, A ve K vitaminleri açısından zengin olan kiraz; fosfor, demir ve kalsiyum mineralleri bakımından önemli bir kaynak olarak dikkat çekiyor.

  • Dişlerde Estetik Tedavi Yüz Güldürüyor

    Acıbadem Adana Hastanesi Diş Hekimi Dr. Dt. Gözde Anıl Gürbüz, günümüzde estetik yaklaşımlarla beraber ortodonti tedavilerde sevindirici sonuçlar alındığını belirterek, hastaların görüntülerinden herhangi bir ödün vermeden tedavileri boyunca rahatça konuşup gülümseyebildiklerini ve tedavi sürecinde herhangi bir sorunla karşılaşmadıklarını belirtiyor.

    Ortodontik tedavilerde son dönemde birçok estetik yaklaşımın hayata geçirildiğini belirten Dr. Dt. Gözde Anıl Gürbüz, “Ortodontik olarak uygulanan kuvvet, dişlere braketler aracılığı ile iletiliyor. Diş tellerinin arasına sıkıştırılan minik aygıt şeklindeki braketler, yapıştırıcı madde ile diş üzerine adapte ediliyor. Braketlerin içinden dişleri harekete geçiren teller geçerken, üzerlerinde de telin brakete tutunmasını sağlayan lastikler veya ligatür denilen diğer teller bulunuyor. Temelde bu parçalarla dişlere istenilen kuvvet ve yön verilmiş olunuyor” dedi.

    GENÇLER VE YETİŞKİNLER TERCİH EDİYOR

    Şeffaf braketlerin diş renginde olmalarından dolayı metal yapıdaki braketlere göre çok daha estetik bir görünüme sahip olduklarını anlatan Dr. Dt. Gözde Anıl Gürbüz, “Yetişkin hastalar ya da gençler şeffaf braket tercih ediyor. Üstelik estetik braketlerle birlikte kullanılan teflon kaplı teller de yine görünmezliği arttıran bir diğer faktör” diye konuştu.

    Dr. Dt. Gürbüz, diş düzensizlikleri ve çene bozukluklarının tedavi edilebildiği şeffaf braketlerin dezavantajlarını şöyle sıralıyor:

    “Kırılgan olmaları, diş yüzeylerinde aşınma oluşturma ihtimali, maliyetlerinin yüksek olması ve sistemde oluşturdukları sürtünmenin fazla olması, tedavi süresinin uzamasına sebep oluyor. Ancak sürtünmenin azaltılması amacıyla braket oluklarının metal ya da altından yapılmış olanları da bulunuyor. Böylelikle uzayan tedavi süresinin kısaltılması planlanıyor.”

    KİŞİYE ÖZEL TELLER HAZIRLANIYOR

    Lingual braketlerin dişlerin dile bakan iç yüzeyinden takılan braketler olduğunu ve böylece tellerin görünmediğini ifade eden Dr. Dt. Gürbüz, braketlerin yapım sürecini şöyle anlatıyor:

    “Son dönem teknolojiler kullanılarak braketlerin dişlerin hangi kısımlarına yapıştırılacağının belirlenmesi ve bazı sistemlerde bireye özgü tellerin üretilmesi nedeniyle maliyeti yüksek bir tedavi. Lingual tel yönteminde her şey hastanın ağzına göre özel olarak altın alaşımdan üretiliyor. Hastaların dişlerinden alınan ölçüler yurtdışındaki bir merkeze gönderiliyor, orada bilgisayar destekli özel bir yazılım yardımıyla kişiye özel olarak üretildikten sonra tekrar ülkemize yollanıyor.”

    ÇÜRÜĞE VE YETERSİZ HİJYENE ÇÖZÜM SUNUYOR

    Dr. Dt. Gözde Anıl Gürbüz, lingual tel tedavisini diğer lingual yöntemlerden ayıran bir diğer özelliğin, tedavi için kişiye özel üretilen braketlerin, dişlerin arka kısımlarına direkt olarak değil, altından yapılmış bir kaide vasıtasıyla yapıştırılmaları olduğunu aktardı. Bu sayede dişlerin arka yüzlerinin adeta altınla kaplanmış gibi olduğunu belirten Dr. Dt. Gözde Anıl Gürbüz, böylelikle yeterli ağız hijyeni sağlayamama ve çürük oluşma olasılığının azaltıldığını söyledi. Dr. Dt. Gürbüz, “Bu yöntem estetik olmakla birlikte braketlerin dil tarafında yer almasından dolayı konuşmada bozukluklara ve dilde yaralanmalara sebep olabiliyor. Bunun önlenebilmesi için hasta mumu kullanımı ve braketlerin yüzeylerinin kayganlaştırılması gibi yöntemler de geliştiriliyor” diye konuştu.

  • Tms Tedavisi Yüz Güldürüyor

    Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Prof. Dr. Cengiz Bahadır, felçli hastalarda TMS tedavisinin yüz güldürdüğünü söyledi.

    TMS tedavisinin beynin belli bölümlerinin kafatası dışından manyetik olarak uyarılması esasına dayandığını anlatan Prof. Dr. Cengiz Bahadır, “Bu yöntem ile ilgili ilk çalışmalar yaklaşık 200 yıl önce başlamıştır. Yaklaışk 40 yıl kadar önce insanda ilk deneyler gerçekleştirilmiştir. Bu tedavi manyetik stimulasyon cihazına bağlı bir özel elektrod (koil) kullanılarak gerçekleştirilmektedir. Bu koiller uygunacak beyin bölümüne göre değişik şekillerde olabilmektedir (yuvarlak, sekiz şeklinde vs) .Bu uyarıcı koil içinden yüksek akım geçirilirken akımın yönü aniden değiştirlimekte ve bu koil etrafında manyetik bir alan yaratmaktadır. Bu manyetik alan beynin ilgili bölümüne doğru bir açı ile uygulandığında beynin korteks denilen dış tabakasındaki sinir hücrelerini (nöronları) uyarmaktadır” dedi.

    FELÇLİ HASTADA TMS TEDAVİSİ

    TMS tedavisinin gerek araştırma gerek tedavi amaçlı olarak en sık felçli hastalarda (beyin felci, hemipleji, inme) kullanıldığını anlatan Prof. Dr. Cengiz Bahadır, “Bu güne kadar bu konuda binlerce araştırılma yapılmıştır. Felçler genelde beyne giden bir damarın tıkanması ya da kanaması sonucu o beyin bölümündeki hücrelerin ölmesine bağlı olarak ortaya çıkar. Başlangıçta hastaların bir tarafında kol ve bacaklarında değişen derecede güçsüzlük ortay çıkar. Zamanla önce bacakta daha sonrada kol ve elde kısmen düzelme ortaya çıkar. Ama hastaların çoğunda değişen derecede sekel dediğimiz hareket kayıpları kalmaktadır. Bu özellikle elde belirgin olmaktadır. Yine bu hastalarda hasta tarafın kaslarında spastisite olarak adlandırılan aşırı kas gerginliği ortaya çıkmaktadır. Bu da istemli hareketlerin ortaya çıkışını baskılamaktadır. Felçli hastalarda istemli hareketin yeniden başlamasını önleyen diğer önemli bir etkende sağlam beyin yarısının hasta tarafın aktivitesini baskılamasıdır. TMS tedavisi bu ikinci etki üzerinde etkili olmaktadır. TMS aslında bir uyarıcı tedavi olmakla beraber uygulanan manyetik alanın frekansına göre (saniyediki atım sayısı) beynin ilgili bölümünde uyarıcı yada baskılayıcı etki ortaya çıkarmaktadır. Bu tedavi ile beynin hasta bölümünü uyarmak yada hasta tarafı baskılayan sağlam beyin bölümünü baskılamak mümkün olmaktadır. Genelde felçli hastaların sağlam beyin yarısına düşük frekanslı uyarım verilerek tedavi terch edilmektedir. Bu yöntem hasta tarafı uyarıcı tedaviye göre biraz daha etkili bulunmuştur. Her iki yöntemde de sonuç olarak hasta beyin yarısındaki nöronların uyarılabilirliği artarak istemli hareketin ortaya çıkışı kolaylaştırılmaktadır. Bu sayede hasta, özellikle el-kol bölgesinde daha önce yapamadığı hareketleri daha rahat yapmaya başlamakta ve daha önce hiç yapamadığı hareketleri de yapabilir hale gelmetedir. Bu tedavinin etkinliği yapılan çok sayıda araştırmada gösterilmiştir.” diye konuştu.

    TMS tedavisine başlamadan önce kişiye özel olan ve motor eşik denen uyarı şiddetinin belirlendiğini anlatan Prof. Dr. Cengiz Bahadır, “Bu basit testde hastanın beynini uyararak elinde hareket çıkarabilen en düşük uyarım şiddeti belirlenir (motor korteks). Tespit edilen bu motor eşik değeri üzerinden hastalığa göre uygulanacak akım şiddeti belirlenir. Hastanın başı sabitlenir, uyarı verecek koil de en doğru pozisyonda konumlandırılarak sabitlenir. Genellikle motor eşik değerinin biraz altında bir uyarı şiddetinde 1200 uyarı verilir. Bu tedavi yaklaşık 20 dakika sürer. TMS tedavisinin yan etkileri yok denecek kadar azdır. Güvenlik rehberlerine göre tedavi uygulanmaktadır ve bu limitler dahilinde %5-10 vakada hafif baş boyun ağrısı dışında ciddi bir yan etkisi gözlenmemiştir. Bu tedavi sırasında hasta herhangi bir acı duymaz. TMS tedavisi oldukça yeni bir tedavi yöntemidir. Tedavi protokolleri de halen geliştirilme aşamasındadır. Felçli hastalarda genellikle hafta içi 5’er gün olmak üzere 10 seans tedavi protokolü uygulanmaktadır.10 seans sonunda tedavi bitirilebilir yada sonra idame tedavisi denilen ve arası açılan tedavi protokolleri ile devam edilebilir. Burada hastanın tedaviye verdiği cevap esasdır. TMS tedavisi geleneksel rehabilitasyon yöntemleri ile beraber kullanıldığında daha etkili olmaktadır” diye konuştu.

    Prof. Dr. Cengiz Bahadır, TMS tedavisi tıbbın bugüne kadar çaresiz kaldığı felçli hastalarda özellikle el ve kolda yeniden hareket çıkarma konusunda yeni bir umut ışığı olduğunu belirterek, “TMS tedavisi felçli hastaların tedavisinde daha sık kullanılır hale gelmiş ve yakın gelecekte rutin bir tedavi haline gelmesi beklenmektedir. TMS tedavisi felçli hastalarda konuşma tedavisinde, depresyonda, tedaviye dirençli beyin kaynaklı ağrılarda da başarılı bir şekilde kullanılmaktadır.” dedi.