Etiket: GÜÇLÜ

  • Azerbaycan Milletvekili Paşayeva: “Türkiye, tüm Müslüman dünyasının en güçlü kalesidir”

    Azerbaycan Milletvekili ve Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Üyesi Ganire Paşayeva, Türkiye’nin tüm Müslüman dünyasının en güçlü kalesi olduğunu belirterek, “Afrin’de teröristler kırmızı çizgimize kadar geldiler, biz de gereğini yapıyoruz” dedi.

    26 Şubat 1992 tarihinde Azerbaycan’ın Dağlık-Karabağ bölgesindeki Hocalı Kasabası’nda 106’sı kadın, 63’ü çocuk toplam 613 Azeri sivil vatandaşın Ermenistan ordusu tarafından öldürüldüğü Hocalı Katliamı’nın 26’ncı yılı Kastamonu Üniversitesinde anıldı. Azerbaycan Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği ile Kastamonu Üniversitesi tarafından “Hocalı Katliamını Anma” programı Bilgehan Bilgili Merkez Kütüphanesi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

    Hocalı soykırımını anma programında konuşan Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva, “Yeni bir Çanakkale’den geçtiğimiz bu coğrafyada dilde, fikirde, işte birlik, vatan kavramı büyük olan gençlere ihtiyacımız var. Türk Dünyası kavramının altının doldurulması, dilde fikirde işte birlik kolay değil. Ama bizim buna ihtiyacımız var. O düşünceye ve Çanakkale ruhuna ihtiyacımız var” dedi.

    “Hocalı, modern dünyanın gözleri önünde haritadan silindi”

    Karabağ’da modern dünyanın gözleri karşısında Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sinin işgal edildiğine dikkat çeken Paşayeva, “Modern dünyanın gözü önünde Avrupa’daki kurumlar bağırırlar insan hakları, demokrasi diye bağırırlar. O insan hakları diye bağıranların nedense işgalci Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan göç etmek zorunda kalan 1 milyon insanın acısı umurunda olmadı. 26 yıldır bu insanlar kendi evlerine dönemiyorlar. Babanızın, annenizin, kardeşlerinizin kabrini ziyaret edemiyorsunuz. Doğduğunuz, büyüdüğünüz evinizi 26 yıldır göremiyorsunuz. Bunun nasıl bir acı olduğunu düşünebiliyor musunuz? 1 milyon kardeşimiz, bu acıyla bugün de yaşıyor. Hocalı adında bir kent modern dünyanın gözleri önünde haritadan silindi” diye konuştu.

    “Amerika’nın çıkarına bir karar olsaydı 20 günde uygulamaya başlarlardı”

    Azerbaycan topraklarını işgal eden Ermenistan’a baskı yapmanın zor olmadığını vurgulayan Paşayeva, “Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 4 kararı var ama o kararların uygulanması için Ermenistan’a baskı yok. BM’nin 4 kararına göre işgalci Ermenistan’ın çekilmesi lazım Azerbaycan topraklarından ama bunun uygulanması için bir Ermenistan’a baskı yok. Ama yarın Amerika’nın çıkarına bir karar olursa onu alır, 20 gün bile beklemeden silahını topunu tüfeğini de alır, gelir onu uygulatır. Ama 1 milyonun insanın dönememe hakkı o kurumların umurunda bile değil” şeklinde konuştu.

    “Hocalı’da soykırıma uğrayanların tek suçu Türk olmaktı”

    Hocalı’da Ermenistan tarafından soykırıma uğrayanların tek suçunun Türk olmak olduğuna işaret eden Paşayeva, “O insanlar Azerbaycan vatandaşı olduğu için öldürülmedi. Onu yapan zihniyet bunu kendisi söylüyor. Sadece Azerbaycan vatandaşı olduğu için değil, ’Türk olduğu için onlara o acıyı yaşattık’ diyorlar. Maalesef bu soykırımı görmezden gelenler adalet karşısında henüz cevap vermiş değiller. Azerbaycan’ın yaptığı bütün çalışmalara rağmen ne Avrupa, ne Batı, ne Rusya, hiçbiri onların adalet karşısında cevap vermesi için hiçbir adım atmadı. Rusya’nın Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ndeki (AKPM) heyetinin oy hakkını Ukrayna topraklarını işgal etti diye elinden alanlar ama Azerbaycan topraklarının yüzde 20’sini işgal eden Ermenistan heyetinin neden oy hakkını elinden almadınız. O işgali hayata geçiren ve Hocalı soykırımında direkt eli olan o katili, Strazburg’ta AKPM’ye davet ettiler ve alkışlayarak kürsüye çıkardılar. Bize göre bunun anlamı böyledir. Sizin Avrupa’dan, Batı’dan verdiğiniz mesaj bence budur. Hristiyan toprakları işgal edilemez ama Türklerin, Müslümanların toprakları işgal edilirse birde bir Hristiyan devleti tarafından o zaman bunu destekleriz, onu alkışlarla böyle kürsüye çıkartırız” ifadelerini kullandı.

    “Terörü destekleyenler Türkiye’nin, Azerbaycan’ın güçlü olmasını istemiyor”

    Terör örgütlerinin, Türkiye’nin, Azerbaycan’ın güçlü olmasını istemeyen devletler tarafından desteklendiğine işaret eden Paşayeva, şöyle konuştu:

    “PKK/PYD/YPG adı ne olursa hepsi terör örgütüdür. Biz de insanlık adına bu terör örgütleriyle mücadele ediyoruz. Hayır, edemezsiniz, bu ameliyatı yapamazsınız, bunu durdurun. Basınlarında yalan yanlış haberlerle terörle mücadeleyi farklı göstererek yanlış algı oluşturmaya çalışıyorlar. Neden terörle mücadelede yanımızda değiller biliyor musunuz? Aslında terörün arkasında kimlerin durduğunu da bu vesileyle daha iyi görmüş oluyoruz. Eğer bir olayın arkasında kimlerin olduğunu görmek isterseniz, üzerine gidin. Üzerlerine gittiğinizde üstünüze çıkarlar, şimdi hepsi üste çıkmaya başladı. Biz, biliyorduk ki o silahlar, o politik destekler nereden geliyordu. O yüzden de Türkiye’mizin terörle mücadelesinde, nasıl Azerbaycan’ın yanında yoktular Türkiye’mizin de yanında değiller. Her türlü engel olacaklar, çünkü Türkiye’nin ve Azerbaycan’ın güçlenmesini istemiyorlar.”

    “Hristiyanlar Ermenistan’a sahip çıkarken, birçok Müslüman ülkesini yanımızda göremiyoruz”

    Ermenistan’ın arkasında Hristiyan dünyasının bulunduğuna dikkat çeken Paşayeva, şunları kaydetti:

    “Hep arkasında oldular. Ama maalesef ki üzücü bir olay o ki, bugün Türkiye’de de aynı durumu görüyoruz, Hocalı’da da, Karabağ’da da birçok Müslüman ülkesini yanımızda göremiyoruz. Yoklar, çoğu da suskun. Düşmanlar karşımızdaydı, dostlarımızı göremiyorduk. Yanımızda sadece Türkiye vardı, Müslüman ülkelerden Pakistan, Özbekistan kardeşlerimiz vardı. Bugün aynı durumda da aynı ülkeleri görüyoruz. O yüzden diyorum ki yeni bir Çanakkale’den geçtiğimizde o ruha ihtiyacımız var. O ruh birbirine sahiplenme ruhudur. Birlik ruhudur. Çünkü bugünkü dünyanın şartları bu. Bugünkü dünyada uluslararası hukuk çökmüştür. Uluslararası kurumlar, büyük güçlerin çıkarlarına hizmet dışında hiçbir şey ile ilgilenmiyorlar. Bugünkü dünyada haklı olmanız yeterli değil. Çünkü bu dünyanın artık tek bir kuralı var güçlü olacaksınız. Eğer güçlüyseniz hakkınızı koruyacaksınız, eğer gücünüz yoksa hakkınızı koruyamayacaksınız.”

    “Bu bölgede büyük güç olmayalım diye her türlü senaryo ve oyun kuruluyor”

    Bu bölgede büyük güç olmamaları için her türlü senaryo ve oyunun kurulduğunu anlatan Paşayeva, şöyle devam etti:

    “Biz, bir zaman büyük bir millet olmanın farkını unuttuk ya da o kadar farkında olmadık. Ama başkaları bunun ciddi farkındaydı. Her türlü oyunlar, senaryolar kuruldu ki bu bölgede büyük güç olamayalım diye. Böyle acılar ve üzüntüler, kurulan senaryoların sonucu olarak karşımıza çıktı. Bizim de bir yerde hatalarımız oldu. Onlar senaryolar, oyunlar kurarken biz ise devlet ve vatan kavramının farkını ayırt edemedik. Çünkü Türkiye devlet, Azerbaycan devlet, Özbekistan, Kazakistan, Türkmenistan veya diğerleri bir devlet. Vatan ise, Doğu Türkistan’dan tutun Kırım’dan, Bayırbucak’tan, Ahıska’dan, Kıbrıs’tan baktığımız bu büyük coğrafya ise vatandır.”

    “Afrin’de teröristler kırmızı çizgimize kadar geldiler, biz de gereğini yapıyoruz”

    Afrin’de Türkiye’nin varlığının sorgulandığını hatırlatan Paşayeva, “Ama biz de size soruyoruz o zaman, sizin ne işiniz var o zaman orada. Sınırımıza kadar geldiniz, sizin ne işiniz var orada, onu da bize bir anlatın. Biz bilelim. Ama ne işleri olduğunu biz biliyoruz. Artık kırmızı çizgilere kadar geldiler. Şimdi kırmızı çizgilerde onları durdurup, geri tepmek için bizim tekrardan o Çanakkale ruhuyla bunu yapmamız gerekiyor. Ben, Türkiye’yi Azerbaycan kadar vatanım olarak görüyorum, seviyorum. Çünkü biliyorum ki o da vatan, bu da vatan. Bu vatan güçlü olursa o vatan güçlü olacak. Bu vatan zayıflarsa o vatan da güçlü olamaz. O vatan güçlü olursa senin oradaki gücün artar, o vatan orada zayıf olursa senin burada gücün artamaz” dedi.

    “Afrin’de gerekirse ben de canımı veririm”

    Afrin’de Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen Zeytin Dalı Operasyonunda gerektiğinde kendisinin de canını verebileceğini söyleyen Paşayeva, “Bu yüzden Afrin’de gerekirse ben de gider savaşır, canımı veririm. Çünkü bu vatanın gücü hepimizin gücüdür. Zayıflaması demek hepimizin zayıflaması demek. Hocalı’da Ermenistan katliam yaptığında, bugün Türkiye’de terörle mücadelede Mehmetçiklerimiz şehit olursa bizim gençlerimizin eğlenmeye hakkı var mı? Yok. Bugün biz, hepimiz birer asker olmamız gerekiyor. Vatan topraklarının savunmasında asker orada savunur, biz ise sosyal medyadan tutup her yerde de savunmak bizim vazifemizdir” şeklinde konuştu.

    “Türkiye, tüm Müslüman dünyasının en güçlü kalesidir”

    Paşayeva, sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık son kalemize geldiler. Bunu iyi bilmeniz gerekiyor. Bütün kalelerimizi aşa aşa son kale olan Türkiye’mize geldiler. Türkiye, tüm Müslüman dünyasının en güçlü kalesidir. Burası zayıflarsa tekrardan bu coğrafyanın toparlanması çok zor olur. Size yemin ederim, o yüzden her yerde o gün bugündür. Türkiye’ye her yerde sahip çıkacağız, daha çok sahip çıkacağız. Azerbaycan’a daha çok sahip çıkacağız. Bizim dedelerimiz Çanakkale İstiklal Mücadelesinde ‘söz konusu vatansa gerisi teferruattır’ demiştir. Hangi dinde olursanız olun, hangi millette, hangi düşüncede olursanız olun, hangi partiden olursanız olun, hangi ideolojide, hangi mezhepten olursanız olun fark etmez. Çünkü bugün söz konusu olan vatandır. Biz de dedelerimiz ve ninelerimiz gibi gerisi teferruattır deyip birbirimize sarılacağız. İzin vermeyeceğiz ki bizim içimizden bizi vursunlar. Kendi içimizden kendi insanlarımızın eliyle bizi vurmalarına izin vermeyeceğiz. Birlik ve beraberlik içerisinde bugün bu kalemizi zayıflatmak isteyenlere nasıl Çanakkale’de dedelerimiz o dersi verdilerse, biz de o dersi onlara vereceğiz. Bunu sadece Türkiye için değil, Bayırbucak, Kerkük, Karabağ, Hocalı, Kırım, Kuzey Kıbrıs, Ahıska, Doğu Türkistan’a kadar bütün bu vatan coğrafyası için mücadele edeceğiz.”

    Konuşmasının ardından Kastamonu Üniversitesi tarafından Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva’ya ‘Fahri Doktorluk Unvanı’ verildi. Fahri Doktorluk Unvanı tevdi töreninde Kastamonu Üniversitesinin cübbesini ise, Paşayeva’ya Rektör Aydın giydirdi.

  • Yalçın “Güçlü bir ekonomi için birlikte hareket etmeliyiz”

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesi Ticaret ve Sanayi Odası (TSO) Yönetim Kurulu Başkanı Sertan Yalçın, yönetim kurulu üyeleri ile birlikte Kdz. Ereğli Şoförler, Otomobilciler ve Esnaf Odası Başkanı Cevdet Civelek’i ziyaret etti.

    Kdz. Ereğli TSO Başkanı Sertan Yalçın, , başkan vekilleri Mehmet Çivici ve Abdülkadir Çınar, yönetim kurulu üyeleri Mehmet Remzi Alim, Sibel Demirçin, Aynur Coşkun ve Hasan Yavuz ile birlikte geçtiğimiz hafa sonu yapılan kongrede yeniden seçilen Kdz. Ereğli Şoförler, Otomobilciler ve Esnaf Odası Başkanı Cevdet Civelek’i makamında ziyaret etti. Başkan Civelek ve ekibine yeni dönemde başarılar dileyen Yalçın, Ereğli’de yapılması gereken hizmetlerle ilgili birlikte hareket edilmesini önerdi. Yalçın konuşmasında “Yeni dönemde size ve ekibinize başarılar diliyorum. Ereğli’de yaşanan sorunların çözümü için ortak hareket edilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu anlamda Ereğli kampüsünün hayata geçirilmesi hayati önem taşımaktadır. Nu konuda ne yapılması gerekiyorsa yapmamız lazım. Ereğli’de trafik sorunu her geçen gün daha da artıyor. Bu sorunun Ereğli Belediyesi ile birlikte çalışıp çözüme kavuşması gerekir. Ereğli’de sanayicimiz, şoförümüz, esnafımız, tüccarımız aynı geminin içerisindeyiz. Güçlü bir ekonomi ve ekonominin daha iyiye gitmesi için birlikte hareket etmeliyiz” dedi.

    Şoförler, Otomobilciler ve Esnaf Odası Başkanı Cevdet Civelek’te Ereğli’de başta trafik ve ekonomik sorunların çözümü olmak üzere yapılması gereken her konuda birlikte çalışmaya hazır olduklarını söyledi.

  • İzol: “Güçlü Türkiye ve güçlü ekonomi için var gücümüzle çalışıyoruz”

    Mersin Girişimci İşadamları Derneği (GİAD) Başkanı Mehmet Serkan İzol, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı istihdam seferberliği çağrısı ve iş dünyasına verilen desteklerin Türkiye’nin büyümesindeki ana etken olduğunu belirterek, yaşanan olumsuzluklara rağmen iş dünyası olarak üretimi hiçbir zaman durdurmadıklarını ve istihdam sağlamaya devam ettiklerini söyledi.

    Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen İstihdam Şurasını değerlendiren İzol, “Şuranın, biz iş dünyası adına çok verimli geçtiğine inanıyorum. Cumhurbaşkanımız ve Başbakanımızın konuşmaları bizlere moral verdi. Cumhurbaşkanımızın açıkladığı teşvik paketi ve yaptığı istihdam çağrısı tüm iş dünyasını heyecanlandırdı. Bugün burada, bizlere verilen desteğin ne kadar büyük olduğunu ve hükümetimizin iş dünyasının arkasında olduğunu bir kez daha anlamış olduk” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istihdam çağrısı ve açıkladığı teşvik paketinin büyüme oranını artıracağına vurgu yapan İzol, “Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın bu yıl başlattığı istihdam seferberliği, 1.5 milyon kişiye iş imkanı sağladı. Yapılan çağrılar, verilen destekler Türkiye’nin büyümesinde öncü rol oynadı. Hem hükümetimizin hem de iş dünyasının istihdama yönelik çabaları her türlü takdiri hak ediyor. Cumhurbaşkanımızın istihdama yönelik yaptığı yeni çağrı ve açıkladığı teşvik paketi yine milyonlarca kişiye aş olacak, 2018 yılında ülkemizin büyüme oranını genişletecektir” diye konuştu.

    İş dünyasının yapılan çağrılara olumlu yanıt vererek üretime devam ettiğini dile getiren İzol, şöyle devam etti; “Türkiye, çok zor dönemlerden geçerek bu günlere geldi. Ülkemizde yaşanan menfur olaylar, ülkemiz üzerine oynanan ancak amacına hiçbir zaman ulaşamayan oyunlar, zaman zaman bizlere zor günler yaşattı. Ancak yapılan çağrılara olumlu yanıt veren iş adamlarımız yatırımı, üretimi, istihdamı ve ihracatı hiç durdurmadı ve bu sayede bugünlere ulaştık. İhracatımız son 15 yılda 4 kat artarak 155 milyar doların üzerine çıktı. Cumhurbaşkanımızın yaptığı yeni istihdam çağrısının da yanıtsız kalmayacağını düşünüyorum. Türkiye’nin geleceğine yatırım yapmaya devam edecek ve ’Güçlü ekonomi, güçlü Türkiye’ sloganımızı perçinlemek için iş dünyası olarak var gücümüzle çalışacağız.”

  • Kamu Başdenetçisi Malkoç: “ABD, güçlü bir devlet değil aciz bir devlettir”

    Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, ABD’nin güçlü bir devlet olmadığını, aksine aciz bir devlet olduğunu belirterek, “Çünkü bir avuç çapulcuya 4 bin tır silah yardımında bulundu” dedi. Malkoç, Türkiye’ye dört bir yandan saldırı gerçekleştirildiğini ama Türkiye ile boşuna uğraştıklarını kaydetti.

    Kastamonu Üniversitesinin Bilgehan Bilgili Merkez Kütüphanesi Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen 2017-2018 akademik yıl açılışına katılan Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Kastamonu’nun Türkiye’nin müstesna illerinden birisi olduğunu belirterek, “Her bölgenin kendine göre özelliği var, yalnız Kastamonu’nun özelliği farklı. Burası bir sahabe kentidir. Sahabe demek Peygamber Efendimize komşu demektir. Kastamonu’ya manevi değer veren yüksek şahsiyetler bu ilden yetişmiş. Bu yüzden Kastamonu’da olmanın ayrı bir mutluluğunu yaşıyorum. Kastamonu’yu gezme fırsatım oldu. Milli mücadeleye büyük katkılar sağlayan bu şehrin değerlerini yakından gördüm. Milli mücadelenin önemini iyi bilmezsek dünümüzü anlayıp, yarınımızı iyi göremeyiz” dedi.

    Kamu Denetçi Kurumunu Türkiye genelinde duyanların oranının yüzde 15 civarında olduğunu belirten Malkoç, “Haksızlığa uğradığını düşünüyorsa mahkemeye gitmeden önce bizlere müracaat edecek. İdarenin her türlü eylem ve işlemlerini denetleyen bir kurumuz. Bilinmediği için çok fazla bugüne kadar değerlendirilmedi. Ama tanındıkça seviliyor, sevildikçe de bize yapılan müracaatlar artıyor. 2016 yılında 5 bin 517 olan müracaat, 2017 yılında Kasım ayı sonu itibariyle 15 bin arttı. Bunun sebebi daha çok tanınmaya başladığımız için” dedi.

    Osmanlı Sarayı’ndan 600 yıl boyunca bu asil milletin dünyaya hükmettiğini ifade eden Malkoç, “Bunları adaletle yönetmiştir. Onun için önemli bizim tarihimiz” diye konuştu.

    Öğrencilere sosyal medya uyarısı

    Dünyada en başarılı 100 üniversite arasına Türkiye’den de üniversite girmesi gerektiğine işaret eden Malkoç, “Bir tane Aziz Sancar’ın Nobel Ödülü alması yetmiyor, onlarca Aziz Sancar’ın çıkması gerekiyor. Bir insan ne aradığını bilirse onu bulur ve başarılı olur. Bir hedefi yoksa suyun üzerindeki yaprak gibidir, sallanır gider. Eğer bildiğiniz yabancı dil var ise bir tane daha ilave edin ona. Hele dil bilmiyorsanız Türkçe’nin dışında başka yabancı bir dil bilmiyorsanız durumunuzu ve zamanınızı yeniden gözden geçirin. Ülkemizde 7 milyon 250 bin üniversitede okuyan öğrenci var. Bu her yıl ortalama 900 bin öğrencinin mezun olması demektir. Bu yüzden mezun olduğunuzda Türkiye’de mezun olan 1 milyon öğrenci ile işe girmek için yarışacaksınız. Eğer bir yabancı dil biliyorsanız yarışacağınız öğrenci sayısı 100 bine kadar düşer. İki tane biliyorsanız 50 bine düşer. Zamanımız yok, nereden yabancı dili öğreneceğiz demeyin. Sosyal medyaya ayırdığınız zamandan dörtte birini bu işlere ayırırsanız bunu başarırsınız” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’ye dört bir yandan saldırıyorlar ama boşuna uğraşıyorlar”

    Türkiye’ye her yerden saldırı olduğunu hatırlatan Malkoç, “ABD, uzaktan gelip Suriye’ye 4 bin tır dolusu silah verdi. Aklınıza gelen gelmeyen bizimle uğraşıyor. Niye bizimle uğraşıyorlar biliyor musunuz? Tarih boyunca medeniyete ve dünyaya yön veren birkaç tane millet vardır. Diğerleri o büyük milletlerin arkasından gitmiştir. İşte tarihe yön veren milletlerin başında Türk milleti gelir. Bizim milletimiz geliyor. Onun için bizimle uğraşıyorlar” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin artık kendisine geldiğini ve tarihiyle buluştuğunu vurgulayan Kamu Başdenetçisi Malkoç, “Bu millet kültürüyle tanışıyor. Bu millet diniyle imanıyla yeniden buluşuyor” dedi.

    “ABD, güçlü bir devlet değil aciz bir devlettir”

    Türkiye’nin 2023, 2053 ve 2071 hedeflerinden de bahseden Malkoç, “İnebolu ile Ankara arasındaki o milli mücadeleyi bilmeyenler Türkiye’nin 2023 hedefini kavrayamaz. Malazgirt Meydan Muhaberesi’ni bilmeyenler Türkiye’nin 2071 hedefini kavrayamaz. İstanbul’un fethini bilmeyenler 2053 hedefini kavrayamaz. Türkiye açık ve net. Belki süper güç değiliz ama adam gibi bir devletiz. Büyük ve güçlü bir devletiz. ABD belki de süper bir devlet ama güçlü devlet değil, aciz bir devlettir. Güçlü devlet olmak ayrı bir şey, aciz devlet olmak ayrı bir şey. Güçlü devlet, hukuka uyan devlettir. Adalete riayet eden devlettir. Uluslararası hukuka uyan devlettir. ABD, güçlü devlet olsa bir avuç eşkıyaya, PKK’ya, PYD’ye silah verir mi? Çetecilerle iş birliği yapar mı? Onlarla iş tutar mı? Şunu unutuyorlar. ABD kurulalı 250 yıl falan oldu. Yahu sizin kuruluşunuz daha 250 yıl oldu. Bizim gerileme ve çökmemiz sadece 350 yıl sürdü. Ama yeniden diriliyoruz Allah’ın izniyle” diye konuştu.

    Bu coğrafyada onların gelip geçici olduğunu söyleyen Malkoç, “Ama biz, 1071 yılında buralara girmişiz. 1000 yıla rağmen bu coğrafyadayız. Bedelini de ödemişiz. Şehit kanlarıyla ödemişiz. İnşallah kıyamete kadar da bu coğrafyada bu millet kalacaktır” dedi.

    DEAŞ, PKK, FETÖ gibi terör örgütleriyle Türkiye’nin tek başına mücadele verdiğini ifade eden Malkoç, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “DEAŞ, tek başına dünyanın başına bela oldu. PKK, 40 yıl oldu hala bitmedi. FETÖ, dünyanın en aşağılık örgütüdür. Bunlarla mücadele ediyoruz. Bir taraftan da 3 milyon 500 bin Suriyeliyi ülkemizde misafir ediyoruz. Evi yıkılmış, annesi babası ölmüş, kardeşi ölmüş, kan görmüş, gözyaşı ile yoğrulmuş Suriye halkı, ülkesinden kaçıp Türkiye’ye sığınmıştır. 3,5 milyon Suriyeli, dünyadaki Birleşmiş Milletlere kayıtlı 60 ülkenin nüfusundan daha fazla. Bu millet bağrını açtı onlara. Çünkü biz, 1. Dünya Savaşı’nda zulmün ne olduğunu gördük, vatansızlığın ne olduğunu gördük.”

    “Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak Kastamonu’nun adının önerilmesi hepimizi heyecanlandırdı”

    AK Parti Kastamonu Milletvekili Metin Çelik de, “Kastamonu Üniversitesinin aldığı mesafeyi tüm Kastamonulular biliyor. 2006 yılında kurulan üniversitemiz 2011 yılına kadar pek mesafe alınmadığını biliyoruz. Ama 2011 yılından bu tarafa hem öğrenci sayısı hem üniversitenin yaptığı faaliyetler ile güzel günleri yaşadık. Kastamonu tarihi, kültürel ve medeniyet kenti. Turizm anlamında Kastamonu’nun dünyaya açılması için belli çabalarımız vardı. Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak Kastamonu’nun adını önermesi hepimizi heyecanlandırdı. Yıl boyu yapacağımız etkinliklerle başkentliği temsil edeceğiz” dedi.

    “45 farklı ülkeden 2 bin öğrenciyi Kastamonu’da ağırlıyoruz”

    45 farklı ülkeden 2 bin 161 yabancı öğrenciyi Kastamonu’da ağırladıklarını belirten Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın da, “Üniversitemiz 13 fakülte, 3 yüksekokul, 13 meslek yüksekokulu, 2 enstitü, 21 araştırma ve uygulama merkezi ile eğitim-öğretim faaliyetlerine devam etmektedir. Bu yıl aramıza katılan talebelerimiz ile toplam talebe sayımız 29 bin 360 oldu. Bunun 2 bin 161’i 45 farklı ülkeden milletlerarası talebelerdir. Şu an 338 öğretim üyesi ve toplamda 767 olan öğretim elemanı ile akademik kadromuzu her yıl daha da güçlendirmek arzusundayız” şeklinde konuştu.

    “22 milyon liralık FİBA onaylı spor kompleksimizin temelini attık”

    Akademik yıl açılışı ile birlikte İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin ve Spor Kompleksinin temelini attıklarını söyleyen Rektör Aydın, “Toplam 10 bin 500 metrekarelik bir alan üzerine tesis edilecek olan spor kompleksimiz bünyesinde uluslararası müsabakalara ev sahipliği yapabilecek profesyonellikte, yaklaşık 300 seyirci kapasiteli yarı olimpik bir yüzme havuzu mevcuttur. Kompleksimizde ayrıca 800 seyirci kapasiteli çift taraflı tribüne sahip, FIBA onaylı, uluslararası basketbol ve voleybol müsabakalarına ev sahipliği yapabilecek nitelikte bir kapalı spor salonunu da tesis ediyoruz. Bunlarla birlikte 4 kulvarlı bowling salonu, trambolin, badminton, masa tenisi gibi çeşitli spor dallarına imkân sağlayacak iki adet antrenman salonu ve bir adet çok amaçlı salon da bu muazzam spor kompleksimiz içinde yer alacaktır. Kompleksin dış bölümünde ise ikişer adet voleybol sahası, futbol sahası, tenis kortu, genel olarak tesisin ihtiyacını karşılayabilecek kapasitede açık otopark alanları yer alacaktır. İnşallah 2018 yılında inşaatı en kısa sürede tamamlanıp hizmete açıldığında spor kompleksi sadece üniversitemizin değil, Kastamonumuzun da yüz akı bir tesis olacaktır” ifadelerini kullandı.

    Spor kompleksinin yanı sıra toplam 10 bin 350 metrekarelik bir alan üzerine inşa edilen İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin de temelini attıklarını aktaran Rektör Aydın, şunları kaydetti:

    “Yaklaşık 150 kişi kapasiteli iki adet amfi, 110 kişilik bir adet, 80 kişilik iki adet, 60 kişilik yedi adet, 45 kişilik üç adet derslik, iki adet bilgisayar laboratuvarı ve 11 adet seminer odası mevcuttur. Ayrıca fakülte binamızda 60 adet öğretim elemanı odası, yönetim kurulu odası, dekan, dekan yardımcıları odaları ve ihtiyacı karşılayabilecek kapasitede idari personel odası yer alacaktır. Binada öğrencilerimizin ihtiyaçlarını karşılayacak yaklaşık 300 metrekare büyüklüğünde bir de kantin olacaktır.”

    Konuşmaların ardından Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın, Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç’a Kastamonu’nun yöresel ürünlerinden oluşan sepet hediye etti. Ardından Kastamonu Üniversitesi Kampüsü içerisinde 2018 yılında tamamlanması planlanan 22 milyon liralık spor kompleksi ile İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinin temel atma töreni gerçekleştirildi.

  • Şimşek: ’’Sigorta sektörünün güçlü şekilde gelişmesini isteriz’’

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, ’’Sigorta sektörünün güçlü şekilde gelişmesini istiyoruz. Türkiye ekonomisinde finans boyutu çok önemli. Finansal sektörün yüzde 88’ini bankalar oluşturuyor. Banka dışı finans sektörünün gelişmesi Türkiye açısından hayati bir önem taşıyor’’ dedi.

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türkiye Sigorta Birliği ve Rekabet Kurumu işbirliğinde düzenlenen ’Big data, kişisel verilerin korunması ve sigorta sektöründe veri paylaşımının regülasyon ve rekabet hukuku açısından değerlendirilmesi’ paneli öncesi ekonomiye ve sigorta sektörüne dair açıklamalarda bulundu. Ayrıca Şimşek, ABD ve AB ile ilişkilerin düzeleceğine inandığını dile getirdi.

    Sigorta sektörünün güçlü şekilde gelişmesini istediklerini dile getiren Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, ’’Türkiye ekonomisinde finans boyutu çok önemli. Finansal sektörün yüzde 88’ini bankalar oluşturuyor. Banka dışı finans sektörünün gelişmesi Türkiye açısından hayati bir önem taşıyor. Özellikle sermaye piyasalarının gelişmesi bizim arzumuz. Bu konuda yoğun bir çaba içerisindeyiz. Özellikle de sigortacılık sektörünün düzenlenmesi ve denetlenmesinden sorumluyuz. Bu sektörün sağlığı ve sürdürebilirliği önemli. Onun için bütün hususları dikkate alıyoruz’’ dedi.

    ’’Piyasaların göreceli olarak oldukça sıkıntılı dönem yaşadığının farkındayız’’

    Piyasaların göreceli olarak oldukça sıkıntılı dönem yaşadığının farkındayız diyen Şimşek, ’’Sorunları biliyoruz. İşin başındayız. Tedbirlerimiz zamanı gelince alıyoruz, aldık. Net olarak söyleyeyim; sorunları biliyoruz. Sorunlar geçici sorunlardır. Bir miktar ister istemez oynaklığa sebep olabiliyor. Sigortalık sektörünü gelişmesini önemsiyoruz. Bugüne kadar hep ön açıcı olduk. Trafik sigortasına ilişkin kaygıları dinliyoruz. Bizim analizlerimizle sektörün analizleri şuna kadar örtüşmüyor. Gerçekler değişirse varsayımlarımızı gözden geçiririz.Trafik dışındaki alanlarda da gelişmeler takdir ediliyor. Bu önemli. Yoğun bir gündem var. Belki değinilmeyen konulardan bir tanesi DASK konusu. Onu yaygınlaştırmak ve daha etkin hale getirmek için çaba göstereceğiz. Diğer bütün konularda ilerleme ve gelişme var’’şeklinde konuştu.

    Yakın coğrafyamızda sıkıntıların olduğuna dikkat çeken Şimşek, ’’O sıkıntıların getirdiği bazı problemler var. Bunlarda eninde sonunda aşılacak. Ben inanıyorum ki; Batı ile zaman zaman ortaya çıkan gerilimler yine geçicidir. 2-3 ay önce Avrupa Birliği ile ilişkiler muhtemelen kesintiye uğrayacak deniliyordu, uğramadı. Mali yardımlar kesilecek deniliyordu, rakam ortada. Birçok Avrupa ülkesi ile ilişkileri tekrar makul boyutta inşa ediyoruz, iyileştiriyoruz. Aramızda fikir ayrılıklarının olması doğal. Önemli olan, menfaatlerimiz çerçevesinde işbirliği ve birlikteliğin devamıdır. Ben inanıyorum ki; ABD ile ilişkiler benzer çerçevede eninde sonunda gelişecek’’ diye konuştu.

    ’’Bankacılık sektörü oldukça sağlıklı’’

    Bankacılık sektörünün oldukça sağlıklı olduğunu ifade eden Şimşek, ’’Şu andaki belirsizlik; ABD’deki bir dava ve bankacılık sektörü üzerinden geliştiriliyor. Onun üzerinden ortaya çıkmış durumda. Bankacılık sektörünün sermaye yeterlilik oranı, küresel normların neredeyse 2 katı civarında, hatta daha fazla. Bu da bankacılık sektörünün oldukça şoklara karşı güçlü mali bir bünyeye sahip olduğunu gösteriyor. Aktif kalitesi yüksek, problemli kredilerin toplam kredilere oranı yüzde 3. Yüzde 3’ün önemli bir kısmı çok iyi bir şekilde teminatlandırılmış, karşılıkları ayrılmış. Dolayısıyla buradan da sermayeyi etkileyecek ciddi gelişme söz konusu değil’’ açıklamasında bulundu.

    ’’Hane halkının dövizle borçlanmasını yasakladığımız için hane halkının sadece döviz varlığı var’’

    Şimşek sözlerine söyle devam etti: ’’Genel anlamda Türkiye’ye bakarsak; buradan da çok hikaye üretiliyor. Reel sektör çok borçlu, borçlarını ödeyemeyecek diyenler var. Bu aslında doğru değil. Gelişmekte olan ülkelerde hane halkı, devlet, finans sektörü ve reel sektörün bütün borçların milli gelire oranı ortalama yüzde 219. Türkiye’de bu oran yüzde 144. Dolayısıyla yüksek sayılmaz. Daha önemlisi bankacılık sektöründe açık pozisyon söz konusu değil. Hane halkının dövizle borçlanmasını yasakladığımız için hane halkının sadece döviz varlığı var. Bu anlamda hane halkının çok büyük döviz pozisyon fazlası var. Benzer şeklide kamu sektörüne bakarsanız yani Merkez Bankasını da katarsanız,kamunun dış dünyadan alacaklı olduğunu, net anlamda dış dünyaya borçlu olmadığını görürsünüz. Burada da sağlam bilanço var’’.

    ’’Türkiye, döviz pozisyon açığı itibariyle kısa vadede çok önemli sorunla karşı karşıya değil’’

    Reel sektöre genel anlamda bakıldığı zaman 212 milyar dolarlık bir döviz açık pozisyonuna sahip olduğu bilgisini veren Şimşek, ’’Bunun orta ve uzun vadede olduğunun bilmenizde fayda var. 1 yıl vadeye kadar finans dışı reel sektörün döviz varlıkları, döviz borçlarından daha fazla. 7,5-8 milyar dolarlık 1 yıllık vade ile döviz pozisyon fazlası var, bu önemli. Tabii ki gereken tedbirleri zamanında alacağız. Tedbirlerin etkin olması için zamanlaması, sınırlaması önemli. Türkiye, döviz pozisyon açığı itibariyle kısa vadede çok önemli sorunla karşı karşıya değil’’ dedi.