Etiket: Gribi

  • Domuz Gribi, Antiviral Grip İlaç Tüketimini Uçurdu

    Domuz gribi olarak bilinen H1N1 virüsü vakalarının artmasının ardından ilaç firmaları yoğun talebi karşılamakta zorlanıyor, bir çok eczanede ilaç bulunamıyor.

    Eczanesinde domuz gribi ilaçları olmadığını ifade eden Ferhat Atanur, “Aşağı yukarı 1 haftadır ilaç bulamıyoruz. İnsanlardan da yoğun bir talep var bu tür ilaçlara. Aşılarını da bulamıyoruz. İlaçların ne zaman geleceği ile ilgili bizlere bilgi vermiyorlar” dedi. Eczacı Ercan Erkmen ise “Maalesef ilaç bulamıyoruz. Piyasada yok. Araştırıyoruz. Bir aydan beri yok. Bir posta kullanıldı. Ondan sonra tekrarı gelmedi. Depolardan istediğimizde elimizde yok diyorlar“ dedi.

    Öte yandan, ecza depoları aşırı talebe yetişmekte zorlanıyor. Ecza deposu yetkilileri, yaşanan sıkıntının aşırı talepten kaynaklandığını söylediler. Talebin normalin 20 kat üstünde olduğunu belirten yetkililer, piyasada ilacın olduğunu ancak talebe yetişmekte zorluk yaşadıkların ifade ettiler.

  • (Özel) İzmir’de Domuz Gribi Bir Hayata Mal Oldu

    İzmir’de, Ege Üniversitesi Hastanesine domuz gribi şüphesiyle kaldırılan F.K. (55), eşlik eden diğer hastalıklarının da olması sebebiyle hayatını kaybetti.

    Olağanüstü ve panik yapacak bir durumun olmadığını belirten İzmir Halk Sağlığı Müdürü Bedia Kızılkaya, özellikle risk altındaki gruplar için alınacak tedbirleri sıralarken, vücudumuzun geçmişe oranla H1N1 virüsü ile tanışık olduğunu söyledi.

    Ege Bölgesinde halk arasında “domuz gribi” olarak bilinen H1N1 virüsü nedeniyle ölüm vakaları yaşanırken, pek çok hastanın domuz gribi şüphesiyle tedavi altına alındığının öne sürülmesi, bilgi kirliliğine neden oluyor. İzmir’de Ege Üniversitesi Hastanesine domuz gribi şüphesiyle kaldırılan 55 yaşındaki F.K., eşlik eden hastalıklarının da olması sebebiyle hayatını kaybetti.

    Domuz gribi vakası ve alınacak tedbirleri sıralayan İzmir Halk Sağlığı Müdürü Bedia Kızılkaya, İzmir’de hayatını kaybeden hastanın sadece domuz gribi nedeniyle vefat etmediğini ifade etti. Panik yapacak bir durumun kesinlikle olmadığını kaydeden Kızılkaya, vücudumuzun, hastalığın çıktığı ilk yıl olan 2009 yılına göre H1N1 virüsü ile daha tanışık olduğunu risk altındaki grupların bu virüse karşı daha fazla tedbir alması gerektiğini söyledi. Kızılkaya, domuz gribi şüphesiyle tedavi altına alındığı söylenen hastalar için de “Her hastaya domuz gribiymiş gibi, her hasta grip gibi yaklaştığımızda alacağımız tedbirler domuz gribine de alınmış oluyor” dedi.

    “ÖLÜM SEBEBİ SADECE DOMUZ GRİBİ DİYEMEYİZ”

    Gribin bulaşıcı ve insanı paçavraya döndüren bir hastalık olduğunu belirten Kızılkaya, şöyle konuştu:

    “Eşlik eden hastalığı varsa, örneğin altta yatan akciğer hastalığı, kanser hastalığı veya kalp hastalığı varsa, 65 yaş üstüyse, 2 yaş altıysa zaten gribal hastalığa yakalandığında yoğun bakıma yatacak seviyeye de gelebilir, ölüme götürebilir. Ege Üniversitesinde takip ettiğimiz bir hastada H1N1 izole edildi ama o hastanın ölüm sebebinin sadece domuz gribi olduğunu söyleyemiyoruz. Beraberinde başka hastalıklarının da olduğu ve bu hastalıkların ölüme sebebiyet verebileceğini biliyoruz. Biz grip olmamak için uğraşalım. Bunu üç-beş günde atlatabiliriz, hastaneye yatmamız gerekebilir, yoğun bakımda yatmamız gerekebilir. Mümkünse hasta olmamak için çalışalım. Başta aşı olalım, kişisel hijyen tedbirlerine dikkat edelim.”

    “PANİK YAPACAK BİR DURUM YOK”

    Domuz gribine karşı vücutlarımızın 2009 yılına göre nispeten daha tanışık olduğunu, hastalık ilk çıktığında yaşanan yabancılığımızın artık olmadığını ifade eden Kızılkaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “O dönem vahim bilinmezlik ve ölüm tabloları vardı ama şu geldiğimiz günde H1N1’den de H3N2’den de ölümler olacak ki zaten yıllardır oluyordu. Olağanüstü, panik yapacak bir durum yok. Önlemi alacağız, sağlıklı besleneceğiz, hareketli bir yaşam süreceğiz, aşımızı olacağız.”

    VÜCUDUMUZ ARTIK H1N1’İ TANIYOR

    Domuz gribine artık ‘domuz gribi’ demediklerini ‘mevsimsel grip’ tabirini kullandıklarını söyleyen Kızılkaya, H1N1 virüsünü artık dolaştırdıklarını belirterek, “Bu hem ortalıkta dolaşan virüslerden biri, hem de vücudumuzun artık tanıdığı bir virüs. İlk çıktığı zaman vücudumuz da tanımıyordu, biz de bilmiyorduk. ‘Domuz gribi’ dediğimiz virüs, influence virüsünün bir alt grubudur. Dolayısıyla domuz gribi olduğunu ancak Ankara’daki Halk Sağlığı Laboratuvarının çalışması neticesinde öğreniyoruz. Her hastaya domuz gribine yakalanmış gibi, her hasta gripmiş gibi yaklaştığımızda alacağımız tedbir domuz gribine de alınmış oluyor. Domuz gribine özellikli bir yaklaşımımız yok”

    “BİR ÖNCEKİ YILDAN DAHA FAZLA DEĞİL”

    2014 yılının Aralık ayında 250 hastaya influence tanısı konulup yatarak tedavi edilirken 2015 yılının Aralık ayında bu rakamın 70’lerde olduğunu kaydeden Kızılkaya, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Bir önceki yıldan daha fazla değil. Risk altındaki gruplar olan 65 yaş üstü, kronik hastalığı olanlar, sağlık personeli, 2 yaş altı çocuklar ve hamileler gribal enfeksiyon geçirdiklerinde ağır geçirebilir. Alacağımız en önemli tedbir aşı olmak. Aşı olacağız ki, vücudu tanışık yapacağız. H1N1 olmayan virüsünden influence enfeksiyonlarından kaybettiğimiz vaka da oldu geçmiş yıllarda. Hasta solunum yetmezliğine giriyor ve bütün destek tedavilerine rağmen hayatını kaybedebiliyor. Hem İzmir özelinde hem de Ege Bölgesi için tek tük domuz gribi nedeniyle hayatını kaybedenleri de göreceğiz, diğer influence enfeksiyonları nedeniyle hayatlarını kaybedenleri göreceğiz. Gönül temenni eder ki bu ölümler hiç olmasın ve hiç hastalanmayalım. Hastalanmamak için tedbirleri bireysel ve toplumsal olarak almalıyız.”

    İZMİR’E 5 BİN GRİP AŞISI

    Sağlık Bakanlığı tarafından sağlık personeline 5 bine yakın grip aşısı gönderildiğini dile getiren Kızılkaya, bu aşıların huzur evlerindeki yaşlılara ücretsiz yapılabildiğini belirterek, “Kronik hastalığı olanlar aile hekimleri veya hastaneye gittiklerinde kronik hastalığı olduğunu belirleyen heyet raporunu göstererek ücretsiz olarak bu aşıyı alabiliyor. Olağanüstü, panik yapacak bir durum gerçekten yok. Bilgi kirliliğine karşı kitapçıklar bastırıp halka dağıtmayı amaçlıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Bitlis’teki 3 Hastada Domuz Gribi Tespit Edildi

    Bitlis Valisi Ahmet Çınar, kentte hastaneye kaldırılan ve tedavi altına alınan 14 hastadan 3’ünde H1N1 (domuz gribi) virüsü tespit edildiğini söyledi.

    Bitlis’te çeşitli şikayetlerle hastaneye başvuran 14 hastadan H1N1 virüsü taşıdığı şüphesiyle kan örnekleri alındı. Alınan kan örneklerini Ankara’ya gönderen sağlık ekipleri, 14 hastanın 3’ünde domuz gribi bulunduğu, 6 kişiden alınan kan örnekleri sonuçlarının ise halen gelmediğini belirtti. Hastalardan 5’inde ise sonucun negatif çıktığını belirten yetkililer, virüs tespit edilen hastaların tedavilerinin devam ettiğini bildirdi.

    Konu ile ilgili olarak açıklama yapan Bitlis Valisi Ahmet Çınar, her türlü tedbirin alındığını, virüsü taşıyan hastaların da en kısa sürede sağlıklarına kavuşacaklarını ümit ettiklerini belirterek, “İlimiz genelinde H1N1 vakası şüphesiyle gelen 14 hasta üzerinde yapılan incelemede 3 kişide pozitif bulguya rastlandı. 5 kişide ise negatif sonuç çıktı. Diğer 6 kişi ile ilgili de tahlil işlemleri devam ediyor. Öyle acil bir durum ya da salgın hali söz konusu değildir. Her türlü tedbirler alınmış durumda. Aşılarımız mevcuttur. İsteyen vatandaşlarımız aşılarını yaptırabiliyorlar. Bütün ilçelerimiz dahil ilgili uzman hekimler her türlü hazırlığı yaptılar. Bilgilendirme çalışmaları yapıldı. İnşallah herhangi bir olumsuz sonuçla karşılaşmadan bu küçücük salgını da atlatacağız” dedi.

  • Prof. Dr. Ulutin: “Domuz Gribi Paniğe Yol Açmamalı”

    Domuz gribi olarak bilinen H1N1 isimli virüsün meydana getirdiği hastalık Türkiye genelinde panik etkisi oluşturmaya devam ediyor. Prof. Dr. Hakkı Cüneyt Ulutin, oluşabilecek yersiz paniğin hastalıktan daha tehlikeli durumlara yol açabileceğine dikkat çekti.

    Ölüm haberleriyle toplumda korkuya neden olan domuz gribi ile ilgili açıklamalar yapan Yeni Yüzyıl Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hakkı Cüneyt Ulutin, “Hastalıkların ölümcül potansiyelleri insanlarda korku durumuna sebep olabiliyor. Oysa bilinçli davranıldığında hastalığın atlatılması mümkün” dedi. Grip aşılarının her sene tekrarlanarak yapılması, kalabalık ortamlarda bulunulduğunda özellikle gripli hastaların tıbbi maske kullanmaları, öksürme ya da hapşırma anında ağzı ellerle değil kol ile kapatarak her yere uzatılan elleri mümkün olduğunca mikroplardan korumak, toplu taşımalar gibi küçük, havasız ve kalabalık ortamlarda bulunulduğunda mutlaka ellerin yıkanması, bol sıvı ve C vitamininden zengin besinlerin tüketilmesi gibi önlemlerle domuz gribinden korunmanın mümkün olabileceğini söyleyen Prof. Dr. Ulutin, domuz gribi semptomlarının 3 günden uzun sürmesi halinde, ağızdan beslenememe durumlarında ve özellikle çocuklarda bilinç kaybı ya da olağan dışı uykuya meyil halinde hekime başvurulması gerektiğine vurgu yaptı.

    “PANİK YAPILMAMALI”

    En basit grip belirtilerinde dahi panik haline geçilmemesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Ulutin, “Panik yapmamak gerekli. Çünkü panik her şeyi daha bilinçsiz yapmamıza neden olur. Buzdolabında kalan antibiyotikleri kullanmaya, komşudan ilaç almaya veya farklı bitkisel karışımları denemeye yol açabilir. Bu sebepten panik olmamak lazım. Domuz gribi denilen bu Influenza virüsünün de antiviral ilaçlarla tedavisi mümkün olabilmektedir” açıklamalarında bulundu. Sağlık Bakanlığı Grip Bilimsel Danışma Kurulu verilerine de dikkat çeken Ulutin, “Sağlık Bakanlığı tarafından 300-400 arasında domuz gribi vakası olduğu açıklandı. Bu araştırma yaklaşık 2 bin 500 vaka içinden yapıldı. Diğer tüm virüslerin normal grip yapan virüs ailelerinden oldukları görüldü. Bu orana baktığımızda çok anlamlı bir yükseklik olmadığını görüyoruz. Dolayısıyla endişelenecek bir durumun olmadığı söylenebilir” diye konuştu.

    “GRİP İLE AYNI ORANDA SAĞLIĞI TEHDİT EDİYOR”

    Domuz gribinin vücuda yaptığı zarar açısından normal gripten herhangi bir farklılık göstermediğine dikkat çeken Ulutin, açıklamalarına şöyle devam etti: “Vücuda yaptığı zararla ilgili normal griple herhangi bir farklılık göstermemektedir. Önemli olan 10 yaşına kadar olan çocuklarda, özellikle 65 yaş üzeri yaşlılarda, şeker hastalığı gibi bağışıklık sistemi baskılayıcı hastalıkları olanlarda, akciğer ve kalp rahatsızlıkları olanlarda normal gribin ağır geçtiği gibi domuz gribi de ağır geçmektedir. Burada önemli olan semptomlardır. Yani öksürük, baş ağrısı, ateş yükselmesi gibi belirtilerin hastada ne kadar etki oluşturduğunu iyi takip etmek gerekir. Örneğin çocuk sık sık uykuya meyil ediyorsa, ağızdan beslenemiyorsa çünkü bazen kusma ve ishal de belirtilerin arasında görülebilir, bu durumlarda hekime başvurulması gerekir. Aynı şekilde yaşlılarda da tansiyon düşüklüğü, nefes almada zorlanma, hızlı nefes alma ve 3 günden uzun süre ateş durumu olduğunda mutlaka hekim kontrolüne girmek gerekmektedir. Eğer bunda gecikilirse bu durumlar domuz gribini diğer griplerde olduğu gibi ölümcül hale getirebilir”.

  • Van’da Domuz Gribi Şüphesi

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Fayik Öner, domuz gribi vakasından bir çocuğun hastanede yattığını söyledi.

    İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ahmet Fayik Öner, özellikle kış mevsiminde her yıl salgınların olduğunu belirterek, bazen bu salgınların toplumun yüzde 5 ila 10’unu etkileyen büyük çapta enfeksiyonlara yol açtığını söyledi. Bu salgınlara yol açan mikrobun kuzey yarım kürede Aralık ayı başı ile Mayıs ayları arasında görüldüğünü ifade eden Öner, dolayısıyla bu yıl da görülen grip vakasının sıklığı ve şiddetinde geçen yıllara göre çok büyük farklılıklarının olmadığını söyledi. Domuz gribi olarak bilinen ve isminden dolayı insanların korktuğu H1N1 virüsünün geçmiş yıllarda görülen virüsün aynısı olduğunu ifade eden Öner, “Virüsün yapısı ve bulaşıcılığında çok büyük bir değişiklik yok. Türkiye’de bu yıl kaybettiğimiz on vakamız var. Van’da da şu ana kadar 4 vaka görüldü. Bunlardan birini 10 gün önce kaybetmiştik. Şu anda da hastanemizde H1N1 vakasıyla sadece bir çocuk yatmaktadır” dedi.

    Vakaların özelliği itibariyle çok aşırı bir şekilde izolasyona gerek olmadığını ifade eden Öner, “Van’da şimdiye kadar binlerce vaka olmuştur. Bunlardan sadece birini kaybettik. Bu tür vakalarda genellikle hastayı tek odaya almak; hastaya, refakatçisine ve hastanın odasına girip çıkanlara maske dağıtıyoruz. Böyle çok büyük bir karantina işlemlerine gerek yok. El yıkama çok önemli. Bunun yanında 4-5 saat kadar odayı havalandırarak tedbir alıyoruz. Hastaneyi veya hastanenin bir bölümünü karantinaya almak veya izole etmek gibi bir yaklaşım yoktur” ifadelerini kullandı.

    Domuz gribinin çocuklarda ve yetişkinlerde zaman zaman ağır enfeksiyonlar oluşturduğunu vurgulayan Öner, bu enfeksiyonların çoğu zatürre ile birlikte olmaktadır. Evlerimizde, okullarımızda salgınlar olabilir veya grip olan vakalar olabilir. Bunları da daha hafif geçirerek, çoğunlukla doktorlara gelerek, bazen gelmeyerek atlatabilirler. Griple ilgili özellikle korumada en önemli unsur aşılamadır. En önemli tedavilerinden birisi de dinlenmek ve bol bol C vitamini almaktır. Özellikle öksürük, hastalığın başından itibaren artıyorsa bir zatürrenin başlangıcı olabilir düşüncesiyle mutlaka doktora görünmek gerekir” şeklinde konuştu.