Etiket: Gözünü

  • Ali Koç Bodrum’da açtı ağzını yumdu gözünü

    Fenerbahçe Başkan adayı Ali Koç, Bodrum’da Fenerbahçelilerin izdihamı ile karşılandı. Ali Koç Bodrum’dan zehir zemberek açıklamalarda bulundu. Aziz Yıldırım’a yüklenen Koç, kapalı zarf içerisinde kendisine gelen belgeyi de açıkladı. Amerika’nın adamı olduğu, FETÖ ile ilişkisi olduğu, Fenerbahçe’yi satın alacak algısı oluşturanlara da seslene Koç, Aziz Yıldırım’ın kendisine İhanet içindesin demesinin ise patlama noktası olduğunda taraftarlarla paylaştı.

    Bodrum antik tiyatroda düzenlenen “Bodrum’da büyük buluşma” adı altından Fenerbahçe Başkan adayı Ali Koç, Fenerbahçeli taraftar ve üyelerle bir araya geldi. Ünlü sanatçı Ege’nin konseri ile başlayan gecede izdiham yaşandı. Antik tiyatro önünde metrelerce kuyruk oluştu. Saatler önceden dolan antik tiyatroya yaklaşık 5 bin kişi geldi. Alana sığmayan taraftarlar merdivenlere ve sahne önüne oturmak zorunda kaldı. Büyük bir coşku ile karşılanan Ali Koç’un bir anda çevresini saran taraftarlar öz çekim yapmak için bir birlerini ezdi. Zaman zaman taraftarların arasında ezilme tehlikesi geçiren Koç, izdiham nedeniyle kendine ayrılan bölüme geçemedi. Sahnenin kenarından taraftarlara seslenmeyi bekleyen Koç, okuyacağı notları gözden geçirmeyi de ihmal etmedi. Koç, kendisini Fetö’cü ilan edenlere ise ateş püskürdü. Aziz Yıldırım hakkında da çarpıçı açıklamalarda bulunan Koç, kendisine yapılan oyunları ve kumpaslarıda taraftarlarına anlattı.

    Koç’un konuşmalarını dinlemeye gelen Fenerbahçe eski Başkanşlarından Ali Şen’de taraftarları selamladı. Taraftarların “Ali Koç Başkan Fenerbahçe şampiyon” sözlerine bu tezahürat Ali Şen Başkanımıza ait diyerek “Bu tezahüratın orjinali Ali Şen başkanımızın. Biz hak edelim ondan sonra. Kendisi de burada, teşekkür ediyorum Ali Şen başkanımıza” ifadelerini kullandı.

    Ben Fenerbahçe’yi satın alacakmışım

    Fenerbahçe hisselerini satın alacak söylentilerine yanıt veren Koç “Bir spor kulübü tarihinde hiçbir zaman yapılmamış bir sermaye koymayı düşünüyoruz. Ayrıca bize nefes aldıracak sponsorluk çalışmalarımız var. Öyle bir hava yaratılıyor ki, ben Fenerbahçe hisselerini satın alacağım. Yok öyle bir şey. Bu para karşılıksız şirkete verilecek. Başkanımız Malezyalılar üzerinden bana da söylemiş. Haklı, Fenerbahçe hiçbir zaman sermayelerin altına girmeyecek. Futbol aşkımızı bir nebze kaybettik, yeni bir aşk bulduk, o da basketbolda. Ancak futbolda başarı gelmeyince, amatör şubelerdeki başarılar da bir nebze gölgeleniyor. Büyük ya da küçük, başarılı olan bütün takımların bir futbol anlayışı var. Yatırımlar buna göre yapılıyor. Biz de diyoruz ki, Fenerbahçe artık günü kurtarma politikasından ayrılmalı” şeklinde konuştu.

    Faruk Ilgaz tesisleri bize kapalı

    Koç, Faruk Ilgaz tesislerinin kendilerine kapalı olduğunuda anlatarak “Yaşadıklarımızın bazılarını bilseniz, ki birazdan bileceksiniz, “Sen deli misin bu işlerle uğraşıyorsun” dersiniz. Biz seçildiğimiz takdirde, bizim yaşadıklarımızı kimse yaşamayacağız. Bunun mümkün olan kısmını tüzük altında garanti altına alacağız. Bize Faruk Ilgaz Tesisleri kapalı. Fenerbahçe medya araçlarında bizi göremezsiniz. Fenerbahçeli olmayan insanların benim adaylığımı sorguladığını görürsünüz. Biz bu noktaya gelecek takım mıydık arkadaşlar” diyerek isyan etti.

    İhanet ile suçlanmam patlama noktam oldu

    Koç, kendisini ihanet ile suçlayan Aziz Yıldırım hakkında da konuştu. Patlama noktasının ise o söz olduğunu ifade eden Koç “Biz Türkiye’nin en zor dönemlerinde 3-5 yıllık localar, kombineler alarak stat yapılmasına katkı sağladık. Şimdi üniversite gibi önemli bir konuda kimse maddi destek vermiyorsa, Başkanım düşünün ben nerede hata yapıyorum diye. Başkan benim için ihanet etti lafını söyledi. Benim için patlama noktası buydu. Obradovic ile çalışmayacağımı da söylüyorlar her yerde” şeklide konuştu.

    FETÖ damgası vurmak istediler

    Amerika’nın adamı olduğu söylentilerine ve FETÖ damgası vurmaya çalışanlara da seslenen Ali Koç “Ben Amerika’nın adayı olarak siyasete girecekmişim. Bunun intibasını yaratmaya çalışıyorlar. Seçim erkene alınınca rahatladık ama bazı medya kanalları da şimdi bunu işlemeye başladılar. ‘Bana kumpas kurulabilir’ dedim. Ülkemizde en büyük suç, FETÖ, FETÖCÜ olmak. Ocak ayında yapılan divan kurulunda “Kaçtı” dediler. Sonra hakkımda suç duyurusunda bulunulmuş. Bana geldiği zaman deli saçması dedim. Ama 101 gerçek kişi sizin hakkınızda suç duyurusunda bulunuyorsa önemlidir. Ben önemsememiştim ama sonrasında bir FETÖ projesi olduğumu, siyasete gireceğimi işlemeye başladı. Bize kapalı zarfta bir belge geldi. Vefa Küçük’e gösterdim. Gözlerine inanamadı. Başkanımıza göstermesi için bu belgeyi hem Vefa Küçük’e, hem de başka bir eski yöneticimize gösterdim. Benim kulübü ele geçirmeye çalıştığımı, ailemin de FETÖ ile ilişkili olduğunu, benim FETÖ tarafından başkanlığa hazırlandığımı, hatta FETÖ kumpasının benim tarafımdan, benim talimatımla gerçekleştiğini savcılığa suç duyurusunda bulundular. Başkanımızın beni bir FETÖ projesi olarak sunması beni çok endişelendirdi” ifadelerini kullandı

    Başkan ben FETÖ’cü müyüm

    Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’a FETÖ’CÜ olup olmadığını soran Ali Koç sözlerine şu şekilde devam etti. Koç, Beni neden zamanında gelecekteki başkan adayı olarak gösterdiniz. 2 adayınız var. Biri size doğruları söylemiyor. Ben diyorum ki, ne diyorsam arkasındayım. Çıkalım televizyona konuşalım. Yanlışım varsa özür dileyeceğim. Bana mağduriyet yaratıyorsun dendi, bunun için sizlerle bunu paylaşıyorum. Ben bunları sizin için çekiyorum. Soruyorum başkanıma, sizce ben FETÖ’cümüyüm, değil miyim? Soruyorum başkanıma, size maddi manevi her türlü desteği verdim mi, vermedim mi? Yahut FETÖ’cüyüm. FETÖ’cüysem beni neden yönetime davet ettiniz. Başkanım, sizi çok yanlış tanımışım. Siz de beni yanlış tanımışsınız. Söz konusu Fenerbahçe ise gözümün ne kadar kara olduğunu bilirler sanıyordum” dedi.

  • Torpille oynayan izinli asker gözünü ve parmaklarını kaybetti

    Kütahya’nın Pazarlar ilçesinde hava değişimi için izinde olan bir asker oynadığı torpilin patlaması sonucu yaralandı.

    Edinilen bilgiye göre, Hatay’da vatani görevini yerine getiren Cafer Ç. (21) , hava değişimi izniyle geldiği Pazarlar ilçesine bağlı Sofular köyündeki babaevinde demir borunun içine sıkıştırdığı torpilin patlaması sonucu sağ gözünü ve sağ elinden üç parmağını kaybetti. Ailesinin sağlık ekiplerine ve jandarmaya durumu haber vermesiyle önce ambulansla Gediz Devlet Hastanesine getirilen genç, hayati tehlikesinin bulunması nedeniyle daha sonra Kütahya Dumlupınar Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildi. Olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • Aydın ‘Kerim Bebek’ için tek gözünü kapattı

    AYDIN (İHA) – Suriye’de süren Doğu Guta ablukasının sembolü olan Kerim bebek için Adnan Menderes Üniversitesi Öğrenci Topluluklarınca ’Tek Gözünü Kapat’ eylemi geçekleştirildi.

    Atatürk Kongre Merkezi önünde gerçekleşen etkinliğe Aydın Valisi Yavuz Selim Köşger, ADÜ Rektörü Prof. Dr. Cavit Bircan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Recai Tunca, Prof. Dr. Törün Özer, Prof. Dr. Halil Kırnak, Genel Sekreter V. Yrd. Doç. Dr. Mustafa Aslan, sivil toplum kuruluşları, topluluk üyeleri akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda öğrenci katıldı.

    Suriye’nin başkenti Şam’da, rejim askerlerinin ablukası altındaki Doğu Guta bölgesinde yaklaşık bir ay önce rejimin topçu saldırısında annesini ve sol gözünü kaybeden iki aylık Kerim bebek için başta Türkiye olmak üzere dünyanın dört bir yanında gösterilen tepkilere Aydın ve ADÜ’de sessiz kalmadı. Öğrenciler, hazırladıkları pankartlar ile birlikte sol gözlerini kapatarak yaşanan drama tepki gösterdi.

    Protesto gösterisinde yaptığı konuşmada Rektör Prof. Dr. Cavit Bircan, Doğu Guta’da yaşanan insanlık dramına dikkat çekerek Suriye’de yaşanan Müslüman kıyımına karşı farkındalık oluşturmak istediklerini ifade ederek; “Suriye’de o kadar çok ölüm oldu ki insanlar artık duyarsızlaştı. Son dönemde yaşanan bu duyarsızlığı ortadan kaldırmak adına, Kerim bebeğin acısına ortak olmak adına Üniversite olarak öğrencilerimizle tepkimizi ortaya koyuyoruz. İnşallah bu zulümler en kısa zamanda sona erer.” diye konuştu.

    Vali Yavuz Selim Köşger ise, dünyanın kötü bir süreçten geçtiğini ifade ederek bu kötü sürecin en dehşetengiz sahnelerinin komşumuz Suriye ve Irak’ta gerçekleştiğini vurguladı. Vali Köşger, “Bu vahşet emperyalist güçlerin özellikle de İsrail’in kendi menfaatleri doğrultusunda Bölgeyi istikrarsızlaştırma politikalarının sonuçlarıdır. Bölgeye ve bölge insanına hiçbir faydası olmayan bu anlamsız iç savaş yaklaşık 400 bin insanın canına mal oldu. Milyonlarca insanın da mülteci durumuna düşmesine sebep oldu. Rejim güçlerinin attıkları bombalar sonucu bir gözünü kaybeden Kerim bebek artık Suriye Savaşının bir sembolüdür. Orada yaşanan vahşetin sembolüdür. Kerim bebek için duyarlılık gösteren tüm öğrencilerimize bu gösteriyi düzenledikleri için teşekkür ederim” dedi.

  • Ay yıldızlı kolye ile gözünü çıkardılar

    İzmir’in Konak ilesinde, otobüs durağında bekleyen Yunus Tuaç ve Anıl Kurt’tan sigara isteyen 2 şahıs daha sonra iddiaya göre ay yıldızlı kolyeyi bahane ederek saldırdı. Saldırganlardan biri Tuaç’ın boynundaki kolyeyi koparıp gözüne sapladı. Olayı soruşturan savcı, hazırladığı iddianamede kolyeyi silah olarak sayarken, her iki tarafa da ’karşılıklı hakaret’, ’basit yaralama’ ve ’yaralama’ suçundan dava açtı. Tuaç’ın avukatı Hasan Bülent Güvençalan, dosyanın hazırlık safhasında büyük bir eksikliğin olduğunu ileri sürerek, “Savcılık aşamasındayken olayın bir terör suçu kapsamına girdiği ne yazık ki göz önüne alınmamış, bu bakımdan hiç değerlendirme yapılmamıştır” dedi.

    Davaya konu olay, 12 Nisan 2015 tarihinde, Halkapınar otobüs duraklarında meydana geldi. Olayı soruşturan cumhuriyet savcısının hazırladığı iddianameye göre arkadaş olan Yunus Tuaç (22) ve Anıl Kurt (24) otobüs durağında otobüs beklerken yanlarına gelen Muhammet İ. (24) ile arkadaşı Haluk D. (24), Tuaç ve Kurt’tan sigara istedi. Sigaralarının kalmadığını belirten Yunus Tuaç ve Anıl Kurt ile sigara isteyen Muhammet İ. ve Haluk D. tartışmaya başladı. Tartışma büyüyerek kavgaya döndü. Yunus Tuaç’ın boynunda olan ay yıldızlı kolyeyi koparan Haluk D., Tuaç’ın gözüne soktu. Orada bulunan otobüs şoförlerinin araya girmesi ile kavga ayrıldı. Savcı hazırladığı iddianamede kolyenin silah olarak kullandığını belirtirken, karşılıklı birbirlerini darp eden 2 grup arkadaşa; ’karşılıklı hakaret’, ’basit yaralama’ ve ’yaralama’ suçundan dava açtı. Dava, İzmir 15 Asliye Ceza Mahkemesi’nde açılıp görülmeye başlandı.

    Kavga ’ay yıldızlı’ kolyeden başladı iddiası

    Arkadaşı ile birlikte durakta otobüs beklediğini belirten Yunus Tuaç, “O sırada tanımadığımız iki kişi geldi. Ben durakta oturuyorum, telefonumla oyalanıyordum. Arkadaşım ayaktaydı ona yaklaştılar, dediler ki ’bir sigara alabilir miyim?’ Arkadaşım ’yok kullanmıyorum’ dedi. Bunlar gitti, uzaklaştı. O sıra ben kalktım oturduğum banktan. Arkadaşımın yanına gittim. Birbirimizle uğraşmaya ve şakalaşmaya başladık. O sıra biri geldi bana bakmaya başladı. Ben arkadaşımla göz göze geldim, sonra boynumdaki ay yıldız kolyeyi göstererek ’çıkar lan onu’ dedi. Sonra ’bütün Türkleri şöyle yapacağız’ diye hakaret ederek Türk milletine küfür etmeye başladı. O sıra kolyeye doğru elini uzattı, kolyeyi kopardı. Arkadaş da yanımdaydı, o ittirdi ilk önce, o sıra arbede başladı. Yaklaşık bir 10 dakika boyunca öyle birbirimizle kavga ettik. Sonra ben bir köşeye çekildim. Biri arkadaşımı tuttu, 2 kişilerdi biri boşta kalınca ben ne oluyor diye kafamı çevirince, çevirir çevirmez gözüme kolyeyi sapladı. Ondan sonra ben anlamadım ne olduğunu, bir şeyin gözüme saplandığını fark ettim. Sonra bir 5 dakika daha böyle devam ettik. Ondan sonra iyice ben halsizleştim. Arkadaşım geldi yanıma ne oldu diye derken o sıra beni sırtlar gibi tuttu. Şoförlerin durduğu yere doğru götürmeye başladı. Arada 50-60 metre var. Ondan sonra bunlar kemerlerini çıkararak arkadaşıma vurmaya başladı. Küfürler ederek aydınlığa geldiğimiz zaman kafamı çevirdiğimde benim gözümün dışarıda olduğunu fark ettikleri zaman, bunlar uzaklaştılar. Tabi bunlar durağa giderken sayıları 6-7’ye çıktı. Şoförler falan biraz yardım etti. O sıra ambulansları aradık, ambulans geldi Ege Üniversitesine kaldırdılar. Orada stajyer doktorlardan biri, ’bu göz artık tedavi edemeyeceğimiz boyuta gelmiş, bu gözü alacağız’ dediler. Sabah hoca geldi, ’ameliyata girmeden ben bir şey diyemeyeceğim’ dedi. Ameliyata girdim 2 buçuk saat dikiş attılar gözün iç kısmına göz bebeğine ondan sonra, ’bekleyeceğiz, eğer randıman alırsak bir şey yapmayacağız. Bir şey yapmaya başlarsa ikinci bir ameliyata gireriz’ dediler” dedi.

    Askerde çürük aldı

    Olaydan yaklaşık 6 ay sonra askere gittiğini belirten Yunus Tuaç, “Sivas’ ta komutanlarımın gözümü fark etmesi üzerine Ankara Gülhane Tıp Akademisine gönderdiler. Oradan Amasya Merzifon‘a gönderdiler. Merzifon’dan sonra, sağ gözümün görmemesi sebebiyle çürük verdiler. Askerliğim 1 ayda bitti. Tekrar Ege Üniversitesi Hastanesine döndüm, orada hocayla konuştum. Hoca, ’bu göz için artık yapacak bir şeyimiz yok. Bu gözü kurtaramayız’ dedi. O sıra protez düşünürsen yardımcı olabilirim dediler. 3 ay sonraya randevu verdiler, 3 ay sonra gittiğimde 4 – 5 gün hastanede yattım. Sağ gözümü tamamen alıp içeriye plastik bir parça yerleştirdiler. Oradan çıktığımda tekrardan gidip protez göz yaptırdım” diye konuştu.

    “Olayın bir terör suçu kapsamına girdiği ne yazık ki göz önüne alınmamış”

    Dosyanın hazırlık safhasından büyük bir eksikliğin olduğunu belirten Yunus Tuaç’ın avukatı Hasan Bülent Güvençalan, “Savcılık aşamasındayken olayın bir terör suçu kapsamına girdiği ne yazık ki göz önüne alınmamış, bu bakımdan hiç değerlendirme yapılmamıştır. Sanıkların Facebook sayfaları, terör örgütünün övücü yazılarla, resimlerle dolu. Ayrıca kendi mahalleleri kendi çevreleri gibi bu terör örgütü sempatizanı oldukları, hatta militan aşamasında eylemlerde bulundukları da ayırt edilebilecek bir noktada. Savcılık olaya bu şekilde hiç yaklaşmamış sadece basit bir yaralama olarak değerlendirmiş. Bu da dosyanın en baştan itibaren yanlış mecraya yönlendirilmesine sebep olmuştur. Müvekkilim sadece ay yıldız kolye takması sebebiyle bu saldırıya uğradığı çok açık ortadadır. Bu ay yıldız kolye zaten gözüne saplanıyor, bu nedenle uzuv kaybına yol açıyor. Şu an gözünü tamamen kullanamayacak durumdadır. Bu aşamalarda buna dikkat edilmediği için yargı bunu basit bir müdahaleyle giderilemeyecek bir yaralama olarak bahsetmektedir. Bu konuda biz mahkemede gerekli taleplerimizde bulunduk. Olayın terör suçu kapsamına girdiğini, bu fiili işleyen kişilerin terör örgütü üyesi olduklarını, eylem sırasında bir terör örgütünün ismini kullanarak kişiler üstünde baskı ve terör oluşturmaya çalıştıklarını, aynı zamanda kendi etnik kimliklerini de ön plana çıkararak bu sayede de karşı taraf üzerinde baskı kurmak istediklerini çok açık olarak belirttik. Mahkeme de bu sırada karar aşamasındadır. Talebimiz devam ediyor” ifadelerini kullandı.

  • Türk zeytin ve zeytinyağı sektörü gözünü Ortadoğu’ya dikti

    Türk zeytincilik sektörü, 2016-2017 sezonunda ihracat rekorlarını alt üst etti. Zeytinyağı ihracatını üç kat arttırarak 174 milyon dolara çıkaran, toplamda 285 milyon dolarlık ihracat yapan Zeytincilik sektörü, başarılı olduğu sezonda kan kaybına uğradığı Ortadoğu pazarındaki kayıplarını telafi etmek için Ortadoğu’daki gıda fuarlarını radarına aldı.

    Zeytinyağı üretiminde dünya ikinciliğini, sofralık zeytin üretiminde ise dünya liderliğini hedefleyen Türkiye, 2017-2018 sezonundaki yüksek rekoltesiyle bu hedeflere ulaşacağının sinyallerini verdi. Türk Zeytincilik Sektörü, 2017-2018 sezonunda 280 bin ton zeytinyağı, 450 bin ton sofralık zeytin rekoltesi bekliyor. Söz konusu rekoltenin katma değere dönüşmesi için kolları sıvayan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, ihracatta güçlü olduğu ancak son sezon ihracat rekorlarından yeterince nasibini alamayan Ortadoğu pazarına yoğunlaşma kararı aldı. Bu amaçla Ortadoğu ülkelerinde düzenlenen gıda fuarlarına katılma kararı alan Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği, İsrail’in Tel-Aviv şehrinde 28-30 Kasım 2017 tarihleri arasında 34. kez düzenlenen Israfood Fuarı’na katılarak Türk zeytin ve zeytinyağının tanıtımını yaptı ve ziyaretçilere zeytin ve zeytinyağı tadımı yaptırdı.

    Türk Zeytin ve Zeytinyağı Sektörünün, Ortadoğu ülkelerinde katılım sağlayacağı ikinci gıda fuarı ise 18-22 Şubat 2018 tarihlerinde Dubai’de düzenlenecek olan Ortadoğu’nun en büyük gıda fuarı Gulfood Fuarı olacak.

    Türkiye’nin 2016-2017 sezonunda zeytin ve zeytinyağı ihracatını yüzde 63’lük artışla 175 milyon dolardan, 285 milyon dolara çıkardığı bilgisini veren Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği (EZZİB) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Er, bu süreçte Ortadoğu ülkelerine yapılan ihracatın ise 53 milyon dolardan, 51 milyon dolara gerilediğine dikkati çekti.

    Türk zeytincilik sektörünün ihracat rekorları kırdığı bir yılda Ortadoğu ülkelerine ihracatının gerilemesi üzerine Ortadoğu pazarına yoğunlaşma kararı aldıkları bilgisini paylaşan EZZİB Başkanı Er, “Bu amaçla Ortadoğu ülkelerinde düzenlenen gıda fuarlarını radarımıza aldık. İlk olarak, 28-30 Kasım 2017 tarihlerinde İsrail’in tek gıda fuarı Israfood Fuarı’na katılarak Türk zeytin ve zeytinyağının tanıtımını gerçekleştirdik, zeytin ve zeytinyağı tadımı yaptırdık. İsrail, zeytin ve zeytinyağı ihracatımızın çok sınırlı olduğu bir ülke olmakla birlikte genel ihracatımızın sürekli arttığı bir ülke. Türkiye ile İsrail arasındaki siyasi ilişkilerin dip yaptığı dönemde bile İsrail’e ihracatımız arttı. İsrail’de yürüteceğimiz tanıtım çalışmaları sonrasında ihracatımızın İsrail ve Ortadoğu ülkelerine artacağı konusunda çok ümitliyiz” şeklinde konuştu.

    İkinci durak Dubai

    Türk zeytincilik sektörünün 2015-2016 sezonunda gerçekleştirdiği 175 milyon dolarlık ihracattan Ortadoğu ülkelerinin yüzde 30’luk pay alarak 53 milyon dolar ihracat rakamına ulaştığına dikkati çeken EZZİB Başkanı Er şöyle devam etti: “Türk zeytincilik sektörü, 2016-2017 sezonunda toplamda 285 milyon dolarlık ihracat yaparken, Ortadoğu ülkelerinin payı yüzde 18’e geriledi ve Ortadoğu’ya ihracatımız 51 milyon dolara indi. Türkiye’nin bu yıl zeytin ve zeytinyağı rekoltesinde büyük artış var. Bu rekolteyi katma değere dönüştürmek, üreticinin yüzünü güldürmek için Ortadoğu pazarına olan ihracatımızı arttırmamız gerekiyor. Bu amaçla 18-22 Şubat 2018 tarihlerinde Dubai’de düzenlenen ve Ortadoğu’nun en büyük gıda fuarı Gulfood Fuarı’na katılacağız. İlerleyen dönemde Ortadoğu’daki tanıtım faaliyetlerimiz artarak devam edecek.”

    Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği olarak İsrail’de ilk kez fuara katıldıklarını belirten EZZİB Yönetim Kurulu Üyesi Şerif Selçuk ise fuarda EZZİB standına ve Türk zeytin ve zeytinyağı gösterilen ilgiden memnun kaldıklarını belirtti.

    Son 5 yılda zeytin ve zeytinyağı ithalatı 8 bin ton düzeylerinden 25 bin ton düzeyine çıkan İsrail’in Türk zeytin ve zeytinyağı için önemli bir potansiyeli bulunduğuna dikkati çeken Selçuk, “İsrail; ağırlıklı olarak İspanya, Yunanistan, Mısır ve Ürdün’den ithalat gerçekleştiriyor. İsrail pazarında Türk zeytin ve zeytinyağının tanıtımına ağırlık vererek Türkiye’nin payını artırabileceğimiz izlenimi edindik” şeklinde konuştu.

    Türkiye’den İsrail’e 2016-2017 sezonunda gerçekleştirilen zeytin-zeytinyağı ihracatı miktar bazında yüzde 119 artarak 302 tona ulaşırken, elde ettiğim döviz ise yüzde 52 artarak 413 bin dolardan 628 bin dolara yükseldi.

    Türkiye’den Ortadoğu ülkelerine, 2016-2017 sezonunda 28 milyon 910 bin dolarlık sofralık zeytin ihraç edilirken, sofralık zeytin ihracatının 21 milyon 323 bin dolarlık büyük dilimi siyah zeytin ihracatından oldu. Yeşil zeytin ihracatı ise 7 milyon 586 bin dolar oldu. Türkiye, Ortadoğu ülkelerine 22 milyon 533 bin dolarlık altın sıvı olarak tanımlanan zeytinyağı ihraç etti.

    Irak,18 milyon 321 bin dolarlık siyah zeytin ve 5 milyon 765 bin dolarlık yeşil zeytin ihracatı ile zeytin ihracatında Ortadoğu ülkeleri arasında lider ülke olurken, zeytinyağı ihracatında Suudi Arabistan 12 milyon 239 bin dolarlık tutarla en fazla zeytinyağı ihraç edilen Ortadoğu ülkesi olarak kayıtlara geçti.