Etiket: GÖZ

  • Dr. Yararcan: “Çocuklarda Göz Tembelliği İhmale Gelmez”

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Operatör Dr. Mucize Yararcan, çocuklarda fark edilmesi zor olan göz tembelliğinin 3 yaşına kadar tedavi edilmesi gerektiğini söyledi. Hayat boyu sürebilecek görme kayıplarının erken tanı ile ortadan kaldırılabildiğini dile getiren Op.Dr. Yararcan, “Bu nedenle 3 yaş öncesinde tüm çocuklar, şikayet olsun veya olmasın mutlaka göz doktoru tarafından muayene edilmelidir” dedi.

    Göz kayması ve iki gözün kırma derecelerinin farklı olmasının göz tembelliğine neden olduğunu anlatan Op. Dr. Mucize Yararcan, şöyle konuştu: “Sadece net görüntü beyin tarafından kabul edilir. Gözlerden biri net görüntüyü beyne yollamıyor ise bu gözden gelen görüntü algılama dışı kalır. Bu da görme sisteminde tembelliğe neden olur. Düzeltilmemiş kırma kusurları veya tek veya iki gözde düzeltilmemiş olan yüksek astigmatizm varsa göz tembelliği gelişebilir. Göz kapağı düşüklüğü gibi bir veya iki gözün kapalı kalarak görme yapamadığı durumlarda göz tembelleşir. Göz tembelliği kalıtsal olabilir. Ailesinde göz tembelliği olan çocuklar mutlaka muayene edilmelidir.”

    “ÇOCUKLAR ANLAYAMAZ”

    Op.Dr. Mucize Yararcan, çocukluk çağında düzeltilmemiş kırma kusurlarının göz tembelliği ile sonuçlandığını belirterek “Görme bozukluklarının erken tespiti ancak erken muayene ile mümkündür. Çocuklar az gördüklerinin farkında olmaz. Ailelerin dikkati de yalnız başına yeterli olmaz. Bu nedenle bebek doğduktan sonra ilk ay göz muayenesine götürülmelidir” dedi.

    HER YAŞTA MUAYENE

    Op. Dr. Yararcan, douştan göz rahatsızlığı olabileceğini belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

    “Çocuğun gözünde kayma varsa, eline aldığı cisimlere yakından bakıyorsa, göz-baş ağrısı problemi veya göz ovuşturması varsa, bir nesneye bakarken başını eğiyorsa ve ailenizde göz tembelliği olan biri varsa bir hekime danışın. Çocukta doğuştan gelen bir göz tansiyonu veya katarakt olabilir. Göz tansiyonu erken tedavi edilmezse, zaman içerisinde göz içerisinde hasara ve büyümeye yol açacaktır. Erken tanı koyabilmek için 0-3 yaş aralığı önemli. Problem ne kadar erken çözülürse tedavi o ölçüde başarılı olur. Erken tanı ile ömür boyu sürebilecek bozuklukların önüne geçebiliriz.”

  • Göz Kapağı Tümörlerine Dikkat

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Şeyda Atabay, göz kapağı tümörleri konusunda uyardı.

    Op. Dr. Atabay, konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, “Deri, mukoza, kas, salgı bezi gibi birbirinden farklı dokulardan oluşan göz kapakları; gözün anatomik bütünlüğünün sağlanması ve görme işlevinin sürdürülmesi açısından hayati önem taşırlar. Birbirine yaklaşarak gözü travmalardan korur, göze giren ışığın miktarını ayarlar ve gözyaşı filminin yayılmasına yardımcı olur. Kapaklar gözleri ıslatmak, korumak ve göz yüzeyini temizlemek amacıyla özel olarak biçimlenmiş yüz derisinin devamıdır. Göz kapak derisi oldukça incedir. Üst kapak derisi vücudun en ince derisidir. Deri altı dokusu oldukça esnektir ve deri altı yağ dokusu yoktur” dedi.

    Göz kapaklarında çok değişik malign ya da benign (iyi ya da kötü huylu) tümör görülebildiğini anlatan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr.Şeyda Atabay, “Göz kapağında karşımıza çıkan benign ya da malign lezyonlar; vücutta deri ile kaplı herhangi bir yerde de görülebilirler. Fakat; gerek histolojik özellikleri, gerekse tedavisinde uygulanan cerrahi prensipler açısından, vücudun diğer bölgelerindeki lokalize cilt lezyonlarından farklıdırlar. Bu tümörlerin olabildiğince küçük boyutlarda erken dönemde tanınması, benign ya da malign olduğunun kararlaştırılması son derece önemlidir. Yetersiz veya uygun olmayan tedavi sonucunda ciddi kozmetik, anatomik ve fonksiyonel anomaliler oluşturmaları; glob, orbita ve beyin invazyonu yapabilmeleri, göz kapak tümörlerinin önemini arttırmaktadır. Benign lezyonlar tecrübeli bir göz tarafından klinik görüntü ve davranışlarıyla tanınabilmesine rağmen, biyopsi ile histopatolojik tanının konulması, fatal olabilen malign kapak tümörlerin erken tanınmasını ve tedavisini sağlamakta ve hayat kurtarıcı olmaktadır. Çoğu hastalıklarda olduğu gibi klinik öykü çok önemlidir. Lezyonun başlama yaşı, ne kadar süredir varolduğu, büyüme hızı, yerleşim yeri, üzerindeki renk değişimleri, yanındaki cilt dokusuna benzerliği, kıl kirpik içermesi, kanama olup olmadığı, yüzeyinde incelme-ülserasyon – kılcal damar mevcudiyeti önemlidir. Sorgulanması gereken diğer bir nokta ise hastanın başka vücut bölgelerinde başka tümöral lezyonların olup olmadığı ve daha önce herhangi bir tedavi yapılıp yapılmadığıdır” diye konuştu.

    Malign kapak tümörlerinin açık tenli, uzun süre güneşe maruz kalan ileri yaş gurubunda sıkça rastlandığını dile getiren Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr.Şeyda Atabay, “Tümörün ağrısız büyümesi , heterojen rengi, kabuklanma olması, normal kapak yapısını bozması kötü huya işarettir. Lezyonun sertliği, mobil olup olmadığı, kirpiklerin kaybı, çevre dokulara kemiğe yayılımı malignite açısından önemlidir. Göz hareketlerindeki kısıtlılık tümörün göz arkası orbitaya yayılımını düşündürmelidir. Olabilecek metastazlar açısından sistemik değerlendirme gereklidir. Benign kapak tümörleri oldukça sık görülür. Tedavisinde kozmetik amaçlı basit eksizyon ve defektin kapatılması yeterlidir. Vücudun tüm bölgelerinde olabilen halk arasında ‘’ben’’ olarak isimlendirilen nevüsler düşünüldüğü kadar her zaman masum değildirler. Mevcut olan ‘’ben’’ ilerleyen yıllarda büyüme, renk değiştirme, kanama veya ülserleşme, üzerindeki kılların dökülmesi gibi değişiklikler gösteriyorsa dikkatli olunmalı ve bir uzmana danışılmalıdır. Sonradan ortaya çıkan kitle veya ‘’ben ‘’ olarak nitelendirilen lezyonlar mutlaka değerlendirlmelidir. Benign olarak değerlendirdiğimiz ve büyüme, değişiklik göstermeyen lezyonlar takip edilmeli, fotoğraflanmalıdır. Bazı durumlarda eksizyon tıraşlama gerekmektedir. Malign tümörlerde tedavi cerrahidir. Tümör geniş olarak sağlam doku sınırı içerecek şekilde çıkartılır. Çıkartılan deri kenarına koter krio uygulAması yapılır. Gereken durumlarda radyoterapi kemoterapi uygulanır.

    Kapak kitlelerinin tedavisinde, kitleyi ortadan kaldırmak temel amaç gibi görünmekle birlikte, esas amaç; gözün anatomik ve fizyolojik fonksiyonlarının devamının sağlanması, anatomik yapının ve kozmetik görüntünün korunmasıdır. Küçük tümörlerin rekonstrüksiyonunda primer onarım yeterli olurken büyük tümörlerde fleb kaydırması veya vücudun başka bir bölgesinden (kol içi- kulak arkası gibi) greft nakli gerekmektedir.

    Göz kapağı onarımı özel bir önem taşır. Başarısız ve yetersiz onarımlar estetik kusurlara yol açmasının yanında; konjonktivit, keratit ve sonunda körlüğe kadar gidebilen ciddi komplikasyonlara neden olabilir.

    Göz çevresi tümörlerinin sadece yüzde 15-20’si malign özellik taşımaktadır. Göz kapağında iyileşmeyen yara olduğunda, yeni bir lezyon oluşup büyümeye başladığında veya daha önceki ‘ben’ benzeri bir lezyonun değişiklik göstermesi durumunda mutlaka göz hekimine muayene olunmalı ve bunun kötü huylu bir tümör olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir” şeklinde konuştu.

  • Polis Kaçakçılara Göz Açtırmadı

    İzmir’in 3 ilçesinde polis ekiplerinin düzenlendiği operasyonda, 2 buçuk milyon değerinde toplam 398 bin 500 paket kaçak sigara ele geçirilirken 6 kişi gözaltına alındı.

    İzmir Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, kentte sigara kaçakçılığına yönelik geniş çaplı araştırmanın ardından belirledikleri yerlere baskın yaptı. Polis ekipleri ilk olarak, Gaziemir’de bir depoya baskın yaptı. Yapılan operasyonda C.K. (38), A.T. (23) ve B.Y. (45) yakalandı. Depoda yapılan aramada, toplam 154 bin paket kaçak sigara ele geçirildi. C.K. ve A.T., 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçundan işlem yapılarak, savcılıktan serbest bırakıldı. B.Y. ise mahkeme tarafından tutuklandı.

    Polis ekipleri ikinci olarak, Buca’da bir depoya baskın düzenledi. Depodan 45 bin 500 paket kaçak sigara ele geçirilirken, zanlı B.Y. (45), daha önceki operasyondan tutuklu olduğundan hakkında, 5607 Sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na muhalefet suçundan işlem yapıldı. Son olarak Menderes’te bir depoya düzenlenen operasyonda, H.A. (29), M.Ç. (47) ve M.A. (43) yakalandı. Aramada, sigara kaçakçılığında kullanılan bir kamyon ve 199 bin paket kaçak sigara ele geçirildi. Üç zanlı, savcılıktan serbest bırakıldı.

    3 olayda ele geçirilen kaçak sigaraların toplam piyasa değerinin, yaklaşık 2 milyon 400 bin lira olduğu belirtildi.

  • Fenerbahçe’nin Göz Alıcı Performansı Sürüyor

    Spor Toto Süper Lig’de liderlik koltuğunda bulunan Fenerbahçe’de moraller yerinde. Ligde 13 maçtır mağlubiyet yüzü görmeyen sarı-lacivertliler, 19. haftalar itibariyle son yılların en göz alıcı performansını sergiliyor.

    Spor Toto Süper Lig’de 19. hafta itibariyle maç fazlasıyla lider durumda bulunan Fenerbahçe’de olumlu gidişat sürüyor. Sezona flaş transferlerle giren ve etkili bir kadro kuran sarı-lacivertliler, her geçen hafta üzerine koyarak ilerlemeye devam ediyor. Kar engeli nedeniyle 2 maçı ertelenen Beşiktaş’ın 5 puan önünde maç fazlasıyla lider durumda bulunan Vitor Pereira’nın öğrencileri ayrıca, son 10 yıl içinde 19. haftalar itibariyle en başarılı performansa da imza atmış oldu. 46 puanla lider durumda bulunan sarı-lacivertliler, son 10 yıl içindeki en yüksek puanını topladı. Son olarak şampiyon oldukları 2005-2006 sezonunda 19. hafta sonunda 51 puan toplayan Fenerbahçe, 2006-2007 ve 2007-2008 sezonunda 41, 2008-2009 sezonunda 34, 2009-2010 sezonunda 43, 2010-2011 ve 2011-2012 sezonunda 39, 2012-2013 sezonunda 31, 2013-2014 sezonunda 44, 2014-2015 sezonunda ise 43 puan topladı.

    HEDEF ŞAMPİYONLUK

    Geçtiğimiz sezon şampiyonluğu ve 4. yıldızı ezeli rakibi Galatasaray’a kaptıran Fenerbahçe, sezona mutlak şampiyonluk hedefi ile başladı. Göreve getirilen Portekizli teknik adam Vitor Pereira ile istikrarlı bir duruş sergileyen sarı-lacivertliler, bazı karşılaşmalarda beklenen oyunu ortaya koyamasa da istediği puanları almayı başardı. Ligde tek yenilgisini 6. haftada Beşiktaş karşısında alan Fenerbahçe, 19. hafta itibariyle çıktığı karşılaşmalardan 14 galibiyet, 4 de beraberlik aldı. Zorlu karşılaşmalardan taraftarlarını sevindirmeyi başaran Fenerbahçe, sezon sonu şampiyonluk ipini göğüsleyerek taraftarlarına 20. şampiyonluğun keyfini yaşatmak istiyor.

    LİGİN EN AZ GOL YİYEN TAKIMI

    Spor Toto Süper Lig’de bu sezon defansif başarısıyla dikkat çeken Fenerbahçe, çıktığı 19 karşılaşmada kalesinde 14 gol gördü. Ligin en az gol yiyen takımı konumunda bulunan sarı-lacivertlileri 17 golle Kasımpaşa izliyor. Fenerbahçe’nin 19. hafta itibariyle bir maçta en fazla gol yediği maç ise 3-2 kaybettikleri Beşiktaş maçı oldu.

    13 MAÇTIR YENİLMİYOR

    Ligde son olarak 6. haftada Beşiktaş’a 3-2 yenilen sarı-lacivertliler, 13 haftadır mağlubiyet yüzü görmedi. Evinde 8 galibiyet 2 beraberlik alan Fenerbahçe, deplasmanda ise 6 galibiyet, 2 beraberlik, 1 de mağlubiyet aldı.

    AVRUPA MACERASI DEVAM EDİYOR

    Sezona UEFA Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalma hedefiyle giren sarı-lacivertliler, 3. Ön Eleme Turu’nda karşılaştıkları Ukrayna temsilcisi Shakhtar Donetsk ile ilk maçta İstanbul’da 0-0, Ukrayna’daki maçta ise 3-0 mağlup olarak yoluna UEFA Avrupa Ligi’nde devam etti. UEFA Avrupa Ligi’nde Ajax, Celtic ve Molde’nin bulunduğu A Grubu’nu 9 puanla 2. sırada bitirerek bir üst tura yükselen sarı-lacivertliler, 2. Tur maçında Rus ekibi Lokomotiv Moskova ile karşılaşacak.

  • Dr. Atilla Hacıbekiroğlu: Göz Tembelliğinin Tedavisi 9 Yaşına Kadardır

    Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Atilla Hacıbekiroğlu, zor farkedilen göz tembelliği hastalığının ancak 9 yaşına kadar tedavisinin mümkün olduğunu söyledi.

    Göz tembelliğinin zamanında tanı konduğu takdirde tedavisinin en kolay hastalıklardan birisi olduğunu belirten Hacıbekiroğlu, “Göz tembelliği, toplumda sık rastlanan, çok konuşulan, fakat az bilinen bir konudur. Fark edilmesi zordur ve fark edildiği zaman da genellikle tedavi için geç kalınmış olmaktadır. Göz tembelliği zamanında tanı konduğunda tedavisi en kolay hastalıklardan biridir. Gözde ya da görme yolarında aşikar bir patoloji bulunmaksızın, şekilli görme mahrumiyeti ve / veya anormal binoküler etkileşim yüzünden, görme keskinliğinin genellikle tek gözde azalmasına denir. Çocukluğun erken döneminde, bir göz iyi görünürken diğerinin aynı seviyede görmemesi durumunda az gören göze amblyopik adı verilir. Toplumda yüzde 2-3 oranında görülen bir durumdur. Erken tanı konması amacıyla ailelerin bu durum hakkında bilgi sahibi olması gerekmektedir” dedi.

    Söz konusu hastalığın ciddi bir görme kaybına sebep olduğunu anlatan Dr. Atilla Hacıbekiroğlu, “Erken teşhis edilen göz tembelliğinin tedavisi oldukça basittir. Göz tembelliği, nedenin ortadan kaldırılmasıyla tedavi edilemez. Zayıf olan göz normal görme için mutlaka kuvvetlendirilmelidir. Ambliyopi tedavi edilmezse ciddi sorunlar oluşabilmektedir. Ambliyopik gözde ciddi bir görme azlığı oluşabilmektedir. Derinlik hissi kaybedilebilir. İyi gören göz yaralanırsa hayat boyu görmede ciddi bir görme azlığı oluşur. Tedavinin başarısı ambliyopinin ciddiyeti ile tedavinin ne kadar erken yaşta başladığına bağlıdır. Tedavi sadece 9 yaşına kadar devam eder. Bu yaştan sonra artık tedavide başarılı olunamayacağı unutulmamalıdır” şeklinde konuştu.(EFE)