Etiket: Gösterdi

  • Beklenen yağışlı hava Taksim’de etkisini gösterdi

    Meteorolojiden yapılan uyarıların ardından beklenen yağmur Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi’nde etkisini göstermeye başladı.

    Meteoroloji Genel Müdürlüğünden yapılan uyarıların ardından yağışlı hava İstanbul’da etkisini göstermeye başladı. Beklenen yağışlı hava özellikle Taksim ve çevresinde saat 19.00 itibariyle etkili oldu. Kimilerinin yağmura hazırlıklı olduğu ve yanında şemsiye taşıdığı gözlenirken, kimileri ise hazırlıksız yakalandı. Bazı vatandaşlar yağmurdan şemsiyeyle, bazıları da başlarını çanta ve poşetle kapatarak korunmaya çalıştı.

    Meteoroloji tarafından yapılan uyarıda yağışlı havanın gece saatlerine kadar süreceği belirtildi.

  • Başkan Günaydın, belediye fabrikasının başarısını tez konusu olarak gösterdi

    Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, ISBAŞ Bimsblok Fabrikasında incelemelerde bulundu.

    Isparta Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, ISBAŞ Bimsblok Fabrikasında incelemelerde bulunarak, fabrika Genel Müdürü Ömer Tahir Gürakan’dan bilgiler aldı. Fabrikadaki AR-GE ve üretim çalışmalarını inceleyen Belediye Başkanı Yusuf Ziya Günaydın, devlet ve özel sektörlere göre üretim ve kalite açısından zirveye çıktıklarını söyledi.

    “Bu nasıl başarıldı diye sorulması lazım”

    Ziya Günaydın, “Fabrikamızda ciddi çalışmalarımız var. ISBAŞ’ımızın sırrı ve başarısı kalite diyorduk. Bu kalitemizi bir kademe daha öteye taşıdık. Ebadıyla, boyutuyla sistem kalıbıyla, kalıp aşaması yapıyoruz. Kalite üzerinde hiçbir taviz vermiyoruz. Şu anda ISBAŞ’ta üretilen bimsler Türkiye’nin en kaliteli ve sağlam bimsleridir. Depreme dayanıklı 2-3 kata kadar yığma yapı yapabilecek kadar sağlam bir kalite mevcuttur. Bunu yapabilen Türkiye’de tek fabrika ISBAŞ’tır. Bu konuda hassasiyetimizi bilsinler. Kalitemizi bir çıta daha yükselttik. Üretimimiz hassasiyetle devam ediyor. Türkiye’nin ve Ortadoğu’nun gerek üretim, gerek kalite bakımından tek fabrikası ISBAŞ’tır. Her gün 60-70 bin adet mal üretiyoruz. Çift vardiya çalışıyoruz. Zirveye gelmiş bir başarı elde ettik. Burası bir devlet sektörüdür. Özel ve devlet sektörlerine göre üretim ve kalite açısından zirveye çıktık. Devlet sektöründe nasıl zirveye çıkıldı, nasıl yapıldı. Bir ülkenin geleceği açısından bu fabrikamız ve üretimimiz inceleme tez konusudur. ‘Bu nasıl başarıldı’ diye sorulması lazım. Burada torpil, rüşvet, kayırma, siyaset yok.”

  • Türkiye Aydınlatma ve Yapı Teknolojileri fuarında boy gösterdi

    Almanya’nın Frankfurt kentinde düzenlenen uluslararası Aydınlatma ve Yapı Teknolojileri fuarın sektör temsilcilerini bir araya getirdi. 55 ülkeden 2 bin 700 firmanın katılarak yeni ürünlerini sergilediği fuara Türkiye’den 97 firma katılarak boy gösterdi. 25 ayrı salında 260 bin metrekarelik bir alanda düzenlenen fuarda, elektrik mühendisliği ve bina otomasyonu ve güvenlik mühendisliği için son yeniliklerinin yanı sıra tasarruflu aydınlatma sistemleri de büyük ilgi görüyor. İç aydınlatmadan dış aydınlatmaya kadar bir çok yeniliğin yer aldığı ve sahasında dünyanın en büyük fuarında Türkiye aydınlatma ve bir çok sahada iddiasını ortaya koydu.

    “Güvenli bağlantı ve Rahatlık” fuarın bu yılki sloganını oluşturuyor. Akıllı telefonlar sayesinde evin aydınlatma, ısı ayarı, güvenliğini gibi bir çok yeniliği ev dışından yönlendirebilme sistemleri fuarın en önemli konularının başında yer alıyor.

    Fuarda ayrıca yenilenebilir enerjiden daha fazla istifade edebilmek için ekonomik sistemler yazın soğuk ışıklar kışın ise aydınlatarak ısıtma sistemleri de fuarın güzde stantlarını oluşturdu. 23 Mart’a kadar devam edecek olan fuar boyunca bir çok uluslar arası kuruluş çeşitli sunumlar yaparak akıllı sistemlerini ziyaretçilerine sunma fırsatı bulacağı gibi konuyla ilgili olarak ta çeşitli konferanslarda düzenleniyor.

    Frankfrut’ta düzenlenen Aydınlatma ve Yapı Teknolojileri fuarında bina köprü ve tarihi yerlerin aydınlatılması konusunda uygulamalı projeler de ziyaretçilere gösterilecek. Frankfurt’un tarihi binaları köprüleri ve farklı yerleri aydınlatılmak suretiyle ışık şovu yapılacak.

  • Güneş yüzünü gösterdi, Tekirdağlılar sahile akın etti

    Soğuk ve yağışlı havanın etkisini sürdürdüğü Tekirdağ’da, hafta sonu güneşin yüzünü göstermesi vatandaşları sevindirdi. Isınan havayı fırsat bilen Tekirdağlılar sahile ve açık alanlara akın etti.

    Tekirdağ’da soğuk ve yağışlı geçen haftanın ardından vatandaşlar hafta sonu tatilinde güneşli ve sıcak havayı fırsat bilerek sahilleri ve açık alanları doldurdu. Bazı vatandaşlar sıcak ve güneşli havanın keyfini yürüyüş yaparak veya sahilde güneşlenerek değerlendirirken, çocuklu aileler parklarda ve oyun alanlarında eğlendi. Sahildeki kafeler de bahar havasını fırsat bilen gençler ile doldu. Denizin ve havanın güzelliğine sokak müzisyenleri enstrümanları ile renk kattı.

  • Erzincan’da STK’lar özelleştirmeye tepki gösterdi

    Türkiye genelinde Erzincan’ın da içerisinde bulunduğu 14 şeker fabrikasının özelleştirilmesi ile ilgili karara, Erzincan’dan tepki geldi.

    Erzincan Şeker-İş Sendikası, Ticaret Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odası, Erzincan Ticaret Borsası, Ziraat Odası, Pancar Ekicileri Kooperatifi, Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği, Besiciler Derneği, Memur-Sen, Kamu-Sen, Hak-İş, Erzincan Sivil Toplum Örgütleri Platformu, Yol-İş, Tes-İş, Muhtarlar Derneği ile Sol Sahil Sulama Birliği tarafından ortak basın açıklaması düzenlenerek, karara tepki gösterildi.

    Kuruluşlar adına açılamalarda bulunan Erzincan Şeker-İş Sendikası Başkanı Bülent Bulut, özelleştirme kararının geri çekilmesi gerektiğine vurgu yaparak, özeleştirmenin çiftçiye büyük zarar vereceğini söyledi.

    Erzincan Ticaret ve Sanayi Odası toplantı salonunda düzenlenen basın toplantısında konuşan Bülent Bulut; “Bugünlerde gündemde olan ve ilimizde yakından ilgilendiren bu konuyu biz çalışanları ve üreticiler olarak bu özelleştirmeden kaynaklanacak sıkıntıları sizlerle paylaşarak, bu işten memleketimizi bekleyen sıkıntıları sizlere aktarmak ve kamuoyunun bilgilendirmek amacıyla sizlerin huzurundayız.

    Bizler şeker pancarını şöyle değerlendiriyoruz; çiftçiyi, köylüyü toprağa bağlayarak köyden kente göçü engelleyen ürünlerin başını çekmektedir. Tarımda ilimizde 3 bin aileye, sanayimizde de 500 aileye istihdam sağlayan bu kuruluşun.

    Yılda ilimizde 610 bin ton taşıma hacmi yaratarak nakliye sektörüne büyük Pazar oluşturmaktadır.1 dönüm pancar ekim alanın ürettiği oksijen,4 dönüm cam ormanına eşittir. Doğayla uyumlu tarım sanayide gelecek nesillerin garantisidir. Ayçiçeğine göre 5 kat, buğdaya göre ise 20 kat daha fazla istihdam sağlar. Yani kısacası ilimizde tarlada başlayan; köylümüzden, nakliyecisine yem sanayinden, alkol ve maya sanayisine hayvancılıktan, kozmetik sanayiye ve işçisine kadar her kesimi ilgilendiren iç içe geçmiş bir sektör olup hatta fabrikamızda yılda sadece 150’e yakın öğrencimiz staj yapmakta ve sanayi kültürünü almaktadır. Bunun yanında makine fabrikamız yani fabrika yapabilecek donanıma sahip bir fabrika. Döküm atölyemiz Erzincan’da tektir. Tezgâhlar atölyesi, model hane ve montaj atölyesi ile her biri bir fabrika konumundadır. Arıtım tesisleri ile belediye arıtım tesisinden sonra ilimizdeki en büyük tesislerden biridir. Yani kısaca anlatmak gerekirse doğrudan veya dolaylı olarak oluşturduğu istihdam 15 bin ile 20 bin kişiyi ilgilendiren, yıl dada ilimiz ekonomisine 100 milyonun üzerinde girdi sağlamaktadır.

    Pancar tarımı hammadde alımı bakımından da en garantili üründür. Devlet garantisinde olduğundan dolayı Köylümüz ticaret yaparken bile esnafımız daha yakinen bilir; düğününü alış verişini pancar parasına veya verilecek olan avansa göre ayarlar.

    Gelelim özelleştirmeye; bizler bu ilin çocukları ve bu ilin sivil toplum kuruluşları olarak bu memlekette doğan burada büyüyen ve bu memleketi canı kadar seven bireyler olarak diyoruz, ki Erzincan bu özelleştirmelerden çok şey kaybetti, başta Sümerbank İplik Fabrikası sonra et kombinesi olan Ersan ve Tercan ilçemizde bulunan Tercan Ayakkabı Fabrikamız, bu fabrikalarda yaklaşık 2000-2500 aile,ki bu rakam da şu anlama geliyor 20 bin kişi ekonomik kayıp ve gelir seviyesi itibarıyla da düşünürsek orta direk kaybolup gitti..

    Şeker fabrikası ile alakalı dünyanın gelişmiş ülkelerinde Fransa, Almanya ve ABD bile şahsa ait tek bir şeker fabrikası yoktur. Türk iyede Türk Şekere ait 25 fabrikaSI bululmaktadır bunların 15 tanesi, iç ana doluda 10 tanesi de Doğu ana doludadır.

    Erzincan şeker fabrikamız yılda 220 – 230 bin ton pancar işlemekte ve buna karşılıkta 30 bin ton civarında şeker üretmekte, 7. bin ton civarında melas, 70 bin ton civarında ise hayvan yemi olarak kullanılan yaş küspe üretilmektedir.

    Fabrikamızın günlük pancar işleme kapasitesi 2000 ton / gündür. Şehrimizde ekim alanlarını hesap ettiğimizde, ilimizde kotayı da serbest ettiklerini varsayarsak maksimum 350 – 400 bin ton civarında pancar ekilebilir. İç ana doludaki ekim alanları ve fabrikaların günlük pancar işleme kapasiteleri yüksektir yani 7 bin ile 15 bin civarındadır. Pancar tesellüm durumları ise 700 bin ile 2500 milyon ton civarında; şimdi durum böyle olunca, Türkiye’de en küçük ölçekli fabrikalardan biriyiz, bu durumda buralar özelleştiği an bizim gibi küçük ölçekli fabrikaların rekabet gücü olmadığından en kısa vadede kapısına kilit vurularak kapatılacaktır. Korkumuz ve endişemiz bundan dolayıdır. Onun için gerekli yasal düzenlemeler biran önce yapılmalıdır.

    Geçtiğimiz günlerde kapatılıp, tarım bakanlığına aktarılan Şeker Denetleme ve Düzenleme Kurulu aslında bu sanayiyi ayakta tutan bir kurum idi. Bakınız şu anda NBŞ nişasta bazlı (glikoz -izoglikoz) kanserin ve obezitenin en büyük gerekçelerinden biridir. ABD’ye ait Bursa ilimizde bulunan bu şirketin yaptığı lobi çalışmalarıyla her yıl kota artırımı yapılmaktadır. Bu durum ise insanlarımızı çocuklarımızı zehirlemekte binlerce çiftçimizin üreteceği pancarda darbe vurmakta ve ayrıca milyonlarca lira milli kayıba sebebiyet vermektedir. Geçtiğimiz günlerde sağlık bakanlığının basın bildirgesi düzenleyerek glikoz ve izoglikoz’un nişasta bazlı şekerlerin sağlık açısından meydana gelen tehlikelerini bir basın bildirgesi ile yayınlamıştır.

    Son söz olarak ülkemiz pancar çiftçimizin sanayimizin sektör paydaşlarının üzerinde büyük oyunlar oynamakta ve en çok etkilenen illerden biride ilimiz olan Erzincan olacaktır. Bizler devletimizi, milletimizi ve ülkemizi seviyoruz ve canımızı da seve seve feda etmeye hazırız ve diyoruz ki; fabrikamızın teknolojisi yenilensin, kapasitesi artırılsın ve istihdamının artırılmasını üretimin uzun yıllar garanti altına alınsın, ondan sonra özelleştirilsin. Aksi takdirde buranın yaşama şansı yoktur. Ayrıca şu konuyu da komu oyunun bilmesinde fayda var birileri diyor ki Erzincan şeker fabrikasının Torku gibi olamaz mı bakınız Torku denilen kurum Konya şeker fabrikasıdır Konya şeker 1990 yıllarında ortasında özelleştirilip cifçiye devredilmiştir. Konya şeker özelleştirildiği dönemde Türk iyenin en çok kar eden ve büyük fabrikası idi günde işlediği pancar Konya ve Torku olmak üzere iki fabrikadır 25 bin ton dur bizim ise 2 bin tondur onların 400 bin ton şeker kotası vardır bizim ise 30 bin tondur. Bizim bölgemizde 350 bin ton pancar yetişmekte Konya’nın sadece Konya şekere ait bölgesinde 3milyon 500 bin ton pancar yetişmektedir. onun için biz böyle bir fabrikada yapsak bu pancarı ekecek böyle bir saha yoktur.

    Ülkemizde şeker fabrikaları kurulurken, bir uçağın iki kanadı gibi düşünün kar amaçlı ve sosyal amaçlı yapılmıştır. İç ana doludaki fabrikalar kar amaçlı doğudaki fabrikalar ise sosyal amaçlıdır. Bu iki kanadı birbirinden koparıp da ayrı ayrı olursa fiyat birlikteliği olmayacağı gibi Erzincan’ın rekabet şansıda yoktur. Bizim ilimizdeki gibi fabrikalar birkaç yıl bile geçmeden kapanır. Eğer yöre insanı diyor saki misyonunu tamamlamıştır, Kars’ta, Ağrı’da, Erzincan’da, Erçiş’te, Muş’ta bunlara ihtiyaç yoktur buyurun satın. Ama şu nokta yâda dikkat ediniz. Bu illerde şeker fabrikası ölçekli başka bir sanayi tesisi yok ve terörden bahsedilmeyecek kadarda azdır. Ayrıca Devletimiz bir parkı bir hamamı bile özelleştirip şahsa verirken 50 yıllığına yap işlet devret önerisi sunarken şeker fabrikası gibi hem savaşta hem barışta stratejik bir konuma sahip olan kuruluşa neden 5 yıl çalıştırma zorunluluğu getirilmiştir. Onun için mutlaka bu özelleştirmenin tekrar gözden geçirilmesidir.

    Önerimiz; çiftçimizin, işçimizin ve devletimizin kontrol edeceği bir özerk yapıya kavuşturulmasıdır. Yoksa buralar şahsa verilerek Türkiye şeker sektöründe çekilerek ülkemizi Pazar haline getirecektir. Bizler Cumhurbaşkanımızın ve onun değerli ekibinin bu tip bir özelleştirmeye izin vermeyeceği temennimizdir. Çünkü sinesinden çıkıp geldiği görüş çizgisi düşüncesinin önderliğinde boy gösterip bu günlere gelmiştir bu güzide kuruluş diyoruz” diye konuştu.