Etiket: Görüntülü

  • Turkcell: “Yerli baz istasyonuyla ilk görüntülü görüşme yapıldı”

    Turkcell’den yapılan açıklamada Türkiye’de ilk defa yerli baz istasyonuyla görüntülü konuşma yapıldığı bildirildi. Görüşme için Küçükyalı Plaza ile Erzincan şehir merkezinde bulunan iki yerli baz istasyonu Turkcell şebekesi üzerinden birbirine bağlandı.

    Turkcell açıklamasına göre yerli baz istasyonlarıyla görüntülü görüşmeyi gerçekleştiren ilk mobil operatör Tukcell oldu. Yerli baz istasyonu konusunu Türkiye’nin gündemine taşıyarak, ULAK yerli baz istasyonları projesi kapsamında iki yıldır çalışmalarını yürüten Turkcell, iki yerli baz istasyonu üzerinden yeni nesil anlık mesajlaşma uygulaması BiP ile görüntülü görüşmeyi sağlayarak 4.5G’nin birinci yıldönümünü kutladı. Görüntülü görüşmede, Savunma Sanayii Müsteşarlığı sahipliğinde ASELSAN’ın ana yüklenici olduğu, Netaş ve Argela ile birlikte geliştirilen ULAK yerli baz istasyonları projesi kapsamında üretilen ve 4.5G teknolojisiyle geliştirilen LTE – Advanced standartlarına sahip baz istasyonları kullanıldı. Görüşme için Küçükyalı Plaza ile Erzincan şehir merkezinde bulunan iki yerli baz istasyonu Turkcell şebekesi üzerinden birbirine bağlandı. Turkcell’in en çok kullanılan uygulamalarından biri olan BiP üzerinden yapılan ilk görüntülü görüşmeyi Turkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, Erzincan’daki Turkcell şebeke operasyonlarında görevli çalışanlarla gerçekleştirdi.

    “Yerli baz istasyonuyla mobil iletişimde yeni bir çağ başlattık”

    Yerli baz istasyonları üzerinden görüntülü görüşme yapılmasının Türkiye’de mobil iletişimi değiştirerek yeni bir çağ başlatacağını söyleyenTurkcell Genel Müdürü Kaan Terzioğlu, “Bugün Türkiye’de tarihi bir başarıya imza attık. Sadece yerli baz istasyonları kullanarak gerçekleştirdiğimiz görüntülü görüşme, bu projeye yani yerli kaynaklara, Türk mühendislerine inanıldığı zaman nelerin başarıldığının en somut göstergesi oldu. Tüm dünyaya bunu kanıtlamış olduk. Gerek geliştirme süreci boyunca yaptığımız değerlendirmeler, gerekse test süreçlerinde aldığımız sonuçlar bu projede yer alarak ne kadar doğru bir karar aldığımızı bir kez daha gösterdi. İlk geliştirme aşamalarından bu yana güçlü bir destek sunduğumuz yerli baz istasyonu çalışmalarında ilk ön siparişi biz vermiştik. Ardından şebekemizde kullanmak üzere 250 adet sipariş verdik. Proje kapsamındaki ilk teslim almaları da biz yapacağız. Böylece Türkiye’de yerli baz istasyonunu gerçek şebekede kullanacak ilk mobil operatör de Turkcell olacak. Yerli baz istasyonun yanı sıra ilk olarak yinebizimgirişimlerimize gündeme gelen ve yakında zamanda imzaladığımızTürkiye’nin ilk yerli 4.5Gbazistasyonu anteninin geliştirilmesine yönelik işbirliği anlaşmasının da yerli teknolojilerin gelişimine büyük katkı sağlayacağını düşünüyoruz. Sadece 4.5G’de değil 5G’de de Ar-Ge çalışmaları ve yerli teknolojileri hayata geçirmek için birçok kurumumuzla ortak projelerde birlikte çalışıyoruz” dedi.

    Yerli teknoloji üretimi konusunda en fazla yatırım yapan şirketlerden biri olduklarının altını çizenTerzioğluşunları söyledi: “Türkiye’nin Turkcell’i olarak en başından beri ‘Türkiye teknolojiyi tüketen değil üreten bir ülke olmalı’ diyoruz. Bunun en somut örneği de ULAK Projesi. Bu projeyle Türkiye hem güçlü hem de yüksek teknoloji içeren yerli bir ürüne kısa sürede kavuşmuş oldu. 4.5G’nin birinci yılında projede üretilen yerli baz istasyonlarının yeteneklerini göstermesi açısından gerçekleştirdiğimiz görüntülü görüşme büyük önem taşıyor. 4.5G’nin ilk yılında Türkiye’de yerli baz istasyonlarıyla yapılan ilk görüntülü görüşmeyi bu projeye en başından beri destek veren Başbakanımızın memleketinde gerçekleştirmenin mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz”.

    Terzioğluson olarak ULAK Projesi’yle bir yandan uluslararası alanda rekabet edebilecek katma değerli bir ürün oluştururken bir yandan da Türkiye’nin bu tür ekipmanlar için harcadığı önemli bir kaynağın ülkede kalacağını söyledi.

    Turkcell yerli baz istasyonunu bin 200 saat test etti

    ULAK Projesi’nin en başından bu yana projenin içerisinde aktif rol oynayarak projeyi destekleyen Turkcell, yerli baz istasyonlarını ilk olarak kendi laboratuvarlarında test etti. Turkcell, bin 200 saatlik test sonucunda ULAK ekibine geri dönüş sağlayarak ürünün geliştirilmesinde büyük rol oynadı. Yakın bir zamanda Şile Ağva yolu üzerinde 3 yerli baz istasyonu kuran Turkcell bu sayede testlerini sahaya taşıdı. Sahada test hatları kullanılarak yapılacak denemelerin ardından yakın bir zaman içerisinde Rize’de kurulacak 8 sahada yerli baz istasyonu Turkcell müşterilerinin kullanımına açılacak. Ayrıca, Turkcell’in evrensel hizmet kapsamında 4.5G götüreceği köylerde de yerli baz istasyonu kullanılacak.

  • Konuşma ve işitme engelli berber, görüntülü aramayla randevu veriyor

    Bitlis’in Ahlat ilçesinde konuşma ve işitme engelli olan berber, müşterilerini bekletmemek için görüntülü arama yöntemiyle randevu veriyor.

    İlçede 16 yıldır berberlik yapan doğuştan işitme ve konuşma engelli Yıldıray Gültay, müşterilerine görüntülü arama yöntemiyle randevu veriyor. Vatandaşlarla işaret diliyle anlaşan Gültay, teknolojiyi de kullanmaya başladı. İlçede oldukça iyi bir müşteri potansiyeli olan Gültay, vatandaşları bekletmemek adına görüntülü arama veya mesajla iletişim kuruyor. Her müşterisine özel ilgi gösteren Gültay, sempatik tavırlarıyla da büyük ilgi görüyor.

    Üç çocuk babası Gültay’ın her şeye rağmen işini layıkıyla yapması ise ilçe halkı tarafından takdirle karşılanıyor. Gültay ile birlikte çalışan Halim Adıyaman, engellere rağmen iyi bir iletişim kuran ve teknolojiyi son derece iyi kullanan iş arkadaşından oldukça memnun olduğunu belirterek, “Yaklaşık 4 hafta önce Yıldıray arkadaşımın yanında işe başladım. Beraber çalışıyoruz. Bu süre zarfında müşterileriyle olan diyaloğu çok güzel. Teknolojinin vermiş olduğu imkanları kullanarak görüntülü aramayla müşterilerine sıra veriyor. Birlikte keyifli bir şekilde çalışıyoruz. Sempatik tavırlarıyla herkes tarafından seviliyor” dedi.

    Müşterilerden Fırat Karakaplan ise sadece tıraş olmak için değil, zaman zaman sohbet etmek içinde geldiklerini belirterek, “10 yıldır Yıldıray ağabeyimin yanında tıraş oluyorum. Çok sevdiğimiz değerli bir ağabeyimizdir. Buraya gelirken iletişim konusunda hiçbir sıkıntı yaşamıyoruz. Kendisi hem konuşma hem de işitme engellidir. Yanına sadece tıraş olmak için değil sohbet etmek içinde çok sık uğruyoruz. Kendisiyle çok iyi anlaşıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Gültay’ın akrabası olan Servet Alçiçek ise görüntülü arama ve mesaj sistemiyle vatandaşlara sıra vermesinin herkes tarafından memnuniyetle karşılandığını ifade ederek, “Yıldıray Gültay’ın yeğeniyim. Kendisi memleketimizin güler yüzlü bir esnafıdır. 10 yaşından bu tarafa bu meslekte uğraşıyor. İşitme ve konuşma engellidir. Ailesi, arkadaşları ve çevresindekiler tarafından oldukça sevilen çok mütevazi bir insandır. Görüntülü arama yöntemiyle müşterileriyle iletişim sağlıyor. Kendisinden hepimiz memnunuz” diye konuştu.

    Müşterilerden Muaz Karakaplan da, Yıldıray’ın yıllardır müşterisi olduğunu söyleyerek, “Bir saat önce kendisini görüntülü olarak arayarak sıra olup olmadığını işaret diliyle sordum. Bana bir saat sonra gelmemi ve arayacağını söyledi. Görüntülü arayarak gelmem gerektiğini anlattı. Teknolojiyi bu şekilde kullanması oldukça güzel oluyor. Kendisini çok seviyoruz” şeklinde konuştu.

    Her gün berbere çay getiren Uğur Antep ise Yıldıray’ın devamlı müşterisi olduğunu ve her gün kendileriyle görüntülü aramayla iletişim kurup işaret diliyle çay istediğini kaydetti.

  • Samsun Valiliği’ne Görüntülü X-ray Cihazı

    Samsun Valiliği’ne görüntülü x-ray cihazı alındı ve vali giriş kapısı önüne de zırhlı çelik kulübe getiriliyor.

    Son günlerde Türkiye’de yaşanan terör olayları nedeniyle Samsun Valiliği’nde de önlemler arttırıldı. 02 Mayıs tarihinden itibaren 6 bölgeli hassas tarama yapabilen dedektör ve görüntülü X-Ray cihazı valiliğin giriş kapısına yerleştirildi. Günde 800 ile bin kişiye kapısını açan Samsun Valiliği’nde vatandaşlar X-Ray cihazından aranıp geçebilecek.

    Yaklaşık 100 bin TL’ye mal olduğu belirtilen dedektör ve görüntülü X-Ray cihazının yanı sıra vali giriş kapısının önüne de zırhlı çelik kulübe getiriliyor. Valilik içersindeki güvenlik sayısı da artarken, getirilen X-Ray cihazlarının geçen aylarda Antalya’da düzenlenen G20 zirvesindeki cihazların aynısı olduğu belirtildi.

  • Uzaktan Görüntülü Muayene

    Gelişen teknoloji doktor hasta ilişkilerini daha farklı boyutlara taşıyor. Artık internet üzerinden doktor hastalarına el değmeden ön muayanesini gerçekleştirebiliyor. Özellikle tüp bebek tedavisi gibi yurt dışından gelen hasta potansiyeline sahip ülkemizde bu konu ayrı bir önem taşıyor. Bahçeci Sağlık Grubu tarafından gerçekleştirilen bu uygulama sayesinde hastanın ön muayene için Türkiye’ye gelmesine gerek kalmıyor, daha önceki tedavilerine ait sonuçları değerlendiriliyor, hasta tedavi için uygunsa Türkiye’ye davet ediliyor. Tüp bebek tedavisine başvurmak isteyen yurt dışındaki hastalar hem zaman hem de maddi açıdan büyük kazanım elde ediyor.

    Sağlık Bakanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre Türkiye, tüp bebek konusunda dünyadaki ilk 5 ülke arasında yer alıyor. Türkiye, gelişen tüp bebek yöntemi ile dünya ülkelerinden gelen birçok hastaya ev sahipliği yapıyor. Geliştirilen yeni uygulamalar bu sayının artmasına sebep oluyor. Bahçeci Sağlık Grubu Umut Tüp Bebek Merkezinin uzak muayene uygulamasıyla yabancı hasta sayısında ciddi artış yaşanıyor.

    Tedavi için kliniğe gelen hastalardan muayene ücreti almadıklarını belirten Bahçeci Sağlık Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Bahçeci: “Yurt dışındaki hastalarımız için ücretiz uzaktan görüntülü muayene imkanı sağlıyoruz. Ön görüşmeleri Skype, Facebook gibi uygulamalarla buraya gelmelerine gerek kalmadan gerçekleştiriyoruz. Daha önceki tedavilerine ait sonuçları değerlendiriliyor, hasta tedavi için uygunsa Türkiye’ye davet ediliyor ve burada onların tedavisi için yol haritası çiziliyor” dedi.

    Tüp Bebek Konusunda Türkiye Yoğun İlgi Görüyor

    Sağlık Bakanlığı verilerine göre, 2 milyon çift, bebek sahibi olamıyor ya da olmakta zorlanıyor. Kadın ya da erkekten kaynaklanan sağlık sorunları nedeniyle çocuksuzluk sorunu yaşayan çiftlerden bazıları çareyi tüp bebek merkezlerinde arıyor. Sorunu gizlemeyip tedavi için çözüm arayan çiftler, yılda yaklaşık 42 bin tüp bebek tedavisi yaptırıyor. Bu sayı, Türkiye’yi dünya sıralamasında ilk 5’e yükseltiyor. Çeşitli nedenle çocuk sahibi olamayan çiftler için umut kaynağı olan tüp bebek tedavisinde kadının yaşı, yumurta rezervi ve kalitesi ile erkeğin sperm kalitesi başarıyı etkileyen faktörlerin başında geliyor.

    Sonuca olumsuz etkisi olabilecek faktörlerin tedavi öncesi iyi değerlendirilmiş ve giderilmiş olması, embriyo transferinin en uygun teknikle yapılması da sonuca etki ediyor. Transfer edilecek embriyonun gelişimi ve kalitesi yüksek,  embriyo transferi yapılan rahmin durumu tutunmaya elverişli ise, tüp bebek tedavisinde başarı artıyor. Son yıllarda tüp bebek tedavisinde geliştirilen yeni yöntem; sperm ve yumurta seçiminde başarıyı artırmaya, embriyo gelişimi için vücudu en iyi şekilde taklit edebilecek uygun koşulları oluşturmaya, embriyo seçiminde dinamik ve genetik parametreleri etkin kullanmaya ve transferin yapılacağı rahmin tutunmaya elverişli olduğu dönemi tespit etmeye yönelik alanlarda gerçekleşti. Bunun yanında transfer sonrası artan iyi kalite embriyolar ile ‘endometrial reseptivite’ denilen rahmin tutunma potansiyelinin uygun olmaması nedeniyle transfer edilmeyen embriyoların dondurulma tekniğinde uygulanmaya başlanan  yeni teknikler, ‘kümülatif gebelik’ denilen toplam tüp bebek başarısının artmasına katkıda bulunuyor.

    Kişiye özel doğru tekniğin seçilmesi önemli

    Tedavide asıl başarı doğru kişi de doğru tekniğin seçimi ile gerçekleşmekte. Tetkiklerin tamamı tüm infertil çiftler için gerekli olmadığı gibi, her yeni gelişme her hastada arzu edilen sonucu vermeyebilir ve maliyeti artırabilir. Bu noktada kişiye özel bireyselleştirilmiş tüp bebek tedavisi uygulayarak tedavi öncesi detaylı değerlendirme yapmak ve çiftin durumuna uygun doğru yöntemin seçimi başarıda büyük önem taşıyor.

    Sperme bağlı problemler için IMSI

    Tedavide yeni yöntem hakkında bilgi veren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, bunlardan  kısa adı IMSI  olan (Intracytoplasmic Magnified Sperm Injection-Yüksek Mikroskobik Büyütmeyle Seçilmiş Sperm Mikroenjeksiyonu) yönteminin, spermde klasik incelemede gözden kaçabilecek anomalileri tespit ettiğini kaydetti.

    Klasik tüp bebek tedavisinde spermlerin mikroskopta yaklaşık 400 kat büyütülerek seçildiğini belirten Bahçeci, bu yöntemde spermlerin özel mikroskoplarda 8000 kat büyütülebildiğini vurgulayarak şunları söyledi:

    “Bu yolla, özellikle sperm başında daha küçük büyütmelerde gözden kaçabilecek yapısal anomali tespit edilebiliyor ve yapısal, genetik olarak daha sağlıklı spermlerin seçilmesi sağlanıyor. IMSI yöntemi, ciddi sperm problemi olan ve beraberinde sınırlı sayıda yumurtası elde edilebilen hastalarda, daha önce tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı yaşamış çiftlerde özellikle sperme bağlı bir problem tespit edildiğinde tedavideki şansı ve başarıyı arttırabilmek için kullanılabilecek önemli bir araç.’’

    Embriyonun gelişimi ‘film şeridi gibi’ takip ediliyor

    Bahçeci, bu yöntemin başlıca avantajlarından birinin; transfer edilecek embriyo seçiminde daha isabetli karar verebilmek olduğunun altını çizdi. Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, transfer öncesinde embriyoların, gelişimlerinin takibi açısından her gün en az bir kez inkübatörlerin dışına alınmaları gerektiğini, ancak bu durumun embriyolar üzerinde stres oluşturarak embriyo kalitesini etkileyebildiğini vurguladı.

    Klasik yöntemde ayrıca embriyoların gelişim evrelerinin bir bütün olarak takip edilemediğini, sadece anlık görüntü alınarak değerlendirilebildiğini vurgulayan Prof. Dr. Bahçeci, sözlerini şöyle sürdürdü: “Embriyoskopi denilen özel inkübatörlere yerleştirilen kamera sistemleri yardımıyla, embriyolar sürekli kamera ile izlenebilmektedir.  Her 20 dakikada bir embriyoların farklı düzlemlerde fotoğraflarını çekiyor. Bunlar daha sonra hızlandırılmış video görüntüsü olarak izlenebiliyor. Bu yolla embriyoların inkübatörden dışarı çıkarılmasına gerek kalmadan tüm gelişim aşamaları, gelişim hızı adeta bir film şeridi gibi izlenmekte, gelişim potansiyeli en yüksek embriyolar transfer için seçilebilmektedir.’’

    aCGH ile genetik bozukluk olan embriyoyu tespit mümkün

    İnsan embriyoları üzerinde yapılan araştırmalarda, rahme tutunma aşamasında olsalar bile pek çok embriyonun yapısal veya sayısal kromozom bozuklukları nedeniyle tutunma potansiyellerinin olmadığını gösteriyor. Preimplantasyon genetik Tanı (PGT) adı verilen yöntemle embriyo gelişiminin herhangi bir aşamasında alınan biyopsi örneğinde kromozom sayı ve yapısına bakılabiliyor.

    Bugüne kadar PGT amacıyla daha çok FISH yönteminin kullanıldığını ve en fazla 12 kromozoma bakılabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Bahçeci, yeni yöntem aCGH’nin ise tüm kromozomlara bakma imkanı tanıdığının altını çizerek “Günümüzde aCGH yöntemiyle, embriyo gelişiminin 5. gününde yapılan blastokist biyopsisiyle alınan hücrelerde tüm kromozomlara bakılabilmektedir. Böylece preimplantasyon genetik tanı  (PGT) işleminin tanısal gücü artmıştır.  Bu şekilde incelenebilen embriyoların genetik bozukluk taşımadıkları tespit edildiğinde ve doğru zaman ve şekilde rahme nakilleri yapıldığında artık daha yüksek gebelik oranları elde etmek mümkün olabilmektedir’’ dedi.

    ERA Testi ile rahmin, embriyonun tutunmasına en uygun dönemi belirleniyor

    Tüp bebek tedavisinde yüksek başarı, iyi kalitede embriyonun, tutunma için uygun zamanda rahme transfer edilmesiyle gerçekleşiyor. Yakın bir zaman öncesine kadar, klasik bir tüp bebek tedavisinde rahim dokusunun döllenme sonrası 5. ve 6. günlerde embriyonun tutunmasına uygun hale geldiği düşünülüyor ve neredeyse tüm embriyo transfer bu düşünceye göre planlanıyordu. Son yıllarda yapılan moleküler genetik çalışma, rahim iç dokusunun kişiden kişiye değişebilen bir şekilde embriyo için farklı zamanlarda hazır hale gelebildiğini, bu hazırlık sürecinin doğru planlanamadığı durumlarda ise gebeliğin gerçekleşemediğini ortaya koymuştur. ERA testi sayesinde kişisel embriyo transfer gününü belirleyerek ve doğru zamanda doğru embriyonun transferi yapılarak gebelik oranlarında artış sağlanabilmektedir.  Özellikle tekrarlayan embriyo tutunma başarısızlığı olanlarda, birden çok defa iyi kalitede embriyo verilmesine rağmen gebelik elde edilemeyen çiftlerde bu yöntemin kullanılması yararlı oluyor.

    Vitrifikasyonla embriyo başarının en yüksek olacağı zamanda nakledilebiliyor

    Vitrifikasyon, gamet hücreleri (yani sperm ve yumurta) ile tüm gelişim aşamalarındaki embriyoların yüksek başarı ile dondurulup çözülmesine olanak veren yeni bir dondurma tekniği olarak görülüyor. Bu teknikle dondurma sonrasında, özellikle yumurta ve embriyolar çözüldüğünde yüksek canlılık oranları yakalanmakta, hatta aynı embriyo birden çok dondurulup çözüldüğünde bile canlılığını koruyabilmekte ve gebelik elde edilebilmektedir. Vitrifikasyon tekniğindeki başarı nedeniyle seçkin merkezlerde tedavilerin yarısından fazlasının donmuş embriyo transferiyle uygulandığı bir döneme girildi. Bu teknikle dondurulmuş embriyolar, tedavinin mecbur bıraktığı bir zaman değil, başarının en yüksek düzeyde olacağı  zamanda rahme nakledilebiliyor. Kanser gibi hastalıklar veya kariyer nedeniyle bebeği ertelemek isteyenler için avantaj sağlıyor.

    Vitrifikasyon yönteminin, iyi kalitede embriyoların dondurularak saklanması sayesinde kümülatif gebelik oranlarının artmasına katkıda bulunduğunu anlatan Prof. Dr. Mustafa Bahçeci, “Bunun yanında üreme sağlığının korunmasına ihtiyaç duyan kadınlarda başarılı bir çözüm fırsatı sunuyor. Kanser veya başka nedenle üreme potansiyelini kaybetme riski taşıyan kadınlar ile kariyer veya başka nedenle çocuk sahibi olmayı erteleyen kadınlar için yumurtalar veya embriyolar vitrifikasyon yöntemiyle dondurularak üreme sağlıkları güvence altına alınabiliyor’’ dedi.

  • Başkanın Katili Segbis Sistemiyle Görüntülü Konuştu

    Gürsu Belediye Başkanı Cüneyt Yıldız’ı makamında başından vurarak öldüren zabıta memuru Fevzi Bekar, Bandırma Cezaevinden SEGBİS sistemiyle görüntülü bağlanarak, “Başkan Cüneyt Yıldız’ı kazayla vurdum. Babasını tanıyorum. Ellerinden öpüyorum. Özür diliyorum” dedi.

    Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hakkında “Kasten adam öldürmek, yaralamak ve 6136 sayılı kanuna muhalefet” suçlarından iki kez ömür boyu hapis ve bir yıl hapis cezası istenen evli ve iki çocuk babası Fevzi Bekar (41), avukatları Kadir Aksoy ve Emrullah Kaya’nın da hazır olduğu davada SEGBİS sistemiyle görüntülü olarak ifade verdi. Tutuksuz sanık Abdulnasır Bakır’ın (57) katılmadığı davada konuşan Fevzi Bekar, “Bir yıldır psikolojik sorunlar yaşıyorum. 24 yıllık mesleğimin 15 yılını jandarma Uzman Çavuş olarak geçirdim. Olay günü Başkanım Cüneyt Yıldız’a tazminatımın ödenerek, yeni bir hayata başlayacağımı söyledim. Kendisi ’çalışmaya devam et. Para yok’ dedi. Güvenilir insan olduğumu beni oraya Bekir Bozdağ ve Taner Yıldız’a referansıyla geldiğimi belirttim. O da ’Ağabeylerine git’ dedi. Başkanım Allah rızası için yardımcı olun dedim. Güvenliği çağırıp ’Bu şerefsizi alın’ diye bağırdı” diye konuştu.

    Korkutmak amacıyla ateş ettiğini ifade eden Bekar, “Başkan bana yumruk attı. Elime sarılıp, silahı almak isterken, patladı. Amacım, silahı kafama dayayıp, orada intihar etmekti. Kaç el patladı bilmiyorum. Birol başkan elimden silahı aldı. Başkanın vurulduğunu görmedim. Kafama silahla vurulduğu için oradan çıkıp hastaneye gitmek istedim. Arabada, kazaen başkanımı vurdum dedim. Önce İnegöl’e, sonra otobüsle memleketime gittim. Yozgat’ta Emniyet Müdürlüğü’ne gidip, başkanı vurdum diyerek teslim oldum. Çok üzgünüm, Ben intihar etmiş olsaydım şimdi burada olmayacaktım. Yakınlarına başsağlığı diliyorum ve beni affetmelerini istiyorum. Özür diliyorum” dedi.

    Mahkeme heyeti, sanığın cezai ehliyetinin olup olmadığının tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu’na gönderilmesine, eksik evrakların tamamlanması için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.