Etiket: görünmüyor

  • Sağlık Bakanı Koca: “Hastalığın gündemden düşmesi mevcut şartlarda mümkün görünmüyor”

    Sağlık Bakanı Koca: “Hastalığın gündemden düşmesi mevcut şartlarda mümkün görünmüyor”

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “6 ayı geride kalan salgın insanlığın gündemindeki ciddiyetini koruyor. Hastalığın gündemden düşmesi mevcut şartlarda mümkün görünmüyor” dedi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca başkanlığından gerçekleştirilen Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı saat 17.00’de başladı. Covid-19 salgınında gelinen son noktanın değerlendirildiği toplantının ardından Bakan Koca, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Virüsün ciddiyetini koruduğunu hatırlatan Bakan Koca, “6 ayı geride kalan salgın insanlığın gündemindeki ciddiyetini koruyor. Bu 6 ay sonunda toplam vaka sayısının 10 buçuk milyonu can kaybının ise 510 bini aştığı bildirilmiştir. Bir günde tespit edilen toplam vaka sayılarında gerileme yerine zaman zaman hayal kırıklığına yola açan artışlar olmuştur. Hastalığın gündemden düşmesi mevcut şartlarda mümkün görünmüyor. Hastalığın bütün hayatını yönetmesi ve aynı şekilde insanlığın kabul edeceği bir sonuç değildir. Bütün dünya için makul ve ortak çözüm yolu günlük hayatı önlemlerle düzene kavuşturmaktır. Zaman kazanmak için kısıtlarla elde edilen sonuçlar bir mücadele üstünlüğü sağlamamıştır” şeklinde konuştu.

    “Türkiye 83 milyon nüfusu ile süreç içerisinde tüm dünyada takdir toplamıştır”

    Türkiye’nin korona virüsle mücadele konusunda tüm dünyada takdir topladığını belirten Koca, “Türkiye 83 milyon nüfusu ile süreç içerisinde tüm dünyada takdir toplamıştır. İnsan sağlının hak ettiği ve kıymet gördüğü bir ülke olduğunu ortaya koymuştur. Tedavi başarımız yüzde 2.57’ye kadar düşen ölüm oranımız büyüklerimizi ve kronik hastalığı olanları riskten korumamızı tedbirlere uyum kabiliyeti dünyanın takdirle karşıladığı olaylardan bazılarıdır. Dünyaya örnek olan başarıyı kaldığımız yerden sürdürmeliyiz. Yeni vaka sayılarımız da binin altına inme başarısından sonra yakın günlerde ki artışlarla bazı tedirginlikler yaşamaya başladık. Bu artışların dünyadaki gelişmelerle tam olarak paralel olmadığını bilmeliyiz. Vaka sayılarındaki artışta kolaylıkla kontrol altına alınabilecek artıştandır. Riske karşı alınacak tedbirler birazcık çabayla uyulması gereken çoğu kolay tedbirlerdir. Yani yapmamız gereken gündelik hayatımızda tedbirlere uygun seçenekleri aramaktır. Salgınla mücadele bizlerden imkansız olanı istemiyor” ifadelerine yer verdi.

    “Kurallara uyum gösteren herkes hayat kurtaran kahramanlardan biridir”

    Sağlık çalışanların bu süreçte kahraman olduğunu vurgulayan Koca, “Hastanelerimizde ya da hasta sayısının oldukça yüksek ölüm oranlarının ise bugün ki çok fazla olduğu günlerde hekimlerimizin öz verisinden pek çok kez bahsettim. Onlar bu süreçte hay at kurtaran kahramanlar olarak görev aldılar. Kovid-19 salgınına karşı bilinçli davranan kurallara uyum gösteren herkes bugün şartlarında hayat kurtaran kahramanlardan biridir. Bulaşmanın önünü keserek hayat kurtaran kahramanlar arasında yer almalıyız. Güvence altına alınacak hayatlardan birisi ise kendi hayatımızdır” dedi.

    Virüsler ve tedbirler konusunda yanlış bilinen bazı noktalar bulunduğunu dile getiren Bakan Koca, “virüsün yayılma hızının azaldığı” düşüncesinin yanıltıcı, “virüsün hasta etme gücünün zayıfladığı” yönündeki düşüncenin bilimsel dayanaktan yoksun olduğunu vurguladı.

    “Günlük maskeler ertesi gün koruyuculuk özelliğini kaybetmektedir”

    Maske ve mesafe kuralı konusunda da yanlış kanılar bulunduğuna işaret eden Koca, “Maske mecburiyeti getirdiğimiz il sayısı 60’ın üzerindedir. Uygulama düşünce olarak büyük destek bulmuştur. Uyum ise aynı düzeyde değildir. Maske hayatımıza girmiş olmak birlikte gerekli her durumda kullanılmamaktadır. Maske kullananların bir kısmı ise kullanım koşullarında ise dikkatli olmadığı görülmektedir. Günlük maskeler ertesi gün koruyuculuk özelliğini kaybetmektedir. Tekrar kullanılmamalıdır. Pek çok durumda tek bir tedbir yeterli sayılmaktadır. Maskemizi takarak üstünlüğü mesafeden ödün vererek kaybetmemeliyiz” dedi.

    “Korona virüsün hayatımızın tek konusu olmasına izin ise vermemeliyiz”

    Bakan Koca, Toplum Bilimleri Kurulu adını taşıyan ikinci bir Bilim Kurulunda çalışmalar yaptıklarını, kurulun salgınla mücadelede olumlu yöndeki veya risk içermesi muhtemel toplumsal eğilimleri anlamaya, mücadele gücünü artırmaya yönelik analizler yürüttüğünü, tedbirlere yeterli uyumun gösterilmediği sosyal grupların koşullarını değerlendirdiğini bildirdi. Koca, “Bu kurulda üzerinde durulan şu düşünce dikkat çekici olmuştur; tüm dünyadaki sonuçlarıyla izlenen salgın toplumumuzda dramatik etkiye yol açmıştır. Psikolojik hayatımız hastalık gündemiyle sınırlanmıştır. Gündelik hayattaki değişme ve izole bireysel yaşam ruhsal gerilimi artırmıştır. Sizin de gözlemlerinizin bu tespitle paralel olduğuna inanıyorum. Kovid-19 ile mücadelenin bu döneminde yapıcılığımızı, iyimserliğimizi, karşılıklı ödev duygumuzu korumalıyız. Sağlığın bir bütün olduğunu, hiçbir yönden ihmal edilemeyeceğini unutmamalıyız. Korona virüsün hayatımızın tek konusu olmasına izin ise vermemeliyiz. Kendi ruhsal hayatımızın da bir normali olduğunu, onu korumak gerektiğini bilmeliyiz” şeklinde konuştu.

    “Son iki hafta içinde 5 ilimizin günlük vaka sayılarında dikkat çekici düzeyde artış olmuştur”

    1 Mart’tan bu yana Türkiye’deki toplam vaka sayısının 199 bin 906 olduğunu belirten Bakan Koca, “Vakaların yüzde 53,74’ünün tüm şehirlerle irtibat halinde olan İstanbul’da tespit edilmiştir. Son iki hafta içinde 5 ilimizin günlük vaka sayılarında dikkat çekici düzeyde artış olmuştur. Bu iller Ankara, Gaziantep, Bursa, Konya ve Diyarbakır’dır. Salgın boyunca nüfusa kıyasla toplam vaka sayılarının en düşük olduğu 5 il ise şunlardır, Gümüşhane, Tunceli, Kars, Burdur ve Bartın. Vaka sayısında istikrarlı şekilde azalma gösteren, tedbirleri uygulama başarısı ile örnek olan 5 ilimizi de anmak istiyorum, Tekirdağ 2 hafta içinde günlük ortalama vaka sayısını yüzde 31,35, Balıkesir yüzde 21,72, Samsun yüzde 20,42, Kırşehir yüzde 20,27, Düzce yüzde 19,91 oranında azaltmıştır. Gümüşhane’de ise 2 haftadır hiç vaka görülmemiştir. Verdiğim bilgileri tüm şehirlerimizi kapsayacak şekilde diğer bazı kriterleri de içeren ayrıntılarıyla yarından itibaren Bakanlığımızın web sitesinde bulabilirsiniz” dedi.

    “Mecbur kalmadıkça toplu tören ve kutlamalardan uzak kalmalıyız”

    Mecbur kalmadıkça toplu tören ve kutlamalardan uzak durulması gerektiğini ifade eden Bakan Koca, “Mecbur kalmadıkça toplu tören ve kutlamalardan uzak kalmalıyız. Düğün törenleri, hasta ziyaretleri, asker uğurlamaları ancak tedbirlere tavizsiz bir şekilde uyularak düzenlenebilir. Alışverişimizi kalabalık ortamlardan yapmak yerine başka seçenekler geliştirilebilir. Tatil için amacına uygun şekilde kalabalıktan uzak yerler seçilebilir” diye konuştu.

    Koca, en fazla vakanın 25-45 yaş arasında göründüğünü aktarırken şu ifadeleri kullandı:

    “Hareketlilik arttıkça daha fazla gencimizin taşıyıcı olduğu anlaşılıyor. Hastalığı hafif atlatmak bahane olamaz, virüsü bu yolla bir başka yakınına, annesine, babasına taşınmış oluyor. Büyüklerimizi, dün evde izole ederek korumayı başarmıştık. Sabırla, sebatla kurallara uyarak bize destek oldular ancak bugün dünden daha fazla risk altındalar. Salgın boyunca vefat edenlerde 60 yaş üzeri ve en az bir alt hastalığı olanların oranı yüzde 72’ye yakındır. Son günlerde yoğun bakım hastalarımızın sayısındaki artışla birlikte entübe hastaların yaş ortalaması daha da yükselmektedir. Entübe hastalarımızda bir önceki ay 65,2 olan yaş ortalaması, bu ay sonunda 67,4’e yükseldi. Hayatı eve sığdırdığımız, büyüklerimizi korumaya aldığımız günlerin avantajlarını koruyamıyoruz. Bunun sorumluluğu altında tedbirlerimize sıkı sıkıya uymak zorundayız. İçimizi acıtan her kontrolsüz davranış bir yakınımızın, bir büyüğümüzün kaybına yol açacak kadar riskli olabilir. Anlık sevincimize, heyecanımıza, anlık talep ve ihtiyacımıza yönelik kontrolsüz bir hareketimiz, farkında olamadığımız nicelerinin ardından üzüntü duymamıza kaynaklık edebilir.”

    “Vefat eden vatandaşların yaş ortalaması 74”

    Salgının 29 Mayıs-29 Haziran arasındaki seyrine ilişkin tabloları da paylaşan Bakan Koca, bu tabloda vefat eden vatandaşların yaş ortalamasının 74, entübe vatandaşların yaş ortalamasının 67,4, yoğun bakımda yatan hastaların yaş ortalamasının 64,9, hastanede yatan vatandaşların yaş ortalamasının 47,5, evde takip edilenlerin yaş ortalamasının 37,4, iyileşen hastaların yaş ortalamasının ise 36 olduğunu dile getirdi.

    Salgının ağırlıklı erkeklerde etkili olduğuna dikkati çeken Bakan Koca, uzun süre kontrol altına alınan 20 yaş altı ve 65 yaş üstü vatandaşlarda hastalığın şu an daha az görüldüğünü vurguladı.

    Virüs enfeksiyonunun erkeklerde ve ileri yaşlarda daha ölümcül olduğuna değinen Koca, hastalığa yakalanma riski yüksek olan 20-60 yaş arası grubun iyileşme oranının da yüksek olduğu bilgisini verdi.

  • Aşut: “2017 güllük gülistanlık görünmüyor ama ihracatı artırmak da imkansız değil”

    Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şerafettin Aşut, Türkiye’nin 2016 ve 2017’nin ilk ayında ihracatta 10 milyar dolar baremine takılıp kaldığını, ancak bu durumun umutsuzluğa neden olmaması gerektiğini belirterek, “2017 ihracatta yeni çözümlerin ortaya çıkarıldığı bir yıl olmalıdır. İhracatın da Ar-Ge’si yapılmalı ve yeni yöntemler bulunmalıdır. Artık ihracatın da Sanayi 4.0’ını konuşmamız gerekiyor” dedi.

    MTSO Başkanı Aşut, yazılı bir açıklama yaparak, Türkiye’nin ihracatta yeni çözümlere yönelmesi gerektiğini konusundaki önerilerini paylaştı. Küresel sorunları yine küresel ilişkilerin sunduğu yolların ve açılımların çözdüğüne işaret eden Aşut, küresel ekonominin uzun süredir güçlü ve ayrılmaz bir parçası olan Türkiye’nin, bölgesel ve küresel olumsuz gelişmelerin negatif yansımalarını yine bölgesel ve küresel işbirliklerini arttırarak çözebileceğini kaydetti. İhracatta son yıllardaki düşüş ve durgunluğu değerlendiren Aşut, “2016’da ve 2017’nin ilk ayında ortalama aylık 10 milyar dolar baremine takıldık kaldık. 150 milyar dolarları gördüğümüz günlerden sonra elbette bu rakamlar sıkıntılı. Hele hele 2023 hedeflerimizi akla getirdiğimizde bu rakamlarla ulaşmak şu an için mümkün görünmüyor. Ancak unutulmamalıdır 150 milyar dolarlara çok düşük rakamlardan olağanüstü sıçramalar yaparak gelmiştik. Neden yine olmasın? Elbette bölgesel ve siyasi olumsuzluklar, savaşlar; öte yandan küresel ekonomik sıkıntılar, büyüyemeyen bir dünya ticareti ve daha önemlisi içte yaşanan yakın zamanın sıkıntıları. Tüm bunlar birleştiğinde ihracatı arttırmak kolay değil ama imkansız da değil” ifadelerini kullandı.

    “İhracatı artırmak için yine devlet ve özel sektör el ele vermeli”

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) öncülünde, Mısır Ticaret ve Sanayi Odaları Başkanı Ahmed Al-Wakeel’in özel daveti ile geçen hafta Kahire’ye gittiklerini ve Mısır ile bu yakınlaşmanın daha o gün meyvelerini verdiğini, yatırımlar ve karşılıklı ticaretin konuşulduğunu aktaran Aşut, şöyle devam etti: “Ben bu ilişkinin kısa sürede sadece ihracat anlamında değil, Mısır üzerinden başka pazarlara eskiden olduğu gibi kolay ulaşım anlamında da meyveler vereceğine inanıyorum. İhracatı arttırmak noktasında yine devlet ve özel sektör el ele vermelidir. Üterim, lojistik, pazarlama, yeni pazarlar bulma gibi ihracatı arttıracak her enstrüman ve yollar revize edilmelidir. Bu noktada bürokrasi önemli ama devletin desteği, yapacağı olumlu açıklamalar olacaktır. Ancak, bu işin reel iletişimi özel sektörün dinamizmine bırakılmalıdır. Eğer bugün Mısır’la sıcak bir iletişim yakalandıysa iş dünyasının bu iletişimi hiç bırakmamasının, küsmemesinin bir sonucudur. Devletler arasındaki krizden dolayı iş dünyası olarak biz de küsseydik, bugün bu yakınlaşma bu sıcaklıkta olamazdı.”

    “2017 güllük gülistanlık görünmüyor ama ihracatı artırmak da imkansız değil”

    İhracatta, aylık 10 milyar dolar baremine takılmanın iş dünyasını umutsuzluğa sevk etmemesi gerektiğini vurgulayan Aşut, ihracatta yeni çözüm yolları bulunması gerektiğinin altını çizdi. Aşut, “2017 güllük gülistanlık görünmüyor ama bugüne kadar iş dünyasının gösterdiği tüm kazanımları, çabaları, emekleri ve daha önemlisi geleceğe ait umudumuzu aşırı karamsar tablolarla çöpe atmaya kimsenin hakkı yoktur. Bizim bahsettiğimiz umut, bir hayalcilik değildir. İş dünyası gerçekçi ve ayağı yere basan bir camiadır. Bizim umut dediğimiz şey pes etmemektir. Bize lazım olan şey motivasyondur, yeni bir enerjidir. Umut bizim için pes etmemek ve durmamaktır. Eğer dış sorunların yarattığı gündemi ve içte siyasi gündemleri ilk sıradan düşürebilirsek ve ekonomiye odaklanırsak Türkiye 2023 hedeflerine ulaşacak potansiyele sahiptir. Ülkemizin ekonomik büyümesinin tek yolu, üretmek ve ihracat yapmaktır, katma değer yaratmak ve bu katma değeri dünya pazarlarına sunmaktır. 2017 ihracat hedefli motivasyonların yapıldığı, yeni yolların konuşulduğu, ihracatta yeni çözümlerin ortaya çıkarıldığı bir yıl olmalıdır. İhracatın da Ar-Ge’si yapılmalı ve yeni yöntemler bulunmalıdır. İleri teknoloji buna da eklemlenmelidir. Yenilikçilik ihracata da entegre edilmelidir, E-ihracat gibi. Artık ihracatın da Sanayi 4.0’ını konuşmamız gerekiyor” dedi.