Etiket: Göründü

  • Bakan Koca: “Aşı için önümüzde 2-3 aylık süre kaldığına göre tünelin ucundaki ışık göründü”

    Bakan Koca: “Aşı için önümüzde 2-3 aylık süre kaldığına göre tünelin ucundaki ışık göründü”

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Aşı için önümüzde 2-3 aylık süre kaldığına göre tünelin ucundaki ışık göründü” dedi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Bilkent Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen Koronavinüs Bilim Kurulu Toplantısı’nın ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

    Koca, yaklaşık 33 milyon insana korona virüs bulaştığını aktarırken, “Bir milyona aşkın ölüm gerçekleştirdi. Avrupa’da vaka sayılarında artış var. Dünya Sağlık Örgütü, salgında hayatını kaybedecek insan sayısının 2 milyonu geçeceğini ileri sürüyor. Zaman zaman bizim sizlerle paylaştığımız bir anlamda küresel ölçekli korona tablosu diyebileceğimiz veriler devletlerin DSÖ’ye yaptığı resmi beyanları esas almaktadır. Dünya vaka sayı tespit konusunda istekli değildir. Dünya nüfusunun bu denli hareketli olduğu bu çağda, yaşanan bir salgında endişe verici olan tespit edilen vakalar değildir. Endişe verici olan vaka tespit edilmemesidir. Salgında gözle görülmeyen her risk izole edilmiş riskten çok daha korkutucudur” diye konuştu.

    Amacının hastalıkla etkin mücadele olanın vakaya ulaşabileceğinin bilgisini veren Koca, şu ifadeleri kullandı:

    “İlerlemiş vakanın müracaatını beklemez. Salgını bir nevi doğal seyrine bırakmak ve sadece aşıya odaklanmak yerine mücadeleyi günü güne verir. Bunun örneği Türkiye’dir. Bu dönemde sosyal davranışlarımız değiştiği gibi ruh durumumuz da değişti. Bazı konularda fikir birliğine kolay ulaşıyoruz, bazı konularda zorlanıyoruz. Belirsizlik karşısında toplumda endişe tartışmalı bir hava olması olağandır. Bunun aşılabilir bir düzeyde tutulabilmesi birlik ve beraberlik ruhuna zarar vermemesi önemlidir. Herkes bir yorum ve bir sorun sürebilir. Başka kaygılar ortaya koyabilir. Bu noktada unutulmaması gereken toplumun ortak bir meselesini ele aldığımız bunu yaparken de görünen ve çıplak gözle görünmeyen çıkarlarını korumamız gerçeğidir. Yapılan eleştirilerde pergelin bir ayağı bu noktada olmalıdır.”

    “Aşı için önümüzde 2-3 aylık süre kaldığına göre tünelin ucundaki ışık göründü”

    Aşı için 2-3 aylık süre kaldığının bilgisini veren Koca, “Tünelin ucundaki ışık göründü. Bazıları bu tünelden emek vermeden sırf konuşarak başarılı çıkmak istiyor ve hazır alacakaranlıktayken yarın unutulacak bazı iddialar ileri sürüyor. Bu yolun emekçilerin hakkı vardır. Bu tedbirlere uyan ve devletine net güven duyanlarında hakkıdır. Herşey den önce kelimeleri yerli yerinde kullanmak gerekir. Salgınlar birlikte hayatımıza giren bazı kelimeler oldu. Aşı konusunda katledilen yol bu kelimelerde bazı değişikliklere yol açtı. Artık dalgalardan tiklerden değil tedaviden bağışıklıktan bahsediyoruz. Testten, vakadan ağır hastadan bahsediyoruz” diye konuştu.

    “Her vaka hasta değil, çünkü testi pozitif çıktığı halde hiçbir semptom göstermeyenler var”

    Testi pozitif çıktığı halde hiçbir semptom göstermeyenlerin olduğunu belirten Koca, “Her vaka hasta değil, çünkü testi pozitif çıktığı halde hiçbir semptom göstermeyenler var ve büyük çoğunluğu bunlar oluşturuyor. İz sürücüler olan filyasyon ekibimiz ağırlıklı olarak bunları tespit ediyor. Bu kişilere asonmatik pozitifler diyoruz. Bunların sağlık açısından önemi bulaştırıcı yani taşıcı olmalarıdır. Eğer tespit ile izole edilmezlerde salgının büyümesine yol açarlar. Gerekli destekle izole edildiğinde bu kişilerin testi ortalama 1 hafta sonra zaten negatif çıkmaktadır. Söz konusu şartlar yerine getirildiği için bu gruptakiler salgın için artık 1. öncelikle yeri yoktur. Her gün açıklanana ve üzerinde durduğumuz yeni hasta sayısı asıl dikkat konusu olmalıdır. O halde durumun özeti şudur: test sonucu pozitif çıkanların her biri bir vakadır. Bunların büyük kısmı belirti göstermeyen taşıyıcılardır. Kalan kısmı ise hastalık bulgusu olup tedavi altına alınan hastalardır. Bir kısmını evde önemli bir kısmını da hastanede takip ve tedavi ediyoruz. Hastanede tedavi altına aldıklarımızı ayrıca yatan hasta olarak raporluyoruz” şeklinde konuştu.

    “Hayatta olanı ölmüş gösteremeyeceğiniz gibi, öleni de hayatta göstermeniz mümkün değildir”

    Türkiye’deki veriler hakkında iddialara açıklık getiren Koca, bu konudan da bir tartışma galibiyeti bekleyenlere ise seslendi. Koca, “Sayısal bir galibiyet arıyorsanız lütfen ruhaniyeti çiğnemeyin kayıtlarımıza saygı gösterin. Ölüm sayılarıyla skor arayışında olanlar, sayıları gerçeğinden yüksek göstermeye çalışanlar nerede dayanak arıyor? Türkiye’de ölüm verileri 2 kaynakta toplanmaktadır. Biri belediyelerimizin e devlet veri tabanında yer alan defin sayılarıdır. Diğeri Türkiye İstatistik Kurumudur. Söz konusu 2 ayrı veri tabanının birlikte kullanımı yanlıştır. Ayrıca ölüm raporları bulanan bazı kategorik bilgiler yanlış yorumlanıyor. Öncelikle ölüm konusu sayısında açıklık getirmek istiyorum. Ölüm bildiriminde kullanılan form yeni değildir. 2013 yılından beri kullanılmaktadır. Bu belgede yer alan iki hane önemlidir. Bu hanelerden biri ölüm şekli diğeri ise ölüm nedenidir. Ölüm şeklinin ise amacı şu bilgiyi vermektedir. Ölen kişi mesela adli bir vaka veya normal ölüm mü ? Bu sorunun cevabı doğal ölüm ve adli vaka sonucu ölümdür. Bu haneye hastalığa bağlı diğer ölümün izahı için bulaşıcı hastalık veya bulaşıcı olmayan hastalık açıklaması da eklenmiştir. Kayıtlar bu yılki ölümlerin yaklaşık onda birinde ölüm şeklinin bulaşıcı hastalık sonucunda doğal ölüm olduğu göstermektedir. Onda 9’u ise bulaşıcı olmayan hastalık veya yaşlılık olarak işaretlenmiştir. Bu hanedeki bilgi ölümün nedenini hastalık bazında göstermez. Bunda kovid-19 ölüm sayıları anlaşılmaz. Bulaşıcı tek hastalığın kovid-19 olduğunu düşünen varsa yanılıyor. Raporda ölüm nedeni hanesi asıl bilgiyi veren kısımdır. Bu hanede hastayı takip eden doktorun kayıdır 2’inci bir hekim tarafından onaylayarak kesinleşir. Defin sonrası alınan kesin ölüm raporunda hastanın onaylanmış ölüm nedeni bu hanede yer almaktadır. İstatistiklerde kovid-19’un ölüm nedeni olarak gösterilebilmesi buradaki dayanır. Vefat sayılarına ilişkin yanıltıcı iddialar bazı belediyelerin açıklamalarına dayanıyor. Belediyelerin e devlet veri tabanında yer alan mezarlık bilgi sisteminde söz konusu ildeki defin sayıları yer alır. Defin raporları ise kişilerin öldüğü ilde verilir. Ölen kişi ya öldüğü ilde veya resmen ikametinin olduğu ilde ya da ailesinin uygun gördüğü yerde ilde defnedilebilmektedir. 3 ayrı yer 3 ayrı il söz konusudur. Belediyelerin verileri kendi illerinde defin sayılarını ortaya koyar. TÜİK verilerinde dağılım ölen kişilerin ikamet adresine göre yapılmaktadır. Yani kişi İstanbul’da yaşadığı halde ikamet adresi Sivas ise TÜİK onu Sivas olarak kaydeder. Dolayısıyla belediye ile TÜİK onu başka kaydeder. Bu farkı yılın 9’uncu ayında görürsünüz. Fakat 31 Aralıktan yeni yıla devir ettiyse toplam vefat sayıları 2 kaynakta eşitleri. 11 il belediyesi verilerine bakıp, sonuç çıkarmak yanlıştır. Yılın sonu beklenirse TÜİK verileri ile diğer verilerin çakıştığı zaten görülecektir. Şu bilinmelidir devletin ve salgınla mücadelenin itibarını zedelemek isteyen kendi itibarını zedeleri. Birinin ölümünü ise saklama imkanı yok, 2020’deyiz. Hayatta olanı ölmüş gösteremeyeceğiniz gibi, öleni de hayatta göstermeniz mümkün değildir. Yıllık öngörülen yüzde 2,2 artışla bunun şimdi 336 bin 518 olması beklenmektedir. Şu ana kadar Kovid-19 kaynaklı ölümler dahil 339 bin 26 ölüm gerçekleşmiştir. Aradaki fark 7 bin 244’tür. Kovid-19 kaynaklı tespit edilen ölüm sayısı ise 8 bin 62’dir. Kovid-19 ölümlerinin bulaşıcı hastalık başlığı altında verilmediği açıktır. Bunları sırf bulaşıcı hastalık sebebiyle ölüm diye Kovid-19 hanesine yazan varsa yanılıyor” açıklamasında bulundu.

    “Ankara’da hasta sayısı son 2 hafta içinde yarı yarıya azaldı”

    Ankara’daki vaka sayısının son 2 hafta içinde yarı yarıya azaldığının bilgisini veren Bakan Fahrettin Koca, “Salgın devletin vatandaşlarına karşı yükümlüklerini de hedef almaktadır. O yüzden mesuliyeti olmayan bazı kişilerin tenkitleri fotoğrafın bir noktasına mercekle bakıp leke aramaktan farksızdır. Yolun en güç kısmını açtığımızı inanıyorum. Tedbirleri titizlikle devreye soktuğumuzda korkunun yerini özgüven alıyor. Son 3 haftada yapılan bölgesel müdahalelerin sonuçlarını gördük. Yüksek artışlardan söz ettiğimiz birçok ilimizde başarı sağladık. Geçtiğimiz haftalarda Diyarbakır, Van, İzmir, Samsun’a değerlendirme ziyaretleri yapmıştık. Değerlendirmelere civar illeri de dahil ettik. Bir haftayı da İstanbul da yapılan gözden geçirmeye ayırdık. Böyle toplam 23 ilimizin sağlık altyapımızı inceleme fırsatı bulduk. 2 haftaki önceki toplantımız da Ankara’daki durumu değerlendirmiş sayılarda artışın yüksek olduğunu ifade etmiştim. Bu artış sadece Ankara’yla ile sınırlı değil Anadolu’nun birçok bölgesini etkileyen bir durumdu. En fazla dikkat çeken yer Ankara’ydı. Ankara’da hasta sayısı son 2 hafta içinde yarı yarıya azaldı. Bunu hastanelerimizdeki yoğunluk azalıştaki durumu anlamak mümkündür. Testlerin erken sonuçlanması, tedaviye erken başlanması, filyasyon ekiplerinin arttırılması, temaslı izolasyon semptomlulardan hızla numune alınması ve izolasyon etkili etkili olarak bilinen hususlardır” dedi.

    “İstanbul’un 2 katı olan vaka sayısı, İstanbul’un da altına indi”

    Ankara’daki vaka sayısı hakkında konuşan Koca, “Aile hekimlerinin yanı sıra Ankara üzerinde kurulan çağrı sisteminde 110 görevli evleri arayıp semptom takibi yapıyor. Son 1 ayda oluşturduğumuz 120 kişiden doktor ekipleri evlere giderek hasta takibi yapıyor. 3’er kişiden oluşan 780 filyasyon ekibimiz sahada sadece Ankara için söylüyorum. Bu tedbirlerle son 10 gün içinde günlük hasta sayısı yüzde 60’a yakın bir şekilde azaldı. İstanbul’un 2 katı olan vaka sayısı, İstanbul’unda altına indi. Buna paralel olarak yoğun bakımda yatan hasta sayımızda, ağır hasta sayımızda da azalmış oldu” diye konuştu.

    “Yaş ve kronik hastalık önceliğini gözeten bir aşılama programı olacak”

    Aşı konusunda önceliğin yaş ve kronik hastaların olduğunu aktaran Bakan Koca, “Aşı konusunda denemelerin çok ötesine geçildiğini vurgulamak isterim. Türkiye olarak tedarik girişimlerini başlattık. Yaş ve kronik hastalık önceliğini gözeten bir aşılama programı olacak. Bağlantılı olduğumuz ülkeler aşıdan sonuç aldıklarını rapor ettiler. Bu sürece paralel olarak yerli aşı çalışmalarımız devam ediyor. Halen 13 çalışma var. Bunlardan faz-1 deneylerine başlamak olanlar var. Hayvan deneyleri büyük ölçüde tamamlanmıştır. Çok yakında kendi aşımızın üretimine başlayacağımıza inanıyorum” ifadelerini kullandı.

  • Terör yuvalarında yükselen dumanlar ilçede göründü

    Hakkari’nin Çukurca ilçesi Irak sınırında bulunan terör yuvalarının yerle bir edilmesiyle birlikte yükselen dumanlar ilçede göründü.

    Yüksekova ilçesinin İkiyaka Dağları Bölgesi’nde 2, Kuzey Irak Zap Bölgesi’nde 3 ve Basyan Bemeşkavt Bölgesi’nde 2 olmak üzere toplamda 7 bölücü terör örgütü mensubu İHA ile tespit edilerek, icra edilen hava harekatları sonucunda etkisiz hale getirilmesinin ardından operasyonlar sürüyor. Çukurca ilçesinin kırsalında bulunan ve İnsansız Hava Araçları (İHA) tarafından tespit edilen terör yuvalarının yok edildiği belirtildi. Teröristlerin vurulduğu alanda çıkan dumanlar ise ilçeden rahatlıkla izlendi.

  • Sabuncubeli Tüneli’nde ışık göründü

    İzmir-Manisa arasını 15 dakikaya indirecek olan Sabuncubeli Tüneli’nde ilk ışık, Başbakan Binali Yıldırım’ın katıldığı törenle son delme işleminin gerçekleştirilmesinin ardından göründü. Yoğun çalışmaların ardından tören, Manisa’nın düşman işgalinden kurtuluş günü olan 8 Eylül’ü, İzmir’in kurtuluş günü olan 9 Eylül’e bağlayan geceye yetiştirildi.

    9 Eylül 2011 tarihinde yapımına başlanan ancak yüklenici firmanın 4 Kasım 2014 tarihinde iflas etmesi sebebiyle inşaatı duran ve yaklaşık 10 ay sonra yeniden ihaleye çıkılarak, çalışmaların kaldığı yerden devam ettiği Sabuncubeli Tüneli’nde son aşamaya gelindi. Sürekli yaşanan trafik kazalarıyla gündemden düşmeyen Sabuncubeli’nde yapılan tünel sayesinde artık güvenli yolculuğun yanı sıra İzmir-Manisa arası ulaşımda 15 dakikaya düşecek. Adeta iki kenti birleştirecek olan Sabuncubeli Tüneli’nde “Işık Gördü” töreni, Başbakan Binali Yıldırım’ın katılımıyla, Manisa’nın düşman işgalinden kurtuluş günü olan 8 Eylül’ü, İzmir’in kurtuluş günü olan 9 Eylül’e bağlayan gece yapıldı. Tünelin Manisa tarafında düzenlenen törende konvoyla tünele giren Başbakan Binali Yıldırım, burada işçiler tarafından karşılandı. Törende hazırlanan iş makinesini kullanan Yıldırım, son delme işlemini gerçekleştirmesinin ardından Sabuncubeli Tüneli’nde ilk ışık göründü. Tünelin diğer tarafında bulunan işçiler, ellerinde Türk bayrağı ve alkışlarla Başbakan Yıldırım’ı karşıladı. İşçiler, Türk bayrağını Yıldırım’a takdim ettikten sonra hatıra fotoğrafı çektirdi. Tünel içerisinde konuşan Başbakan Binali Yıldırım, “Az önce Manisa-İzmir arasındaki korkunç Sabuncubeli’ni baypas edecek Sabuncubeli Tüneli’nde ışık görme işlemini gerçekleştirdik. Bu unutulmaz anın bir özelliği var. Manisa tarafından girdik, Manisa’nın kurtuluşu günü bitmek üzereyken yarı geceden önce Manisa tarafını açtık ve İzmir tarafından ay yıldızlı bayrağımızla İzmir Valisi ve arkadaşlarımız bizi karşıladı. Dolayısıyla 8’inde Manisa’dan girdik, 9’unda İzmir’den çıktık. İki ilimizin de kurtuluşunu bu Sabuncubeli Tüneli’nin ışık gördü merasiminde anmış olduk. Bu Sabuncubeli Tüneli ne anlama geliyor? İki tünel var çift tüp. Her biri iki gidiş, iki geliş. Toplam uzunluğu her bir tüpün 4 bin 70 metre iki tüp yani 8 bin 140 metre toplam tünel uzunluğu var. Tünelden sonraki bağlantı yollarını da kattığımızda her biri 6 bin 600 metreyi buluyor. 500 milyon liraya mal oluyor. Bu tünel yapılınca mevcut yolda yüzde 10’a yakın eğim yüzde 1,5’e düşüyor. Dolayısıyla sürüş konforu artıyor. 14 adet virajdan kurtulmuş oluyoruz. Viraj yok dümdüz girip çıkıyorsunuz. Evliya Çelebi’nin korkunç Sabuncubeli hatıralarındaki tabir artık tarihte nostaljiye dönüşüyor. Bu projeye Eylül 2011 yılında başladık. O zaman yap-işlet-devret planlamıştık ancak yüklenici firma işin içinden çıkamayınca iptal ettik kendi imkanlarımızla yapmaya karar verdik. Önümüzdeki Temmuz ayının 1’inde 2018’de tamamen bitirilmiş olacak. Bugün İzmir’den Manisa’ya yaklaşık 40 bin araç geçiyor. Sabuncubeli virajlarında kış şartlarında burada olan kazalar, can kayıplar, fazladan yakıtlar, zaman kayıpları bu tünellerle birlikte tamamen ortadan kalkmış olacak. Manisa büyümeye devam ediyor. İzmir büyümeye devam ediyor. İki komşu il arasındaki mesafe Sabuncubeli tünelleriyle birlikte iyice kısalıyor. 15 dakika içerisinde İzmir’den Manisa’ya, Manisa’dan İzmir’e gitmek mümkün olacak. Tünelin bulunduğu yer Manisa’ya yaklaşık 10 kilometre, İzmir tarafına da 12 kilometre. Aşağı yukarı ortada. Böylece Ege’nin parlayan yıldızı güzel İzmir ve Manisa’yı birbirine yakınlaştıran, trafik konforunu arttıran can kayıplarını azaltan, yakıt tasarrufu sağlayan, çevreye daha az zarar veren büyük bir projeyi hayata geçiyoruz. Bu Manisa ve İzmir’in hayali ve rüyası olan bir projeydi. Biz bu projeye başladığımızdan bizimle dalga geçtiler. Bunlar da seçime yönelik göz boyamaya yönelik bir iş diye maalesef muhalefet bunu da kullanmaya kalktı. Ancak onların bilmediği birşey vardı. AK Parti iktidarı söylediğini yapar, yapmayacağı hiçbir şeyin de sözünü vermez. ’35 İzmir 35 Proje’ ile 2011 genel seçimlerinden önce başlattığımız bu projeler serisine bir adet daha projenin bitirme aşamasında Sabuncubeli’ni dahil etmenin mutluluğunu yaşıyoruz” dedi. Yıldırım, daha sonra makam aracının direksiyonun başına geçerek, tünelin İzmir yönünden çıktı. Yıldırım, tünel çıkışında bekleyen vatandaşlarla sohbet etti.

    14 viraj ortadan kalkıyor

    Günde ortalama 40 bin aracın kullandığı İzmir-Manisa yolunun 580 rakımından geçen ve yüzde 9 eğimli, 14 virajlı Sabuncubeli bölümünde çalışmalar son aşamaya geldi. Çift tüp tüneli 4 bin 70 metre, bağlantı yolları 2 bin 530 metre olan, toplam uzunluğu 6 bin 600 metreyi bulan projeyle yolun eğimi de düşürülecek. Projenin tamamlanması ile tünel içinde yüzde 1,5 yol eğimi olacak ve bu kesimde yüzde 9’luk yüksek eğim ve 14 viraj ortadan kaldırılacak. Tünelin 1 Temmuz 2018 yılında hizmete açılması bekleniyor.

  • Bakan Binali Yıldırım, Ilgaz Dağı Tüneli’nde ’Işık Göründü’ Törenine Katıldı

    Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, 5.4 kilometrelik Ilgaz Dağı Tüneli’ndeki ’Işık Göründü’ törenine katıldı.

    Yapımına 2012 yılında başlanan ve Türkiye’nin en uzun karayolu tünellerinden biri olan 5.4 kilometrelik Ilgaz Dağı Tüneli’nde iki tarafın birleşmesi nedeniyle ’Işık Göründü’ töreni düzenlendi. İç Anadolu’yu Karadeniz’e bağlayan güzergahta zorlu Ilgaz Dağları’nı çift yönlü olarak delerek ulaşımı kolaylaştıracak tünelin Çankırı yönünden girişi olan Kadınçayırı mevkiinde düzenlenen ’Ilgaz Tüneli Işık Göründü’ törenine Bakan Binali Yıldırım’ın yanı sıra Vali Vahdettin Özcan, Kastamonu ile Çankırı milletvekilleri Muhammed Emin Akbaşoğlu, Hüseyin Filiz, Çankırı Belediye Başkanı İrfan Dinç, bürokratlar,vatandaşlar ve tünel inşaatında çalışan işçiler katıldı.

    Bakan Yıldırım, törende yaptığı konuşmada, “9 Kasım 2012 soğuk kış gününde burada temel atmıştık ve bugün 3 yıldan az bir fazla zaman geçti 11 kilometrelik tünelin ışığını gördük. Dile kolay eskiden bir Bolu Dağı tüneli vardı bir efsane olmuştur. 20 sene tamamlanmadı sonunda umutsuzluğa kapıldık acaba bu tüneli depo mu yapsak diye arayış içine girdik o tünel bunun yarısı kadardı ama şimdi 11 bin metrelik tüneli 3 yılda tamamladık. Değerli vatandaşlarımız bu yıl içerisinde 60 kilometre tüneli bitireceğiz. Nereden nereye? Türkiye nereden nereye geldi? 70 Sent’e muhtaç Türkiye bugün bir yılda 60 kilometre tünel bitiren bir ülke haline geldi. Türkiyeyi kıskanıyorlar. Haklılar çünkü Türkiye dünyanın en büyük havaalanını yapıyor, dünyanın en büyük köprüsünü yapıyor Türkiye sadece dağları delip tünellerle geçmiyor. Fatih’in torunları denizin altından arabaları geçiriyor. O yüzden Türkiye’yi kıskanıyorlar. Varsın kıskansınlar bu millete yapılacak hizmetlerle onlar en iyisine layıktır. Bizi kıskanıyorlar haklılar ama çatlamasınlar sadece onlar da çalışsın onların da olsun. Çok değerli kardeşlerim bu tünel hizmete alındığında Kastamonu-Çankırı arası mesafe kısalacak 6 kilometre daha kısalacak. Şu dağı tırmanan yoldan Dipan’a, Kastamonu’yu yokuş aşağı indiğimizde mesafe 26 kilometre. Bu mesafeyi tünelden gittiğimiz zaman 8 dakikada gideceğiz dağdan gittiğimiz zaman eğer kış yoksa 35 dakikada gideceğiz, 4 kat daha kısa sürede Ilgaz Dağı’nı geçeceğiz. Bu ne demektir? Bu, emniyet demektir, konfor demektir, medeniyet demektir. Yol medeniyettir. Ya bir yol bulacaksın ya da bir yol açacaksın yollara hendek çukurlar açmayacaksın. Türkiye’yi aklı sıra bölmeye çalışanlar işte gelin görün Ilgaz’ın, Türkiye’nin gücünü görün. O küçük aklınızla bin yıldır bu topraklarda kader birliği yapmış milleti asla korkutamazsınız. Siz o küçük aklınızla 78 milyonun kardeşliğini bozamayacaksınız çünkü bu millet ’bağımsızlık benim karakterim’ diyerek yola çıkmıştır. Bugün yüreğimiz yanıyor, şehitlerimiz oluyor. Şehitlerimiz bizim kalbimizdedir. O şehitler ki bu toprakların bağımsızlığının teminatıdır. Bayrağımızın rengi şehitlerimizin kanıdır. Bayrağımızın hilali bağımsızlık aşkımızın sembolüdür. Bayrağımızın yıldızı her bir şehidimizin namıdır. Bu ay yıldızlı bayrağımıza gözümüz gibi bakacağız. Göz diken hainlere asla fırsat vermeyeceğiz. Tek vatan, tek devlet, tek millet, tek bayrak… Bir kez daha bu önemli eserin hayata geçmesinde gayret gösteren, emek gösteren, vizyonuyla, liderliğiyle bize yol gösteren çok değerli Cumhurbaşkanımıza teşekkür ediyorum, Başbakanımıza teşekkür ediyorum ve nihayet bu yolun yapımında emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

  • Artvin-erzurum Karayolu’ndaki Oruçlu Ripaj Tüneli’nde Işık Göründü

    DSİ Çoruh Projeleri 26. Artvin Bölge Müdürlüğü tarafından Artvin-Erzurum Karayolu’nda inşa edilen 2 bin 277 metre uzunluğundaki Oruçlu Ripaj Tüneli’nin kazı çalışmaları tamamlandı.

    Oruçlu Ripaj Tüneli 2 bin 277 metre uzunluğu ile DSİ tarafından bölgede inşa edilen en uzun Karayolu Tüneli olma özelliğini taşıyor. Nihai beton kaplamaları devam eden tünelin üst yapı çalışmaları ile birlikte 2016 yılı Temmuz ayında tamamlanması planlanıyor.

    Tüneldeki kazı çalışmalarının tamamlanmasını tünel çalışanları kurban keserek ve Kafkas oyunları oynayarak kutladılar.

    DSİ Çoruh Projeleri 26. Artvin Bölge Müdürlüğü yetkilileri tarafından yapılan açıklamada, DSİ tarafından inşa edilen Deriner Barajı ve HES Projesi’nde 24 Şubat 2012 tarihinde su tutulmasıyla Artvin-Erzurum karayolunun yeni güzergahına verildiği, eski karayolunun baraj gölü altında kaldığı hatırlatıldı.

    Açıklamada, “Bahse konu Artvin-Erzurum karayolu güzergahının alternatifinin olmaması ve trafiğinin kesintiye uğramaması için öncelikle oturmalar ve çatlakların oluştuğu bölgede ivedi bir şekilde servis yolu yapılmış ve kalıcı çözüm amacıyla 2 bin 277 metre uzunluğunda Oruçlu ripaj tüneli çalışmalarına başlanmıştır. Oruçlu ripaj tüneli, Artvin-Erzurum karayolu güzergahında 43+650-45+975 kilometre aralığında bulunmaktadır. Tünel kazı çalışmalarına 18 Haziran 2014 tarihinde başlamıştır. 9 Mart 2016 tarihi itibarıyla tünel kazı çalışmaları tamamlanmış olup giriş kısmından 948 metre, çıkış kısmından da 192 metre olmak üzere toplam bin 140 metre nihai beton kaplaması yapılmıştır. Kalan nihai beton kaplama ve üst yapı çalışmalarının 2016 yılı temmuz ayı itibarıyla tamamlanması ve yolun trafiğe açılması planlanmaktadır. Oruçlu ripaj tüneli 2 bin 277 metre uzunluğuyla Bölge Müdürlüğümüzce inşa edilen en uzun karayolu tüneli olma özelliğini taşımaktadır” ifadelerine yer verildi.