Etiket: Görülüyor

  • Numan Kurtulmuş “Avrupa Diye Birşey Kalmayacağı Görülüyor”

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılma kararına ilişkin “Avrupa’nın 30 yıl sonrasının göremeyenler Türkiye’yi 3 bin yılını tavsiye etmişlerdi. 3 bin yılına kalmayacak herhalde 30 yıl içerisinde Avrupa Birliği diye bir şey kalmayacağı görülüyor” dedi.

    Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş ve Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir, birlikte Four Seasons Hotel’ın terasından Periscope’den canlı yayın yaptı. Ayasofya manzaralı yapılan canlı yayın yaklaşık 30 dakika sürdü. Bu sırada yüzlerce kişi canlı yayını Pericope’den izledi. Canlı yayın sonrası Kurtulmuş basın mensuplarının sorularını cevapladı. Kurtulmuş, İngiltere’nin Avrupa Birliği’nden ayrılmasını ve Avrupa Birliğinin geleceğini değerlendirdi.

    “YENİ BİR SAYFANIN BAŞLANGICIDIR”

    İstifasını açıklayan İngiltere Başbakanı David Cameron’a Türkiye’nin ne zaman AB üyeliğine gireceğine değil 30 sene sonra Avrupa’nın ne hale geleceğini söylediğini ifade eden Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, “Bundan 8 sene evvel Avrupa ortak ordusunu kuramazsa dağılma sürecine girer uyarısında bulunmuştum. Avrupa devlet olmayı tamamlayacak son adımını atamadı. Arkasından Ukrayna krizi oldu. Biz bütün bunları önceden görmüş ve söylemiştik. Avrupa’nın görmesi gereken başka bir şey daha söylüyorum. İngiltere’nin Avrupa Birliğinden çıkması çok önemlidir. Sadece Avrupa Birliği için değil Dünya siyaseti için önemli bir gelişmedir. Yeni bir sayfanın başlangıcıdır. Avrupa da adım adım yaklaşan bir başka bir tehlike var.” dedi.

    “AVRUPA DİYE BİR ŞEY KALMAYACAĞI GÖRÜLÜYOR”

    Avrupa’nın her yerinde aşırı sağcı, göçmen karşıtı, İslam düşmanı ve Türkiye Karşıtı siyasetler geliştiğini ifade eden Kurtulmuş, “Avrupa için tehlike çanları çalıyor. İngiltere’nin Avrupa Birliğinden çıkması önemli bir gelişmedir, İngiliz halkının bileceği bir şeydir. Avrupa için dağılma süreci ile ilgi bir tehlikeyi ortaya koyuyor. Hem de buna paralel olarak aşırı sağ akımlarının gelişmesini de yeni bir gerilip sinyallerini de veriyor. Avrupa’nın 30 yıl sonrasının göremeyenler Türkiye’yi 3 bin yılını tavsiye etmişlerdi. 3 bin yılına kalmayacak herhalde 30 yıl içerisinde Avrupa Birliği diye bir şey kalmayacağı görülüyor” dedi.

  • As Hastalığı Erkeklerde Daha Çok Görülüyor

    Prof. Dr. Sedat Kiraz, erkeklerde kadınlardan daha sık görülen Ankilozan Spondilit (AS) hastalığına dikkat çekti

    Türkiye Romatoloji Derneği ve Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı tarafından Bodrum’da “9. Anadolu Romatoloji Günleri” düzenlendi.

    Yaklaşık 500 katılımcı takip ettiği toplantıda, 11 adet Panel, 10 adet Konferans, 7 adet Uydu Sempozyum gerçekleştirildi ve 56 poster bildiri sunuldu. Her yıl Mayıs ayının ilk haftası Cumartesi günü “Dünya Ankilozan Spondilit Günü” olması nedeni ile Türkiye Romatoloji Derneği, romatizmal hastalıkların toplumun geniş kesimlerince tanınması ve romatizmalı hastaların mümkün olduğunca erken dönemde doğru tedaviye ulaşarak sağlıklı bir yaşam sürmesi konusu basın toplantısında anlatıldı. Bodrum Hilton otelde düzenlene basın toplantısına Kongre Başkanı Prof. Dr. İhsan Ertenli, Prof. Dr. Sedat Kiraz, Prof. Dr. Seza Özen, Prof. Dr. Şule Apraş Bilgen, Doç. Dr. Ömer Karadağ basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. İnsan sağlığı açısında birçok konuya değinen konuşmacılar özellikle internetten okunan birçok sağlık konusundaki yazılara ve bitki ilaçlarına inanılmamasını tavsiye etti.

    Kongre Başkanı Prof. Dr. İhsan Ertenli, her yıl Mayıs ayının ilk Cumartesi gününün Dünya Ankilozan Spondilit (AS) günü olduğunu belirterek, hastalığın bel ağrısı ile kendini gösterdiğini söyledi. Ertenli, bel ağrısı ile ilgili açıklamalarda bulunarak, “Türkiye Romatoloji Derneği “Bel Ağrınızı Sorgulayın” başlıklı bilinçlendirme kampanyası ile AS’nin erken dönemdeki en önemli bulgusu olan inflamatuvar bel ağrısı farkındalığını artırmayı ve inflamatuvar bel ağrısı olan hastaların en kısa sürede bir romatoloji uzmanına başvurarak uygun tanı ve tedaviye ulaşmasını sağlanmalı. Sıklıkla genç erkeklerde görülen, hayatı ve hareketi kısıtlayan, ağrıya, iş görmezliğe, psikolojik sorunlara ve ileri evrelerde bazı hastalarda kamburluğa neden olabilen Ankilozan Spondilit (AS) hastalığı için www.belagrinisorgula.com web sitesi üzerinden doğru teşhis ve tedavi için toplumda farkındalık yaratmak hedefleniyor. Türkiye Romatoloji Derneği, ’Bel Ağrınızı Sorgulayın’ kampanyası dahilinde, getirdiği fiziksel ve psikolojik sorunlarla toplumsal yükü ve maliyeti oldukça fazla olan engelleyici bir sağlık sorunu olan Ankilozan Spondilit (AS) hastalığı ile ilgili bilinç uyandırmayı hedefliyor” diye konuştu.

    3 AYDAN UZUN SÜREN VE İSTİRAHAT İLE ARTAN BEL AĞRISINA DİKKAT

    Kongre Başkanı Prof. Dr Sedat Kiraz, artan bel ağrılarına dikkat çekerek, “Türkiye’de yüzde 16,4 ile sağlık sistemine başvuruların başında bel ağrısı gelmektedir. Ülkemizde yaklaşık 2 yüz bin kişiyi etkileyen ciddi bir hastalık olan AS hastalarının yüzde 40’ı hasta olduklarını ve hangi doktora gideceğini ne yazık ki bilmemektedir. Bu hastalara romatoloji uzmanları bakmaktadır. Türkiye’de AS tanısı, hastaların doktora ilk başvurdukları tarihten ortalama 8 yıl sonra konabilmekte fakat hastaların başvurduğu ilk hekimin romatolog olması halinde bu süre kısalabilmektedir. Fakat bu sayı Türkiye’de 250’yi geçmemekte, bu nedenle hastaların doktora erişiminde sıkıntılar yaşanmaktadır. İnflamatuvar bel ağrısı, aralarında AS’nin de bulunduğu önemli bazı romatizmal hastalıkların erken dönemdeki en önemli bulgusudur. 40 yaş öncesinde başlayan, 3 aydan daha uzun süre devam eden, aniden değil yavaş yavaş başlayan, sabahları yataktan kalkmayı zorlaştıran, istirahat ile geçmeyip hareket etmekle azalan ve ’inflamatuvar bel ağrısı‘ adı verilen bu ağrıya sahip kişilerde AS olma olasılığı bulunmaktadır. Bu romatizmal hastalıklar erken teşhis edildiğinde kontrol altına alınabilmekte, böylece hastaların yaşamlarına ağrısız ve hareket kısıtlılığı olmadan devam etmeleri sağlanabilmektedir. AS hastalarının mümkün olan en kısa zamanda doğru teşhis ve tedaviye ulaşarak fonksiyonel durumlarının ve yaşam kalitelerinin iyileştirilebilmesi için inflamatuvar bel ağrısı farkındalığının artırılması gerekmektedir” şeklinde konuştu.

    ERKEKLERDE DAHA SIK GÖRÜLÜYOR

    Prof. Dr. Sedat Kiraz, erkeklerde kadınlardan daha sık görülen AS hastalığı olduğuna dikkat çekti. Kiraz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hastaların çocuklarını kucaklarına alıp kaldırmalarını, onlarla doyasıya oynamalarını, gece rahat uyumalarını, hatta çoraplarını, ayakkabılarını giymelerini bile engelleyebilmektedir. Hastalarda yol açtığı engellenme duygusu, psikolojik sorunlara yol açabilmekte, hastalığın neden olduğu problemlerin yelpazesini daha da genişletmektedir. AS çoğunlukla genç yaşlarda ortaya çıkan ve omurga, kuyruk sokumu kemiği ile leğen kemiğini birleştiren sakroiliyak eklemleri etkileyen bir romatizma hastalığıdır. Genç yaşlarda en üretken çağda ortaya çıkan bu hastalık, sabahları yol açtığı tutukluk nedeniyle işe gitmeyi zorlaştırmakta, çalışma hayatına ara verilmesine dahi yol açabilmektedir. Birçok kişi için hayatı anlamlı kılan gündelik rutin işler, doğru tanı ve tedaviye ulaşamayan AS hastaları için ne yazık ki mümkün değildir. AS’de bel ağrısı dışında sırt, boyun ve kalçaların arka kısımlarında da ağrı hissedilebilir. Hastalığın son aşamasında bazı hastalarda toplum arasında ’kamburluk‘ olarak bilinen sırt ve boyun deformasyonu görülebilir. AS’nin bel fıtığındaki ağrıdan en önemli farkı, ağrının istirahat halinde artması ve aktiviteyle (hareketle) azalmasıdır. Her 100 ankilozan spondilit hastasından 7’sinin öyküsünde bel fıtığı ameliyatına rastlanmaktadır. Ankilozan spondilit en çok bel fıtığıyla karışmakta, her 3 ankilozan spondilit hastasından biri en başta bel fıtığı tanısı almaktadır”

    GEBELİK VE ROMATİZMAL HASTALIKLAR

    Prof. Dr. Seza Özen ise, gebelik ve romatizmal hastalıklardan bahsetti. Özen, şu şekilde konuştu: “Romatizmal hastalıkların çoğu kadın hastaları, genellikle doğurgan oldukları yaşlarda etkilemektedir. Düzenli ve dikkatli hekim kontrolüyle, bu hastalıklara sahip birçok kadın sağlıklı ve başarılı gebelikler geçirebilmektedir. Ancak bu başarı için hasta ile hekim arasında sıkı bir iletişim ve uyum gereklidir. Temel prensip, altta yatan romatizmal hastalık kontrol altına alındıktan sonra gebeliğin planlanmasıdır. Gebelikten en az 3-6 ay öncesinden hastalıkları kontrol altına alınmalıdır. Gebelik sırasında romatizmal hastalıkların seyrinde değişiklikler görülebilmektedir. Gebelik sırasında, romatoid artritte (RA) hastalığın belirtileri azalırken, sistemik lupus eritematozusta (SLE) gebelik boyunca belirti ve bulgularda artış gözlenebilmektedir. Doğumdan sonraki dönemde ise her iki hastalıkta alevlenme görülebilir. SLE ve antifosfolipid antikor sendromu gebelik komplikasyonlarına yol açarak hem fetüs hem de anne için hayati tehlike oluşturabilmektedir. Romatizmal hastalık nedeniyle kullanılan ilaçların bazıları, gebelik kaybına ya da bebekte zararlı etkilere yol açabilir. Herhangi bir romatizmal hastalık nedeniyle tedavi alan her hasta, gebelik öncesi hekimi tarafından değerlendirilmeli ve ilaçları düzenlenmelidir. Gebelik seyrinde hastalığın alevlenme riski varsa; bazı ilaçlara gebelik sırasında hekim kontrolü altında devam edilebilir. SLE ve Sjögren sendromlu, kanlarında anti-Ro antikoru bulunan kadınların bir kısmının bebeklerinde doğuştan kalp ritim bozuklukları oluşabilmektedir. Bu tür gebeliklerde gebelik seyrinde ve doğum sonrasında bebeğin kalp ritm bozukluğu açısından yakın takibi gereklidir. Ailevi Akdeniz Ateşi ülkemizde sık görülen genetik bir hastalıktır. Hastalığın temel ilacı olan kolşisin gebelik ve emzirme döneminde güvenle kullanılabilir. Aksine gebelik sırasında kolşisin kesilmesine bağlı ataklar gebelik kayıplarına neden olabilir. Son yıllarda yaygın olarak kullanılan biyolojik ajanlar, nispeten yeni ilaçlar oldukları için gebelikte kullanımları ile ilgili bilgiler yetersizdir. Son dönemde güvenirlilikleri ile ilgili veriler artsa da; hala gebelik öncesinde bu ilaçların kesilmesi önerilmektedir. Ancak gebelik planlanıyor ve hastalık kontrolü için biyolojik ilaçlara ihtiyaç duyuluyorsa hekim ve hasta ortak kararı doğrultusunda bazı hastalarda kullanılabilir. Özetle; herhangi bir romatizmal hastalığı bulunan tüm kadınlar, gebelik öncesi hastalık kontrolü ve ilaç düzenlenmesi açısından hekim tarafından değerlendirilmeli, gerekli bilgilendirme ve önlemler alınmalıdır”

  • Kadınlarda 4 Kat Daha Fazla Görülüyor

    Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Atilla Saraç, varisin kadınlarda erkeklere oranla 4 kat daha fazla görüldüğünü söyledi.

    Yetişkin nüfusun yüzde 15-20’sini etkileyen varis, uzun süre ayakta kalan ya da uzun süre oturarak çalışanlar için risk faktörü oluşturuyor. Kadınlarda, erkeklere oranla 4 kat fazla görülüyor. Toplardamarların genişlemesi, uzaması ve kıvrımlı hal alması olarak tanımlanan varis, 4 saatten fazla ayakta kalanlarda 3 kat daha fazla görülüyor.

    Medical Park Samsun Hastanesi Kalp Damar Cerrahisi Kliniği’nden Yrd. Doç. Dr. Atilla Saraç “varisin nedenleri ve tedavi yöntemleri” hakkında bilgi verdi. Yrd. Doç Dr. Saraç “Varis toplardamar hastalığıdır. Toplardamarlar kanı ayak bileği seviyesinden alıp önce kasığa oradan da kalbe ve akciğere taşıyor, ancak taşıyamayıp kan aşağı doğru kaçıyorsa, varisler oluşur. Toplardamarın aşırı derecede genişleyip kıvrımlı hal almasına varis diyoruz. Üç çeşit varis vardır. Çapı 1 mm’den küçük varislere kılcal varisiler diyoruz. Çapı 1-4 mm arasında olan varislere retiküler varisler denmektedir. Trunkal varisler ise çapı 4 mm’den büyük olan varislerdir, trunkal varisler çok daha büyük çapa ulaşabiliyor” diye konuştu.

    Kadınlarda erkeklere oranla 4 kat daha fazla görüldüğünü söyleyen Yrd. Doç. Dr. Atilla Saraç “Ama en önemli nedeni ailesel yatkınlıktır. Kişinin annesinde varis varsa çocuklarında varis olma olasılığı yüzde 40-50, babada varsa yüzde 15’tir. Kişinin hem anne hem de babasında varis varsa, varis olma olasılığı çok daha yükselmektedir. Diğer önemli bir faktör de kişinin sabit kalmasıdır. Sürekli oturur ya da sürekli ayakta kalırsanız varis oluşumu artar. Cerrahlarda, diş hekimlerinde, öğretmenlerde, kuaförlerde varis çok fazla görülmektedir. Hamilelik, aşırı kilo da varisin oluşmasına neden olur. Bu meslek grubundaki insanlar varisleri olmasa bile varis çorabı giymelidirler” şeklinde konuştu.

    Yrd. Doç. Dr. Atilla Saraç şöyle devam etti: “Varisler toplardamar hastalığıdır, dıştan baktığımızda toplardamarların sadece yüzde 5-10’ini görebiliyoruz. Yüzde 90 kısmı ise derinde, kasların arasındadır. İçeride ki ana damarlarda varis olup olmadığını doppler denilen bir damar ultrasonu ile inceliyoruz. İçerideki damarlarda sorun varsa, dıştaki damarları biz ne kadar ilaçla, köpükle lazerle kaybedersek kaybedelim yedinden oluşur, o yüzden içerideki damarların durumunu da görüp sorunu o şekilde sorunu çözüyoruz. Eğer içerideki damarlarda sorun varsa, bunlar için genellikle cerrahi müdahale yapılmaktadır.”

    Klasik cerrahi yöntemini çok önermediklerini söyleyen Dr. Atilla Saraç “Çünkü klasik cerrahide büyük kesiler yapıldığı için ve damar yerinden sökülerek yapıldığı için çok ağrılı bir işlemdir. Bu yüzden ya belden iğne gerekiyor ya da genel anestezi gerektirir. Ameliyattan sonra hastanın hastanede en az bir gün yatması gerekiyor. Hastanın toparlanması günler alabilir. Son on yıldır ise endovenöz ablasyon yöntemleri (lazer, radyo frekans, glue) yöntemi giderek artan şekilde uygulanıyor, lazer ya da radyo frekans yaptığımız zaman hastaya hiç anestezi vermeden, lokal anestezi ile yapılabilmektedir. Bu yöntemde cerrahi kesi yapılmadan varisleri yakarak ya da yapıştırarak kaybedebiliyoruz. Hatta son iki yılda çıkan yeni bir yöntemle varisleri yapıştırma tekniği ile damarları kaybedebiliyoruz. Bu tedavi yöntemleri ile hasta hastanede yatmadan operasyondan birkaç saat sonra kalkıp varis çorabını giyip gidebilir. Bu işlemi yaptıktan sonra dıştan görünen kırmızı, yeşil küçük damarlara ya direk ilaç vererek ya da ilacı hava ile karıştırıp köpük haline getirerek kaybediyoruz. Ama hastanın içerideki sorununu çözmeden köpük ya da lazer yaparsanız, kısa bir süre sonra varisler fazlasıyla çıkar” dedi.

  • Bursa’da Yangın Paniği…alevler Bir Çok Yerden Görülüyor

    Bursa’nın merkez Osmangazi ilçesinde bir evde çıkan yangın çevredeki binalara da sıçrarken, gökyüzüne yükselen alev ve dumanlar şehrin bir çok noktasından görülüyor.

    Alınan bilgiye göre, Mutlular Mahallesi’nde bir ikamette yangın çıktı. Alevler kısa sürede etraftaki binalara da sıçradı. Yangında biri buzhane 3 bina kullanılamaz hale geldi. Vatandaşların ihbarıyla olay yerine çok sayıda itfaiye, polis ve ambulans ekibi sevk edildi.

    Siyah dumanlar, Çekirge, Dikkaldırım, Acemler ve Nilüfer tarafından görülüyor.

    Olay yerine giden polis ekipleri çevredeki binaları boşalttı. İtfaiye ekipleri yangını söndürmek için çalışıyor.

  • Gece Körlüğü Hastalığı, Sadece Erkeklerde Daha Sık Görülüyor

    Göz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Şeyda Atabay, travmalara bağlı oluşan göz hastalıklarının erkeklerde daha sık görüldüğünü belirtti.

    Göz bozukluklarında kadın erkek ayrımının genelde olmadığını belirten Op.Dr. Şeyda Atabay, “Gözlük takmayı gerektiren sorunlarda hipermetropi, miyopi, astigmatizmayı aynı sıklıklarda görebilmekteyiz. Göz bozukluklarında genetik ve çevresel etkenler önemlidir. Bu durum kadın ve erkekleri aynı sıklıkta etkilemektedir. Göz kapak bozuklukları yine kadın ve erkeklerde aynı sıklıklarda görülürken tedavide kadınların daha etkin olduklarını ve göz kapak bozukluklarından daha fazla yakındıklarını görmekteyiz. Katarakt bozuklukları yine özellikle çevresel koşullardan etkilenir. Ve cinsiyet ayrımı göstermez. Keratokonus hastalığı yani gözün en öndeki kornea tabakasının incelerek bombeleşme gösteren hastalığı genelde kadınlarda daha sık olarak izlenmektedir. Göz kuruluğu olarak bilinen gözde batma yanma ağrı ile kendini gösteren hastalık özellikle menapoz sonrası kadınlarda sık görülmektedir. Irsi bir hastalık olan gece körlüğü ya da tavuk karası olarak adlandırılan retinitis pigmentoza sadece erkeklerde görülürken, kadınlar sadece hastalıkta geni taşırlar. Yine erkelerde sıkça rastlanılan bir hastalık olan santral seröz retinopati olarak isimlendirilen hastalık ani görme bozukluklarına sebep olmaktadır. Orta yaş stresli erkelerde sık olarak görülmektedir. Tiroid hastalıklarının gözü etkilemesi kadınlarda daha sık olabilmektedir. Travmalara bağlı oluşan göz hastalıkları bunlar göz içi kanamaları, dekolman, göz yırtılmaları erkeklerde daha sık görülmektedir” diye konuştu.