Etiket: Görmez;

  • Diyanet İşleri Başkanı Görmez Van’da

    Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, gençlere Allah ve Peygamber yeterince anlatılabilseydi bu acıların yaşanmayacağını belirterek, “Camilerimiz, minberlerimiz ve mihraplarımız iki tehlikeye maruzdur. İslam alemini saran tekfircilik ve mezhepçilik ideolojileri. Biz mezhepçilik hastalıklarını Türkiye’de millet olarak camilerimize, minberlerimize, mihraplarımıza bulaştırmamalıyız” dedi.

    Rescate Otel’de gerçekleştirilen ‘Din Görevlileri İstişare Toplantısı’na Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, Van Valisi İbrahim Taşyapan, Van İl Müftüsü Nimetullah Arvas, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde görev yapan din görevlileri katıldı. Kuran-ı Kerim tilavetinin okunması ile başlayan program, sırasıyla Van İl Müftüsü Nimetullah Arvas ve Van Valisi İbrahim Taşyapan’ın birer kısa konuşma yapması ile devam etti.

    Ardından kürsüye gelerek açıklamalarda bulunan Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, sözlerine Kürtçe ’hoş geldiniz’ diyerek başladı. Cizre’den, Silopi’den, Nusaybin’den, Sur’dan, yaralı şehirlerden, terör mağduru olan ve haneleri yıkılan şehirlerden, gelenlere geçmiş olsun dileklerinde bulunan Prof. Dr. Görmez, “Yakınlarınızı kaybettiniz, bazılarınız babalarınızı, ailenizi kaybettiniz başsağlığı diliyorum. Bu toplantının bir dertleşme hem hal olma, acıları birlikte paylaşma, yaraları birlikte paylaşma ve kentlerimizi yeniden imar etme, birlikte sadece çukurları değil kalplerde acılan hendekleri nasıl kapatacağımızı istişare toplantısı olduğunu hatırlatmak isterim. Van’da sizlerle birlikte olmaktan mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum” dedi.

    “YARALARI SARMA ZAMANI”

    İnsanların zor zamanları olduğunu, her insanın bir zorluğun içinde doğduğunu ama insanların aynı zamanda zorluğu kolay kılmak için yaratıldığını ifade eden Prof. Dr. Görmez, “Dağların ve göklerin üzerine almadığı çekindiği emaneti üzerine alması, sadece zarun ve cebur olmasından kaynaklanmıyor. Aslında oradaki zarun ve cebur emanete riayet etmeyenlerle ilgilidir. Aynı zamanda bu emanete hakkıyla omuzlayabilecek bir fıtratta yaratıldığı için aynı zamanda. Zorluğu kolay kılacak varlık olduğu için Allah bu emaneti insana yükledi. Bu emanetlerin altında insan zaman zaman zorlanır, taşımakta güçlük çeker, sıkıntılara duçar olur fakat sonunda onları aşacak güç ve kudrette olduğunu bilmelidir. Bu zor zamanlar İnsanların zor zamanlarında güçlü yürekle bunları aşar. İnsan yüksek imanla bütün zorlukları aşar. Sabırla, cesaretle bütün zorlukları aşacak şekilde hak edilmiştir. Nefsiyle mücadele ederek, kötülüklerle mücadele ederek samimiyet ile insan zorlukların üstesinden gelebilir. Milletlerin zor zamanları vardır. Sadece insanları değil, bu zor zamanları da milleti millet kılan yüce değerleri birlikte yeniden inşa ederek geçebilir. Safları sık tutarak, dayanışma ile birlik kardeşlik ile, firkatte kardeş kılan, dinde kardeş kılan aynı rahmana secde etmenin tevhit ve vahdet ile yeryüzünü imar ederek, kendi gönlün imar ederek dayanışma içerisinde milletler de bu zor zamanlarından geçebilirler. Medeniyetlerin de zor zamanları vardır. Bugün öyle bir zaman diliminden geçiyoruz ki ümmeti İslamın içinden geçtiği zor süreçten geçiyoruz. Böyle bir süreçte bir araya geliyoruz. Öncelikle büyük zorluklar yaşadığınızı biliyorum. Yaraları sarma zamanı. Sadece maddi yardım toplamak için başlattığımız bir kampanya değildir. Önce bizim birbirimizin yaralarını sarması gerekiyor. Bir araya gelerek birbirimizin yaralarını saracağız. Sonra hep birlikte seferber olarak milletimizin, kardeşlerimizin yaralarını saracağız. Sonra yaraların maddi yaralar olmadığını, bizi ateş çemberinde dolaştıran manevi yaralar olduğunu, gençlerin yüreklerinde zihinlerinde yaralar olduğunu bileceğiz ve bu yaraları sarmak için seferber olacağız. Hasar tespitleri yaptık Mardin’de. Bunun maddi ve manevi boyutları var. Maddi boyutuyla camilerimizi harabeye döndü, Allah’ın evleri tahrip edildi. Allahın mescitlerinde isminin anılmasını men etmekten ve onları tahdit edenlerden harabeye dönüştürenlerden daha zalim kim olabilir ayetini hatırlatacak camilerimizin harabeye döndüğünü görüyoruz. Vakfımızdan başkanlığımızdan teknik heyetlerimizi camilerimizi tespit ettiler. Hangi camilerin onarılacağını tespit ettiler ve arkadaşlarımız seferber olacak camilerimizi eskiden daha güzel hale getirerek milletimizin hizmetine sunacağız” ifadelerini kullandı.

    “BİZ VAZİFEMİZİ YETERİNCE YERİNE GETİREMEDİK”

    Bu toplantının amacının öz eleştiri yapmak olduğunu, başta kendisi olmak üzere bu yüzden burada toplandıklarını ifade eden Prof. Dr. Görmez, “Bütün bu yaralı ilçelerimizde siz fedakar arkadaşlarımızla birlikteyiz. Öz eleştiri yapmak zorundayız. İçinden geçtiğimiz süreçleri dikkate alarak, milletimizin çektiği acıları, milletimizin kalpleri arasına giren tefrika unsurlarını dikkate alarak çok ciddi bir öz eleştiri yapmamız gerekiyor. Son bir ay içinde benim İslam dünyasının muhtelif yerine ziyaretlerim oldu. Görüştüğüm bütün devlet ricaliyle, konuştuğum alimlerle söze şeyle başladım. Bizim fıkıh kitaplarımızda bir tartışma vardır. Bir insan huzur ve huşu içerisinde Rabbinin huzurunda namaza durduğu zaman eğer yanı başında bir çocuk ateşe doğru gidiyorsa, eğer yanı başında bir ama bir çukura, bir uçuruma, bir kuyuya gidiyorsa, söz konusu abit şahsın ibadetini secdesini rükunu bırakması o çocuğu kurtarması üzerine yüklediği bir vecibedir. Ancak İslam ümmetini bütün çocukları ateşlere gidiyor. İslam ümmetinin nice mensupları kalpleri görmediği için uçuruma gidiyor. Helak olmakla yüz yüze. Bağdat’tan ateş yükseliyor. Medinetül Selam Medinetül harap oldu. Şam’ı şeriften dumanlar yükseliyor. Irak işgalinden bu yana iki milyon Müslüman katledildi. Suriye’de 500 bini aşkın insan katledildi. 5 milyon insan kendi vatanını terk etmek zorunda kaldı. Onların çocukları ve gençleri denizlerde boğuluyorlar, yok oluyorlar. Yemen’de, Sana’da hikmet diyarından ateşler yükseliyor. Libya’da kardeşlik yara aldı, insanlar birbirlerini katlediyorlar. Mısır’da insanlar kendi ülkelerini kendilerine zindana düşürdüler. İslam alemi bu haldeyken biz nelerle uğraşıyoruz. Burada bir öz eleştiri yapmak zorunda değil miyiz? Böyle bir zaman dilinde insanların tarihin medeniyetin içinden geçtiği zor dönemde, dünyanın en ücra köşesinde insanların yaralarını sarmak için seferber olduğumuz dönemde kendi hanelerimizin ateşini söndürmekte güçlük çekti. Kendi hanelerimize ateş düştü. Bizim eksikliklerimizin ihmallerimizin katkısı yük mu. Bölgelerimizde 28 bin din gönüllüsü görev yapıyor. Türkiye genelinde 120 bini aşkın kardeşimiz görev yapıyor. Efendimiz 100 bin kişiye hitap etti. Biz bu neslin sayesini kadro olarak geçtik. Her biri Allah’ın rahmet mesajını yaymak için seferber oldu. Bizi sayımız sahabenin o günkü sayısını geçti. Bu kadar güzide bir kadronda neden hala ayrılıklar olabiliyor. Bunda bizim kusurumuz yok mu. Biz eğer gençlerimizi Rabbimizi anlatabilseydik, gönül dünyalarına Peygamber efendimizin o rahmet iksirini aşılayabilseydik, acaba eli kalem tutacak çocuklarımızı dağa kaptırabilir miydik? Nereye gidiyorsunuz, Allah bizi kardeş kılmış, Allah ve efendimiz her türlü asabiyeyi ayağının altına alarak yok etmiştir. Üstünlüğün sadece takvada olduğunu anlatabilseydik, imanla ahlakla faziletle erdemle Allah’ın huzurunda değerli olacağını anlatabilseydik, milletimizin fertleri arasına bu ayrılıklar gayrılıklar girebilir miydi. Milletimizin evlatlarına izzetin Allah’tan, peygamberde imanda olduğunu anlatabilseydik, birileri onlara bayatlaşmış ideolojilerle yeni kimlikler biçmeye kalkışabilirler miydi? Biz vazifemizi yeterince yerine getiremedik. Bizim vazifemiz sadece namaz kıldırmak mıdır? Bizim görevimiz sadece camilerde namaz kıldırmak değil, aynı zamanda kalpler arasındaki birliği ahengi inşa etmek” şeklinde açıklamalarda bulundu.

    “GENÇLERİMİZE, RABBİMİZİ VE PEYGAMBERİMİZİ ANLATABİLSEYDİK ÇOCUKLARIMIZI DAĞA KAPTIRABİLİR MİYDİK”

    Milletimizi millet kılan değerleri daime ayakta tutmak, görevlerinin mefsehetleri önlemek, maslahatları hakim kılmak olduğunu da ifade eden Prof. Dr. Görmez, “Kur’an-ı Kerim’de fesat kelimesi 50 yerde geçer. Yeryüzünü ifsal etmeyin dediğiniz zaman biz ıslah ediyoruz derler, hanesine girer halili ismetine tecavüz eder ama ben sana özgürlük getiriyorum der, şehrini harabeye çevirir, evini yıkar, evini terk ederek göç etmek zorunda bırakır ama ben sana özgürlük getireceğim der. Tarih boyunca öyle olmuştur. Firavunlar da, nemrutlar da böyle yaptı. Namuslarına tecavüz edilmesini sağlarken ıslah ettiğini söylüyordu. Onun için kardeşlerim bizim görevlilerimizden her birimiz kendi bölgemizde sulhu, salahı, ıslahı VE maslahatı gerçekleştirmekle mükellefiz. Bundan dolayı hepimiz öz eleştiri yapmalıyız. Cizre de, Silopi de, Sur da Nusaybin de tarihin en büyük ilim merkezleridir. Büyük alimlerin yetiştiği mekanlardır. Siz onların mekanında görev yapıyorsunuz. Buralarda sizin evlatlarınız çocuklarınız Allah’ı tanımayan,değer tanımayan, iman ve namus mefhumunu dahi defterinden silen bir takım ideolojileri gönüllerini kaptırıyorsa bu bizim görevlerimizi hakkı ile yerine getiremediğimizi gösteriyor. Eğer bu topraklarda, bu vatanı birlikte inşa ettiğimiz, birlikte kurduğumuz, Malazgirt’te de beraber olduğumuz Çanakkale’de de beraber olduğumuz insanlar, herhangi birisi diğerine dilinden ırkından renginden dolayı üstünlük taslıyorsa ya da zulmediyorsa bizim bu hakikati kendi halkımıza kendi milletimize çok doğru anlatmadığımız ortaya çıkar. Eğer biz çocuklarımıza ve gençlerimize hakkı ile bunu doğru anlatabilseydik bu acılar yaşanır mıydı, bu şehirlerimiz harabeye döner miydi. Bu konuda her birimizin üzerine düşen görevler vardır. Burada 2 gün boyunca konuşacağımız hususlar var. Müzakereye açık olmayacak iki konu vardır. Bu camilerimiz minberlerimiz her türlü ideolojiden uzak tutmak olsun. İki büyük tehlikeyle karşı karşıyayız. Camilerimiz, minberlerimiz ve mihraplarımız iki tehlikeye maruzdur. Bunlardan biri İslam alemini saran tekfircilik ve mezhepçilik ideolojileri. Biz mezhepçilik hastalıklarını Türkiye’de millet olarak camilerimize, minberlerimize, mihraplarımıza bu hastalıkları bulaştırmamalıyız. Bizim camilerimize bu hastalık asla girmemelidir. Bugün öyle bir dünyada yaşıyoruz ki alemi İslam’da din hizmetleri bir güvenlik meselesine dönüşmüştür. Böyle bir dünyada 90 bin camiden Diyanet işleri Başkanlığı olarak bütün camilerimizde milletimizin bütün fertlerine hiçbir sıkıntı çıkmadan zorluk çıkarmadan, bu hizmetleri en güzel şekilde yapıyor olmamız en büyük nimetlerden biridir. Biz bunun farkında olmalıyız. 30 yıldır 40 yıldır dini mümini İslamı’n bütün esaslarını bir tarafa bırakan birbirleriyle savaşmayı cihat kabul eden bu hastalıkla düşüncelerin ülkemize girmesine asla ve asla izin vermemeliyiz. Hele hele bunların camilerimizde mihraplarımızda, minberlerimizde bir tek cümleyi dahi telaffuz edilmesine hiçbirimiz izin veremeyiz. Ancak bizim mihraplarımız minberlerimi korumamız gereken bir husus daha var. Biz bu topraklarda aynı şekilde her türlü ırkçılığı, her türlü ayrımcılığı, bu toplumun imanını değerlerini yok etmeyi hedefleyen müneffez ideolojiyi asla minberlerimize ve mihraplarımıza yaklaştırmamalıyız. İnsanız insanlık üzerimize de emanet. Ama her bir din gönüllüsünün bunların yanında bir de Allah’ın evleri sizlere emanet. Bu mabetlerin birinde görev yapan bir arkadaşımız bu gün bu halkımızı İslam’a teslim olduğu günden bu yana halkımızı İslam’dan koparmayı hedefleyen ideolojiyi ona ait bir tek cümleyi peygamberin minberine taşıyorsa hep beraber bizim o camimizi bu kötülükten kurtarmak gibi bir görevimiz vardır. Mescitler devletin daireleri değildir, Allah’ın evleridir. Biz Allah’ın evlerinde peygamberlerin mihrabında dini mübini İslam’a aykırı herhangi bir kelimeyi ifade etme hakkına sahip değiliz. Bunun üzerinde tartışma kabul etmeyecek husus varsa o da bu olmalı. 2 gün boyunca burada sizleri dinleyeceğiz. Mardin’deki toplantı verimli oldu. Bölgenizde yaşanan acıları bizlerle paylaşacaksınız. Biz bir daha bu topraklarda şehir eşkıyaları şehirlere gelip, şehirleri tahrip etmemesi için, hanelerimize tecavüz etmemeleri için ne yapabiliriz. Bunların arkasında yatan bizden kaynaklanan tarihimizden kaynaklanan eksiklikler nedir. Neden insanlar kalem tutacak evlatları bu milletin evlatlarını dağlara götürülür orada neden şehir eşkıyası olup tekrar şehre dönerler bunları hep birlikte mütalaa edeceğiz” şeklinde ifadelerde bulundu.

    “KALPLERDEKİ HENDEKLERİ KAPATMALIYIZ”

    Başlattıkları kampanya kapsamında yaraları saracaklarını da ifade eden Prof. Dr. Görmez, “Evleri yıkılanların evlerini yeniden yapacağız. Ondan sonra manevi yaraları saracağız. Hep birlikte bundan sonra bu manevi yaralara odaklanmamız lazım. Şehirlerde açılan çukurları kapatmak kolaydır ama kalplerde açılan hendekler var onları kapatmalıyız. O kalplerde açılan hendekler bir kin öfke ve nefrete dönüşmemeli. Biz hep birlikte yeniden rahmeti kendi şehirlerimizi hakim kılmalıyız, şehirlerimizi manen de imar etmeliyiz” açıklamalarında bulundu.

    Yapılan konuşmanın ardından iki gün sürecek olan ‘Din Görevlileri İstişare Toplantısı’ basına kapalı şekilde sürdü.

  • Diyanet İşleri Başkanı Görmez: “Üniversite Ve Mabet Birbirinden Ayrılamaz”

    Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) İlahiyat Fakültesi Araştırma Uygulama Camii’nin resmi açılış töreni, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Mehmet Görmez, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Isparta Milletvekili Said Yüce, Isparta Valisi Vahdettin Özkan, Burdur Valisi Hasan Kürklü, Üniversite Rektörü Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı, Mehmet Akif Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Adem Korkmaz ile Isparta ve Burdur illerinden gelen çok sayıda davetlinin katılımıyla yapıldı.

    “YÖNETTİĞİM ÜNİVERSİTEDE BU CAMİYİ AÇMAKTAN GURUR DUYUYORUM”

    Mekke Kur’an Kursu öğreticilerinden Abdullah Ertunç’un Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan törenin açılış konuşmasını, SDÜ Rektörü Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı yaptı. Konuşmasında öğrencilik yıllarında ibadet yaparken kendisinin de yaşadığı sıkıntılara değinen Çarıkçı, yönetici olduğu bir üniversitede, ibadetlerin ifa edileceği bir caminin açılışını yapmaktan duydukları gururu dile getirdi. İnsanların istedikleri yerde rahatça ibadet etmeleri gerektiğini vurgulayan Çarıkçı, sözlerini caminin uzun yıllar hizmet etmesini dileyerek sonlandırdı.

    “MABET-ÜNİVERSİTE KAVRAMLARI AYRILAMAZ”

    Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez de üniversite ve mabedin birbirine çok yakışan iki kavram olduğunu belirterek, tarih boyunca üniversite ve mabedin birbirinden ayrılmadığını söyledi. Görmez, “Tüm medeniyetler üniversite mabetlerden çıkmıştır. Mabet ve üniversitenin içi içe olması akıl ve kalbin ayrılmayacağı anlamına gelir. Din ile bilim arasında çelişki olmayacağı anlamına gelir. Bugün dünya zor bir süreçten geçiyor. Çünkü yeryüzünü imar edenler bir de tahrip edenler olacak. Tahrip edenleri tamamen ortadan kaldırmak mümkün değil ama bize düşen tüm tahripkar çabalara rağmen yeryüzünü imar etmekte ısrarcı olmaktır. Biz yeryüzünü imar etmekle mükellefiz” dedi.

    “O TARTIŞMALARI ARTIK TARİHE GÖMELİM”

    Camilerin varlık sebebinin sadece namaz kılma mekanı olmadığını belirten Görmez, “Cami müminleri imar eden bir mekandır. Cami iman mekanı, birlik mekanıdır. Camiler istiklalimizin simgeleridir. O tartışmaları gerilerde bırakmalıyız. Bir zamanların birtakım endişeler ve korkular üzerinden birbirimizi nasıl üzmüşüz diye acı acı hatırladığımız anılar olarak tarihe gömmeliyiz. Üniversite içinde cami olur mu olmaz mı? Öğrenciler namaz kılar mı kılmaz mı gibi tartışmaları bu ülkenin tarihin acı hatıraları olarak görüp asla tartışmamalıyız” şeklinde konuştu.

    “AKIL OLMADAN KUR’ANI ANLAYAMAYIZ”

    Kainatın ayetlerinin kitabın ayetlerinden ayrılamayacağını belirten Görmez, “Kur’an sizi önce kainat kitabını okumaya davet eder. Bilim din çatılması bizim tarihimizde yoktur. Bizim İbn-i Sinamız aynı zamanda müfessirdir. Bugün coğrafyamızda olanlara baktığımız zaman Müslümanların Kitaba ve Sünnete olduğu kadar onları Kitaba ve Sünnete götürecek akıl ve bilime ihtiyaçları var. Akıl olmadan Kur’anı anlayamayız” görüşünü iletti.

    Görmez, sözlerini cami isminin Sultan Kılıçarslan ya da Kınalızade Ali Efendi olması hususundaki önerilerinde bulunarak sonlandırdı. Açılışa katılanlar daha sonra İlahiyat Fakültesi Araştırma Uygulama Camii’nde ikindi namazını kıldı.

  • Başkan Görmez Dernek Temsilcileriyle Buluştu

    Torbalı Belediye Başkanı Adnan Yaşar Görmez, ilçedeki dernek temsilcileriyle kahvaltıda bir araya geldi.

    Torbalı Belediye Başkanı Adnan Yaşar Görmez, ilçedeki kanaat önderleriyle gerçekleştirdiği kahvaltı buluşmalarına devam ediyor. Dernek temsilcileriyle buluşan Görmez, programda 22 ayda yapılan belediye hizmetleri hakkında bilgi verdi. Torbalı’da çok şeyin değiştiğini ifade ederek, “Torbalı çok büyük bir ilçe. Gerek nüfusuyla gerekse ekonomik gelişmişliğiyle Türkiye’nin gözde ilçelerinden birisi. İçinde bulunduğumuz dönem bize göre Torbalı’nın altın çağı olarak adlandırılmayı hak ediyor; çünkü yerel ve genel iktidar Torbalı’yı ileriye taşıyacak hamleler için el ele vermiş durumda. Bizler de görevde olduğumuz 22 aylık süre zarfında Torbalı’da önemli ve güzel işlere imza attık. Hükümetimizin güçlü desteğini arkamızda hissettiğimiz için klasik Belediyeciliğin ötesinde işleri alnımızın akıyla tamamladık. Torbalı bu son aylarda kamusal yatırımlarda şaha kalktı. Torbalı’nın en önemli eksikliklerinden birisi olan yeni ve modern bir devlet hastanesinin inşaatını tamamladık. Yine aynı şekilde Torbalı’ya yeni bir SGK hizmet binası kazandırdık. Huzur evinin yapımını tamamlayarak Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’na devrini gerçekleştirdik. Fetrek Çayı Sultanlar Vadisi projesini hayata geçirerek Torbalı’yı bütün bölgenin çekim merkezi yapacak olan bir işe giriştik. Şimdi de Torbalı’nın en önemli önceliklerinden birisi olan bir devlet üniversitesi için girişimlerde bulunuyoruz” dedi.

    Derneklerin üyeleri de programda söz alarak ilçenin sorunlarını aktardı. Başkan Görmez, ilçeyi ortak akılla yönetmeye önem verdiklerini belirterek, katılımcılara teşekkür etti.

  • Başkan Görmez 21 Aylık Süreçteki Hizmetleri Değerlendirdi

    Torbalı Belediye Başkanı Adnan Yaşar Görmez, “Revize edilen imar planı ile 400 yeni fabrikanın yatırımı için potansiyel alan oluşturduk. Bu ilçemizin önünü yatırım alanında açtı” dedi.

    Torbalı Belediye Başkanı Adnan Yaşar Görmez, ilçede görev yapan basın mensupları ile kahvaltıda buluşarak göreve geldiği 21 aylık süreçte yapılan yatırımları anlattı. Torbalı’nın büyük hedeflere odaklandığını, kamu yatırımlarının yerel projelerin kaldıracı haline geldiğini ifade eden Görmez, inşaatına başlanan 250 yataklı Torbalı Devlet Hastanesi’nde mutlu sona gelindiğini söyledi. SGK hizmet binasının bittiğini, yapımı belediyece tamamlanan huzur evinin yakında açılacağını, 22 aylık sürece 100 kilometre asfaltlama yaptıklarını dile getiren Görmez, “Merkezdeki yedi mahallemiz için kent meydanları projesi hazırladık. Bunları da yavaş yavaş uygulamaya sokuyoruz. Torbalı’yı şantiye alanına çevirdik. Her noktada olmaya her vatandaşımıza ulaşmaya çalışıyoruz. Devlet demir yolları tarafından belediyemize devri beklenen kent merkezindeki 15 dönümlük alanı kazandırdık bugünlerde Ankara’dan onayı gelecek. Kemalpaşa yolu üzerinde il özel idaresine ait 120 dönümlük asfalt Plent tesisi yeriyle beraber belediyemize tahsis edildi. Ayrancılar, Torbalı merkez, Atatürk Mahallesi ve Özbey’e 5 Aile Sağlık Merkezi’nin projelendirilmesi ve yer tahsis edildi. Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü Torbalı şubesinin burada kurulmasını sağladık. Revize edilen imar planı ile 400 yeni fabrikanın yatırımı için potansiyel alan oluşturduk. Bu ilçemizin önünü yatırım alanında açtı” dedi.

    Torbalı’nın üniversite hayaline vurgu yapan Başkan Görmez, ilçede had safhaya ulaşan derslik sorununu çözmek amacıyla milli eğitime 50 bin metrekare arsa bağışlanması sonucu 20 civarında okulun yatırım programına dahil edildiğini hatırlattı. Görmez, “Yeni sosyal tesisler, parklar, yaşam alanları, bisiklet yolları, spor sahaları için 12 bin metrekarelik arsa istimlak ederek 3 milyon TL ödeme yaptık. Yıllardan beri doğal gaz talebinde bulunan Atatürk Mahallesi’ne doğal gaz hattı çekildi. Onlarca okulun, sağlık ocağının bahçe, çevre düzenlenmesi ve onarımını gerçekleştirdik. İlçemizdeki yeşil alanların sayısının artırılması amacıyla 25 adet çocuk oyun alanı ve 15 adet fitness alanı yapıldı ve halkın kullanımına sunuldu. Spor ve sağlık için yeni alanlar imar ettik. Sevgi yolu yürüyüş ve bisiklet yolu projesini ve Sultan Abdülhamit Han Bulvarı yürüyüş yolu ve spor alanları projesini hazırladık. Nüfusu her geçen sene artan kentin nefes alan bir yapıya kavuşturulması adına altı mahallemiz için meydan projesi hazırlandı. Torbalı Belediyesi Pancar, Pamukyazı, Kırbaş, Kuşçuburun, Çaybaşı Yeni Mahallede düğün salonları Yapılıyor. Pamukyazı ve Ayrancılar Suyunbaşı sosyal salonlarının inşaatı ise bitti” şeklinde konuştu.

    “130 SOKAKTA ASFALT ÇALIŞMASI YAPILDI”

    Görmez, tarımla sanayiyi, turizmle kalkınmayı, sağlıklı konut ve kentleşmeyle büyümeyi amaçladıklarını ifade ederek, “İlçemizde heba edilen yüzlerce ton çöpü ekonomiye geri kazandırmak amacıyla başlattığımız çöp ayrıştırma ve geri dönüşüm için proje sonuçlandı. Belediyemize ait toplama ayırma tesisi hizmete girdi. Yüzlerce ton çöp atığını ekonomiye geri kazandırdık. Halkımızın ibadetini gönül rahatlığıyla yapmasını temin için merkez ve civarda tadilat bekleyen camilerimiz restore edildi, bakım onarımları yapılıp halıları yenilendi ve eksiklikler giderildi. Belediye hizmetlerinin daha geniş alanlara yayılması için bünyemize yeni araçlar kazandırdık. Takviye edilen araç filomuzla hızlı ve etkin hizmet anlayışımızı güçlendirdik. Alt ve üst yapısal anlamda ihmal edilmiş olan kimi mahallelerimizde imar çalışmaları başlattık. Atatürk Mahallesinde 15 metre genişliğinde bulvar çalışması tamamlanarak vatandaşlarımızın kullanımına açılmıştır. Muhtelif sokaklara 70 bin metrekare kilit parke 8 bin 772 metre bordür taşı döşenmiştir. Toplamda 130 sokakta asfalt çalışması 138 sokakta da sathi kaplama çalışması yapılmıştır.”

  • Diyanet İşleri Başkanı Görmez Şehitler İçin Düzenlenen Hatim Merasimine Katıldı

    Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, Gaziantep’te Ulu Camii’nde şehitler anısına düzenlenen hatim merasimine katılarak, yatsı namazını kıldırdı.

    Gaziantep ve ilçelerinde birçok caminin açılışını yapan Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, yatsı namazı öncesinde şehitler için düzenlenen hatim merasimine katılmak üzere Gaziantep Ulu Camii’ne geldi. Vatandaşlarla tokalaşarak bir süre sohbet eden Görmez, yatsı namazını kıldırdı. Hatim merasimine Diyanet İşleri Başkanı Görmez’in yanı sıra Vali Ali Yerlikaya, Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, AK Parti Genel Sekreteri ve AK Parti Gaziantep Milletvekili Abdülhamit Gül, Gaziantep İl Müftüsü Ahmet Çelik ve çok sayıda vatandaş katıldı. Gaziantepliler, hatim merasiminde ön safları doldurdu. Hatim bittikten sonra şehitler için dua edildi.

    Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin de kadınlar için ayrılan kısımda namazını kılıp, hatmi dinledi.