Etiket: Görevi”

  • Tutuklu ticaret odası başkanının görevi sona erdi

    Denizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Özer’in odadaki görevi ve TOBB Yönetim Kurulu Üyeliği görevinin mevzuat gereği sona erdiği bildirildi.

    Fethullahçı Terör Örgütü soruşturması kapsamında tutuklanan Denizli Ticaret Odası Başkanı Necdet Özer’in Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Yönetim Kurulu üyeliği düşürülürken, Denizli Ticaret Odası’ndaki görevi de sona erdi.

    Özer, geçen yıl yapılan seçimle TOBB yönetim kurulu üyeliğine seçilen ve FETÖ/PDY’nin 15 Temmuz darbe girişimi soruşturması kapsamında il örgütlenmesine yönelik operasyonda 29 iş adamı ile birlikte gözaltına alınmış, sevk edilen mahkeme tarafından tutuklanmıştı.

    Denizli Ticaret Odası Yönetim Kurulu, yaptığı olağan haftalık toplantısında Yönetim Kurulu Başkanı Necdet Özer’in durumu da ele aldı.

    Yönetim Kurulu, Denizli Ticaret Odası’nda görevli bulunduğu dönemde Ankara’daki görevleri nedeniyle iki meslek komitesi toplantısına katılamadığını, ayrıca iki aydan bu yana tutuklu olması dolayısıyla iki meslek komitesi toplantısına katılamadığını belirledi. Bunun üzerine Özer’in mevzuat gereği görevi sona erdiği bildirildi.

    Diğer yandan, son dört ayda yapılan meslek komiteleri toplantılarına katılmaması nedeniyle Oda Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Özkan Haybat’ın da görevine son verildiği belirtildi.

  • Antalya’da, Kadınlar Plajı’na kamuflaj görevi gören ağaçlar kurudu

    Antalya’da, 2 yıl önce hizmete giren kadınlar plajının yüksekten görünmesini engellemek amacıyla dikilen çam ağaçları kurudu. Aşırı sıcaklar sebebiyle kuruyan alan, Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yeniden ağaçlandırılacak.

    Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel’in talimatıyla 2 yıl önce yapımı tamamlanarak kadınların hizmetine sunulan ve büyük rağbet gören kadınlar plajının çevreden görünmesinin engellenmesi için çeşitli tedbirler alınmıştı. Sarısı bölgesindeki eski orman kampının önündeki alanda oluşturulan kadınlar plajının, Antalya-Kemer karayolunun geliş istikametinin plajı yüksekten gören kısmına yol boyunca çam ağaçları dikildi. Bariyerin hemen arkasına, kaldırım taşları ile oluşturulan bölüme sık aralıklarla dikilen çam ağaçları 100 metrelik bir alanda perde görevi yapıyordu. Böylelikle yoldan geçenlerin, ağaçlar sayesinde kadınlar plajını görmesi engellenmiş oluyordu.

    “Kamuflaj ağaçlar kurudu”

    Yaklaşık 1,5 metre uzunluğunda ve sık aralıklarla dikilen çam ağaçları, Sarısu’yla birlikte yolun Antalya manzarasının bir bölümünü de kapatacak şekilde geniş bir alanı kapsıyordu. Kadınlar plajının da yüksekten görünmesinin engelleyen ağaçlar, aşırı sıcaklar sebebiyle kurudu. Artık perde görevi yapamayan ağaçlar, Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından elden geçirilerek eski haline getirilecek. Bölgenin yeniden ağaçlandırılması planlanıyor.

  • Dicle Üniversitesi’nin yeni rektörü görevi devraldı

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın atadığı Dicle Üniversitesi yeni Rektörü Prof. Dr. Talip Gül görevi devraldı. Eski rektörün FETÖ’den görevden alınarak tutuklanması ile vekaleten görevi yürüten Prof. Dr. Gülfettin Çelik, görevi yeni atanan Prof. Dr. Talip Gül’e düzenlenen devir teslim töreni ile devretti.

    Rektörlük binasında gerçekleştirilen törende, Türkiye’nin olağan dışı bir gündemle karşı karşıya kaldığını dile getiren Prof. Dr. Gülfettin Çelik, adeta devletin kendini koruma refleksine tabi olduğu bir dönemi yaşadıklarını söyledi. Bu çerçevede Diyarbakır’da özellikle de Dicle Üniversitesi’nin ayrı bir gündem oluşturduğuna dikkat çeken Çelik, 21 Temmuz itibariyle YÖK görevlendirmesiyle buraya Rektör Vekili olarak geldiğini ve bugün de görevini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın atamasıyla Prof. Dr. Talip Gül’e devredeceğini belirtti.

    “DÜ dünyanın öncü üniversitelerinden biri olmaya aday”

    Dicle Üniversitesi’nin dünyanın öncü üniversitelerinden biri olmaya aday olduğunu ifade eden Çelik, “Şehre geldiğim andan itibaren, bugüne kadar başta merkezi bürokrasinin en üst noktasından vali, savcılık, emniyet adeta şehrin ileri gelen kurumları üniversitemizin bu olağanüstü durumundan, karşılaştığı ihtiyaçlar ve zorluklarda bütün desteği verdi. Kendilerine müteşekkirim. İlaveten şehrin sivil toplum kuruluşlarından, basınına kadar kurumlar ya da bireyler düzeyinde vazife ortamında herkesin vermiş olduğu desteğe ayrıca teşekkür ediyorum. 20 gün kadar kaldık bu zaman zarfında inanıyorum ki çok önemli adımlar atıldı bu üniversitede. Ümidim, beklentim şudur; şehrin vermiş olduğu bu desteğin hiç azalmadan artarak devam etmesidir. Zira Dicle Üniversitesi, benim görebildiğim kadarıyla sadece bölgenin değil dünyanın o anlamda öncü üniversitelerinden biri olmaya aday bir üniversite. Beklentim o ki el birliğiyle sayın rektörümüzün öncülüğünde Dicle Üniversitesi’nin atacağı adımlara sizin de destek vermesidir. Bu beklentiyle görevi 15 Ağustos itibariyle sayın rektörüme devrediyorum. Allah kendisine yar ve yardımcı olsun. Dicle Üniversitesi’nin önü açık olsun” dedi.

    Ülkenin geçtiği olağanüstü durumdan söz eden ve bu süreçte görevi devralan Prof. Dr. Gülfettin Çelik’in biraz daha burada olmasını arzu ettiklerini kaydeden yeni Rektör Prof. Dr. Talip Gül, “Biz beklerdik ki Gülfettin hocam biraz daha fazla burada çalışsın. Bu üniversiteye gerçekten çok güzel hizmetler yaptığını biliyoruz. 6 aylık işi 22 günde yaptıklarını öğrendim. Dolayısıyla Gülfettin Hoca bir nevi bizim işimizi rahatlattı. Çok fazla mesafe kat ettiler. Gece gündüz çalıştılar her gece 3-4 saat uykuyla durduklarını biliyorum. Bundan dolayı sanırım bizim ekibimizin işi biraz daha kolay” diye konuştu.

    “Üniversitemizi iyi bir yere getirmek zorundayız”

    Kendisinin 31 yıldır Diyarbakır Dicle Üniversitesi mensubu olduğunu kaydeden Gül, “Hocamın da bahsettiği gibi Dicle Üniversitesi hak ettiği yerde değil. Üniversitemizi iyi bir yere getirmek zorundayız. Bunun için de hepimize görev düşüyor. Öncelikle devletimizin, Diyarbakır halkının ve değerli hocalarımın desteği ile üniversitemizi çok iyi bir yere getireceğimize inanıyorum. Allah bizi mahcup etmesin. İnşallah üniversitemiz daha iyi yerlerde görmek nasip olur ve hepimiz de bu gururu yaşarız” şeklinde konuştu.

    Gerçekleşen devir teslimin töreninde günün hatırasına hediye takdimleri yapıldı. Törenin ardından Rektör Gül, tebrikleri kabul etti.

  • Kılıçdaroğlu: “Başkomutanlık görevi TBMM’nindir “

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Başkomutanlık görevi TBMM’nindir. Cumhuriyetin kuruluşundan beri TBMM başkomutandır. Gazi Meclis dememizin temel nedeni de budur. Mustafa Kemal Atatürk’e de Başkomutanlık yetkisi verilmiştir. Ama yetkiyi veren TBMM’dir” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşamada, darbe girişiminin parlamenter sistemin önemini gösterdiğini dile getirerek “Meclis bombalanırken açık kaldı. TBMM Başkanı’na teşekkür ediyorum, bütün baskılar olduğu dönemde sabaha kadar Meclisi açık tuttu. Meclis direndi, halk direndi, parlamento direndi ve darbe püskürtüldü. Parlamentonun gücü bir kez daha kanıtlanmış oldu. Demokratik parlamenter sistemimizi daha güçlü bir hale getirelim, başka arayışlara girmek Türkiye’yi yeni felaketlere karşı karşıya getirir. Bu darbe girişimi bize bir şey daha öğretti. Koşulsuz demokrasiye sahip çıkmalıyız. Biz halk olarak direnme hakkımızı kullandık. En büyük zorluğu halkın direnme hakkını anayasasına koyan Almanya yaşamıştır. Almanya anayasasına koymuştur bunu” diye konuştu.

    “Hangi görüşten olursa olsun darbeye karşı çıktık”

    Darbe girişiminin Cumhuriyetin kurucu değerlerinin ne kadar önemli olduğunu gösterdiğini de anlatan Kılıçdaroğlu, darbe girişiminin özgür medyanın gücünü öğrettiğini de ifade etti. Kılıçdaroğlu, “Medya üzerinde baskılar vardı. Gazeteler kapatılıyordu. Benim vergilerimle TRT iktidar partisinin borazanı konumuna gelmişti. Tarafsız yayın yapması lazım. Umarım siyaset kurumu bütün bunlardan ders çıkarmıştır. Şimdi birilerinin aleyhine yayın yapmak neredeyse suç oldu. Medyanın ne kadar önemli olduğunun ve medya özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunun farkına varmamız lazım. Bu darbe girişimi bize bir şey daha öğretti. Demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin önemini öğretti. Yıllar yılı propaganda yaptılar, laiklik dinsizliktir diye. Bugün gerçek ortaya çıktı ki, laiklik din ve vicdan özgürlüğünün ana güvencesidir. Hangi görüşten olursa olsun darbeye karşı çıktık. Bunu sağlayan laikliktir ve hukukun üstünlüğü ve demokrasidir” değerlendirmesinde bulundu.

    “Er ve erbaşları linç edenlerin de yakalanıp adalete teslim edilmesi lazım”

    Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Darbelerle mücadele ederken, bir devleti devlet yapan, saygın kılan, herhangi bir suçla karşı karşıya geldiğinde hukuk içinde hareket etmesidir. Darbeci veya darbe girişiminde bulunanlar suç işlemişlerse yakalarsınız adalete teslim edersiniz. Baskı, işkence, kötü muamele devletin saygınlığına gölge düşürür darbecileri haklı konuma çıkarır. Hukuk içerisinde kalınarak mücadelenin sürmesi lazım. Mücadele ederken suçluların şahsiliği ilkesinin göz ardı edilmemesi lazım. Bir kişi suç işlemişse onun bütün ailesini suçlayamazsınız. Bir aileyi bütün mahallenin ortasında darbeci olarak suçlamak son derece tehlikelidir. Umarım siyaset kurumu darbecilerle mücadele ederken bunları dikkate alır. Sadece darbeciler mi? Hayır, er ve erbaşları linç edenler de yakalanıp adalete teslim edilmesi lazım. Son derece dikkatli bir dil kullanmak siyasetin gereğidir. Olağanüstü bir süreçten geçiyoruz ve kullanacağımız dile dikkat etmek zorundayız. Parlamenter sistemimizi güçlendirmeliyiz. Bir şeyi daha yapmalıyız. Geçmişte FETÖ terör örgütünün mağdur ettiği binlerce kişi var. İntihar edenler oldu, hayatlarının en verimli çağlarını hapishanelerde geçirdiler. Ailelerinin üzerine büyük iftiralar atıldı suçlandı. Bunların tamamının suçsuz olduğu ortaya çıktı. Bir kumpasa kurban edildiklerini artık devletin tüm yetkilileri dile getiriyor.”

    “Devleti yeniden yapılandıracaksan adres yürütme organı değil adres yasama organıdır”

    OHAL uygulamalarının zaman dilimiyle sınırlı olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “OHAL durumunu ortadan kaldırmak, gerekli mücadeleyi yapmak ve toplumu normal bir sürecin içine çekmek için yapılır. OHAL dönemini kullanıp olağanüstü hal döneminin sonunda da uygulanacak düzenlemeler yaparsanız parlamentoyı devre dışı bırakmış olursunuz. Hakimiyet milletin değil, hakimiyet yürütme organının olur. Bu temelden demokrasiye de millete de saygısızlık olur. AYM’nin kararı var. OHAL uygulamalarıyla ilgili olarak çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) olağanüstü hal uygulamaları için geçerlidir. Siz ne yapıyorsunuz? ’Ben devleti yeniden inşa edeceğim.’ KHK’larla sıfır devlet projesiyle yola çıkacağız devleti yeniden yapılandıracağız. Bu devlet senin devletin mi? Bu devlet hepimizin devletidir. Bu devlet hepimizin devletiyse bizim seçtiğimiz temsilcilerin olduğu parlamentoda yasaların çıkması lazım. Devleti yeniden yapılandıracaksan adres yürütme organı değil adres yasama organıdır. Devletin yapısıyla böyle oynanmaz. Parlamentoya gelmeli burada tartışmalıyız. Bu demokrasiye zarar verir. Bunu söylediğim zaman siz ordudan yana mısınız? En son orduyla ilgili çıktı KHK. Bakan talimat verecek, Cumhurbaşkanı talimat verecek, başbakan talimat verecek. Üç ayrı yerden talimat alacak. Bu adam ne yapacak. Efendim bu yapı ABD’de vardı. Biz kendi tarihimize bakarız. Metehan’dan bu yana orduda hiyerarşi vardır ve bozulmamıştır. O hiyerarşinin korunması lazım. Ben Türkiye Cumhuriyeti’nden yanayım, Merkez Bankası’nı nasıl savunuyorsam orduyu da öyle savunuyorum, BDDK’yı da Maliye Bakanlığı’nı da öyle savunuyorum. Ordu sivilleşmez. Sivil yönetime ordu hesap verir” ifadelerini kullandı.

    “Başkomutanlık görevi TBMM’nindir “

    “Başkomutanlık görevi TBMM’nindir” ifadesini kullanan Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

    “Cumhuriyetin kuruluşundan beri TBMM başkomutandır. Gazi Meclis dememizin temel nedeni de budur Mustafa Kemal Atatürk’e de Başkomutanlık yetkisi verilmiştir. Ama yetkiyi veren TBMM’dir. Başkomutanlık yetkisi Mustafa Kemal Atatürk’e sürekli verilmemiştir. 3’er aylık sürelerle verilmiştir. 5 Ağustos 1921’de verilmiştir. Daha sonra 31 Ekim 1921’de. 4 Şubat 1922’de, 6 Mayıs 1922’de Mustafa Kemal’e başkomutanlık görev ve yetkisi verilmiştir. Dördüncü kez yekti verilirken Mustafa Kemal kürsüye çıkmış demiş ki, ‘Yasanın ikinci maddesinde bana tanınan yetkiler çok geniştir. Bu maddenin çıkarılması lazım.’ kendi yetkilerini kısıtlamıştır. Bütün sağır sultanlara sesleniyorum, bu Cumhuriyeti kuran kişi Gazi Mustafa Kemal Atatürk, kendi yetkilerini kısıtlamayı kabul edip, yetkiyi parlamentoya devrederken birileri ben komutanım kumandanım diye ortada gezinmesin. Yetki parlamentonundur. Anayasamız 104’üncü madde ’TBMM adına TSK’nın komutanlığını temsil eder cumhurbaşkanı.’ Sadece temsil yetkisi vardır. Yetki TBMM’dir. Bu yetki devredilmemiştir. Bu yetki bu Meclis’in namusudur. Yetkisini devredemez.’’

  • Görevi başında intihar eden komiser toprağa verildi

    Fethullahçı Terör Örgütü’nün (FETÖ) darbe girişimiyle ilgili, Bartın’ın Ulus ilçesinde intihara teşebbüs eden komiser Muhammet Mertoğlu (39), Karabük’te düzenlenen törenle defnedildi. Cenaze öncesi açıklama yapan Bartın İl Emniyet Müdür Yardımcısı Ümit Yaşar Güler, yaşanan olayı anlattı.

    “İlçe Emniyet Müdürüne direndi, tutuklattı”

    Ulus İlçe Emniyet Müdürü Levent Mustafaoğlu’nun FETÖ örgütüne üye olduğundan dolayı tutuklandığını vurgulayan Güler, şöyle konuştu:

    “Bunun tutuklanmasının en büyük gayreti de rahmetli gösterdi. Olay olduğu gece ’Hiç direnmeyeceksiniz, teslim olacaksınız.’ diyor. Rahmetli de ’Ben böyle uygunsuz bir emri kabul etmiyorum, sonuna kadar direnirim.’ Olay İl Emniyet Müdürlüğüne intikal ediyor, İl Emniyet Müdürümüzün girişimleriyle ilçe emniyet amiri aynı gün elbisesi soyulup tutuklanıyor, ceza evine konuluyor. İlçe, vatanseverliğinden şüphe etmediğimiz Muhammet kardeşimize emanet ediliyor, mührüyle, bayrağıyla, beratıyla beraber ve o ilçedeki görev yapan arkadaşlarıyla beraber. Olayın ardından Mertoğlu’nu ilçe kaymakamı çağırıyor. ’Bu olaylar senin yüzünden oldu.’ diyor. Bu tabi ki psikolojik bir çöküntüye sebep oluyor rahmetli de, o da çıkar çıkmaz tekrar il emniyet müdürümüzü arıyor, bilgilendiriyor üstlerini, kaymakam da tutuklandı arkadaşlar, onu da tutuklattık. Bunu kaldıramadığı için bu vahim olay meydana geliyor” dedi.

    “Allah onu en yüce makamlara koysun”

    Güler, çok sevdikleri, yüreği vatan sevgisi içinde kıpır kıpır olan, beraber görev yaptıkları silah arkadaşlarını yalnız bırakmamak adına, bazı şube müdürü ve polis memurlarıyla ailenin yanında bulunmak, acılarını paylaşmak için cenazeye katıldıklarını belirtti.

    Kılınan cenaze namazının ardından konuşan Karabük İl Emniyet Müdürü Dr. Serhat Tezsever ise üzücü olaylarla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek, “Zor durumlarla karşı karşıyayız ama aslan gibi vatan evlatları görevlerinin başında duruyor. Bartın’daki komiser kardeşimizde kendisi oraya atanmış bir görevli. Vatana, millete hizmet etmek için orada görevlendirilmiş, ne yazık ki elim bir kaza neticesinde görevinin başındayken kendisi vefat etmiştir. Allah onu en yüksek, en yüce makamlarına koysun. Devlet olarak kendisinin yanındayız, kendisi de görevin başındayken şehadete ermiştir” ifadesine yer verdi.

    Konuşmaların ardından Fevzi Çakmak Mahallesi Fatih Camisi’nde öğle namazına müteakip kılınan cenaze namazı sonra Mertoğlu’nun cenazesi Eskipazar ilçesi Kapucular köyü aile mezarlığında defnedildi.