Etiket: Görenleri

  • Doğal soda’dan oluşan ‘Mavi Göl’ görenleri kendine hayran bırakıyor.

    Karadeniz turizminin yeni gözdesi haline gelen Dereli ilçesi Yavuzkemal beldesinde bulunan ‘Mavi Göl’ görenleri kendisine hayran bırakıyor. Geçtiğimiz yıllarda turizme kazandırılan ve yaz aylarında bir hayli ziyaretçi akınına uğrayan mavi göl kış aylarında ise bambaşka bir güzelliğe büründü.

    Doğal sodadan oluşan göl doğanın tüm renklerine ev sahipliği yapıyor. Yeşil ve mavi tonların hakim olduğu gölde karın beyazlığı da ayrı bir güzellik katarak görenleri kendine hayran bırakıyor.

    Kuzalan Tabiat Park’ı ile birlikte Mavi Göl’ün de her geçen gün ziyaretçilerinin arttığını belirten Yavuzkemal Belde Belediye Başkanı Abdullah Önal, geçen yıl Kuzalan Tabiat Parkı’yla birlikte büyük patlama yapan ve ziyaretçi akınına uğrayan ‘Mavi Göl’ün kışın ayrı bir güzelliğe büründüğünü söyledi.

    Kışın dahi turkuaz rengini koruyan gölün bembeyaz kar örtüsüyle birlikte kartpostala dönüştüğünü ifade eden Önal, “Kuzalan Tabiat Parkı ve Mavi Göl gerçekten doğa harikası bir yer. Yerli ve yabancı turistler halen buraları akın akın ziyaret etmekte. Özellikle mavi göl görenleri kendine hayran bırakıyor. Ulaşımı biraz zordu kısmen bir iyileştirme yapıldı. İnsanlarımız artık buraya kolaylıkla ulaşabiliyor. Burası yazın ayrı bir güzel kışın ayrı bir güzel. Her an her zaman bu güzelliğini koruyor” dedi.

  • 1994 model beyaz Şahin görenleri hayran bırakıyor

    Kırıkkale’de esnaflık yapan Fatih Yunus Güzel’in ’Şahin’ aşkı bitmiyor. Güzel’in yoğun uğraşlar sonucu İstanbul’dan aldığı 1994 model beyaz Şahin, büyük ilgi görüyor. 23 yaşında olmasına rağmen 6 bin 600 kilometre olan araç orijinalliği ile de göz kamaştırıyor. Koltuk naylonları bile üstünde olan otomobile istenilen fiyat 27 bin lira ancak teklif edilen fiyatlar 25 bin liraya kadar yükselince sahibi otomobili satmaktan vazgeçti.

    Beyaz Şahin aşkının çocukluktan geldiğini belirten Fatih Yunus Güzel, kendisinin sürekli araştırma içinde olduğunu, bu aracı da yoğun uğraşlar sonucunda aldığını söyledi.

    “Benim beyaz Şahin aşkım çocukluktan geliyor” diyen Güzel, “Bu modelde bunun gibisini ben hiç görmedim. Bu araba internet ortamında da yok. Şu anda bu yaşta bu kadar orijinali Türkiye’de tek. Bu araba hem boyasız, hem hatasız ve 6 bin 600 kilometrededir. Kilometresi ve en küçük parçasına kadar her şeyi ile orijinal bir otomobil” dedi.

    “Aracı satmaya kıyamadım”

    Otomobili 27 bin liraya satışa çıkardığında aynı gün 25 bin lira teklif geldiğini ifade eden Güzel, “1994 model beyaz Şahin otomobil buji kablosundan hava filtresine, lastiklerinden tüm plastik aksamına kadar tamamı orijinal. Aracın koltuklarındaki naylonu bile fabrika çıkışlı. Ben bu arabayı İstanbul Beşiktaş’tan aldım. Aracı Kırıkkale’ye kurtarıcı ile getirdim. Tüm muayene kayıtları vardır. Arabaya çok fazla rağbet var. Biz internete 27 bin lira yazdık aynı gün 25 bin lira veren bir müşterisi oldu. Biz aracımızı vermedik. Şu anda da internetten kaldırmayı düşüyorum. Satmayı düşünmüyorum, kendim bineceğim” diye konuştu.

    “Araç hangarda yatmış”

    Otomobilin yıllardan beri hangarda yattığını söyleyen Güzel, “Aracın her tarafı orijinal, defransiyel yağı, ön tampon, arka tampon, stop camları aracın iğnesi değişmemiş. Stepnesi ve dört lastiği fabrika çıkışıdır. Aracın içinden teyp yok. Bu araçlar fabrikasyon olduğu için teyp ve paspas olmaz. Benim aldığım kişi arka koltuğa kimse oturmadığını söyledi. Şu an bu araç Türkiye’de tek, şaka değil. Ben bu arabayı bayandan aldım. Hangarda yatıyormuş. Babası bu bayana hediye olarak almış. Kadın ’ben bu arabaya binmem’ demiş. Biz de o kadınla irtibata geçerek aracı kendisinden satın aldık” şeklinde konuştu.

  • (Özel Haber)- Gözleri olmadan yaşayan japon balığı görenleri hayrete düşürüyor

    Muğla’nın Marmaris İlçesi’nde bir restoranın akvaryumunda gözleri olmadan 2 yıldır yaşam mücadelesi veren japon balığı görenleri hayrete düşürüyor. Marmaris’te bir restoranın akvaryumunda gözleri başka bir balık tarafından yenilen japon balığının hayatta kalması işletmeye gelen müşterilerin şaşkınlığına yol açıyor.

    Restoran sahibi Hilmi Ata Aras,yaklaşık 2 yıldır balığın gözlerinin olmamasına rağmen yaşamasını hayretle karşıladıklarını söyledi. Aras,” Akvaryumun içinde büyük bir balığımız vardı. O balık, japon balığının gözlerini yedi ve ardından öldü. Balığın ilk başta yaşamayacağını ve bu yüzden akvaryumdan çıkartmayı düşündük. Müşterilerimizde balığın gözü olmadan nasıl yaşadığını ve nasıl beslendiğini meraklı bakışlarla bize soruyorlar. Akvaryuma yem attığımızda diğer balıklar hücum ettiğinde onların hareketlerini algılayıp suyun yüzüne doğru çıkarak besleniyor. Şimdilik sağlıklı görünüyor. Veterinere sorduk. Göz fonksiyonel bir organ olduğundan kanama olmaması durumunda yaşayabileceğini söyledi” diye konuştu.

  • Tipinin oluşturduğu “kar şelalesi” görenleri büyüledi

    Tokat’ın Başçiftlik ilçesi kayak merkezinde tipinin oluşturduğu “kar şelalesi” görenleri büyüledi.

    Başçiftlik ilçesi Karacaören Yaylası’nda bulunan Kayak Merkezi’nin bulunduğu bölgede tipi ile birlikte dağların üzerinden karın sürüklenmesi ile oluşan kar şelalesi dikkat çekti. Kayak yapmaya gidenler kısa süreli zor anlar yaşasa da manzarayı görenler şaşkınlıklarını gizleyemedi. Gençosman Mahallesi Muhtarı ve aynı zamanda gönüllü kayak öğretmenli yapan Nazif Karakoç, Tokat’ın incisi kayak merkezinde doğa harikası manzaranın gelenleri büyülediğini kaydetti. Kar şelalesinin eşsiz manzaralar oluşturduğu Karakoç, “Gökyüzü mas mavi ve kar yerden akıyor buraya. Böyle bir yer Türkiye’de hiçbir yerde yok. Kar sanki şelale gibi akıyor. Tokatlıları buraya bekliyoruz” dedi.

    Başçiftlik Belediye Başkanı Murat Tuncel ise bölgede doğa şartlarının karın, kışın çilesini insanların yıllarca çilesini çektiğini artık sefasını sürmek için ise kayak tesisi kurduklarını kaydetti. Başçiftlik Kaymakamı Mehmet Özcan da kayak merkezinin doğa harikası görüntülerinin görülmeye değer olduğunu belirterek vatandaşları bu güzelliği görmeye beklediklerini söyledi.

  • Üniversiteli anne ve kızın eğitim aşkı görenleri imrendiriyor

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) öğrenim gören anne Hülya Avcı ve ile kızı Sara Avcı’nın eğitim aşkı görenleri imrendiriyor.

    Çanakkale’de yaşayan 43 yaşındaki Hülya Avcı ile kızı 23 yaşındaki Sara Avcı aynı üniversitede öğrenim görüyor. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sanat Tarihi 3’üncü sınıf öğrencisi Hülya Avcı ve kızı Bilgisayar Mühendisliği 3’üncü sınıf öğrencisi Sara Avcı’nın eğitim aşkı görenleri imrendiriyor. 24 yıllık evli Hülya Avcı ilk olarak liseyi açık öğretimden bitirdi. Ardından Avcı kızının azmettirmesiyle üniversite sınavına girerek kazandı. Üniversite öğrenimi başarılı bir şekilde sürdüren iki çocuk annesi Hülya Avcı bir yandan da ev işlerine devam ediyor. Vize ve final zamanlarında derslerine yoğunlaşan Hülya Avcı’nın yardımına ise bu dönemde eşi yetişiyor ve yemek ve ev temizliğinde kendisine destek oluyor.

    ’Birbirimizi tamamlıyoruz’

    24 yıllık evli ve iki çocuğu olduğunu belirten Hülya Avcı, “Kızım Sara üniversiteye, oğlum 7’nci sınıfa gidiyor. Çalışmıyorum, ev hanımıyım. Üniversiteye girme fikri, aslında azmettiricim kızım. Onun ısrarı üzerine oldu. Bir baktım üniversitedeyim. Biraz coşku vermek gerekiyormuş herhalde. Okuduğum bölüme ilgim vardı. Emekli olan bir arkadaş bu bölümü bitirmişti, ’yapacaksan eğer mutlaka o bölüme gitmelisin’ demişti. Oradan aklımda kaldı benim. 5 yıl önce falandı. O sebep oldu işte bunların hepsi. Kızımla aynı üniversiteyi paylaşmak çok güzel, hoş. Hoşta tepkiler, çok da güzel tepkiler alıyoruz aslında. İlk zamanda aslında kızımla olur mu, olmaz mı? Çünkü gençler annesiyle birlikte aynı üniversitede biraz huzursuz olabilirler. Hani velileriyle birlikte aynı ortamda olmaktan, nasıl hisseder, neler yapar diye endişelendik önce ama sonra baktık çok iyi anlaşıyoruz, çok iyi oluyor birbirimizi tamamlıyoruz. Ödevler olsun, dersler, konular olsun. Çok iyi gidiyor şimdilik” dedi.

    ’Evde vize ve final haftaları çok zor geçiyor’

    Kızının kendisine daha çok destek olduğunu belirten Hülya Avcı, “Eşimle diğer çocuğumda bana çok destek oldu. Onlarda destekliyorlar. Sorun çıkartmıyorlar. Ev hanımlığı ve üniversite okumak ikisi bir arada çok zor oluyor. Hem dersler hem okul eve gidince sorumluluklarınız var ikisi birlikte baya bir yükümlülük oluyor. Bu baya bir ağır geliyor insana ama alışıyor insan. Birinci yılın sonunda bırakmayı düşündüm. Ama ailem olsun buradaki arkadaş çevrem olsun destek oldular. ’Devam etmeliyiz’ dediler. Devam ettik alıştık. Şimdide bırakamıyoruz, bırakmayacağız. Üniversite okumak isteyen ev hanımlarına tavsiyem, böyle bir hedefleri böyle bir istekleri varsa, güzel bir şey bence deneyebilirler. Evde vize ve final haftaları çok zor geçiyor, çok yoğun geçiyor. Evdeki her şey alt üst olabiliyor. Ev işleri, yemek olsun. Yani normal yaşam baya bir alt üst oluyor. 15 gün duruyor her şey. Babamız sağ olsun o zaman yardıma koşuyor. Yemek işleri veya bir takım temizlik işleri, toparlama işleri. Bölümümü bitirdikten sonra üniversiteye devam etmeyi düşünüyorum ama dördüncü yılın sonunda ki duruma bakacağız. Devam edebilirim. Çalışmayı çok düşünmüyorum. Üniversite de yeni bir bölüm olabilir. Benim hayalim zaten bir sanat tarihi bir sosyoloji. İkisiyle ilgili bu konulara çok hevesliydim. Sanat tarihi ilkti zaten. Bunu hallettik arkasından da sosyoloji olabilir diye düşünüyorum. Çok kararlı olmak gerekiyor. Başarmak için istemek gerekiyor. Kızım zaten bu konuda gayet iyidir, hırslıdır yapar. ’Anne yapman gerekenler, şunlar’ diye benim önüme bir liste koydu. Aynen harfiyen uydum” diye konuştu.

    ’Annemle birlikte aynı üniversitede olmak güzel bir duygu’

    Bilgisayar mühendisliği bölümünde okuduğunu belirten Sara Avcı ise “Şuan da üçüncü sınıf öğrencisiyim. Anneme fikri ilk ben sunmuştum. Lisedeydim o sırada daha. Annem de o sırada liseye başlayacaktı. Anneme ’açık öğretim de okuma imkanın var. Bunu neden yapmıyorsun, beraber okuruz’ dedim. Destek olmak açısından fikir öne sürdüm. İlk önce açık öğretime yazılarak liseyi bitirdi. Sonra sınavlara hazırlandı ve üniversiteyi kazandı. Anneme elimden geldiğince destek oldum. Özellikle üniversiteyi bırakmayı düşündüğü zamanlarda, bırakmaması gerektiğini söyledim. Buraya kadar gelmişken yarı yolda bırakmamalıydı. İlk sene gerçekten bırakmayı düşündü. Ev kadını için gerçekten zor. Ev kadınları, evde sürekli ayarlaması gereken şeyler var. Ama bir ev kadını olup da gelip de okulda örgün eğitimde ders görmek zor bir iş. Annemin sabahtan akşama okulda kaldığı günler oluyor. İlk yıl onun için gerçekten zor oldu. Başlamışken bırakmamasını söyledim. Yapabileceğini alışacağını söyledim. Annemle birlikte aynı üniversitede olmak güzel bir duygu. Birincisi daha anlayışlı olmasını sağlıyor. Benim derslerimle alakalı veya finallerimle vizelerimle alakalı stresimi başaramadığım zaman düşük not aldığım zaman hissettiğim psikolojiyi daha iyi anlıyor. O açıdan ben memnunum” şeklinde konuştu.

    ’Çocukları olmasına rağmen eğitime önem verip, eğitimine devam etmek isteyen bir anne’

    Hülya Avcı’nın derslerine giren Öğretim Görevlisi Öznur Benderlioğlu Doğangün, “Ben çok mutluyum. Özellikle kadınların okuması, eğitim alması gerektiğine inanıyorum. Bizler için Hülya Hanım da çok örnek bir rol model. Kendi çocukları olmasına rağmen eğitime önem verip, eğitimine devam etmek isteyen bir anne. Onunla aynı sınıf ortamını paylaşmaktan, kendi sıra arkadaşlarına rol model olmasından ben de onur duyuyorum. Çünkü Türkiye’nin eğitimli kadınlara dolayısıyla aydınlık bir geleceğe ihtiyacı var. Anne ve kızının aynı üniversitede okuması çok karşılaşılan bir durum değil. Zaman zaman üniversitemizde çok nadiren bir iki örneğini yaşadık. Ben 22 yıldır Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesindeyim. Öğrendiğimde çok mutlu oldum. Hülya’nın hemen kızını tanımak istedim. Böylesine başarılı bir anneye sahip olduğu için gurur duyuyorum ben eminim o da gurur duyuyordur. Duygularımızı paylaşmak istedik, tanıştık hemen” dedi.