İzmir’in Çeşme ilçesi Alaçatı bölgesinde hortum çıktığı, 5 kişinin yaralandığı belirtiliyor. Öte yandan bölgede araçların zarar gördüğü, aydınlatma direklerinin ve bir inşaat vincinin devrildiği öğrenildi. Bölgede teknelerde de zararın olduğu ifade edildi.
Etiket: Gördüğü
-
İzmir’in Çeşme ilçesi Alaçatı bölgesinde hortum çıktığı, 5 kişinin yaralandığı belirtiliyor. Öte yandan bölgede araçların zarar gördüğü, aydınlatma direklerinin ve bir inşaat vincinin devrildiği öğrenildi. Bölgede teknelerde de zararın olduğu ifade edildi.
-

Diyarbakırlı iş adamından örnek davranış: Eğitim gördüğü okulu yeniden inşa edecek
Diyarbakırlı iş adamı Mehmet Cansız, doğduğu mahalleye yapacağı 16 derslikli ortaokulun protokolünü Vali Münir Karaloğlu ile imzaladı.Diyarbakır’ın merkez Bağlar ilçesi Kaynartepe Mahallesinde dünyaya gelen ve şuan kentte kozmetik alanında faaliyetler yürüten iş adamı Mehmet Cansız, geçtiğimiz günlerde kentsel dönüşüme giren alanda Vali Münir Karaloğlu ile görüşerek, doğup büyüdüğü mahalleye 16 derslik ortaokulu yapma sözü verdi. Vali Karaloğlu, Diyarbakır Valiliğinde bir araya geldiği iş adamı Cansız ile 16 derslikli okulun yapımı için protokol imzaladı.
Törende konuşan Diyarbakır Valisi Münir Karaloğlu, hayırsever iş adamı Cansız’ın Kaynartepe Mahallesinde doğduğunu ve yetiştiği mahallede 2021 yılı içerisinde 16 derslikli bir ortaokul yaparak Milli Eğitim Bakanlığına bağışlayacağını söyledi. Vali Karaloğlu, “Okulun ismi Mehmet Cansız Ortaokulu olacak. İki hafta önce kentsel dönüşüm yaptığımız Kaynartepe Mahallesinde yenileyeceğimiz bölümünde cami ve kütüphane yapmak konusunda konuşmuştuk. Kentsel dönüşüm alanında nasılsa bir cami yapılacak, onu TOKİ değil de hayırsever olarak siz yaparsanız demiştik, sağ olsun bir sürpriz yaptılar şimdi bir ortaokul sonra da onların da projeleri hazır ortaokulun ve cami ile kütüphanenin de projeleri hazır. Daha sonra inşallah sizin huzurunuzda cami ve kütüphane yapmayla ilgili de bir protokol imzalayacağız” dedi.
“Diyarbakır’da da 15 okulu yıkıp yeniden yapmak durumundayız”
İş adamı Cansız’ a teşekkür eden Vali Karaloğlu, “Ben kendisine çok teşekkür ediyorum. Zaten hayırsever bir iş adamı. Eşi ve kendi adına kurduğu vakıfla şehirdeki ihtiyaç sahiplerine ve yetim yavrulara yardım etme konusunda gayretleri olan bir iş adamı. Sayılarının artmalarını temenni ediyorum. Eğitim en önemli meselemizdir. Bu konuda devletle milletin el ele vermesi ve bu problemi ortak çözme noktasında irade koymasını çok değerli olduğunu biliyoruz. Diyarbakır’da da inşallah bundan sonra hayırsever iş adamlarımızla okul yapımı eğitim kurumu yapımı dini mekan cami ile kütüphane yapımıyla ilgili bu tip protokolleri yapmayı arzu ediyoruz. Buradan hayırsever iş adamlarına da bir çağrı yapıyorum, inşallah bu törenlerimiz artsın. Gerçekten ihtiyacımız var, son dönemde biliyorsunuz Milli Eğitim Bakanlığınca Türkiye genelinde bütün okullarımızı gözden geçirdi. Depremsellik konusunda bir araştırma yaptırıldı. İllerdeki okulları yıkarak yeniden yapma konusunda proje yürüyor şu anda. Diyarbakır’da da 15 okulu yıkıp yeniden yapmak durumundayız. Bu konuda 15 okul hayırseveri bekliyor” diye konuştu.
“Çocuklarıma miras olarak kalması mutluluk verici”
Daha sonra konuşan iş adamı Mehmet Cansız da isminin oraya verilmesinin ayrı bir mutluluk olduğunu söyledi. Cansız, mezun olduğu okula isminin verilmesinin değerli olduğunu bunun çocuklarına miras olarak kalmasının kendisini mutlu ettiğini söyledi.
Yapılan konuşmanın ardından Vali Karaloğlu ve iş adamı Cansız tarafından protokol imzalandı.
-

Afrin şehidinin adı öğrenim gördüğü okulun kütüphanesine verildi
Suriye’de, ’Zeytin Dalı Harekatı’nın düzenlendiği Afrin bölgesinde şehit olan Piyade Uzman Onbaşı Umut Öznütepe’nin ismi ilk öğrenim gördüğü Veyisefendi İlköğretim Okulu’nun kütüphanesine verildi.Kütüphanenin açılışına Vali Okay Memiş, şehidin ailesi ve askeri erkân katıldı.
Açılışın ardından Vali Memiş ve katılımcılar kütüphaneyi birlikte gezdiler.
-
Yerde gördüğü 10 bin liralık yüzüğü cebine koyup gitti
İzmir’de işlettiği otelin önünde değeri yaklaşık 10 bin TL olan yüzüğünü düşüren vatandaş, güvenlik kamerası görüntülerinde başka bir vatandaşın yüzüğü fark edip cebine koyduğunu görünce şoke oldu.Edinilen bilgiye göre, İzmir’in Bornova ilçesi Fatih Caddesi’nde bulunan bir otelin işletmecisi olan Hasan Sürer, 20 Aralık Perşembe günü eski aracının bagajında bulunan eşyalarını yeni aldığı araca aktardı. İzmir Atatürk Stadyumu’nun karşısında bulunan otelin önünde eşyalarını yeni aracına aktaran Sürer, iddiasına göre bu sırada değeri yaklaşık 10 bin TL olan yüzüğünü elinden düşürdü. Yaklaşık yarım saat sonra parmağında yüzüğün olmadığını fark eden Sürer, otele ait güvenlik kameralarını kontrol ettiğinde ise adeta şoke oldu. Güvenlik kameralarını inceleyen Sürer, ünlü bir markaya ait olan yüzüğünü yerde gören bir kişinin yüzüğü yerden aldığını ve cebine koyduğunu fark etti. Sürer, ikinci şoku ise diğer açıdaki kameranın görüntülerini incelediğinde yaşadı. Görüntülerde yüzüğü alıp cebine koyan adam ile neredeyse burun buruna geldiğini gören Sürer, “Sanki ‘yüzüğümü geri ver’ diyecekmişim gibi adamla yan yana gelmişim” dedi.
Yüzüğün maddi değerinin yanında kendisi için manevi değerinin de çok yüksek olduğunu ifade eden Hasan Sürer, “40-45 yaşlarında bir adam yüzüğü alıp gitmiş. Yüzüğü geri getirirse ona ciddi bir hediye alacağım. Çünkü manevi değeri çok yüksekti benim için” diye konuştu.
Yüzüğü bulan kişiye onu mutlu edecek bir hediye alacağını tekrarlayan Sürer, “Ben olsam bir sağıma soluma bakardım. ‘Bir şey kaybeden var mı?’ diye sorardım, yüzük kaybettiğini söyleyen olursa geri verirdim. Adam böyle bir şeye kalkışmadı bile. Getirip bana versin yüzüğümü. Zaten kuyumcuya götürse gerçek değerini vermeyecekler ona” ifadelerini kullandı.
-
Ceylin Atik’in cesedinin taşındığını gördüğü iddia edilen o tanık mahkemede
İzmir’in Ödemiş ilçesinde, 10 Haziran 2017 tarihinde kaybolduktan üç gün sonra ailenin komşuları Serkan ve Şükriye T.’nin evinde cansız bedeni bulunan 10 yaşındaki Ceylin Atik’in ölümüyle ilgili Ödemiş Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davanın 14’üncü duruşmasından karar çıkmadı. Kemal Çeneli, bir önceki duruşmada, “Kızım Şükriye ve Serkan T.’yi gece 01.30-02.00 gibi sandık indirip çıkartırken görmüş” derken, bu ifadeyi kızı Sinem Y. yalanladı.10 yaşındaki Ceylin Atik’in öldürülmesi ile ilgili tutuklu yargılanan Serkan ve Şükriye T. çifti, tutuklu bulundukları cezaevlerinden mahkemeye Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Ceylin Atik’in ailesi ile cinayet zanlıları Serkan ve Şükriye T. çiftinin komşusu olan ve önceki duruşmalarda sürpriz tanık olarak ortaya çıkan Kemal Çeneli’nin kızı Sinem Y. de 13. duruşmaya tanık olarak katıldı.
Kemal Çeneli’nin daha önceki duruşmalarda “Kızı Sinem Y.’nin Şükriye T. ve Serkan T.’nin olay günü bir cismi bodruma indirip çıkardığını gördüğü” yönündeki ifadeleri Sinem Y.’ye soruldu.
Babasının ifadesini yalanladı
Kemal Çeneli’nin, ayrıca Serkan T.’nin yanında çalışan oğlunun iş kazası sonucu 125 bin lira tazminat aldığını ve bu paranın çalınmasından da yine Serkan T.’yi suçlayarak bu olayın cinayetle bağlantılı yönündeki iddiaları da kızı Sinem Y.’ye hatırlatıldı.
30 Mart’taki duruşmada olayın yaşandığı dönem binada kötü kokular hissettiği yönündeki ifadelerini yineleyen Sinem Y., babasının önceki duruşmalarda ifadesini yalanladı. Sinem Y. herhangi bir cismi bodruma indirilip çıkarıldığını görmediğini söyledi. Sinem Y., “Bir cismin bodruma indirilip çıkarılması ile ilgili babamın ifadelerini gazeteden okudum. Ben üst kattan aşağı bir cisim indirilip çıkarıldığını görmedim. Keşke babamın dediği o durumları görseydim de gelip anlatsaydım. Babamın böyle bir beyanda bulunma sebebini anlayamadım. Böyle bir durum olsa eşim, ’anlatma’ dese bile ayrılır gelir yine anlatırım” dedi.
Bu esnada sanık Serkan T., “Suçsuz bir insanı yakmaya çalışıyorlar” diye seslendi. Atik ailesinin avukatlarından Gürol Uyan ise “Bu sandığın bodruma indirilip çıkarılmasının görülmesi esasa etki etmez. Biz gerçeği aramak adına hareket ediyoruz” diye konuştu.
Kemal Çeneli’nin evinden çalınan parayla ilgili Kemal Çeneli’nin Serkan T.’ye husumet besleyip beslemediğinin sorulması üzerine Sinem Y., “Böyle bir konuyla ilgili bilgim yok. Annem, Şükriye T.’ye paranın yerini söylediğini biliyorum” yanıtını verdi.
SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılan sanıklardan Serkan T., “SEGBİS aracılığıyla kendimi ifade edemiyorum. Aleyhime olan hususları kabul etmiyorum. Suçsuz yere buradayım” dedi.
“İçimiz yanıyor, en ağır cezayı alsınlar”
Dede Mustafa Atik ise “Her şey meydanda, devletime güveniyorum” derken baba Murat Atik de “İçimiz yanıyor, en ağır cezayı alsınlar” ifadelerini kullandı. Babaanne Ülkü Atik de sanıkların en ağır biçimde cezalandırılmasını istedi.
Savcılık, mütalaasında sanıkların tutukluluklarının devamını isterken, her iki sanık da bir sonraki duruşmada bizzat mahkeme huzurunda esas üzerinden savunma yapmak istediklerini talep etti. Davaya müdahil olan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı, toplumda infial uyandıran bu davada sanıkların bizzat mahkemeye getirilmesinin güvenlik açısından da sıkıntı oluşturabileceğini dikkati çekip sanıkların yargılama sürecinin uzaması adına kötü niyetli şekilde bizzat mahkemeye gelmek istediklerini öne sürdü ve bu talebin reddedilmesini istedi.
Sanık Serkan T. “Yemin ederim ki olayla ilgim yok. Ben de niye yaptığını merak ediyorum. Ben o mesaj atıldığı saatte iş yerindeydim” dedi.
“En ağır cezayı verin bana; ama ben bu işi Serkan T. ile birlikte yaptım, kendisi bilir”
SEGBİS üzerinden Şükriye T. ile yapılan görüşmede eşine, “Neden yaptın?” diye sorduğunda “Psikolojim bozuk” yanıtını aldığını açıklayan Serkan T., “Olaydan 6 ay sonra ara mahkemeye bağlandığımızda ifadesi alınırken ’beni affet Serkan’ diye ağladı. Buna bayan hakim şahittir” dedi.
Şükriye T. de olayı Serkan T.’nin zorlamasıyla yaşandığını öne sürerek, “En ağır cezayı verin bana; ama ben bu işi Serkan T. ile birlikte yaptım, kendisi bilir. Ben yaptım; ama tek taraflı değil. Serkan’ın zorlamasıyla oldu. ’Borcum var aileden para isteyeceğiz, çocuğu boğacağız’ dedi bana” diye konuştu.
Şükriye T. ayrıca annesi Raziye Ö.’nün kesinlikle olayla ilgisinin olmadığını da iddia etti.
“Kızım sandığı taşırken gördü” diyen babaya suç duyurusu
Mahkeme heyeti, davanın 11 Ocak 2019 günü saat 14.30’a ertelenmesine, sanıkların tutuklulukların devamına karar verdi. Sanıkların esas hakkında ek savunmalarını SEGBİS ile değil bizzat mahkeme huzurunda vermelerine, yalan beyanda bulunmaktan Kemal Çeneli hakkında suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.
Dede Mustafa Atik’in avukatı Gürol Uyan, duruşma sonrası yaptığı açıklamada, “Bir daha ki duruşma karar duruşması. Geçen geçtiğimiz duruşmada savcılık mütalaasında her iki sanığa birlikte iştirak halinde bu suçu işlediğini Türk Ceza Kanunu’nun 2. maddesi A, B ve E fıkralarına göre yani kendini savunamayacak bir çocuğa karşı canavarca hisle işlediğini tasarla işlediğini iddia ederek her ikisinin birlikte aynı maddelerden kısaca ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını istemişti. Bu duruşmada ise mahkeme heyeti sanıklar arasında yani başka bir suçu gizlemek için adam öldürmek suçlamasıyla ek savunma vermiştir. Diğer sanık eşi Serkan, müvekkilim küçük Ceylin’in dedesi Mustafa’dan fidye alabilmek için bunu önceden tasarladıkları ve bunu gerçekleştirdiklerini ama her nedense çocuğu bu arada katlettikleri anlaşılıyor. Ortada bir mesaj var Mesaj ile zaten çıkıyor. Kadının tek başına zaten böyle bir fiili düşünüp işlemesi gerçekleştirmesi mümkün değil. Eşinin katkısı apaçık ortada geldiğimiz aşamada ise sanık Serkan ısrarla kendini kurtarmaya yönelik kendisini bu gidişle verdiği gibi en son verdiği gibi başka suçu yani isteme olayında gizlemek için çocuğu öldürdükleri de artık bize göre meydana çıkmıştır. Bir daha ki duruşmada sanıkların en ağır şekilde cezalandırılacaklarını herhangi bir indirim olmaksızın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla ayrı ayrı cezalandırılacaklarını düşünüyoruz” diye konuştu.
Dede Mustafa Atik ise adalet talebini yineleyerek, “Keşke benim çocuğum yaşasaydı ben isteseler yine yardım ederdim. Beni canlı canlı mezara koydular. Cumhurbaşkanımıza Başbakan’a yıllardır yalvardım. İdam getirin hiç değilse bu çocuk katiller bir daha gün göremesin. Böyle bir şey yapmaya kalkan caniler düşünsünler dedim. Tamam onlar müebbet ceza alsın; ama benim çocuğum geri gelecek mi? Ben Türk Yargısına güveniyorum. Bunlar hak ettikleri ağır cezaları alırlarsa benim kanayan yaram biraz hafifleyecek. Başka bir sözüm yok” dedi.