Etiket: Gömün”

  • Üzerinden ’Beni kimsesizler mezarlığına gömün’ notu çıkan şahıs intihar etti

    Kayseri’de üzerinden ’Beni kimsesizler mezarlığına gömün’ yazılı not çıkan şahıs, pompalı tüfekle intihar etti.

    Olay, Erciyes Üniversitesi’nin açık otoparkında meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, psikolojik sorunları olduğu iddia edilen Ali Rıza D. (60) yanında bulunan pompalı tüfek ile önce 2 el havaya, daha sonra da tüfeği kendine doğrultarak 1 el ateş etti. Çevredekilerin ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri, Ali Rıza D.’nin hayatını kaybettiğini belirledi. Polis ekipleri de, güvenlik şeridi çekerek, önlem aldı. Yapılan incelemede, Ali Rıza D.’nin üzerinden ’Beni kimsesizler mezarlığına gömün’ yazılı kağıt çıktığı öğrenildi. Ayrıca, bir poşetin içerisinden de, 26 adet boş tüfek kartuşu çıktı.

    Ali Rıza D.’nin cenazesi, yapılan incelemenin ardından hastane morguna konuldu. Olayla ilgili soruşturma başlatıldığı bildirildi.

  • Köpeği öldürülen 80 yaşındaki Hacer Nine: “Beni köpeğimin yanına gömün”

    Bartın Merkeze bağlı Akgöz köyünde köpeği Karamel’i tuvalet ihtiyacı için çıkartan Murat Sevük tasmasından kurtulan ve başka bir köpeğin peşinden koşan köpeğini altı el ateş edilmiş ve karnına kazık geçirilmiş şekilde buldu.

    Akgöz köyünde 25 Ağustos günü meydana gelen olayda iddiaya göre, Murat Sevük (25) Karamel isimli köpeği tuvalet ihtiyacı için dışarı çıkardığı sırada köpek tasmasından kurtularak başka bir köpeğin peşinden gitti. Kaçan Karemel, 6 kez kurşunlanmış ve karnına kazık geçirilmiş halde bulundu. Üzüntülerinin dile getiren 80 yaşındaki Hacer Sevük, “Onlar benim evlatlarımdı, çocuklarım kadar sevdim. Ben öldüğümde beni köpeğimin yanına gömün” diyerek gözyaşlarını tutamadı.

    Yavru köpekleri inşaatta bulduğunu söyleyen Murat Sevük, “Olay günü sabah işe gitmeden köpeği ihtiyacı için dışarı çıkarttım. Bir süre sonra bir köpek gördü tasması boynundan çıktı ve köy içine koştu ben aramaya devam ettim. İş saatim geldiği için ben işe gittim evdekiler köpeği aramaya devam etti. Öğlen saatlerinde köpeğimin öldürüldüğü haberini aldım. Köye geldiğimde komşumuz A.Ö.’nün köpeği öldürdüğünü öğrenerek yanına gittiğimde, ‘Tavuklarımı rahatsız etti bende öldürdüm’ diyerek itiraf etti. Köpeğin bulunduğu yere jandarma ile gittik orada A.Ö. köpeğe önce dört el ateş ettiğini, ölmediğini görünce iki el daha ateş ettiğini söyledi. Ancak köpeğin karın kısmında saplanmış şekilde ağaç kazık bulunuyordu. Bunu gördüğümde şok geçirdim. Köpeği öldüren A.Ö.’den şikayetçi oldum. Karakolda ifadesi alındı. Tüfeğe el konuldu, serbest bırakıldı. Şimdi mahkeme gününü bekliyoruz” dedi.

    80 Yaşındaki Hacer Sevük ise “Bana dünyayı verseler gözümde yok iki sefer balkondan atacak oldum kendimi. Çocuğum gibi büyüttüm ben onları ufacıktı geldiklerinde. Geceleri uyuyamıyorum gözümün önünden hiç gitmiyor unutamıyorum. 15 gündür yemek yiyemiyorum. Gideyim kapılarına kollarımı açayım köpeğimi öldürdünüz beni de öldürün demek istiyorum. Köpeğimizi, Karamelimizi gömdük mezarına gidemiyorum yanına giderek şöyle kucaklasam toprağını diyorum. Uzanıp da yatsam yanına ben ölünce oraya gömün beni öbür mezarlığa götürmeyin diyorum” diye konuştu.

    80 yaşındaki gözü yaşlı Hacer Nine ölen köpekleri Karamel’in üzüntüsünü Ponçik isimli köpeği severek azaltmaya çalışıyor. Karamel isimli köpeğin kardeşi Ponçik ise yaşanan olayın ardından köydeki evin bahçesinden çıkmıyor.

  • “Beni Diktiğim Bayrağın Altına Gömün”

    Terör örgütü tarafından Mardin’in Nusaybin ilçesinde tuzaklanan el yapımı patlayıcının infilak etmesiyle şehit olan Giresun Yağlıdereli Uzman Çavuş Süleyman Kul’un baba ocağı Keşap’ın Yolağzı köyünde yas var.

    Şehidin, 3 Nisan günü şehit olan tim arkadaşı ve hemşehrisi Bekir Kelleci’nin cenazesinden sonra köyündeki evine gelerek ailesine ‘ölürsem beni bu diktiğim bayrağın altına gömün’ diye vasiyet ettiği ortaya çıktı.

    Şehidin dedesi Abbas Cüce, torununun Eynesilli şehit arkadaşı Bekir Kelleci’nin cenazesine geldiği gün eline aldığı bir Türk bayrağını evlerinin önüne diktiğini ve buraya gömülmek istediğini söyledi.

    SENİN OĞLUN GİTTİ BENDE SENİN OĞLUNUM

    3 Nisan’da şehit olan Bekir Kelleci’nin babası Ali Kelleci’de şehit ailesine taziye ziyaretinde bulundu. Taziye ziyaretinde konuşan Bekir Kelleci, oğlunun cenazesinde Süleyman’ın ‘Senin oğlun gitti artık bende senin oğlunum’ dediğini söyledi.

    Ali Kelleci, şehit olduğunu sabah 8’de öğrendiğini belirterek “Şok oldum. Ben hemen buraya geldim. Artık hiçbir şeyin bir anlamı yok, acı ortada. Benim oğlum amcasının yanına defnedilmek istedi bende vasiyetini yerine getirdim onu amcasının yanına koydum. Süleyman oğlum da diktiği bayrağın altına gömülmek istenmiş, inşallah onu da istediği yere defnederler” ifadelerini kullandı.

  • ’Beni Bahçeme Gömün’ Dedi, Apartmanın Altında Kaldı

    Uzun yıllar önce Erzurum’dan Tekirdağ’a yerleştiği tahmin edilen ve vasiyeti üzerine öldükten sonra bahçesine defnedilen Mehmet Paşa isimli Osmanlı komutanının kabrinin üzerine apartman yapıldı. Aradan geçen uzun yılların ardından Mehmet Paşa’nın gömüldüğü yerin mülk sahibi değişince, türbe şeklindeki kabir apartmanın altında kaldı.

    Tekirdağ’da 17’nci yüzyılın sonlarında yaşadığı tahmin edilen Mehmet Paşa’nın, merkez Süleymanpaşa ilçesi Gündoğdu mahallesinde bulunan kabrinin üzerine 5 katlı bina yapıldı. Türbenin, yaklaşık 35 yıl önce inşa edildiği tahmin edilen binanın altında kalmasının uygun olmadığını dile getiren mahalle sakinleri, yetkililerden düzenleme istedi.

    Gündoğdu Mahallesi sakinlerinden Aşık Özden, “1990 yılında askerden geldim. Askerden geldikten sonra burada işe başladım. Bu türbenin üzerinde yaklaşık 4 ay kadar konakladım. Türbenin ve binanın hangi tarihte yapıldığını bilmiyorum. Türbenin üzerine bina yapılması doğru değil, ancak şahsi bir mülk bu bina herhalde” dedi.

    “TÜRBENİN YANINDAN GEÇEN ONLARCA İNSAN BURANIN TÜRBE OLDUĞUNUN FARKINA BİLE VARAMIYOR”

    Türbenin yerinin değiştirilmesinin doğru olmayacağını belirten Özden, “Bence türbenin yerinin değiştirilmemesi gerekir. Türbenin alanı kamulaştırılabilir. İşlek bir caddenin kıyısında olduğu için kamulaştırılabilir belediye tarafından. Etrafı daha güzel bir hale de getirilebilir. Türbenin bu halde hiçbir anlamı yok yazık. Türbenin yanından geçen onlarca insan buranın türbe olduğunun farkına bile varamıyor. Mezarın olduğu yerde hiçbir şekilde insanlar yaşamamalı” diye konuştu.

    Apartman sakinlerinden Sevgi Soydan ise, “Biz de 2 yıl oldu bu apartmanı alalı. Erzurum’dan buraya gelmiş bu zat. Erzurum’da yaşıyormuş, buraya tayin yoluyla gelmiş. Bir devlet dairesinde çalışıyormuş herhalde. Buralar da onunmuş o zamanlar. Ölmeden önce, ’beni bahçeme gömün’ demiş. Onun vasiyetiyle 1600’lü, 1700’lü yıllarda buraya gömülmüş” ifadelerini kaydetti.

    Türbe üzerinde yaşamaktan rahatsızlık duymadığını belirten Soydan, “Hiçbir şekilde rahatsızlık duymuyoruz. Burası türbe olarak da değil, mezar olarak geçiyor” şeklinde konuştu.

  • Haymana Ziraat Odası Başkanı Balıkçı: “Ölen Fareleri Gömün”

    Haymana Ziraat Odası Başkanı Halil İbrahim Balıkçı, “Kimyasal mücadele ile öldürülen fareler, onları avlayan hayvanların da hayatını tehlikeye sokuyor” dedi

    Haymana ve Polatlı’da sayıları artan ve çiftçilere zarar veren tarla faresine karşı girişilen mücadele etkin bir biçimde sürdürülürken, Haymana Ziraat Odası Başkanı Halil İbrahim Balıkçı, çiftçilerin tarla faresi mücadelesinden sonra, tarlalarında ölen fareleri mutlak suretle toplu olarak gömmeleri gerektiğini aksi takdirde doğanın yaşamsal dengesinde ciddi sıkıntılar yaşanacağı yönünde uyarılarda bulundu. Balıkçı, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Son zamanlarda çiftçilerimiz yoğun bir şekilde tarla faresi ile zehirli yem kullanarak mücadele yapmaktadır. Doğal dengenin bozulmaması için daha önce de yapılan açıklamalarda da belirtildiği şekilde ölen farelerin toplanarak derince bir çukura gömülmesi gerekir. Çiftçilerin bu konuda duyarlı olmaları gerekir. Haymana ve Polatlı’da sayıları bu yıl normal popülasyonun üzerinde artış gösteren ve çiftçileri kimyasal mücadeleye iten tarla fareleri, çiftçinin uzmanların yönlendirmesiyle yaptığı mücadele sebebiyle tarlalarda ölüyor. Yaşamlarını tarla faresini avlayarak devam ettiren hayvanlar ise bu zehirli fareleri tükettiği takdirde ölüyor. Doğal düşmanları kedi, köpek, gelincik, sansar, baykuş, kerkenez, atmaca, doğan, şahin, kartal ve yılanlardır. Doğal dengenin bozulmadığı alanlarda tarla farelerini büyük ölçüde baskı altında tutarlar. Bu canlıların korunmaları için bilinçsiz ve gereksiz avlanma yapılmamalı ve tarlalarda hastalık ve zararlılara karşı aşırı tarım ilacı kullanılmamalıdır” ifadelerini kullandı.