Etiket: Göçüne

  • Alemdaroğlu Trabzon’dan kalifiye eleman göçüne dikkat çekti

    Tüm Sanayici ve İş Adamları Derneği (TÜMSİAD) Trabzon Şubesi Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Gökçen Alemdaroğlu, Trabzon’da sanayileşmenin yetersiz olması ve artmaması nedeniyle üretimde çeşitliliğin olmadığını ve bu nedenle sürekli olarak farklı illere bir kalifiye eleman göçü yaşandığını söyledi.

    Dünyada gelişmiş veya gelişmekte olan ülkelerin tamamının üretime endeksli politikalar yürüttüğünü kaydeden Alemdaroğlu “Buna örnek vermek gerekirse, mesela Çin. Önceleri bin malın üzerine ‘Made in China’ yazdığında tedirgin olurduk. ‘Çin malı’ der kötülerdik. Ama Çin kendini üretimde öylesine geliştirdi ki dünyanın en iyi markalarının baş üretim merkezi haline geldi. Ve dünyanın en büyük teknoloji markalarının üzerine adını yazdırdı” dedi.

    “Üretimin olmadığı yerler, bölgeler, ülkeler birçok şeyden mahrumdur” diyen Alemdaroğlu “Üretimin olmadığı yerde kaliteli iş gücü de bulmanız zor olur. Kaliteli beyinler, kalifiye elemanlar meziyetlerini kullanmak isterler ama Trabzon’da kullanacak yer olmayınca göç etmek zorunda kalıyorlar. Bu şehrin nice evladı, Bursa’da, İzmit’te, Adapazarı’nda, Kayseri’de, Konya’da, Gaziantep’de, İstanbul’da büyük işlerin, büyük şirketlerin, çok büyük organizasyonların başındalar. Trabzon bu manada geri kaldı, bazen tam olarak ne istediğini bilemedi, bazen istediğini alamadı, yapamadı. Kısır döngüler içinde dönüp durdu. Artık bunu aşmak, için harekete geçmek gerek. Trabzon’da sanayi olmaz diye diye olacak birçok işi de bu şehirden uzaklaştırdılar. Trabzon bölgenin en büyük liman kentidir. Kafkasların, Orta Doğu’nun, Avrupa’ya köprüsüdür. Tarihi İpekyolu ticaret hattının, en merkezi şehridir. Ve önceliklerini iyi belirlerse bu eski kimliğine ticaret merkezi unvanına yeniden kavuşabilir” diye konuştu.

    “Öncelik orta ölçekli sanayiye verilmeli”

    Alemdaroğlu, Trabzon’daki orta ölçekli sanayicilerin de üretim anlamında yeterli atılımı yapamadıklarını, eksik kaldıklarını ifade ederek “Güzel şehrimiz Trabzon’umuzun sanayicilik anlamında önemli eksikler vardır. Bu manada Yatırım Adası’nı çok önemsiyoruz ve sabırsızlıkla bekliyoruz. Trabzon’a büyük bir değer ve hareketlilik katacaktır. Aynı şekilde OSB’lere verilen önem ve oradaki işlem hacimlerinin her geçen gün artması bizleri sevindirmektedir. Buna rağmen özellikle orta ölçekli sanayicilerin farklı dallarda üretim yapması gerekirken yapmaması, üretim yerine depoculuk aracılık yapmayı tercih etmeleri, Trabzon’un sanayicilik anlamında gelişmesini engellemektedir. Şehirde üretim çeşitliliğini arttırmamız gerekir. Yeni şeyler üretilmesi gerekir. Bu manada proje üretenlere destek olunması gerekir. Farklı tezgahlar açılmadığından ötürü maalesef üretici firmalar da Trabzon’da yalnız kalıyor. Orta ölçekli sanayinin daha fazla üretim yapması için bölgemize sağlanan teşvik ve desteklerin arttırılması gerekmektedir. Bölgemizde üretim ne kadar fazla olursa, sanayi o kadar gelişir, işlenen madde ne kadar fazla olursa o kadar çok kalifiye elemanınız olur. Hammaddenizi kendi şehrinizde üretir ve işlerseniz, işte o zaman Trabzon sanayi şehri olur, üretim şehri olur, kalifiye elemanlarını göç vermez, kaliteli beyinleri göç alır. Bugün Trabzon’da meslek liselerinden binlerce meslek sahibi gencimiz mezun oluyor, halk eğitim kurslarında her yıl binlerce kursiyere meslek öğretiliyor, bu gençler dışarıda ne iş yapıyor. Ya dolmuşta, ya markette, ya başka bir yerde. Kendi mesleğini bir çoğu yapmıyor, yapamıyor. İşte üretimin ve sanayinin önemi burada ortaya çıkıyor. Bu öğrenciler mezun olduklarında Trabzon’da endüstri alanında, sanayi alanında öğrendikleri mesleklere paralel işler bulduğu zaman Trabzon istediğini almış olur. Biz TÜMSİAD olarak bu manada proje üretimi anlamında Ar-Ge çalışmalarımızı yürütüyoruz. Bu manada şehrin tüm dinamiklerinin elini taşın altına koyması gerekmektedir” dedi.

  • Olası Halep göçüne karşı Reyhanlı’ya bin kişilik çadır kent kuruluyor

    Suriye’nin Halep kentindeki saldırılar nedeniyle olası göçe karşı Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bin kişilik çadır kent hazırlanıyor.

    Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nden (BYEGM) alınan bilgilere göre, Halep’ten olası göç olaylarına karşı, dezavantajlı sivillere yönelik Hatay’ın Reyhanlı ilçesindeki hac konaklama merkezine 18 adet 112 metrekarelik, bin kişilik çadır kent hazırlanmaya başladı.

    Suriye’de kamp yerinin seçilme aşamasında olduğu ve meşru muhaliflere karşı 3 barınma yerinin tespit edildiği, Devlet Su İşleri’ne (DSİ) ait iş makinelerinin çalıştığı bildirildi.

    Suriye’den Türkiye’ye getirilen yaralılar hakkında da açıklama yapan BYEGM kaynakları, Türkiye’ye giren yaralı sayısının 120 olduğunu, 9 kişinin taburcu olduğunu, ambulansların ise 10 sahada hizmet verdiğini ifade etti. 25’i erkek, 14’ü kız çocuk olmak üzere yaralıların 95’inin erkek, 25’inin ise kadın olduğunu belirten kaynaklar, Antakya Devlet Hastanesi’nde 19, Antakya Doğumevi’nde 4, İskenderun Devlet Hastanesi’nde 22, Kırıkhan Devlet Hastanesi’nde 8, Reyhanlı Devlet Hastanesi’nde 44, Mustafa Kemal Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde 23 yaralının tedavisinin sürdüğünü bildirdi. Yaralılardan 27’sinin durumunun ağır olduğunu anlatan BYEGM kaynakları, Türkiye’de tedavi gören 3 Suriyeli yaralının ise hayatını kaybettiğini, 45 yaralının ise aralarında Hatay, Gaziantep, Konya, Mersin, Adana ve Osmaniye illerinin de bulunduğu kentlere sevk edildiğini açıkladı.

    Diğer yandan, Suriye tarafına Türk Kızılayı’ndan 216, İnsan Hak ve Hürriyetleri İnsani Yardım Vakfı’ndan ise 381 olmak üzere 597 yardım tırının gönderildiğini bildiren BYEGM, bin kişilik sıcak yemek ve kumanya hazırlığı yapıldığını kaydetti. AFAD’ın duş ve tuvalet konteyneri ile 238 çadır, jeneratör ve alt yapı malzemesinin de Halep’e gönderildiği açıklandı.

    BYEGM, Halep’ten 7 bin 500 kişinin tahliye edildiğini, 70 bin kişinin tahliye edilmeyi beklediğini, 30 bin kişinin mahsur kaldığını, kentte 4 bin kişinin ise yaralı halde beklediğini ifade etti.

  • Dünyanın En Büyük Göçüne Ortak Akılla Çözüm Aranıyor

    Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük mülteci krizi olan Suriyeli sığınmacıların göçüne somut çözümler ortaya konuncaya kadar bu meseleyi konuşmaya ve ortak akıl ile bu yaraları sarmak için mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi. Altepe, bu mücadelenin ilk adımı olarak da 25-26 Kasım tarihlerinde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile İstanbul’da “Göç Çalıştayı” yapacaklarını bildirdi.

    Marmara Belediyeler Birliği 2015 yılı ikinci olağan meclis toplantısı, üye belediyelerin başkan ve meclis üyelerinin iştirakiyle Crowne Plaza’da yapıldı. Meclis toplantısı öncesinde Türkiye gündemi ve birlik çalışmaları hakkında meclis üyelerini bilgilendiren Marmara Belediyeler Birliği ve Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, ülke olarak bir yandan terörle mücadele ederken, bir yandan da Suriye’de iç savaştan kaçan masum insanlara kapıların açıldığını hatırlattı. Suriye’den mülteci akını yaşanırken bütün dünyanın gaflet uykusunda olduğunu ve sahile vuran Aylan bebeğin cansız bedenini gösteren fotoğrafın yayınlanmasıyla bütün insanlığın bir uyanış yaşadığını ifade eden Başkan Altepe, Avrupa ülkelerinin, mülteci krizinin trajik bir sembolü haline gelen bu fotoğraftan sonra kapılarını bir süreliğine de olsa araladığını hatırlattı.

    EN BÜYÜK MÜLTECİ KRİZİ

    Başkan Altepe, Türkiye, insanlığın onurunu, vicdanını tek başına sırtlamaya çalışırken, her seferinde insan haklarından söz edip, mangalda kül bırakmayan Almanya, Fransa, İtalya, Macaristan, Avusturya ve daha birçok Avrupa ülkesinin, sahillere vuran küçücük bedenlerin etkisinden çok çabuk kurtulduğunu belirtti. Suriye’deki çatışmadan komşu ülkelere kaçan mültecilerin sayısının 4 milyonu geçtiğini dile getiren Başkan Altepe, “Bu kriz, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanan en büyük mülteci krizi. 4 milyon Suriyelinin 1 milyon 800 bini Türkiye’ye sığınmış durumda. Milli geliri 3.8 trilyon dolar olan Almanya “balkan rotası” üzerinden topraklarına ulaşan 4 bin civarında mülteci nedeniyle dehşete düşüp içeride büyük tartışmalara sürüklendi. Milli geliri 815 milyar dolar olan Türkiye ise, iki milyondan fazla Suriyeli ve Iraklı mültecinin yükü ile yalnız bırakıldı. Buna rağmen Türkiye, bir an olsun, muhacirleri sınır dışı etmeyi düşünmedi. Tam aksine gerçek bir ensar gibi davranıp; umutlarını, geleceklerini Türkiye’ye bağlayan bu insanlara gönül kapılarını ardına kadar açtı. Yurdun birçok noktasında bütün sosyal donatı alanları da düşünülerek planlanmış 22 kamp kurdu. Avrupa Birliği bütçesinden bugüne kadar Türkiye’deki sığınmacılar için toplam 175 milyon avroluk kaynak ayrıldığı, bu rakamın henüz 55 milyon avrosunun kullandırıldığı açıklanmıştı. Fakat Türkiye´nin bugüne kadar yaptığı toplam harcama 6.5 milyar doları buldu. Bu paranın 417 milyon dolarını ise diğer ülkelerden verilen yardımlar oluşturuyor” dedi.

    GÖÇ ÇALIŞTAYI

    Türkiye’nin Suriyelilere sadece kapılarını değil, bunun da ötesinde kalbini açtığını kaydeden Başkan Altepe, “Ama yapacaklarımız, esas bundan sonra başlıyor. Oluşan bu duyarlılık sonrasında, bu konu gündemimizde yer almaya devam etmeli. Türkiye´deki yerel yönetimlere de bu konuda çok büyük sorumluluklar düşüyor. Türkiye insanı ve belediyelerimiz bu trajedinin yaralarını sarmak ve gelenlere en iyi şekilde ev sahipliği yapmak için büyük bir gayret sarf ediyor. Somut çözümler ortaya konuncaya kadar Marmara Belediyeler Birliği, bu meseleyi konuşmayı ve ortak akıl ile bu yaraları sarmak için mücadelesini sürdürecek. Bunun ilk adımı olarak 25-26 Kasım tarihlerinde Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği ile İstanbul’da “Göç Çalıştayı” yapacağız” diye konuştu.

    MARMARA DENİZİ SEMPOZYUMU

    Kıyalarına cansız çocuk bedenlerinin vurduğu Marmara Denizi’nin kirlilik gibi başka önemli sorunları da olduğunu ve bu sorunların çözümü için de birlik olarak önemli çalışmalar yaptıklarını dile getiren Başkan Altepe, “Birliğimizin kurulduğu yıl olan 1975’te, Marmara Denizi’nde ve boğazlarda kaç balık türü yaşıyordu, biliyor musunuz? 146 balık türü yaşıyordu. 40 yıl sonra, yani bugün kaç tür balık yaşıyor? sayısı iki elin parmaklarını geçmeyecek kadar az. Peki, İstanbul Boğazı’ndan bir yılda kaç tane petrol gemisi geçiyor ve kaç milyon ton petrol taşıyor? Boğazda oluşabilecek bir tanker faciasının Marmara’ya etkisi ne olur? Bu ve benzeri soruların yanıtları son derece mühim. Bu sorulara Marmara Denizi Sempozyumu’nda yanıt arayacağız. Marmara Denizi Sempozyumu, gelecek nesillere daha mavi bir Marmara bırakma hayalimizi gerçekleştirmeye bizi bir adım daha yaklaştıracak. 22-23 Aralık tarihlerinde İstanbul’da yapacağımız sempozyuma hepinizi davet ediyorum. Marmara Denizi ile ilgili çalışmalarımız bu sempozyumla kısıtlı kalmayacak. Biliyorsunuz, Marmara Denizi bir iç deniz olmasına rağmen, Karadeniz’den ve Akdeniz’den yoğun bir şekilde etkilenmektedir. Bu nedenle, özellikle 10 ülkeden geçerek Karadeniz’e dökülen Tuna Nehri’nin Marmara Denizi’ni ne ölçüde etkilediğini tartışmak istiyoruz. Bu konuyu tüm paydaşların, yani Tuna Nehri’nin içinden geçtiği ülkelerden uzmanların ve yetkilerin de katılacağı bir çalıştayda masaya yatıracağız” dedi.

    Konuşmasında Marmara Belediyeler Birliği olarak 2015 yılında hayata geçirdikleri çalışmalar ile 2016 yılı projeleri hakkında da bilgiler veren Başkan Altepe, Marmara Belediyeler Birliği’nin özellikle eğitim anlamında referans alınan bir kurum olma özelliğini devam ettireceğini vurguladı.

    Toplantıya katılan Hacettepe Üniversitesi Göç ve Siyaset Araştırmaları Merkezi Müdürü Doç.Dr. Murat Erdoğan da “Türkiye’deki Suriyeliler” konulu sunumu ile, Suriye’den Türkiye’ye yaşanan göç ve bu göçün kent yaşamına olan etkileri hakkında bilgiler verdi.