Etiket: göç

  • Domaniç’ten Söğüt’e Göç Yürüyüşü

    Bilecik Doğa Sporları Derneği (BİDOS) ve Kütahya Pusula Arama Kurtarma ve Doğa Sporları Derneği (PADOK) Domaniç’ten Söğüt’e göç yürüyüşü projesi başlattı.

    Kütahya Valiliği, Bilecik Valiliği, Domaniç Kaymakamlığı, Söğüt Kaymakamlığı, Bilecik Belediyesi’nin destekleri ile başlayan göç yolu projesi 6 gün 5 gece, 86 kkilometre ve 36 saat sürecek.

    Bilecik Doğa Sporları Derneği Başkanı Feridun Aynur, “Amacımız 6 asır boyunca ayakta kalan bir milletin temelinin atıldığı, muhken, kuvvet ve kudreti temsil eden kültürümüzü sonraki nesillerimize aktarmak geçmişten geleceğe kültür mirası anlamında köprü oluşturmaktır. Projemizin adı ‘Kayı Boyu Göç Yürüyüşü’ projesidir. Ertuğrul Gazi 1281 yılında ilk yayla dönüşünde başlatmış olduğu toy 737 yıldır devam eder ancak bu zamana kadar bu göç yolu ortaya çıkartılmamıştır. Sancağımızı ve bir miktar toprağımızı Domaniç’ten devralarak Osmanlı İmparatorluğu’nun tohumlarının atıldığı bu topraklarda, atalarımızın bıraktığı izleri takip ederek 6 gün 5 gecede Söğüt’e ulaştıracağız.

    Proje Amacı: Bu proje Kayı Boyu’nun her yıl Domaniç’ten Söğüt’e yaptığı göçün temsili olarak canlandırılması ve gelenek haline getirilmesi. Osmanlı İmparatorluğu’nun kurulduğu bu topraklarda yaşanan tarihin genç nesillere anlatılması amaçlar. Domaniç’te ve Söğüt’te yapılan göç şenliklerinin arasında bir köprü oluşturmak.

    Proje Özeti: Domaniç Çarşamba köyünde düzenlenen göç şenliklerinin bitiminden başlayarak, 6 gün 5 gece boyunca 86 Km’lik temsili göç yolunu kat ederek Bilecik-Söğüt’te düzenlenen göç şenliklerine katılmak” dedi.

    Sancak Kaymakam Hasan Raşit Taşkın tarafından teslim edildi.(TY-EFE)

  • Erzurum Barosu’nun Mülteci Hakları Komisyonundan, Aşkale Geri Gönderme Göç Merkezine tam not

    Erzurum Barosu Mülteci Hakları Komisyonu üyeleri Aşkale ilçesindeki Geri Gönderme Merkezini ziyaret etti. Baro Başkanı Talat Göğebakan, “Burası çok güzel bir mekân. Beş yıldızlı insan hakkı uygulaması var” dedi.

    Ülkelerindeki iç savaş ve ekonomik kriz nedeniyle İran’dan sınırından büyük umutlarla Türkiye’ye gelen kaçak göçmenlerin barındığı Aşkale Geri Gönderme Merkezi’ni gezen Erzurum Barosu Mülteci Hakları Komisyonu üyeleri, yetkililerden bilgi aldı. Merkezin fiziksel durumunun, sosyal donatıların iyi durumda olduğunu, çalışan personelin ise profesyonelleştiğini gözlemlediklerini belirten Erzurum Baro Başkanı Talat Göğebakan, merkezde kalan göçmenlerinde bulundukları ortamdan çok memnun olduklarını söyledi. Merkez hakkında hiçbir şikâyet duymadıklarını sözlerine ekleyen Göğebakan, “Burası çok güzel bir mekân. Beş yıldızlı otel hizmeti veren Geri Gönderme Merkezi’nde yok yok. Mülteci Hakları Komisyon üyelerimizle birlikte gezdiğimiz merkez bizden tam not almıştır” diye konuştu.

    Göğebakan, merkezde hukuka ve adalete erişim için sınırlama olmadığını, merkezdekilerle, avukatlarının rahat bir ortamda görüşme imkânı sağlandığı, avukata ve adalete nasıl erişebilecekleri konusunda kendi dillerinde broşürlerle de bilgilendiklerinin gözlemlendiği hatırlattı.

  • Kıbrıs İlim Üniversitesi’nden ‘Doğu Akdeniz’de Güvenlik Enerji Stratejileri ve Küresel Göç İlişkileri’ konferansı

    Kıbrıs İlim Üniversitesi tarafından “Doğu Akdeniz’de Güvenlik, Enerji Stratejileri ve Küresel Göç İlişkileri” konferansı düzenlendi.

    Kıbrıs İlim Üniversitesi (KİÜ) tarafından Lefkoşa Golden Tulip Hotel’de düzenlenen “Doğu Akdeniz’de Güvenlik, Enerji Stratejileri ve Küresel Göç İlişkileri” konferansına KKTC’den başbakan yardımcısı ve bakan düzeyinde katılım sağlanırken, Kıbrıs İlim Üniversitesinden ise Onursal Başkan Dr. Mustafa Aydın, Mütevelli Heyet Başkanı Selman Arslanbaş ve Misafir Öğretim Üyesi Dr. Naim Babüroğlu gibi önemli isimler katıldı.

    Konferansta konuşan KKTC Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Kudret Özersay, “Kıbrıs, Latin Amerika’da Atlantik ya da Pasifik’te bir ada olsaydı, hangi durumda olurdu ve uluslararası politika açısından, nerede konumlandırdı? diye düşünürsek ne olduğunu daha net görmüş oluruz. Coğrafya son derece önemli ama bunun ötesinde tarihin, belli bir coğrafyaya, ülkeye ve ülkede yaşayan halklara yüklediği misyonlar var. Tarih açısından baktığımızda Mussolini, Akdeniz’e ‘bizim deniz’ diyebilmiştir. Bu ilgi biraz da bu tarihten gelmektedir” dedi.

    “Türkiye ve Yunanistan bağlamında Doğu Akdeniz’de bir güç aktörü olmak tarihten gelen bir husustur” diyen Prof. Dr. Özersay, “Başlangıçta istenmeyen ama tarihsel zorunluluk olan bir yük. Doğu Akdeniz’in ve KKTC’nin bir uçak gemisi olarak tanımlanması boşuna değildir. Güvenlik denilen şey, yıllarca klasik konvansiyonel güvenlik olarak algılandı ve bunun sonucu reaksiyonlar gösterdi. Hiç kimse Türkiye’nin Doğu Akdeniz’e bakışını ve Türkiye için önemini Lozan’dan bağımsız okuyamaz. Güvenlik denilen şey anlam değişikliğine uğruyor. Konvansiyonel anlamında farklı bir anlama geçiyoruz, göçler, ekonomik krizler ve enerji bu yeni anlamda belirleyici öğeler. Enerji konusunda Kıbrıs’ın önemi, biraz daha artmış durumda, yakın gelecekte Kıbrıs Cumhuriyeti’nin de buna uygun tavır takınması gerekiyor. Petrol ve doğalgazda geleneksel yaklaşımla yol aldık ama iki konuyu dikkate almalıyız. Birincisi dünya ekonomisinden bağımsız buradan çıkacak bir zenginliği değerlendirmek mümkün değil. Aynı zamanda Avrupa’nın enerjiye ihtiyacından, Rusya’nın enerjiye bağımlılığından bağımsız okumak da mümkün değil. İkinci önemli nokta ise, eski paradigmalarla yeni durumu okumak mümkün değil. Türkiye, haklarımızı saklı tutuyor ama katılmıyoruz diyordu. 2017’ye kadar süren bir tutum artık paradigma değişimine gidiyor. Karşı tarafın adım atmasını beklemeden adım atmak gibi bir kararlılığımız var. Türkiye ve Kıbrıs’ın, coğrafya anlamında belirleyici bir aktör olma kararlılığı var, bizim düşüncemiz, dış politikamız budur. Kıbrıs İlim Üniversitesi’nde de bu konuları tartışacağınızı ve toplantılar düzenleyeceğinizi düşünüyorum” diye konuştu.

    “KİÜ bize ışık tutuyor”

    Kıbrıs İlim Üniversitesi’nin bir bilim yuvasında nelerin olması gerektiğine dair bir ışık olduğunu söyleyen KKTC Milli Eğitim ve Kültür Bakanı Cemal Özyiğit ise şu ifadelere yer verdi:

    “Gençlerimizi yarınlarımıza ışık tutacak şekilde yetiştirecek. Üniversitelerimiz bilim yuvalarımızdır aynı zamanda. Hem ülkemize hem dünyamıza ışık tutacak, hem hükümete hem muhalefete ışık tutacak, yol gösterecek ve dünyadaki gelişmeleri gündeme getirecek. Bu da politikalarımızı belirlerken onları referans almamızı sağlayacak. İçinde bulunduğumuz coğrafyanın asırlardır neden rahat bırakılmadığını, neden çatışmalarla yoğrulduğunu gösteriyor. Çünkü burası kara, hava, deniz ulaşımının, enerjinin odak noktası. Öyle bir coğrafyada yaşıyoruz ki dünyanın süper güçlerinin, ağababalarının bizi rahat bırakması mümkün değil. Çünkü bizim buradaki enerjimizi kendi aramızda paylaşmamız mümkün değil. Onlar burada olacak onlar yönetecek. Yarım asırdır yaşanan sadece, bir Kıbrıs, Rum çatışması değildir. Bu coğrafya, Mezopotamya da Kabil’in Habil’i öldürdüğü ve tarihte ilk kardeş kanının döküldüğü günden beri yaşanır. Mesele bu enerjilere, jeostratejik değeri olan önemli coğrafya ya kim hâkim olacak meselesidir. Tüm çatışmaların odak noktası budur. Yeri geldiğinde dil din ırk mezhep önemlidir. Ama bir şekilde dünya ağababaları kaçıyor ve bizi çatıştırıyor. Suriye çatışması dün başlamadı, Tunus ve Mısır ile Arap Baharı ile başladı. Süper güçler, Suriye’de duvara tosladı çünkü orda başka bir süper güç vardı. Bugün ise Suriye kan gölüne döndü. Orada silahtan kaçanlar Akdeniz’in azgın sularında can veriyor. Bu ülke bizim. Kıbrıs küçük ama hepimize yetecek kadar büyük. Burada adil, hepimizin haklarını teslim eden bir barış istiyoruz. Sadece ülkemizde değil bütün coğrafyada barış istiyoruz. Doğa ve enerjiyi, çatışma değil birlikte yaşama nedeni olarak değerlendirmeliyiz.”

    “Kıbrıs’ı bir eğitim adası yapmak zorundayız”

    Konuşmasına “Kıbrıs’ı bir eğitim adası yapmak zorundayız” diyen Kıbrıs İlim Üniversitesi Onursal Başkanı Dr. Mustafa Aydın ise, “Bugün uluslararası bir öğrencinin bulunduğu ülkeye bıraktığı döviz miktarı ortalama yıllık 40 bin dolar. Dünyada şuan 6 milyon dolaşan uluslararası öğrenci var. Yani 300 milyar dolardan bahsediyoruz. Biz Kıbrıs olarak dünyanın eğitimde de cazibe merkezi olmamız lazım. Güzel Kıbrısımız hem coğrafi olarak hem de, stratejik olarak dünyada hak ettiği yerde değil. Gelin eğitimi daha çok destekleyin ve Dünya ile rekabet edecek duruma gelelim. Kafalardaki algıyı değiştirecek bir eğitimden bahsediyorum. Üniversiteleri devletin beslemesi lazım. Kıbrıs İlim Üniversitesi her daim devletin hizmetinde olacaktır” ifadelerine yer verdi.

    Kıbrıs İlim Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ahmet Bülend Göksel de yaptığı konuşmada “Öğrenci tercihlerinin üniversitemize yönelmesi için, başta Türkiye olmak üzere, Afrika ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri ve Orta Doğu ülkeleri olmak üzere geniş kapsamlı tanıtım faaliyetlerine başlamış bulunuyoruz” dedi.

    “Savaşlarda artık askerden çok sivil ölüyor”

    Konuşmasında Doğu Akdeniz’deki güç, enerji ve strateji mücadelelerini ana konu olarak ele alan Kıbrıs İlim Üniversitesi Misafir Öğretim Üyesi Dr. Naim Babüroğlu ise, “Savaş, güç mücadelesi, küresel güçlerin var olma savaşları, insan ölümleri çok kompleks, çok denklemli bir konu. Yazılı tarihin M.Ö 3200’de bulunduğunu kabul edersek ve 5 bin yıllık yazılı tarihi incelediğimizde dünya sadece 236 yılını barış içinde geçirmiştir. O zaman insanlık tarihine savaş tarihi diyebiliriz. 5 bin yılda bu kadar savaştıysak o halde savaş bir sanattır. Stratejisi, senkronizasyonu var en önemlisi ölüm var” dedi.

    Günümüzde savaşların, askerlerden çok sivillerin, kadın ve çocukların öldüğü bir şekle döndüğünü de ifade eden Dr. Babüroğlu, “Artık babaların çocuklarını gömdüğü bir döneme girdik. Tekrar soğuk savaş dönemine geçiyoruz. Şu anda sert güç yumuşak güçtür algısı var. Yani süper güçlerin, silah ve asker kullanmadan istediği yönetimi ele geçirme dönemindeyiz. ABD Irak’ta sert güç kullandı, asker gönderdi artık bunu yapmıyor, asker göndermiyor yani yumuşak güç kullanıyor, Rusya yumuşak güç kullanıyor, yani artık savaşın çehresi değişti. Barışı nasıl kazanacağız, savaş yoluyla mı? O zaman eğer iki kişiysek dünyada, kardeşime karşı ben savaşacağım ve hep savaş olacak, küresel güçler öyle söylüyor ne yazık ki. Savaş artık özelleştirildi, ABD Irak’ı işgal ettiğinde, askerlerin tabutlarının uçaktan indirildiği anı izliyorduk. Ancak Suriye’de böyle bir durum yok. Neden artık asker için ülkesinde cenaze karşılama töreni düzenlenmiyor? Çünkü ölen askerler artık paralı, özel askerler” diye konuştu.

    “ABD dünya savunma bütçesinin yüzde 50’sini harcıyor”

    Coğrafyanın ülkelerin kaderinden çok geleceğini belirlediğini de kaydeden Dr. Babüroğlu, “Jeopolitik, coğrafyayı dünya siyasetinde kullanma sanatıdır. Kim iyi kullanırsa öne çıkar. Dev olan coğrafyanızı, dış politikada uygun şekilde kullanmazsanız bir bakarsınız cüceleşir. Kıbrıs, Ortadoğu’nun zengin enerji kaynaklarının olduğu bir ülke. Bu nedenle merak uyandırıyor. Kıbrıs Adası etrafındaki doğalgaz rezervleri ve petrol zenginliğine baktığımızda Rusya’nın yarısı kadarına denk geliyor. Doğu Akdeniz’de şuanda keşfedilerek çıkarılan doğalgaz kaynakları Suudi Arabistan’ın yarısı kadar, eğer bu gaz çıkarılırsa Rusya ile yarışacak duruma gelecek onun için çok önemli. 2025’ten itibaren AB Güney Kıbrıs’tan doğalgaz almayı planlıyor. AB ve Rusya denklemin bir parçası. AB bugün Rusya’dan doğalgaz alıyor ve bu onları dış politikada bağımlı yapıyor. Bugün Suriye’de ABD’nin desteklediği, silahlandırdığı PKK-PYD var. PYD Suriye’yi alınca Doğu Akdeniz’e ulaşan bir enerji koridorunda ilerleyip Türkiye’den de bazı toprakları almayı hedefliyor. ABD hiçbir zaman Suriye’yi İran siyasetine bırakmaz, ABD hiçbir zaman Suriye’den çekilmez çünkü İsrail için tehlike arz eder” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Kilis Göç İdaresi Müdürlüğü’ne Hasan Kahraman atandı

    Antalya’nın Manavgat ilçe Göç İdaresi Uzmanı Hasan Kahraman, Kilis İl Göç İdaresi Müdürlüğü görevine atandı.

    18 Aralık 2015 tarihinde Manavgat Göç İdaresi yetkilisi olarak görev yapmaya başlayan Hasan Kahraman, Göç İdaresi tarafından yapılan yeterlilik sınavında başarılı olarak İl Göç Uzman Yardımcılığından Uzmanlığa terfi etmiş, Adalet Bakanlığı tarafından yapılan uzlaştırmacı sınavını başarıyla vererek Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde uzlaştırmacı olmaya hak kazanmıştı.

    İçişleri Bakanlığınca Kilis İl Göç İdaresi Müdürlüğü görevine atanan Hasan Kahraman, kendisine verilen görevi en iyi şekilde yapmak için elinden gelen gayreti göstereceğini, ülkesinin her karış toprağında görev yapmanın kendisi için onur olduğunu söyledi.

  • Mültecilerin durumu ’Göç ve Uyum Sempozyumu’nda konuşulacak

    Bağcılar Belediyesi, Marmara Belediyeler Birliği ve Türk-Alman Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenecek “Uluslararası Göç ve Uyum Sempozyumu”nda mültecilerin sorunları konuşulacak. İçişleri Bakanı Yardımcısı Mehmet Ersoy, akademisyenler, yurt içi ve yurt dışından belediye başkanlarının katılacağı programda “göçmenlerin sosyal uyumu nasıl sağlanmalı?” sorusuna cevap aranacak.

    Son yıllarda gerçekleşen göç dalgası nedeniyle Türkiye ve Avrupa ülkelerine yerleşen mültecilerin durumu Bağcılar’da düzenlenecek bir programda konuşulacak. Bağcılar Belediyesi ev sahipliğinde Marmara Belediyeler Birliği ve Türk-Alman Üniversitesi işbirliğiyle gerçekleşecek Uluslararası Göç ve Uyum Sempozyumu’nda siyasetçiler, akademisyenler, yurt içinden ve yurt dışından belediye başkanları, sivil toplum kuruluşları görüşlerini paylaşacak.

    Sempozyum çerçevesinde göçmen ve mültecilerle ilgili uyum politikaları ve iyi uygulama örnekleri Türkiye’deki ve yurt dışındaki yönetimler nezdinde ele alınacak. Gün boyu sürecek sempozyumun ilk oturumunda Türkiye’de göçmenlerin uyumuna ilişkin iyi uygulama örnekleri aktarılacak. İkinci oturumda farklı ülkelerden katılımcılar tarafından uyum konusundaki iyi uygulama örnekleri “Avrupa Perspektifleri: Sosyal uyum nasıl sağlanmalı?” başlığı altında konuşulacak.

    Başkan Lokman Çağırıcı “göç ve uyum” konusundaki çalışmalarını anlatacak”

    Son oturumda ise “Sosyal uyum ve yerel yönetimler üzerine tartışmalar” başlığı altında, alanında uzman akademisyenler tarafından mevcut durum analizi yapılarak göç konusunda deneyimler paylaşılacak. Oturumlarda soru-cevap bölümü gerçekleştirilerek dinleyicilerin aktif katılımı sağlanacak.

    Öte yandan programın ev sahibi olan Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağırıcı, Bağcılar’da göç ve uyum konusunda gerçekleştirilen çalışmaları anlatacak.

    18 Nisan Çarşamba günü düzenlenecek sempozyuma İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürü Abdullah Ayaz, İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy, Almanya Hamm Büyükşehir Belediye Başkanı Thomas Petermann, Avrupa Birliği Irkçılığa Karşı Birim Başkanı Benedetto Zaççhırolı, Danimarka Vejle Belediye Başkan VekiliİbJespergard, Türk Alman Üniversitesi Rektörü Halil Akkanat, Türk Alman Üniversitesi Göç ve Uyum Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Murat Erdoğan katılacak.