Etiket: Glokom

  • Glokom konulu seminer, büyük ilgi gördü

    SAMSUN (İHA) – Samsun’da İl Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünde verilen glokom semineri, büyük ilgi gördü.

    Büyük Anadolu Hastaneleri tarafından sosyal sorumluluk çerçevesinde bilgilendirme amacıyla düzenlenen sağlık konferanslarının bir yenisi Samsun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğünde yapıldı. Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Talha Özdemir’in katılımıyla “glokom” konulu seminer Samsun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü çalışanlarının yoğun katılımlarıyla gerçekleşti. Opr. Dr. Talha Özdemir, gerçekleşen programda glokom konusunu anlatırken, trifokal lenslerle uzak ve yakın gözlüklerden kurtulabileceğini söyledi.

    Özdemir, şunları kaydetti: “Günümüzde artık genç yaşlı herkes bilgisayar gibi teknolojik cihazlar kullanıyor. Dolayısıyla bunların orta derece dediğimiz bir mesafeye ihtiyacı vardı. Trifokal lensin teknolojisi gereği üzerinde bulunan halkalar sayesinde ışık yakın, orta ve uzak mesafeye odaklanabiliyor. Trifokal lens teknolojisi bu alanda devreye girerek ve üç odağı görmemizi sağlıyor. Böylece hastalar ameliyat sonrası numaraları doğru olarak gerçekleşmişse gözlüksüz hale gelebiliyorlar.”

    Hastane Kurumsal İlişkiler ve İş Geliştirme Müdürü Fatih Esen, “Değerli katılımcılar sizleri saygıyla selamlıyor, tekrardan hoş geldiniz diyorum. Hastane olarak hem Samsun ve çevre il ve ilçelerinde gerçekleştirdiğimiz sağlık konferanslarımızın bir yenisinde daha sizlerle bir aradayız. Bilgilendirmeye yönelik gerçekleştirdiğimiz programımızda alanında uzman doktorumuzu sizlerin ayağına getirerek öğrenmek istediğiniz konular üzerine bilgi sahibi yaparak aklınıza takılan sorulara da yanıt verme fırsatı oluyor. Şimdiden sizlere sağlıklı bir yaşam dilerken, desteklerinden ötürü Samsun İl Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğüne teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Konferansın sonunda Göz Hastalıkları Uzmanı Talha Özdemir katılımcıların sorularına cevap verdi.

  • Doç. Dr. Kocatürk’ten Glokom bilgilendirmesi

    Adnan Menderes Üniversitesi Göz Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Tolga Kocatürk, Glokom (Göz Tansiyonu, Karasu Hastalığı) rahatsızlığı hakkında bilgiler verdi.

    Doç. Dr. Tolga Kocatürk, erken teşhis koyulmasının hasarın önlenmesi açısından çok önemli olduğunu vurgulayarak, glokom hakkında tüm merak edilen soruları yanıtladı. Kocatürk; “Göz içi basıncı günümüzde, sadece bir risk faktörü olarak tanımlanmaktadır. Bu nedenle tek başına ölçülen göz tansiyonu değeri ile glokom tanısı koymak yanıltıcı olabilir. Genellikle yavaş seyir göstermesi nedeniyle hasta oluşan görme kaybını farkedemez, tanısı ancak detaylı bir göz muayenesi ile konabilir. Erken tanı için dikkatli bir göz muayenesi şarttır. Günümüzde göz tansiyonunun erken tanı ve takibinde, görme sinirinde hasar oluşup oluşmadığının belirlenmesinde ileri teknoloji ürünü cihazlar kullanılmaktadır, bu cihazlardan elde edilen verilerin glokom konusunda uzman hekimlerce yorumlanması tanı, tedavi ve takip süreçleri açısından oldukça önemlidir. Glokom, herkeste olabilir ve hiçbir şikayeti olmayan bir kişide de glokom saptanabilir. Göz içi basıncı normalden yüksek olan kişilerde glokom gelişme riski daha yüksektir. 35-40 yaşın üzerindeki kişilerde, ailesinde glokom olan kişilerde (genetik yatkınlık), şeker hastalığı, şiddetli kansızlık veya şoklar, yüksek-düşük sistemik kan basıncı (vücut tansiyonu), yüksek miyopi, yüksek hipermetropi, migren, uzun süreli kortizon tedavisi, göz tümörleri, üveit, ciddi göz yaralanmaları gibi durumlarda glokom riski artmaktadır. Bazı göz ameliyatları sonrası yine göz tansiyonu yükselmesi görülebilmektedir. Risk faktörlerine sahip kişilerde glokomun ortaya çıkma olasılığı normalden daha yüksektir. Glokomun erken tespiti ve görme sinirindeki hasarın önlenmesi amacıyla, bu kişilerin düzenli olarak göz muayenesi yaptırmaları önerilmektedir” dedi.

    Glokomun Belirtileri nelerdir?

    Clokam rahatsızlığının beliritlerine değinen Kocatürk, “Glokom genellikle erken dönemde herhangi bir belirti vermez. Bu nedenle özellikle açık açılı glokom tiplerinde kişinin herhangi bir şikayeti olmayabilir. Glokomun türüne ve şiddetine göre belirtiler farklılık gösterebilir. Sabahları belirginleşen baş ağrılar, zaman zaman bulanık görme, geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi glokom olabileceğini düşündüren belirtiler olarak sayılabilir. Akut glokom krizi gibi göz tansiyonunun çok yükseldiği durumlarda görme bulanıklığı, bulantı, kusma, gözde kızarıklık ve şiddetli ağrı gibi belirtiler de görülebilir. Geç dönemde tanı koyulduğunda görme sinirinin zarar görmesi nedeniyle oluşmuş olan görme alanı hasarlarının düzeltilmesi mümkün değildir, görme sinirindeki ölü hücrelerin onarılması mümkün olamamaktadır. Glokom nedeniyle oluşmuş olan görme kayıpları kalıcıdır; iyileşme şansı yoktur. Bu nedenle, görme kaybı oluşmadan önce veya görme kaybı en az seviyedeyken erken tanı koyulup tedaviye başlanması, hastalığın ilerlemesinin önlenmesi açısından çok önemlidir. Erken tanı koyulduktan sonra tedavisi başlanarak düzenli takibi yapılan hastalarda, görme alanında yeni kayıpların oluşması önlenebilir ve/veya hasar oluşma hızı en düşük seviyede tutulabilir. Hastanın yaşam süresince kendine yetebilecek düzeyde bir görme seviyesi olması amaçlanır” dedi.

    Glokomun Tedavisi Nasıl Yapılır?

    Hastalığın tedavisi hakkında bilgiler veren Kocatürk, şu uyarılarda bulundu: “Glokomun tedavisinde tanının erken koyulması kadar tipinin saptanması da önemlidir. Kişinin yaşına, yaşam tarzına, tedaviye uyumuna, optik sinir ve retinasının durumuna göre tedavi seçenekleri ve öncelikleri değişmektedir. Tedavinin kişiye özel planlanması gerekmektedir. Günümüzde uygulanan tedavide amaç, temel olarak göz tansiyonunu hasta için uygun değerlere düşürülmesi ve göz sinirindeki hasarın önlenmesine yöneliktir. Her gün belirli aralıklarla damlatılan ve ömür boyu kullanılan göz damlalarıyla göz tansiyonunun düşürülmesi ve görme sinirinin korunması mümkün olabilmektedir. Amaçlanan basınç değerine ulaşılamazsa, ikinci veya üçüncü damlalar eklenir. Glokom tedavisinde kullanılan çeşitli Laser sistemleri bulunmaktadır; glokom türüne göre, farklı kullanım alanları bulunmaktadır. Laser, bazı hastalarda öncelikli tercih edilen bir yöntem olurken, bazı hastalarda ise tedavi sürecine herhangi bir katkısı olmayabilir. Hastanın tolere edebildiği maksimum ilaç tedavisine rağmen göz tansiyonu düşmüyor ve glokom ilerliyorsa, bazı hastalarda cerrahi yöntemlere başvurmak gerekmektedir”

  • Glokom, körlük nedenleri arasında birinci

    Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Emre Sübay, glokom hastalığının her 40 kişiden 1 kişide görüldüğünü ve zamanında önlem alınmazsa kalıcı körlük ile sonuçlanabileceğini belirtti.

    Halk arasında göz tansiyonu olarak bilinen glokom hastalığı her 40 kişiden 1 kişide görülüyor. Zamanında önlem alınmadığında kalıcı körlükle sonuçlanabiliyor. Glokom hastalığının erken tanısı ve tedavisinin önemine dikkat çeken Edirne Sultan 1. Murat Devlet Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Emre Sübay, 40 yaş üstü insanlarda ve ailesinde glokom hastaları olan insanların yıllık muayenelere gelmesinin önemli olduğunu söyledi.

    “Körlük nedenleri arasında birinci”

    Körlük nedenleri arasında ilk sıralarda yer aldığını belirten Göz Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Emre Sübay, “Glokom, halk arasında göz tansiyonu olarak da bilinir. İlerleyici, sinsi ve kronik bir hastalıktır. Dünyada körlük nedenleri arasında en önemli hastalıklardan biridir. Her kırk insandan birinde görülmektedir” dedi.

    “Herhangi bir bulgu göstermez”

    Opr. Dr. Emre Sübay, “Göz içi basıncının belirli bir seviyeyi aşmasıyla birlikte göz sinirine basınç yapmasıyla görme sinirinde bir hasar oluşur. Ve bu hasarda görüş alanımızda hasarlanmaya ve görüş alanımızı daraltmaya başlar. Bu hastalığın mekanizması da bu şekildedir. Herhangi bir bulgu vermez, o yüzden periyodik muayeneler de tanısı konur. Ailesel geçiş, aile öyküsü mevcuttur. 40 yaşından sonrada herkesin yıllık periyodik muayenelere gelmeleri gerekir” ifadelerini kullandı.

    “Erken tanısı ve tedavisi önemli”

    Glokom tedavisinin ilaçlarla mümkün olduğunu belirten Opr. Dr. Emre Sübay, “Tedavi damla olarak yapılabilir. Göz içi basıncını kontrol edemediğimiz zamanlarda cerrahiye başvururuz. Göze glokomun verdiği hasar, geri dönüşsüzdür. Bu yüzden hastaların erken tanısı ve tedavisi önemlidir. 40 yaş üstü insanlarda ve ailesinde glokom hastaları olan insanların yıllık muayenelere gelmesi önerilmektedir” diye konuştu.

    “Çok sinsi bir hastalık”

    Opr. Dr. Emre Sübay, glokom hastalığının dikkatli bir göz muayenesi ile teşhis edilebileceğini belirterek, “Göz tansiyonu yani glokom hastalığı çok sinsi bir hastalıktır, çok fazla belirti vermez. İnsanın baktığı yerde değil, etraf tarafta daralma yaptığı için çok fazla insan bunu hissedemez. O yüzden kızarıklık, yanma, batma gibi bir şikayette pek oluşmaz. Çok nadiren glokom kriz denilen özel bir glokom tipinde yüksek seviyede ağrı oluşur. Fakat bu daha az görünen bir tiptir. Rutin muayenede ölçtüğümüz kornea kalınlığı, göz içi basıncı, görme sinir analizi, görme alanı testleriyle biz glokom olup olmadığını tespit edip, buna göre tedaviye başlıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Gözdeki sinsi hastalık ’Glokom’

    Halk arasında göz tansiyonu adıyla da bilinen glokomun dünya çapında sinsi hastalıklar listesinde ilk sıralarda yer aldığı ve her yaşta görülebilmesinin yanı sıra özellikle 35 yaşından sonra sinsi bir şekilde kendini ancak ilerlemiş aşamalarda fark ettirerek körlüğe yol açabildiği bildirildi.

    Dünyagöz Antalya Hastanesi’nden Doç. Dr. Cengiz Akarsu, göz içi basıncının yüksek seyretmesi ve göz sinirlerinin zayıflaması sonucu oluşan glokom (göz tansiyonu) hastalarının sayısının Türkiye’de ciddi anlamda artış gösterdiğini belirterek birçok hastanın bu hastalığa sahip olduğunun farkında bile olmadığını kaydetti. Akarsu, erken teşhis için herhangi bir şikayet olmasa bile yılda 1 kez göz muayenesi yapılması gerektiğine de dikkat çekti.

    Dünyadaki önlenebilir körlük nedenlerinin başında yer alan glokom, sadece Türkiye’de yaklaşık 2 milyon insanın göz sağlığını yakından tehdit ettiğini kaydeden Doç. Dr. Akarsu, glokomun belirti vermeden sinsi bir şekilde ilerleyerek gözde geri dönüşü olmayan hasarlar oluşturduğunun da altını çizdi. Akarsu, “Özellikle 35 yaşından sonra herkeste glokom olabilir ve tedavi edilmezse körlüğe (görme kaybına) kadar gidebilir. Halk arasında göz tansiyonu adıyla da bilinen glokomda erken teşhis ve tedavi çok önemlidir. Bunun ana sebebi giden görmenin hiçbir şekilde geri dönmemesidir. Hastalığı hangi düzeyde saptarsak, ancak o seviyede tutabiliyoruz. Bu da ancak çok ciddi bir izleme ve dikkatli tedavi ile mümkün olmaktadır” dedi.

    Erken teşhis için yılda en az 1 kez göz muayenesi şart

    Glokomun belirtilerinin kolay fark edilmediğini, fark edildiğinde ise tedavi için geç kalınabileceğini ifade eden Doç. Dr. Akarsu, “Glokomun açık ya da dar açılı olmasına göre belirtiler değişir. Açık açılı glokom sinsi bir hastalıktır. Hastalarda göz içi basıncı yavaş yükseldiği için görme siniri hasarı da yavaş ilerler. Bu nedenle hastalar ağrı sızı hissetmezler. Dar açılı tip ise daha ani gelişir. Görme kaybı, şiddetli ağrı, kanlanma vardır. Bu nedenle 40’lı yaşlara gelene kadar yılda en az 1 kez göz tansiyonu muayenesinin asla ihmal edilmemesi gerekiyor” diyerek uyarılarda bulundu.

    Sinsi bir hastalık olan glokomda genetik faktör öne çıkıyor

    Belirli bir yaştan sonra herkesin ciddi bir risk taşıdığını belirten Doç. Dr. Akarsu, “Göz basıncının artışı göz sinirinde hasara neden olabiliyor. Bu nedenle belli aralıklarla göz sinirlerinin ve görme lifleri kalınlığının modern cihazlar ile değerlendirilmesi büyük önem taşıyor. Glokom hastalığında en önemli risk grubu; anne, baba, kardeş gibi birinci dereceden akrabasında glokom olanlardır. Normal şartlarda 40 yaş ve üstünün yaklaşık yüzde 2’si glokoma yakalanma riski taşır. Birinci dereceden akrabası glokom ise bu risk yaklaşık 6 misli artar. Miyop ya da şeker hastasıysa risk 2 kat daha artar” dedi.

    Düşük tansiyonu olanlar ve uyku sorunu yaşayanlar dikkat

    Diyabetlilerin ve miyop rahatsızlığı olanların glokoma yakalanma riskinin 2 kat daha fazla olduğunu belirten Doç. Dr. Akarsu tansiyonu düşük seyredenlerin ve gece uyku sorunu yaşayanların da risk bakımından dikkatli izlenmeleri gerektiğine dikkat çekiyor. Glokomun takibinin çok iyi yapılması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Akarsu, “Glokom hiç ağrı ve sızı yaşatmadan aniden geri dönüşsüz görme kaybına neden olabilen riskli bir hastalıktır” diye konuştu

    İlaçlarla da tedavi edilebiliyor

    Glokomun göz damlası gibi ilaçlarla da tedavi edilebildiğini söyleyen Doç. Dr. Akarsu, gerektiği takdirde cerrahi ve lazer girişimlerinin de tedavide uygulanabileceğini ifade etti. Doç. Dr. Akarsu, “Hastalığın ilk devrelerinde, ilaç hastalığı tedavi için yeterli olacaktır. Ancak burada erken teşhisin önemi çok büyük. Çünkü giden görme asla geri döndürülemez. Bu nedenle kişilerin belirli yaşlardan sonra mutlaka belli aralıklarla göz muayenesi yaptırması gerekiyor. Gerekli vakalarda tedavide cerrahi ve lazer müdahalelere de başvurabiliriz” dedi.

  • Gözün Sinsi Düşmanı “Glokom”

    Halk arasında “Göz tansiyonu” olarak bilinen Glokom’un milyonlarca insanı etkileyen bir göz hastalığı olduğunu bildiren Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Bülent Raşit Tuncel, hastalığın tedavi edilmez ise görme kaybına neden olabileceğini ifade etti.

    6-12 Mart olarak belirlenen Dünya Glokom Haftası dolayısıyla açıklamalarda bulunan Op. Dr. Tuncel, glokom hastalığının sebeplerini, hastalık riskini arttıran faktörleri ve tedavi yöntemlerini anlattı. Glokomda göz içindeki sıvı basıncının görme yeteneği için gerekli olan göz sinirine zarar verecek düzeyde olduğunu vurgulayan Tuncel, glokomun sıklıkla 40 yaşın üzerinde oluştuğunu ve yıllar içerisinde sinsi bir şekilde ilerlediğini söyledi.

    “GLOKOM BELİRGİN GÖRME KAYBI ORTAYA ÇIKTIĞINDA FARK EDİLEBİLİR”

    Glokomlu kişilerin bir bölümünde hastalığa ait belirtilerin görülmediğini aktaran Op. Dr. Bülent Raşit Tuncel, “Bu, en sık görülen glokom tipi olup “Primer Açık Açılı Glokom” olarak adlandırılır. Glokom, birçok hasta tarafından ancak ileri dönemde ve belirgin görme kaybı ortaya çıktığında fark edilebilir. Bu nedenle çok sinsi bir hastalıktır. Glokomda görme kaybı oluştuktan sonra geri dönüş olmadığından erken tanı önemlidir. Normal göz muayenesi sırasında tespit edilen anormal göz içi basıncı artışı hastalığın ilk belirtisi olabilir. Göz doktorları tarafından aralıklarla yapılan muayenelerle glokomun erken teşhisi mümkün olabilir. Diğer bir glokom türü ise yine ileri yaşlarda ani olarak krizle ortaya çıkan “Dar açılı glokom”dur. Şiddetli göz ağrısı, görme azalması, gözde kızarıklık ve bulantı, kusma ile karakterize bir tablodur. Acil tedavi gerektirir. Bebeklikte ve çocukluk çağında izlenen türlerinde gözde sulanma, ışığa karşı hassasiyet ve gözde büyüme izlenir” dedi.

    “GLOKOMA BAĞLI GÖRME KAYBINI ENGELLEMENİN TEK YOLU ERKEN TANIDIR”

    Glokomun nasıl teşhis edildiğine de değinen Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Tuncel, “Glokom dikkatli bir göz muayenesi ile teşhis edilir. Teşhise yönelik göz muayenesinde göz doktoru tonometre adı verilen bir aletle göz içi basıncınızı ölçer. Göz dibi muayenesi yaparak göz sinirlerini inceler. Gerekli görürse görme alanında kayıp olup olmadığını belirlemek için görme alanı testi yapar. Görme siniri ve sinir lifi tabakasını inceleyen ileri yöntemler de uygulanabilir. Hatırlayın ki glokom herkeste olabilir. Glokoma bağlı görme kaybını engellemenin tek yolu erken tanıdır” ifadelerini kullandı.

    “TEDAVİLERİN AMACI HASTANIN KALAN GÖRMESİNİN KORUNMASIDIR”

    Glokom riskini artıran faktörleri ‘İlerleyen yaş, ailede glokom öyküsü, sigara, şeker hastalığı, yüksek-düşük kan basıncı, miyopi, göz yaralanmaları ve migren’ olarak sıralayan Tuncel, glokomun tanı konulduktan sonra tamamen iyileştirilip kaldırılamadığını fakat uygun tedavi ile başarılı olarak kontrol altında tutularak görme kaybının ilerlemesinin engellenebileceğini ifade etti. Glokomun tedavisini anlatan Tuncel, “Eğer glokomunuz varsa, hastalığın tedavisi ve izlenmesi hayatınızın geri kalan bölümünde sürekli olarak devam edecektir. Bu nedenle göz doktorunuzun izleme programına düzenli olarak uymanız ve önerilen tedaviyi dikkatle uygulamanız çok önemlidir. Açık açılı glokom öncelikle göz içi basıncını düşüren çeşitli ilaçlarla tedavi edilir. Bu ilaçlar genellikle göz damlası şeklindedir. Gerekirse cerrahi ve lazer girişimleri de uygulanabilir. Bu tedavilerin amacı hastanın kalan görmesinin korunması olup görmeyi arttırmazlar. Kriz ile ortaya çıkan dar açılı tipinde tedavi çok acildir. Doğuştan glokomda ise tedavi esas olarak cerrahidir. Bazı hastalarda birden fazla cerrahi girişim de gerekebilir” diye konuştu.

    Son olarak ilaçların doktorun önerdiği şekilde kullanılması gerektiğini vurgulayan ve damlaların her gün aynı saatte damlatılması gerektiğini hatırlatan Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Bülent Raşit Tuncel, ilaçların yan etkisi olması durumunda mutlaka doktora başvurulması gerektiğini belirtti.