Etiket: gizliyor”

  • Kalp hastaları cinsel sorunlarını gizliyor

    Kardiyolog Dr. İsmail Erdoğu, kalp hastalarında cinsel sorunların daha sık görüldüğünü ancak hastaların bu şikayetlerini dile getirmek istemediklerini söyledi.

    Sivas Medicana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanlarından Doktor İsmail Erdoğu, cinsel sorunların kalp hastalarında daha sıklıkla görüldüğüne dikkat çekerek, kalp hastalarının cinsellikte dikkat etmeleri gereken hususlara değindi. Doktora danışmadan kullanılacak cinsel güç artırıcı ilaçların hastaları ölüme götürebileceğini ifade eden Dr. Erdoğu, özellikle dil altı kullanan hastalara cinsel gücü arttıran ilaçları kullanmamalarını önerdi. Dr. Erdoğu, kalp hastalarının cinsel sorunlarını doktorları ile paylaşmaya çekindiğini ifade ederek, “Kalp hastalarında cinsel sorunlar, toplumdaki normal bireylere göre biraz daha fazla. Hastalıkları neticesiyle sık polikliniklere gelen hastalarımız olmalarına rağmen bu hastalarda cinsel sorunları poliklinikte rahat konuşamıyoruz. Toplum bu tarz şikayetlerini çevresinden gizlediği gibi doktorundan da doğal olarak gizliyor. Kalp hastalığında hastalar cinsel sorunlarıyla baş etmenin yolunu ya reçetesiz bir takım ürünleri alarak ya da reçete ile verilen cinsel gücü arttıracak ilaçları kullanarak fayda görmeye çalışıyorlar. Bu uygulamalar bazı hastalarımızda, özellikle çoklu damar hastalığı olan, kontrolsüz tansiyonu olan, kalp yetersizliği olan ya da göğsü ağrıyıp ufak bir eforla göğüsün de sıkışması olan hastalarımız için ölümcül bir takım sıkıntılara sebep olabilir” dedi.

    “Dil altı kullananlar, güç hapı almasın”

    Dil altı kalp ilacı kullanan hastaların cinsel gücü arttırıcı ilaç kullanmalarındaki tehlikeye dikkat çeken Erdoğu, “Eğer hastalar cinsel sorunlar yaşıyorlarsa bu psikolojik etkilerden kaynaklanıyor olabilir. Kalp hastalarında biz bunu daha çok görüyoruz. İlaçların yan etkisi olabilir veya da yine damarsal patolojilerden kaynaklanan sorunlar olabilir. Dolayısıyla cinsel sorunlarını doktorlarıyla daha yakından paylaşmalarını ve bu hastaların eğer bu ilaçların yan etkisinden kaynaklanan bir durumsa ilaçları değiştirilerek bu yöntemle baş edilebilir. Psikolojik destekler alınabilir. Ya da kontrolleri yapıldıktan sonra cinsel gücü artıracak ilaçlar bu hastalarda kullanılabilir. Özellikle Nitrat dediğimiz dil altı kullanan hastalarımıza biz cinsel gücü artıracak ilaçlar almalarını tavsiye etmiyoruz” diye konuştu.

    Kardiyolog Dr. İsmail Erdoğu, kontrollerini düzenli yapan, tedavilerini aksatmayan kalp hastalarının doktorlarına da danıştıktan sonra korkmadan cinsel ilişkiye girebileceklerinin altını çizerek şunları söyledi:

    “Kalp hastalarındaki bu cinsel ilişki dönemlerinde bir takım endişe ve korkuların olması doğal. Eğer hastaların yakın dönemde yapılmış bir efor testleri, anjiyoları varsa, ilaçlarını düzgün kullanıyorlarsa, kontrollerden geçiyorlarsa bu hastaların cinsel ilişkiye girmekten korkmalarına gerek yok. Lakin çok abartıp ilaç kullanan ya da kendini çok zorlayan bireyler için kalp hastalıklarında riskli olabilir. Yoğun sigara içen, kontrolsüz tansiyonu olan, tansiyonları yüksek giden bireylerde ya da eğer şeker hastalığınız varsa, birkaç adet şeker ilacı kullanıyorsanız kalp hastalığı riskiniz yüksektir. Yolda yürüme ile göğsünüzde olan ağrılar, baygınlık gibi şikayetler de kalp hastalığının işareti olabilir. Bu tarz şikayetleri olan bireylerde ya da bu saydığım hastalıklar varsa cinsel gücü arttıracak ilaçları kullanmaları bu bireylerin kalp krizi risklerini arttırır. Dolayısıyla bu ilaçları kullanmadan önce doktorlarından bir olur almaktan ya da ilacı kullanabilir miyim diye danışmalarında fayda olduğunu düşünüyorum.”

  • Kallmann hastası olan Yönetmen Öztürk: “Kallmann hastaları kendilerini gizliyor”

    Kendisi de Kallmann hastası olan Yönetmen-Yazar Abdurrahman Uygur Öztürk, Kalmann sendromu yaşayan insanların genellikle kendilerini gizlemeyi tercih ettiklerini söyledi.

    Kallmann Platformu ve Ağı, Türkiye’de ilk defa Kallmann Sendromu konusunu gündeme taşımak ve bilimsel çalışmaların önünü açarak hastalara destek olmak amacıyla farkındalık konferansı gerçekleştirdi.

    Çocukluktan ergenliğe geçişi engelleyen bir metabolizma hastalığı olan Kallmann Sendromu, Kallmann Platformu tarafından Türkiye’de bu alanda ilk kez gerçekleştirilen farkındalık konferansıyla ele alındı. Konferansta tüm dünyada pek çok hastanın, hastalığa ilişkin bilinirliğin olmaması ve toplumsal/psikolojik nedenlerle gerekli tedavinin alınamadığı ifade edilerek Kallmann Sendromu hakkında detaylı anlatım gerçekleştirildi. ’Ben Kallmannım’ kitabıyla Kallmann Sendomu hakkında akıllardaki soru işaretlerine cevap bulunmasını sağlayan ve aynı zamanda kendisi de Kallmann hastası olan Yönetmen-Yazar Abdurrahman Uygur Öztürk de konferansa katılım gösterdi. Öztürk, konferansta yapmış olduğu konuşmasında Kallman Sendromu olduğunu öğrendiği süreci ve bu süreci nasıl değerlendirdiğini anlattı. Kallmann Sendromu’nun yanı sıra bilinen diğer nadir hastalıklara da değinilen konferansta, Tıbbi Genetik Uzmanı Prof. Dr. Uğur Özbek, “Nadir Hastalıklar: Bir Toplum Sağlığı Sorunu” başlıklı sunumuyla Türkiye ve dünyada görülen nadir hastalıklar hakkında bir sunum gerçekleştirdi.

    “Hastalığımı 25 yaşımda öğrendim”

    Kallmann Sendromu’nun sadece Türkiye’de değil dünya genelinde de bilinirliğinin pek fazla olmadığını ifade eden Abdurrahman Uygur Öztürk, bu hastalığın normal insanların yanı sıra doktorlar tarafından da pek fazla bilinmediğini söyleyerek, Kallmann Sendromu hakkında kendi yaşantısı üzerinden bilgilendirmelerde bulundu. Öztürk, “25 yaşıma gelene kadar hastalığımın ne olduğunu bilmiyordum. Hastalığımın bilinmemesi nedeniyle ‘Ben eksik yaratılmıştım’ eziklik psikolojisiyle büyüdüm. Bu süreçte Hollanda’ya gitmiş olmam hayatımı değiştirdi. Orada ilk defa 2006 yılında Kallmann Sendromu olduğumu öğrendim. Sonrasındaysa çok doğru bir tedaviyle kendimi değiştirdim” dedi.

    “Kallmann hastaları kendilerini gizliyor”

    Gerçekleştirdikleri Kallmann Sendromu konulu konferansla aslında nadir hastalık olarak adlandırılan hastalıklara karşı bir farkındalık oluşturmak istediklerini de belirten Öztürk, “Bu doğrultuda yapmış olduğumuz çalışmalarla yurt dışından oldukça ilgi gördüm. Kallmann Sendromu ve diğer nadir hastalıklar ile ilgili hala anlayamadığım birçok konu var. Kalman Sendromu’nda görülen etken yalnızca cinsel organda gelişimin olmaması değildir. Bununla birlikte birçok etkeni de vardır. Cinsellik söz konusu olduğunda çevrede bu durum olağan karşılanmıyor. Bu sendromu yaşayan insanlar da genellikle kendilerini gizlemeyi tercih ediyorlar. Ben bu hastalığı yaşayan biri olarak kendimi ifade ettim. Ancak benim çevremde dahi bu sendromu yaşayan, kendisini gizleyenler ve utananlar var” şeklinde konuştu.

    “Normal bir insan değilim algısı oluşuyor”

    Bu sendromun fiziksel olduğu kadar psikolojik etkilerinin de olduğuna değinen Abdurrahman Uygur Öztürk, “Bu sendromu yaşayan insanlarda topluma karşı kendisini eksik hissetme durumu görülüyor. ’Normal bir insan değilim’ algısıyla psikolojik çöküntü başlıyor. Sonuç itibariyle ben kendime baktığımda aslında hep bir korkuyla büyüdüğümü gördüm. Dolayısıyla bu konferansı gerçekleştirmemizdeki en büyük neden, bu sendromu daha iyi anlamak ve topluma anlatmaktır. Bu sendromu yaşayan biri olarak ben de en az doktorlar kadar bu sendrom hakkında bilgi sahibi olup, insanlarla bu bilgi paylaşımını sağlamak istiyorum. Hastalığımla ilgili bir kitap yazarak ’Ben Kallmannım’ diye haykırdım. Kitabımda Kallmann Sendromu’nun ne olduğunu anlatmaya çalıştım. Bunun yanı sıra bu sendromun bana neler getirdiğini de yine kitabımda anlattım” ifadelerini kullandı.

    “Bizi biz yapan farklı olmamızdır”

    Kallmann Sendromu hastası olduğunu açıkladığında nasıl tepkiler aldığından da bahseden Öztürk, “Kitabımı yayınladıktan sonra çok güzel mesajlar aldım. Aldığım mesajlarda sosyal medyada farklı hesaplar açarak, kendi isimlerini kullanamayan ve Kallmann Sendromu olduğunu söyleyenlerde var. Ancak hala kendilerini gizleme ihtiyacı duyuyorlar. Bununla birlikte kitabımı okuyup, cesaret bulduklarını söyleyenlerden de mesajlar alıyorum. Bunların arasında ‘Başka bir insan olduğumu anladım’ diyenler de var. Ben kitabımda ve bu alanda gerçekleştirdiğim tüm etkinliklerde şunu vurguluyorum: ’Bizi biz yapan farklı olmamızdır.’ Bunu her fırsatta ifade ediyorum. Hastalara bu hastalığı bir dezavantaj olarak değil avantaj olarak algılamalarını öneriyorum. Bunun yanı sıra Türkiye’ye baktığımızda ise bu sendromu yaşayan hastalar ortaya çıkmaktan çekiniyor. Türkiye’de şuan ne kadar Kallmann hastası var bunu bilmiyoruz. Ancak doktorlarla da yaptığımız araştırmalar neticesinde bunu ortaya koyacağız. Ayrıca kurmuş olduğumuz Kallmann Platformu’unda da Kallmann hastalarıyla iletişim halindeyiz” diye konuştu.

    Kallman Sendromu, ergenlik başlangıcının gecikmesi veya yokluğuyla birlikte, sırasıyla, hipozomi veya anosmi diye bilinen, koku alma özelliği veya yokluğuyla kendini gösteren tıbbi bir durumdur. İkincil cinsel gelişim ve olgunlaşmadan sorumlu cinsel hormonlarının yetersiz üretimini içeren bir hipogonadotropik hipogonadizm türüdür. Bununla birlikte erkek hastalardaki belirtileri olarak çoğunlukla mikro penis olarak bilinen özellikle küçük bir penis ve inmemiş testisler ve normal ergenlik çağında, yüz, kasık ve vücut kıllarının büyümesinin azlığı şeklinde kendini gösterir. Kadın hastalarda ise ergenlik normal yaşta menstrüel (adet döngüsü) başlamazlar ve göğüs gelişimine dair çok az veya hiç kanıt yoktur.