Etiket: Gitmedi”

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “M4 güzergahında zaman zaman sıkıntılar olsa da iş fena gitmedi”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan: “M4 güzergahında zaman zaman sıkıntılar olsa da iş fena gitmedi”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “M4 yolu dediğimiz güzergahta zaman zaman bazı sıkıntılar olsa da iş fena gitmedi. 200 bin civarında İdlibli geri döndü. Hepsinden öte özellikle de kuzeyde briket konutlar yapıyoruz. Hedefimiz ilk etapta 20 bin planlamıştık ama belki 50 bine çıkartacağız. Bu konuda yani 50 bini yakalarsak bu İdlibliye bir rahatlama verecek” dedi.

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, TRT Haber canlı yayında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump ile yaptığı görüşmede F-35 ve S-400 bağlamında bir görüşmenin gündeme gelmediğini belirterek, “Çalışma grupları oluşturduk. Şu anda Trump ile bu akşam yaptığımız görüşmede de bunları oluşturduk. Dışişleri Bakanımız, Savunma Bakanımız , İstihbarat ve bunun yanında özel danışmanlarımız bu çalışmayı yapacaklar” dedi.

    İdlib ile ilgili son gelişmelere ilişkin bilgi veren Erdoğan, “Şu an itibariyle bu M4 yolu dediğimiz bu güzergahta zaman zaman bazı sıkıntılar olsa da iş fena gitmedi. Şu an itibariyle de gidiyor. 200 bin civarında İdlibli geri döndü. Hepsinden öte özellikle de kuzeyde bizim briket evler yapıyoruz, briket konutlar. Şu anda bu konutlarda AFAD, Kızılay ve bunun yanında STK’larımız yoğun bir şekilde çalışıyorlar. Hedefimiz ilk etapta 20 bin planlamıştık ama belki 50 bine çıkartacağız. Bu konuda yani 50 bini yakalarsak bu İdlibliye bir rahatlama verecek” ifadelerini kullandı.

    ABD’nin Minneapolis kentinde polis şiddeti sonrası George Floyd’un hayatını kaybetmesinin ardından başlayan ve ülke geneline yayılan protestolara ilişkin de bir değerlendirmede bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “George Floyd’un Amerika’da insanlık dışı bir müdahale sonucu hayatını kaybetmesi üzüntü verici bir olaydır. Bunları Trump’a söyledim. Vicdan sahibi hiçbir insanın kabul edebileceği bir durum değil. Orada polisin adeta gırtlağına basarak ona ’nefes alamıyorum’ çığlıklarını attırtan olay sıradan bir olay değil. Maalesef günümüzde bu ırkçı yaklaşımın bazen siyahilere bazen mültecilere yönelik uygulandığını görüyoruz. Biz Müslüman olarak ırk, din, renk, dil ya da inanç ayrımı yapmaksızın tüm insanlığın haklarını korumak için mücadele vermeye devam edeceğiz. ABD’de ve bazı Avrupa ülkelerinde siyahilere ve mültecilere karşı olan tavır herkesin malumudur. Sayın Obama ile bizim çok iyi günlerimiz oldu ama Obama bir siyahi olarak 8 yıllık başkanlığı döneminde acaba Amerika’daki siyahilere dönük ne gibi adımlar attı. Bu kültürel birikim ve insana bakış ile ilgili olan konudaki tavırlar çok çok önemli. Bu gelişmeleri gördüğümüz zaman bunlarda vicdan yok bu nasıl bir tavırdır nasıl insanlara bu şekilde yaklaşılır. George Floyd’un öldürülmesi üzerine Amerika’daki protestoların büyümesi ve farklı ülkelere yayılması bu ırkçılık karşıtı protestolar ile meydana gelmiştir ve bu şekilde de devam ediyor” dedi.

  • Utandığı için 13 yıl doktora gitmedi, tedavisinin ardından baba oldu

    İzmir’de 13 yıl önce testis kanseri tanısı konan ancak hastalığından utandığı için doktor kontrollerine gitmeyen Bayram Karaboğa’nın, tedavisinin ardından 13 yıl boyunca çektiği evlat hasreti sona erdi.

    Kendisine 2005 yılında testis kanseri tanısı konan Bayram Karaboğa (40), bir müddet tedavi oldu ve iyileştiğini düşünerek bir daha doktora gitmedi. Hastalığından utandığı için kontrollerine gitmeyen genç adam, hep baba olmak istese de hastalığından dolayı bir türlü çocuk sahibi olamadı. 2018 yılında yeniden hastalığı nükseden Bayram Karaboğa, yaşadığı ağrılara dayanamayarak doktora gitti. Kanser hücresinin nüksettiğini öğrenmesiyle ameliyat olmak zorunda kalan genç adam ardından kemoterapi aldı. Tedavilerini hiç aksatmayan Karaboğa, yıllardır özlemini çektiği evlat hasretine de tam 13 yıl sonra kavuştu.

    “Utandım ve doktora gitmedim”

    Yaşadığı süreci anlatan Bayram Karaboğa, “Yıllar önce testislerimde şişkinlik oldu utandım, hastaneye gitmedim. İnsanların utanmamasını tavsiye ediyorum. Çünkü ben geç kaldım ve çok farklı neticeleri oldu. Daha sonra ameliyat oldum ve sonrasında bir buçuk yıl kemoterapi aldım. Kontrollerim vardı ancak kemoterapiden nefret ettiğim için hastaneye 13 yıl boyunca hiç uğramadım. Neticesinde bel ağrısı şikayetiyle doktora gittim ve farklı şeyler çıktı. Atar ve toplardamar üzerinde 5 kitlenin olduğunu söylediler. Ben bunun farkına daha önce hiç varmamıştım. İnsanların bundan çekinmemesi lazım. Eğer ki bir teşhis konulmuşsa mutlaka doktorun tavsiyesine uyarak, devamlı gidip kontrollerini dikkatli şekilde yaptırmalarını tavsiye ediyorum. Hiçbir yerde hiçbir şekilde çekinmesinler. Çünkü sonrasında ağır bedeller ödenebiliyor. Sağ olsun yine Taner hocamız beni bu illetten kurtardı. Şimdi harfiyen verdiği kontrollere 2 ayda bir gelip uyuyorum” dedi.

    “Tedavimin ardından 13 yıl sonra baba oldum”

    Rahatsızlığından dolayı 13 yıl boyunca evlat hasreti çektiğini dile getiren Karaboğa, “Baba olamıyordum. Ameliyatımdan ve tedaviden sonra baba oldum. Allah herkese nasip etsin. Onu görünce gözüm başka hiçbir şeyi görmüyor. Bambaşka bir duyguymuş, bilemiyorum. Bu duyguyu yaşamak lazım, inanın anlatamıyorum. Hayatta kalmaya devam edeceğim. Mücadele edeceğim, Allahımın vermiş olduğu sağlığı iyi kullanmak için çabalayacağım” ifadelerini kullandı.

    “Ciddi bir risk altındaydı”

    Hastasının 2005 yılında ikinci evre testis kanseri tanısı aldıktan sonra kemoterapi uygulandığını anlatan Taner, “İlginç olan 2005 yılında ameliyat olan bir hastanın ve ‘tedavi oldu’ dediğimiz bir hastanın, yaklaşık 13 yıl sonra hastalığının nüksetmesi. Geç relaps diye tabir ettiğimiz bu grubun hastalığının görülme sıklığı çok çok düşüktür. Tüm testis kanserleri içinde yüzde 1,5-2’dir. Ciddi bir risk altındaydı hem hastalık anlamında hem de cerrahi olarak risk taşıyordu. Hem nadir görülmesi hem de ciddi bir ameliyat olması nedeniyle yapılma sıklığı da az, yapan sayısı da çok az. Hastamızı ameliyat ettik, kitleyi tamamen çıkardık ve ardından hastamızı izlemeye aldık. Yaklaşık 6 aydır da bir sorun yok” dedi.

    “Ürolojik kanserler içinde nadir görülen kanser türü”

    Hastasının tedavisinin ardından uzun yıllar sonra çocuk sahibi olduğuna değinen Prof. Dr. Rauf Taner Divrik, “Testis tümörü hastalarının yaklaşık yüzde 50’si tanı aldığı anda bile infertilite yani kısırlık riskine sahiptir. Bizim hastamız cerrahiden sonra kemoterapi de aldı ve bunun sperm üzerinde geçici de olsa olumsuz etkisi vardır. Yaklaşık yüzde 25 grup da kemoterapi sonrası kısırlık nedeniyle çocuk sahibi olamaz. Bizim hastamız da uzun süre çocuk sahibi olamadı ancak tedaviden sonra çocuğu oldu. Zaten kemoterapinin yapmış olduğu etki geriye dönüşümlü bir etkidir. Hastamız da yüzde 50 geçici olan gruba girmiş ve çocuk sahibi olmuştur” dedi.

    “Ağrı olduğunda mutlaka üroloji uzmanına başvurun”

    Testis kanserinin özellikle ürolojik kanserler içinde çok nadir görülen bir kanser türü olduğunu belirten ve hastalık hakkında bilgi veren Ege Şehir Hastanesi doktorlarından Prof. Dr. Rauf Taner Divrik, şunları söyledi:

    “Testis tümörü iki gruba ayrılıyor. Bir grupta daha erken 15-25 yaş aralığında görülür. Diğeri ise daha çok 35-45-50 yaşlara kadar çıkar. Özellikle genç erkeklerde görülmesi hem toplumda şaşkınlık oluşturur hem de tedavi anlamında önemli bir yer tutar. Daha çok erkeklerde testis ağrısı ya da testiste kitle şeklinde kendini gösterir. Genelde kitleyi çok önemsemezler ama ağrı başladıktan sonra doktora gitme isteği duyarlar. Testisle ilgili hastalar aslında geç tanı alıyor. Bununla ilgili hem bizim Türkiye’de yapmış olduğumuz yayın var ki dünya yayınları da böyledir. Genelde ortalama 2-3 ay hatta 6 aya kadar kitleyle ağrıyla dolaşıp nerdeyse bazıları ileri evreye geldikten sonra doktora başvuruyor. Bunun nedeni belki kapalı bir toplum olmamız, inançlar, kültürel yapımız gibi nedenlerle geç başvuruyorlar. Ama acıkan insan yemek yer, dolayısıyla bu çok doğal bir durumdur ve üstelik de hastalıktır. Bir ağrı olduğunda gidebileceğiniz, yapabileceğiniz en doğru hareket bir üroloji uzmanına başvurmaktır.”

  • Mahkemeye gitmedi, kapısına polis gelince kendini yaraladı

    Zonguldak’ın Ereğli ilçesinde yargılandığı davada mahkemeye gitmediği için hakkında yakalama kararı çıkan kişi, kapısına gelen polisin görünce evin camlarını kırıp kendisine zarar verdi.

    Olay, Kışla Mahallesi İnallı Sokak üzerinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Şaban Ç. (56) hakkında kardeşi İsmail Ç.’nin eşi Gülcan Ç. ile geçtiğimiz yıl yaşanan tartışma sonrası ‘Aile içi şiddet suçlaması’ ile soruşturma başlatıldı. Açılan dava sonrasında Şaban Ç. mahkemeye gitmeyince hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Savcılık talimatı ile polis ekipleri bu gün öğlen saatlerinde eve gittiklerinde Şaban Ç. sinir krizi geçirmeye başladı. Evin camlarını kırmaya başlayan Şaban Ç. yaralanarak baygınlık geçirdi. Şaban Ç. olay yerine çağrılan sağlık ekipleri tarafından ilk müdahalesi yapılarak ambulansla Kdz. Ereğli Devlet Hastanesi’ne kaldırıldı. Şaban Ç.’nin hastanedeki tedavisi devam ediyor.

  • Ak Parti Başdanışmanı Çelik: “Bir Tek Pkklı Sınır Dışına Gitmedi”

    AK Parti Genel Başdanışmanı Hüseyin Çelik, İmralı görüşmelerinde PKK’lıların görüşülen madde üzerinde durmadığını belirterek, bir tek PKK’lının yurt dışına çıkmadığını söyledi.

    AK Parti Gaziantep İl Kurucu Başkanı ve AK Parti Gaziantep Milletvekili Ahmet Uzer ile AK Parti Genel Başdanışmanı Hüseyin Çelik, Gaziantep’te esnaf ziyaretlerinde bulunduktan sonra iş adamı Cemal Kadıoğlu tarafından özel bir restoranda verilen yemeğe katıldı. Çelik, burada yaptığı konuşmada Türkiye’de 1950 ile 1960 yılları arasında Demokrat Parti tek başına iktidarda olduğunda Türkiye istikrarının yükseldiğini belirterek, 1960’tan sonra darbe yapıldığından dolayı 1965’e kadar koalisyonlar, eğik boğuk askeri yönetimlerle Türkiye’nin tepetaklak çakıldığını söyledi. Çelik, “1965-1971 yılları arasında Adalet Partisi tek başına iktidarda var. Türkiye yine tırmanıştaydı. 1971-1980 yılları arasında Türkiye’nin kaybettiği yıllardı. Anarşi terör, ortalığı sardı. 5 bin genç sokakta birbirini boğazladı. Türkiye sıradan ülkelere el açacak hale getirildi. Sonra darbe geldi. 1983’te merhum Özal’la beraber Türkiye yine bir istikrar yakaladı. Turgut Özal tek başına iktidara geldi. 1991’e kadar Türkiye yine çok ciddi bir ivme yakaladı. 1991 ile 2002 arası yine koalisyonlar dönemiydi. Öyle bir gün geldi ki, gerçekten Türkiye iflas noktasına geldi. Şimdi tekrar siyasi istikrar olmazsa ekonomik istikrar çıkmaz” şeklinde konuştu.

    “BİR TEK PKK’LI YURT DIŞINA GİTMEDİ”

    Çözüm süreciyle ilgili olarak da konuşan Çelik, başından beri işin içinde olduğunu ifade ederek, bir AK Parti hükumetinin bu işi çözmek için elini değil gövdesini bile taşın altına koyduğunu aktardı. Çelik, “İki şey vardı. İmralı’yla olan bu görüşmelerde 2 madde üzerinde anlaşılmamıştı. Bir parmaklar tetikten çekilecek, iki Türkiye’de ne kadar PKK’lı unsur varsa Türkiye’yi terk edecek. Parmaklar tetikten çekildi, çatışma olmadı. Fakat bir tek PKK’lı yurt dışına gitmedi. Daha önce dağda, yaylada, mezrada olan silahlı terör örgütü mensupları, şehrin içine yerleştiler, Nusaybin’de Cizre’de, Silvan’da, Varto’da apartmanlara yerleştiler. Hükümet çatışma olmasın diye bütün sabrını zorladı. Bütün ihtimalleri masaya serdi. Fakat iş çığırından çıkarılmış vaziyette. Biliyorsunuz ilçelerde biz özyönetim ilan ediyoruz diyorlar. Bunları hepimiz birlikte yaşadık. Aklımıza şu gelebilir. Ya AK Parti başlangıçta Kürtlerle bu işi güzel götürüyordu. Ama sonra iş değişti. Sevgili hemşherilerim, bir kez daha huzursuzda söylüyorum. Bunu Başbakanla da Sayın Cumhurbaşkanıyla da defalarca konuşmuşumdur. AK Parti’de Türklere yer var. AK Parti’de Kürtlere yer var. Ama her zaman söyledim, AK Parti’de Türkçülere de Kürtçülere de yer yoktur olmaması da gerekiyor” diye konuştu.