Etiket: Girişiminde

  • Darbe girişiminde vurulan mühendisten darbeciler hakkında suç duyurusu

    15 Temmuz darbe girişimi sırasında İstanbul’da cuntacılar tarafından vurularak yaralanan Samsunlu mühendis Metin Bağ, darbeye teşebbüs eden hainler hakkında suç duyurusunda bulundu. Yaşadığı dehşet dolu anları anlatan Bağ, “Bu vatana canımız feda” dedi.

    Samsun Büyükşehir Belediyesi’nde inşaat mühendisi olarak görev yapan 3 çocuk babası 41 yaşındaki Metin Bağ, yıllık izninde İstanbul’a gitti. 15 Temmuz darbe akşamı İstanbul Beyoğlu İstiklal Caddesi’nde gezerken darbe girişimi ile karşı karşıya kalınca burada darbecilere engel olmak isterken askerler tarafından silahla vurulan Bağ, her iki bacağından da yaralandı. Ölümden dönen Bağ, Samsun’a dönünce darbeciler hakkında avukatı Mustafa Remzi Toprak aracılığıyla İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na iletilmek üzere Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı’na ’Anayasal düzeni silah zoruyla ortadan kaldırmak’ suçundan suç duyurusunda bulundu.

    Yaşadığı dehşet dolu anları anlatan Metin Bağ, “15 Temmuz akşamı İstanbul Beyoğlu İstiklal Caddesi’ndeydim. Tabi olağanüstü bir hareketlilik olduğunu görünce İstanbul’un merkezi olarak Taksim’e gidelim dedik. Ne olup ne bittiğini orada anlarız dedik. İstiklal Caddesi’nin Taksim çıkışına vardığımızda askerlerin Taksim Meydanı’nı abluka altına aldığını ve polislerin de bir tarafta beklediğini gördük. Olağanüstü bir durum olduğunu anladık. Meydanın diğer tarafına, polislerin yanına geçme gereğini hissettik. Çünkü askerlerle en ufak bir diyalog kurma imkanımız yoktu. Kendilerine ne yapmak istediklerini sormamıza rağmen herhangi bir cevap vermediler. Polislerin yanına gittiğimizde isminin sonradan İsmail olduğunu öğrendiğim ve onunla aynı milletten olduğum için gurur duyduğum Beyoğlu İlçe Emniyet Müdürü’nün mesai arkadaşlarına, ‘Bu gece burada belki şehit olacağım. Eğer ben ölürsem görev sende, sen ölürsen görev sende, sen ölürsen görev sende’ diye sırayla bütün müdürlerine görev paylaşımı yaptı. Böyle bir olağanüstü olay cereyan ettiğinde biz de tarafımızı belli etmek zorunda kaldık. Biz de devletimizin yanında olduk” dedi.

    Kendilerinin devletin ve polisin yanında olması gerektiğini hissettiklerini ifade eden Metin Bağ, “Sivil halk olarak askerlerle, üsteğmen ile iletişim kurmak istedik. Kendilerine yaptıklarının hukuksuz olduğunu, buranın muz cumhuriyeti olmadığını, buranın kanunlar ile idare edildiğini ve yanlış yaptıklarını, bizim halk olduğumuzu, karşımızda değil yanımızda olmaları gerektiğini defalarla söylememize rağmen bize sert bir şekilde müdahale ettiler. Hatta ilk müdahalede sağ kulağıma dipçikle vurdular. İlk darbeyi orada aldık. Bizi geri püskürtmeye çalıştılar. İlerleyen saatlerde Gezi Parkı tarafında iki kamyon asker vardı. Onları sivil halk direnişi ile püskürttük. Kamyonlara binip alanı terk etmek zorunda kaldılar. Anıtın çevresinde sıralanan askerleri de püskürtmek ve meydanı halk olarak ele geçirmek için yanlarına gittik ve birden silahlar ateşlendi. Kaçışmaya başladık. 7-8 kişi vurularak yere serildiğimizi hatırlıyorum. Her iki ayaklarımdan ve bacağımdan vuruldum. Ayağımda da hala kurşun parçaları var. Yere uzanınca bir sıcaklık hissettim. Benden daha çok vahim durumda olanlar vardı. Sağolsun halkımız bizi hemen oradan güvenlikli bölge olarak gördüğü polisimizin yanına götürdü. Daha sonra gelen ambulanslarla Okmeydanı Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldık. Hastanede bizden daha kötü, daha acı tablolar vardı. Çok daha vahim durumda olanlar, çok daha hayati tehlikesi olanlar vardı. Oluk oluk kan akan insanlar vardı. Onları görünce halimize şükrettik ve bizim yaralanmamız hiçbir şey değildi. Gecenin ilerleyen saatlerinde doktorlar bizimle uğraşmasınlar, bizden daha vahim durumda olanlar var, onları tedavi etsinler diye kendi isteğimizle hastaneden ayrıldık. Doktorların yükünü hafifletelim diye hastaneden ayrıldık. Ben böyle kahraman bir milletin ferdi olmaktan gurur duyuyorum. Allah bir daha ülkemize böyle bir olay yaşatmasın. Kendi adıma Allah’a şükrediyorum, vatan için Taksim Meydanı’nda kanımı akıtmayı bana nasip etti” şeklinde konuştu.

    Metin Bağ, darbecilerin en ağır şekilde cezalandırılması için suç duyurusunda bulunduğunu belirterek, “Ben birey olarak ne yapmam gerekiyorsa onu yaptım. Darbeciler hakkında suç duyurusunda bulundum. Böyle bir olaya ve darbeyi düşünenlerin de bir kere daha düşünmesi için hukuki yollarla her türlü hakkımızı arayacağız. Devletimiz, milletimiz var olsun” ifadelerini kullandı.

  • Darbe girişiminde yaralanan ve bu sabah şehit düşen sağır dilsiz genç son yolculuğuna uğurlandı

    Darbe girişimi sırasında isabet eden kurşunla yaralanan ve tedavi gördüğü hastanede bu sabah hayatını kaybeden 21 yaşındaki sağır dilsiz genç, gözyaşları içerisinde son yolculuğuna uğurlandı.

    15 Temmuz darbe girişimi sırasında Sultangazi Baştabya kışlasına giderek darbe girişimine engel olmaya çalışan vatandaşlardan sağır ve dilsiz olan 21 yaşındaki Erhan Dündar darbeci askerler tarafından çılan ateşle bulunduğu kamyon üzerinde vurulmuştu. Ağır şekilde yaralanan Dündar, tedavi gördüğü Çapa Eğitim ve Araştırma Hastanesinde bu sabah hayata gözlerini yumarak şehit olmuştu.

    Dünadar, Sultangazi Merkez Camii’nde ikindi namazına müteakip kılının cenaze namazının ardından son yolculuğuna uğurlandı. Ailesinin tek çocuğu olduğu öğrenilen Dündar’ın babası Ramazan ile Annesi İmhan Dündar gözyaşlarını tutamadı. Çok sayıda vatandaşı katıldığı cenaze töreninde Dündar’ın yakınları tabuta sarılarak gözyaşı döktü.

    Kılınan cenaze namazının ardından Dündar’ın cenazesi defnedilmek üzere Edirnekapı Şehitliğine götürüldü.

  • Darbe girişiminde yaralandı, demokrasi nöbeti tutmaya devam ediyor

    Fethullahçı Terör Örgütü ve Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) tarafından 15 Temmuz gecesi yapılan darbe girişiminde Ankara’da yaralanan Prof. Dr. Ali Ölçücü, memleketi Elazığ’da demokrasi nöbeti tutmaya devam ediyor.

    Yıllık izni nedeniyle dostlarını ziyaret etmek için Ankara’ya giden Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Ölçücü 15 Temmuz gecesi darbe girişimi sırasında havadan atılan bomba sonucu Genelkurmay Başkanlığının önünde sol bacağına 8 adet şarapnel parçası isabet ederek yaralandı. Vatandaşlar tarafından hastaneye götürülüp tedavi altına alınan Prof. Dr. Ali Ölçücü, doktorların istirahat et demesine rağmen memleketi Elazığ’a dönerek demokrasi nöbeti tutmaya devam ediyor.

    Ankara’ya yıllık izninden dolayı dostlarını ziyaret etmek için gittiğini dile getiren Fırat Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ali Ölçücü, “Akşamüstü dostlarımla yemek yedik. Yemekten sonra saat 22.30 gibi alçaktan uçan F-16’ların gürültüsünü duyduk ama böyle bir girişimin olacağını tahmin etmedik. Daha sonra evlerimize dağıldık ve ben yeğenim Muhammed Berdan Ölçücü’nün evine gittim. Yeğenimin evinde TRT 1’de darbe sokağa çıkma yasağının ilan edilişinin ardından Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın halkımızı meydanlarda görmek istiyorum demesiyle gözü kararlı bir şekilde dışarı çıkıp Kızılay’dan Genelkurmay Başkanlığı’na kadar yürüdük” dedi.

    Aldığım yara, polisin bizden, jandarmanın kimden duygusu kadar acıtmadı

    Genelkurmay Başkanlığının önüne ilk gittikleri anda, uçakların üzerilerinde uçtuğunu ama herhangi bir ateşlemenin olmadığını belirten Prof. Dr. Ali Ölçücü, “Atılan bombayla yaralandım. Orada polis aracını bizden, tankı düşmandan zannediyorduk. Böyle bir şey olması çok kötüydü. Çünkü ikisi de Türkiye Cumhuriyeti’nin vergileriyle olan kolluk kuvvetleri. Aldığım yara benim canımı, polisi bizden, jandarma kimden duygusunu hissetmek kadar acıtmadı” diye kaydetti.

    Genelkurmay Başkanlığının önünde bekledikleri anda vatandaşların o anki ruhunu gördükçe hiçbir şeyden korkmadığını aktaran Ali Ölçücü, “Oraya ailesini, çocuğunu, can parelerini getiren insanlar vardı. Gömleğini çıkartıp tankın eksozuna tıkayanları, yürüyen paletin üzerine basıp tankın üzerine çıkan gençleri, Genel Kurmay Başkanlığının önüne helikoptere, ‘İşte bunlar bizim polislerimiz’ deyip 60, 70 yaşındaki insanların tel örgülerin üzerinde atladığını görünce çok mutlu oldum. İnsanların üzerine kurşun yağarken ’İnsanlar kaçalım bizi de öldürecekler demeyip, öleceksek o gün, bugündür’ dediği bir an oldu” diye konuştu.

    Atılan bomba ile olduğumuz yere yıkıldık

    TBMM’ye atılan bombanın ardından silahlarla tarama yapıldığını söyleyen Ölçücü, “Havadan atılan bombayla olduğumuz yerde yıkıldık. Ayağa kalktığımda hiçbir şey hissetmiyordum. Orada ki yaralıları yardım ediyorduk. 3, 5 dakika sonra ayağımın ısındığını hissettim. Sol bacağıma baktım ve diz kapağımdan aşağısının tamamen kan içinde olduğunu gördüm. Elimdeki bayrakla ayağımı sıkıca bağladım. Yaram sıcakken bir şey hissetmedim ama yara soğuyunca acıyı hissettim. Vatandaşların yardımıyla hastane gittim ve ayağımda 8 tane şarapnel parçasının olduğunu söylediler” şeklinde konuştu.

    Darbe girişiminde yaralanmasının ardından memleketi Elazığ’da İzzetpaşa Meydanı’nda demokrasi nöbeti tutmaya devam eden Ölçücü, “ Memleketimde demokrasi meydanında bulunmak istedim. 1 hafta boyunca hemşerilerimi yalnız bıraktığım için üzülüyorum. Doktorum bana kalkma demesine rağmen benim bu meydanda bulunmam gerekiyordu” ifadelerini kullandı.

    Doktorların istirahat et demesine rağmen meydanlarda olan Prof.Dr. Ölçücü, günlük pansuman yaptırarak tedavisini de sürdürüyor.

  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu, 15 Temmuz gecesi darbe girişiminde şehit olan vatandaşların aileleri biraraya geldi

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, “FETÖ’yü en güzel ifade eden kelimeler vatansız, milletsiz, dinsiz, diyanetsiz, hain, melun gibi kelimelerdir” dedi.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, 15 Temmuz gecesi darbe teşebbüsüne karşı sokağa inen ve şehit olan vatandaşların aileleri ile Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde bir araya geldi. FETÖ’nün kendinden başka kimseye yaşam hakkı tanımadığını belirten Topçu, “Korkunç darbe senaryolarını 15 Temmuz günü uygulamaya koyan FETÖ, tarihimize kara bir ihanet sayfası olarak geçmiştir. Karınca dahi ezmediğini iddia eden bir hareket, darbeler tarihimizde görmediğimiz bir vahşete imza atmıştır. Gücü ele geçirince kendisi dışındakilere nasıl hayat hakkı tanımadığını, nasıl canavarlaştıklarını 15 Temmuz gecesi bütün Türkiye görmüş oldu. Bir ihanet girişiminde bulunarak boğazına kadar suça ve günaha batmıştır” ifadelerini kullandı.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu, “FETÖ’nün terör örgütü olduğunu ancak ilgilileri biliyordu. Şimdi bütün Türkiye ile dünyanın iyi insanları da öğrenmiş oldu. Günlerdir genç yaşlı demeden meydanları hınca hınç dolduran halkımız, demokrasiye bağlılık yanında aldatılmışlık hissinden kaynaklanan öfkeyle de FETÖ’nün ve darbecilerinden hesap sormaktadır. Dünya tarihine geçecek bir direniş destanı yazılıyor. Etrafına zarar vermeden büyük bir olgunluk ve cesaretle tam bir dayanışma ve birleşme örneği sergileyen milletimizin iradesi karşısında hem FETÖ hem de arkasındaki güç veya güçler şaşkınca bozguna uğramışlardır. Yaptıkları vahşetten sonra FETÖ’yü en güzel ifade eden kelimeler vatansız, milletsiz, dinsiz, diyanetsiz, hain, melun gibi kelimelerdir. 15 Temmuz’da küresel işgali önleyen birinci kuvvet millet olmuştur. Pek tabi basınımızın tutumu, polisimizin ve darbecilere destek vermeyen askerlerimizin direnişi de çok anlamlıdır ama milletin sokağa inmesi FETÖ’nün ipini çekmiştir. Bu asil direnişin her bir ferdini bir kez daha tebrik ediyor, şehitlerimizi de rahmet ve minnetle anıyor, gazilerimize acil şifalar diliyorum. Bu şanlı mücadelede yakinen tanıdığımız dostlarımız da şehadet şerbeti içtiler. Necati Sayın, Fazıl Gürs, Rüstem Perçin, Halil Işılar gibi kardeşlerimiz mücadelenin en ön saflarında FETÖ’nün kurşunlarına hedef olarak hayatlarını kaybettiler. Hepsine tekrar rahmet diliyorum” diye konuştu.

    “FETÖ ile mücadelede hattı müdafaa değil sathı müdafaa vardır, o satıh bütün vatandaki her alandır”

    “FETÖ’yle mücadele top yekûn bir milli mücadeledir” diyen Topçu şöyle devam etti:

    “Milletimiz meselenin önemine hâkimdir. Hem dünün hesabını sorma hem de geleceği kurtarma adına bu mücadele milli ve dini bir mecburiyettir. Meydanlardaki demokrasi nöbeti sadece bir tedbir değil aynı zamanda bu şanlı mücadeleye verilen desteğin de bir ifadesi olduğu için çok anlamlıdır. FETÖ ile mücadelede hattı müdafaa değil sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandaki her alandır.”

    Topçu, Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatı ve 15 Temmuz darbe kalkışması arasındaki bağların ortaya çıkmasının ardından tekrar gündeme gelen “Kaza mı, suikast mi?” konusu ile ilgili, “Merhum Başkanım Muhsin Yazıcıoğlu’nun malum olayında da bu şebekenin birçok hilesi ve oyunu olduğu anlaşılıyor. Darbe girişiminde aktif rol alan bazı askeri personelin Yazıcıoğlu olayında da şüpheli sıfatıyla yargılanmış ve bizim takibimizle cezaevinde yatmış olmaları oldukça manidardır. Bu mesele yeniden mercek altına alınmalıdır. Helikopterden parça söken keçilerin nasıl bir hatıra binaen, kimin emriyle bunu yaptıklarının ortaya çıkarılması insani, vicdani ve vatani bir görevdir. Masum insanların üzerine bomba yağdırmaktan bile imtina etmeyen bir örgütten her türlü melanet, her türlü oyun beklenir. Bu millete ve devlete ihanet eden bu hainlerin bütün eylemleri tek tek incelenmeli ve cezaları burunlarından fitil fitil getirilmelidir. Sabrımızın ve sessizliğimizin son raddesindeyiz. Şayet FETÖ’nün bu olaya dahli varsa bilsinler ki çok acı hesap verecekler” açıklamasında bulundu.

    “Muhsin Yazıcıoğlu’nun vefatı hakkında Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ile görüştük” diyen Topçu, “Cumhurbaşkanımızın talimatı ve bilgisinde; Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreter Yardımcıları Nadir Alparslan ve Metin Kıratlı ile birlikte takip ediyoruz ama ben TBMM’den ve Meclisimizin Başkanı İsmail Kahraman’dan, CHP ve MHP’nin kıymetli gruplarından, Muhsin Başkanın olayı ile ilgili ortak imzalı geniş katılımlı meclis soruşturması açılması hususunda girişimde bulunmalarını millet adına talep ediyorum. TBMM’nin değerli üyeleri içinde rahmetli Muhsin Başkanla siyasi mesai yapan sayın milletvekillerimizin bu hususta gayret göstermelerini istiyorum ve göstereceklerinden de eminim” şeklinde konuştu.

    “Bu örgütü Türk milleti 15 Temmuzdan sonra topyekün yalnızlaştırmıştır”

    FETÖ ile mücadelede ederken devlet aklının gereği olarak sabırlı ve soğukkanlı olunması gerektiğini belirten Topçu şunları kaydetti:

    “Milletin yeterince gerilim içinde olduğunu düşünüyorum. Tansiyonu düşürerek aklıselim hareket etmek Türkiye’ye kazandıracaktır. Bu örgütü Türk milleti 15 Temmuzdan sonra topyekün yalnızlaştırmıştır, dünyada da yalnızlaşmalarını sağlarsak işimiz daha kolay olur diye düşünüyorum. 15 Temmuz darbe girişimine karşı koyarken şehit ve gazi olan vatandaşlarımıza Devletimiz her türlü desteği verecek. Cumhurbaşkanımızın bu konudaki talimatları Hükümetimiz tarafından en kısa sürede yerine getirilecektir.”

  • Darbe girişiminde bulunan askerlerden 3’ü yakalandı

    15 Temmuz gecesi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kaldığı otele saldırı girişiminde bulunan ve firari olan 17 askerden 3’ü Marmaris’teki Çetlibeli Jandarma kontrol noktasının 3 kilometre uzağında dağlık alanda yakalandı.

    Darbeci askerlerin yakalandığının duyulması üzerine bölgeye çok sayıda ekip sevk edildi. Olayı duyan vatandaşlar da bölgeye akın ederken şu anda Çetibeli yakınlarında ciddi bir yoğunluk yaşanıyor. 17 darbeci askerden 7’sinin Çetibeli ormanlık alanda kıstırıldığını ve bunlardan 3’ünün yakalandığını belirten askeri yetkililer kaçan 4 askerin yakalanması için operasyon başlatıldığını belirtti. Kıstırılan 7 askerden 4’ünün ormanlık alana kaçması üzerine bölgeye helikopterlerle getirilen özel timler çalışmalara başladı. Yakalananların ikisinin astsubay, birinin de binbaşı olduğu öğrenildi.