Etiket: Girecek

  • Engelliler Denize Girecek

    İzmir Gaziemir’de 2003’te kurulan Dünya Engelliler Derneğinin hazırladığı projenin hayata geçmesiyle ilk aşamada 2 bin kişiye tatil olanağı sağlanması hedefleniyor. Engelsiz Mavi Projesini hazırlayan derneğin başkanı Ali Karaibrahimoğlu, “Her canlının hakkı olan denizler ortak malımızdır” dedi.

    Dünya Engelliler Haftasında engellilerin yüzünü güldürecek müjde niteliğindeki haber, 2003 yılından beri İzmir’in Gaziemir İlçesinde faaliyet gösteren Dünya Engelliler Derneğinden geldi. Hayatları boyunca hiç denize girememiş olan engellileri, güneşin sıcak yüzü, mavinin huzuru, denizin tuzuyla tanıştıracak olan çok özel bir proje hazırlandı. Kamuya ait atıl durumdaki kamp ve sosyal tesislerin engellilerin kullanımına açılmasını öngören bir proje, kısa süre önce Başbakanlığa sunuldu. Dünya Engelliler Derneği Başkanı Ali Karaibrahimoğlu tarafından hazırlanan proje, yaz sezonunda en az 2 bin engelliye, aileleriyle birlikte tatil yapma olanağı sağlanmasını öngörüyor.

    BAŞBAKANLIK PROJEYİ İNCELİYOR

    Türkiye’nin kıyı şeridinde kamuya ait çok sayıda kamp, misafirhane ve sosyal tesisin kapatıldığını ve atıl durumda olduğunu dile getiren Karaibrahimoğlu, “Türkiye’de nüfusun 12’si engelli. Ne yazık ki engellilerin birçoğu dört duvar arasında bir yaşam sürüyor. Sosyal hayata katılmalarının önünde sayısız engel var. Dernek olarak bu engellerin kaldırılması için yaptığımız çalışmalar sırasında, engelliler tatil yapmasının önündeki engelin kaldırılması amacıyla yola çıktık” diye konuştu. Bu konuda hazırladığı projeyi daha önce çeşitli kurum ve kuruluşlara sunduğunu söyleyen Karaibrahimoğlu, çalışmasını son olarak Başbakanlığa sunma fırsatı bulduğunu söyledi.

    ENGELSİZ OTOBÜSLER GEREKİYOR

    Projenin ilk aşamasında devlet tarafından tahsis edilecek kamp ve tesislerin engellilerin kullanımına uygun hale getirilmesi gerektiğini anlatan Karaibrahimoğlu, “Çözülmesi gereken ikinci büyük sorun ulaşım konusu. Bunun için de gerekli sayıdaki otobüsün engellilerin kullanımına uygun hale getirilmesi gerekiyor. Bunu başardığımız an dernek olarak bu yaz sezonunda en az iki bin engelli ailesine tatil yaptırabiliriz” dedi. Gelişmiş ülkelerin bazılarında engellilerin tatil yapması için özel otel ve tesisler bulunduğunu kaydeden Karaibrahimoğlu, sözlerine şöyle devam etti: “Ayrıca denizin fizik tedavi ve rehabilite yönüyle iyileştirici etkisi nedeniyle sağlık sigortaları masraflarını karşılıyor.”

    “BİR RAMPA BİLE YOK”

    Karaibrahimoğlu, İzmir Büyükşehir Belediyesinin İnciraltı’ndaki Engelliler Merkezinde dernek üyeleri ve engelli arkadaşlarına bilgi vermek için buluştu. Karaibrahimoğlu, engelliler için yapılmış bu tesisin bulunduğu yerde denize inmek için özel bir rampa bile yapılmamış olmasına dikkat çekti. Engellilerin denize girmeleri ve tatil yapmaları yönündeki bugüne kadar hiçbir çalışma yapılmamış olmasının sosyal devlet ilkeleriyle uyuşmadığına vurgu yapan Karaibrahimoğlu, Başbakanlık tarafından olumlu bulunan projesiyle devletin bu ayıptan kurtulacağının altını çizdi. Karaibrahimoğlu, “Denizle aramızdaki engeli kaldırmak için tüm kurum ve kuruluşlara görev düşüyor” diyerek sözlerini noktaladı.

  • Psikolog Karapınar TEOG Sınavına Girecek Öğrenci Ve Ailelerine Tavsiyelerde Bulundu

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Aile ve Çocuk Hizmetleri Şube Müdürü Psikolog Betül Karapınar, 27 Nisan Çarşamba ve 28 Nisan Perşembe günlerinde gerçekleştirilecek Temel Eğitimden Ortaöğretime Geçiş Sınavı (TEOG) öncesinde öğrenci ve ailelerine tavsiyelerde bulundu. Sınavlara hiçbir hayati önemin atfedilmemesi gerektiğini ifade eden Karapınar, sınava girecek tüm öğrencilere başarılar diledi.

    27 Nisan Çarşamba ve 28 Nisan Perşembe günleri gerçekleştirilecek TEOG sınavı öncesinde açıklamalarda bulunan Aile ve Çocuk Hizmetleri Şube Müdürü Betül Karapınar, “Sınav çocukların sadece bilgisini ölçen, eğitim sürecinde bir aşama olarak kalmalıdır. Sınava hiçbir hayati önem ve değer atfedilmemelidir” dedi.

    Karapınar, “Öğretim yılının ikinci dönemi peş peşe gelen sınavlar neticesinde birçok öğrenci için heyecanlı ve sıkıntılı bir süreç haline gelmektedir. Öğrenciler hem yüksek motivasyonun beraberinde getirdiği gerginlik hem de beklentilerin yorduğu dağınık bir ruh hali ile bu yarışa hazırlanıyorlar. Hemen hemen her çocuğun yaşadığı bu ruh hali çocukları olduğu kadar onlara bu yolculukta destek olmaya çalışan aile ve öğretmenleri de oldukça etkilemektedir” dedi.

    Betül Karapınar, konuşmasında, “Bu sınavlarda başarıyı hedefleyen öğrenci ve velilerin sınavlara hazırlık sürecinde yaşadıkları duygular zaman zaman değişiklik gösterse de temelinde heyecan, endişe ve kaygı vardır. Çocuklardaki sınav kaygısı okul ve aile çevresindeki aşırı beklentilerden ortaya çıkabilir. Bu noktada ailelerin ve eğitimcilerin yaklaşımları sınava yükledikleri anlam, kaygıyı pekiştirici olmamalıdır. Sınav, çocukların sadece bilgisini ölçen, eğitim sürecinde bir aşama olarak kalmalıdır. Sınava hiçbir hayati önem ve değer atfedilmemelidir” ifadelerini kullandı.

    Tüm öğrencilere başarılar dileyerek konuşmasını tamamlayan Karapınar; “Yaşları gereği ergenlik sürecinde olan çocuklara ailelerinin sınav sonuçlarıyla ilgili rahatlatıcı mesajlar vermeleri, sonucun ne olursa olsun onun mutluluğundan ve sağlığından daha önemli olmadığı her fırsatta hissettirilmelidir. Sınav öncesinde ve sonrasında çocukta psikolojik baskı oluşturacak herhangi bir davranışta bulunulmaması önemlidir. Bu vesile ile sınava girecek tüm öğrencilere başarılar diliyoruz.”

  • ODÜ, 2017’ye Hızlı Girecek

    Son zamanlarda yaptığı kamulaştırmalarla mevcut alanını genişleten ve bu alanlara inşa ettiği binalarla öğrencilerine daha kaliteli bir eğitim sunmayı amaçlayan ODÜ, 2017 yılında yapacağı proje çalışmalarına şimdiden başladı.

    2017 yılı içerisinde gerçekleştirilecek olan fiziki projelerin yapılacağı ve kamulaştırılarak Ordu Üniversitesi’nin kullanımına açılan alanları Rektör Prof. Dr. Tarık Yarılgaç yerinde inceledi.

    Projelerde, rektörlük hizmet binası, öğrenci yurtları, fakülte ve yüksekokul binaları, sosyal tesis alanları, peyzaj çalışmaları, üniversite personeline yönelik sosyal ve sportif alanlar gibi bir dizi proje yer alıyor. Proje çalışmaları için yerinde incelemeler yapan Rektör Yarılgaç’a Genel Sekreter Metin Karakuş ve Yapı İşleri Daire Başkanı Recep Arslan eşlik etti. İnceleme sonucunda yapılacak olan projelerin ilk etapta yer tespiti gerçekleştirildi.

    Çalışmaların ilk etabında yapılması planlanan ve 12 bin metrekare kapalı alana sahip rektörlük hizmet binasının mimarisi tüm idari birimlerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde tasarlandı. Peyzaj çalışmalarına kadar hazır olan proje hayata geçirilirken doğaya ve yeşil alana azami ölçüde dikkat edilecek.

    İncelemeler sırasında projelerle ilgili bilgi veren Rektör Yarılgaç, “Ordu Üniversitesi yönetimi olarak amaçlarımızdan biri üniversitemizin ihtiyaç duyduğu alanları tespit ederek sorunları ortadan kaldırmak. Üniversite denildiğinde akla sadece eğitim amaçlı binalar gelmesin. Bu akademik kısmın birde idari kısmı var. Biz şimdiye kadar ilk olarak akademik kısmına ağırlık verdik. Eğitim kalitemizin yükselmesi için çaba sarf ettik ve bunu da başardığımızı çok rahat söyleyebiliriz. Şimdi sırayı üniversitemizin idari kısmına verdik. İnşallah Türkiye’de örnek bir kampüs haline getirdiğimiz bu güzel Yerleşkemizin yeni binalar ve alanlarla çok daha güzel noktalara taşıyacağımıza inanıyoruz” dedi.

  • Star Rafinerisi 2018 Yılında Hizmete Girecek

    Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi’nin (SOCAR) Türkiye Başkanı Kenan Yavuz, Petkim kampüsü içinde yapımı devam eden Star Rafinerisi’nin yüzde 54’ünün tamamlandığını ve 2018 yılında hizmete gireceğini belirterek, rafinerinin devreye girdiğinde Türkiye’nin en büyük 500 şirketi sıralamasına ikinci sıradan dâhil olacağını söyledi.

    SOCAR Türkiye Başkanı ve Petkim Yönetim Kurulu Üyesi Kenan Yavuz, Petkim Yarımadası’nda devam eden yatırımlar hakkında bilgi verdi. 2018 yılı başında üretime başlaması hedeflenen Star Rafinerisi’nde gelinen son durumu değerlendiren Kenan Yavuz, inşaat sürecinin tüm hızıyla devam ettiğini ve yüzde 54 tamamlanma oranına ulaştıkları bilgisini verdi.

    8 BİN 200 KİŞİ ÇALIŞIYOR

    25 Ekim 2011 tarihinde temelleri atılan rafinerinin, 5,6 Milyar Dolarlık yatırım büyüklüğü ile Türkiye’nin tek noktaya yapılan en büyük yatırımı olduğunu hatırlatan Yavuz, bugüne kadar 15 milyon adam/saat çalışma yapıldığını, 2016 yılı Mart ayı itibarıyla rafineri inşaatında 8 bin 200 kişi çalıştığını kaydetti. Rafineri devreye girdiğinde Türkiye’nin en büyük 500 şirketi sıralamasına ikinci sıradan dâhil olacağının altını çizen Yavuz, inşaat süreci ile ilgili şu bilgileri verdi:

    “İnşaatımız programladığımız süre ve bütçemiz sınırları içinde büyük bir başarı ile devam ediyor. Bugüne kadar 21 bin ton çelik montajı, 3 bin 500 ton ağırlığında 78 adet ana ekipman montajı tamamlandı. 95 bin 600 metrekare gabion duvar inşaatı, 27 milyon ton kazı ve 10,5 milyon ton dolgu yapıldı. 2 bin 117 adet 74 bin ton ağırlığındaki ekipmanların yüzde 60’ı önümüzdeki 3 ay içinde sahamıza intikal etmiş olacak. Elektrik ve enstrüman kabloları 7 bin 900 km’ye ulaşacak, 1.7 Milyon metreküp kapasiteli 75 tankın inşaatı hızla ilerliyor. STAR Rafinerisi İzmir’e ve Türkiye’ye çok yakışacak. SOCAR olarak böyle büyük bir projeye imza atmaktan gurur duyuyoruz.”

    Petkim limanının da tamamlandığını ifade eden Yavuz, limanı işletecek olan APM Terminals firmasına limanın devir sürecinin başladığını, çok yakında limanın hizmete girmesiyle İzmir’in yepyeni bir yapı ile tanışacağını kaydetti.

    “GÜMRÜK BİRLİĞİ REVİZE EDİLMELİDİR”

    Azerbaycan Devlet Petrol Şirketi’nin (SOCAR) Türkiye Başkanı Kenan Yavuz, Türkiye’nin son 13 yılda altyapı yatırımlarında adeta bir devrim yaptığını belirterek, bu sürecin üretim devrimi ile taçlandırılması gerektiğini söyledi.

    20 yılı geride bırakan Gümrük Birliği anlaşmasının, dönemin siyasi iktidarları tarafından okunmadan imzalanan bir anlaşma olduğunu savunan SOCAR Türkiye Başkanı Kenan Yavuz, “Bu anlaşma, Türk tarihinin en büyük kapitülasyon anlaşmasıdır. Avrupa Birliği’nin bize haber vermeden yaptığı anlaşmaların tümü bizi bağlıyor. Karar mekanizmalarının hiçbirinde yokuz. Bir sabah kalkıyoruz ki önümüzde yeni bir serbest ticaret anlaşması… Buna en ilginç örnek Güney Kore’dir. AB ile Güney Kore serbest ticaret anlaşması yaptı. Biz mallarımızı G. Kore’ye gümrüklü ihraç ederken, onların malları Türkiye’ye sıfır gümrükle girmeye başladı. ‘Bari karşılıklı gümrükleri kaldıralım’ dedik ve biz de STA yaptık. Bugün Güney Kore’den yaptığımız ithalat, ihracatımızdan 10 kat fazla. Aynı durum şimdilerde Transatlantik Ticaret Anlaşması (TTIP) için de geçerli. Bu anlaşmaya Türkiye olarak dâhil olmazsak, ABD malları Türkiye’ye sıfır gümrükle girerken, biz mallarımızı ABD’ye gümrük vergisiyle satabileceğiz. Türkiye acilen ya AB’ye tam üye olmalı veya gümrük birliğinin Türkiye aleyhine olan unsurları temizlenmelidir” diye konuştu.

    “ENERJİ ARZ GÜVENLİĞİ EN KRİTİK KONUDUR”

    SOCAR Türkiye Başkanı Kenan Yavuz Türkiye’de ‘sürdürülebilir büyüme ve refaha sahip bir ekonomi olmak için, enerji arz güvenliğimizi tesis edilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye enerji arz güvenliğine yönelik çok önemli adımlar attığını dile getiren Yavuz, şunları söyledi:

    “Petrol ve Doğalgaz kaynağımızın olmamasını dert etmemeliyiz zira enerji kaynağına sahip olmak otomatik olarak mutlu olmak anlamını taşımıyor, enerji cenneti Irak bir yanda, sıfır enerji kaynağı olan Japonya bir yanda. 2035 yılına kadar dünya enerji talebi yüzde 50 daha artacak, enerji sektörüne yönelik yatırım ihtiyacı her zamankinden daha yüksek düzeylere ulaşacak, özellikle Uzakdoğu’daki yeni gelişmeler dünya enerji tüketim ihtiyacını artıran temel neden olarak ortaya çıkıyor. Türkiye enerji arz güvenliğine yönelik çok önemli adımlar attı, enerji köprüsü olma noktasında önemli projelerin kendi topraklarından geçmesini sağlayarak hem bu projelere ortak olarak kendi tüketimini garanti altına alıyor ve hem de projelerin ekonomisinden fayda sağlıyor. Türkiye’nin enerji oyununda etkin rol almaya başlaması bölgemizdeki politik karmaşanın da temel nedenidir.”

    “’NÜKLEERDEN VAZGEÇİLİYOR İDDİASI DOĞRU DEĞİL”

    Nükleer enerjiden vazgeçildiğine yönelik iddiaların da yanlış ve bilimsel temelden yoksun olduğunu savunan Kenan Yavuz, “Dünyanın yüze 40’ı Hindistan ve Çin’de yaşıyor . O insanlar teknoloji ile yeni tanışıyorlar. Tüketimleri hızla artıyor. Bu üretimi karşılayacak enerji kaynağının da olması gerekiyor. Türkiye’de son yıllarda Almanya ve Japonya’nın nükleer teknolojiden vazgeçtiği şeklinde bir şehir efsanesi dolaşıyor. Bu bilgi doğru değildir. Almanya 40 yaşını geçen nükleer santralleri rehabilite etme kararı aldı. Ya kapatacak ye teknolojisini yenileyecek. Hali hazırda dünyada 50’ye yakın nükleer santral inşa ediliyor. Yenilenebilir enerjide özellikle Avrupa’da çok başarılı uygulamalar var. Su zaten kullanılan bir kaynak. Ama hiçbir kaynak tek başına ihtiyacı karşılayacak kapaside de değildir. Dolayısıyla herkes kaynak çeşitliliğini, arz güvenliğini ve maliyet yapısını düşünerek hareket ediyor” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin üretim yapısının, herkesin üretebildiği ürünlerden oluştuğunu vurgulayan Kenan Yavuz, buna karşılık toplumda “rekabet” kelimesinin önemsenmediğini belirtti. Yapılacak üretimin dünya ile rekabet eden yapıda ve uygun fiyatta ve kalitede olması gerektiğinin altını çizen Yavuz, “İhracat yapacaksan, rakibinden daha uygun maliyette üretmek, daha kaliteli üretmek ve satmak zorundasın. Çünkü sen ileri teknoloji ürünü, vazgeçilmez bir mal üretmiyorsun. Dünyada herkesin üretebildiği şeyleri üretiyoruz. Herkesin ürettiği malları herkesten pahalı nasıl satacağız? Yakında Bangladeş ve Pakistan gibi ülkeler bile bize rakip olabilir. Çünkü kolay işler yapıyoruz. Zor iş yapmıyoruz. Enerji maliyetimiz işgücü maliyetimiz mutlaka rekabetçi olmak zorunda. Devletimiz rekabetçi olmalıdır, bürokrasi rekabetçiliği özümsemelidir” dedi.

  • Umurbey Yaza Yeni Yüzüyle Girecek

    Gemlik’in tarihi Umurbey Mahallesi’nde Gemlik Belediyesi tarafından yapılan meydan düzenleme çalışmalarına destek veren Büyükşehir Belediyesi, bir asırlık tarihi Umurbey Camii’nde başlattığı restorasyon ve çevre düzenleme projesiyle Umurbey’in yaza yepyeni bir görüntüyle çıkmasını sağlayacak.

    Tarihi ve kültürel miras çalışmalarıyla Bursa’nın tarihi değerlerini UNESCO Dünya Mirası Listesi ile evrensel değer haline getiren Büyükşehir Belediyesi, merkeze yeni dahil olan tüm bölgelerdeki tarihi miras çalışmalarına ağırlık verdi. Tüm ilçelerde tarihi envanter çalışmalarını tamamlayan Büyükşehir Belediyesi, öncelik sırasına göre restorasyon projelerini de bir bir hayata geçiriyor. Çalışmalar kapsamında Gemlik’in tarihi mahallelerinden Umurbey meydanındaki 1899 yılında yapılan tarihi Çarşı Camii’nde de çalışmaları başlatan Büyükşehir Belediyesi, minarenin yenilenmesinin yanında tarihi camiyi bütünüyle elden geçirecek. Gemlik Belediyesi tarafından yapılan meydan projesiyle entegre bir şekilde yapılacak proje ile tarihi cami de meydana ayrı bir değer katacak.

    Büyükşehir Belediye Başkanı Recep Altepe, beraberindeki Gemlik Belediye Başkanı Refik Yılmaz ile birlikte tarihi Umurbey Çarşı Camii’nde incelemelerde bulundu. Merkez ve ilçelerde tüm anıtsal eserlerin, camilerin çevre düzenleme çalışmalarının hız kesmeden devam ettiğini belirten Başkan Altepe, “Umurbey Gemlik’in marka beldelerinden biri. Caminin elden geçirilmesi, minarenin orijinal olarak yapılması, avlunun bütünüyle düzenlenmesi, abdest alma yerleri ve tuvaletlerin caminin doğu bölgesine alınması ve alanda zemin düzenlemeyi kapsayan önemli bir çalışmayı hayata geçiriyoruz. Burası Umurbey’in ismine yakışır güzel bir meydan haline gelecek. Çalışmalar onaylar alındıkça adım adım devam ediyor. Bu yaz güzel bir kentsel tasarım projesi ortaya çıkmış olacak” dedi.

    Gemlik Belediye Başkanı Refik Yılmaz da yaz sonuna doğru farklı bir Umurbey’i ortaya çıkaracak çalışmalara verdiği destek nedeniyle Başkan Altepe’ye teşekkür etti.