Etiket: Girecek

  • Milli takıma girecek güreşçiler belli oldu

    Afyonkarahisar’da dün başlayan Türkiye Kadınlar Güreş Şampiyonası’nda yapılan final maçları sonrası Kadın Güreş Milli Takımı’na girecek sporcular belli oldu.

    Afyonkarahisar Spor Kompleksi’nde dün başlayan şampiyona bugün yapılan müsabakaların ardından sona erdi. Müsabakalar sonrası kilogram kategorilerinde Kadın Güreş Milli Takımı’na seçilen sporcular şöyle:

    48 kilogram: Evin Demirhan, Emine Çataoğlu, Özge Kuzucukdır, Sümeyye Sezer.

    53 kilogram: Fikriye Gök, Aysun Erge, Laman Gürbanova, Burcu Kebic.

    55 kilogram: Bedia Gün, Nuray Karadağ, Mehlika Öztürk, Dilan Kaya.

    58 kilogram: Derya Bayhan, Neslihan Ulusoy, Hatice Ece Tekin, Aybike Cintaş.

    60 kilogram: Gamze Nur Adakan, Özlem Göldağ, Ebru Kenger, Cemile Unudan.

    63 kilogram: Hafize Şahin, Aslı Tuğcu, Sinem Topçu, Ecem Uygun.

    69 kilogram: Buse Tosun, Kadriye Aksoy, Aslı Demir, Burcu Üğdüler.

    75 kilogram: Yasemin Adar, Tuğba Kılıç, Gülşen Cengiz, Beste Altuğ.

  • Türk kahvesi ve lokum, Honduras pazarına Türk dizileri ile girecek

    Latin Amerika pazarının lojistik merkezlerinden olan Honduras’tan gelen alım heyetinin başında ki isim olan Guachicafe CEO’su Dora Oseguera, “Türk kahvesi ve lokumu çok özel ürünler. Bu kültürü bizde kendi ülkemizde yaygınlaştırmak istiyoruz. Bu kültürün tanıtımını Honduras’ta Türk dizileri ile yapacağız” dedi.

    İhracat pazarlarımızı çeşitlendirmek için ülke olarak harekete geçtiğimiz bugünlerde Ekonomi Bakanlığı’nın UR-GE projesi kapsamında Honduras’tan gelen alım heyetini ağırlayan İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği ve Şekerli Mamuller Tanıtım Grubu, Honduras pazarına Türk kahvesi ve lokum ile girecek. Honduras’tan gelen heyetin başında yer alan Guachicafe CEO’su Dora Oseguera, “Türk kahvesi ve lokumu çok özel ürünler. Bu kültürü biz de kendi ülkemizde yaygınlaştırmak istiyoruz. Honduras’taki insanlar kahveyi ve şekerlemeyi çok seviyor. Türk lokumunun Honduras’ta olmasını ve Türk kahvesi ile birleştirip sunmayı çok istiyorum.Türk dizileri Honduras da oldukça popüler ve izleniyor,bu da Türk kahvesi ve lokumun konumlandırılmasında, pazarlanmasında fayda sağlayacaktır. Türk dizisinin yayınlandığı kanal ile görüşmeyi düşünüyorum. Pazarlama medya ile gelir.Bu kültürün tanıtımını Honduras’ta yine Türk dizileri ile yapacağız” dedi.

    Gerçekleştirdikleri çikolata ithalatına da değinen Oseguera, “Amerika ve Meksika’dan çikolata ithalatımız var. Ana ürünümüz çikolata. İthalat düşündüklerimizden ABD, sizin rakibiniz çünkü kalitesi çok iyi. Türkiye’deki ürünlerin kalitesi ve fiyatları da çok iyi. Fiyat açısından ABD Türkiye’den daha pahalı fakat kalite olarak Türkiye ile aynı. Paketleme olarak Türk ürünleri çok renkli ve ilgi çekici ayrıca oldukça yenilikçi. Ambalaj konusunda da pazarda yine en büyük rakibiniz ABD. Latin Amerikalı üreticiler ambalajın önemini henüz kavrayamadılar” diye konuştu.

    “Honduras Latin Amerikan’ın lojistik üssü”

    Latin Amerika ülkeleri arasında Honduras’ın lojistik açıdan çok büyük bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Oseguera, “Honduras jeopolitik açıdan Latin Amerika’nın merkezi konumunda. Bölgemize gelen ürünlerin birçoğu bizim ülkemizden yayılıyor. Ülkemizin 9 milyon nüfusu var. Ülkenizden getireceğimiz ürünleriniz 1 milyon veya daha az bir popülasyona hitap ediyor olacağız. Türkiye yüksek kalitede ürün üretebilmek için çok fazla efor sarf ediyor. İyi fiyatla iyi kaliteyi birleştirmek hiç kolay değil ama Türkiye bunu başarıyor. Hatta Amerika’da bile mesafeye ve rekabete rağmen kendine yer bulabiliyor. Türkiye’nin konumlandırması oldukça iyi. Ürünlerin çoğunu denedim tadı çok güzel, denemelerde hepsinin tadına baktım hatta bazı ürünlerin hepsini yedim. Buradaki firmaların hemen hemen hepsinin yenilikçi ürünleri var. Belçika waffleını Honduras’a götürmeyi düşünüyorum. Türkiye’nin kruvasan ve waffledan pazar payı alabileceğini düşünüyorum. Çikolatalı kruvasanı çok beğendim. Honduras’ta çikolatalı kruvasan yok” diye konuştu.

    “2017 yılında çok daha fazla çalışacağız”

    Honduras’tan gelen alım heyetine ev sahipliği yapan İstanbul Hububat, Bakliyat, Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Zekeriya Mete, “Bu zor dönemde Honduras’tan böyle bir ekibi getirmek bizler için çok önemli. Ekonomi Bakanlığımızın Ur-Ge projesi kapsamında 2017 yılının ilk alım heyetini ülkemizde ağırladık. 2017 yılında da alıcıları ülkemize getirmeye devam edeceğiz. 2016 yılı içerisinde 19 ülkeden alım heyetlerini ülkemizde ağırlamıştık. 2017 yılı bu alanda çok daha fazla çalışmamızın gerektiği bir yıl. İhracat seferberliğine çıktık. Bu pazar uzak diyerek oralara gitmeme şansımız yok” dedi.

  • LYS’ye girecek öğrencilere önemli uyarılar

    LYS’de açık uçlu/kısa cevaplı soruların yer alması kararı ile birlikte uygulamanın öğretmenlere, velilere, öğrencilere kısacası eğitim sistemine yansımalarının tartışıldığı “Açık Uçlu Sorular ve Yansımaları” paneli, Uğur Okulları ev sahipliğinde Bahçeşehir Üniversitesinde gerçekleşti. Panelde önemli açıklamalarda bulunan Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Gelbal, “Kısa cevaplı soruların çoktan seçmeli sorulardan en önemli farkı kodlama becerisi gerektirmesidir” dedi.

    Açık uçlu sorular puanlama sırasını değiştirecek mi?

    “Açık uçlu sınav yazılı yoklama sınavıdır. Soru sayısının az, cevap süresinin uzun olduğu sınavdır. Biri uzun diğeri kısa cevaplı iki türü bulunur. ÖSYM’nin ilan ettiği sınav ise kısa cevaplı yazılı testlerdir” diyen Prof. Dr.Gelbal, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Açık uçlu soru uygulaması bütün sorular için geçerli değil. Örneğin Matematikte 80 soruda 3 tane kısa cevaplı soru sormak öğrencilerin puanlama sırasını değiştirecek mi? diye baktığımızda tüm öğrencilere aynı sistem uygulandığı için sıralamaya nasıl etkisi olacağını uygulamada göreceğiz. Kısa cevaplı soruların toplam soru sayısı içindeki payı yüzde 2-3’lerde. Bu orana da baktığımızda benim beklentim çok fazla etkisi olmayacağına yönelik; ancak ’şans başarısını’ aza indirecek. Nedeni ise; ÖSYM’nin açıkladığı örnek sınav sorularına bakarsanız çoktan seçmeliden farkı olmayan sorular da var. Yani sınavda 5 seçenek verilecek ve öğrencilerden sadece o tabloda verilen cevaplardan bir tanesini cevaplamaları istenecek.”

    Çoktan seçmeli sorular ile seçme işleminin yapıldığı eğitim sistemlerinde bilgi ve kısmen kavrama kazanımının üst seviyede olduğunu fakat uygulamada öğrencinin alt seviyede kaldığını belirten Prof. Dr. Gelbal, açık uçlu sınavların çoktan seçmeli sınavlara artısının öğrencinin daha üst düzey özelliğini ölçmek olduğunu ve ÖSYM’nin örnek olarak sunduğu soruların bu düzeye erişmek için bir adım olduğunu söyledi. Prof. Dr. Gelbal, “Sözelde çok uygun değil; ancak sayısal sorularda öğrencilerin problemi çözme davranışı ölçülebilir. Sayısal sorularda problem çözme davranışı üst düzey bir davranıştır, uygulamaya kadar çıkartır. Bu yönden açık uçlu sorular artı bir özellik katacaktır. Çoktan seçmeli soruların bunu ölçmesini bekleyemeyiz” dedi.

    “En önemli fark ’kodlama becerisi’ gerektirmesi”

    2017 LYS sınavında 15 tane kısa cevaplı soru yer alacağını belirten Prof. Dr. Gelbal, “Bu sayı ileride artar mı, artarsa ne olur?” sorusuna şu cevabı verdi:

    “Kısa cevaplı soruların yanıtlanması kodlama ile yapılacak. Bu nedenle kısa cevaplı soruların çoktan seçmeli sorulardan en önemli farkının kodlama becerisi gerektirmesi. Örneğin; öğrenci sınavda bir tane (İ) yi (I) veya tam tersi şeklinde kodlarsa cevap birebir uyuşmadığı için soruyu bildiği halde tam puan alamayacak. Bu da değerlendirme sırasında öğrencinin daha üst düzey özelliğini ölçmeden öteye geçebilir. Kısa cevaplı soruların çoktan seçmeliden bir de şöyle bir farkı olacaktır: Her türlü sınavda okuduğunu anlama var; ancak öğrenci açık uçlu/kısa cevaplı sorularda anladığını yazılı ifade etme becerisini de içerisine katacak. O yüzden okumak çok önemli. Okursa hem anlayabilir hem de yazabilir”

    “Okullarda açık uçlu sınavların kullanılmasını şiddetle tavsiye ediyorum”

    Açık uçlu sınavların kullanılmasını tavsiye eden Prof. Dr. Gelbal, “Açık uçlu sınav sorularını seçmeli kullandığımız zaman bunun uygulamalarını okullarda çok rahat görebileceğiz. Biliyorsunuz ülkemizde müfredatları sınavlar belirler. Sınavı ne tür yaparsanız bütün okullar içeriği ona göre düzenleyebiliyor. Okullar çoktan seçmeli sınava göre eğitim öğretim verdiği için de öğrenciler daha dilekçe yazmasını bilmiyor. Dolayısıyla okullarda açık uçlu sınavların kullanılmasını şiddetle tavsiye ediyorum. Okullara yansımasının bu yönde artı bir rol katacağını düşünüyorum” dedi.

    Sınava nasıl çalışılmalı?

    LYS’de ilk kez uygulanacak kısa cevaplı sorulara nasıl hazırlanılması gerektiğini anlatan Uğur Okulları Rehberlik ve Ar-Ge’den Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Barış Sezgin, “Öğrencilerin kavram haritaları ile öğrendikleri bilgileri semantik hafızalarına aktararak daha kalıcı hale getirmeleri gerekiyor. Kısa cevaplı sorularda zihinden geri getirme çok önemli. Bol bol kitap okumaları, okuduğu metinleri anlamaya çalışmaları dahi onlar için çok yararlı egzersizler. Öğrencilerin ezberci bir öğrenme yaklaşımdan daha ziyade kavramaya yönelik çalışmaları, zihinsel haritalar çıkartıyor olmaları, kavramları karşılaştırabiliyor olmaları ve özellikle kavramların aralarındaki benzerlikleri yapabiliyor olmaları çok önemli. Öğrencilerin bunları gerçekleştirirken de öğrenmenin içine mutlaka duyularını da katması gerekiyor. Biliyorsunuz duyular işin içinde oldukça hatırlayabilme, zihinden geri getirme daha fazla artıyor. Öğrenciler bu sayede bilgileri daha doğru kodlayıp daha doğru anlamlandırabiliyor” diye konuştu.

    2013 yılında Türkiye’de ilk defa açık uçlu sorularla denem sınavı uyguladıklarını vurgulayan Sezgin, “Uğur Okulları, ÖSYM’nin yeni dönemde aldığı karara hızlı bir şekilde adapte olarak 20-21 Ocak’ta Uğur Okullarında Açık Uçlu Sorulardan oluşan Deneme Sınavı’nı gerçekleştirecek” dedi.

    Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selahattin Gelbal’in yanı sıra Bahçeşehir Okulları Genel Müdür Yardımcısı Dr. Özge Aslan, Ümraniye Bahçeşehir Okulları Müdürü Yrd. Doç. Dr. Çağla Burçak Garipağaoğlu, Sebit Ölçme Değerlendirme Koordinatörü Mehmet Büge ve Amerika’da görev alan Eğitim Araştırma Bilimcisi Dr. Enis Doğan’ın konuşmacı olarak yer aldığı panele akademisyen, eğitmen ve öğrenciler katıldı.

  • Ünlü şarkıcı Emre Kaya, yeni yıla Sakarya’da girecek

    Ünlü şarkıcı Emre Kaya, yeni yıla Sakarya’da gireceğini açıkladı.

    Ünlü şarkıcı Emre Kaya, yeni yıla Marmara Bölgesi’nin önemli turizm merkezlerinden birisi olan Sakarya’da gireceğini açıkladı. ’Dın Dın’, ’Yapboz’, ’Esaret’, ’Apayrı’, ’Teşekkür Ederim’, ’Benimsin’ ve ’Sorma’ gibi sevilen şarkılarıyla adından söz ettiren Emre Kaya’nın, yeni yıl konserinde eğlence mekanlarından Green Pub’da sahne alacağı belirtildi.

    Sakarya’dan gelen teklifi geri çevirmediğini söyleyen Emre Kaya, “Yeni yıla Sakarya’da gireceğim için çok heyecanlıyım. Ülkemizin her köşesi cennetten bir parça, her yöremizin insanı ayrı bir değerdir. Sakarya’nın da benim yanımda önemli bir yeri var. Gelen yeni yıl teklifleri arasından Sakarya’yı tercih etmemin nedeni de bu yörenin sanata ve sanatçıya verdiği değeri bildiğim içindir. Şimdiden Sakaryalı sevenlerime sevgilerimi gönderiyor, yeni yılda birlikte olmaya davet ediyorum” dedi.

  • 2017’de vizyona girecek olan Mezarcı’nın fragmanı yayınlandı

    Yönetmenliğini Talip Karamahmutoğlu’nun üstlendiği ve oyuncu kadrosunda Emre Altuğ’un bulunduğu ‘Mezarcı’ filminin ilk fragmanı yayınlandı.

    Yönetmenliğini Talip Karamahmutoğlu’nun üstlendiği ve oyuncu kadrosunda Emre Altuğ, Nilay Erdönmez, Orhan Aydın, Mustafa Uzunyılmaz, Turan Özdemir, Sadık Gürbüz ve Hikmet Karagöz gibi isimlerin yer aldığı ‘Mezarcı’ filminin ilk fragmanı yayınlandı. Girdap, Bir Hikâyem Var ve Öğrenci İşleri isimli filmlerinin ardından dördüncü filmini izleyicilerle buluşturan Talip Karamahmutoğlu, usta yazar Osman Şahin’in hikâye verdiği dördüncü kuşak yönetmen olma özelliğini taşıyor.

    2017’de sinemaseverlerin karşısına çıkacak olan filmin vizyon tarihi ise önümüzdeki günlerde netlik kazanacak. Mezarcı filmi aynı zamanda 4. Uluslararası Antakya Film Festivali’nin açılış filmi olarak seçildi ve festivalde “Altın Defne” ödülü için yarışacak.

    Filmin konusu ise şöyle:

    “Yeni bir hayat kurmak umuduyla işçi olarak gurbete gittiği Almanya’da mezarcılık konusunda ustalaşan Ejder, babasının ölümü üzerine memleketi Dalaman Şerefler Köyü’ne döner. Ejder’in köyündeki yerli ve yabancıların oluşturduğu milyon dolarlık yaşam alanları, Ejder’in mezarcılık konusununda ki birikimlerine yeni ufuklar açar.

    Milyon dolarlık evlerde oturan bu insanları, öldükten sonra köy mezarlığına defnetmek fikrine karşı çıkan Ejder, ’’Aslan yattığı yerden bellidir’’ felsefesi ile yola çıkarak, ölecek her varlıklı insana ölümsüzlüğü simgeleyen zeytin ağaçları altında sonsuz bir yaşam vaat eder. Kişiye özel mezar tasarımları ile cennete giden bu yolda müşterilerine eşlik eden Ejder ve şirketi ’’Yatay mezarcılık, öldükten sonra bile yanınızda olacak’’ sloganı ile işler yolunda giderken, kasabaya sonradan yerleşen Bektaş’ın travmatik hikayesi ile yüzleşir.”