Etiket: Gidiyor

  • Öğrenciler okula at arabasıyla gidiyor

    Adana’nın Ceyhan ilçesine bağlı Burhanlı Mahallesi’nde öğrenciler okula at arabalarıyla gidiyor. Okul servislerine yönelik yapılan yasa değişikliğinin ardından muhtarların attığı yanlış imzadan dolayı öğrenciler, devletin sağladığı imkanlardan yoksun kaldı.

    Edinilen bilgiye göre, servislere yönelik yapılan yasa değişikliğinin ardından minibüs kooperatifi olan mahallelerde yaşayan öğrencilerin mahallelere ait kooperatif minibüsleri ile okullara gitmesi kararı alındı. Kooperatifi olmayan mahallede yaşayan öğrenciler ise muhtarlar tarafından atılan yanlış imza sonucu mağdur olurken, 3 buçuk kilometre uzak olan okula öğrenciler, at arabaları, bisiklet ve yaya olarak gitmek zorunda kaldılar.

    Burhanlı Köyü Muhtarı Zeki Durgun, kooperatifçilerin yanlarına gelerek imza istediklerini belirterek, “Biz polisten, askerden, jandarmadan dolayı bu mahallelere giremiyoruz onun için bize bir yazılı kağıt verin, biz de köye gelerek servis yapalım’ dediler. Biz bu yazılı kağıda imzamızı bunlara sunduk. Yalnız bunlar bizi kandırdılar. Bunlar bizim verdiğimiz imzayı başka yönlerde kullandı. Bu yüzden de benim köyümün çocukları mağdur kaldı. Yemekten de mağdur kaldı servisten de mağdur kaldı. Bunun içerisinde getireni var getiremeyeni var. Çoğu kişi de okula gönderemiyor çocuklarını. Ben bir muhtar olarak devletimizden el atmasını rica ediyorum” diye konuştu.

    Okul servislerinden yararlanamadıklarını belirten Faruk Abasıkeleş ise, “Beş yıldan beri devlet servisimiz vardı. Son yılda devletimizin çıkardığı yeni bir kanuna göre kooperatif olan köylere taşımacılık vermiyorlar. Bizim köyümüzde kooperatif sadece isimde var. Daha önceleri muhtarlarımızdan güzergah belgesi diye imza aldılar. Bunu da yanlış yerde kullandılar. Kooperatifin araçları olmadığı için çocuklarımız devletin servisinden faydalanamıyor. Otomatikman yemek servisinden de faydalanamıyorlar” dedi.

    Köyden okula iki oğlunun geldiğini söyleyen Şevket Bekiroğlu da, “Biri 1. sınıf diğeri 8. sınıf yayan gidip geliyorlar. Çocukları götürüp getirmeye gücümüz yetmiyor. At arabalarıyla, yaya olarak geliyorlar. Yağmurda yağışta imkanımız yok. Devletimizden buna bir çözüm bulmasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Araba sedyeyle çocuklar ameliyata güle oynaya gidiyor

    Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’nde ameliyathane sedyesinin araba şekline dönüştürülmesi sayesinde çocuklar, ameliyata güle oynaya gidiyor.

    Samsun Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi Yöneticisi ve Başhekimi Uzm. Dr. Alaittin Domaç, Türkiye’deki diğer çocuk hastanelerine örnek olacak bir projeye imza attı. Başhekim Domaç, çocukların ameliyat korkusunun önüne geçebilmek için ameliyathane sedyesinin etrafına araba modeli kaplama yaptırdı ve bu sayede çocukların ameliyat korkusunu yenip güle oynaya ameliyata gitmelerini sağladı. Bugün ilk kez kullanıma başlanılan araba sedye ile kasık fıtığı ameliyatına gitmek için serviste ameliyat saatini bekleyen 5 yaşındaki Caner Öztürk’ün heyecanı ve sevinci, uygulamanın ne kadar doğru olduğunu gözler önüne serdi. Araba sedyeye binip ameliyathaneye gidene kadar hastane koridorunda “vın vın” ve “düdüt düdüt” diyerek sevinç içinde ameliyata giden Caner Öztürk, çok mutlu olduğunu söyledi.

    Caner’in babası Ziyattin ile annesi Bedriye Öztürk, söz konusu uygulamanın diğer hastanelere de örnek olmasını isteyerek, “Caner ameliyat öncesi çok korkuyordu. Sedye arabayı görünce bütün korkusunu yendi. Bu uygulamadan dolayı Başhekim Alaittin Domaç’ı kutluyoruz” dediler.

    Başhekim Uzm. Dr. Alaittin Domaç ise, “Hastane olarak böyle bir örnek projeyi uygulamak bizi mutlu etti. Çocuklar bizim geleceğimiz. Biz onların korkularını yenmek için hastanemizde çeşitli uygulamalar yapıyoruz. Bu da onlardan bir tanesi. Çocukları güle oynaya ameliyathaneye gönderiyoruz. Sonrasında taburcu olduklarında da onlara ’Cesur Çocuk’ sertifikası veriyoruz. Çocuklar mutlu olunca bizler de mutlu oluyoruz” diye konuştu.

  • Orcik, köylü kadınların elinden dünya pazarına gidiyor

    Türkiye’nin en zengin yöresel mutfak kültürüne sahip olan Elazığ’da üzüm ve cevizle hazırlanan Orcik, kadınlar tarafından organik olarak yapılarak dünya pazarına sunuluyor.

    Osmanlı döneminde yapılan ancak o dönem ticaret imkanı olmayan doğal vitamin ve tatlı kaynağı Orcik’in vatanı Elazığ’da, üzüm hasadıyla birlikte tatlı bir telaş başladı. Eylül ayında başlayan üzüm hasadı ile birlikte toplanan üzümler uzun bir yolcuğunun ardından cevizle buluşarak Orcik’e dönüşüyor. Köylüler, uzun uğraşlar sonucu yaptıkları Orcik’i yurt içi başta olmak üzere dünyaya pazarlıyor. Yurtbaşı’nda 60 dönüme yakın üzüm bağları olduğunu ve Eylül ayı itibariyle hasada başladıklarını ifade eden 5 çocuk annesi 71 yaşındaki Sündüs Atila, ürettikleri pestil, Orcik ve pekmezi yurt içi ve dışı piyasalarına sunduklarını söyledi.

    71 yaşında yarım asırdır Orcik yapıyor

    Osmanlı’dan günümüze kadar gelen Orcik’i 50 yılı aşkın bir süredir yapan Sündüs Atila, çocukluk zamanında anne ve babasından bunu yapmasını öğrendiğini söyledi. Daha önceleri Orcik’in ticaretinin olmadığını aktaran 5 çocuk annesi Atila, “Daha sonra bağlar geliştiği için ticarete başladık. Yurt içi ile birlikte, Hollanda, Almanya, Sudi Arabistan başta olmak üzere yurt dışına da satış yapıyoruz. Evimize göre gelirimizi sağlıyoruz. Üzümümüzü telef etmiyoruz” dedi.

    Orcik yapımı sabah ezanı ile başlıyor

    Sabah ezanı okunmadan kalktığını vurgulayan Atila, “Ateşi yakarım. Üzümün temizliğini ve süzmesini yaparım. Daha sonra dinlendirip toprağını veririm. Sermesiyle beraber 1 günümü alıyor. Kazanına göre sabah namazından gecenin 3’üne kadar benim zamanımı alabiliyor. Zahmeti çok” diye konuştu.

    Gençlerin öğrenme isteğinin olmamasından sitem eden anne Atila, çevresindeki bir çok kişinin ise artık Orcik yapmak için kendini yormadığını, geçmişte olduğunun tam tersine yardımlaşmanın azaldığını aktardı. Bazen işleri yetiştirmek için yemek yeme fırsatı bile bulamadıklarını anlatan Atila, kendi yaptığı organik ürünlerin piyasada bilinmesi nedeniyle imalathanelerde yapılan ürünlerin satışlarını etkilemediğini söyledi.

    Organik tarım adına çiftçilere destek sağlamaya çalıştıklarını dile getiren Organik Proje Teknikeri Mustafa Yaşar ise, “Çiftçilere, hem taze sebze, meyve hem de bu tür ürünlerin satışlarında yardımcı olmaya çalışıyoruz. İç piyasa ve Avrupa’ya satılmalarıyla belirli bir gelir kaynağı oluşuyor. Burada aslında emekçiler parayı çok kazanmıyor. O kadar emek vermesine rağmen 25, 30 liraya sattıkları ürünü, aracılar yüzde 100’lük bir farkla müşteriye satıyor. Bu konuda daha duyarlı olunarak üreticinin hakkını vermek gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    Elazığ’da köklü bir geçmişe sahip olan Orcik, Artvin’de küme Kahramanmaraş ve çevresinde ise Cevizli sucuk olarak adlandırılıyor.

  • (Özel Haber) İtalya’nın iplikleri Kayseri’den gidiyor

    Kayseri’de faaliyet gösteren Başyazıcıoğlu Tekstil AŞ, 14 yıl önce 4 makine ile başladığı iplik üretiminde, İtalya markaları tarafından tercih edilen 3 firmadan biri haline geldi.

    Başyazıoğlu Tekstil A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Murat Başyazıcıoğlu, 2002 yılında kurulan ve 4 makine ile üretime başladıkları firmalarının; bugün BAMEN markası ile başta İtalya olmak üzere, Avrupa ülkelerinde, en çok tercih edilen ilk 3 iplik tedarikçisinden biri haline geldiğini söyledi.

    Üretiminin yüzde 35’ini ihraç ediyor

    Hedeflerinin, iplik üretiminde dünya markaları ile yarışır hale gelmek olduğunu belirten Murat Başyazıcıoğlu, “Başyazıcıoğlu Tekstil, standart konvansiyonel pamuk ipliği üretimi üzerine kurulan bir tesis. 2002 yılında 4 makine ile başladığı yolda, şu anda 52 bin iğe ulaşmış durumdadır ve yıllık yaklaşık 12 bin ton civarında iplik üretmektedir. 2009’da yaptığı yeni yatırımlarla kompakt iplik üretimi ve bobin boyama üretimiyle birlikte kapasitesini arttırmıştır. Şu an gelinen noktada 100 milyonun üzerinde ciro yapmaktadır ve üretiminin yüzde 35’ini ihraç etmektedir. Aynı zamanda son 5 senedir yaptığı ar-ge çalışmaları ile de standart pamuk ipliği üretiminden daha katma değerli üretimlere yönelmiştir ve iplikte markalaşma yolunda hızlıca ilerlemektedir” dedi.

    İtalyanların tercih ettiği 3 firma arasında

    İtalya başta olmak üzere Avrupa ülkelerine iplik ihracatı yaptıklarını kaydeden Murat Başyazıcıoğlu, penye, penye kaşmir ve penye yün ipliği gibi ürünlerde dünya markalarına tedarikçi durumuna geldiklerini söyledi. BAMEN olarak, daha fazla sayıda uluslararası markaya iplik tedarikçisi olmayı hedeflediklerinin altını çizen Murat Başyazıcıoğlu, “Bundan iki yıl önce yaptığımız araştırmada, İtalya’da tercih edilen on firma arasındaydık. Şu anda İtalya başta olmak üzere, Almanya ve Portekiz gibi Avrupa ülkelerinde tercih edilen ilk 3 firma arasındayız. Şu anda İtalya’yı ayakta tutanmarkalar var. Onların yaptığı ürünleri biz yapmaya başladık. Önceden Türk kumaşçılarımız hep İtalya’ya bağlı kalmışlar. Bağlı kalınan bu pahalı ürünleri; özellikle İtalya’nın tecrübeli olduğu yün ve kaşmir karışımı ürünleri rahatlıkla yapabilir hale geldik. Hatta daha iyisini yaptığımızı söyleyebilirim. O yüzden de İtalya başta olmak üzere Avrupa pazarında tercih sebebi oluyoruz.” diye konuştu.

    Türkiye’de ilk kez nanoteknolojik soya ipliği üretildi…

    Son yıllarda pamuk iplikçiliği üretimi, düşük işçi ve enerji maliyetlerinden dolayı Uzak Doğu ve Afrika ülkelerine kaydığı için, katma değerli iplikler üretmeye başladıklarını belirten Murat Başyazıcıoğlu, Türkiye’de ilk kez, soya ipliği üretimini gerçekleştiren firma olduklarına dikkat çekti. Murat Başyazıcıoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Dünyada sıcaklık arttığı ve moda sektöründe koleksiyonlar artık neredeyse her hafta yenilendiği için daha ince numara ipliklere yönelmek durumunda kaldık. Kışın sıcak, yazık serin tutan ürünlerle ilgili ar-ge çalışmaları yaptık ve Türkiye’de ilk kez soya ipliğini biz ürettik. Bunun faydası mikrop tutmaması, örneğin çoraplarda kullanıldığında koku yaymayan antibakteriyel özelliği. Tabi piyasası çok küçük henüz. Bununla birlikte insan tenine daha yakın, yine kışın sıcak, yazın serin tutan ürünler üretebiliyoruz.”

    Üniversite sanayi işbirliği sonucunda…

    Ar-ge çalışmalarını Erciyes Teknoloji Transfer Ofisi (ETTO) işbirliği ile sürdürdüklerini belirten Murat Başyazıcıoğlu, sanayicilere üniversite-sanayi işbirliği ile ilgili şu önerilerde bulundu:

    “Üniversitelerimizde çok ciddi bir know-how var. Sanayicilerimizin de iş tecrübeleri var. Bunlar birleşince hakikaten güzel bir sinerji ortaya çıkıyor. Firmamızda bu kapsamda ETTO ile birlikte, boyahane üzerinden bir TÜBİTAK projesi yürütüyoruz. Somut faydalarını da gördük. Bunun yanı sıra devlet teşviklerinden daha fazla yararlanma konusunda üniversite-sanayi işbirliği ufkumuzu açtı. Türkiye’de işçilik ve enerji maliyetleri yükseldiği gibi tekstil sektörü de Uzak Doğu ve Afrika ülkelerine kaymaktadır. Ancak Türkiye’de tekstil halen daha lokomotif sektördür. Türkiye’nin dünyada bu konuda önemli bir know-how’ı var. Ancak sanayicilerimizin ayakta kalabilmeleri için daha fazla ar-ge’ye ve üniversite-sanayi işbirliklerine önem vermeleri gerekiyor.”

    Hedef: dünyada iplik üretiminde ilk 3’te yer almak

    Yıl sonunda uluslararası alanda markalaşmayı sağlayacak Turquality desteğini de alacaklarını kaydeden Murat Başyazıcıoğlu, “Bamen markası Avrupa’da ve Amerika’da tescillendi, Çin’de de tescillemek üzereyiz. Bamen olarak, marka değerimizi yükseltmek ve dünyada kumaş tedarikçilerinin aklına gelen ilk 3 firma arasında olma en büyük hedefimizdir” ifadelerini kullandı.

  • (Özel Haber) Atlar trafikte şahlanarak gidiyor

    Balıkesir’in Edremit ilçesinde caddelerde sürü halinde dolaşan başı boş atlar trafiği tehlikeye düşürüyor.

    Orta refüjlerde otlayan ve işlek caddelerde başı boş gezen atlar trafiğe kilitliyor. Ayağı bağlı olarak trafikte şahlanan at ise ilginç görüntüler oluşturdu. Başka bir caddede ise at yüzünden uzun araç kuyruğu oluştu. Güre’de ise eşeklerin orta refüjde cirit attıkları görüldü. Yetkililerin ve hayvan sahiplerinin tedbir almaması sürücülerin tepkisine sebep oluyor.

    Havanın karardığı saatlerde ise ışıklandırmanın yetersiz olduğu noktalarda sürücüler birden karşılarına çıkan atlara çarpmamak için ne yapacaklarını şaşırıyor. Hayvan sever gazeteci Pervin Bölükbaşı, “Hayvanları çok seviyoruz. Ancak başı boş atlar trafiği tehlikeye düşürüyor. At sahiplerinden onları yol kenarlarına bırakmamalarını biz hayvanseverler olarak rica ediyoruz. Hem hayvanların telef olması, hem de kazalarda can ve mal kaybı söz konusu” diye konuştu.