Etiket: GIDA

  • Nevşehir’de Tarihi Geçmiş Gıda Maddeleri İmha Edildi

    Nevşehir Belediyesi Zabıta ekipleri tarafından yapılan denetimler sırasında ele geçirilen bir kamyon dolusu gıda maddesi, imha edildi.

    Nevşehir Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, şehir merkezinde gıda işletmelerine yönelik olarak gerçekleştirdiği denetimler sırasında çok sayıda günü geçmiş gıda maddesine el koydu.

    Daha sonra, bir kamyona yüklenen günü geçmiş çeşitli içecek ve gıda maddelerinden oluşan ürünler, Nevşehir Belediyesi Zabıta ekiplerinin gözetiminde imha edildi.

  • Mersin Uluslararası 11. Tarım, Gıda Ve Hayvancılık Fuarı Açıldı

    Mersin Uluslararası 11. Tarım, Gıda ve Hayvancılık Fuarı, düzenlenen törenle açıldı. 28-31 Ocak 2016 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek fuarda, 90 katılımcı 150 markayla yer aldı. 40 binin üzerinde yerli ve yabancı ziyaretçi beklenen fuarda, tarım ürünleri, tarım makineleri, ambalajlama ve paketleme malzemeleri sergilenecek.

    CNR Holding’e bağlı Pozitif Fuarcılık ile Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) işbirliğinde CNR EXPO Yenişehir Fuar Merkezi’nde düzenlenen Uluslararası 11. Tarım, Gıda ve Hayvancılık Fuarı’nın açılışına, Mersin Vali Vekili Cezmi Türk Göçer, Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Mehmet Özgür Sanal, Polonya Büyükelçiliği Ticaret Müsteşarı Konrad Zablocki, MTSO Başkanı Şerafettin Aşut ve sektör temsilcileri katıldı.

    “FUARLAR, MERSİN İÇİN BİR ŞANS”

    Fuarın açılışında konuşan Vali Vekili Göçer, sözlerine dün Diyarbakır’ın Sur ilçesinde şehit olan Mersinli Personel Yüzbaşı Yiğitcan Çiğa’ya Allah’tan rahmet, ailesi, Mersin ve Türkiye’ye başsağlığı dileyerek başladı. Daha sonra fuarı değerlendiren Göçer, fuarların asıl amacının, üretici ve tüketiciyi bir araya getirmek olduğunu söyledi. Fuarlardaki buluşmalarda yenilikçilik ve rekabet alanlarındaki son gelişmelerin dile geldiğini ve inovasyonun tartışıldığını vurgulayan Göçer, günümüzün insanının artık daha kaliteli, sağlıklı, hijyen ortamlarda üretilmiş olan ürünlere talepte bulunduğunu belirtti. Göçer, “Bugün burada görüyorum ki, yalnızca tarımda üretilen tarımsal ürünler değil, o ürünlerin üretimine katkıda bulunan makineler de yer alıyor. Çok sayıda katılımcı firma ve ürün burada sergilenecek. Bu fuarlar fedakarlıklarla açılıyor. Bu, Mersin için bir şans. Daha da gelişmesini umut ediyoruz” dedi.

    “MERSİN’İ, TARIM ALANINDA GELECEĞE HAZIRLAMAK ZORUNDAYIZ”

    Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Sanal ise bu fuarla Mersin’in tarımdaki potansiyelini herkese tanıtacaklarını dile getirdi. Mersin’in, tarımın öncü kentlerinden ve Türkiye meyve üretiminde bayrağı taşıyan bir kent olduğunun altını çizen Sanal, “Mersin, narenciye üretiminde dünyada 4’üncü, Türkiye’de lider konumdadır. Sebze üretiminde aldığı 3’lükle de önemli bir yerde bulunan kentimiz, örtü altı üretimde ise 2’inci sırada yer almaktadır. Bu yıl BM tarafından 2016 Dünya Bakliyat Yılı ilan edildi. Mersin, Türkiye’de bakliyat ihracatının yüzde 90’ını karşılayarak yine lider konumda yerini almaktadır. Şu anda ülkemizde üretilen bakliyat ürünlerinin çok büyük bir kısmı Mersin’e gelmekte, burada işlenmekte ve dış piyasalara gönderilmektedir Hayvancılık alanında da Mersin önemli bir konumdadır” diye konuştu.

    Mersin’i tarım alanında istikrarlı bir şekilde geleceği hazırlamak zorunda olduklarını ifade eden Sanal, aksi takdirde bu alandaki liderliğin kaybedilebileceği uyarısında bulundu. Bu kapsamda, Büyükşehir Belediyesi olarak Türkiye’de ilk olan Tarımsal Hizmetler Daire Başkanlığı’nı açtıklarını anımsatan Sanal, tarım için sulama tesislerini hayata geçirdiklerini, 52 mahallede sulama kooperatifleri oluşturduklarını, 8 ilçede erken uyarı sistemi kurduklarını belirtti.

    “TARIM, GIDA VE HAYVANCILIK SEKTÖRLERİ ULUSAL GÜVENLİK MESELESİ HALİNE GELDİ”

    MTSO Başkanı Aşut da dünya ekonomisinin ciddi anlamda değişim yaşadığına işaret ederek, dünyanın hızla değişen demografik yapısı, artan nüfus ve kentleşen dünya nüfusunun, tarım, gıda ve hayvancılık sektörlerini ulusal güvenlik meselesi haline getirdiğine dikkat çekti. Dünyada bu işin devlet, üreticiler ve yerel yönetimler olmak üzere üç payandası olduğunu kaydeden Aşut, “Bu üç payandadan biri olmazsa, o sektörde gerçek bir gelişme bekleyemeyiz. Kamuda son yılarda olumlu anlamda bir çok önemli dönüşümü görüyoruz. Ama yetmiyor. Özellikle yüksek teknolojili üretimin, katma değerin, yeniklikçiliğin ve markalaşmanın temeli olan Tarım-Gıda Teknoparkı girişimlerimize devletin daha çok sahip çıkmasını, kamunun, ulusal anlamda yaratmak istediğimiz yüksek teknolojili üretim vizyonunu daha çok sahiplenmesini bekliyoruz. Özel sektör anlamında ise üreticilerimizin yeni üretim sistemlerini uygulamaları çok önemli. Ancak bundan daha önemli olan şey ise tarım, gıda ve hayvancılık sektöründeki girişimcilerimizin bu dönüşüme ayak uydurabilecek bir mantaliteye yükseltilmesidir. Bu sektörlerin artık yeni bir girişimci profiline ihtiyacı var. Bunun da çözümü eğitimdir. Tüm dünyada girişimci profili değişirken, bu sektörlerin girişimcisinin niteliğinin değişmemesi söz konusu olamaz. Kamunun teşvik ve destekleri bu yeni tarım girişimcisini ortaya çıkartmak anlamında kullanılırsa çok daha verimli bir iş yapılmış oluruz. Üçüncü payanda olan yerel yönetimler ne yazık ki, ekonomiye entegre olabilmiş değiller. Mersin özelinde, Büyükşehir Belediyesi’nin hizmet alanının kırsalı da kapsaması ve Büyükşehir yönetiminin ekonomik konulara olan duyarlılığı bu anlamda bize yeniden umut vermiştir. Mersin’in, Türkiye’nin tarım, gıda ve hayvancılık alanlarında daha iddialı bir merkezi olacağına inanıyorum” ifadelerini kullandı.

    “MERSİN’DEN POLONYA’YA MEYVE-SEBZE İHRACATINI BÜYÜK ÖNEMLE BEKLİYORUZ”

    Açılışa katılan Polonya Büyükelçiliği Ticaret Müsteşarı Konrad Zablocki de Polonya ile Türkiye’nin ilişkilerinin hem politik hem de ticari anlamda bugüne kadar devam ettiğinin altını çizdi. Mersin’in içinde bulunduğu bölgenin Polonya için önemli olduğunu belirterek, “Biz bu mükemmel bölge ile iyi ilişkiler içindeyiz. Bunu daha da artırmak istiyoruz. Bu, Mersin’e ikinci gelişim. Son gelişimden bu yana 2 yıl geçti ve Polonya ile Türkiye arasındaki ticaretin büyük bir hızla ilerleme kaydettiğini gördüm. 2 yıl içinde ticareti 1 milyar dolar kadar artırdık. Bu sadece tek yönlü değil, Türkiye’nin Polonya’dan ithalatı ve ihracatı da önemli ölçüde arttı. Polonya, jeopolitik konumuyla tüm kapılarını Türkiye’ye açmış durumda. Mersin’de yetişen meyve-sebzelerin Polonya’ya her zaman ihracatını da büyük bir önemle bekliyoruz. İşbirliğimizin bundan sonra da devam edeceğine inanıyorum ve sizi bizimle işbirliğine davet ediyorum” dedi.

    “TARIM, MERSİN EKONOMİSİNİN OMURGASIDIR”

    Mersin İl Tarım, Gıda ve Hayvancılık Müdürü Kadir Çiftepala ise Mersin’in, turunçgillerden şeftaliye, domatesten bibere, mısırdan yem bitkilerine kadar 100’ün üzerinde ürünün üretildiği Türkiye’nin en önemli tarımsal üretim alanı olduğunu söyledi. Türkiye’de üretilen muzun yüzde 77’sini, limonun yüzde 63’ünü, çileğin ise yüzde 38’ini Mersin’in tek başına üreterek Türkiye birincisi olduğuna vurgu yapan Çiftepala, Mersin’in aynı zaman keçi varlığı itibariyle Türkiye birincisi olduğunu kaydetti. Bakanlığın son 10 yılda üreticilere 825 milyon TL destekleme ödemesi gerçekleştirdiğini aktaran Çiftepala, “2015’te ise140 milyon TL ödeyerek üreticilere katkı sağladı. Ayrıca tarımsal sanayi konusunda da yatırımlara destekler veriyoruz. İl Müdürlüğümüzün kırsal kalkınma ekonomik yatırımlarında 130 projemiz tamamlandı, 74 milyon TL’lik yatırımın 37 milyon TL’sini hibe olarak verdik. TKDK koordinatörlüğünce IPARD I’de onaylanan 111 projeden 85’i tamamlanarak 96 milyon TL’lik yatırımın 48 milyon TL’si hibe olarak verildi” şeklinde konuştu.

    “Tarım, Mersin ekonomisinin omurgası konumundadır” diyen Çiftepala, şöyle devam etti: “Yıllık 500 milyon tonluk tarımsal üretim ve bundan oluşan 6 milyar TL katma değer ile Mersin’de tarımsal sektörün bir parçası olmanın haklı gururunu yaşıyoruz. Mersin sadece ülkemiz halkını değil, ihracatıyla tüm dünyayı yetiştirmiş olduğu tarımsal ürünleriyle buluşturan bir ildir. Bu özellik ilimize ayrı bir önem, üreticilerimiz başta olmak üzere tarımla ilgili tüm kesimlere ayrı bir sorumluluk yüklemektedir. Var olan tarımsal zenginliğimizi korumak ve sürdürülebilirlik anlayışı içerisinde küresel ölçekte rekabetçiliğimizi artırmak ana amaçlarımızdan biri olmalıdır.”

    Konuşmaların ardından Vali Vekili Göçer ve protokol üyeleri tarafından kurdele kesilerek fuarın açılışı gerçekleştirildi. Göçer, daha sonra fuardaki stantları tek tek gezerek, üreticilere ve firma temsilcilerine başarılar diledi.

  • Eker Gıda İle Uludağ Üniversitesi El Ele

    Uludağ Üniversitesi ile Eker Gıda arasında işbirliği protokolü imzalandı.

    Uludağ Üniversitesi Rektörlük B Salonu’nda gerçekleştirilen protokolle, üniversite ve gıda üretim sanayii arasındaki işbirliğinin somut adımlarından biri atıldı. Yapılan protokol 1 yıllık olacak ve desteklendiği sürece yenilenecek. Karşılıkla anlaşmada yapılan AR-GE çalışmalarının ortak bir şekilde yürümesi sağlanacak. Ayrıca fabrikada üretilen ürünler sağlık açısında denetlenecek ve akademik çalışmalarda ve diğer projelerde akademik çalışmalara yardımcı olacak. Uludağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Ulcay, “Biz 3. nesil üniversite sloganıyla yeni bir yol belirledik kendimize. Vizyonumuza “bilimden üretime, üretimden ekonomiye” sloganını ekledik. Üniversitede yaptığımız bilimle üretime ve ekonomiye katkı sağlayacak şekilde gereken ticari döngüyü sağlamak istiyoruz. Bunlar tek başımıza yapabileceğimiz şeyler değil. Laboratuvarlarımızı ve kullandığımız teknolojik ürünlerimizi 24 saat işler hale getirmemiz lazım. Çalışmaların bir kısmının bizim bir kısmını da üretenlerin laboratuvarların da yapalım ki bilimden üretime, üretimden ekonomiye” zincirini tamamlayacak bir zincir oluşturalım. Üniversitemize bir renk getirmek için bu anlaşmaları yapmak ve içini doldurmamız gerekiyor. Böylece akademisyenlerimiz ve öğrencilerimiz teşvikli bir şekilde çalışabilsin” dedi.

    2016 yılında kendi içlerinde AR-GE konusunda ciddi yatırımlar yaptıklarını belirten Ahmet Eker, “Tüketicilerin ihtiyaçları devamlı artıyor. Tüketicilerin sağlık yönünde bilinçleri arttıkça daha farklı ve fonksiyonel gıdaları talep ediyorlar. Bu talepleri karşılamak için arge süreçlerini hızlandırmamız gerekiyor. Türkiye’de ki en kapsamlı tesisi kurmak için yola çıktık. Fabrikamızda süt ürünlerini daha sağlıklı ve fonksiyonel hale getirmek için çalışacağız. Bunun için üniversiteyle yapacağımız işbirliği çok önem taşıyor. Hem hocaların bize vereceği destek, hem de pilot tesisin birçok farklı kullanılması çok önemli. Karşılıkla anlaşmada yapılan AR-GE çalışmalarının ortak bir şekilde yürümesi sağlanacak” diye konuştu.

  • Düziçi Gıda Tarım Ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün 2015’teki Faaliyetleri

    Osmaniye’nin Düziçi ilçesi Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nce, 2015 yılında 30 bin adet çilek fidesi dağıtımı, sera tesis etme projesi kapsamında 300 dekar alana örtü altı tarımı, tavuk dağıtımı ve 20 bin adet Gemlik cinsi zeytin dağıtımı gerçekleştirdiği bildirildi.

    Edinilen bilgiye göre, çiftçilere ilk etapta 30 bin adet çilek fidesi dağıtımı yapıldı. Çiftçilere, Osmaniye İl Özel İdare Müdürlüğü yüzde 50 destekli olarak 30 bin adet çilek fidesi verilerek, 6 dekarlık çilek bahçesi kuruldu. Bahçe yaz dikimi olarak frigo fidelerle damlama sulama sistemli ve malçlı olarak tesis edildi ve fideleri teslim alan çiftçiler dikimleri gerçekleştirdi.

    Çiftçilere sera tesis etme projesinde ise Osmaniye İli Tarım Strateji ve Eylem Planı hedef 12’ye istinaden ‘300 dekar alanda Örtü altı Sebze yetiştiriciliğini gerçekleştirmek’ ve ilçede alternatif tarım ürünlerinin arttırılması ve ilçe ekonomisinin gelişmesini sağlamak amacıyla 500 metrekare alanda Sera Projesi gerçekleştirildi.

    Tavuk dağıtımı projesi ise Osmaniye İli Tarım Strateji ve Eylem Planının (2014-2018) 36. Hedefi olan “Free-Range (otlatmalı serbest sistem) kanatlı yetiştiriciliğini teşvik etmek” hedefi kapsamında Düziçi’nde toplam 128 çiftçiye 6 bin 400 adet Atak-S ırkı yumurta tavuğu dağıtıldı.Yüzde 50’si İl Özel İdare destekli olan bu projede çiftçiler tavuk başına 8 TL öderken kalan 8 TL, İl Özel İdare Müdürlüğü tarafından finanse edildi. Tavuk dağıtımı yapılan her bir çiftçimize yemlik ve suluk da hediye edildi. İlçede yürütülen bu proje kapsamında İl Özel İdare Müdürlüğünden 51bin 200 TL kaynak aktarıldı.

    Zeytin dağıtımı projesi kapsamında ise Düziçi’nde, 86 üreticiye 20 bin kök Gemlik çeşidi zeytin fidanı dağıtımı yapıldı.

  • Gıda Fiyatları Dünyada Azalırken, Türkiye’de Her Yıl Artıyor

    Gıda fiyatları dünya genelinde azalma eğilimi gösterirken, Türkiye’de tam tersi bir durumun yaşanması hazır yemek sanayinii de olumsuz etkiliyor. Son yıllarda Türkiye’de enflasyon oranının üstünde seyreden artışı fiyatlarına yansıtamayan yemek sanayi sektörü sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Sektördeki firmalar bir yandan Türkiye’nin akılcı tarım politikalarına geçmesini beklerken, diğer yandan güç birliği ile rekabet güçlerini artırmaya çalışıyor.

    Bursa’da faaliyet gösteren Yankı Yemek Sanayii’nin Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Dönmez, gıda fiyatlarındaki artışın enflasyonu tetiklediğini, bunun da tüketiciye olumsuz yansıdığını söyledi. Artıştan hazır yemek sanayinin de etkilendiğini vurgulayan Dönmez, “Bütün dünyada gıda fiyatları düşerken Türkiye’de sürekli artıyor. Bir önceki yıl içerdeki siyasi gelişmeler, dünyadaki kuraklık beklentileri, Arap ülkelerindeki halk hareketleri sebebiyle gıda fiyatları artarken, Türkiye, iki seçim atlattı. Siyasi belirsizliklerin ekonomide sebebiyet verdiği dalgalanmalar, birçok sektörde olduğu gibi gıda sektörüne de olumsuz etki yaptı. Hazır yemek sanayii açısından 2015 yılının iyi geçtiğini söylemek zor. Gıdadaki artışı tamamen müşterilerimize yansıtamıyoruz. Fiyat artışlarının getirdiği yükün en azından bir kısmını kendimiz üstlenmek zorunda kaldık” dedi.

    Coşkun Dönmez, dünyadaki olumsuz gelişmeler ve beklentilerin gıda fiyatlarına olumsuz yansımasının inkâr edilemeyeceğini, ancak ülkemizdeki gıda fiyatlarındaki artışın asıl sebebinin Türkiye’ye özgü faktörlerden kaynaklandığını söyledi. Dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde petrol fiyatlarındaki düşüşün gıda üretim maliyetlerine anında olumlu yansıdığını, ancak Türkiye’de böyle bir durumun söz konusu olmadığını belirten Dönmez, Türkiye’nin sağlıklı bir tarım politikası izlemesi, arz talep dengesini iyi oturtması gerektiğini söyledi. Dönmez, “Hem üreticinin hem tüketicinin kaybettiği bir ortamda, ekonominin kazanması beklenemez. Bu durum Türkiye ekonomisi açısından olumsuz bir tablo ortaya koyuyor” dedi

    Coşkun Dönmez, hazır yemek sanayiinin gıda fiyatlarındaki artışın yaptığı olumsuzluğu asgariye indirmesi için yeni adımlar atması gerektiğini savundu. Bu amaçla Yankı Yemek Sanayii olarak geleceğe dönük yatırım planlaması yaptıklarını ve tesisleşmeye gittiklerini anlatan Coşkun Dönmez, sektörel güç birliğinin meseleye önemli ölçüde çözüm getireceğine inandıklarını dile getirerek, şunları söyledi:

    “Türkiye’de gıda fiyatlarındaki artışın önemli bir sebebi de üretici ile tüketici arasındaki aracılar. Böyle olunca üretici ürünü ucuza satmak zorunda kalırken, tüketici de pahalı almak zorunda kalıyor. Bu sebeple yaş sebze ve meyveyi doğrudan üreticiden alıp işleyecek bir tesis kurmayı hedefledik. 4 firmanın ortaklaşa gerçekleştirdiği 3,5 milyon lira yatırım maliyetli bu tesisimizi yakında hizmete açacağız. Sektörel güç birliğini gösteren bu yatırım, ayrıca 50 kişiye istihdam olanağı sağlayacak”.