Etiket: Getirilmeli”

  • Esin; “Her şey dahil uygulamasına kısıtlama getirilmeli”

    TÜRSAB Marmaris Temsil Kurulu Başkanı Suat Esin, otellerdeki ’her şey dahil’ uygulamasına yasal kısıtlama getirilmesi gerektiğini belirterek; “Şehir içinde bu sistemi uyguladığınızda esnaf, otelci, turizmci gerekli kazancı elde edemiyor. Bu sistemde turist otelden dışarı çıkmıyor” dedi.

    Türkiye Seyehat Acentaları Marmaris Temsil Kurulu Başkanı Suat Esin,2018 yılının ilk 10 ayına ilişkin turist sayıları ilişkin verileri açıklamak için basın toplantısı düzenledi. Esin, toplantıda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Otellerdeki her şey dahil uygulamasına yasal bir kısıtlamanın getirilmesi gerektiğini vurgulayan Esin, şöyle konuştu, “Turizm Bakanı’mızın dediği gibi ‘turist sayısı önemli değil, turistin niteliği önemli. Bana göre de turistin niteliği önemli. Ancak bunu sağlamak için de bazı şeyler sağlamak gerekir. Bana göre yapılması gereken ilk şey, ‘her şey dahil’ sistemine bir kısıtlama getirmektir. Ne zamanki biz bu uygulamayı hayata geçirirsek, bölgemize gelen turistin kalitesi, niteliğinin de değişeceğine inanıyorum. İtalya, İspanya, Yunanistan bu sistemden vazgeçti. Rodos’a gidiyorsunuz, iki yıldızlı bir otelde oda kahvaltı 60-70 euro. Ama orada, özellikle 4 ay boyunca, kalacak yer bulamıyorsunuz. Bizde de bunu yapmak için yasal olarak ‘her şey dahil’ sisteme bir kısıtlama getirilmelidir. Yapılmasın demiyorum ama belli yerlerde yapılsın. Şehir içinde bu sistemi uyguladığınızda esnaf, otelci, turizmci gerekli kazancı elde edemiyor. Bu sistemde turist otelden dışarı çıkmıyor.”

  • Özdemir: “Adil bir döner sermaye sistemi getirilmeli”

    Sağlık-Sen İzmir 2 No’lu Şube tarafından Seferihisar ilçesinde gerçekleştirilen ve çalışanların yoğun katılımıyla düzenlenen kahvaltı programında konuşan Şube Başkanı Ekrem Özdemir, döner sermaye adaletsizliğine dikkat çekti. Özdemir, “Adil bir döner sermaye sistemi getirilmeli. Döner sermaye çok uçlu ve bir çok bileşeni nedeniyle her geçen gün geriye gitmektedir” dedi.

    Sağlık-Sen İzmir 2 No’lu Şube Başkanı Ekrem Özdemir, Seferihisar ilçesindeki kahvaltı programına katıldı. Etkinliğe yoğun ilgi gösterilirken, Başkan Özdemir, burada yaptığı konuşmada döner sermayede adaletsizliğe dikkat çekti.

    Milletimizin sağlığı ve huzuru için gece gündüz çalışan sağlık ile sosyal hizmet çalışanlarını temsil eden bir sendika olduklarını belirten Özdemir, sağlık çalışanlarının sorunlarını tespit ederek çözüm önerileri geliştirdiklerini ve birçok kazanıma imza attıklarını belirtti. Özdemir, “Adil bir döner sermaye sistemi getirilmeli. Döner sermaye çok uçlu ve bir çok bileşeni nedeniyle her geçen gün geriye gitmektedir. Çalışan sayısı, süt fiyatlarının yetersizliği, hastanelerin giderlerinin döner sermayeden karşılanması gibi sebeplerden dolayı çalışanlar sabit ek ödemeye mahkum edilmektedir. Adaletsiz döner sermaye uygulaması yüzünden şu anda sağlık çalışanları arasında iş motivasyonu bozulmuş durumdadır. Sağlık Bakanlığı’na sabit maaş önerimizi yeniliyoruz. Tüm çalışanlar sabit bir maaş almalı, döner sermaye dağıtılacaksa bu en fazla yüzde yirmilik bir orana denk gelmelidir. Aksi takdirde eğitim araştırma hastaneleri gibi iş yoğunluğundan başını kaldıramayan sağlık çalışanları hem fazla çalışmasına hem de daha fazla performans harcamasına rağmen sabit ek ödemeye almaya mahkum olacaktır” dedi.

    Özdemir, gündeme ilişkin açıklamalarda da bulunarak şunları söyledi:

    “Darbelerle, terörle başaramayacaklarını anlayan hainler şimdide dolar kuruyla oynayarak paramıza değer kaybettirerek ekonomik darbe yapmaya çalışıyorlar. Onun için özellikle bu ülkenin ekonomisini çökertecek soğuk savaş başlatıp, bu ülkenin geleceğini karartmak isteyen batıdaki sözde devletlerin ülkemiz üzerinde oyun oynayan yedi düvele karşı da millet olarak meydan okumak zorundayız. Ekonomik krizler olur. Bu krizlerin aşılmasına, hem millet olarak hem Sağlık-Sen hem de Memur-Sen ailesi olarak destek vermek zorundayız. Biz Sağlık-Sen ailesi olarak her zaman milletimizin yanında, çalışanlarımızın yanında, mazlumların yanında duruş gösteren bir sendika anlayışımızla bugün olduğu gibi yarın inşallah devam edeceğiz.”

    Kahvaltıya katılan AK Parti Seferihisar İlçe Başkanı Serdar Kısaağa ise konuşmasında, sağlık çalışanlarının yapmış oldukları iş gereğiyle kutsal bir görevi yerine getirdiklerini belirtti. İlçede halkın sağlığını koruyan sağlık çalışanlarına teşekkür eden Başkan Kısaağa, AK Partinin en önemli yatırımların sağlık alanında olduğunu söyledi.

  • “Yoksulluk nafakası süreli hale getirilmeli”

    “Süresiz Nafakaya Adil Çözüm” sempozyumunun gerçekleştirildiği İstanbul Aydın Üniversitesinde hukukçular, sivil toplum kuruluşları ve mağdurlar bir araya geldi. Sempozyumda nafakanın adil ve süreli bir şekilde bağlanması görüşü öne çıktı.

    İstanbul Aydın Üniversitesi, Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu Sivil İnisiyatifi iş birliğiyle düzenlenen “Süresiz Nafakaya Adil Çözüm” sempozyumu, 30 Eylül Pazar günü İstanbul Aydın Üniversitesinde gerçekleştirildi. Konunun uzmanı hukukçular, konuyla ilişkin sivil toplum kuruluşları ve “süresiz nafaka mağdurları’nı bir araya getiren sempozyumda nafaka konusuna adil ve kalıcı bir çözüm üretilmesi görüşü ağırlık kazandı. Sempozyumdan çıkan sonuçlar bir rapor halinde Adalet Bakanlığına da iletilecek.

    “Makul ve adil olmalı”

    Yoksulluk nafakasının Türk Medeni Kanunu’nun 185’inci maddesiyle düzenlendiğini hatırlatan İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Ulusoy, “Bu kanuna göre boşanma sonrası mahkeme tarafından yoksulluğa düştüğü belirlenen taraf isterse süresiz bir şekilde yoksulluk nafakası talep edebiliyor. Bugüne kadar süre sınırı olan bir nafaka talebine rastlamadık. Ancak bu süresi olmayan nafaka ödenmesi durumunun adil olmadığını düşünüyoruz. Her şeyden önce yasa resmi nikahı esas alıyor. Ancak resmi nikah kıydıkları halde belli bir süre ayrı yaşamak durumunda kalan çiftler söz konusu. Bu durumun da göz önünde bulundurulması lazım. Ayrıca bazı çiftler boşanmada eşit kusurlu olabiliyor. Bu durumda da mahkeme bir tarafa yoksulluk nafakası ödenmesine karar verebiliyor. Eğer eşit kusur varsa bu da adil bir durum değil. Sempozyuma katılan mağdurlar arasında 10 gün, hatta 1 gün evli kalıp boşandıkları halde yıllardır nafaka ödeyenler var. Üstelik nafaka alan taraf bazen, nafakanın kesilmemesi için yeni birlikteliğini resmileştirmeden de yaşayabiliyor. Nafaka ödeyen taraf tekrar evlenip çoluk çocuğa karışıyor, ama boşandığı eşine nafaka ödemeye devam ediyor. Çeşitli sebeplerle nafakasını ödeyemeyip cezaevine girenler dahi var. Bu gibi pek çok örneğin makul ve adil bir hale dönüştürülmesi gerekiyor” diye konuştu.

    “Aile Komisyonu ‘Süresiz nafaka yanlış’ dedi”

    Süresiz nafakanın doğurduğu mağduriyetlere dikkat çekmek için 2014 yılında devreye girdiklerini açıklayan Boşanmış İnsanlar ve Aile Platformu Sivil İnisiyatifi Başkanı İlknur Birsel Büyükakça ise 2016 ‘da Aile Komisyonu’nun konuya dikkatini çekmeyi başardıklarını ifade ederek şu açıklamalarda bulundu:

    “Biz asla nafaka kalksın demiyoruz. Böyle bir görüşümüz asla yok. Bizim talebimiz nafakanın şartlarının makul ve adil bir hale getirilmesi. Bu konuda Aile Komisyonu bile nafakanın süresiz olmasının yanlış olduğunu belirtti. Çünkü çiftler boşandığında, eski eşinden nafaka alan taraf, bu bedel kesilmesin diye yeni birlikteliğini, hatta çalıştığını bile bazen devletten saklıyor. Nafaka veren taraf evlendiğinde yeni ailesinin rızkını eski eşiyle paylaşmak durumunda kalıyor. Bu durumlar adil durumlar değil. Bizim talebimiz nafakanın belli kriterlerinin olması ve süreli olması. Süre bitiminde de nafaka alan taraf eğer gerçekten mağdur ve yoksulsa devletin oluşturacağı bir fondan ödeme yapılmasını öneriyoruz. Süresiz nafaka aynı zamanda kadının kendi ayakları üzerinde durmasını da engelleyebiliyor. Bununla ilgili çok örnek var.”

    İstanbul Aydın Üniversitesi Florya Halit Aydın Kampüsü’nde gerçekleştirilen sempozyumda nafaka konusu bütün yönleriyle ele alınırken, konunun yurt dışındaki örnekleri de değerlendirildi. İAÜ Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Erol Ulusoy ve Adalet Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Ömer Adil Atasoy’un moderatörlüğünde gerçekleştirilen sempozyuma alanın uzman hukukçuları, sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin yanında Yargıtaydan da konuşmacılar katıldı.

  • TESK Başkanı Palandöken: “Türkçe tabelalara vergi muafiyeti getirilmeli”

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Vatandaşlarımızı Türkçe kelimeler kullanmaya özendirmek için tabelalarında yalnızca Türkçe kelimeler kullananlara vergi muafiyeti getirilmeli” dedi.

    Tabelalar aracılığı ile Türkçe’nin yozlaştırılmasının önüne geçmek için Türkçe karakterli kelime kullananlardan vergi alınmamasını öneren TESK Genel Başkanı Palandöken, “Esnaf ve sanatkarlar arasında tabela vergisi olarak bilinen uygulamaya göre, 50 santimetrekareyi geçen tabelalar için belediyelere reklam vergisi ödeniyor. Birçok iş yerinde yerli ve milli ürünler üretilip satılmasına rağmen dikkat çekmek amacıyla tabelalarda yabancı kökenli kelimeler kullanılıyor. Eğer tamamen Türkçe karakterli tabelaları kullanan vatandaşlara vergi muafiyeti sağlanırsa vatandaşlarımız yabancı kelimelerden vazgeçer. TESK olarak bu konuda TSE tarafından getirilen tabela standartlarını destekliyoruz. Hem dilimizin yozlaşmaması hem de görüntü kirliliğini önlemek için iş yeri sahiplerine Türkçe tabela kullanmaları yönünde çağrıda bulunuyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Ali Ağaoğlu, “Kan bağışı sürekli hale getirilmeli”

    Ağaoğlu Şirketler Grubu’nun Kızılay ile birlikte yürüttüğü “Sen Gelirsen 3 Can Daha Gelir” adlı kan bağışı kampanyası kapsamında konuşan Ali Ağaoğlu, “Kan bağışı tek seferlik değil, sürekli hale getirilmelidir” dedi.

    Ağaoğlu Şirketler Grubu, Türk Kızılay’ı iş birliği ile başlattığı kan bağışı kampanyasının ilkini şirket merkezinde gerçekleştirdi. Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu ’da kan verme çadırını ziyaret edip kan veren ilk bağışçılardan oldu.

    7 hafta boyunca Ağaoğlu Şirketler Grubu bünyesinde bulunanlar kan bağışında bulunacaklar. Şirket Genel Müdürü Ali Ağaoğlu da kan bağışında bulunarak kampanyaya destek verdi. Ali Ağaoğlu, faaliyetlerinden dolayı Kızılay’ı takdir ettiğini söyleyerek, “Ağaoğlu olarak sosyal sorumluluk görevlerimizi yerine getiriyoruz. Önemli gördüğümüz tüm alanlarda elimizden gelen desteği vermeyi sürdüreceğiz. Her afette her sıkıntıda Kızılay’ımız gerçekten güzel hizmetler veriyor. Özellikle kan ihtiyacı konusunda çok iyi çalışmalar yürütüyor. İnsanın hayatta en değerli şeyi canıdır. Kızılay Başkanımız ile birlikte Ağaoğlu Grubu’nda çalışanlar ve sitelerinde oturanlar olarak böyle bir kutsal görevi yerine getirmeyi uygun gördük. Umarım güzel katkılarımız olur” dedi.

    Ağaoğlu aynı zamanda kan bağışının öneminden bahsederek, “Kan bağışının bir seferde toplu olarak değil sürekli olarak yapılması gerekiyor. Çünkü alınan kanlar ilelebet saklanacak bir şey değil. Bu yüzden kan bağışlarının süreklilik arz etmesi lazım. Biz de bu işbirliğini zaman yayarak sürekli hale getirmeyi planlıyoruz” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’deki kan ihtiyacının yüzde 92’si karşılanabiliyor”

    Türk Kızılay’ı Genel Sekreteri Hüseyin Can da artık Türkiye’deki kan ihtiyacının yüzde 92’sini karşılayabildiklerini ifade ederek, “Ülkemizde kan stoku konusunda güzel noktalara geldik. Bundan on yıl önce Türkiye’nin kan ihtiyacının yüzde 30’larını karşılayabiliyorken bugün yüzde 92’leri yakaladık. İşte bu başarımızın arkasında bu tarz güzel teşebbüslerin ve böyle değerli insanların büyük faydası var. Eskiden kan merkezlerimize gelerek bağış yapardı insanlar. Fakat biz şuan mobil kan toplama araçlarımızla insanlarımızın ayağına geliyoruz. Ağaoğlu Grubu’nun kan bağışı 7 hafta sürecek bir program. Bu da bizim için çok güzel bir olay. Bu yüzden emeği geçen herkese çok teşekkür ederiz” ifadelerini kullandı.

    “Türkiye’de kadın kan bağışları oranı düşük”

    Kan ihtiyacı konusunda güzel noktalara geldiklerini fakat hala daha kadın kan bağışı oranlarının düşük olduğuna da dikkat çeken Hüseyin Can, “Kan acil bir ihtiyaç değildir, sürekli bir ihtiyaçtır. İnsanlar her zaman kan vermek durumu ile karşı karşıyadır. 18-65 yaş grubundaki insanımız senede en fazla erkekler 4, kadınlar ise 3 kez kan verebilir. Yüzde 92’leri yakalamak bizim için çok güzel bir olay. Türkiye’de sokakta veya dışarıda nerede olursa olsun kan toplama yetkisi olan tek kurum Türk Kızılay’ıdır. Eksik kaldığımız nokta ise, gelişmiş ülkelerde kadın kan bağışı oranları yüzde 30 civarlarında iken Türkiye’de bu oran yüzde 13’lerde. Bundan sonraki hedefimiz bu oranı yüzde 20’lerin üzerine çıkarmak. Bu yüzden bütün kadınlarımıza buradan kan vermeleri konusunda mesaj göndermek istiyoruz. 18-65 yaş aralığındaki herkesi sürekli kan bağışı donöru olarak görmeyi arzu ediyoruz. Bizlere bu şekilde yardımcı olan örnek kurumlarımızı da kutlarız” diye konuştu.

    Sen Gelirsen 3 Can Daha Gelir

    Ağaoğlu Gönüllüleri başlattıkları “Sen Gelirsen 3 Can Daha Gelir” mottosu ile kampanyanın düzenli, devamlı, bilinçli ve karşılık beklemeyen kan bağışçılarının sayısının artması ve bu konunun daha çok birey ve kurum tarafından sahiplenilmesi hedefiyle devam edeceğini belirttiler.