Etiket: Getirebilir

  • “Türkiye ve İran birlikteliği milyarlarca doları Anadolu’ya getirebilir”

    Enerji Ekonomisi Derneği (EED) Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, Soçi’deki Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin görüşmesinde üzerinde uzlaşılan siyasi çözümün yeni yatırım ve iş fırsatları açısından da tarihi bir dönüm noktası olabileceğini vurguladı.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin açıklamaları kamuoyunda tartışılmaya devam ederken, konunun uzmanları bu birlikteliğin enerjide de güçlü bir şekilde geliştirilmesinin Türkiye için milyarlarca dolarlık bir kazanca işaret edebileceği görüşünde.

    Boğaziçi Üniversitesi Enerji Politikaları Araştırma Merkezi Direktörü ve Enerji Ekonomisi Derneği (EED) Başkanı Prof. Dr. Gürkan Kumbaroğlu, konu ile ilgili yaptığı değerlendirmede Soçi’deki üçlü zirvenin siyasi ve askeri yansımaları kadar enerji ekonomisi üzerinde de çok net yansımaları olacağını belirterek, üzerinde uzlaşılan siyasi çözümün yeni yatırım ve iş fırsatları açısından da tarihi bir dönüm noktası olabileceğini vurguladı.

    “İran ile atılan adımlar çok kritik”

    Soçi’deki görüşmelerde Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Berat Albayrak’ın da katılmasını enerji diplomasisinin zirvedeki önemi üzerinden okuduklarını ifade eden Prof. Dr. Kumbaroğlu şöyle devam etti: “Zirvenin hemen öncesinde Enerji Bakanımızın Doğubayazıt’ta kurulacak geri besleme istasyonu ile İran’la çift yönlü elektrik enerjisi alışverişinin sağlanacağını açıklaması Türkiye-İran enerji işbirliğinde yeni bir dönemin habercisi. Total gibi yabancı şirketlerin milyarlarca dolarlık ihaleler aldığı ve Avrupalı yatırımcılar için iştah kabartan İran enerji pazarına girmek kolay değil”.

    “İran’ın kapısı İstanbul’da aralanacak”

    Prof. Dr. Kumbaroğlu ayrıca, hukuki altyapısı ve finansal sistemi ile İran’ın çok farklı bir ülke konumunda olduğunun altını çizerek, “İran enerji pazarını daha iyi anlamak ve yatırım kararlarında yanılmamak, doğru kişilerle irtibatlanmak için 30 Kasım 2017 tarihinde Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlediğimiz 1’nci RIE Konferansı ile önemli bir fırsat sunuyoruz. Boğaziçi Üniversitesi Enerji Politikaları Araştırma Merkezi (EPAM) olarak Tahran Üniversitesi Enerji Enstitüsü ve İran Ticaret Odası Eğitim Enstitüsü ile imzaladığımız MoU kapsamında hayata geçirdiğimiz bu konferansla bölgesel işbirliğinde yeni bir döneme destek vermeyi hedefliyoruz. Başta eski İran Enerji Bakanı Hamid Chitchian olmak üzere İran’dan yetkililerin, enerji ve yatırım şirketlerinin CEO’larının yanı sıra İngiltere ve İsviçre’den de da konuşmacıların dahil olduğu konferansımız İran’dan yoğun ilgi görmekte” ifadesini kullandı.

  • Tahran Ve Bağdat, OPEC’in Sonunu Getirebilir

    Hazar Strateji Enstitüsü Ekonomi Merkezi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Macit, Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün geleceği konusundaki soru işaretleri artarken, İran ve Irak’ın, sahip oldukları rezervler itibariyle uzun vadede OPEC’in sonunu getirebilme potansiyeli taşıdıkları vurguladı.

    Macit, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, “Petrol fiyatlarındaki düşük seviyelerin kısa ve orta devam edebileceğine ilişkin beklentilerin ağırlık kazanması ekonomileri petrol gelirlerine bağımlı olan ülkeler açısından iki faktörü ön plana çıkarıyor. Ekonomik aktivitede çeşitlendirmenin sağlanması ve üretimi artırarak petrol gelirlerindeki düşüşün sınırlanması petrol üreticisi ülkelerin gündemindeki konular olarak karşımıza çıkıyor. Ekonomik çeşitlendirmeyi sağlamak kısa vadede mümkün olmayacağı için üretim artışı ile gelirleri artırmak ülkelerin tek çözüm yolu olarak görünüyor. Bu da OPEC içindeki işbirliğini güçleştiriyor ve OPEC’in geleceği konusunda soru işaretleri ortaya çıkarıyor. Özellikle İran ve Irak sahip oldukları rezervler itibariyle uzun vadede OPEC’in sonunu getirebilme potansiyelini taşıyorlar” diye konuştu.

    IRAK, İRAN VE SUUDİ ARABİSTAN, OPEC’İN PETROL ARZ ARTIŞININ ANA NEDENİ

    Petrol fiyatlarının 2014 yılının ikinci yarısından itibaren düşüşe geçtiğinde bir kartel olarak OPEC’den üretimi azaltarak fiyatlardaki aşağı yönlü baskıyı kaldırması beklendiğini hatırlatan Macit, “Fakat aradan geçen bir buçuk yıldan fazla zamanda OPEC’in üretimi kısmanın tam tersine artırdığı görüldü. 2014 yılı sonunda 30,77 milyon varil civarında olan günlük üretim 2015 yılı sonunda 31,85 milyon varile, 2016 yılının Şubat ayı itibariyle de 32,28 milyon varile kadar yükseldi.

    Suudi Arabistan, Irak ve İran’ın üretim rakamlarındaki artışı, OPEC’in petrol arzındaki artışın ana nedeni olduğunu kaydeden Fatih Macit, “İran ve Irak toplamda 300 milyar varilin üzerinde bir rezervle Suudi Arabistan’ın sahip olduğu rezervlerden yüzde 15 daha fazlasına sahip bulunuyor. İran’a yönelik ambargoların kalkması ve Irak’taki üretimin son bir yılda olduğu gibi artmaya devam etmesi iki ülkenin toplam üretiminin uzun vadede Suudi Arabistan ile aynı seviyeye gelmesini sağlayabilir. İran ve Irak’ın üretimlerini artırma istekleri ve Suudi Arabistan’ın kendi üretimini kısmaya razı olmaması OPEC içinde önümüzdeki yıllarda tartışmaların daha da derinleşmesine neden olabilir” şeklinde değerlendirme yaptı.

    Petrol gelirlerine dayalı olarak ekonomik politika izleyen Suudi Arabistan’ın, OPEC içinde birliği sağlama noktasında çok fazla inisiyatif alma eğiliminde olmayacağına işaret eden Hazar Strateji Enstitüsü Ekonomi Merkezi Uzmanı Doç. Dr. Fatih Macit, sözlerini şu ifadelerle noktaladı: “Suudi Arabistan, Aramco’nun halka arzını başarılı bir şekilde gerçekleştirerek buradan elde edebileceği 100 milyar doların üstünde bir kaynakla alternatif sektörlerin gelişimini halinde orta vadede OPEC içinde birliği sağlama noktasında çok fazla inisiyatif alma eğiliminde olmayacaktır. Bu da her ülkenin kendi rezerv potansiyelini dikkate alarak tavır aldığı bir yapı oluşmasına neden olup OPEC’in kartel yapısının kaybolmasına neden olabilir.”

    Petrol üretim kapasitesini günlük 400 bin varil artıran İran, ekonomik ambargoların kaldırılmasının ardından Asya ve Avrupa’da petrol ihracatını yükseltmeyi hedeflerken, dünyanın en büyük petrol ihracatçısı Suudi Arabistan, petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle geçen yıl bütçede 98 milyar dolar açık vermişti. Suudi Arabistan’da petrol satışından elde edilen para, ülkenin bütçedeki gelir kalemlerinin yüzde 90’ını oluşturuyor. Tek başına petrol gelirleriyle kalkınma hedefi güden Irak ise ülke çapındaki terör olayları ve mezhep eksenli politika nedeniyle istikrardan oldukça uzak görünüyor. Petrolün dışında başlıca ticaret ortakları arasında Çin, ABD, Türkiye ve Hindistan bulunan Irak, petrol fiyatının son yedi yılın en düşük seviyesine inmesine karşın, bu durum ülke ekonomisini petrole endeksleyen siyasi sorumluları zor durumda bırakıyor.