Etiket: gerginlik

  • Adana Demirspor – Evkur Yeni Malatyaspor maçı öncesi gerginlik

    TFF 1. Lig ekiplerinden Adana Demirsporli bir grup taraftar, takımının bugün oynayacağı Evkur Yeni Malatyaspor maçı öncesi, misafir takımı futbolcuların konakladığı otel çevresinde izinsiz gösteri yaptı. Çevik kuvvet polisleri taraftarları otelin çevresinden uzaklaştırdı.

    Edinilen bilgiye göre, Evkur Yeni Malatyaspor 32. haftada deplasmanda karşılaşacağı Adana Demirspor maçı için polislerin yoğun güvenliği önlemi altına şehre geldi. Sarı-kırmızılı kafilenin kentteki bir otele yerleştiği bilgisini alan taraftar grubu ise otel çevresine geldi. Otel çevresine gelen taraftar grubu izin göster yaparken, otelde konaklayan futbolcular ise camdan taraftarları izledi. Çevik kuvvet, taraftar grubunu slogan attıktan sonra otel çevresinden uzaklaştırdı. Sarı-kırmızılı kafile, otelden ayrılana kadar yoğun güvenlik önleminin devam edeceği öğrenildi.

  • Canik Belediyespor-Beşiktaş maçında gerginlik

    Samsun Canik Belediyespor takımı, Kadınlar Basketbol Ligi’nde karşılaştığı Beşiktaş’a 66-53 mağlup oldu. Maçta elektriklerin kesilmesiyle bir grup taraftar gerginlik çıkardı.

    Canik Hasan Doğan Spor Salonu’nda gerçekleşen müsabakada ev sahipliği yapan Canik Belediyespor, Beşiktaş’ı ağırladı. Maça iyi başlayan Canik Belediyespor daha sonra Beşiktaş takımına 66-53 mağlup oldu.

    Canik Belediyespor maçında oynayan bir kadın sakatlanarak hastaneye kaldırıldı. Daha sonra henüz belirlenemeyen bir sebepten dolayı elektrikler kesildi. Elektriklerin kesilmesinin ardından bir grup seyirci taşkınlık çıkardı. Polisin müdahalesiyle son bulan gerginliğin ardından taşkınlık yapan taraftar grubu dışarı çıkartıldı.

  • Konya’da ölümlü trafik kazasının ardından vatandaşlar ve jandarma ekipleri arasında gerginlik yaşandı

    Konya’da meydana gelen trafik kazasında 1 kişi hayatını kaybederken, kazanın ardından mahalle sakinleri karayolunu ulaşıma kapattı. Çok sayıda polis ve jandarmanın sevk edildiği olayda vatandaşlar güçlükle sakinleştirilerek karayolu trafiğe açıldı

    Kaza, saat 23.15 sıralarında Konya Adana Karayolunun 50. kilometresi İsmail Mahallesi Kavşağında meydana geldi. İddiaya göre, İbrahim Akıcı (27) yönetimindeki 42 HU 560 plakalı kamyonet ile Yusuf Seyit H. yönetimindeki 31 AVJ 68 plakalı tır kavşakta çarpıştı. Çarpmanın etkisi ile kamyonet yol kenarına savrulurken, tır şarampole inerek durabildi. Kazada kamyonet sürücüsü İbrahim Akıcı olay yerinde hayatını kaybetti, tır sürücüsü yaralandı. Yaralı tır sürücüsü ambulansla Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazayı gören İsmil Mahallesi sakinleri hemen olay yerine gelirken, araç sürücüsü İbrahim Akıcı’nın cansız bedenine ulaştı. Vatandaşlar, yol üzerinde çok sayıda trafik kazası olduğunu söyleyerek tepki gösterip karayolunu ulaşıma kapatırken, zaman zaman gergin anlar yaşandı. Bunun üzerine mahalleye çevik kuvvet ekipleri, Toplumsal Olaylara Müdahale Aracı (TOMA) ve jandarma ekipleri sevk edildi. Güvenlik güçleri bir saatten fazla kapalı kalan karayolunu ulaşıma açmak için vatandaşları ikna etmeye çalıştı. Tepkili kalabalık yolu açmayınca güvenlik güçleri kalabalığa biber gazı ile müdahale etti. Bu sırada karayolundan geçmek isteyen bir sürücüye vatandaşlar tepki gösterdi, izin vermedi ve gerginlik yaşandı. Vatandaşların dağılmasıyla karayolu tekrar ulaşıma açıldı.

    Kazada hayatını kaybeden araç sürücüsünün cansız bedeni ise olay yerine gelen savcının incelemelerinin ardından morga kaldırıldı. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

  • (Özel Haber) Avrupa ile yaşanan gerginlik üreticileri tedirgin etti

    Bir yandan don tehlikesiyle sıkıntılı günler geçiren Manisalı üzüm üreticileri, bir yandan da ürünün yüzde 85’ini ihraç ettiği Avrupa ülkeleriyle yaşanan gerginlikler nedeniyle tedirgin. Geçtiğimiz yıl Rusya ile yaşanan uçak krizi sonrası büyük kayıp yaşayan üreticiler, aynı sıkıntıları bu sene Avrupa ülkeleriyle yaşamak istemiyor.

    Manisa’da yaklaşık 50 bin ailenin geçim kaynağı olan üzümde hareketlilik başladı. Üzüm bağlarında asmalar göz vermeye başlarken, üretici hem don tedirginliği hem de Avrupa ülkeleriyle yaşanan gerginliğin tedirginliğini yaşıyor. Üzümün her yönüyle ekonomiye büyük katkısı olduğunu belirten Manisa Ziraat Mühendisleri Odası Başkanı İbrahim Demran, asma yapraklarının bile önemli bir ticari getirisi olduğunu kaydetti. Sofralık üzümde özellikle Alaşehir ve Sarıgöl bölgesinin önemli olduğuna dikkat çeken Demran, üzümde Manisa’nın en ağırlıklı tasarruf ürününün ise kuru üzüm olduğunun altını çizdi.

    “En büyük tedirginliğimiz”

    Üzümde beklentilerinin özellikle dış pazar konusunda olduğunu anlatan Demran, “Geçtiğimiz yıl Rusya ile yaşanan uçak düşürme olayı sonrası Rusya, bazı tarım ürünlerinin ithalatını Türkiye’den yasakladı ve maalesef hala sofralık üzüm yasağı bu yasaklı ürünler arasında devam ediyor. Bizim sofralık üzüm ihracatımızın büyük bir kısmı, yüzde 60-65’lere varan bir kısmı Rusya Federasyonu’naydı. Geçen yıl sofralık üzüm ihracatında ciddi anlamda kayıplar yaşadık ve üretici ürününü kuru üzüm olarak değerlendirdi. Kuru üzümde bu sefer fiyatlar düştü. Şimdi de Avrupa Birliği ülkeleriyle yaşanan bir takım gerginlikler, açıkçası üreticiyi de, üzümcüyü de ciddi anlamda tedirgin ediyor. Bizim ürettiğimiz kuru üzümün yüzde 80-85’ini İngiltere, Almanya, Hollanda, Fransa başta olmak üzere Avrupa ülkeleri tüketiyor. Bizim iç tüketimimiz toplam üretimimizin yüzde 10’u bile değil. Ciddi bir ihraç ürünü ve bu dış politikada yaşanan gerginlikler açıkçası özellikle tamamen ihracata bağlı olduğu için üzüm sektörünü tedirgin ediyor. Üzüm, domates, biber gibi değil. Bunu dışarıya satamadığımız zaman çok ciddi sorunlara neden olacak. 50 bine yakın üretici ailesi, buradan bölge genelinde ekmek yiyor. En büyük tedirginliğimiz bu. Şuanda bu ülkelerle üzümün ticaretinde bir sorun yaşanmamasını temenni ediyoruz. İhraç ürünü olmasına rağmen kalıntı çok önemli, kalıntı çok hassas ama birçok konuyu Manisa çiftçisi, Manisa’daki ziraat mühendisleriyle birlikte bunu aştı. Ziraat mühendislerinin verdiği reçetelerle, üreticilerin uygulamalarıyla Avrupa standartlarında ürün üretimini sağladı. Bu durum sevindirici. Bunun politik gelişmelere kurban edilmemesi lazım. Bu bir ekmek kapısı, geçim kapısı. Bunlara riayet edileceğini ümit ediyoruz” dedi.

    “Üzümü saklamanın en iyi yolu alkol”

    Üzüm sektörünün eksikliklerinden de bahseden Demran, “Türkiye’de üzüm sektörüyle ilgili şu eksiklik var. En büyük eksiklik bence, üzüm sofralık ve kurutmalık olarak değerlendiriliyor. Ayrıca üzümde suma, yani alkol olarak değerlendiriliyor. Alaşehir’de de fabrikası var. Alkol üzümü en kolay saklama yöntemidir. Sofralık üzümü en fazla 6 ay saklayabilirisiniz, kuru üzümü iki yıl saklayabilirsiniz ama üzümü alkol haline getirdiğimizde, suma haline getirdiğimizde süresiz olarak saklayabilirsiniz. Bunu isterseniz içki sanayinde, isterseniz yakıt olarak kullanabilirsiniz, dilerseniz tıp alanında kullanabilirsiniz. Alkolün kullanıldığı onlarca alan var. Manisa’nın ve üzüm sektörünün en büyük eksikliği bence bu konuda yatırımların olmaması, az olması. Rekoltenin yüksek olduğu yıllarda sistemi regüle edecek üretici birliğinin sahip olduğu suma fabrikasına ihtiyaç var. Alaşehir’de TARİŞ-Koç ortaklığıyla açılan suma fabrikası 12 yıldır kaderine terk edildi. Bu bir milli servettir. Çok büyük kapasiteli bir yatırım ve bu yatırımın biran önce açılması ve rekoltenin iyi olduğu yıllarda regülatör görevi görmesi, üzümün alkol haline getirilerek yok yıllarda yine para kazandırması bence hedeflenmelidir ve gerçekleştirilmelidir. En büyük eksikliğimiz bu” ifadelerini kullandı.

    “Kooperatifleşmeliyiz”

    Sadece üzümün değil bütün tarımın en büyük sorununun ise ‘üretici birlikleri ve kooperatiflerinin olmayışı, yetersiz oluşu veya aktif olmaması’ olarak değerlendiren Demran şunları söyledi:

    “Eğer tarlada domates 20 kuruştan pazarda 2,5-3 liraya çıkıyorsa bunun en büyük nedeni üretici birliklerinin ve kooperatiflerin olmayışıdır, tüketicinin de örgütsüz oluşudur. Eğer bununla mücadele edilirse üretici daha fazla kazanacak, tüketici daha ucuza, daha güvenilir, izlenebilirliği sağlanmış gıdayı tüketecek. Bunun da tek yolu var kooperatifleşme. Kooperatifleşme olmadıkça tarım şirketleşmeye kanalize oluyor ve şirketlerin ürettiklerine mahkum kalıyoruz. Bunları birçok konuda yaşıyoruz. Bütün dünya yaşıyor. Biz biran önce tarımda kooperatifleşmenin önünü açacak, üreticinin ürettiği ürünün karşılığını rahatlıkla alabileceği ve tüketicinin de ucuza, şuanda satın aldığının üçte biri fiyatlara, yarı fiyatlara ürün tüketebileceğini biliyoruz ve bunu ümit ediyoruz. Tarım Bakanlığından ve siyasilerden en büyük beklentimiz artık üretimin kader olmaktan çıkarılıp, tüketicinin de üç beş tane kabzımalın inisiyatifinden, insafından kurtarılması.”

  • TÜRSAB Yurtdışı Temsilcisi Baraner: “Siyasi gerginlik turizm sektörüne zarar veriyor”

    TÜRSAB Yurtdışı Temsilcisi Hüseyin Baraner, “Türkiye ile Almanya arasında son haftalarda yaşanan siyasi kriz her iki ülkenin turizm sektörünü olumsuz bir şekilde etkiledi” dedi.

    Baraner, Türkiye ve Almanya arasında son haftalarda yaşanan bu gerginliğe bir an önce son verilmesinin her iki ülke açısından iyi olacağını söyledi. Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun Alman mevkidaşı Sigmar Gabriel’le yarın yapacağı görüşmenin Türk Alman ilişkilerinde yeni bir dönemin başlaması için milat olmasını beklediklerini söyledi.

    “Her iki ülke arasındaki siyasi gerginlik yumuşatılmalı, Türk Alman dostluğunun yeniden filizlenmesi sağlanmalıdır”

    Açıklamalarını sürdüren Baraner, “Türkiye’ye en çok turist gönderen ülkelerin başında Almanya geliyor. Yaşanılan siyasi gerginlikler yüzünden Türkiye ile alakalı olumsuz haberler Alman medyasında yer alıyor. Dolayısıyla Türkiye’yi tercih edecek olan Almanlar tercihlerini başka bir ülkeye kaydırabiliyorlar. Bundan da her iki ülke turizmcileri etkileniyor. Dünya turizm sektörünün bir araya geleceği Uluslararası Turizm Borsası Fuarı öncesi bu gerginlik biz turizmcileri ciddi ciddi endişelendiriyor. Fuara katılacak iki yüze yakın ülke turist kapma rekabetinde olurken Türk ekonomisinin önemli bir lokomotifi olan turizm siyasi nedenlerden dolayı zarar etmesi kabul edilir bir durum değildir. Her iki ülke siyasi yetkilileri, bu gerginliği yumuşatmalı ve var olan Türk Alman dostluğunun yeniden filizlenmesini sağlamalıdır. Biz turizmciler bunu talep ederken, Almanya’da vatandaşlarıyla buluşmak isteyen Bakanlarımızın konuşma yapacağı salonların sudan bahanelerle iptal edilmesini sineye çekelim demiyoruz. Böyle bir durumda diplomasi mesleğinin incelikleri işletilerek karşı tarafa yapılanların dostluğa sığmadığı olayı yerel makamlara bırakılmayacak kadar hassas olduğu diplomatik lisanla anlatılmalıdır. Eğer bir toplantı yapılacaksa bunun için profesyonel hizmet veren şirketler üzerinden yapmış olsaydık, güvenlik yangın ve otopark sorunu gibi komik gerekçelerle bu tür iptallerle karşılaşmış olmazdık. Biz TÜRSAB olarak yurt dışında binlerce acenteye ulaşarak Türk turizminin gelişmesi için çalışıyoruz. Bu gayretlerimizin zarar görmesini istemiyoruz. Bu tartışmalar hem para kaybetmemize ve en önemlisi dost kaybetmemize neden oluyor” dedi.

    Baraner ayrıca, Alman halkının 40 yıldır Türkiye’ye gelerek tatillerini yaptıklarını hala Türkiye’ye olan sevgilerinin çok yüksek olduğunu, günlük siyasi olaylara bu sevginin feda edilmemesi gerektiğini söyledi.