Etiket: Gerektiğini

  • Advocaat: “Yarın iyi bir skor almamız gerektiğini biliyoruz”

    Fenerbahçe Teknik Direktörü Dick Advocaat, Krasnodar karşısında iyi bir skor almaları gerektiğini bildiklerini söyledi.

    Fenerbahçe, UEFA Avrupa Ligi Son 32 Turu ilk maçında, 16 Şubat Perşembe günü Krasnodar Stadyumu’nda Rusya’nın Krasnodar takımıyla karşılaşacak. Mücadele öncesinde maçın oynanacağı stadyumda düzenlenen basın toplantısına deneyimli teknik adam Dick Advocaat ile oyuncumuz Roman Petrovich Neustadter katıldı.

    Advocaat: “Yarın iyi bir skor almamız gerektiğini biliyoruz”

    Fenerbahçe Teknik Direktörü Dick Advocaat, son derece önemli bir maça çıkacaklarının altını çizerek, “Yarın bu turun ilk maçını oynayacağız. İyi bir skor alabilmemiz adına çok önemli bir maça çıkacağız. İki taraf için de geçerli bu. Ne yapmamız gerektiğini biliyoruz. İyi bir rakiple karşılaşacağız. Yarın buradan güzel bir skorla ayrılmamız gerekiyor” dedi.

    “Rakip lige verilen arayı iyi değerlendirdi”

    Rusya Ligi’ne verilen arayı, rakibin iyi değerlendirdiğini ifade eden Advocaat, “Bildiğiniz gibi Krasnodar takımı Dubai ve İspanya’da bir kamp dönemi geçirdi ve son 10 günde 4 hazırlık maçı oynadılar. Yarın oynayacağımız maçta hazır olmak için iyi bir süreci geride bıraktılar. Bu nedenle Rusya Ligi’ne verilen aradan dolayı rakibimizin yarınki maçta etkileneceğini düşünmüyorum” ifadelerini kullandı.

    Robin van Persie hakkında

    Kadroda olmayan Robin van Persie hakkında ise Hollandalı çalıştırıcı “Şu anda Robin’in olmamasının sebebi, antrenman yapacak olması. Bu antrenmanlar sayesinde daha fit olacak. O yüzden bizimle burada değil. Öte yandan Emenike kadroda, Volkan Şen ise yok. Sizin bilebileceğiniz isimler bunlar.” açıklamasında bulundu.

    “Düşüncemiz her zaman galibiyettir”

    Takımın Krasnodar karşısında sahada olacağı sisteme ilişkin de konuşan tecrübeli teknik adam, “Bizim her zaman sahaya çıkarken ki düşüncemiz, galibiyettir. Elinizdeki oyuncuların özelliğine bağlı olarak sistem de değişir. Bazı oyucular kontra atağı sever, bazıları da önde baskı yapmayı… Biz ikisinin arasında bir sistemle oynayacağız. Rakibimiz yarın kendi sahasında oynayacak ve deplasman maçlarına oranla biraz daha fazlasını yapmaları gerekecek” dedi.

    “Her iki kupayı da kazanmak isterim”

    Bir gazetecinin “Avrupa Kupası’nı mı, yoksa lig kupasını mı kazanmak istersiniz?” şeklindeki sorusuna; Adcovaat, “Aslında her ikisini de kazanmak isterim desem kolay cevap olur ama tek cevap hakkım var ve seçim yapmak gerekirse ben Avrupa Kupası’nı kazanmak isterim ve gelecek yıl da ligi” cevabını verdi.

    “Bence her iki lig de çok güçlü”

    Türkiye ve Rusya Ligi’nin kaliteli takımlara ve oyunculara sahip önemli birer lig olduğunu da ifade eden tecrübeli teknik adam, “Ben Rusya’da çalışırken de takımlar karma oyuncular seçerdi. Şu anda da çok fazla yabancı oyuncu var. Bir oyun tarzları var. Avrupa’dan bakanlar Rusya ve Türkiye Ligi’ni küçümsüyorlar ama bence her iki lig de çok güçlü ve kuvvetli. Yarın önemli bir karşılaşma bizi bekliyor olacak. Biz kendi ligimizde 4.sıradayız, Krasnodar ise 5.sırada yer alıyor. Bakalım yarın kim daha iyi, göreceğiz” dedi.

    Neustadter: “Zorlu bir maç bizi bekliyor”

    Fenerbahçeli oyuncu Roman Petrovich Neustadter ise, yarın zorlu bir maça çıkacaklarını belirterek,

    “Öncelikle şunu belirtmek istiyorum; biz zorlu bir gruptan çıktık ve buraya geldik. Krasnodar iyi bir takım ve milli takımdan tanıdığım oyuncular da var. İyi futbol oynayan bir takımla karşılaşacağız. Esas hedefimiz hücum ile defans arasında denge sağlamak. Yarın buradan alacağımız sonuç çok önemli.”

    “Benim maç eksiğim var ve ne yapmam gerektiğini biliyorum”

    Bir Rus gazetecinin Rusya Milli Takımına ilişkin yönelttiği soruya ise Neustadter, şu şekilde cevap verdi:

    “Yarınki maçı milli takıma katılabilme adına da değerlendiriyorum ancak esas hedefim kendi hocamızın gözüne girmek. Dediğim gibi milli takımı da düşünüyorum, bu anlamda yarınki maç benim için bir şans olacaktır. Rusya Milli takımı hocasıyla en son yılbaşından önce görüştük. Milli takımın yaptığı son kampa katılmadım ve sebebini biliyorum. Bir kez daha dile getirmek istiyorum, yarınki maç bu anlamda önemli bir şans. Milli takım maçlarını seyrettim, benim mevkimde birkaç oyuncu denendi. Benim maç eksiğim var ve ne yapmam gerektiğini biliyorum.”

    “Krasnodar iyi bir takım”

    Karşılaşmanın oynanacağı Krasnodar Stadyumu hakkında da konuşan Roman Neustadter, “Şehri gezme şansımız olmadı, çünkü havalimanından doğrudan otele geldik ve şimdi de bu stadyumdayız. Stadyuma gelince burası hakkında çok şey duyduk. Krasnodar iyi bir takım. Ama biz ne yapmamız gerektiğini biliyoruz ve yarınki maçta potansiyelimizi sahaya yansıtacağız” dedi.

  • Prof. Dr. Öner, çocuklara terör olaylarının nasıl anlatılması gerektiğini anlattı

    Çocuk ve Ergen Psikiatristi-Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, terör olaylarının çocuklara nasıl anlatılması gerektiği hakkında bilgi vererek, “Önce çocuğunuzun duygularını kabul edin. Korkuyla başa çıkmanın en iyi yolu durumu kontrol etmek ve bilgi sahibi olmaktır. Çocuklar anne babalarına bakarak nasıl bir tutum alacaklarına karar verirler” dedi.

    Çocuk ve Ergen Psikiatristi-Psikoterapist Prof. Dr. Özgür Öner, çocukların terör olayları ve bunların basına yansımalarından etkilendiğini, bunun normal olduğunu, süreci anlatırken çocukların korkularını anlayıp kabul ederek yola çıkmak gerektiğini söyledi.

    “’Korkacak bir şey yok’ demeyin”

    Prof. Dr. Özgür Öner, “Pek çok şiddet olayı ile beraber yaşıyoruz. Yayın organlarında bu konularla ilgili haberler kesintisiz yer alıyor. Her olayda masum insanların ölümüne şahit oluyoruz. Çocuklar da bu durumdan elbette etkileniyor. Çocuklarınızın normale dönmesini hızlandırmak için duygularını kabul edin. Yetişkin olarak siz de sakin ve kararlı olun” diye konuştu.

    Prof. Dr. Özgür Öner korkmanın normal olduğunu, çocukların korkularını reddetmemek gerektiğini söyleyerek, “Korkmak normaldir. İnsanlar bombalar patlarken korkar. Bu nedenle, böyle durumlarda ’ne var korkacak’ demek anlamsızdır. Daha iyisi, sizin de duygunuzu ifade etmenizdir. Çocuğunuzun duygusunu kabul etmezseniz bu ona ek bir yük getirecektir. Önce çocuğunuzun duygularını kabul edin. Korkuyla başa çıkmanın en iyi yolu durumu kontrol etmek ve bilgi sahibi olmaktır. Örneğin, korkulacak bir durum olduğu zaman bilgi almaya çalışmak, güvenliği sağlamak, abartılı yorumlara kulak asmamak kaygıyı azaltır. Çocuklar anne babalarına bakarak nasıl bir tutum alacaklarına karar verirler” dedi.

    “Olaylar sonrasında çocukların herkesi kötü zannetmesi normaldir”

    “Yaşanan olaylar sonrasında çocukların herkesi kötü zannetmesi normaldir. Onların bu konudaki duygularını anlayarak hareket edin” diyen Prof. Dr. Özgür Öner, “Herkes kötü değildir. Hayatta hem kötü hem de iyi insanlar var ve birçok insan çoğu zaman iyi, bazen de kötü davranışlar gösterebilir. Bu çok önemli ve vurgulanması gereken bir sonuçtur. Yaşanan olaylardan sonra çocuklara en güçlü olduğun zaman bile adaletli olmalısın mesajını vermeliyiz” şeklinde konuştu.

    “Birlikte güçlüyüz”

    Prof. Dr. Özgür Öner, “Yaşanan olaylardan çıkarılacak ve çocuklara anlatılacak önemli sonuçlardan birinin de ‘birlikte ne kadar güçlü’ olduğumuz hissini vermektir. İnsanlar ve topluluklar güçlüdür. Aslında bu daha önce pek çok toplumsal olayda da gördüğümüz, bireyin gücünü gösteren bir şey. Buradan çıkaracak ve çocuklarımıza verilecek önemli dersler var. ’Güçsüz değiliz, bir arada olduğumuz ve inandığımız zaman pek çok şeyi başarabiliriz.’” derken, çocuklara bunun anlatılması gerektiğinin de altını çizdi.

    İnsanların başına kötü şeyler gelebileceğine ama toparlanabileceklerine dikkat çeken Prof. Dr. Öner, “Önemli olan devamlı kendi kendine ne kadar şanssız olduğunu söylemek değil, elinden gelenin en iyisini yapmaktır” dedi.

    “Çocuk konuşmak istemiyorsa ısrarcı olmayın”

    “Çocuklar için bugünleri anlamak, yeniden toparlanmak kolay olmayabilir. Kimi çocuk konuşarak aklındakileri, duygularını ifade ederken kimileri tamamen sessizliğe bürünebilir” diyen Prof. Dr. Özgür Öner, “Bu konuyu çocukla konuşurken öncelikle kendiniz sakin ve kontrollü olun. Çocukların yaptığımız yorumları inandırıcı bulması için, kendi aranızda konuşurken, televizyon seyrederken aşırı yorumlarda bulunmaktan kaçının ve model oluşturun. Çocuklarla iletişim kurarken uygun yöntemler kullanmak gerekir, bu nedenle okul öncesi çocuklarla oyun oynarken, resim yaparken ilişki kurmak çok daha kolaydır. Her çocukla mutlaka bu olayları ayrıntılı bir şekilde konuşmak gerekmez; olayların öncesinde daha endişeli bir yapıya sahip olan, çok fazla veya rahatsız edici televizyon veya internet görüntülerine maruz kalan çocukların etkilenme olasılığı daha fazladır. Eğer çocuk sürekli bu konuya takılmışsa, çocukla bu konuda soru sorduğu sürece konuşmak uygun olacaktır. Burada belirleyici olan, anne babanın olay üzerindeki kontrolü, kendi psikolojik durumları ve olayı farklı boyutlarıyla görebilme becerileridir” ifadelerini kaydetti.

    “Çocukların oyunlarına dikkat edin”

    Çocukların oyunlarına da dikkat edilmesi gerektiğini vurulayan Prof. Dr. Öner, “Bazı çocuklar travmatik olayları oyunlarında yansıtabilirler. Burada aileler oyuna katıldıklarında oyunu daha olumlu bir şekilde sürdürmeye, oyundaki olaylar üzerinde kontrol sağlamaya ve olumlu bir şekilde oyunu sonlandırmaya, oyunun sonunda ’iyilerin’ kazanması, insanların birbirine yardımcı olması, ’kötülerin’ uygun cezalara çarptırılması gibi konulara dikkat etmelidirler” dedi.

    Bu belirtilere dikkat

    Anne ve babalara uyarılarda bulunan Prof. Dr. Özgür Öner, “Travmatik olayların çocukların üzerindeki etkisini belirleyen en önemli faktör, çocuğun kendisinin ve sevdiklerinin olaylardan hangi ölçüde direkt olarak etkilendikleridir. Eğer çocuğun kendisi veya bir yakını yaralandıysa, bir yakınını kaybettiyse, kendisi şiddet olaylarına bizzat şahit olduysa veya yoğun bir korku yaşadıysa daha ciddi şekilde etkilenecektir. Daha önceden psikolojik sorunları olan çocuklar daha da fazla etkilenirler. Aile bütünlüğü bozulan, aile içinde özellikle de anneleri tarafından abartılı yorumlara maruz kalan çocuklarda kaygı belirtileri daha fazla görülecektir” dedi.

    Prof. Dr. Özgür Öner, yaşananlara ek olarak sürecin doğru yönetilememesinin bazı çocuklarda psikolojik sorunlara da yol açabileceğini söyledi. Prof. Dr. Öner, uykuya geçmede zorluk, sık kabuslar, aşırı kaygı, önceden yapabildiklerini yapamama, sokağa kendisi çıkmama, ayrı yatamama gibi belirtiler varsa çocuklar için psikolojik destek alınmasının da düşünülmesi gerektiğinin altını çizdi.

  • Erdoğan: “15 Temmuz’da gördüklerimiz kendi göbeğimizi kendimizin kesmesi gerektiğini hatırlattı”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Temmuz gecesi ve sonrasında yaşadıklarımız Türkiye’ye yönelik çifte standardın ayyuka çıktığı en çarpıcı örnektir. Bu süreçte gördüklerimiz, okuduklarımız, izlediklerimiz bize kendi göbeğimizi kendimizin kesmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, TRT Word kanalının açılış programına katıldı. Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezindeki programda konuşma yapan Erdoğan, “DEAŞ’a karşı en büyük mücadeleyi veren, yüzlerce vatandaşını örgütün kanlı eylemlerinde kaybeden ülkemiz bu medya kuruluşları tarafından kara propagandanın hedefi oldu. 15 Temmuz gecesi ve sonrasında yaşadıklarımız Türkiye’ye yönelik çifte standardın ayyuka çıktığı en çarpıcı örnektir. Bu süreçte gördüklerimiz, okuduklarımız, izlediklerimiz bize kendi göbeğimizi kendimizin kesmesi gerektiğini bir kez daha hatırlattı. Yıllardır bize demokrasi dersi verenler, milletimizin tamamının seferber olduğu, 248 şehit, 2 bin 193 gazi pahasına yazdığı demokrasi destanını adeta görmezden geldiler. Kimse bize parmak sallamasın, kimse bize el kol hareketi yapmasın. Bu millet kendi kaderin tayin etme iktidarına sahiptir” şeklinde konuştu.

    “İstiklallerine ve istikballerine canları pahasına sahip çıkan bir milleti koyun diyerek, sürüler diyerek aşağılamaya cürret eden sözde gazeteciler gördük”

    15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişimi sırasında sokağa çıkarak darbeyi engelleyen vatandaşlara hakaret eden basın mensuplarının bulunduğunu kaydeden Erdoğan, “O gece Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nin çevresinde 30 vatandaşımız darbeciler tarafından şehit edildi. Yine bu çevrede 36 kardeşimiz de yaralandı. Darbe girişiminin başarılı olmasını umut edenlerin 16 Temmuz sabahı nasıl bir sükutu hayale uğradıklarını gördük. Daha da ötesi darbecileri Türkiye’nin son umudu olarak gören yazarlar vardı. PKK ve FETÖ sempatizanlığı batı medyasında zaten aldı gitti. İstiklallerine ve istikballerine canları pahasına sahip çıkan bir milleti koyun diyerek, sürüler diyerek aşağılamaya cüret eden sözde gazeteciler gördük. Hatta 7 Ağustos’ta Yenikapı Meydanı’nı dolduran insanları iktidar muhalifi gibi gösteren sahtekar medya mensupları bile çıktı” dedi.

    “Bizi basın özgürlüğü üzerinden eleştirenler ekranlarını ve sayfalarını cuntacıların emrine verecekti”

    15 Temmuz’daki darbe girişimi sırasında darbeyi kutlayan gazete manşetlerinin hazırlandığını söyleyen Erdoğan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Son 4 ayda her türlü ilkesizliği, riyakarlığı, ahlaksızlığı gördük, yaşadık. O gece darbe başarılı olsaydı bugün demokrasi ve özgürlük havarisi kesilen uluslar arası medya kamerasını, kalemini darbeyi meşrulaştırmak için seferber olacaktı. Bizi basın özgürlüğü üzerinden eleştirenler terör yardakçılarını bağrına basanlar ekranlarını ve sayfalarını cuntacıların emrine verecekti. Geçmişte bunu yaptılar. Tıpkı Mısır’da olduğu gibi darbeciler demokrasi kahramanı olacaktı. Hazırlanan manşetler boşa gitti. O gece uluslar arası medyada bazı gazetecilerin yüzünü hatırlayın hepsi de darbenin başarısız olmasının getirdiği derin bir hayal kırklığı ve kızgınlık içindeydi.”

    “Asıl önemli olan şu milletin gönlünü kazandınız ya asıl ödül budur”

    Altın Kelebek Ödül Töreni’nde TRT’nin dizisi Diriliş Ertuğrul hakkında yaşanan polemiklere de değinen Erdoğan, “Benim çok sevdiğim bir Afrika atasözü var; ‘Aslanlar kendi hikayelerini yazmadıkça, avcıların kahramanlık hikayelerini dinlemek zorundayız.’ Onun için aslanlar kendi hikayelerini yazmaya devam edecek. Onların o şekilde yorum yalpalarına hiç kafanızı takmayın. Yola devam edin bu millet sizi bağrına basmış, onlar bassa ne yazar basmasa ne yazar. Asıl önemli olan şu milletin gönlünü kazandınız ya asıl ödül budur. Onu için ben de sizi alkışlıyorum. Benin torunlarım bile bırakamıyor. Tamamını izlemek yetmiyor, bir de özetini izliyorlar. Bu denli gönülleri fethetmiş bir dizi bu. Beyefendi izleyememiş. Başkalarının biz anlamsının boş bir çaba olduğunu biz biliyoruz” açıklamalarında bulundu.

  • Mali Bakanı Naci Ağbal, Kayıt Dışı Ekonominin Kesinlikle Önlenmesi Gerektiğini Belirterek:

    Mali Bakanı Naci Ağbal, kayıt dışı ekonominin kesinlikle önlenmesi gerektiğini ifade ederek, “Kayıt dışı ekonomiyi bizim hızla aşağı çekmemiz lazım. Bir tarafta vergisini tam zamanında ödeyen kayıtlı mükellefler var, bir tarafta da hiçbir şekilde vergi dairesine uğramayan işletmeler var. Vergi dairesine hiç uğramayanları bir kere vergi dairesine getirmek lazım” dedi.

    Bakan Ağbal, Afyonkarahisar’da Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen “2016 Yılı Çalışma ve Hedeflerinin Değerlendirilmesi” toplantısına katıldı. Toplantının açılışında konuşan Türkiye ekonomisinin kalkınması adına önemli mesajlar veren Bakan Ağbal, önce AK Parti hükümetleri döneminde sağlanan ekonomik disiplinden bahsetti. Maliye Bakanlığı’nın Türkiye adına çok önemli bir görevi icra ettiğini ifade eden Bakan Ağbal, “AK Parti hükümetleri olarak 2002 yılından bu yana eğer bütçe disiplinini sağlamışsak, mali disiplini kararlı bir şekilde sürdürmüş isek bunun sacayaklarından biriside vergi gelirleri tahsilatından elde edilen başarıdır. Her yıl bir hedefimiz var. Bütçe kanunları ile belirlenmiş bütçe gelirleri hedefi, bu aynı zamanda Maliye Bakanlığı olarak bizim için bir ödev. Çünkü meclis her yıl hedeflenen bir gelir tahminini kanuna koyuyor, ondan sonrada onu gerçekleştirmek, onu sağlamak hatta o hedefi daha fazla gerçekleştirmekte bizim sorumluluğumuz” dedi.

    “TÜRKİYE’NİN KAYIT DIŞI EKONOMİSİ HALEN YÜKSEK ORANLARDA”

    Türkiye’de sıkça gündeme gelen “kayıt dışı ekonomi” konusuna da değinen Bakan Ağbal, her ne olursa olsun kayıt dışı ekonominin önlenmesi gerektiğine vurgu yaparak, “Ülkemizde kayıt dışı ekonomi halen yükse seviyelerde AK Parti hükümetleri döneminde son 14 yılda kayıt dışı istihdamda yüzde 52’lerden yüzde 32 seviyelerine gelmişsek de bir takım çalışmalar ile kayıt dışı ekonominin seviyesi yüzde 6-7 oranında bu dönemde azalmış olsa da aslında Türkiye’nin kayıt dışı ekonomisi halen yüksek oranlarda. Dolayısı ile bununla bizim mücadele etmemiz gerekiyor ve kayıt dışı ekonomiyi bizim hızla aşağı çekmemiz lazım. Gelir İdaresi Başkanlığımızın bu anlamda bir eylem planı var. 2011’li yıllardan itibaren 3.’nü uygulamaya geldiğimiz bir kayıt dışı eylem planımız var. Bunu da etkili bir şekilde uygulamaya devam etmemiz lazım. Siz Gelir İdaresi Başkanlığı çalışanları olarak vergi dairesi başkanlarımıza söylüyorum, mutlaka ve mutlaka ilk yapmamız gereken şey kayıt dışı kalmış, vergi dışı kalmış bütün işletmeleri yani bizim vergiden artık işletme diye tabir ettiğimiz işletmeleri tespit etmek. Vergi dairesine hiç uğramayanları bir kere vergi dairesine getirmek” diye konuştu.

    “BU MESELEYİ SADECE BİR KAMU GETİRİSİ OLAYI OLARAK ELE ALIRSAK YANLIŞ OLUR”

    Özel sektör ile konuşulduğu zaman kayıt dışı ekonomi konusunun gerçekten üzerinde durulması gereken bir husus olduğunu aktaran Bakan Ağbal şunları söyledi:

    “Bir tarafta vergisini tam zamanında, doğru bir şekilde ödeyen kayıtlı mükellefler var, bir tarafta da hiçbir şekilde vergi dairesine uğramayan, vergi ödemeyen işletmeler var. Bundan da aslında haksız rekabet oluşuyor. Birisi kayıtlı ekonomi içerisinde bütün yükümlülüklerini yerine getiriyor ayakta kalmaya çalışıyor, diğeri ise o bir işletmeler ile aynı olacak şekilde hiçbir şey ödemeden onlarla haksız rekabet yapıyor. Yani bu meseleyi sadece bir kamu getirisi olayı olarak ele alırsak yanlış olur. Devletin görevi piyasada faaliyette bulunan işletmeler arasındaki her türlü haksız rekabeti her bakımdan önlemektir. Bunun yollarından birisi de kayıt dışı ekonomi ile etkin bir şekilde mücadele etmektir. Onun için Gelir İdaresi Başkanlığındaki bütün birimlerin çok aktif bir şekilde sokağa çıkıp, hayatın içerisine girip iktisadi hayatta olanları takip edip bu kayıt dışı kalmış bu merdiven altı işletmeleri bir bir kayda alması lazım. Onun için Gelir İdaresi Başkanlığımızın da özel olarak idarelerinin performanslarını kayıt dışı kalmış işletme sayılarını kayıt altına almalarını da takip etmek lazım. İstanbul’da Gelir İdaresi Başkanlığımız acaba şu 74 ayda kaç tane böyle işletmeyi kayıt altına aldı?”

    Bakan Ağbal’ın konuşmasının ardından toplantı basına kapalı olarak devam etti.

  • Demirtaş: “Biz Artık Derhal Sokağa Çıkma Yasaklarının Kalkması Gerektiğini Belirtiyoruz””

    HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “Biz artık derhal sokağa çıkma yasaklarının kalkması gerektiğini, derhal normal koşullara dönüş için hükümetin aklını başına alması gerektiğini belirtiyoruz” dedi.

    HDP Eş Genel Başkanı Demirtaş, TBMM’de yaptığı açıklamada medya üzerinde korkutmalar uygulandığını öne sürdü. Demirtaş, sokağa çıkma yasaklarına ilişkin, “Başbakan Davutoğlu’nun siyasi sorumluluğunda katledilen sivillerin, bebeklerin hukuk çerçevesinde tek tek hesabı elbette ki sorulacak. Şu saatlerde Cizre’de Şırnak Milletvekilimiz Faysal Sarıyıldız’ın bize aktardığı sıcak bilgiyi sizinle paylaşmak istiyorum. Şırnak Milletvekilimiz Sarıyıldız kaymakama da bilgi vererek, 6 yaralının bulunduğu yerde yaralıları almak üzere aileleriyle birlikte hareket edecekleri bilgisini veriyor. ‘Biz milletvekili, belediye başkanı 15 kişilik sivil heyetle şu mahalleden şu mahalleye, şu adrese gideceğiz, yaralıları alacağız, hastaneye teslim edeceğiz’ bilgisini veriyor. Buna rağmen milletvekilimizin de aralarında bulunduğu 15 kişilik grup ateş altına alınıyor, 10 kişi yaralanıyor. Milletvekilimiz, belediye başkanımız ve sivil vatandaşlar canını zor kurtarıyorlar, şu anda bir bodrumdalar. Yaralılar kan kaybediyor. Yaralıyı almaya gidenler kendileri yaralanıyor” dedi.

    Arkadaşlarının İçişleri Bakanlığı Müsteşarı ile görüştüklerini kaydeden Demirtaş, “2016 yılının Türkiye’sinde bunlar yaşanıyor ve bizler bu parlamentoda demokrasi, barış, kardeşlik nutukları atan milletvekillerini dinliyoruz. Parlamento kendi egemenliğinde olan bir ülkede, ilçede, ilde ağır suçlara karşı duyarsız kalamaz. Eğer yaşananlara karşı bu kadar ilgisiz, alakasız, bırakın ilgisiz alakasız davranmayı düşmanca tutum sergileyecekse, milletin parlamentosu olamaz burası. Millet sadece AKP’ye oy verenlerden ibaret değil. Halk dediğimiz şey bir partiye oy verenlerden ibaret değildir. Eğer siz halkın size oy vermemiş olanlarını düşman ilan edip, kadını, çocuğu katledecek şekilde göz yumup, alkış tutacak parlamento iseniz, milletle alakasız bir kurumsunuz” şeklinde konuştu.

    Demirtaş, hiçbir dönem bu kadar suça ortak bir parlamento oluşmadığını iddia ederek şunları dedi:

    “HDP olarak arkadaşlarımız bu duyarsızlığa karşı tepkisini koyacaktır. HDP milletvekilleri bu katliamlara sessiz kalmayacaktır. Parlamentonun bütün olanaklarını kullanarak en net, kararlı şekilde parlamento grubumuz bu suça ortak olmayacağımızı ortaya koyacaktır. Hükümet içinde olan bakanlara sesleniyorum; zannetmeyin ki bunlar tarihin sayfalarına yazılmıyor. Ağır suçlar işleniyor. Hem yasa karşısında, vicdan, inanç karşısında işleniyor, sizde bunları örtüyorsunuz. ‘Türk halkı bunu duymasın’ diye elinizden geleni yapıyorsunuz.’’

    1990’lı yıllarda benzer şeylerin yapıldığını belirten Demirtaş, “Şimdi aynısını yaşıyoruz. Yeniden ağır insan hakları ihlalleri, büyük suçlar gerçekleşirken bir kez daha Türkiye’nin batısı bunları duymuyor, basın bunun üstünü örtüyor, ‘barış’ diyen herkes linç ediliyor, ‘çözüm’ diyen herkes vatan haini ilan ediliyor, ‘silahlar susmalı, söz konuşmalı’ diyen herkes terörist ilan ediliyor. Cizre’de çok büyük suç işleniyor, ‘dur ‘deyin. İnsanlara infaz, işkence yapılamaz. Yaralı insanların üstüne ateş açılamaz. Biz artık derhal sokağa çıkma yasaklarının kalkması gerektiğini, derhal normal koşullara dönüş için hükümetin aklını başına alması gerektiğini belirtiyoruz. Herkese de bu ülkeyi seven, ülkede kardeş savaşı istemeyen herkesin sesini yükseltmesini istiyoruz. Halkımız her yerde nerede olursa olsun sesini yükseltmelidir. He türlü demokratik eylemle halk bizzat ‘dur’ demelidir” dedi.