Etiket: Gerekiyor””

  • Ali Ay: “Oynamayanlarla yolları ayırmamız gerekiyor”

    Bursaspor’un Olağan Divan Kurulu toplantısı Bursa Büyükşehir Belediyesi Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi. Toplantıda konuşan Başkan Ali Ay, “Oynamayanlarla yolları ayırmamız gerekiyor. 40 milyon gerideyiz. Şimdi ’transfer yapsana’ diyeceksiniz, 15-20 milyon Euro toplayın yapalım” dedi.

    Stadyumda gerçekleştirilen toplantıya Divan Başkanlık Kurulu üyeleri ve Divan Kurulu üyelerinin yanı sıra Başkan Ali Ay, İkinci Başkan Ali Ademoğlu, yönetim kurulu üyeleri ve üyeler katıldı.

    Açılış konuşmasını gerçekleştiren Divan Başkanlık Kurulu Başkanı İdris Sevinç, “Amatör branşlar ile ilgili yerli yersiz konuşmalar olduğunu sezdik, amatör branşların kapatılması gibi bir durum söz konusu değildir. Bizim aldığımız rakamlara göre amatör branşlarda basketbolda 40 , voleybolda 25, boksta 50, masa tenisinde 17, atletizmde 11, tekvandoda 25 ve boccede 14 tane sporcu arkadaşımızın olduğunu öğrendik. Toplamda 182 tane arkadaşımız var. Bursaspor sadece futbol kulübü değil, bir spor kulübü. Lakin bunların organik olması gerekir. Şartlarımız içerisinde hormonlu büyüme gibi bir hava var. Bizim bir Vakıfköy’ümüz var. 15 gün içerisinde milli takımlarda 16 tane Bursaspor lisansı olan genç kardeşlerimiz var. Diğer takımlarda oynayan Vakıfköylü genç kardeşlerimiz var. Vakıfköy’de görev yapan antrenörlerimizi yönetim kurulumuzu ve genç kardeşlerimizi kutluyor ve başarılarının devamını diliyorum” diye konuştu.

    Ay: “TFF’de başkan ve diğer yetkililerle girişimleri yaptık”

    Başkan Ali Ay ise, “Taraftarımıza teşekkür ediyorum. Kulüp olarak 23 bin ortalamaya oynuyoruz. Yayıncı ve TFF’ye sitemlerimi iletmek istiyorum. ’Maçları cumartesi hem de gündüz oynayacaksın’ demek taraftara ’maça gelmeyeceksin, bu tribünlerin dolduğunu görmek istemiyorum’ demektir. Bunu burada değil, TFF’de başkan ve diğer yetkililerle girişimleri yaptık. Yayıncı kuruluşu adres gösterdiler. Onlarla da görüşmeler yapacağız. Milli takımları destekleyen kulüplerden bir tanesi Bursaspor’dur. Biz katkı bekliyoruz” dedi.

    “İsim hakkını satıp günü belki kurtarabiliriz”

    Bursa’nın spor kenti olduğunu ifade eden Başkan Ay, “Lokomotifi Bursaspor’dur. Şu gerçeğin altını çizmek gerekir. Futbol dışında faaliyet göstereceği an gerçekçi bir model yapmalıdır. İşin finansal boyutu hiç düşünülmemiş. Amatör branşlar futboldan alınan paralarla idare edilemez hale gelmiş. Basketbol takımını heyecanla izliyorum, voleybolcular seri galibiyetler alıyor. Boksörler başarıdan başarıya koşuyor. Şu anki finansal yapısıyla bunu yürütecek güçte değiliz. Kaynak için bir yapı oluşturulmadılar. Bu girişimlerden sonuç almamız gerekir. Futboldan gelir aktarmayan bir model oluşturmamız şart. Büyük bir gemi içerisindeyiz ki mevcut motor gücü ile gemiyi bir yere ulaştırmak mümkün değil. Motorun güçlenmesi için zamana ihtiyacımız var. Hep birlikte küreklere asılmalıyız. 100 kazanıp 200 lira harcayan kulüp olarak, isim hakkını satıp günü belki kurtarabiliriz. 2 yıl sonra satacak bir şey olmayacağı için daha büyük felaketler ortaya çıkacaktır. Herkesi ezip geçen amatör branşlar olsun isterim. Bugünkü ekonomik şartlarda bunları yapabilmemiz mümkün değil” şeklinde konuştu.

    “Böyle gidersek 30-50 milyon arası zarar eden kulüp bırakırız”

    ‘Her şeyde küçülebiliriz ama alt yapı hariç’ diyen Başkan Ali Ay, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Buranın 7-24 saat verimli çalışması lazım. Akademi, futbol okulu, hocalarıyla Vakıfköy 300 kişilik fabrikadır. Bursaspor sevdasıyla karşılaşacak iş birliğine hazırlanıyoruz. Alt yapının sorumluluğunu giderlerini orası karşılaşacak. 1-2 yıl değil. Uzun süreli olacak. Müjde olarak paylaşmak istiyorum. Proje için ayrılan parayı bankalar önümüze sürekli engel çıkartıyor. 50 milyon kredi hazır. Arsa hazır, 70-80 milyon değerinde. Ancak bankalar 15-20 milyon ekspertiz raporu çıkartıp önümüze bir sürü engel çıkartıyor. Gökten altın yağsa bize teneke düşüyor. Bunları mali genel kurulda tek tek açıklayacağım. Bursaspor’un aklına yatmayan hiçbir şey burada olmaz. Küçülüyor mu, kapanıyor mu diye panik yapmayın. Divan tecrübe havuzudur. Tribünler ise kulübün vicdanıdır. Bursaspor’un gerçeklerini bilerek hareket edersek. Toplam kombine, loca geliri 24 milyon 394 bin TL olmuş. Minareli Çavuş’ta 25 dönümlük yer aldık. Meclisten geçecek. Buradan 20 milyon gibi gelir bekliyoruz. 11 buçuk milyonluk arsa satışımız oldu ama bunlar yetmiyor. Sizlere, taraftara şirin gözükmek isterim. Ben gerçekleri söylemek zorundayım. Böyle gidersek 30-50 milyon arası zarar eden kulüp bırakırız. Şimdi de zarar eden kulübüz. Futbolcu satmamız lazım. Bu yıl mı, gelecek yıl mı olur zaman gösterir. Yeni kaynaklar bulmamız gerekir. Projelerin yüzde 95’i belediye ve siyasilere bağlı. Bursaspor’un artık bundan kurtulup, kendi ayakları üzerinde durması gerekir. 23 bin taraftarımız var. Kombineden 9 milyon gelirimiz oldu. Sezen sonu itibariyle 13-15 milyon olabilir.”

    “Oynamayanlarla yolları ayırmamız gerekiyor”

    Takımda oynamayan oyuncularla yolların ayrılması gerektiğine dikkat çeken Ali Ay, “Amatör branşlarda rakamları veriyorum, küçülme işini biz yönetim olarak verebiliriz. Yeşil Bursa’nın satışını genel kurulun vermesi gerekir. Rakamlar düşerse Bursaspor ayakları üzerinde durur. Bugün amatör branşlarda 171 sporcumuz var. Toplam yıllık gideri 9 milyon 760 bin TL. Bunların içinde Yeşil Bursa yok. Bu takımların yıllık gelir 3 milyon TL. Fark 7 milyon. 2 milyon da Yeşil Bursa için koyarsak rakam 10 milyon TL oluyor. Bunları özetle söylüyorum, o zaman rakamlar daha da netleşir. Kararımızı veririz. Biz küçülmezsek bu gelirlerle Bursaspor yönetilemez. Futbolda küçülmek istemiyorum. Her yıl şampiyonluğa oynamalıyız. Birlik ve beraberlik olduğunda zengin bir şehiriz. Bu borcu 1 saat içerisinde toplayabiliriz. Burada sadece biraz Bursaspor sevgisi, katılım, şehre hava getirilmesi şart. Ancak oynamayanlarla yolları ayırmamız gerekiyor. Devre arasında keseceğiz. Sonrasını düşünemiyorum. 40 milyon gerideyiz. Şimdi ’transfer yapsana’ diyeceksiniz 15-20 milyon Euro toplayın yapalım. Dünyada Avrupa’da tanınmış Paul Le Guen gibi hocamız var. Bu hoca ve başkalarıyla Bursaspor’un şampiyonluğa oynaması lazım” dedi.

    Divan Kurulu toplantısı toplu fotoğraf çekiminin ardından son buldu.

  • Başkan Hacısalihoğlu: “Trabzon-Sochi feribot seferlerinin yeniden başlaması konusunda girişimler yapılması gerekiyor”

    Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in son dönemlerde yaptığı görüşmelerin ardından hareketlenen Türkiye-Rusya ilişkilerinin geliştirilmesine Trabzon olarak ellerinden gelen katkıyı vereceklerini vurgulayarak, Trabzon-Sochi feribot seferlerinin yeniden başlaması konusunda girişimler yapılması gerektiğini belirtti.

    Rusya Federasyonu Trabzon Başkonsolosu Valery Tikhonov, Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nı ziyaret ederek Başkan M. Suat Hacısalihoğlu ve yönetim kurulu üyeleriyle görüştü. TTSO Başkanı M. Suat Hacısalihoğlu, Türkiye ve Rusya Cumhurbaşkanlarının görüşmelerinin ardından alınan kararlar sonucu çizilecek yol haritası uyarınca iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi için ellerinden gelen çabayı göstereceklerini vurgulayarak,

    “Öncelikle ulaşım olmalı ki ilişkiler gelişsin. Bu nedenle Trabzon-Sochi arasında feribot seferlerinin yeniden başlaması konusunda girişimler yapılmalı. Böylece işadamları gelip gider, mal ticareti yeniden canlanır. İki ülke bürokratlarının da yapılacak karşılıklı gezilerle işadamlarına güven verecek temaslarda bulunmalarını önemsiyoruz. Türk ve Rus işadamlarının resmi makamlar ve ticaret odaları öncülüğünde buluşacakları çeşitli organizasyonların da bir an önce başlatılması taraftarıyız. Bu konuda da girişimlerimiz bulunuyor. Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın 250 sektörden yaklaşık 9 bin üyesi bulunuyor ve bunların 250’si ihracat yapıyor. Bölgemize en yakın olan Sochi’yi ön plana alarak iki ülke ilişkilerinin geliştirilmesi ve canlandırılması için elbirliğiyle çalışmalıyız” dedi.

    Rusya Federasyonu Trabzon Başkonsolosu Valery Tikhonov ise, iki ülke devlet başkanlarının ilişkilerin krizden önceki seviyeye getirilmesi konusunda talimatları bulunduğunu belirterek, “Bu konuda elbirliğiyle çalışmalıyız. Gemi seferlerinin başlaması önemli. Bu seferler hem turizm hem ticaret için kullanılmalı. Biz yapılacak çalışmalara elimizden gelen en yüksek desteği vermeye hazırız” diye konuştu.

    Görüşmenin sonunda Başkonsolos Tikhonov Başkan M. Suat Hacısalihoğlu’na el işçiliğiyle yapılmış bir tepsi hediye etti. Başkan Hacısalihoğlu ise konuğuna ziyaretinin anısına plaket takdim etti.

  • Erol Bulut: “Kendimizi geliştirmemiz gerekiyor”

    Evkur Yeni Malatyaspor Teknik Direktörü Erol Bulut, “Kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Önümüzdeki haftalarda daha iyi yerlere geleceğimizi düşünüyorum” dedi.

    Evkur Yeni Malatyaspor, Süper Lig’in 9. haftasında Trabzonspor’u 1-0 mağlup etti. Maçın arından açıklamalarda bulunan Evkur Yeni Malatyaspor Teknik Direktörü Erol Bulut, oldukça zor bir karşılaşma olduğunu ifade ederek, “Zor bir maçtı. Puan ve puanlar almamız gereken bir maçtı. Geçen hafta Fenerbahçe karşısında ilk yarıya maalesef çok iyi konsantre başlayamadık ve 6 dakika içerisinde 2-0 geriye düşmüştük. Bugünkü Trabzonspor maçında farklı oynamak istiyorduk. 1. saniyeden itibaren iyi konsantre olmamız gerekiyordu. Takımımız bunu en iyi şekilde yerine getirdi. İlk yarının sonuna doğru kazandığımız bir golle ikinci devreye galip girdik. Tabii Trabzonspor’un kalitesi ortada. İkinci yarı baya baskı yaptılar. Biz buna karşı direndik, iyi kapattık agresif oynadık. İkinci golü bulabilirdik. Ofansif ve defans anlamında kendimizi geliştirmemiz gerekiyor. Önümüzdeki haftalarda daha iyi yerlere geleceğimizi düşünüyorum” diye konuştu.

  • Güral: “İhracatın ortalama yıllık yaklaşık yüzde 11.7 oranında artması gerekiyor”

    Güral Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Harika Güral, “Türkiye’nin 2023 hedefleri içinde yer alan 500 milyar dolar ihracat hedefinin gerçekleşebilmesi için ihracatın ortalama yıllık yaklaşık yüzde 11,7 oranında artması gerekiyor” dedi.

    Güral Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Harika Güral, Türkiye’nin dış borcunu kapatabilmesinde kritik bir role sahip olan ihracat rakamlarının daha da artması gerektiğini söyledi. Güral, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Kuzey Kore’nin nükleer silah ve füze denemeleri nedeniyle ülkeye birtakım kısıtlamalar içeren BM Güvenlik Konseyi kararını imzalamasının ardından kısıtlanan ürünlerle ilgili yazılı bir açıklama yaptı. Güral, “Türkiye’nin 2023 hedefleri içinde yer alan 500 milyar dolar ihracat hedefinin gerçekleşebilmesi için ihracatın ortalama yıllık yaklaşık yüzde 11,7 oranında artması gerekiyor. GSYİH hedefinin gerçekleşebilmesi için de GSYİH’in aynı dönemde ortalama yıllık yaklaşık yüzde 8 oranında büyümesi lazım. Ülkemiz birçok badire atlatmasına rağmen 2014 yılında yüzde 4 büyüdü. 2015 yılı içinde yüzde 3’lere ancak ulaşılabilir derken son çeyrekte 1 Kasım seçimleri sonrasında neredeyse patlayan iç talep ile birlikte ülke büyümemiz yüzde 4’e ulaştı. 2016 yılında da 15 Temmuz kalkışmasına rağmen Türkiye büyüme trendini devam ettirerek yüzde 4’lük seviyesini korudu” diye konuştu.

    “Elimizden geleni yapıyoruz”

    Güral Şirketler Grubu olarak bu konuda ellerinden geleni yaptıklarını belirten Güral, “Her yaptığımız yatırımın, her geliştirdiğimiz yeni ürünün ülke ekonomisine bir katma değer yaratacağının bilinciyle hareket ediyoruz. En son küresel gelişmelere baktığımızda Kuzey Kore’nin nükleer silah ve füze denemeleri nedeniyle BM Güvenlik Konseyi’nin uygulayacağı yaptırımları Türkiye için bir fırsat olarak yorumluyorum. Kısıtlanan ürünler listesinde 100 dolardan daha değerli porselen ve Çin porseleni ürünlerinin bulunuyor oluşunu sektörümüzde ihracatın artacağının bir göstergesi olarak kabul ediyorum’ dedi.

    Türkiye’nin lider üreticilerinden olan Güral Porselen’in ülke genelindeki üstünlüğünü yaptığı ihracatla da perçinlediğini belirten Harika Güral, yaptıkları AR – GE çalışmalarıyla da geleceğe projeksiyon tuttuklarını vurguladı. Güral, Türkiye’deki ilk bone porseleni ürettiklerini belirterek, “Güral bone porseleni bir sanat eseri kadar zahmetli bir işlemle üretiyoruz. İlk kez 2006 yılında ürettiğimiz ‘bone’ serisi yemek takımları bugün dünyanın 70 ülkesindeki sofraları süslüyor. Özellikle ‘bone’ serisi ile porselen sektörünün öncü ve yaratıcı oyuncusu olma özelliğimizi perçinlerken, ‘Terra Rosa; renkli grup’ ve ‘Onyx; mermer desen’ ile normal porselende görülmesi mümkün olmayan kırık beyaz rengi tüketiciyle tanıştırdık. Her geçen gün değişen trendleri yakından takip ediyoruz. Dolayısıyla faaliyetlerimizde yaratıcı tasarımlara, ar-ge’ye ve müşteri memnuniyetine büyük önem vererek devam ediyoruz. Bugün Güral Porselen olarak, sadece Türkiye’nin değil, dünyanın da lider porselen markaları arasında yer almanın gururunu yaşıyoruz” şeklinde konuştu.

  • Başkan Fatih Şener: “İstanbul’un lojistiğini yeniden planlamak gerekiyor”

    Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, Radyo Trafik Marmara’da katıldığı ’Haftanın Konuğu’ adlı programda karayolu taşımacılığı sektörünün sorunlarına değindi.

    Radyo Trafik Marmara Genel Yayın Yönetmeni Cezayir Doğan’ın sorularını cevaplayan Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, UND’nin 43’üncü yılında, Türkiye’nin en köklü kuruluşlarından biri olduğunu ve Türkiye’de 10 farklı bölgede temsilcilikleri olduğunu belirtti. Türkiye dış ticaretinin en önemli noktasının karayolu taşımacılığı olduğunu vurgulayan Başkan Şener, “Türkiye için dış ticaret çok mühim, Türkiye ihracatla ve dışardan gelen parayla büyüyor. Bu ihracatlar ağırlıklı olarak karayoluyla yapılıyor, bu yüzden Türkiye için çok stratejik bir rolümüz var. Ülke ekonomisinde zaman zaman kamuyla iş birliği içinde uluslararası ilişkiler yürütüyor zaman zaman da Türkiye’de kamyoncularımızın hayatını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Ayrıca yurtdışında yaşanan zorlukları çözmeye çalışıyoruz. Çünkü Türkiye ekonomisi dış ticaretle kalkınan bir ülke, bunu bilen komşular da Türkiye’yi frenletmek için tırları frenletme yolunu seçebiliyorlar. Mesela Rusya ile aramız bozuluyor Putin diyor ki tırlar geçemez. General Sisi kızıyor bize diyor ki tırlar geçemez. Bulgaristan tarafında daha da kötüleri oldu, Bulgarlar bir keresinde kapıyı kapattılar sonra pişman oldular kapıyı açtılar. Şimdi Bulgaristan kapılarının kapanması Bulgar ekonomisine de zarar veriyor. Bunu bildikleri için Bulgaristan içi eylemlerde gelip kapıyı kapatıyorlar mesela bir keresinde Bulgar hurdacılar kapıyı kapamıştı” diye konuştu.

    “Üçüncü köprünün birçok şeyi eksik ancak parası tam”

    Fatih Sultan Mehmet Köprüsü sonrası ağır vasıtaların kaldığı durumları değerlendiren Şener, “3’üncü köprü açıldığı zaman, benim bu köprünün bizim için milat olduğu ve uzun bekleme kuyruklarından kurtulacağımıza dair söylemlerim olmuştu. Ama o zaman henüz fiyat ortada yoktu ve henüz bağlantı yollarında yaşanan kaosla yüzleşmemiştik. 3’üncü köprünün bize çok etkisi oldu, öncelikle bu geri ödeme konusunda aslında belki de en adaletli yöntem kullanıcıya ödetmek. Yani şu an Erzurum’da olup İstanbul’u hiç görmemiş vergi mükelleflerine, bu vergiyi pay etmek belki de daha adaletsiz yaklaşım olabilir. Devlet köprü yapar ve bunu model olarak geçenlerden ücret alır, ancak fiyatlar çok yüksek. Gerçekten bunun geri dönüşüm süreci çok kısa tutuldu ve Türkiye’nin genel lojistik maliyetlerinde bir payı oldu. Alınan 150 – 200 liralık köprü ücreti 700 liralık bir nakliyeye yüzde 20’lik bir pay getirdi. Ve bu emin olun haldeki sebzeye yansıdı.” dedi.

    “Şehrin lojistiğini yeniden planlamaya ihtiyacımız var”

    İstanbul’u transit geçenlerin oranı, şehir içindeki ağır vasıta oranından çok fazla olmadığını belirten Şener, şehir içi ağır vasıtalı araç trafiğinin mecburi olduğuna değinerek, “Bu araçların hepsi İstanbul’un içine geliyor. İstanbul’un içine gelme ihtiyacını ortadan kaldırmadan bu engellenemez. Mesela Erenköy gümrüğüne günde bin araç giriyor, belki 10 bin araç çıkıyor. Aynı şekilde hallere de bin araç girip 10 bin araç çıkıyor. Bizim bu şehrin lojistiğini yeniden planlamaya ihtiyacımız var. Hazır kuzeyde bir köprü yapılmışken, şehrin lojistik planlamasını kuzey otoyolunun kuzeyinde planlamak lazım. Yani Pendik – Kartal civarını Ömerli – Şile mevkiinde, Maltepe – Bostancı yönlü yani kuzeyden güneye planlanmalı. Çünkü bu şehirde insan hareketi doğu batı aksında yürüyor aynı yönde eşya hareketi de var. Hâlbuki bu şehrin lojistiğini kuzeyden güneye planlarsak çok kesişmeden bunun önüne çıkabiliriz” ifadelerini kullandı.

    “Nakliyeci 2 saatte yapacağı işi belki 48 saatte yapamıyor”

    İstanbul sanayi merkezlerinin, şehir içinde olduğu sürece nakliyecilerin ve trafiğin sorunlarının bitmeyeceğine değinen Şener, “Sanayi demek lojistik hareket demek, İstanbul’da sanayi mahalleleri şehrin içinde. Biz 5’inci köprüyü de yapsak bu lojistik hareketi şehrin dışına kaydırmadıkça araçlar şehrin içine girmek zorunda. Bizim şöyle kısıtlarımız da var. Şehrin birçok yerine tırların girişi yasak. Araçlar mal teslim edecek şehre girişi yasak, geceyi bekliyor. Gece gidiyor fabrikada kimse yok. İnsanların gelmesi için sabahı bekliyor, malını teslim ediyor, sonra şehirden çıkmak için tekrar geceyi bekliyor. Normalde gece olsa 2 saatte yapacağı işi belki 48 saatte yapamıyor. Zor bir şey midir, İstanbul’da mal teslim kabul operasyonları gece yapılacak dediğinizde, sadece şirketler fazla mesai ödeyip personelini gece çalıştıracak ve teslimler gece yapılacak. Bunun Japonya’da örnekleri var, orada geceleri raylı sistem araçları kolilerle mağazalara mal taşıyor. Bizim organize sanayilerin şehrin dışına taşınması lazım, bu şehirde kendisi şehrin dışına çıkmak isteyen lojistik şirketlerine bile destek vermiyoruz. Organize bir şekilde bunları şehrin dışına hareket ettirmemiz lazım. 18 milyonluk bir şehri beslemek için erzakını getir çöpünü götür işlemi çok büyük bir lojistik hareket. Bunu günü yaşarken değil, gece yapmak gerekir. Çok basit diye düşünüyorum, bir mevzuat, bir yükümlülük getireceksiniz.” dedi.

    “Macaristan artık giriş parası alamayacak”

    Avrupa’da Türk lojistik araçlarına uygulanan giriş ücretleri konusunda mücadele edip, mahkemeye verdiklerini söyleyen Şener, “Türkiye’nin yüzde 50’ye yakın ihracatı karayoluyla yapılıyor. Uluslararası araç sayısı 65 bin. Bizim araçlarımız Uluslararası kurallara uygun çalıştığı için aslında Türkiye’deki trafik içinde tüm ağır vasıtalara örnek olacak araçlar bunlar. Sürücülerin çoğu en az kendi işini halledebilecek kadar yabancı dil bilen, uluslararası sürüş, dinlenme ve takometre kurallarına uyan sürücüler. Bizim uluslararası araçlar belli izinlerle, kotalarla hareket ediyor. Mesela Macaristan’dan geçeceksiniz, o ülkeden kaç araç geçecek 10 bin araç o zaman 10 bin araçlık izin isteniyor. Macaristan demiş ki benden geçen araçlardan 438 euro para alırım sefer başına, niçin yolumu kullanıyorsun. Biz zaten o yolu kullanmak için 140 euro para ödüyoruz ki Avrupa’nın en pahalı otoyolu sende. Bunu niçin benden alıyor da İran’dan almıyor, ben öyle istiyorum diyorlar. Bu konu için Adalet Divanı’nda bir dava açtık, Avrupa Komisyonu da bizden yana karar aldı bu para ayrımcıdır, gümrük kanununa aykırıdır diye. 1 – 2 aya kadar mahkeme kararını bekliyoruz büyük ihtimalle Macaristan artık bu parayı alamayacak. Geçmişte ödenen cezaların tahsili ve tazminatı gibi davalarda arkadan gelecek. Biz Bulgaristan’a 84 euro, Romanya’ya 236 euro, Yunanistan’a da 100 euro para ödüyoruz. Bu daha Avrupa’da emsal olacak ve bu ülkelerin bu parayı alması hukuksuz hale gelecek” şeklinde konuştu.

    “Biz diyoruz ki biz de kara adamıyız ama onlar bize ‘kara adam’ muamelesi yapıyor”

    Avrupa’da tır sürücülerine uygulanan vize kuralı konusunu da mahkemeye taşıyacaklarını belirten Şener, “Vize konusu gerçekten önemli, sürücüleri iş yapamaz hale getiren bir durum bu vize. Schengen kuralı diye bir kural var, buna göre 6 aylık vizede ancak 3 ay kalabilirsiniz. Ancak Schengen 1996’da yaklaşık 1 milyon km bir alanken şimdi 4 katına çıktı. Bu alan çok geniş olduğu için, orada geçen kalış süreleri çabuk tükeniyor. Ve sürücülerimiz Yunanistan’a çıkmaz üzereyken diyorlar ki sen kalış süresini tükettin. Hâlbuki gemi ve hava adamlarının vize derdi yoktur. Biz diyoruz ki biz de kara adamıyız ama onlar bize ‘kara adam’ muamelesi yapıyor. Bizim bu meseleyi de dava açıp çözmemiz lazım” diye konuştu.

    “İran Türk aracına yakıt satarsa ben de onun aracını en fazla 50 litre yakıtla sokarım”

    İran ile Türkiye arasında imzalanan anlaşmalar konusunda sıkıntı yaşandığını ve İran’ın sürücülere ağır ceza kestiğini belirten Şener, “Biz İran’a transit geçerken yakın zamana kadar, yakıt fiyat farkı adıyla 487 lira para ödüyorduk. Mesela Türkmenistan’a gidiyoruz diyor ki, Türkiye’de yakıt pahalı bende ucuz ama halkıma ucuz, dolayısıyla sen bize şu kadar fark parası vereceksin. Bir ülkede ne ucuzsa onu ucuza, ne pahalıysa onu pahalıya alırsınız, başka hiçbir üründe bu uygulama yok. Biz İran’dan yılda 45 bin geçerken onlar bizden 55 bin geçiyor. Dedik ki biz onlara para ödüyoruz da onlar bize neden ödemiyor. Bu tartışmalar üzerine Türkiye’de onlardan aynı parayı aldı. Ertesi gün İran 487 lirayı 974 yaptı, yüzde 100 arttırdı, 15 dakika sonra Türkiye’de arttırdı. 2 ay sürdü sonra İran bu parayı almıyoruz dedi bu paradan kurtuldu. 2’li taşımalarda alınan ücreti de istemiyoruz dedik. Biz Türkiye’den yakıtı alalım mühürleyelim depoyu, senden yakıt almayalım, Türkmenistan’dan gelirken Türkmen yakıtı daha ucuz onu da mühürle, sen depomuzu kitle biz almayalım ve geçelim dedik kabul ettiler. İran taşımalarında da buna çare bulamadık o zaman litre başına para al dedik. Ülkeye dönerken İran kapısında depoya bakıyorlar ne kadar litreyse o kadar para alıyorlar. Bu çok haksız ve adaletsiz bir şey. İranlı kendi şoföründen almıyor. Bizim taşımacılarımızın taşımasını pahalılaştırmak için, bizimkilerden para alıyor bu konuda mücadele ediyoruz. İranlılarla tartışma anlaşma imzalandıktan sonra başlar derler, öyle oldu. Şu anda İran’da daha önce kabul ettikleri anlaşma maddeleri konusunda da sıkıntılar yaşanıyor. Türkiye yurt dışına çıkan araçlarına vergisiz yakıt satıyor, petrol parasını yurt dışına ödemesin diye. Ama bazı şoförler İranlıların çıkardıkları sorunlar sebebiyle gidip İran’dan alayım da ne istiyorlarsa vereyim diyorlar. Bunu yapınca da, her gün zamla karşılaşacaklar. Bizim bu konuda talebimiz şu, şayet Türk arabası pahalı yakıtla geliyor, İran arabası ucuz yakıtla geliyorsa, sen Türk arabasına yakıt satarsan ben de senin arabanı en fazla 50 litre yakıtla sokarım talebimiz var. Yani sen Türk araçlarını yakıtla göndermiyorsan biz de İran araçlarını yakıtla almıyoruz şeklinde bir talebimiz var. Bu konuyu kamuya ilettik” ifadelerini kullandı.